{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  19. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1827 <br>KARAR NO\t: 2025/2019<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/05/2025<br>NUMARASI\t: 2020/499 Esas - 2025/544 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 03/11/2025<br>Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/05/2025 tarihli, 2020/499 Esas, 2025/544 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.<br>Dosya incelendi.<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilli ...'ın 15/02/2019 tarihinde davalı ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti'de doğum yaptığını ve Yankı adını verdikleri bir erkek çocuğun dünyaya geldiğini, gebeliğin son iki ayındaki kontrollerin de bu hastane de yapıldığını, gebeliği takip eden doktorun davalı..., doğum esnasında görevli doktorun davalı ...olduğunu, davalı...'nun sancıları artan müvekkili ile yaptığı görüşmede doğum için erken olduğunu, beklemek gerektiğini bildirdiğini ve müvekkiline bir ilaç kullanmasını söylediğini, hastaneden eve gönderildiğini, kullanılan bu ilaç sonrası sancıların daha da arttığını, Yankı bebeğin 36 haftalık iken sezaryen yöntemi ile dünyaya geldiğini, doğum öncesi müvekkilinin NST adlı cihaza bağlandığını, ve doğumun başlandığının söylendiğini, bebeğin erken doğum nedeni ile ciğerlerinin gelişmemiş olma ihtimaline karşı ve bebeğin ciğerlerini geliştirmek adına doğumdan 8 saat önce bir iğne yapıldığını, sabah saat 06:30 civarında müvekkilinin doğuma alındığını ve yaklaşık 40 dakika sonra odaya getirildiğini,  bebeğin doğumhanede annenin kucağına verildiğini, bebeğin gayet sağlıklı olduğunu, ağladığını, herhangi bir morarma vs tarzı rahatsızlık belirtisinin de bulunmadığını, bebeğin daha sonra bekleme odasına alındığını, davalı doktor...'ın aileye bebeği yoğun bakıma alıp almama hususunda çocuk doktoru ile istişare edeceklerini söylediğini, daha sonra bebeğin solunumunda problem olduğu ve bebeğin yoğun bakıma alınması gerektiğinin söylendiğini, bebeğin 13 gün boyunca ... Hastanesi'nde kaldığını, bebek için yoğun bakımdaki dördüncü gününden sonra ve yoğun bakımda kaldığı süre boyunca anne sütü istendiğini, dördüncü günün akabinde müvekkilinin bebek yankıyı emzirmek amacıyla görüştüğünde, bebeğin kafasında sürekli şapka takılı olduğunun görüldüğünü, 28/02/2019 tarihinde taburcu edilen bebek, yoğun bakımdan çıkartılarak direk eve gönderildiğini, doğumun gerçekleştiği hastanede SGK'nın geçerli olduğunu, tüm masraflar için aile adına sigorta kurumundan yaklaşık 14.000,00-TL bir ücret alındığının tahmin edildiğini, eve gelince bebeğin kafasının arkasında bir şişlik olduğunun hissedildiğini, bebeği bunun üzerine ... ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdüklerini, burada tomografi çekildiğini ve kafadaki şişliğin darbeye bağlı olmadığının söylendiğini ve bebeğin eve gönderildiğini, bebeğin sese duyarlı ancak göz odaklanmasının olmadığının görüldüğünü, bunun üzerine İstinye Üniversitesi Liv Hastanesi'ne başvurulduğunu, burada da gözde herhangi bir problem olmadığı, arka retinaya baktırılmasının gerektiğinin iletildiğini, bunun üzerine Cerrahpaşa Hastanesi'ne bebeğin götürüldüğünü, burada retinada sorun olmadığını, nörolojiye götürülmesinin gerektiğinin iletildiğini, tüm bunlar üzerine bebeğin Avcılar Hospital Hastanesi'ne götürüldüğünü ve burada çekilen MR neticesinde bebeğin beyninde hasar olduğu kanaatine varıldığını, bu hasarın ya doğumdan önce, ya doğum esnasında ya da yoğun bakımda iken gerçekleşebileceğinin de hastane tarafında aileye söylendiğini, 3-5 gün sonra Avcılar ... EEG çekildiğini ve bebeğe ileri derecede epilepsi tanısının konulduğunu, bebeğin 4-5 saat süren ağlama krizlerinin başlaması üzerine ... ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gidildiğini ve burada bebeğin dört gün müşahede altında tutulduğunu, daha sonra ambulansla...Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gönderildiğini, burada bebeği çocuk nöroloğunun gördüğünü ve tekrar ... Hastanesine gönderildiğini, bebeğin tedavisinin özel muayenehanesi bulunan... adlı hocalar tarafından halen devam edildiğini, bebeğe ait hastalığın hekimlerce Serebral Palsi olarak tanımlandığını ve tedavinin bu yönde devam ettiğini, müvekkillerinin bebeği SBÜ ....Kadın ve Çocuk Hastalıkları EAH'ye götürdüklerini, burada düzenlenen 13/02/2020 tarihli ÇÖZGER raporuna göre bebeğin sürekli olarak özel koşul gereksinimine ihtiyacı olduğunun kayıt altına alındığını, bu rapor ardından 15/02/2020 tarihinde Çocuk Sağlığı ve Hastalık Uzmanı Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç.Dr. ...since bu hastalığı göz ardı ettiğini, aileye hiç bu konulardan bahsedilmediğini, erken tanı ve teşhisin bu denli önemli iken hiçbir önlem veya kontrolün yapılmadığını, belki de bebek yoğun bakımda iken bu hastalığa yakalanmış olabileceği ihtimalinin mevcut olduğunu, buna göre davalıların görevlerini gereği gibi ifa etmemiş olduklarının açık olacağını, ihtiyati tedbir talep ettiklerini, bebeğin tedavi masraflarının oldukça fazla olması nedeniyle adli yardım taleplerinin bulunduğunu, tüm bu açıklamalar ile dava açıldığı tarih itibariyle daha sonra artırılmak üzere 5.000,00-TL maddi tazminat, müvekkillerinin uğradığı manevi zararın tazmini için 900.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Sağlık Hizmetleri Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu, iddiaları tamamı ile yanlı ve yanlış beyanlar ile mahkemeyi gerçeğe aykırı olarak yanlış yönlendirme amacı ile kaleme alındığının sabit olduğunu,  hasta hekim arasında Borçlar Kanunu vekalet ilişkisinin bulunduğunu, hizmet ve/veya eser sözleşmesinden farkı uyguladığı tedavinin bir taahhüt içermemesi olduğunu, hekim tarafından yapılan ve hekimden beklenen tıp bilimin geldiği aşama ve tanıdığı olanaklar çerçevesinde hastasını tedavi etmek olduğunu, bundan fazlası olmasının da mümkün olmadığını,  anne ...'ın; bir önceki doğumunu sezaryen ile olduğunu, kronik bir hastalığı olmayan birisi olduğunu, gebelik takibinin, hastaneden önce başka hastane veya hekimde yapılmış birisi olduğunu, gebelik süresince hastaneye müracaat edilmediğini, ilk kez   34 hafta gebelik peryodunda iken sancı ile hastaneye başvurulduğunu, 07.02.2019 tarihinde ... tarafından muayene edildiğini, doğum eyleminin henüz başlamamış olması ile gereken tedavi ve öneride bulunulduğunu, bundan 7 gün sonra 14.02.2019 tarihinde saat 19.00 da kadın doğum polikliniğine sancı şikâyeti ile başvurulduğunu, muayenede 34 hafta 5 gün gebeliği olduğu, kalp atımlarının pozitif, amniyon mayi normal baş gelişli, 2300 gr ağırlığında fetüs tespit edildiğini, vajinal tuşesinde 1 parmak kısmi açıklık, lekelenme tarzında vajinal kanama mevcut olduğu el ile yapılan muayenede de doğuma ilişkin kontraksiyonlar olduğu hissedildiğini, annenin anemnezinde doğum sancılarının 10-15 dakika ara ile başlayıp 3 saat içerisinde 2-3 dakika da bir sancıların olduğu hasta tarafından ifade edildiğini, bulguların erken doğum tehlikesi gösterdiğinden NST ve tam idrar tahlili istendiğini, NST tokoda etkin kontraksiyonların gözlenmesi üzerine hastaya erken doğum tehdidi tanısı konulduğunu ve saat 21.00 de hasta yatışının yapıldığını, sancıların geçmemesi ve elle kontraksiyonları devam etmesi üzerine 15.02.2019 tarihinde saat 06.00 da spinal anestezi ile sezaryen doğuma alındığını,  bebek doğar doğmaz ağladığını, renginin pembe tonusu iyi olduğu, iyi kalp tepe atımı 150 olduğu tespit edildiğini, bebeğin anneye gösterildiğini, bebeğin doğum sonrası çocuk doktoru olan ... tarafından muayene edildiğini, genel durumunun iyi akciğer seslerinin normal, batın normal bombelikte olduğu karaciğer ve dalağın normal olduğu kalp ritmi ek ses ve üfürümün olmadığı görüldüğünü, bebeğin gözlem odasına alındığını, doğumdan 2,5 saat sonra solunum sıkıntısı çektiğinin gözlemlendiğini, yeni doğan yoğun bakımı bölümüne alındığını, bebeğin 15.02- 28.02.2019 tarihleri arasında toplam 13 gün süresince de hastanede takip edildiğini, yanlış bilgiler içeren dava dilekçesindeki iddialarda bahsi geçen serebral palsi hastalığının erken fetal dönem ile 5 yaş arasında meydana gelen beyin hasarı olduğunu ve bu hastalığa erken doğumdan da ziyade, birçok hastalık/nedenden biri veya birkaçı sebep olabileceğini, doğum süresince olma olasılığı bilimsel istatistikler ile  %15 civarı olduğunu, bu genel ve basit bilgiler ışığında ve iddialar özelinde hastanın hastaneye geldiği 14.02.2019 saat 19.00 ile doğumun gerçekleştiği 15.02.2020 tarihi 06.30 saatleri arasında hipoksiye maruz bırakılmadığını, bebeğin NST reaktivitesinin de bunu gösterdiğini, doğar doğmaz ağlaması, rengi, genel durumu da bunu teyit ettiğini, gebeliğin 34 hafta 5 günlük olması nedeni ile üstün hassasiyet gösterildiğini, erken doğumu durdurmak için sıvı verilerek durdurulmaya çalışıldığını, bunda başarılı olunmayınca hasta sezaryen doğuma alındığını ve kaçınılmaz ötelenemez erken doğumun gerçekleştirildiğini, hekim ve hastane hastalarının olan veya olası her zararından sorumlu olmayacağını, nedenin ise hukuki ve vicdani sorumluluğun tıp biliminin o gün itibari ile geldiği aşama ile sınırlı olduğunu, müvekkili hastane ve çalışan hekimlerin üstün çaba göstererek takip ve tedavi aşamalarında yakın takip ederek doğumu gerçekleştirdiklerini,  eğer iddia edildiği gibi kötü bir sağlık seyri var ise sebebinin hekimden değil  haricindeki binlerce (genetik gibi) nedenlerden olduğunu,  hastanın gebeliği müvekkili hastanede takip edilmediğinden ve yine doğumdan sonra da kontrol ve tedavi için hastaneye gelmediğinden ancak müvekkili hastane verileri ile cevaplayabildikleri davada tıbbi inceleme ve cevaplama olanaklarının olmadığından hastaya ilişkin tüm veri ve seyri görebilecekleri zaman daha esaslı savunma hakları saklı kalmak üzere yine görevsizlik itirazlarını yineleyerek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile mahkeme masrafları, vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; Görev İtirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin, davacı ...'ın doğum öncesi süreçte takip ve tedavisini  gerçekleştirdiğini, doğuma diğer davalı ... katıldığını, doğumdan sonraki süreçte ise sadece ...'ın sağlığıyla ilgilendiğini, doğum sonrasında ise bebek ile çocuk doktorunun ilgilendiğini,  Serebral palsi ve West Sendromu mevcut tıbbi teknolojiyle anne karnında teşhisi mümkün olmaması sebebiyle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğinden müvekkili yönünden davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacı ...’ın doğum yaptığı süreçte ... Beylikdüzü hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak çalıştığını, davacının gebeliğinin 7 aylıktan sonraki süreçte toplamda 3 defa takibini yaptığını, doğum gerçekleşmeden yapılan 8 gün önceki kontrolünde düzensiz ve düşük şiddette doğum ağrıları çıkması üzerine kendisine doğum sancılarını durdurmak için tedavi verilmiş ve istirahat önerildiğini, davacı yan tarafından da bahsedildiği üzere müvekkilinin hasta ile ilgilendiği süreçle ilgili herhangi bir sorun yaşanmadığının kabul edildiğini, özen yükümlülüğünü yerine getiren müvekkiline izafe edilebilecek kusurun bulunmadığını, genel itibariyle tanık anlatımları değerlendirildiğinde gebelik sürecinin normal geçtiği, gebelik sürecinde çocuğun sağlıklı olduğundan bahsedildiğini, doğumun ise gece saatlerinde nöbetçi doktor tarafından gerçekleştirildiğini,  kadın doğum doktoru olarak müvekkilinin görevinin gebelik sürecinde annenin takibini yapmak,  doğumdan sonraki 40 günlük lohusalık olarak tabir edilen süreçte ise sadece annenin sağlığı ile ilgilenmek olduğunu, doğumdan sonraki zaman zarfında müvekkilinin annenin sağlığıyla, bebeğin sağlığıyla ise çocuk doktoru ilgilendiğini, mevcut bilimsel verilere ve kabul gören tıbbi yöntemlere uygunluk varsa, hekim açısından bir sorumluluk halinin varlığından söz edilemeyeceğini, davada, müvekkili açısından kusur sorumluluğuna bağlı tazminat koşulları oluşmadığını, deliller toplandıktan sonra, HMK.m.268/2 hükmü uyarınca ATK'dan rapor alınmasını, eksik incelemeye bağlı hüküm oluşturmamak bakımından yine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ve HGK nun bu konudaki yerleşik içtihatları da dikkate alınarak, dava konusunda uzman Üniversite Hastanesi-Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı ve Çocuk sağlığı ve hastalıkları Ana Bilim dalı öğretim üyelerinden oluşturulacak 3 kişilik uzman bilirkişi heyetinden taraf, Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay denetimine uygun ve Hüküm kurmaya elverişli rapor alınmasını,  haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yüklenmesini talep etmiştir. Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; tüketici mahkemelerinin görevli olmasından dolayı görev itirazlarının bulunduğunu, poliçe bilgilerinin incelenmesini ve genelgeye göre sigorta teminatının değerlendirilmesini talep ettiklerini, hasta kayıtlarının celbini talep ettiklerini, gelen kayıtlar sonrası hekim ve kurumun kusuru, illiyet bağı ve müvekkili şirketin sorumluluğunun değerlendirileceğini, dosyanın adli tıp kurumuna gönderilerek rapor aldırılmasını talep ettiklerini, hekime kusur atfedilemeyeceğini, standartlara uygun hareket edildiğini, davacının bu kusura ilişkin talebinin ispatlanması gerektiğini, doğum öncesi testlerin yetersiz olduğunu, riski öngörmenin mümkün olmadığını, Serebral Palsi vakalarının büyük çoğunluğunun doğum öncesi sorunlardan kaynaklandığını, doğumla ilişkisinin az olduğunu, bu sebeplerle hekimin kusuru ve tıbbi uygulama hatası bulunmadığı için tazminat taleplerinin fahiş, dayanaksız olduğunu, maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddedilmesi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu uyuşmazlığın çözümünde ... Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetki itirazlarının bulunduğu, görev itirazlarının bulunduğunu, uyuşmazlığın çözümünde  tüketici mahkemesi görevli  olduğunu, husumet itirazlarının bulunduğunu, Hekim - Hasta arasındaki ilişkiden doğduğu iddia edilen zarar gerekçesiyle, davanın doğrudan Sigorta Şirketine yöneltilmesinin savunma hakkını kısıtladığını ve hak ihlali teşkil ettiğini bu sebeple davanın husumet yöneltilen tarafının anayasa hükümlerine aykırı ve hatalı olması nedeniyle reddinin gerektiğini, hekimlik uygulamasının uygulamanın gerçekleştirildiği tarih değil, hekimin kendisine yahut sigorta şirketine yönelik tazminat talebinde bulunulduğu tarihteki Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi tarafından teminat altına alındığının anlaşılacağını, rizikonun gerçekleşme tarihinin doğru tespit edilebilmesi için davacının huzurdaki davadan önce hekim...'ya başvurusu olup olmadığı, hekim hakkında yapılmış bir şikayet ile tazminat talebinden haberdar olup olmadığı gibi sair hususlarının mutlaka araştırılmasının gerektiğini, dava konusu olguda tıbbi uygulama hatası bulunup bulunmadığının tespiti amacı ile Adli Tıp 7. İhtisas Kurulundan rapor alınmasını talep ettiklerini, sigortalısı olan davalı...'nun tıbbi müdahalelerinde herhangi bir ihmal ya da hata söz konusu olmadığını aksine tıbbi kayıtlardan sigortalı hekimin görevini güncel tıp standartlarına uygun ve eksiksiz gerçekleştirdiğinin anlaşılacağını, müdahalelerinde hata bulunduğu iddiasıyla haksız ve hukuka aykırı biçimde müvekkili şirkete ihbar edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa konu karar, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/05/2025 tarihli 2020/499 Esas,  2025/544Karar sayılı \"Davacıların maddi tazminat taleplerinin REDDİNE, Davacıların manevi tazminat taleplerinin REDDİNE\" kararı davacılar tarafından istinaf edilmiştir. <br>GEREKÇE:<br>Dosya incelendiğinde, davacılar, davalı hastanede 15/02/2019 tarihinde davacı Yankı'nın dünyaya geldiğini, anne davacı Sevda'nın gebeliğin son iki ayındaki kontrollerinin de bu hastanede yaptırıldığı, gebeliği takip eden doktorun davalı..., doğumu gerçekleştiren doktorun ise davalı ...olduğu, doğum gerçekleştikten sonra bebeğin solunumunda problem olduğu açıklamasıyla bebeğin yoğun bakıma alınmasına karar verilerek yoğun bakıma alındığı, bebeğin 13 gün süreyle yoğun bakımda tutulduğu, daha sonra taburcu edildiği, evde yapılan kontrol sırasında bebeğin kafasının arkasında bir şişlik olduğunun hissedilmesi üzerine ... ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tomografi çektirildiğini, burada doktorların kafadaki şişliğin darbeye bağlı olmadığını söyleyerek bebeği eve gönderdiklerini, bir süre sonra bebeğin sese duyarlı olmadığını fark ettiklerini, bu maksatla değişik hastanelerde muayeneler yapıldığını, sonuç olarak bebeğin beyninde hasar olduğu kanaatine varıldığını, bu hasarın ya doğumdan önce, ya doğum esnasında, ya da yoğun bakımdayken gerçekleşmiş olabileceğini, bu nedenle bu durumdan dolayı sorumlu olan davalılar aleyhine maddi ve manevi talebiyle açtığı davasında ilk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu’ndan ve bilirkişi kurulundan  rapor aldırılmış davanın esası hakkında karar verilmiştir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup,  yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı incelenmelidir.28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un (TKHK) Amaç Başlıklı 1. maddesinde \"Bu Kanunun amacı kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.\" Tanımlar başlıklı 3. maddesi (1) Sağlayıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına yada hesabına hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi, (k) Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi (1) Tüketici İşlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi düzenlemeleri bulunmaktadır.6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2025/616 Esas 2025/1428 Karar sayılı ilamında “1.TKHK'nın 3/1-l bendi, \"Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder,\" düzenlemesini içermektedir. Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hüküm altına alınmıştır. 2.Anılan hükümler çerçevesinde, ticari veya mesleki olmayan bir amaçla hareket eden tüketicinin taraf olduğu bir taşıma sözleşmesi, tüketici işlemidir. Böyle bir sözleşme/işlem nedeniyle sürücü ve işleten/malik olanlara karşı birlikte açılan davalarda, tüketici mahkemeleri görevlidir.  Taşınan tüketici ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketine/ şirketlerine karşı açılan davalarda ise görevli mahkeme, ticaret mahkemesidir. 3.Dava, sürücü ve işleten/malik olanlarla birlikte arada sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketi/ şirketlerine karşı birlikte açıldığında, temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin TKHK kapsamında kaldığı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, usul ekonomisi, müteselsil sorumluluk ilkesi, uyuşmazlığın nitelik itibarıyla nispeten işin uzmanı olan mahkemece karara bağlanması, davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğü hususları değerlendirilerek davaların birlikte tüketici mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine…” şeklinde karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, davacı taraf ile davalı doktorlar ve  hastane arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olduğu ve tüketici mahkemesinin görevli olduğu, tıbbi malpraktis nedeniyle doktorun sigorta şirketine karşı açılacak davalarda ise Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu , davanın doktorlar ve  hastane ile birlikte arada sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketi/ şirketlerine karşı birlikte açıldığında, temel ilişki olan vekalet  sözleşmesinin TKHK kapsamında kaldığı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, usul ekonomisi, müteselsil sorumluluk ilkesi, uyuşmazlığın nitelik itibarıyla nispeten işin uzmanı olan mahkemece karara bağlanması, davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğü hususları değerlendirilerek davaların birlikte tüketici mahkemelerinde görülmesi kanaatine varılmıştır.Bu değerlendirmeler ışığında;  istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek verilen kararın HMK m.353/1-a-3 uyarınca kaldırılarak, davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Bakırköy  Tüketici  Mahkemesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>Davacıların İstinaf sebepleri incelenmeksizin, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/05/2025 tarihli, 2020/499 Esas,  2025/2019 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,Dosyanın, gerekçede belirtilen hususlar çerçevesinde yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine İADESİNE,İstinaf kanun yoluna başvuran  tarafından yatırılan istinaf kanun yolu harcının talep halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine,İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin esas karar ile birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak verilen karar,  açıkça okundu.03/11/2025<br>\t<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f2e4020235e03af","SID":"e062d997ff1552f3"}}