{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/305 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1634 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2019/1265 Esas - 2022/645 Karar <br>TARİH: 28/10/2022<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/10/2025                                                          <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı taraf ile 14.05.2017 tarihinde yapılan Satış Sözleşmesi gereğince ... marka ... Gen9 model ve ekipmanları ile beraber iki adet sunucu satın aldığını, sözleşmenin 3. Maddesi gereğince satın alınan ürünlerin 6 hafta İçinde davacıya teslim edilmesi gerektiğini, ancak sözleşmeye konu ekipmanların 12.09.2027 tarihinde kurulumları yapılarak davacıya teslim edilebildiğini ekipmanların kurulumu yapıldıktan sonra çalıştırılmaya başlandığını; ancak sunuculardan birinin, ilki 1711.2017 tarihinde olmak üzere sürekli arıza vermeye başladığını, her arıza durumunda davalı ve ... Türkiye Teknik Destek Servisi arandığını, gerekli müdahaleler yapıldıktan sonra arızanın giderildiği söylenerek sunucu çalıştırıldığını, ancak belli bir süre sonra aynı sunucunun tekrar aynı arızayı verdiğini, davacının anzanın bu şekilde kalıcı olarak giderilemeyeceğini anladığını ve sözleşme tarafı olan davalıya hem sözlü olarak hem de yazılı olarak ihbarlarda bulunduğunu ve en son 13.06.2019 tarihinde durumu izah eden bir ihtarname gönderdiğini ve ayıplı olan sunucunun yeni bir sunucu ile değiştirilmesi ya da bedelinin ödenmesi için talepte bulunduğunu, ancak davalı tarafın vekili vasıtası ile 03.07.2019 tarihinde gönderdiği cevabi ihtarnamede ayıbı kabul etmediğini ve davacının taleplerini karşılamayacağını bildirdiğini, açıklanan nedenlerle ayıplı olan sunucu ve ekipmanlarının bedeli olan 6.879,40 USD alacağın 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca sözleşme tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oram ile birlikte davalıdan tahsiline, vekalet ücreti ve dava harç ve giderlerinin davalıya yükletitmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Husumet itirazında bulunduklarını, davaya konu donanım ve yazılımların davacı şirkete tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, kurulduğunu ve gerekli eğitimlerin davacı şirkete verildiğini, işbu durumun 12.09.2017 tarihli teslim tutanağı ile kayıt altına alındığını, teslim edilen ürünlerde ayıp olması halinde yetkililerin tutanağı imzalamaktan imtina edeceğinin açık olduğunu, davacının satışı gerçekleştirilen sunucu ve ekipmanlarının ayıplı olduğu yönündeki iddiasından bahisle ürünlerin bedel iadesini talep etmesinin kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede açıkça belirtildiği üzere davalının yalnızca ürünlerin satışını yaptığını, bakım, onarım, destek gibi konularda herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, arıza onarım hizmetinin davalı şirket tarafından verilmediğini, sözleşmede görüldüğü gibi davacı şirketin teknik destek hizmetini satın almadığını, davacıya konu hakkında muhtelif tarihlerde ihtarnameler gönderildiğini, arz ve izah edilen nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının öncelikle davanın davalı şirkete yöneltilmesinin HMK'nun emredici hükümlerine muhalif açılmasından dolayı usulden reddine ve devamında yine huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın savunmalar, itirazlar, dermeyan hakkı tarafların saklı tutulan tüm nedenler ve mahkeme huzurunda vuzuha kavuşacak tüm nedenlerle esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 28/10/2022 tarih ve 2019/1265 Esas - 2022/645 Karar sayılı kararında; \" Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia nedeniyle sözleşmeden dönülerek ödenen bedelin tahsili davasıdır. Taraflar arasında 14.05.2017 tarihli 2 adet sunucu satın alınması için sözleşme imzalanmıştır. Satılan 2 adet sunucunun davacıya teslim edildiği konusunda uyuşmazlık olmayıp; uyuşmazlık, satılan sunuculardan 1 adetinin tekraren arıza verdiği ileri sürülerek ayıplı olup-olmadığı hususundadır. Mahkememizce deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiştir. Uyuşmazlık konusu husus teknik bir konu olması nedeniyle bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporu ile, dava konusunun sunucunun tüm bağlantıları yapılarak hangi zaman diliminde hangi işlemlerin yapıldığı tek tek fotoğraflanmış, sunucuya işlem yaptırılmaya çalışıldığında sunucunun kendini kapattığı açıkça görülmüş, sunucunun ilk bakışta görülebilecek herhangi bir ayıbı bulunmadığı, sisteme bağlandığında ve işlemciyi asıl yoran programlar çalışmaya başladığı anda cihaz kendini kapatmak sureti ile işlem yapılmasına müsaade etmediği anlaşılmıştır. Ayıbın ancak kullanım aşamasında ortaya çıkabilecek bir ayıp olduğu teknik rapor ile belirlenmiştir. Bilirkişiler  aynı satım sözleşmesine konu, aynı özellikte, aynı fiziki şartlarda tutulan, aynı elektrik sisteminden beslenen, aynı derece ve miktarda etkiye maruz kalan bir cihazda hiçbir problem olmaması ancak diğer cihazın bozulmuş olması nedeni ile ayıbın üretim kaynaklı olabileceği kanaatini bildirmiştir. Bu durumda davacı alıcı tarafça satım konusu sunucunun  kullanılması ve ondan beklediği faydaları elde etmesi imkansız olacaktır. Ayrıca  her ne kadar davalı tarafça ürün bedeli konusuna itiraz edilmiş ise de bilirkişilerden bu hususta alınan rapor ile bu itirazı karşılanmış, davalı tarafın mal satımına ilişkin faturayı bir bütün olarak kestiği, bunu ayrıştırmanın ve günümüz koşullarında artık tercih edilmeyen sunucu nedeniyle birebir fiyat almanın mümkün olmadığı, tek sunucu için fiyat araştırması yapıldığı, toplamda 2 sunucu ve ekipmanları için 50.740$ fatura kesildiği ve bunun ödendiği, davacı tarafça dava konusu için istenen bedelin kabul edilebilir ve makul olduğu rapor ile de belirlenmiştir.Tarafların yükümlülükleri birlikte ifa şeklindedir. Bu bakımdan davacı ancak dava konusu sunucunun iade tarihinden itibaren  sunucu bedeli alacağı için faiz talep edebilir. Sunucunun henüz teslim edilmediği davacı tarafın kabulünde olmakla mahkememizce birlikte ifa kuralı gereği sunucu bedeline iade tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, ''1-Davanın kabulü ile,  6.879,40 USD’nin cihazın iade tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un  4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca bir yıl vadeli USD cinsi mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak  davacıya verilmesine; birlikte ifa kuralı gereğince sözleşme konusu ... marka ... Gen9 model ayıplı SERVER’ın davacıdan alınarak davalıya iadesine, edimlerin birlikte ifasına, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya mübrez 30/12/2019 tarihli cevap dilekçeleri ile yerel mahkeme huzurundaki davanın, taraflar arasında ihtilaf konusu olan sunucunun üretici firması konumundaki HP Türkiye'ye ihbar edilmesinin talep edildiğini; yerel mahkeme tarafından 05/02/2020 tarihli ön inceleme duruşmasında iş bu taleplerinin HP Türkiye'nin adresinin bildirilmesi ile kabul edildiğini; buna binaen dosyasına sundukları 17/02/2020 tarihli beyan dilekçeleri ile \"HP Türkiye Şirketi’nin adres ve bilgilerine ulaşamamış olmamız sebebiyle, Sayın Mahkeme’den bu hususun da araştırılmasını talep etmekle...\"  şeklinde belirterek yerel mahkemeden HMK m.31 hükmüne de uygun olarak HP Türkiye'nin adresinin araştırılarak dava dosyasının ihbar edilmesini talep etmişlerse de iş bu talepleri gereği yerel mahkemenin hiçbir somut gerekçe göstermeden ihbar talepleri hakkında işlem sağlamaktan imtina ettiğini, <br> Hiçbir şekilde davacı tarafın ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için cihazda aşikar ayıp veya açık ayıp olduğunu düşünseler dahi; taraflar arasındaki alım-satım ilişkisinin bir ticari iş olduğunun dikkate alınması gerektiğini, aşamalardaki dilekçeleri ile ısrarla belirttikleri üzere, davacı tarafın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen ayıp ihbar sürelerine ilişkin gözden geçirme ve satıcıya bildirme yükümlülüğüne uygun hareket etmediğini; bu nedenle davacının haksız ve hukuka aykırı davasını kabulünün mümkün olmayacağını, Söz konusu kanun hükmünün TTK m.23'te  \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.\" şeklinde düzenlendiğini, somut olay bakımından davacının, var olduğunu iddia ettiği ayıp durumunu sekiz günlük yasal süresi içerisinde, objektif bir gözden geçirme neticesinde ortaya çıkarılamayacak nitelikte olduğunu dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle ispatlayamadığını, tacir sıfatının, belli bir ticarî faaliyet icrasını ve toplum içinde ekonomik bir güç ve önemi ifade edeceğini; Türk Ticaret Kanunu'na göre; bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir dendiğini; işletme sahibinin gerçek veya tüzel kişi olabileceğini; buna göre somut olaylarına konu alım-satım ilişkisindeki tarafların da tacir olduğunun izahtan vareste olduğunu; tacirlerin bu sıfatı haiz olmayan kişilerden farklı olarak faaliyetlerinde daha ağır bir sorumluluk taşıdıklarını,  Türk Ticaret Kanunu m.18/2 uyarınca Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, basiretin, tacirin ticarî işletmesiyle ilgili olarak, fiilî ve hukukî işlemlerde göstermesi gereken dikkat, tedbir ve objektif özen yükümlülüğü anlamına gelmekte olduğunu; dolayısıyla basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken ve objektif özen yükümlülüğü olan tacirin satın aldığı cihazda herhangi bir ayıp olup olmadığı hususunda cihazı incelemesi veya inceletmesi kendisinden beklendiğini, hiçbir şekilde davacı tarafın ayıp iddialarını kabul etmemekle birlikte, cihazda aşikar ayıp veya açık ayıp olduğu varsayımında; basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken ve objektif özen yükümlülüğü olan Davacı, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen ayıp ihbar sürelerine uymayarak gözden geçirme ve satıcıya bildirme yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmediğini; dolayısıyla Davacının haksız ve hukuka aykırı davasının kabulünün mümkün olmadığını, Hiçbir şekilde davacı tarafın ayıp iddialarını kabul etmemekle birlikte tarafların arasında sorumsuzluk kaydı bulunduğundan müvekkili şirkete hakkaniyete ve hukuka aykırı olarak sorumluluk yüklemenin hukuka aykırı olduğunu, doktrindeki yaygın olan görüş uyarınca satılanın ayıplarından doğan sorumluluğunun satıcının mülkiyetin devri olan asli ediminin bir tamamlayıcısı niteliğinde olduğunu; taraflar aralarında yapacakları bir sorumsuzluk anlaşmasıyla bu hükümlerin aksini kararlaştırabileceklerini, bu bağlamda sorumluluğu arttırabilecekleri gibi ortadan kaldırabilir ya da hafifletebileceklerini; buna ek olarak ayıbın hukuki niteliği değerlendirildiğinde, satıcının ağır kusurlu olduğu haller dışında TBK’nın ayıptan doğan satıcının sorumluluğuna ilişkin hükümleri emredici nitelikte olmadığından, bu sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan bir anlaşma da sözleşme serbestisi dâhilinde akdedilebileceğini, Ayrıca hiçbir şekilde davacı tarafın ayıp iddialarını kabul etmemekle birlikte, Dava konusu ürünleri üreten ve Türkiye’ye getiren, arıza onarım hizmetini sunucuların asıl sağlayıcısı ve bakım, onarım, destek gibi konulardan sorumlu olan ... ... Türkiye (\"... Türkiye\"), ürünlere garantiyi doğrudan vermekte olduğunu; bu kapsamda, satışı yapılan dava konusu cihazın garantisini üretici ... Türkiye Şirketi sağlıyor iken, yetkili dağıtıcı sıfatıyla İhbar Olunan ... Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi iken; sadece yetkili bayi konumunda olan ve ürünün satışını gerçekleştiren Müvekkil Şirket'in sorumlu olduğunun iddia edilmesinin kabul edilemeyeceğini, (Yargıtay Hukuk Genel Kararı Esas: 2003/11-756 Karar: 2003/743'te belirtildiği üzere : \" Ağır kusur kavramı, bir özel hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder. ), Yargıtay kararından da açıkça anlaşılacağı üzere ağır kusur kavramınınun, kasta yakın kusuru anlatmakta olduğunu; ancak Müvekkili Şirketin kasıtlı bir kusuru olmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık olduğunu; müvekkili şirketin kurulum işlemlerini, sözleşmenin gerekliliklerini, satıcı tarafından üstenilen sorumlulukları eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğinden ağır kusurdan bahsetmenin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, sayılmış olan nedenlerle, müvekkili şirketin ağır kusuru bulunmadığından, ifanın gerekliliklerini yerine getirdiğinden ve bakım, onarım, destek gibi konulardan sorumlu olmaması da göz önünde bulundurulduğunda Müvekkili Şirkete sorumluluk yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu,  Hiçbir şekile ayıp iddialarının kabulü anlamına gelmemekle birlikte; ithilafın muhattabının müvekkili şirket değil üretici firma ... Teknoloji Çözümleri Ltd. Şti. olduğunu; ayrıca davacının kendi hatasından kaynaklanan arızadan dolayı müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, üretici firmanın, ... TEKNOLOJI COZUMLERI LTD. STI.(\"...\") olduğunu; müvekkili şirketin söz konusu ticari ilişkide sadece yetkili bayi sıfatına haiz olduğunu; her şeyden önemlisi huzurda görülen mevcut davanın Müvekkili Şirket'e karşı açılmaması gerektiğini; çünkü bu ürünleri üreten ve Türkiye’ye getiren ... Şirketi ve bu ürünlere garantilerin doğrudan ... tarafından verilmekte olduğunu; davacının da dava dilekçesinde sunduğu eklerde ... yardımına başvurduğunu; her ne kadar davaya konu ürünlerin ayıplı olduğunu kabul etmeseler de böyle bir ayıbın varlığı halinde müvekkili şirketin bundan üretici sıfatına sahip olmadığı için sorumlu tutulamayacağını,23.03.2021 tarihli Bilirkişi Heyet Raporuna sunulan itiraz ve beyan dilekçelerinin eklerinden de anlaşılacağı üzre, müvekkili şirketin gerekli kurumları davacı için tamamladığını, üstüne de teslim tesellüm tutanağının iki tarafça da imzalandığını ancak sonrasında ilgili emailden görüleceği üzere, davacı tarafın çalışanlarından Sami Bey'in, sunucuların ve storage'ların büyük network bağlantısını sökerek söz konusu sistemlere zarar verdiğini, teknik elemanlar tarafından yapılması gereken işlemleri kendi yapmaya çalıştığı için söz konusu sunucuların zarar gördüğünü, (EK-1: Mail Yazışması), bunun üzerine müvekkili şirketin ikinci kurulumu iyiniyet göstergesi olarak tamamladığını; dolayısıyla müvekkili şirketin kusurundan bahsetmenin mümkün olmayacağını; tüketicinin kendi kusuruyla oluşan hasarlardan müvekkili şirketi sorumlu tutmak hayatın olağan akışına ve mantığa tamamiyle aykırı olduğunu,  Hiçbir şekilde davacı tarafın ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için cihazda gizli ayıp olduğu varsayımında; her halükarda ticari satımlarda satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını; dolayısıyla zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının kabulünün mümkün olmadığını, dava tarihinin 28/11/2019 olduğunu; ticari satımlarda satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığından ve somut olay bakımından 2 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının kabulünün mümkün olmadığını, TBK'nun 231 maddesinin; \"Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.\" hükmünü amir olduğunu, Ayrıca dolar cinsinden asıl alacak ve işlemiş faiz hesaplaması yapılmasının da hukuka uygun olmadığını; hiçbir şekilde alacağın varlığını kabul etmemekle birlikte, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34) uyarınca bu sözleşmenin dolar cinsinden yapılması mümkün olmadığından Bilirkişi Raporlarında dolar cinsinden asıl alacak ve işlemiş faiz hesaplaması yapılmasının da mümkün olmadığını, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunanlar ile re'sen gözetilecek sebepler doğrultusunda Yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, Davacının haksız ve hukuksuz davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki ticari satış sözleşmesine konu iki adet sunucudan birisinin gizli ayıplı olduğundan bahisle ayıplı sunucunun bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, taraflar arasındaki satış sözleşmesi ve ekleri, mail yazışmaları dosya arasına alınmış, taraf tanıkları dinlenilmiş, ayıplı olduğu iddia olunan sunucu mahallinde inceletilmek suretiyle, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosyaya mübrez delillerin değerlendirilmesi amacıyla bir yüksek bilgisayar mühendisi ve bir mali müşavir bilirkişiden oluşan heyetten kök rapor, davalı itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek, yukarıda yazılı gerekçe ile istinafa konu karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davanın ayıplı olduğu iddia olunan üretici HP Türkiye'ye ihbarı talepleri kabul edilmesine rağmen, ihbar işlemlerinin tamamlanmadığı, davacı talebinin TBK'nun 231 maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı, davada husumetin HP'ye yöneltilmesi gerektiği, davalının sadece satıcı olması nedeniyle husumetinin bulunmadığı, davacının TTK'nun 23 maddesinde düzenlenen yasal ihbar sürelerine uymadığı, muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği, taraflar arasındaki sözleşmede sorumsuzluk kaydı bulunduğu, arızanın davacı kusuru nedeniyle meydana geldiği, alacağa yabancı para cinsinden hükmedilemeyeceği yönündedir. Dosya içeriği belgelere göre; taraflar arasında 12/05/2017 tarihi iki adet sunucu ve ekipmanlarının satışına dair sözleşme yapıldığı, davalı tarafından sunucu ve ekipmanlarının 12/09/2017 tarihinde kurumu da yapılarak davacıya teslim edildiği, KDV dahil 50.740,00-USD bedelli fatura karşılığının davalıya ödendiği, teslim sonrası sunuculardan birinde 17/11/2017 tarihinde çıkan arıza nedeniyle davalı ve dava dışı HP Teknik servisine mail yoluyla bildirimde, arızanın güncelleme ertelemesi yoluyla giderildiği, akabinde farklı tarihlerde bu sunucunun çok sayıda arıza verdiği ve parça değişimi dahil teknik destek alınmasına rağmen sunucunun arıza verdiği ve çalıştırılamadığı, bunun üzerine davacı tarafından davalıya gönderilen 13/06/2019 tarihli ihtarname ile sunucunun ayıpsız misli ile değiştirilmesinin veya bedelinin iadesinin talep edildiği, davalının ise cevabi ihtarnamesi ile talepleri reddettiği, davacı satıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanmış olduğundan, satış sözleşmesinin tarafı olan davalı satıcının eldeki davada pasif husumetinin bulunduğu, davalının cevap dilekçesi ile, davanın dava dışı HP Türkiye firmasına ihbarını talep ettiği,   ilk derece mahkemesi tarafından 05/02/2020 tarihli celsede; davalı vekili tarafınca ihbar talep edilen şirketin adresi bildirildiğinde davanın HP Türkiye şirketine ihbarına karar verildiği, ancak davalı vekilinin ihbar talebinde bulunduğu şirketin tam ünvanını ve adresini bildirmediği gibi, 17/02/2020 tarihli dilekçesinde de, firmanın tam ünvan bilgilerini sunmadığı gibi, adres bilgilerine de ulaşılamadığının belirtildiği, HMK'nun 61/1 ve 62/1 fıkraları uyarınca davalı davayı ihbar ettiği üçüncü kişinin tam bilgilerini mahkemeye sunmakla yükümlü olup, mahkemenin  ticari unvanı dahi tam olarak bildirilmeyen firmanın ünvan ve adres bilgilerini araştırma yükümlülüğü bulunmadığı, davalının cevap dilekçesi ile yasal süre içerisinde ileri sürmediği, savunmanın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin dinlemeyeceği, mahkemece yaptırılan teknik bilirkişi incelemesi neticesinde ayıbın kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıp mahiyetinde olduğu tespit edilmiş olup,  arızanın ortaya çıkması akabinde makul süre içerisinde davalıya ayıp ihbarında bulunulduğunun mail yazışmaları ve tanık anlatımları ile ispatlandığı, ayıbın niteliği gereği TTK'nun 23 maddesindeki iki ve sekiz günlük ihbar sürelerinin somut olayda uygulanamayacağı, davalının arızanın davacı hatasından kaynaklandığına yönelik itirazlarının teknik bilirkişi tarafından ek raporda karşılanmış olduğu gibi, mahkeme gerekçeli kararında da karşılandığı, davalı istinafının aksine taraflar arasındaki sözleşmede satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunu ortadan kaldıran bir sorumsuzluk kaydı bulunmadığı, satış bedelinin USD cinsinden kararlaştırılmış ve ödenmiş olması karşısında iade alacağına da USD cinsinden hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. <br>Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.714,75-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 509,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.204,95-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e589509053042be6","SID":"35d8169ad707df2c"}}