{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1261 <br>KARAR NO\t: 2025/1366<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/03/2022<br>NUMARASI\t: 2020/216 2022/243<br>DAVA:  İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 17/05/2020<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA : Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı kredi borçlusu ... Kimya ... Ltd. Şti. arasında 10/04/2014 tarihinde genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, iskonto, spot, KMH ve çek taahhüt bedeli kredileri kullandırıldığını, kredinin sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması nedeniyle noterden gönderilmiş 18/10/2018 tarihli ihtarla hesabın kat edildiğini, alacağın tahsili için İstanbul 11. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili, kefalet akdinin geçerli olmadığını, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait bulunmadığını, faizin fahiş olduğunu, asıl kredi borçlusu şirketin İstanbul 1. ATM'nin 2018/937 esas sayılı dosyasıyla iflasına karar verildiğini ve bankaya tahsile verilen çeklerin tahsilleri sonucunda talep edilmiş 519.804,25-TL'nin 225.000-TL'ye indiğini belirterek,  davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, 15/02/2022 tarihli ikinci bilirkişi raporuna göre; davalının 24/10/2018 tarihinde temerrüde düştüğü, rotatif ve spot krediler için temerrüt tarihinde davacının fiili uyguladığı oran %41,25 olduğundan Yargıtay içtihatlarına göre faizin %61,88 olması gerektiği; KMH için ise 01/10/2018 tarihinden itibaren kredi kartlarına uygulanan akdi faizin %27 ve temerrüt faizinin ise %33 oranında hesaplandığı, fakat takipte %30,34 oranında temerrüt faizi talep edildiğinden, taleple bağlı kalınarak bu orana göre hesaplama yapılmasının doğru olacağı; 7 adet iskonto kredisi miktarının 477.700-TL olduğu, iskonto kredisinin teminatına alınan 14 adet çekin hesap kat tarihi ile takip tarihi aralığında tahsil edilmiş olduğu, iskonto kredisinin teminatında bulunan çeklerin tamamı tahsil edilmek suretiyle iskonto kredisi alacağının tamamının takipten önce tahsil edildiği, kat tarihi ile takip tarihi arasında ödemeler yapıldığı,  iskonto kredilerinin faiz ve fer'ilerinin peşin tahsil edildiğinden ödemelerin doğrudan anapara borcuna mahsup edildiği,  TBK 100'ün uygulanamadığı, böylece iskonto kredisi riskinin hesap kat tarihi ile  04/03/2019 takip tarihi aralığında tamamen ödenip tasfiye edildiği, kat ihtarında alacak miktarının 708.604,16-TL olduğu, bu alacak içindeki 477.700-TL iskonto kredisinin tamamen ödendiği için tenzil edilmesi gerekeceği, ayrıca KMH'nin temerrüt faizi farklı olduğundan hesaplamada 22.818,06-TL belirlenmiş ise de, takip talebinde 22.803,48-TL istenildiğinden bu tutarın esas alındığı, böylece rotatif ve spot kredi bakiyesi toplamı 208.100,68-TL olarak (708.604,16-477.700-22.803,48=) belirlendiği, takip tarihi itibariyle 284.603,41-TL alacak hesaplandığı, davacının takipte 519.804,25-TL talep ettiği, bu durumda 235.200,84-TL fazla talebin yerinde olmadığı, ayrıca KMH asıl alacak tutarı 22.803,48-TL için  %30,24 temerrüt faizi talep olunabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline rotatif ve spot krediler için; 208.100,68-TL asıl alacak+48.344,02-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 256.444,70-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %61,88  temerrüt faizi ve faizin %5'i bsmv yürütülmesine, 41.620,13-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınmasına,  fazlaya ilişkin istemin reddine; kredili  mevduat hesabı alacağı için 22.083,48-TL asıl alacak, 264,50 TL işlemiş faiz, 2.548,56-TL bsmv+179,36-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam toplam 25.075,90-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa yıllık %30,24 temerrüt faizi  ve  faizin %5 'i bsmv yürütülmesine, 4.416,69-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, sözleşmenin 2.7. maddesine göre uygulanması gereken temerrrüt faiz oranının %90 olduğunu; iskonto kredisinin rotatif krediye dönüştürüldüğünü, ödemelerin de rotatif krediye ilişkin olduğunu, takipte ödemelerin düşüldüğünü, raporda bu hususun gözetilmediğini ve rapora itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı müteselsil kefil tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Davacı banka ile dava dışı şirket arasındaki 10/04/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında, davalının aynı zamanda yöneticisi olduğu anlaşılan şirket için sözleşmeyi 1.000.000-TL limitle müteselsil kefil olarak imzaladığı, kredinin vadesinde ödenmemesi üzerine, noterden dava dışı asıl borçlu şirkete ve davalı kefile  gönderilmiş 18/10/2018 tarihli ihtarnameyle hesabın kat edilerek asıl borçlu ile davalının 24/10/2018 tarihinde temerrüte düştükleri, davacı banka tarafından 685.800,68-TL rotatif kredi, 15.387,17-TL işlemiş faiz, 22.803,48-TL ticari KMH, 264,50-TL işlemiş faiz, 35.430,21-TL bsmv, 179,36-TL ihtarname masrafı ve yapılmış 188.638,86-TL ödemenin mahsup edilmiş faiz tutarı olmak üzere toplam 519.804,25-TL alacağın tahsili için davalı kefil hakkında icra takibi başlatıldığı, davalıların takibe süresinde itirazı üzerine icra takibinin durduğu, mahkemece yukarıda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Temerrüt faizi genel kredi sözleşmesinin 2.7. maddesinde \"Müşteri'nin kredi borcunu (taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangi birini) ödeme tarihinde/ vadesinde ödenmemesi veya borcun sözleşme kapsamında muaccel hale gelmesi halinde; alacağın muaccel hale geldiği tarihten müşteriye yapılacak ihtarda belirtilen sürenin hitamına kadar süre geçecek süreye kadar, bankanın faiz, komisyon, gider ve vergisi ve sair vergi ve diğer masraflarını muacceliyet anında geçerli olan oran ve koşullarla işletmeye devam edeceğini kabul eder. Ancak müşteri, bankaca uygulanan akdi faiz oranının muaceliyet tarihi itibari ile aynı tür krediler ve hesaplar için bankanın T.C. Merkez Bankası'na bildirmiş olduğu kısa, orta veya uzun vadeli cari kredi faizlerinden düşük olması halinde en yüksek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasını kabul eder. Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren fiili ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar geçecek günler için, temerrüt tarihinde aynı tür TL krediler ve hesaplar için bankanın T.C. Merkez Bankası'na bildirmiş olduğu kısa, orta veya uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek olanının %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödemeyi kabul ederler.\" şeklinde düzenlenmiştir.Oysa yerleşik yargı kararlarında, temerrüt faizine esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranların uygulanması gerektiği belirtilmekte olup; buna göre, bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi talep edebilmesi için Merkez Bankasına bildirilen değil, fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarını belgelemesi gerekmektedir. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek faiz oranları temerrüt faizi belirlenmesine esas alınmamaktadır (Yargıtay 11. HD'nin 2020/8317 E., 2022/3418 K. sayılı ve 26/04/2022 tarihli ilamı aynı yoldadır). Elde başka bir veri bulunmadığından temerrüt faizinin icra takibine konu ticari krediye uygulanan faiz oranları esas alınarak sonuca gidilmesi gerekmektedir. Davacı tarafça sözleşme hükmüne uygun olarak fiilen uygulanan daha yüksek bir oranda kredi kullandırıldığına dair bir belge sunulmadığından temerrüt faizi oranının eldeki krediye uygulanan akdi faiz oranının % 50 fazlasının uygulanması gerekmektedir. Buna göre rotatif ve spot krediler için davacı bankanın uyguladığı en yüksek fiili faiz %41,25 akdi faiz oranının %50 fazlası %61,88 olup bu krediler için temerrüt faizi ile takip sonrası işleyecek faizde bu oranın esas alınması gerekmektedir. Kredili mevduat hesabı için ise TCMB Tebliğlerine göre kredi kartlarına uygulanan akdi faizin %27, temerrüt faizi oranının da %33 olduğu, buna karşın icra takibinde temerrüt faizinin %30,34 oranında istenildiği görüldüğünden taleple bağlı kalınarak bu oranın uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Buna göre söz konusu rotatif ve spot krediler için davacı vekilinin iddia ettiği gibi temerrüt faizinin % 90 oranı üzerinden hesaplanması imkanı bulunmadığından, belirtilen yönde hesaplama yapılmış 15/02/2022 tarihli ikinci bilirkişi raporuna göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Hükme esas alınmış 15/02/2022 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacı vekilinin ilk bilirkişi raporuna sunduğu ve istinaf nedeni olarak da ileri sürülmüş iskonto kredisinin rotatif krediye dönüştürüldüğü, dolayısıyla hesap katından sonra davalının yaptığı ödemelerin TBK'nın 100. maddesine göre rotatif kredi borcuna mahsup edilmesi gerektiği iddiası hakkında, iskonto kredisi mevzuatı dahilinde kullandırılan kredilerin rotatif krediye dönüştürülmesinin mümkün olmadığı, şayet iskonto kredisinin teminatında bulunan çeklerin vade günlerinde (yani keşide tarihlerinde) ödenmemiş olsalardı, çeklerin vade bitim günlerinden itibaren zorlama yorumla rotatif krediye dönüşme iddiasının karşılık bulabileceğini, zira tüm çeklerin vade günlerinde tek tek tahsil edildiğini, bu durumda vadesinde ödenmeyen herhangi bir çek bulunmadığı için davacının bu yöndeki iddialarına katılınmadığı görüşü bildirilmiştir. İskonto kredisi kapsamında davacı bankaya verilip de ödenmeyen çek kalmadığından ve bilirkişi raporunda davacının itirazlarının değerlendirildiği anlaşıldığından, davacının bu husustaki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.  <br>Açıklanan nedenlerle ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış inceleme sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/09/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e2d785991d69dde","SID":"a168fc587e48cb24"}}