{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2025/1331 <br>KARAR NO\t: 2025/1906<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2024/446 Esas 2025/151 Karar<br>KARAR TARİHİ : 28/02/2025<br>DAVA\t: Trafik Kazası/Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ           : 23/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 23/10/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>G E R E Ğ İ     D Ü Ş Ü N Ü L D Ü<br><br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;<br> Davacı vekili müvekkilinin sahibi ve işleteni olduğu dava dışı sürücü ... 'un idaresindeki ...  plaka sayılı araç ile davalı şirketin sahibi olduğu, diğer davalı sürücü ...  idaresindeki ...  plakalı aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, 08/09/2022 tarihli kaza tespit tutanağına göre davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle şirkete ait aracın ZMMS sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş'ne başvuru yapılması üzerine 11111437 numaralı hasar dosyası açıldığını, sigorta olmakla birlikte araçtan mahrum kalınması sebebiyle oluşan zararın kapsamda bulunmadığını, davalı şirket bakımından arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanılamadığını, aracın uzun süre boyunca serviste onarım görüp kayba uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik belirsiz alacak davası olarak 100,00 TL'nin 08/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;<br> Davalı ...  Şti. vekili ...  plakalı aracın müvekkiline ait olmadığını, davacı tarafından Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2024/342 Esas sayılı dosyasında bu dava ile aynı talepleri içerir icra takibi yapıldığını, itiraz dilekçesinde de müvekkile ait olmadığının belirtildiğini, aracın gerçek malikinin araştırılması yerine dava açarak malikin bulunmasının hedeflendiğini, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacının HMK 629.Maddesi gereğince vekalet ücreti ve disiplin para cezasına hükmedilmesini talep ettiklerini, eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını zira icra takibinde kazanç kaybının 6.000,00 TL olarak gösterilip 1.851,95 TL faiz alacağı istediğine göre alacağını belirleyebildiğini, dava açmakta hukuki bir yararı bulunmadığını, esas bakımından davanın reddi gerektiğini savunmuştur. <br>Davalı ...  cevap dilekçesinde özetle;<br> Adı geçen davalı esasa cevap süresinde davaya cevap vermemiş ise de 19/02/2025 tarihli duruşmaya katılarak davayı kabul etmediğini, ayrıca kazaya dair görüntüleri ibraz ettiği şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. <br>DELİLLER                                :<br>Takip dosyası, kaza tespit tutanağı, tramer kayıtları, araç kayıtları, hasar dosyası, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; <br> ...  plakalı araç kaydının “... Kooperatifi” ne ait olduğu anlaşıldığını,davacı tarafça kaza tespit tutanağı kaynaklı olarak sehven davalının yanlış tayin edildiği, bu doğrultuda taraflarına iradi taraf değişikliği için süre verilmesi talep edilmiş ise de;kaza tespit tutanağı nda zaten davalının tam adının yazmadığı, ...  ibarelerinin yazılı olduğu,plakadan isim sorgulamasının SMS ile e devlet sorgusu ile öğrenilmesinin mümkün olması,yine karşı taraf sigorta bilgilerinden de aracın gerçek malik bilgilerinin gerçek yahut tüzel kişi net ve tam bir surette elde edilebileceği, davalılar hakkında Kemalpaşa İcra Dairesinde 2024/342 esas sayılı dosyası ile dava konusu kaza nedeniyle icra takibi başlattığı, davalı ...  Şti. Vekili 29/02/2024 tarihli dilekçesi ile borca itiraz ederek \"Müvekkilin, ödeme emri ekinde sunulan belgelerde yazılı ...  plakalı bir aracı bulunmadığı gibi, diğer borçlu ...  ile bir bağlantısı da bulunmamaktadır. \" şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyana karşılık davacı tarafın plaka üzerinde hiç bir araştırma yapmayarak 22/05/2024 tarihinde  dava açtığı, <br> Yine tensip 14.madde gereğince davacı taleplerinin açık olmadığı, verilen kesin sürede beyanda bulunulmadığı görülmekle HMK 94. Maddesi gereğince kesin süreye uymamak sebebi ile davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturacağı gerekçeleriyle;<br>1- Davanın HMK 114/2 ve 114/h maddesi  gereğice dava şartı bulunmaması sebebiyle ile hukuki yarar yokluğundan;<br>2- HMK 94. Maddesi gereğince  kesin süreye uymaması sebebi ile davalılar lehine usuli kazanılmış  hak oluşturduğundan usulden reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br> Davacı vekili 16/01/2025 (15/01/2025 olsa gerek) dilekçede belirttikleri gibi kaza tespit tutanağında ...  plakalı aracın sahibinin  \"... \" şeklinde şeklinde belirtildiğini, araç sahibinin doğru tespit edilmemesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığını, dilekçelerinde araç malik bilgisinin sorulması taleplerinin bulunduğu halde bu yolda müzekkere yazılmadığını, araç malikinin tespiti halinde iradi taraf değişikliği için süre verilmesi talep ettikleri halde, usulden reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca davalı araç sürücüsü yönünden hangi sebeple red kararı verildiğinin karadan anlaşılamadığını, en azından araç sürücüsü yönünden davaya devam edilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde dava konusu taleplerinin açık şekilde belirtildiğini, dava açarken araç mahrumiyeti için belge ibraz zorunluluğunun olmadığını, mahkemece kesin süre içinde belge sunulmaması veya açıklama yapılmaması halinde davanın mevcut hali ile değerlendirileceğine ilişki ara karar kurup davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek  kararın kaldırılarak İDM'ne gönderilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davalı şirket vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun kötü niyetli olduğu da dikkate alınarak reddine karar verilmesini ve 6100 Sayılı HMK'nun 351 ile 329.maddelerinin uygulanmasını talep etmiştir. <br>Davalı Sinan istinafa cevap vermemiştir.<br><br>G E R E K Ç E<br><br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle sigortaca karşılanmadığı ileri sürülen araç mahrumiyetine ilişkin maddi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. <br>İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle hukuki yarar yokluğu ve kesin süreye riayetsizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br> 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir;  aynı Kanunun  357. maddesine göre de İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.<br>(I) Belirsiz Alacak Davası/Hukuki Yarar;<br>Davacı vekili  dava konusu ilgili olarak olarak Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2024/342 E. Sayılı takip dosyasında 20/02/2024 tarihinde başlattığı ilamsız icra takibinde 6.000.00 TL kazanç kaybı,1.851.95 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 7.851.95 TL üzerinde ilamsız icra takibi başlatmıştır. Ödeme emri davalı borçu ... 'e 23/02/202 tarihinde tebliğ edilmiş,borçlu 27/02/2024 tarihde borca itiraz etmiştir. Diğer borçlu davalıya çıkartılan ödeme emrinin tebliğ evrakına rastlanılmamakla birlikte borçlu şirket vekili29/02/2024 tarihinde borca itiraz etmiştir.Davacı vekili 2004 sayılı İİK'nun 67/1.fıkra gereğince itirazın iptali davası açmamış, onu yerine genel hükümlere göre eldeki davayı belirsiz alacak davası şeklinde açmıştır.<br>Her şeyden evvel 67/4.fıkrası gereğince genel hükümlere göre dava açmasında usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. Davacı seçimlik hakkını tahsil davası olarak kullanmıştır. Her iki davanın açılış ve  özellikle  hüküm ile  doğurduğu sonuçlar bakımından birbirinden farklıdır. Tahsil davasının takip dosyası esas alınarak belirsiz alacak davası açılmasını engelleyen hüküm bulunmamaktadır.<br>Ayrıca davacının borçlu olarak gösterdiği elde ki davanın davalısı şirket vekilinin işleten sıfatına yönelik itirazı ve davacının taraf değişikliği talebi gözetildiğinde davalı şirket hakkında alacağın takip dosyası nedeniyle  belirli olduğu söylenemez.<br>Açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin hukuki yarara yönelik savunması yerinde görülmemiştir.<br>(II)Çelişkili Gerekçe;<br>İDM'nce davalı işletenin yanlış gösterilmesi nedeniyle davacı vekilinin 6100 Sayılı HMKnın 124.maddesi gereğince taraf değişikliği talebinin reddine ilişkin gerekçeler yazılmakla birlikte sonuç olarak pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerine ilgisi olmayacak şekilde hukuki yarar yokluğunda davanın reddine karar verilmiştir. <br>Yine aynı gerekçede yukarıda gösterilen dışında davacıya 6100 Sayılı HMK'nın 94. maddesi gereğince verilen kesin süreye uymamanın davalılar lehine usulü müktesep hak oluşturduğu gerekçesiyle 6100 Sayılı HMK 'nın 119/2.fıkrası gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi yerine usulden reddine karar verilmiştir. <br>Özetle, İDM birbirine çelişik iki gerekçe ile davayı reddettiği gibi her ret gerekçesinin de kendi içerisinde çelişik olduğu anlaşılmaktadır. <br>Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. fıkrasında ve AİHS 6. maddesinde düzenlenmiştir. AİHM'nin bazı kararlarıyla Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında \"gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerden olduğu\" belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. fıkrasına göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.  Adil yargılanma hakkının sağlanması bakımından kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 Sayılı HMK'da da yer verilmiştir. 297. maddeye göre; hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delilerin tartışılması ve değerlendirilmesine, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şeklinde gösterilmesi gereklidir. 298/2. fıkrasına göre; gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.<br>Yargıtay HGK 24/02/2010 tarih, 2010/1 - 86 E ve 2010/108 K sayılı kararında da belirtildiği üzere \"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya  koyacak kısaca; maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir ... Kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.\"<br>Özetle; gerekçeli karar ile kısa karar arasında, gerekçeli karar ile hüküm arasında veya gerekçenin kendi içerisinde  çelişki olması halinde yasaya uygun biçimde gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Somut olayda gerekçenin kendi içerisinde çelişki yaratılması; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma ilkesine, kararların gerekçeli olması gerektiğine ilişkin Anayasa ve Kanun hükümlerine de açıkça aykırılık teşkil eder.<br>İstinaf incelemesinde delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde usulüne uygun gerekçeli kararın bulunması zorunludur. Gerekçenin kendi içerisinde çelişkili olması halinde istinaf incelemesi yapılabilecek usulüne uygun bir karar bulunmadığı için delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğunun kabulü zorunludur. <br>(III)İstinaf sebeplerine göre inceleme; <br>1-Taraf değişikliği talebi:<br> Davacı vekili ...  plakalı aracın trafik kazasına karıştığı gerekçesi ile davalı sürücü ...  ile davalı olarak gösterdiği ...  Şti dava açmıştır. <br>Davalı şirket vekili 24/06/2024 tarihli esasa cevap dilekçesinde kazaya karışan aracın maliki olmadıklarını nitekim aleyhlerine yapılan icra takibine itirazda da bu durumu belirterek itiraz ettiklerini savunarak husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davacı vekilinin cevap dilekçesi üzerine davacı vekili 15/01/2025 tarihli dilekçesinde davalı tarafın araç sahibi olmadığını bile bile dava açtığı iddialarının haksız olduğunu, kaza tespit tutanağında ...  plakalı araç sahibinin ...  Şti olarak gözüktüğünü, davacı şirketin aracın gerçek maliki olmadığını bilmelerinin mümkün olmadığını, yapılan hatanın kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığını, noterler birliğine müzekkere yazılarak kaza tarihindeki aracın malik bilgisinin sorulmasını gerçek sahibinin davalı şirket olmadığının tespiti halinde iradi taraf değişikliğinde bulunmak üzere kendilerine süre verilmesini talep etmiştir. <br>İDM'nce  UYAP üzerinden yapılan sorgulamada ...  plakalı aracın 31/08/2020 tarihinden itibaren tam ünvanı \"...  Kooperatifi\" adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. Dava dosyasında bulunan 08/05/2022 tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde ...  plakalı aracın sigortası olarak kısaca \"... \" şeklinde yazılı olduğu çekişmesizdir. <br>Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2024/342 Sayılı takip dosyasının incelenmesinde;<br>20/02/2024 tarihinde davacı tarafından davalı sürücü ...  ile araç işleteni olarak ...  Şti. aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığı, takip talebine kaza tespit tutanağının ekli olduğu, davalı borçlu şirket vekilinin 29/02/2024 tarihli itiraz dilekçesinde ...  plakalı bir aracı bulunmadığı ve diğer borçlu ile bir bağlantısı olmadığı gerekçesiyle borca faiz ve ferilerine itiraz ettiği anlaşılmaktadır. <br>6100 sayılı HMK'nun 124/1 fıkrasına göre davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızasıyla mümkündür. <br>3. Fıkraya göre ancak maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. 4.fıkraya göre dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızası aranmaksızın taraf değişikliğini kabul edebilir. Bu durumda hakim davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebep vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder. <br>Somut olayda davacının; kaza tespit tutanağında ...  plakalı aracın sigortalısının sadece \"... \" şeklinde yazılı olması nedeniyle gerçek malik olan ... Kooperatifi yerine ...  Şti. dava açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Özetle, kaza tespit tutanağında kısaca \"...  \" ibaresinin hem kooperatif hem de davalı şirketin ünvanında  yer aldığı göz önüne alındığında davacının davalı işletenin  dava dilekçesinde yanlış gösterilmesi kabul edilebilir yanılgıya dayandığı anlaşılmaktadır. <br>İDM'nce davacı şirketin taraf değişikliği talebinin hangi sebeplerle kabul edilmediği yazılmakla birlikte davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa bu halde davalı işleten yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği açıktır. <br>Açıklanan bu nedenle davacı vekilinin 15/01/2025 tarihli taraf değişikliğine ilişkin talebin kabul edilerek ...  plakalı aracın  gerçek maliki  ... Kooperatifine dava dilekçesinin tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine hatalı biçimde \"pasif husumet yokluğu\" yerine  \"hukuki yarar yokluğu nedeniyle\" davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. <br>Ayrıca davalı sürücünün husumet itirazı bulunmadığı ve hakkında taraf değişikliği talebi olmadığı halde adı geçen davalıyı kapsar şeklide hüküm kurulması da doğru değildir.<br>2- 6100 Sayılı HMK'nın 119/2.fıkrası;<br>İDM'nce dava açılır açılmaz 28/05/2024 tarihli tensip zaptının 14.bendinde aynen \"davacı vekiline araçtan mahrum kalınması nedeniyle oluşan kayıp tazminat bedelinin meblağ ve mücerret olması itibariyle talep ve dava konusu maddi-hukuki taleplerinin vasıf ve sarih suretle açıklaması hakkında beyanda bulunmak üzere müteakip bir aylık kesin süre içerisinde beyanda bulunmasına, aksi halde davanın reddine karar verilebileceğinin ihtarına\" şeklinde ara karar oluşturulmuş ve tensip zaptı 05/06/2024 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiştir. Davacı taraf herhangi bir açıklama yapmamıştır.<br>  6100 Sayılı HMK'nun 119/1.fıkrası gereğince bulunması gereken hususlar tek tek sayılmıştır. 2.fıkra gereğince 1.fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bendleri dışında kalan hususların eksik olması halinde, hakim davacıya eksikliğin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde dava açılmamış sayılır. <br>Bu düzenlemeye göre dava dilekçesinde bulunması zorunlu hususlar (b), (c), (ç), (ğ) ve (h) bendlerinden ibarettir. Bunlar ise sırasıyla; \"davacı ile davalının adı soyadı ve adresleri (b),davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası (c),varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı soyadı ve adresleri (ç), açık bir şekilde talep sonucu (ğ), davacının ve varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası(h)\" dır.<br>Buna göre (ğ) bendinde yer alan \"açık bir şekilde talep sonucu\" dilekçede bulunması zorunludur. <br>Davacı vekili dava dilekçesinde dava değerini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik belirsiz alacak olarak 100,00 TL araçtan mahrum kalınması nedeniyle oluşan kaybın 08/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.<br>Davacının dava dilekçesinde gösterilme zorunluluğu bulunan talep sonucu açık biçimde yazılı olduğu gibi 119/1.fıkrası (e) bendinde geçen \"davacının iddiasının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası adı altında açık özetleri\" (f) bendinde; gösterilen \"iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği\" ve (g) bendinde; \"dayanılan hukuki sebepler\" dava dilekçesinde gösterilmesi zorunlu olmadığından İDM'nce 28/05/2025 tarihli ara karar tarihli tensip zaptının 14.bendinde oluşturulan ara karar ve verilen süre usul ve yasaya aykırıdır. <br>Özetle, anılan ara karara dayanılarak 6100 Sayılı HMK'nın 119/2 maddesi gereğince \"davanın açılmamış sayılmasına\" karar verilmesi yerine \"kesin süreye uymamanın davalılar lehine usuli kazanmış hak oluşturacağı\" gerekçesi ile  usulden red kararı verilmesi  açıkça usul ve yasaya aykırı görülmüştür. <br>    6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır.<br>Aşağıdaki durumlar arasında;<br>(a-6) bendinde; \"mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” sayılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre ;<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kararın gerekçesinin çelişkili olması, kamu düzenine ilişkin  resen gözetileceğinden 6100 Sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince ,davacı vekilinin taraf değişikliği talebinin reddedilmesi ve davalı sürücüyü kapsar şekilde karar verilmesi, talep sonucu ile dayanılan maddi ve hukuki sebeplerin açıklanması için verilen kesin süreye dayalı karar verilmesine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne,  6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M  :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kararın gerekçesinin çelişkili olması, kamu düzenine ilişkin  resen gözetileceğinden 6100 Sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince ,davacı vekilinin taraf değişikliği talebinin reddedilmesi ve davalı sürücüyü kapsar şekilde karar verilmesi, talep sonucu ile dayanılan maddi ve hukuki sebeplerin açıklanması için verilen kesin süreye dayalı karar verilmesine yönelik istinaf başvurusunun  KABULÜNE, <br>2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/446 Esas 2025/151 Karar sayılı 28/02/2025  tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince  ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, <br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İzmir 6.Asliye Ticaret  Mahkemesi'ne  GÖNDERİLMESİNE, <br>4-Davacının peşin yatırdığı 615,40TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına,<br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca  23/10/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2600209646fe912","SID":"ff9ea64f0624c3fd"}}