{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                       T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi           21.Hukuk Dairesi  2022/1098 Esas 2025/973  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1098 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/973<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/609 Esas 2021/824 Karar <br><br>DAVA\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 13/09/2013<br>KARAR TARİHİ\t: 25/09/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 24/10/2025  <br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin vekaletname ile davalıyı şirket vekili tayin ettiğini, vekaletname doğrultusunda davalının ahzu kabz dahil olmak üzere geniş yetkilerle donatıldığını, davalının daha sonra azilname ile şirket vekilliğinden azledildiğini, yapılan incelemeler sonucunda davalı tarafından şirketin değişik bankalardaki hesaplarından nakit olarak para çekilmiş olduğunun belirlendiğini, davalının üzerinde avans olarak görülmekte olan bu paraların ne surette ve ne kadar harcandığına dair belge, fatura, muhasebe kayıtlarının bulunmadığının tespit edildiğini, davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen davalının açıklama yapmak ve hesap vermekten imtina ettiğini, sadece bir kısım banka hesap dökümlerine ulaşıldığını, davalı tarafından çekilen ve üzerinde avans olarak gözüken paraların ne kadarının şirket için harcandığının bilinmediğini, davalının sadakat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL'nin avans olarak çekildiği tarihlerden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 433.300,00 TL olarak ıslah etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirket müdürünün daha önce dava dışı ... Yapı Denetim Şirketinde ortak olarak çalıştıklarını, daha sonra davacı şirket müdürü ...'nın davacı şirketin %99 hissesini satın aldığını, dava dışı ... Yapı Denetim Ltd. Şti.'ndeki hisselerini müvekkiline sattığını, müvekkilinin anılan şirketin tek sahibi olduğunu, davacı şirket müdürü ...'nın davacı şirketin hisselerini devir aldıktan sonra her iki şirketin kardeş kuruluşlar olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacı şirket müdürü ...'nın müvekkiline davacı şirket adına vekaletname verdiğini, geçmişte dava dışı ... Ltd. Şti.'nde olduğu gibi müvekkilinin davacı şirketin parasal işlemlerinde ...'ya yardımcı olduğunu, belli işlerde de müvekkilinin ... Yapı Denetim Ltd. Şti. adına ...'yı vekil olarak atadığını, davacı şirkete ait 4 ayrı bankadaki hesaplardan para çektiğini, dava konusu dönemde çekilen paraların 2.368.253,00 TL olduğunu, aynı dönemde söz konusu hesaplara müvekkili tarafından nakit olarak yatırılan para toplamının 1.287.710,00 TL olup, aradaki farkın 1.080.543,00 TL olarak hesaplanacağını, ...'tan çekilen paralardan toplam 31.000,00 TL'nin müvekkili tarafından çekilmediğini, davacı şirket müdürü ... tarafından çekildiğini, müvekkili uhdesinde gözüken para miktarının 1.049.543,00 TL kalacağını, müvekkilinin şirket adına ödemeler yaptığını, bu parayı şirket adına harcadığını veya şirket müdürü ...'ya teslim ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davalının yetkili olduğu dönemde şirket banka hesaplarından toplamda 2.879.70,15 TL çektiği, çekilen paraların şirket kasa hesabında takip edildiği, davalının yetkili olduğu dönemde şirket kasa hesabında azilname tarihi itibariyle şirket kasasından ... tarafından bankadan çekildiği anlaşılan 31.000,00 TL'nin mahsubuyla 568.800,56 TL bulunması gerektiği, bu paranın davacı şirket yetkililerine teslim edildiği hususunda herhangi bir belgeye rastlanmadığı, davalının yetkili olduğu dönemde şirket banka hesaplarından toplamda 2.879.670,15 TL çektiği, çekilen paraların şirket kasa hesabında takip edildiği, davalının yetkili olduğu dönemde şirket kasa hesabından 2.415.369,59 TL şirket adına ödemelerde bulunulduğu, azilname tarihi itibariyle şirket kasasında ... tarafından bankadan çekidiği anlaşılan 31.000,00 TL'nin mahsubuyla 433.300,56 TL bulunması gerektiği, bu paranın davacı şirket yetkililerine teslim edildiği hususunda herhangi bir belgeye rastlanmadığı, dosya içerisinde bulunan ve el yazısı ile işlendiği görülen ajandada çeşitli tarihlerde \"... Abiden alınan\" ve \"... Abiye verilen\" açıklamasıyla kayıtlı rakamların birbirinden mahsubu ile (735.337,24 TL - 31.950,00 TL) = 703.387,24 TL davalıdan para alındığının tespit edildiği, ancak bu defter ve ibarelerin her zaman düzenlenebilecek bir belge olarak nitelendirildiği, aynı zamanda şirketin ticari defterleri ile ilişkilendirilemediği, belgelerin doğrulanmadığı, davalının yetkili olduğu dönemde şirket banka hesaplarından ve kasadan çekilen paraların (... tarafından bankadan çekildiği anlaşılan 31.000,00 TL dışında) davalının imzasıyla yapıldığı, harcama belgelerinin de kasa hesabından düşüldüğünün anlaşıldığı, kasada bulunması gereken para miktarından davalının sorumlu olacağı, muhasebe ilke ve esaslarına uygun olmayacak şekilde kasa hesabının personel avansı ya da iş avansı hesabı şeklinde hatalı kullanılmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davalının kasadan çektiği paralardan 433.300,50 TL'yi davacı şirkete teslim etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 433.300,00 TL'nin 13/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya alınan hatalı bilirkişi raporları ile doğan çelişki giderilmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davalı şirket adına yapılan ödemeler düşüldüğünde, azilname tarihi itibariyle bakiye 568.800,56 TL bulunması gerektiği halde bu tutarın şirket yetkililerine teslim edildiğine dair bir belgeye rastlanmadığının belirtildiğini, itirazlar üzerine aynı bilirkişi heyetinden alınan ek raporda bulunan farkın değişerek 433.300,56 TL'ye gerilediğini, davacı şirket tarafından müvekkili aleyhine Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın 2013/111728 sayılı dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunulduğunu, işbu davadaki iddialar aynen soruşturma dosyasında da tekrar edilerek müvekkili hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmasının talep edildiğini, savcılık makamı tarafından davacı şirketin banka ve ticari kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle yapılan inceleme neticesinde alınan kök ve ek raporlarda müvekkilinin davacı şirket adına yaptığı iş ve işlemlerde, davacı şirket adına bankalardan çektiği paralar üzerinde, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmadığını, müvekkili tarafından yapılan harcamalarda bir usulsüzlüğe rastlanılmadığını, şirket defterlerinde usulüne uygun bir muhasebe tutulmadığı için şüphelinin zimmetinde para kalıp kalmadığının tespit edilemediğinin belirtildiğini, yapılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporları neticesinde müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu itibarla, davacı şirketin iddialarının yerinde olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, dosyaya alınan bilirkişi raporları ile savcılık tarafından alınan bilirkişi raporları arasında açık ve büyük çelişki bulunduğunu, savcılık tarafından alınan bilirkişi raporunda herhangi bir hukuka aykırı hesap yada kasa hareketinin tespit edilemediğinin açıkça belirtilmesine rağmen mahkeme dosyasına alınan bilirkişi raporunda ise tam aksine kasa hesabında müvekkilinin sorumlu olduğu görüşüyle önceki raporlarındaki görüşlerinin değişmediğinin beyan edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, dosyaya sunulan ajandada el yazısı ile \"... abiden aldım\" şeklinde, farklı zamanlarda alındığı anlaşılan tutarları gösteren çizelgelerin yer aldığını, ayrıca, alınan bu paraların nerelerde kullanıldığına dair de bilgilerin olduğunun görüldüğünü, gerek tarafımızca alınan 09.03.2016 tarihli uzman raporunda, gerekse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 16.06.2016 tarihli adli tıp ve belge/yazı/imza inceleme uzmanı raporunda ...'ya ait olduğu belirtilen mukayese el yazıları ile arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden benzerlikler görülmüş olduğu ve ajandalardaki yazı, rakam ve tarihlerin müşteki ...'nın elinin ürünü olduğunun tespit edildiğinin belirtildiğini, ...'nın da, isticvabında, söz konusu defterin kendisi tarafından düzenlendiğini ikrar ettiğini, ne var  ki davacı şirket  müdürü  ...  işbu  defterdeki  tutarları (toplam 703.387,24  TL)  gerçekten  müvekkilinden teslim  aldığını ve fakat  bu paraları, davacı şirketin müdürü sıfatıyla değil, dava dışı ... şirketinin vekili olarak aldığını beyan ettiğini, ... şirketinin dava dosyası kapsamında bulunmadığını, ancak ... davacı şirketin müdürü olması hasebiyle, kendisinin yaptığı iş ve işlemler açık kanun hükümlerine göre müdürlüğünü yaptığı şirketi bağlayacağını, davacı ... müdürü sıfatıyla isticvap eden ...'nın ajandaların kendisi tarafından tutulduğu yönündeki ikrarına rağmen bu ikrara eklediği \"paraları ... şirketinin vekili olarak aldığı\" yönündeki iddiasını kanıtlar nitelikte hiçbir delil ortaya konulamadığını, şirket müdürü ..., isticvap sırasında bağlantısız bileşik ikrarda bulunmuş olup, ikrarına eklediği vakıayı ispat etmesi gerektiğini, zira bağlantısız ikrarda ikrara eklenen vakıa, tamamen farklı bir hukuki sebebe vücut veren, davada  iddia  olunan ispat konusu vakıa ile bir ilgisi bulunmayan ve fakat o vakıaya dayanılarak hak iddia edilmesini engellediği iddia edilen yeni bir vakıa iddia ederek, ondan kendi lehine hukuki bir sonuç çıkaran tarafın o vakıayı ispat yükünü taşıdığını, itirazları neticesinde düzenlenen 07.01.2016 tarihli ek bilirkişi raporunda söz konusu ajandanın her zaman düzenlenebilecek bir belge olarak nitelendirmesi ve şirketin tasdikli ticari defterleri ile ilişkilendirilmemesi nedeniyle hesaplama dışında bırakıldığının belirtildiğini, uyuşmazlığın çözümü noktasında çok önemli bilgiler ihtiva ettiği açık olan bu ajanda hakkında bu denli mesnetsiz ve üstünkörü bir çıkarımda bulunulmuş olmasının bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağının göstergesi olduğunu, söz konusu ajandadaki bilgilerin en azından davalı tarafından her zaman düzenlenebilecek bir belge olduğunun kabul edilemeyeceğini, bu belgeleri hazırlayan davacı şirketin müdürünün ... olup kendi el yazısı olduğunu, oysa bilirkişi heyeti bu belgeleri hazırlayan sanki davalıymış gibi hukuken kabulü mümkün olmayan bir yanlış yaptığını, aynı yanlışın mahkeme tarafından da yapıldığını,  yanlış olan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabul edildiğini, davalının daha önceden ödediği paraları şimdi tekrar ödemeye mahkum edildiğini,  ajandaları düzenleyenin davacı ... müdürü olduğunu, müvekkilinin aldığı  paraları  bu deftere daha intizamlı biçimde işlemiş olsaydı ve yine kendi sorumlulugunda olan yasal defterlerde de bu tutarları göstermiş olsaydı, davalının şirket hesaplarından çektigi paraları şirkete fazlasıyla geri verdiğini, hatta davacının müvekkiline borçlu oldugu konusunda hiçbir tartışma kalmayacağını, somut uyuşmazlıkta müvekkilinin ticari defter tutma yükümlülüğü   bulunmadığını, delil  olarak  dayanılan  ticari  defterlerin de usulüne uygun tutulmadığını,  mahkemenin çelişkili olan bu raporlardan birine neden üstünlük tanıdığının hükmün gerekçesinde açıklanmadığını, defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı hakkında bile çelişki bulunan bu raporlardan birinin esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, taraflarınca sunulan müvekkilinin yaptığı ... Şirketi adına yaptığı ve bilirkişi raporuna göre toplam tutarı 662.295,00 TL (... parsel için 198.193,00 TL, ... parsel için 167.478,00 TL ve ... parseller için 296.624,00 TL) olan ödemelerin de dikkate alınmadığının görüldüğünü, dekontlar ile yapı denetim sözleşmesinin incelenmesinden mevzuat gereği (4708 sayılı yapı  denetim kanununun 5. ve 8. maddeleri) yapı sahibi ... ve ortakları tarafindan yapılması gerektiğini, söz konusu parseller üzerinde inşaat yapacak müteahhitler ile bizzat davacı ... şirketinin müdürü ...'nın imzasını taşıyan protokollerin de dikkate alınmadığını, yapı denetim bedeli arsa sahibi ile müteahhit arasında yapılan sözleşme gereğince ve müteahhit ve yapı denetim şirketinin müdürü ... ile yapılan protokol gereğince ... Yapı Denetim  şirketinin vekili müvekkili tarafından  yatırıldığını ve ilgili faturaların dosyaya ibraz edildiğini, bilirkişi raporlarında bu bedellerin kanun gereği yapı sahibince yatırılması gerektiği gerekçesiyle hesaplamada dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda genel kanun hükmü esas alınarak \"gerçekte\" yaşanan durumun görmezden gelindiğini, davacı ... yetkilisi ...'nın imzasını taşıyan protokol, sözleşme, anlaşmaların görmezden gelindiğini, kayıtların, yasal defterlerin kanun ve sair mevzuatta belirtildiği şekilde tutulmasından; aksi durumdaki hukuki yaptırımdan sorumlu olan davacı ... şirketinin yetkili müdürünün ... olduğunu, hiçbir sorumluluğu bulunmayan vekile defterlerdeki kayıtların sorumluluğunun yüklenmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı ... Şirketine ait yasal defterlerin ancak davacı taraf aleyhine delil teşkil edeceğini, defterlerin sahibi aleyhine delil olması HMK'nun 222/4-5. Maddelerinde düzenlendiğini, defterlerin sahibi aleyhine delil olması, tacirin kendi defterlerine dayanması veya karşı tarafın onun defterlerine dayanması hallerinde söz konusu olabileceğini, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defterlerin, sahibi aleyhine delil olacağını, ... şirketi ticari defterlerinin davacı taraf lehine kullanılmasının mümkün olmadığını, buna karşılık, el defterindeki paranın iade edildiğini gösteren kayıtlar ile protokol gereği yapılan ödemeler ve işçilere yapılan ödemeler davacı tarafın aleyhine, davalının lehine delil olarak kullanılacağını, bu bakımdan davacı tarafın alacak iddiasının ispat edilmiş sayılmasının hukuken hatalı karar olduğunu, 08/05/2018 hukuki mütalaa da mahkeme tarafından hiçbir şekilde değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; verilen vekaletname doğrultusunda şirket vekilinin şirketin banka hesabından çektiği parayı şirkete vermemesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;   <br>\tVekaletname, banka dekontları, yapı denetim hizmet sözleşmeleri, grafolog tarafından düzenlenen 09/03/2016 tarihli uzman görüşü, davacı tarafından davalıya gönderilen 28/06/2013 tarihli ihtarname sureti, yargılama aşamasında mali müşavir, hukukçu, mali müşavir/öğretim üyesi bilirkişi heyetinden alınan 07/04/2015 tarihli kök, 07/01/2016 tarihli birinci ek, 21/11/2017 tarihli ikinci ek rapor, azilname sureti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/111728 sr. sayılı dosya sureti, anılan dosyada mali müşavir bilirkişiden alınan 30/10/2014 tarihli kök, 30/11/2015 tarihli ek rapor, savcılık dosyasında iki kişilik mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan 24/01/2017 tarihli ikinci rapor, anılan dosyada grafolog bilirkişiden alınan 16/06/2016 tarihli rapor, hukukçu, mali müşavir, hukukçu tarafından hazırlanan 08/05/2018 tarihli hukuki mütalaa, davacının ...'ta bulunan banka hesaplarına ilişkin hesap ekstreleri dosya içerisinde yer almaktadır.  <br>\tDava Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, davanın kabulüne ilişkin verilen 2013/426 Esas 2018/31 Karar sayılı karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2018/1503 Esas 2021/739 Karar sayılı kararıyla görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, anılan karar üzerine dosya kendisine gönderilen Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesince 2021/191 Esas 2021/226 Karar sayılı kararıyla görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine hükmedilmiş, görevsizlik kararının kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında tanıklar ..., ..., ..., ... dinlenmiştir. <br>\tAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/111728 sr. sayılı dosyası ile, davacı şirket tarafından yapılan şikayet üzerine davalı hakkında şüpheli sıfatıyla işbu dava konusu işlemler nedeniyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan ceza soruşturması yapıldığı, yapılan soruşturma sonunda delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı verildiği görülmüştür. <br>\tCeza soruşturması sırasında mali müşavir bilirkişiden alınan 30/10/2014 tarihli kök raporda, müşteki vekilince suç duyurusu dilekçesinde şüpheli tarafından birçok fatura ve ödemelerde, şirket giderlerinde ciddi usulsüzlükler ve gerçeğe aykırı gider kalemlerinin bulunduğu, bunların tespit edildiği belirtilmiş ise de, müşteki tarafından yapılan bu tespitlerin neler olduğu ve bu tespitlere ilişkin belgelerin soruşturma dosyasına gerek delil olarak konulmamasından, gerekse somut olarak belirtilmemiş olmasından dolayı şüpheli tarafından usulsüzlük yapılıp yapılmadığının tespit edilmediği, işçilere ödenen net maaşlar ile SGK'ya bildirilen işçi ücretlerinin birbirini doğrulamadığı, müşteki şirkette çalışan bazı sigortalı elemanların düşük maaş ile sigortalanmış olduğunun tespit edildiği, şüphelinin soruşturma dosyasına sunduğu personel yıllık net maaş ödemesi çizelgesinin gerçek olmadığı, şüphelinin müşteki şirket adına yapmış olduğu iş ve işlemlerde müşteki şirket adına bankalardan çektiği paralar üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmadığı, şüpheli tarafından yapılan harcamalarda bir usulsüzlüğe rastlanmadığı tespit edilmiş, 30/11/2015 tarihli ek rapor da da, kök rapordaki görüş tekrar edilerek müştekinin sağlıklı kayıt içermediğini kabul ettiği, şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamamış olmasına ve soruşturma dosyasının ehil bilirkişiye tevdi talepleri hakkında takdirin savcılığa ait olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tİtiraz üzerine ceza soruşturma dosyasında iki kişilik mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan 24/01/2017 tarihli raporda, müşteki şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda şüphelinin uhdesinde kalan bir paranın bulunup bulunmadığının kesin olarak tespit edilemediği belirtilmiştir. <br>\tCeza soruşturması dosyasında grafolog bilirkişiden alınan 16/06/2016 tarihli raporda, soruşturma dosyasına sunulan ajandadaki yazı, rakam ve tarihlerin müşteki ... eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. <br>\tDavacı şirket müdürü ... tarafından davalıya davacı adına bankalardaki hesaplardan para çekme yetkisini de içerir yetkilerin yer aldığı 28/06/2010 tarihli vekaletname verildiği, davacı tarafından 13/05/2013 tarihinde davalının vekaletten azledildiği anlaşılmıştır. <br>\tDavacı tarafından davalıya gönderilen 28/06/2013 tarihli ihtarname ile, davacı şirket hesabından nakit olarak çekilen ve davalı üzerinde avans olarak görülen paraların ne amaçla çekildiğinin, bu güne kadar alınan avansların neden kapatılmadığının açıklanması ihtar edilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında mali müşavir, hukukçu, mali müşavir/öğretim üyesi bilirkişi heyetinden alınan ve davacı şirket defterleri, belgeleri, banka hesap ekstreleri üzerinde yapılan inceleme ile hazırlanan 07/04/2015 tarihli kök raporda, davalının şirkette vekaletname uyarınca yetkili olduğu dönemde şirket banka hesaplarından toplam 2.879.670,15 TL çektiği, çekilen paraların şirket kasa hesabında takip edildiği, davalının yetkili olduğu dönemde şirket kasa hesabından 2.279.869,59 TL şirket adına ödemelerde bulunulduğu, azilname tarihi olan 13/05/2013 tarihi itibarıyla şirket kasasından ... tarafından bankadan çekildiği anlaşılan 31.000,00 TL'nin mahsubuyla 568.800,56 TL bulunması gerektiği, bu paraların davacı şirket yetkililerine teslim edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davalının ödediğini belirttiği yapı denetim hizmet ücretlerinin yapı denetim hizmet sözleşmeleri gereğince bu ücretleri yapı sahibinin ödemesi gerektiğinden davalı tarafından davacı adına yapılan ödeme olarak kabulü uygun görülmediği gibi, 61207 ada 10 parsel için 296.624,00 TL ödeme yapılmışsa da, yapı denetim hizmet sözleşmesinde işin tarafları arasında davacı şirketin bulunmadığı, bu ödemenin davacı adına yapıldığının kabulünün mümkün olmadığı, davalının cevap dilekçesinde yer alan dubleks konutun tapusunun ... üzerine yapıldığı, o tarihteki değerinin 145.000,00 TL kabul edildiği, dairenin tapusunun ... üzerine yapıldığına ilişkin ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin yazısının incelendiği, bu yazı ile ilgili olarak davacı şirket defterlerinde herhangi bir kayda rastlanmadığı, söz konusu mahsubun hangi yapı denetim bedeli ile ilgili olduğuna ilişkin somut bir belge bulunmadığı, davalının bu iddiasının değerlendirme dışı tutulduğu, şirket devir sözleşmesinin 3. maddesi kapsamında verildiği belirtilen 15.08.2010 tarihli 50.000.00 TL tutarındaki çekin işbu dava ile ilgisi bulunmadığı düşünüldüğünden hesaplama dışı tutulduğu, davalı tarafından ...'ya ödendiği ifade edilen toplam 698.379,00 TL tutarındaki ajandada yazılı rakamı ve bilgilerin şirket kayıtları ile ilişkilendirilemediği, “... Abiden” alınan açıklamalı rakamların şirket adına mı yoksa ... adına mı alındığı belli olmadığı gibi alınan paraların neye karşılık alındığının da belli olmadığı, ayrıca bir imza da bulunmadığı, dolayısıyla bu rakamların değerlendirme dışı tutulduğu, davalı tarafından davacı şirket banka hesaplarından 2011 - 2012 ve 2013 yıllarında çektiği ve şirket kasa hesabında takip edildiği anlaşılan toplam 2.807.590,34 TL ile 2010 yılından devir 72.079,81 TL devir kasa bakiyesi ile birlikte kasaya giren paralar toplamının 2.879.670,15 TL olduğunun anlaşıldığı, kasa hesabına söz konusu dönemde giren ve devirle birlikte 2.879.670,15 TL olan paralara karşılık kasadan çıkan paranın toplam 2.279.869,59 TL olduğu, 10.05.2013 tarihi itibariyle şirket kasasında (2.879.670,15 TL - 2.279.869,59 TL =) 599,800,56 TL bulunması gerektiğinin tespit edildiği, şirketin banka hesaplarından ... tarafından çekildiği anlaşılan 31.000,00 TL'nin bu tutardan mahsubu sonucunda kasa hesabının bakiyesi (599.800,56 TL - 31.000,00 TL =)  568.800,56 TL kalacağı, bu paranın davacı şirket yetkililerine teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tİtiraz üzerine alınan 07/01/2016 tarihli birinci ek raporda, davalının davacı banka hesaplarından 2011, 2012, 2013 yıllarında azil tarihine kadar 2.807.590,34 TL çektiği, banka hesaplarına toplam 1.287.710,00 TL yatırdığı, bankaya yatırılan tüm paraların şirket kasasından çıkışının yapıldığının anlaşıldığı, davacının 2010 yılı defterlerinin açılış tasdiklerinin bulunduğu, kapanış tasdiklerinin olmadığı, 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin noter açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, ajandanın her zaman düzenlenebilecek bir belge niteliğinde olduğu, aynı zamanda şirketin tasdikli ticari defterleri ile ilişkilendirilemediğinden kök raporda hesaplama dışı bırakıldığı, ajandada ... Abiden alınanlar toplamının 735.337,24 TL, ... Abiye verilen toplamın 31.950,00 TL, farkın 703.387,24 TL olduğu, davalının kasa hesabından 2.415.369,59 TL ödendiği, 10/05/2013 tarihi itibarıyla şirket kasasında 464.300,56 TL bulunması gerektiği, şirket banka hesaplarından  ... tarafından çekilen 31.000,00 TL mahsup edildiğinde kasa hesap bakiyesinin 433.300,56 TL kalacağı, bu paranın davacı şirkete teslim edildiğine dair bir belgeye rastlanmadığı tespit edilmiştir. <br>\tAlınan 21/11/2017 tarihli ikinci ek raporda, savcılıkça alınan bilirkişi raporları ile takipsizlik dosyasının incelendiği, kasada bulunması gereken paradan davalının sorumlu olduğu, muhasebe ilke ve esaslarına uygun olmayacak şekilde kasa hesabının personel avansı ya da iş avansı hesabı şeklinde hatalı kullanılmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, birinci ek rapordaki görüşün tekrar edildiği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında davacı şirket yetkilisi ... isticvap edilerek 21/04/2016 tarihli celsede alınan isticvap beyanında, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen el yazılı ajanda defter fotokopilerindeki yazıların kendisine ait olduğunu, ancak bunun davacı şirketle bir ilgisi bulunmadığını, el yazılı ajandadaki hesapların kendisinin ortağı olduğu ... Ltd. Şti'ne ait bulunduğunu, davalının da bu şirketin ortağı olduğunu, bu şirketi birlikte kurduklarını, şirketin hesaplarını da kendisinin yürüttüğünü, defterler de bu şirkete ait olduğu için hisseleri devredince hesaplaşma yapılarak defterleri de davalıya bıraktığını, davacı şirket küçük bir şirket olduğu için şirketin hesap işlerini davalıya bıraktığını, ... şirketi ise daha büyük şirket olduğu için onun defterlerini kendisinin tuttuğunu, davacı şirketin hesap defterlerini de davalıya verdiğini, davalının davacı şirket ortağı olmadığını, davalının davacı şirkete ait hesap defterleri istenmesine rağmen azilden sonra bu defterleri kendisine vermediğini, kendisine gösterilen el yazılı defter fotokopilerindeki hesapların ... şirketine ait hesaplar olduğunu, ödemelerin de bu şirketle ilgili olup, davacı şirketle ilgisinin bulunmadığını, davacı şirketle ilgili davalıdan bir ödeme almadığını beyan etmiştir. <br>\tDavalı vekilince dosyaya sunulan ve hukukçu, mali müşavir, hukukçu tarafından hazırlanan 08/05/2018 tarihli hukuki mütalaada, ispat yükünün davacıda olduğu, savcılık dosyasında alınan raporlar ile dosyada alınan raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulamayacağı, bilirkişi raporunda davacı şirket müdürü ... tarafından el yazısı ile hazırlanan ajanda içeriğindeki ödemelerin ...'nın isticvabında ajandayı kendisinin düzenlediği belirtilerek bu tutarları davalıdan teslim aldığını, fakat paraların dava dışı ... Ltd. Şti adına alındığını iddia ederek ikrarına bağlantısız vakıalar eklemek suretiyle lehine hukuki sonuç çıkarması karşısında iddia ettiği bu vakıayı ispat yükünü taşıdığı, sadece davacı şirketin müdürü ...'nın beyanı esas alınarak başka bir hukuki ilişki sebebiyle paranın alındığı vakıasının ispatlanmış sayılamayacağı, ajandada davalı tarafından yapılan ödemelerin 703.387,24 TL'nin dikkate alınmama gerekçesinin ajandanın her zaman düzenlenebileceği belirtilmek suretiyle bu ajandayı davalı hazırlamış gibi yanlış değerlendirmeden yola çıkılmış olduğu, bu ajandayı davacı şirket müdürü ...'nın içeriğiyle birlikte doğru olduğunu kabul etmesinin gözden kaçırıldığı, ajandanın davacı ticari defterleriyle uyum içinde olmadığından hareketle dikkate alınmayacağı belirtilmiş ise de, savcılık bilirkişi raporlarında davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığının tespit edildiği, kaldı ki davalı tarafından işbu dava konusu bakımından tacir olmaması sebebiyle ticari defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının davacı şirketin taraf olduğu ve yetkili müdür ...'nın imzasını taşıyan protokoller gereğince ilgili kişilere yaptığı toplam 662.295,00 TL ödemelerin hukuka aykırı olarak dikkate alınmadığı, davacı defterlerinin sahibi lehine delil teşkil etmeyeceği tespit edilmiştir. <br>\tDavalı vekilince ibraz edilen ve grafolog tarafından düzenlenen 09/03/2016 tarihli uzman görüşünde, iki adet ajandaya ait toplam 66 adet belge üzerinde bulunan \"... Abi alınan\", \"... Abi verilen\" ibarelerine ilişkin yazıların davacı şirket müdürü ... eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. <br>\tDavacı vekilince sunulan 15/03/2016 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile, davacı şirket müdürü ... ile davalı arasında birçok ticari ilişki bulunduğu, ...'nın uzun yıllar davalı ile, davalının müdür olduğu ... Ltd. Şti nezdinde ortaklık yaptıklarını, davalının ...'ya yaptığı ödemelerin davacı şirkete yapılan ödeme olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, ajanda ile ödendiği iddia edilen meblağların hiçbirinin davacı adına ödenmediği belirtilmiştir. <br>\tDavacı yan davalıya şirketin banka hesaplarından para çekilme yetkisini de içeren vekaletname verildiğini, davalının verilen vekaletnameye dayanarak azilname tarihine kadar davacı şirketin banka hesaplarından para çektiğini, çekilen paraları davacı şirkete iade etmediği gibi, şirket için de harcamadığını iddia etmiş, davalı yan ise vekaletname uyarınca davacı şirket hesaplarından çekilen paraların davacı şirket ödemeleri için kullanıldığı gibi, bir kısmının da davacı şirket yetkilisine iade edildiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi ek raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davalının davacı şirket ortağı/yetkilisi olmadığı, davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalıya şirket hesaplarından para çekme yetkisini de içeren vekaletname verildiği, verilen vekaletname doğrultusunda davalının davacı şirket hesaplarından para çektiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davalının vekaletname doğrultusunda davacı şirket hesaplarından çektiği paraları şirket ödemeleri için kullanıp kullanmadığı, şirket yetkilisine teslim edip etmediği, şirket ödemeleri için kullanmayıp, şirket yetkilisine teslim etmemiş ise davacının davalıdan talep edebileceği alacak miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yargılama aşamasında davalı tarafından dosyaya el yazısı içerir \"... Abiden alınan\" \"... Abiye verilen\" ibarelerinin yer aldığı hesaplara dair tutulan ajanda defter ibraz edilmiştir. İşbu dava konusu işlemler nedeniyle davacı tarafından davalı hakkında yapılan şikayet üzerine başlatılan ceza soruşturması sırasında alınan grafolog bilirkişi raporu ile davalı tarafından dosyaya ibraz edilen ajanda defterdeki el yazılarının davacı şirket yetkilisi ...'ya ait olduğu tespit edildiği gibi, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen ve grafolog tarafından hazırlanan uzman görüş raporunda da aynı yönde tespit yapılmıştır. Nitekim yargılama aşamasında isticvap edilen davacı şirket yetkilisi ... isticvap beyanında kendisine gösterilen ajanda defter fotokopilerindeki yazıların kendisine ait olduğunu, ancak defterlerin davacı şirketle bir ilgisi bulunmadığını, bu defterlerin daha önce davalıyla ortak olduğu ... Ltd. Şti'nin kendisi tarafından tutulan hesap defterleri olduğunu beyan etmiştir. <br>\tKural olarak işbu davada ispat yükü, davacı şirket hesaplarından vekaletname uyarınca para çeken davalı üzerinde olup, davalının şirket hesaplarından çektiği paraları davacı şirket ödemeleri için kullanıldığını ve/veya çekilen paraların davacı şirket yetkilisine teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. <br>\tDavalı tarafından işbu ispat yükü çerçevesinde dosyaya el yazısı ile yazılı bulunan ve para alış veriş kayıtlarının tutulduğu ajanda defter ibraz edilmiştir. Anılan defterde \"... Abiden alınan\", \"... Abiye verilen\" ibareleri yazılarak alınan ve verilen paraların kayıtları tutulmuştur. Davalı bu defterlerin davacı şirket yetkilisi ... tarafından tutulduğunu, bu defterlerdeki kayıtlar uyarınca davacı şirket yetkilisine, davacı şirket hesaplarından çektiği bir kısım parayı teslim ettiğinin anlaşılacağını ileri sürmüştür. <br>\tAnılan savunma karşısında mahkemece davacı şirket yetkilisi ... isticvap edilerek el yazılı ajanda deftere ilişkin isticvap beyanı alınmıştır. Davacı şirket yetkilisi isticvap beyanında defterdeki yazıların kendisine ait olduğunu, ancak bu defterlerdeki hesap kayıtlarının davacı şirket ile ilgisi bulunmadığını, davalı ile daha önceden ortak oldukları ... Ltd. Şti'nin hesaplarına ilişkin olarak kendisi tarafından tutulduğunu, bu şirkete ilişkin davalıdan alınan ve davalıya verilen paralara ilişkin kayıtların defterde yer aldığını, ... şirketindeki hisseleri devrettikten sonra davacıyla hesaplaşarak kendi el yazısının yer aldığı defterleri davalıya teslim ettiğini ileri sürmüştür. <br>\tDavacı şirket yetkilisinin isticvap beyanındaki anlatımı karşısında işbu davada ispat külfeti davacıya geçmiş olup, artık davacı, davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalıya verilen ve davalıdan alınan paraların kayıtlı bulunduğu hesap içerir ajandadaki kayıtların davacı şirket ile bir ilgisinin bulunmadığını, bu kayıtların dava dışı ... Ltd. Şti kayıtları olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş ispat külfetinin davacıya  geçtiği, davacının davalı tarafından dosyaya sunulan el yazılı ajandadaki hesap kayıtlarının davacı şirkete ait olmadığı, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin hesap defteri olduğuna ilişkin yasal süre içerisinde usulüne uygun olarak sunduğu delilleri toplanıp, hesap kayıtlarının gerek davacı şirket gerekse dava dışı ... Ltd. Şti.'nin defter ve kayıtları ile karşılaştırılmasını da içerir bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararında isabet görülmediğinden, HMK'nun 353/1-a.6 maddesi kapsamında ispat külfetinde yanılgıya düşülerek uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmayarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;\t<br><br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,  <br>\t2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2021 tarih 2021/609 Esas 2021/824 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-Davalı tarafından yatırılan 7.399,75 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>\t5-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a.6 ve 362/1-g maddeleri uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2025 <br><br>Başkan - ...             Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...    ...    ...   ... <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c18a8d1377316573","SID":"607a893aea82c02a"}}