{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:25/09/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:06/03/2025<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:25/09/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 01/01/2007 - 31/12/2014 tarihleri arasında davalıya ait araçların sigorta poliçelerinin davacı tarafından düzenlenmesi konusunda ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişkinin davacı tarafından poliçe düzenlenip bedellerinin davacının acentesi olduğu sigorta şirketine ödenmesinden sonra davalıdan peyder pey tahsili şeklinde sürdürülürken davalının ödeme yapmamaya başladığını, davalıya 16/09/2010 tarihinde ihtarname gönderilmiş ise de davalının bu ihtarnameye verdiği cevapta kendilerinin davacıdan alacaklı olduklarını iddia ederek altı adet toplamı 248.582,78 TL'lik fatura düzenlediğini, faturaların müvekkili şirkete tebliğ edildiğini ancak faturaların içeriğindeki hizmet bedeli, poliçe indirimi, prim iade bedeli konularında taraflar arasında bir anlaşma veya uygulamanın bulunmadığını ileri sürerek faturalar nedeni ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; davacı şirket ortağı ...'un şirket müdürü olarak tanıttığı ... ile birlikte müvekkiline ait araçların sigortaları için teklif verdiğini, 2012 yılı için 153 aracın sigorta poliçelerinin 150.000,00 TL'ye düzenlenmesinin kararlaştırıldığını, ancak davacının düzenlediği poliçe bedelleri toplamının teklife uygun olmaması nedeni ile itiraz üzerine 30/09/2012 tarihli 120.425,75 TL tutarlı poliçe indirimi açıklamalı makbuz düzenlendiğini, sonraki dönemde de benzer şekilde davalı araçlarının sigorta poliçelerinin düzenlenmesi için davacı tarafından teklif verilip poliçe bedellerinin teklifi aşması üzerine aynı şekilde uygulama yapıldığını, taraflar arasında yazılı bir poliçe indirimi anlaşması mevcut olmasa da yıl sonu Aralık ayında taraflarca mutabık kalınan teklif üzerinde poliçe düzenlenmiş olması halinde poliçe indirimi yolu ile poliçe bedellerinde meydana gelen fazlalığın mutabakat ile BA ve BS formları düzenlenmek sureti ile giderildiğini, müvekkili şirketin alacağının davacı tarafça düzenlenen poliçe bedellerinin davacının teklif ettiği bedelden fazla olmasından kaynaklandığını, davaya konu faturaların davacı şirket çalışanı ...'a teslim edildiğini, davacı tarafından itiraza uğramadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"Dava konusu 6 faturanın taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ticari ilişkinin sigorta poliçesi satımından ibaret olup olmadığı ve  prim iadesine dair aralarında sözleşme bulunup bulunmadığı hususunda menfi tespit davasıdır. Davaya konu faturalardan 2 sinin VUK'na aykırı olarak davacı tarafından Form  BA ile ve davalı tarafından da  Form BS ile vergi dairesine beyan edilmemiş olduğu görülmüştür. Beyan edilmediğinden aksi ispatlanamadığından talep edilemeyecektir çünkü her zaman düzenlenebilecek belgelerdendir.<br>Faturanın tek başına borç doğurucu nitelikte olmadığı (11.H.D., 17.02.2016 Tarih 2015-14588/1642) ve faturanın akdi ilişkiyi ve mal teslimini kanıtlamaya yeterli olmadığı(11.H.D. 14.03.2016 Tarih 2015-14285/2766) yüksek mahkeme kararlarında belirlenmiş olup, adına fatura düzenlenen kişinin borçlu sayılabilmesi için faturayı usulüne uygun biçimde tebellüğ ettiği halde, 8 gün içerisinde itiraz etmemiş olması ya da  fatura konusu mal veya hizmetin adına fatura düzenlenen kişi ya da kuruma tesliminin belgelenmesi gerekmektedir. Olaydaki fatura 17 ay sonra tebliğ edilmiş olup, faturanın içinde bulunulan takvim yılı aşılmadan kayıtlara alınması gerektiğinden davalının davacıya tebliği geçerli sayılmamıştır.<br>Fatura, sözleşmenin kurulması aşamasıyla değil, ifası ile ilgili olduğundan içeriğinin doğruluğunu düzenleyenin ispat etmesi gerekir. Olayda ''açık fatura'' söz konusu olup, geçerlilik ifade etmesi için karşı tarafın tebellüğüne sunulması gerekir. Olayda usulüne uygun tebligat yapılmadığından alacağın salt açık faturaya dayanarak talebi söz konusu değildir.<br>Açık faturanın ödendiği hususunun borçlu tarafından ispatlanması gerekir.(11.H.D. 14.09.2015 Tarih  9187/9219)ve 27.02.2014 Tarih 2013-13878/3674)<br>Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından ve fatura tebliğleri usule uygun olmadığından ilgili karar verilmiştir.\" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Dairemizin 06/11/2020 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; \"...Davacı sigorta acentesi olup, davalı şirketin çok sayıda aracının sigorta poliçelerini düzenlediklerini, aralarındaki ticari ilişkinin poliçe bedellerinin davacı tarafından acentesi olduğu sigorta şirketlerine ödenmesinden sonra davalıdan açık hesap ilişkisi çerçevesinde peyder pey tahsil edildiğini, ancak aralarında bu konuda bir anlaşma olmamasına rağmen davalı tarafından poliçe indirim bedeli, hizmet bedeli, prim iade bedeli adı altında alacak iddiası ile düzenlenen fatura içeriklerinin doğru olmadığı, davalının alacaklı olmadığı ileri sürülerek menfi tespit davası açılmıştır.<br>Davada alacaklı olduğunu ispat külfeti davalı alacaklıya ait olup, alacağın miktarı itibari ile yazılı delil ile ispatı gerekir. <br>İlk derece mahkemesi tarafından tacir olan tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesine karar verilmiş birden çok bilirkişi raporu alınmış olup, raporlar ile davacının ticari kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, davalı kayıtlarının usulüne uygun olduğu, davalı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların davacının ticari kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir.<br>Mahkemece ispat külfetinin davalı alacaklıya ait olduğu doğru olarak belirlenmiş ise de dosya kapsamından davalı alacağının prim iade bedeli, hizmet bedeli ve poliçe indirim bedeli olarak belirtildiği, davalının taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının davalı araçları için düzenlediği poliçeler için yıllık teklifine göre ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı ancak davacının teklif edilen tutardan fazla bedel tahsil etmiş olması halinde iadenin gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki yazılı olmayan sözleşme ile uygulamanın bu şekilde olduğu bildirilmiş, buna ilişkin davacının itiraz etmediği 30/09/2012 tarihli 121.425,75 TL tutarlı indirim makbuzunun dahi ticari ilişkinin bu şekilde sürdürüldüğünü ispatladığını ileri sürmüş, aşamalarda davacının düzenlediği poliçelerin bir kısmının iptal edildiğinin ... Sigorta tarafından müvekkiline bildirilmesi ile haberdar olduklarını savunmuştur. <br>Bu durumda  mahkemece  yalnız tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ile yetinilmeyerek dosyaya ibraz edilen 30/09/2012 tarihli 121.425,75 TL'lik indirim makbuzunun davacı tarafça hangi sebeple düzenlendiği, davalı tarafından ibraz edilen BA ve BS mutabakat formlarının içeriği ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı ile ilgili  davacı şirket temsilcisinin isticvabı ile bu konularda beyanının alınması, ticari ilişki kapsamında davacının düzenlediği poliçeler, iptal edilen poliçeler, tarafların düzenledikleri BA ve BS formları ilgili vergi dairesinden getirtilerek taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalının ileri sürdüğü şekilde davacının yıllık düzenlenecek poliçeler ile ilgili verdiği teklif, düzenlediği poliçeler ve davalının yaptığı ödemeler tümüyle değerlendirilip taraflar arasında davalının düzenlediği faturalar içeriğindeki  prim iade bedeli, hizmet bedeli ve poliçe indirim bedeline ilişkin uygulama bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre davalının cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olduğu gözetilerek akdi ilişki ve faturalar nedeni ile alacaklı olduğunu ispat için davacıya yemin teklifinde bulunup bulunmayacakları konusunda beyanda bulunmak üzere süre verip, sonucuna göre davalının davaya konu faturalar nedeni ile alacaklı olup olmadığı konusunda karar verilmesi gerekirken dosyaya ibraz edilen tüm deliller toplanıp değerlendirilmeksizin eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca esastan kabulüne\" karar verilmiştir.<br>Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince; \"Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı tarafından davacı adına  düzenlenen 6 adet toplam 248.582,78 TL bedelli faturanın teslim edildiği ...'ın faturaları teslim almaya yetkili davacı şirket çalışanı olup olmadığı, ...'ın  davacı şirket ile husumetinin bulunup bulunmadığı,varsa  dava konusu faturaları  bu husumete binaen davalı tarafla iş birliği yaparak sonradan düzenledikleri belge ile teslim alıp almadığı, faturaların düzenlenmesine ilişkin taraflar arasında hizmet sözleşmesi, mal veya hizmet indirimi yapılacağına veya satım bedelinin iade edileceğine ilişkin sözleşmelerin bulunup bulunmadığı, faturaların düzenlenmesinin dayanağı sebeplerin ne olduğu bu faturalardan dolayı davacının davalıya toplam 248.582,78 TL borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmakta  olduğu anlaşılmıştır. <br>Kaldırma kararında ayrıntılı belirtildiği üzere  mahkememizce dosyaya ibraz edilen 30/09/2012 tarihli 121.425,75 TL'lik indirim makbuzunun davacı tarafça hangi sebeple düzenlendiği konusunda davacı vekiline beyanda bulunmak için süre verilmiş , 01/01/2007  -31/12/2014  arası BA-BS formları dosya arasına alınmış; davalı tarafından ibraz edilen BA ve BS mutabakat formlarının içeriği ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı ile ilgili  davacı şirket temsilcisinin isticvabı ile şirket temsilcisi ... mahkememiz huzurunda 06/01/2022 tarihli beyanında \" ben 2010 yılından itibaren halen davacı şirket bünyesinde çalışmaktayım, ... şirketimizden 08/03/2014 yılında ayrılmıştır, o zamana kadar ofis personeli olarak çalışmıştır, ...'ın düzenlemiş olduğu tahsilat makbuzlarından haberim yoktur, o şirketimde evraklarla ilgilenir evrak düzenler idi, ekrandan poliçe düzenlerdi, ... şirketten ayrılırken büyük ihtimalle şirket kaşesinden birini götürmüştü, indirim yaptığı iddiası yerinde değildir, böyle bir yetkisi yoktu, indirim yaptığı hususundaki evrak ise ... Sigortaya ait olup davacı şirkete ait değildir, evrak tahsilat makbuzudur, üzerini kaşem benden habersiz basılmıştır, ayrıca ilgili işler ... işten çıktıktan sonra düzenlenmiştir, indirim tutarı 2012 yılı itibariyle dikkate alındığında oldukça yüksek olup yetkisi dışındadır,\" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.<br>İsticvap yapıldıktan sonra ise mahkememizce öncelikle önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınması yoluna gidilmiş ancak ek rapor hüküm kurmaya elverişli olmayıp İstinaf kaldırma kararında belirtilen hususlarda bir değerlendirme içermediğinden bu  kez Mahkememizce ... Sigorta Şirketine müzekkere yazılarak davalı tarafın bildirmiş olduğu taşıtların poliçe evrakları ile davacıya iadeler düşülerek ne kadar komisyon ödendiğine dair 30/09/2012-31/12/2014 tarihi arasındaki tüm makbuz ve belgelerin mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve bu doğrultuda  yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak İstinaf ilamı ile toplanan deliller kapsamında davacı vekilinin 09/03/2023 tarihli dilekçesi ile ... sigorta şirketinden gelen yazı cevabı   dikkate alınarak davaya konu faturalar içeriğindeki prim iade bedeli, hizmet bedeli, ve poliçe indirim bedeline ilişkin taraflar arasında mevcut bir uygulama olup olmadığı, davacının geçmişte davalının keşide ettiği indirim faturalarını ödeyip ödemediği ve uyuşmazlık konularında  resen seçilen sigorta uzman bilirkişisi ..., SMMM uzman bilirkişisi ... ve Ticaret Hukuku bilirkişi Av. ...'dan oluşan heyet raporu dosyamız arasına alınmış olmakla dosyada toplanan deliller yaptırılan bilirkişi incelemeleri, isticvap beyanları ile taraflar arasındaki ticari ilişkide davalının düzenlediği faturalar içeriğindeki  prim iade bedeli, hizmet bedeli ve poliçe indirim bedeline ilişkin uygulama (teamül) bulunduğu davalı tarafça ispat edilememiş olmakla davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış olduğu gözetilerek akdi ilişki ve faturalar nedeni ile alacaklı olduğunu ispat için davacıya yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hususunda iki haftalık kesin süre verilmesi ile davalının kesin sürede yemin teklifinde de bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulü ile 30/06/2013 tarih ... nolu 23.600,00 TL bedelli 30/06/2013 tarih ... nolu 21.600,00 TL bedelli, 31/12/2013 tarih ... nolu 9.910,00 TL bedelli 30/04/2013 tarih ... nolu 159.809,00 TL bedelli, 30/04/2013 tarih ... nolu 13.402,78 TL bedelli, 22/03/2014 tarih ... nolu 20.261,00 TL bedelli toplam 248.582,78 TL bedelli faturalar yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında gerek yazılı  gerekse sözlü olarak belirttikleri tüm hususların göz ardı edilerek Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada taraflar arasındaki ticari ilişkide davalının düzenlediği faturalar içeriğindeki prim iade bedeli, hizmet bedeli ve poliçe indirim bedeline ilişkin uygulama bulunduğunun davalı tarafça ispat edilmediği neticesinde davanın kabulüne ve davacının, davalıya dava konusu 6 faturadan kaynaklı 248.582,78 TL borçlu olmadığının tespiti yönünde karar verildiğini, Yerel Mahkeme kararını kabul etmediklerini beyan ederek Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/03/2025 tarihli ... Esas ve  ... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK’nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı şirketin, dava dışı ... Sigorta A.Ş.’nin acentesi olduğu ve sigorta şirketi adına sigorta sözleşmesi yapmaya, sigorta ücretlerini ve primlerini tahsile yetkili olduğu, davalı şirket ile aralarında yaptıkları sözlü anlaşma kapsamında 01.01.2007-31.12.2014 döneminde davalıya ait araçların sigortalandığına dair Tramer ve ... Sigorta kayıtlarının sunulduğu, davacı yanın yapılan anlaşma uyarınca sigorta poliçelerini düzenlediği, aralarındaki poliçe bedellerinin acentesi olduğu sigorta şirketine ödenmesinden sonra davalıdan açık hesap ilişkisi çerçevesinde peyderpey tahsil edildiği, ancak aralarında bu konuda bir anlaşma olmamasına rağmen davalı tarafından “poliçe indirim bedeli”, “hizmet bedeli”, “prim iade bedeli” adı altında alacak iddiası ile düzenlenen fatura içeriklerinin doğru olmadığını iddia ettiği; davalının ise davacı ile toplam ücret üzerinden anlaştıklarını, davacının fazla bedel çıkardığı durumlarda “poliçe indirim bedeli” adı altında fatura düzenlenip sözleşmesel alacak miktarı ile poliçe bedelini uyumlu hale getirdiklerini, bu kapsamda 2012 yılı için davacı ile sigorta bedeli olarak 150.000,00 TL ödenmesi noktasında anlaşmalarına karşın davacının 291.240,54 TL poliçe bedeli çıkarması üzerine, taraflarca mutabık kalındığı şekilde 30.09.2012 tarih, ... sıra no.lu, 121.425,75 TL bedelli “poliçe indirimi” açıklamalı faturanın düzenlendiğini, bu faturanın davacı tarafça da kabul edildiğini, sonraki yıllar için de aynı uygulamanın devam ettiğini; 30.04.2013 tarihli 13.402,78 TL bedelli ... no.lu fatura, 30.04.2013 tarihli 159.809,00 TL bedelli ... no.lu fatura, 30.06.2013 tarihli 23.600,00 TL bedelli ... no.lu fatura, 30.06.2013 tarihli 21.600,00 TL bedelli ... no.lu fatura, 31.12.2013 tarihli 9.910,00 TL bedelli ... no.lu fatura ve 22.03.2014 tarihli 20.261,00 TL bedelli ... no.lu faturanın düzenlenerek davacı şirket çalışanına tebliğ edildiğini, 8 günlük itiraz süresinde itiraz edilmediğini belirttiği anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin kapsamı ve ücretinin belirlenme biçiminin araç bazında mı, yoksa toplu bedel üzerinden mi yapıldığı noktasında toplanmaktadır.<br>Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması, tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK’nın 19.09.2018 tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar sayılı ilamı) Başka bir ifadeyle, dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile faturanın sözleşmeye uygun düzenlendiği iddiası, HMK’nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanmalıdır. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup, sözleşmesel ilişki başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğine haiz değildir.<br>TMK’nın 6. maddesi, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>Somut olayda; davacı şirket tarafından düzenlenen poliçe bedelleri ile sözleşmede kararlaştırılan bedelde uyumsuzluk oluştuğu ve bunun için “poliçe indirim faturası” düzenleneceği hususunda anlaşmaya varıldığı iddiasının ispat külfeti davalıya aittir.<br>Dava konusu yapılan toplam 248.582,78 TL tutarındaki 6 adet faturanın, “Teslim tutanağı” başlıklı yazı ve ekinde 10.09.2014 tarihinde “aslı gibidir” şeklinde kaşe ve imza ile onaylanarak davacı şirket yetkilisi ...’ya tebliğ edildiği, bu faturalara davacı şirket tarafından Denizli 7. Noterliği’nin 16.09.2010 tarihli, ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile itiraz edildiği, ...’a teslim edilen faturaların aslının temin edilemediği, bilirkişi heyetinin 05.09.2024 tarihli raporunda, davalının 2013 ve 2014 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde dava konusu yapılan 6 adet ve toplam tutarı 248.582,78 TL olan faturaların davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 30.06.2013 tarihli ... no.lu ve 23.600,00 TL bedelli faturanın davalı şirket tarafından ilgili Vergi Dairesine vermiş olduğu 2013/Haziran dönemine ait olan 5.000,00 TL ve üzerindeki Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu’nda (Form BS) beyan edilmediği; 30.06.2013 tarihli ... no.lu ve 21.600,00 TL bedelli faturanın da aynı şekilde beyan edilmediği, davalı şirket tarafından davacıya düzenlenen ve dava konusu yapılan 2013 ve 2014 tarihli toplam 248.582,78 TL tutarındaki 6 adet faturanın davacının 2013 ve 2014 yılı ticari defterlerinde kaydına rastlanmadığı, sigorta şirketlerinin poliçe bilgilerini Form BS ile bildirmelerine gerek bulunmadığı tespit edilmiştir.<br>Davacı şirket yetkilisinin 06.01.2022 tarihli isticvabında poliçe indirimine ilişkin iddiayı kabul etmediği, 30.09.2012 tarihli, ... sıra no.lu, 121.425,75 TL bedelli “poliçe indirimi” açıklamalı fatura davacı şirket tarafından kabul edilmiş ise de devam eden dönemde çeşitli tarihlerde toplu poliçe düzenlenmesine karşın poliçe bedeli indirimine yönelik benzeri işlem bulunmadığından bunun istikrar kazanmış bir uygulama olarak kabul edilemeyeceği; taraflar arasında düzenlenen poliçe bedellerinden sonradan davalıya prim iadesi yapılacağına ilişkin herhangi bir sözleşmeye rastlanmadığı, satımı yapılan bir emtia, mamul veya ticareti yapılan ürünlerin satıştan sonra istenilen kalitede olmaması, malın bozuk, noksan, ayıplı, kusurlu veya satım sözleşmesinde belirtilen özelliklere sahip olmaması, alış bedelinin ödenmemesi durumlarında malı alan tarafından satıcıya yapılan iadelerde iade faturası düzenlenebileceği, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde sonradan bir indirim anlaşması yapılması durumunda ise lehine indirim yapılan tarafından \"fiyat farkı faturası\" düzenlenmesi gerektiği, bu itibarla dava konusu yapılan faturaların düzenlenmesine yönelik herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı, tarafların beyanı ve ticari defterlerindeki kayıtları, davacı şirket yetkilisinin isticvabı, Vergi Dairesine bildirilen BA-BS formları değerlendirildiğinde davalının düzenlenen poliçelere indirim yapılması gerektiğine ve indirim miktarına yönelik iddiasını ispatlayamadığı, Mahkemenin davanın kabulüne yönelik kararının yerinde olduğu görülmüştür.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp re’sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden, HMK m. 353/1-b-1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 16.980,69 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 4.245,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.735,49 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25/09/2025<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14c5ee6ecec40a59","SID":"6dfd3f2fd655e813"}}