{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/34 <br>KARAR NO\t: 2025/1423<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/10/2024<br>NUMARASI\t: 2019/286 Esas -  2024/609 Karar<br>DAVA: Tanıma ve Tenfiz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025<br>Taraflar arasındaki Tanıma ve Tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı temlik eden alacaklı ... ... .... ile davalı ...Ş. arasında Sale And Purchase Of Shares başlıklı sözleşme imzalandığını, işbu sözleşmeye göre ... Ticaret A.Ş.nin yabancı ülkede mukim bir şirketin hisselerinin devri karşılığında dava dışı ... ... ...'ye 40.000.000 USD ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı ...Ş. ile dava dışı ... ... .... arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre ... Ticaret A.Ş.nin ödemesi gereken 40.000.000 USD'lik bedelin 20.000.000 USD'lik kısmını ödemediğini, yapılan çağrılara rağmen borçlunun borcunu ifa etmemesi üzerine taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca tahkim yeri olarak belirlenen Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesine başvurulduğunu, bu tahkim yargılaması neticesinde ... Ticaret A.Ş.'den; 20.000.000 USD asıl alacağın 28.11.2007 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar  LIBOR + %1,57 üç ayda bir birleşik faiziyle tahsiline,14.553,29 Pound yargılama giderinin, 2.333,76 Pound duruşma giderinin, 149.014,63 Pound Hakem Heyeti giderinin tahsiline karar verildiğini, davalı şirketin borcun ödenmesi konusundaki çağrılara ve yapılan geri ödeme anlaşmalarına uymadığını, bu aşamadan sonra müvekkili şirket ile dava dışı ... ... .... arasında 27.04.2016 tarihinde Temlik Sözleşmesi imzalandığını, bu temlik sözleşme ile alacaklı ... ... .... borçlu ...nden olan alacaklarını müvekkili şirkete temlik ettiğini, davalıya gönderilen ihtarnamelere rağmen davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle bu kararın infazının sağlanması için Mahkemeden kararın tenfizini talep etme zorunluğunun doğduğunu belirterek; London Court of International Arbitration (Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi) verdiği 10.07.2009 tarih ve 81040 sayılı 20.000.000 USD asıl alacağın 28.11.2007 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar üç ayda bir birleşik LIBOR + %1,57 faiziyle tahsili, 14.553,29 Pound yargılama giderinin, 2.333,76 Pound duruşma giderinin, 149.014,63 Pound Hakem Heyeti giderinin davalıdan tahsiline yönelik hakem kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP\t: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tenfiz davasına konu ettiği kararın 10/07/2009 tarihli olduğunu, tenfize konu ilamın verildiği Tahkim Mahkemesinin ülkesi olan İngiltere’de zamanaşımının usule ilişkin bir konu olduğundan ve tahkim şartı kurallarına göre Mahkemenin ve tarafların kabul ettiği  ülke kurallarına göre ilam zamanaşımı süresinin 6 yıl olduğunu, ilam tarihi dikkate alındığında zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki tahkim şartını ihtiva eden 29.05.2007 tarihli sözleşmenin “Tahkim” başlıklı 7.1. maddesinde tarafların tahkime başvurmadan önce dostane yollar ve sulh görüşmeleri yapması ve bu her türlü girişimlerin başarısız olması halinde tarafların tahkime başvurma haklarının ortaya çıkacağının hüküm ve imza altına alındığını ancak temlik eden sıfatı taşıdığı iddia edilen ... ... .... bu şartı ihlal ederek doğrudan tahkim yoluna başvurduğunu, davacının söz konusu şartı yerine getirdiğine dair hiçbir belge veya yazışma olmadığını, bu nedenle tahkim şartının geçersiz olduğunu bu nedenle tenfiz davasının reddinin gerektiğini, ... ... .... ile müvekkili arasındaki 29.05.2007 tarihli sözleşmedeki tahkim şartının geçersiz olduğunu, ilgili dönemde 5 kişiden müteşekkil müvekkili anonim şirketin söz konusu sözleşmeye imza atan yetkilisine şirket tarafından şirket işletme mevzusu olmayan, iştirak hisselerinin ve mülkiyetinin devri amacı güden ve de şirket sermayesini azaltan bu tür sözleşmeler yapma yetkisinin verilmediği gibi temsil ve ilzama dair imza sirkülerinde açıkça özel yetki koşulu taşıyan tahkim şartına imza atma yetkisi de verilmediğini, ayrıca şirket ana sözleşmesinde de açıkça bu tür işlemler için genel kurul kararıyla nitelikli çoğunluk ve oybirliği şartı arandığını, böyle bir genel kurul kararı veya hüküm de bulunmadığını, dolayısıyla huzurdaki davanın New York Sözleşmesi V(1)(a) maddesi ve 5718 Sayılı Kanunun 62(1)(e) maddesi gereği reddi gerektiğini, Tenfiz şartının, 5718 sayılı Kanunun 62/1/Ç-D-H maddeleri ve 1958 Tarihli New York Sözleşmesinin hükümleri anlamında oluşmadığını, Tebligat hususunun kamu düzenine ilişkin bir husus olduğundan, tenfizi istenen hakem kararının ve söz konusu karara ilişkin tahkim sürecindeki diğer ara karar ve evrakların müvekkiline usulüne uygun biçimde tebliğ edilmemiş olmasının New York Sözleşmesi m. V(2)(b) kapsamında hakem kararının tenfizine engel teşkil etmekte olduğunu, tenfizi istenen yabancı tahkim kararının aslı veya aynı yargı organınca verilen resmi makamlarca onanmış örneğinin taraflarına tebliğ edilmediği gibi dosyada da resmi makamlarca onanmış tercümelerinin bulunmadığını, alacağın temliki sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve geçerli olsa dahi temlik aldığını iddia edene huzurdaki davada taraf ehliyeti kazandırmadığını, söz konusu temlikin dayanağı olması gerektiği düşünülen ve davacı tarafından huzurdaki dosyaya delil listesine resmi makamlarca onaylanmamış bir tercümesi sunulan 29.05.2007 tarihli ... ... .... ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin 10.1. maddesinde iş bu sözleşmeden kaynaklanan hakların, yükümlülüklerin, görevlerin ve alacakların devri yasağı açıkça taraflarca hüküm altına alındığını, temlik sözleşmesi bu nedenle geçersiz olduğundan huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, huzurdaki davada tenfizi talep edilen Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesinin 10.07.2009 tarih ve 81040 sayılı kararının temlikine ilişkin bir sözleşme olmadığını, yine davacı tarafından dosyaya tercümesi sunulan 25.12.2014 tarihli Borç Geri Ödeme Sözleşmesinden doğan alacakların temlikine ilişkin bir sözleşme olduğu anlaşıldığını, dolayısıyla eğer söz konusu temlik sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilse dahi, bu sözleşme temlik aldığını iddia edene davacı ... şirketine sadece konusunu oluşturan Borç Geri Ödeme Sözleşmesi kapsamında taleplerde bulunma hakkını vereceğini, huzurdaki davanın ise, Borç Geri Ödeme Sözleşmesine dayanan bir dava olmayıp doğrudan 10.07.2009 tarihli hakem kararının tenfizi için açılmış bir dava olduğunu, söz konusu hakem kararının taraflarının ... Ticaret A.Ş. ile ... ... .... olduğundan bu kararın tenfizini de sadece bu taraflar isteyebileceğini, bu nedenle temlik sözleşmesi geçerli kabul edilse dahi, tahkim yargılamasının ve bunun sonucunda verilmiş olan 10.07.2009 tarihli hakem kararının tarafı olmayan huzurdaki davacının bu davada taraf ehliyetinin bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi kararının itfa ve imhal edildiğinden kararın tenfiz kabiliyeti ortadan kalktığını, davacının yetkilisinin bizzat kendisi imzalamış olduğu 25.01.2017 tarihli tek taraflı yeminli beyan başlıklı belge ile tenfizi istenen hakem kararını temlik aldığını, bu kararın gereklerinin müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini ve bu konuda hiçbir hak ve şikâyetinin olmadığını kabul, beyan ve ikrar ettiğini, tek taraflı hazırlanıp imzalanması sebebiyle belge içeriğindeki iddia ve kabullerin aleyhe olabilecek yönlerini kabul etmemekle birlikte bu durumda yukarıda izah edildiği üzere zaten ifa edildiğini davacının yetkilisinin kabul ve ikrar ettiği alacağa ilişkin tahkim kararının tenfizinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \".. New York anlaşmasının V/1-e maddesi hükmüne göre kararın bağlayıcı olması yeterli olup kesinleşme şartı aranmamaktadır. Hakem kararının tabi olduğu LCIA kurallarına göre karar vermekle birlikte karar bağlayıcı olur. Bu nedenle hakem kararı verildiği andan itibaren bağlayıcı olduğundan bu yönde tenfiz engeli bulunmadığı anlaşılmıştır.Davalı davaya konu ilamın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Hakem kararının ilam zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususu kararın verildiği  ülke hukukuna tabidir. Dava konusu tahkim yeri ve ilamın verildiği yer İngiltere olduğundan, ilamın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı İngiliz hukuka tabi olduğu, İngiliz hukukunda ilam zamanaşımının 6 yıl olduğu bilirkişiler tarafından tespit edilmiştir.Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede; İngiliz hukukunda hakem kararlarının tabi olduğu ilam zamanaşımının kesilmesine ilişkin herhangi bir hüküm tespit edilmediği anlaşılmıştır. Zamanaşımının kesilmeyip işlemeye devam etmesinin kabulü Türk Kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğinden zamanaşımının kesilmesi hususunda Türk hukukunun uygulanması gerektiği, TBK'nın 154.maddesinde zamanaşımının kesilmesi sebepleri arasında borç ikrarının sayıldığı, buna göre Temlik eden şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 25/12/2014 tarihli Borç Geri Ödeme Sözleşmesinin bulunduğu, bu sözleşmede borç ikrarı bulunduğundan zamanaşımının kesildiği Mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı şirketin 25/12/2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesi ile hakem kararından doğan borcun varlığını kabul ettiği, bu nedenle zamanaşımı süresinin 25/12/2014 tarihinde kesildiği ve bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımı süresinin 6 yıl olduğu ve davanın 31/05/2019 tarihinde açılmış olduğu göz önüne alındığında hakem kararının ilam zamanaşımına uğramadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. ... ... ...., davalı şirketten olan alacağını 27/04/2016 tarihinde davacı şirkete temlik ettiğinden, davalı şirketin buna ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davalı şirketin tahkim sözleşmesi yapma ehliyeti bulunmadığı, tahkim yargılamasında usulüne uygun tebligat yapılmadığı ve davalı tarafın savunma hakkının ihlal edildiği iddia edilmiş ise de; davalı şirketin vekilinin cevap dilekçesi ve karşı iddia dilekçesi, davacının karşı iddiasına ilişkin cevap dilekçesi, 2 adet tanık beyanı, 6 adet ek ile beyan dilekçeleri sunduğu, duruşmalara katıldığı, hakem kararının verilmesinden sonra karardaki borcun ödenmesine ilişkin 25/12/2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesi yapıldığı anlaşıldığından davalının buna ilişkin savunmaları yerinde görülmemiştir. 25/12/2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesinde; hakem kararından doğan borcun ödeme şeklinin düzenlendiği, hakem kararına atıflar yapıldığı, bu sözleşmenin borç yenileme niteliğinde bulunmadığı, bu nedenle hakem kararında belirtilen borcun yenileme suretiyle sona erdiği yönündeki davalı savunmasına itibar edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle; dava konusu hakem kararının tenfiz koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulün, e Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesinin 10.07.2009 tarih ve 81040 sayılı yabancı hakem kararının tenfizine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  huzurdaki davada New York anlaşması değil, MÖHUK hükümlerinin uygulanması gerektiğini, müvekkili şirket adına tahkim sözleşmesi yapmaya yetkili ve ehliyetli bir kişi tarafından herhangi bir şekilde tahkim sözleşmesi akdedilmediğini,  hakem kararının hiçbir şekilde kesinleşmediğini ve müvekkili şirket tarafından bağlayıcı nitelikte de olmadığını, hakem kararı için icra edilebilirlik şerhi de alınmadığını, ilgili tahkim dosyasından müvekkili şirkete usulüne uygun bir şekilde yapılmış bir tebligat bulunmayıp, müvekkilin ilgili davadan haberi dahi olmadığını,  müvekkilin, haberi dahi olmadığı bir hakem kararı sebebiyle haciz baskısı altında bu hakem kararını kaldırmak amacıyla borç geri ödeme sözleşmesi akdetmesi ve borç geri ödeme sözleşmesi kapsamında ifada bulunmasının; hakem kararı verilirken müvekkilin savunma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla çelişkili olmayıp; hayatın olağan akışına da uygun olduğunu,  davada tahkim dosyasının bir kopyasının mevcut olmadığını, müvekkil adına kimin esasa ilişkin savunma ileri sürdüğü, savunma ileri süren kişinin müvekkil şirket tarafından usulüne uygun yetkilendirilip yetkilendirilmediği hususlarının belirsiz olup, müvekkile tebligat yapıldığı yahut müvekkilin usulüne uygun biçimde tahkim yargılamasından haberdar edildiği hususlarının hiçbir şekilde ispatlanamadığını, dava konusu hakem kararının, ilam zamanaşımına uğradığını, davacının hakem kararının tarafı olmadığını, hakem kararını temlik almadığını, huzurdaki davada taraf sıfatının mevcut olmadığını, New York anlaşması 5. maddede yer alan diğer tenfiz şartları bakımından itirazlarının gözetilmediğini, yabancı hakem kararının borcun yenilenmesi suretiyle yerine getirildiğine ilişkin itirazlarının gözetilmediğini, taraflar ilgili borç geri ödeme sözleşmesini tahkim kararından doğan herhangi bir borç mevcut ise bunu sona erdirmek amacıyla akdettiklerini, zaten ilgili borç Geri Ödeme Sözleşmesi'nin yapılma sebebinin başlı başına bu olduğunu, müvekkilinin, varlığından haberdar dahi olmadığı bir hakem kararı sebebiyle haciz tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ve ilgili borç geri ödeme sözleşmesi ile hakem kararından doğan borç sona erdirilerek, taraflar aralarında mevcut önceki uyuşmazlığı çözüme bağlama maksadıyla hareket ettiklerini, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun bütünüyle hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden,ek rapor yahut yeni rapor alınmadan dosya hukuka aykırı bilirkişi raporu dayanak alınarak karara çıkarıldığını, kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olup, kaldırılması gerektiğini beyanla istinaf kanun yolu başvurularının kabulüyle, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.10.2024 tarih ve 2019/286 E., 2024/609 K. Sayılı kararının kaldırılmasına, davanın usulden ve esastan bütünüyle reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE :Dava, yabancı hakem kararının tenfizi davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Dava dışı ... ... .... tarafından tahkime başvurulması üzerine Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesinin 10.07.2009 tarih ve 81040 sayılı kararı ile  \"20.000.000 USD'nin  28.11.2007 tarihinden itibaren Lıbor + %1,57 faiziyle birlikte  davalı ...'nden tahsili ile davacıya verilmesine, yine 14.553,29 Pound tahkim masraflarının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2.333,76 Pound salon kiralama ücretinin davalının sorumluluğunda olduğuna, davacı tarafın masrafları 149.014,63 Pound tutarına LCIA kuralları madde 28.3 kapsamında izin verilmesine, davacının ele alınmayan ve hakkında hüküm verilmeyen tüm taleplerinin reddine, davalının karşı iddiasındaki tüm taleplerinin reddine\" karar verilmiştir.Davacı tarafça, temlik alan sıfatıyla tenfiz şartları bulunduğundan bahisle söz konusu yabancı hakem kararının tenfizine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulanacak hükümler 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 60-62. maddeleri ile Türkiye'nin de taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesidir. Yabancı bir hakem kararının tanınması ve tenfizi, New York Sözleşmesinin kapsamına girmesi halinde MÖHUK hükümleri uygulanmayacaktır. Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi onaylanmasına ilişkin 20877 Sayılı 21.05.1991 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 3731 Sayılı Kanunun 2. maddesideki  \"Türkiye Cumhuriyeti sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulayacağını, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulayacağını beyan eder.'' şeklinde ifade ile sözleşmeye çekince koymuş olup, bu çekince nedeniyle Türk Hukuku bakımından ticari olan uyuşmazlıklarda ve karşılıklılık esasına göre sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararları bakımından New York Sözleşmesi uygulama alanı bulacaktır.Tahkim sözleşmesine ve hakem kararına  konu olan şirket hisselerinin satışı ve satın alma sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4/1-a maddesi gereğince mutlak ticari dava mahiyetinde olmasına ve hakem kararının New York Sözleşmesine taraf olan İngiltere ülkesinde bulunan Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından verilmesine göre tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu 1958 Tarihli New York Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekir.Tanıma ve tenfiz isteminde bulunan tarafça 1958 tarihli New York Sözleşmesi’nin IV. maddesine göre dilekçeye; Hakem kararının usulüne göre tasdik edilmiş aslı yahut aslına uygunluğu tasdik edilmiş bir suretinin, kararın dayandığı tahkim anlaşmasının aslı veya usulü dairesinde tasdik edilmiş suretinin, Hakem kararı veya onun dayandığı tahkim anlaşması tenfizi istenen mahkemenin resmi dilinde yazılmamışsa tercümesinin eklenmesi zorunludur. Davacının dayandığı dava dışı ... ... .... ile davalı arasında imzalanan 29.05.2007 tarihli \"hisselerin satışı ve satın alma\" sözleşmesinin 7.1.maddesinde \"sözleşmeden doğan veya sözleşmeyle ilgili bu ihtilaf ve anlaşmazlıkların dostane yollarla çözüme kavuşturulamaması halinde ilgili konu, Büyük Britanya Londra'da Ticaret ve Sanayi Odası'na bağlı Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesine, bu mahkemenin kuralları ve usullerine göre sevk edilecektir\",  8.maddesinde \"bu sözleşme İsviçre mevzuatına tabi olacak ve bu mevzuata göre yorumlanacaktır\" hükümleri mevcuttur.Davacı vekili dava dosyasına, tahkime dayanak hisse satışı ve satın atımı sözleşmesinin tasdikli tercümesini, 25.12.2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesinin aslı ve onaylı tercümesini, Londra Uluslararası Tahkim mahkemesinin 10.07.2009 tarih ve 81040 tahkim numaralı kararının aslı,  apostil şerhli  ve tercümesi yapılmış  onaylı suretini ve temlik sözleşmesini  ibraz etmiştir.Tenfize konu hakem kararında ve tahkime esas sözleşmede tarafların davalı ...Ş.  ve dava dışı ... ... .... olduğu görülmektedir.Dava dışı ... ... .... ile davalı arasında imzalanan 25.12.2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesinde; ... ... ....'nin Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesinde (LCIA) ...'ne karşı tahkim işlemlerini başlattığı ve 10.07.2009 tarihli 81040 sayılı Tahkim Kararına hükmedildiği yazılı olup, ... ... .... tarafından 3. maddede belirtilen koşulların yerine getirilmesi şartına bağlı olarak davalı  tarafından geri ödeme tutarının 2015 Nisan ayı ile 2017 Aralık ayı arasında aylık taksitler halinde ... ... ....'ne ödeneceğinin düzenlendiği; dava dışı  ... ... .... ile davacı arasında imzalanan 27.04.2016 tarihinde imzalanan temlik sözleşmesinde de  temlik eden ... ... ....'nin, 25.12.2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesi kapsamında ... Tic. A.Ş.'den olan 20.000.000 USD tutarındaki alacağı  davacıya  temlik ettiği görülmüştür.Dosya Dairemize geldikten sonra davalı vekili, davacının alacağı temlik aldığını iddia ettiği ... ... .... Şirketi ile ... ... .... şirketi tarafından 08.01.2025 tarihinde kendisi aleyhine dava ikame edildiğini, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/17 Esasında kayıtlı davada, 27.12.2017 tarihli temlik sözleşmesi ile  eldeki davanın konusu  olan aynı alacağın, davacı ... Petrol Maden İnş. Turz. San. Ve Tic. A.Ş.  tarafından  ... ... .... Şirketine temlik edildiğinin iddia edildiğini beyan ederek beyan dilekçesi ekinde \"üç taraflı sözleşme\" başlıklı sözleşme ve Türkçe tercümesini sunmuştur.İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/17 Esas sayılı dava dosyasının UYAP'tan yapılan incelemesinde ; davanın, alacak davası olup, davacıların ... ... ....  ile ... ... ..., davalıların ... Tic. A.Ş. ve  ... olduğu , ilk derece mahkemesince 23.05.2025 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.Dosya kapsamına tercümesi sunulan 27.12.2017 tarihli ... ... ...., ... ... ... ve ... Petrol Maden İnş. Turz. San. ve Tic. A.Ş arasında düzenlendiği görülen \"Üç Taraflı Sözleşme\" başlıklı sözleşmenin 3-C maddesinde \"27.04.2016 tarihinde, ... ... .... (...) , ... Ticaret A.Ş. ve garantör olarak ... arasındaki 25.12.2014 tarihli Borç Geri Ödeme Anlaşması (borçlular tarafından bu anlaşma kapsamında veya bununla bağlantılı olarak ödenecek veya borçlanılacak mevcut veya gelecekteki herhangi bir yükümlülük (fili veya şarta bağlı) dahil olmak üzere söz konusu borç hakkı) kapsamında ... Petrol Maden İnş. Turz. San. Ve Tic. A.Ş'nin (...), ... Sözleşmeleri kapsamındaki hizmetleri karşılığında  ...  ve ...'ın , ...'ın, ... Ticaret A.Ş. ve ...'a karşı olan borç talebini ...'a temlik ettiği temlik anlaşmasını imzalamışlardır\" , 3-D maddesinde \"İşbu Senet tarihi itibariyle ..., borç hakkı kapsamında yalnızca 1.650.000 ABD doları tahsil edebilmiştir. Bunun sonucu olarak ..., ... Anlaşmalarının gerektirdiği şekilde hizmet verememiş ve ... Anlaşmaları uyarınca ...'a hizmetleri için ödeme yapamamıştır. ..., ...'dan hizmetleri için ödeme ve tazminat talep etmiştir. ... ayrıca ...'a İnşaattaki gecikmelerin kendisine zarar verdiğini bildirmiş ve ...'ın  ihlallerini düzeltmesini ve İnşaata mümkün olan en kısa sürede devam etmesini talep etmiştir.\", 3-E maddesinde \" ...'ın, ...'a, ...'ın ücretlerine tabi olarak, Borç Hakkına ...'a devretmeyi ve böylece ...'ın ... Anlaşmaları kapsamında hizmet vermeye devam etmesini teklif etmiştir.\" hükümleri mevcut olup, sözleşmenin \"temlik  ve hizmetler\" başlıklı 1.maddesinde \"..., ...'ın ... Anlaşmaları kapsamında ...'a İnşaat hizmetleri vermesi karşılığında, işbu Sözleşme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, ...'ın Borç Hakkına (daha önce ...'dan Temlik Anlaşması kapsamında devraldığı) ilişkin tüm hak, mülkiyet, menfaat ve faydalarını ...'a temlik etmektedir.\" şeklinde düzenleme bulunduğu görülmüştür.  Taraf sıfatı (husumet) dava şartlarından olmayıp, dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir (Baki Kuru:Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C. 1, s. 1157). Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları ise de mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için bu kişilerin gerçekten o davada davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine; davalı sıfatı ise, bir subjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebileceği, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. (Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar)Dava hakkı, asıl (subjektif) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkı da devredilmiş olur. Bir hakkın devri, 6098 sayılı  Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 183. maddesi hükümlerinde düzenlenen alacağın temliki suretiyle gerçekleşir. TBK'nın  183/1.maddesine göre Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.Alacak temlik edilince devreden kişinin, alacaklı sıfatı ile birlikte davacı sıfatı da devralana geçer ve davacı yerine geçen üçüncü şahıs usulden doğan yetkilerini kullanabilir. Alacağın devri, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen yazılı şekle bağlı sözleşme, kanun ya da kazai kararla gerçekleşen tasarrufi bir muameledir. Alacağın devri kural olarak borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen tasarrufi bir hukuki işlemdir, külli değil, cüz’i ve sınırlı bir halefiyet meydana gelmektedir. (Turgut Uygur, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Ankara, 2013,  C.I,  s. 1096). Uyuşmazlık  konusu  malın, alacak veya hakkın, dava açılmadan önce devredilmesi halinde devreden kişinin devrettiği mal, alacak veya hak konusu üzerinde alacaklı, borçlu, malik ve zilyet gibi sıfatları kalmaz. Bu nedenle devreden kişinin, devirden sonra açılan bir davada, davacı ya da davalı olarak hasım gösterilmesi mümkün değildir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde taraf sıfatı kamu düzenine ilişkin olup,  resen gözetilmesi gereken hususlardan olduğundan davacı şirketin taraf sıfatının bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca yalnızca kamu düzenine aykırılık sebebi ile sınırlı olarak, bu aşamada davalı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin yapılan istinaf incelemesi sonunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025<br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fbb43b081b45b243","SID":"2af2642f07c69f60"}}