{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/420 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1268<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br> İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/06/2022<br>NUMARASI\t: 2021/232 Esas, 2022/441 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ <br>KARAR TARİHİ: 09/10/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sözleşme gereğince davalıya profesyonel fotoğrafçılık hizmeti verdiğini, müvekkil şirket ile davalı/borçlu şirketin uzun süreler boyunca birlikte çalıştığını, bu kapsamda  toplam 543 adet fatura tanzim edildiğini ve her bir faturanın davalıya iletildiğini, davalı borçlu şirket tarafından işbu faturaların hiçbirine itiraz edilmediğini, hatta davalı borçlu şirket tarafından işbu faturalara ilişkin bir miktar ödeme yapıldığını ancak borcun tamamının ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından takip başlattıklarını, müvekkili şirketin davalı borçlu şirketen  bakiye 342.611,74 TL alacağının olduğunu, icra takibine borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazı sebebiyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının  alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının 543 adet faturanın  müvekkili şirkete iletildiği ve bunların hiç birine itiraz edilmediği iddiasının tek taraflı bir iddia olduğunu, davacının öncelikle faturaları ilettiğini ispatlamasının gerektiğini, kabul anlamında olmamak kaydı ile bir faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olması halinde, sadece faturada belirtilen verilerin, fiyat ve sayı yönünden içeriğinin kabulü ile bunlara itiraz edilemeyeceği anlamını taşıdığını, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımayacağını, davacı taraf, ticari defter kayıtlarına ilişkin herhangi bir veriye ne icra takibinde ne de dava dilekçesinde yer vermediğini, icra dosyasına sunulmuş fatura fotokopilerinin tek başına bir alacak dayanağı olmasının mümkün olmadığını, icra dosyasına sunulan davacının hazırladığı ekstre niteliğinde ki alacak çizelgesinin de ve yine dava dilekçesinin \"Deliller\" bahsinde ifade edildiği gibi cari hesap ekstresi gibi kabul edilir bir geçerliliği bulunmadığı gibi delil olma vasfının da olmadığını, taraflar arasında herhangi bir  \"cari hesap sözleşmesi\" olmadığını, davacı tarafça müvekkili şirkete daha evvel fotoğraf çekim işi yapıldığını, ancak davacı tarafın davaya dayanak icra takibi ve açmış olduğu davada iddia olunduğu gibi 342.611,74 TL alacağının olmadığını, davacının müvekkilinin yaptığı ödemelerin bir çoğunu yok sayarak kayıtlarına bildirmediğini, icra takip dosyasına dayanak yaptığı gayri resmi alacak listesi ve muavin kayıtlarının uyuşmadığını, nitekim, davacı tarafın kendi kendine gayri resmi bir excel dosyası oluşturduğunu, 2002 yılından itibaren  bir borç-alacak listesi oluşturarak bunu icra dosyasına dayanak yaptığını, ancak muavin defter listesinin ise sadece 2011 yılından sonrasını icra dosyasına sunduğunu, bununla da eksik ödeme girişi ya da mükerrer kayıt ile muavin kayıtlarında alacak tutarını yükseltmeye gayret ettiğinin anlaşıldığını, davacının bağlı bulunduğu vergi dairesinden alacak iddiasında  bulunulan tüm yıllara ilişkin beyan ettiği kurumlar vergi beyannamesinin celbini talep ettiklerini, bu kayıtlardan davacının alacak miktarının kolayca tespit edilebileceğini, bu işlerin yapıldığı dönemlerde bir müddet için de davacının davalının işyerinde onun kısmi kiracısı olarak bulunduğunu, bu dönemlere ilişkin kira borçlarının da mahsubuna yanaşmadığını, bu hususta tanık dinletmek istediklerini, taraflar arasındaki ihtilaflara ilişkin haller için davalı ... ... Ltd.Şti.ne (AJANS) ait defter, evrak ve kayıtların münhasır delil kabul edileceği ve taraflar arasındaki husumetlerde bunun delil anlaşması niteliği taşıyacağının da sözleşme ile kabul edildiğini, bu nedenlerle haksız ve yersiz olarak açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 10/05/2018 TARİH VE 2015/982 ESAS 2018/613 KARAR SAYILI KARARI İLE:Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğu, bu kapsamda davacı şirket tarafından davalı şirkete faturalar düzenlendiği, davalı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişkinin reddedilmediği, davalı tarafça zamanaşımı itirazında bulunulduğu, taraflar arasındaki ihtilaflarda davalıya ait defter evrak ve kayıtların münhasır delil kabul edileceğinin belirtildiği, bu durumda davacı ve davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacıya ilişkin vergi beyannamelerinin incelendiği, davalının ilişkiyi inkar etmediği ancak borcu ödediğini iddia ettiği ve bu durumda ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının ödeme savunmasının ispatlayacak delilleri dosyaya sunmadığı, davalının zamanaşımı itirazının da  genel hükümlere göre 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile, İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki davalının itirazının iptaline, takibin aynı şartlarla devamına, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.Karar davalı tarafından istinaf edilmiştir.DAİREMİZİN 04/03/2021 TARİH VE 2021/179 ESAS 2021/316 KARAR SAYILI KARARI İLE:Tüm dosya kapsamına göre, somut uyuşmazlıkta ispat yükünün davacıda olduğu, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı, uyuşmazlığa konu fatura tarihleri gözönüne alınarak tarafların BA/BS formlarının ilgili idarelerden celbi ile tarafların ticari defter ve kayıtları ile karşılaştırarak sonucu gidilmesi, takibin dayanağı faturalar gereğince zamanaşımı def'inin buna göre değerlendirilmesi gerekirken ispat yükünde hatalı değerlendirme ile davanın kabulü isabetli bulunmadığından istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar verilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ 09/06/2022 TARİH VE 2021/232 ESAS 2022/441 KARAR SAYILI KARARI İLE:Somut olayda, alacağın konusunu teşkil eden ticari ilişki  818 sayılı Borçlar Kanunun yürürlükte olduğu dönemde başladığından ve taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklandığından eski BK'nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğu, 5 yılı aşan alacak talepleri zamanaşımına uğramakla bilirkişi raporunda zamanaşımı seçeneğine göre yapılan hesaplama ve tespitlerih hükme esas alındığı, davalı tarafın defterlerine göre 31.12.2014 tarihi itibariyle davacının 40.919,29 TL borcu bulunduğu, bilirkişi tarafından 5 yıl önce düzenlenmiş faturalara dayalı alacağın zamanaşımına uğradığının kabulü seçeneğine göre yapılan hesaplamada davacı alacağının tespit edilmediği, bunun yanı sıra 2009 yılı sonrası tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini teyit ettiği ve davalı ticari defterleri ile ikrar edilen 40.919,29 TL davacı alacağının bulunduğu gerekçelerine istinaden İstanbul 25 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 40.919,29 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte devamına, fazlaya ilişkin kısmın zamanaşımı nedeni ile reddine, alacağın likit olması nedeniyle alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.DAİREMİZİN 25/05/2023 TARİH VE 2023/475 ESAS 2023/629 KARAR SAYILI KARARI İLE:Somut olayda, davacı tarafından davalıya keşide edilen ilk faturanın 09.01.2002 ve son faturanın ise 19.11.2012 tarihli olduğu, davacının 2003 ve 2004 yıllarına ait yevmiye defteri ile defteri kebir ve 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ait envanter defterlerinin bulunmadığı, davacının sunduğu ticari defterler üzerinden ilk yapılan tespite göre davacı 31.12.2005 yılı sonu itibariyle davalıdan 203.853,78 TL alacaklı iken en son yapılan tespite göre ise davacının 31.12.2014 yılı sonu itibariyle davalıdan 347.520,20 TL alacaklı olduğu, davalının 2008 yılına ait yevmiye defteri ile defteri kebiri ve 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007 yıllarına ait yevmiye, defteri kebir ve envanter defterlerinin bulunmadığı, sunulan ticari defterlere göre davalının 31.12.2014 yılı sonu itibariyle davacıya 40.919,29 TL borçlu olduğu, ticari defterler arasındaki 306.600,91 TL tutarındaki farkın 292.440,27 TL'lik kısmının 2008 yılı ve öncesinden kaynaklandığı, ancak davalı tarafın 2008 yılı ve öncesi defterlerini ve davacı tarafın ise 2003 ve 2004 yıllarına ait yevmiye, defteri kebir, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 yılları envanter defterlerini ibraz edememesi sebebiyle bu farkın nedeninin tespit edilemediği, her iki tarafça ibraz edilemeyen defterler bulunduğundan ve defterler karşılıklı olarak teyit edilemediğinden sonuç alacağın doğrulanmasının da mümkün olmadığı, ancak 2009 yılı öncesi devir bakiyesi hariç tutulduğunda tarafların 2009-2014 yılları arası ticari defteri karşılaştırıldığında 0,60 TL kayıt farkı ve davalının ibraz ettiği 12.07.2010 tarihli 7.787,00 TL bedelli havalenin davacı kayıtlarında yer almadığı, bu farklar gözardı edildiğinde kayıtların birbirini teyit ettiği hususlarının bilirkişi raporundan anlaşıldığı, Dairemizin kaldırma kararı uyarınca celbedilen davalının BA bildirimleri 2004 yılından başlamakta olup bilirkişi tarafından 2009 öncesi dönem bakımından davalıya ait BA bildirimlerinin ve davacıya ait ticari defterlerin kıyaslanması suretiyle davacının 294.503,89 TL alacaklı olduğu hesaplanmış ise de, 6100 sayılı HMK'nun 222/4 maddesine göre, açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari kayıtlar sahibi aleyhine delil teşkil edeceğinden somut olayda da davacının ticari defterlerinin bu nitelikte olmaması sebebiyle lehine delil olma gücü bulunmadığından davalının ticari defterlerinde kendi aleyhinde olan kayıtlarda davacıya 40.919,29 TL borçlu olduğu dikkate alındığında davacının, davalıdan bu miktar kadar alacaklı olduğunu kabul etmek gerektiği,  öte yandan taraflar arasındaki ilişki Mahkemece tespit edildiğinin aksine hizmet sözleşmesi niteliğinde olup 10 yıllık zamanaşımına tabi olsa da bu hususun da açıklanan sebeplerle sonuca bir etkisinin olmayacağı, sonuç olanak mevcut duruma göre, incelenen ticari defterlerine göre davacıya 40.919,29 TL borçlu olarak görüldüğünden davalının artık aleyhine olan bu miktar yönünden davacıya borçlu olduğunu kabul etmek gerektiği, bu nedenle bu miktar üzerinden icra takibinin devamına yönelik Mahkemece tesis edilen karar isabetli olduğundan bahisle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNİN 19/12/2014 TARİH VE 2023/2796 ESAS 2024/5032 KARAR SAYILI KARARI İLE: Taraflar arasında geçerli olan fotoğraf çekimine ilişkin sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olması sebebiyle TBK'nun 147/6. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin bu yönüyle hatalı olduğu, bu nedenle taraflar arasındaki alacak ilişkisinin 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, temyiz edenin sıfatına göre bu hususun bozma nedeni yapılmadığı, TBK’nun 102. maddesi uyarınca, kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin, muaccel borç için yapılmış sayılacağı, birden çok borcun vadesi aynı zamanda muaccel hale gelmişse, mahsupun orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödemenin, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılacağı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince, icra takip tarihinden önceki fatura tarihleri dikkate alınarak ödemelerin ilk muaccel olan faturadan başlamak suretiyle mahsup edilmesi gerektiği, yine icra takibi tarihinden önceki 5 yıllık dönemde davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan faturalarla ilgili alacak miktarının da ayrıca tespit edilip bu miktarın zamanaşımına uğramadığı gözetilerek bu döneme yönelik ödeme var ise bu da gözetilerek ve usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafından düzenlenen BA formlarının delil olarak kabul edilmeyerek yazılı şekilde dosya içeriği ile uyumlu olmayan gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmediğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.  İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 01/04/2015 tarihinde muavin defter kayıtları, cari hesap ekstresi, fatura listesi ve 543 adet fatura ve cari hesap alacağı/ekstresinden kaynaklı olarak 342.611,74 TL asıl alacağın borçludan tahsili talepli takip yapıldığı, takibe borçlunun itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durduğu, itirazın iptali davasının yasal bir yıllık süresinde açıldığı  anlaşılmıştır. Dairemizin 04/03/2021 tarihli kaldırma kararından önce Mahkemece tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 02/02/2017 tarihli raporda; davaya konu faturaların başlangıcının 09.01.2002 tarihi olup, son fatura tarihinin 19.11.2012’ tarihi oluğu, davacının  2003 ve 2004 yıllarına ait yevmiye defteri ile defteri kebirlerinin 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları Envanter defterlerinin bulunmadığı, 2014 yılı yevmiye defteri dışındaki hiçbir defterde kapanış tasdikinin olmadığı, eksik tutulan veya hiç tutulmayan ticari defterler ile dava konusu alacağın varlığının ve miktarının incelenmesi ve tespit edilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın 2008 yılı öncesi yevmiye, defteri kebir, envanter defteri ile 2008 yılı yevmiye, defteri kebiri ibraz edilmediğinden 2008 yılı öncesindeki borç/alacak durumunun tespit edilebilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın mevcut ticari defter kayıtları ile dosyaya sunduğu davaya konu alacak listesindeki tutarların birbirinden farklı olduğu, davacı tarafın 2008 yılı Yevmiye Defterinde davalı tarafın, 372.161,76 TL borçlu iken, davalı tarafın 2008 yılı Envanter Defterinde davacı taraf, 79.721,49 TL alacaklı olarak yer aldığı,  iki taraf arasında 2008 yılı sonu itibariyle 292.440,27 TL fark bulunduğu, dava konusu alacak tutarı her iki tarafta farklı iken, davanın açıldığı 2015 yılına kadar karşılıklı hesap mutabakatı yapılmadığı, davalı tarafın 2008 yılı ve öncesi ticari defterleri ibraz edilmediğinden, 2008 yılı ve öncesinden kaynaklanan dava konusu alacaklara ait faturaların davalıya iletildiği ve davalı tarafından kabul edildiğine ilişkin bir tespit yapılamadığı, davalının ticari defterlerine göre 31.12.2014 tarihi itibariyle davacı tarafa 40.919,29 TL borçlu gözüktüğü, davacı tarafın defterlerinde ise aynı tarih itibariyle 347.520,20 TL alacak yer aldığı, ancak davacının 2003 ve 2004 yıllarına ait ticari defterleri ibraz edilmediğinden bu alacağın doğrulanmasının mümkün olmadığı, davalının zamanaşımı talebinin kabul edilmesi halinde 01.04.2009 tarihinden dava tarihine kadar (davacının alacak listesine göre; 19.03.2009 tarihindeki alacak 396.943,14 TL iken, 07.05.2014 tarihindeki alacak 342.611,14 TL’ye inmiştir.) borçlandığı tutardan 54.332 TL daha fazla ödeme yaptığı, bu tarihten itibaren yeni bir borcunun oluşmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.Aynı bilirkişi tarafından sunulan 09/02/2018 tarihli ek raporda; İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığımın 08.052017 tarihli yazısı ekinde yer alan davacıya ait beyannamelerin incelenmesinde, 2010 yılı için davacının defterlerine göre davalıdan 449.705,59 TL alacağı gözükürken Maliye Bakanlığına verdiği kurumlar vergisi beyannamesinde alacaklarının toplamının (yalnızca davalıdan olan değil, tüm müşterilerinden olan alacak toplamı) yalnızca 100.595,00 TL olduğu, 2011 yılı için davacının defterlerine göre davalıdan 412.174,73 TL alacağı gözükürken Maliye Bakanlığına verdiği kurumlar vergisi beyannamesinde Alacaklarının toplamının (yalnızca davalıdan olan değil, tüm müşterilerinden olan alacak toplamı) yalnızca 183.357,93 TL olduğu, 2012 yılı için  davacının defterlerine göre davalıdan 393.833,65 TL alacağı gözükürken Maliye Bakanlığına verdiği kurumlar vergisi beyannamesinde Alacaklarının toplamının (yalnızca davalıdan olan değil, tüm müşterilerinden olan alacak toplamı) 485.857,44 TL olduğu, 2013 yılı için davacının defterlerine güre davalıdan 354.882,89 TL alacağı gözükürken Maliye Bakanlığına verdiği kurumlar vergisi beyannamesinde alacaklarının toplamının (yalnızca davalıdan olan değil, tüm müşterilerinden olan alacak toplamı) 410.807,59 TL olduğu, 2014 yılı için davacının defterlerine göre davalıdan 347.520,20 TL alacağı gözükürken Maliye Bakanlığına verdiği kurumlar vergisi beyannamesinde Alacaklarının toplamının (yalnızca davalıdan olan değil, tüm müşterilerinden olan alacak toplamı) 463.274,50 TL olduğu, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 yılı KDV Beyannameleri Listelerinin incelenmesinde, Vergi dairesinden alınan listelerde toplam KDV’lerin yer aldığından bu listelerden dava konusu alacağa ilişkin bir bilgi elde edilemediği, davalıya ait beyannamelerin incelenmesinde; 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinde yer alan bilançolarda şirketin toplam borçlarının yer aldığı, bilançolarda borçların hangi firmalara olduğuna ilişkin detay bilgi bulunmadığı, Kurumlar vergisi beyannamelerinde yer alan bilançolarla herhangi bir taraftan alacağı ve herhangi bir tarafa borcu ispat etmek muhasebe tekniği açısından mümkün olmadığı, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin aylar itibarıyla KDV beyannamelerinde şirketin, o KDV dönemindeki satışlarından hesapladığı KDV’ler ve o dönemdeki alışlar ve giderlerden kaynaklanan indirilecek KDV'lerin yer aldığı, KDV beyannamelerinde hangi firmadan ne kadar mal ve hizmei alındığında ilişkin ayrıntılı bilgi bulunmadığı, bu nedenle KDV beyannamelerinde yer alan bilgiler ile herhangi bir taraftan alacağı ve herhangi bir tarafa borcu ispat etmek muhasebe tekniği açısından mümkün bulunmadığı bildirilmiştir.Dairemizin 04/03/2021 tarihli kaldırma kararından sonra ilk derece Mahkemesince tarafların BA/BS kayıtlarının celbinden sonra ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınmıştır. Kaldırma ilamından önce rapor sunan bilirkişiden başka bir bilirkişinin görevlendirildiği ve bu bilirkişi tarafından düzenlenen 05/04/2022 tarihli raporda; davacının 2003 ve 2004 yıllarına ait yevmiye defteri ile defteri kebirlerinin, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları envanter defterlerinin bulunmadığı, yine 2014 yılı yevmiye defterinin dışındaki hiçbir defterde kapanış tasdikinin bulunmadığı, ticari defterlerin bu şekliyle TTK açısından delil niteliğinde olmadığı ve takdiri delil olduğu kanaatine varıldığı, davalının 2008 yılına ait yevmiye defteri ile defteri kebirinin, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007 yılları yevmiye, defteri kebir ve envanter defterlerinin bulunmadığı, 2009 yılı ve devamı defterlerin tasdiklerinin tam olduğu, ancak silsile yolu ile önceki dönem devirlerin tespit edilememesi sebebi ile ticari defterlerin bu şekliyle TTK açısından delil niteliğinde olup olmadığının Mahkemeye sunulduğu, tarafların ticari defterlerinin ilişkinin başladığı 2002 yılından 2014 yılına kadar silsile halinde karşılıklı olarak dava konusu alacak miktarını ispatlamaya yarar şekilde ibraz edilmediği, davalının 2009-2014 yılları arası ticari defterlerinin tamamının ibraz edildiği, önceki dönemlerinin ibraz edilmediği, bu itibarla taraf ticari defterlerinin sahipleri lehine delil teşkil edemeyeceği, ancak 2009-2014 yılları arası devir bakiyeleri hariç tespit edilen düzeltme ile tarafların işlem kayıtlarının birbirini teyit ettiği, devreden bakiyesi düşük olan davalı ticari defter bakiyesi dikkate alınarak aynı zamanda davalının istinaf dilekçesinde zamanaşımı hariç kabul ettiği miktar 40.919,29 TL'nin ihtilafsız davacı alacağı olarak kabul edilebileceği, davacının ticari defterlerinde kayıtlı 2008 yılı devreden alacak miktarı olan 372.161,76 TL'nin ispatlanması gerektiği, celp olunan davalıya ait 2004-2008 temmuz dönemleri B/A formlarına göre davalının 272 adet fatura karşılığı KDV hariç 1.077.540,00 TL davacıdan alım bildiriminde bulunduğu, dosyaya sunulan fatura örnekleri ve listelerine göre ise davacının bu dönem için 279 adet fatura düzenlediği, BA formları ile bildirilen tutar KDV hariç olduğundan bildirimlere göre oluşan toplam fatura bedelinin KDV dahil 1.271.497,20 TL olduğu, davacının ticari defterlerinde 2008 yılı sonu itibari ile davalıdan alacağı 372.161,76 TL olarak kayıtlı olduğundan bu miktar haricindeki miktarın tahsil edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, davalının 2004 yılında 75 adet fatura karşılığı 129.890,09 TL alım olarak bildirimde bulunduğu (KDV dahil 153.270,30 TL), davacının ticari defterlerinde 2005 yılına devreden alacak miktarının 108.613,76 TL olduğu, 2004 yılı ticari defterlerinin ibraz edilmediği, ancak bildirimde bulunulan alım miktarı talep edilen miktardan fazla olduğundan (davacının bu miktardan fazla ödeme yaptığını ispat etmesi haricinde) bu miktarın alacak olarak kabul edilebileceği, alacak listesinde 2003 yılından devir edilen 48.107,25 TL'nin ise 2003 yılı BA bildirimleri bulunmadığından davacı alacağından tenzil edilmesi gerektiği, davacının ticari defterlerinde alacağının 31.12.2014 tarihi itibari ile 347.520,20 TL olarak kayıtlı olduğu, bu miktardan ispat edilemediği kanaatinde olduğu 2003 yılı devredeni 48.107,25 TL'nin mahsubu ile davacı alacağının 299.412,95 TL olduğu, davacının dosyaya sunduğu alacak listesindeki 342.611,14 TL alacak bakiyesine göre ise alacağının 294.503,89 TL olduğunun hesaplandığı, davalının zamanaşımı hususundaki iddiasına göre dava konusu alacağın hesaplanması halinde ise, BK'nun102. maddesine göre yapılan ödemelerin ilk muaccel olan borca sayılması gereği esasınca 5 yıllık zamanaşımında dahi, takip tarihi itibari ile hesaplanan 294.503,89 TL alacağın davacı alacağı olarak kabul edilebileceği, Mahkemenin takip tarihinden 5 yıl önce düzenlenmiş (01.04.2010) fatura alacaklarının zamanaşımına uğradığı kanaatinde olması halinde ise o tarihteki alacak bakiyesi olan 386.550,59 TL'nin takip tarihinde tespit edilen 294.503,89 TL'den büyük olması sebebi ile davalının borçlu olmadığı, ancak davalı ticari defter bakiyesi ile ikrar edilen 40.919,29 TL'nin davacı alacağı olarak kabul edilebileceği bildirilmiştir.Dairemizin 25/05/2023 tarih ve 2023/475 Esas 2023/629 Karar sayılı kararı Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19/12/2024 tarih ve 2023/2796 Esas 2024/5032 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, Dairemizce usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyularak bu doğrultuda bozma ilamında belirtilen hususlar doğrultusunda dosya bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmıştır. bilirkişi tarafından sunulan 01/07/2025 tarihli raporda; davalının celp olunan BA formlarına göre 2008 yılı sonuna kadar 1.271.497,20 TL bildirimde bulunduğu, alım olarak bildirilen fatura bedelleri ikrar edilmiş sayıldığından davalının 2008 yılına kadar 1.271.497,20 TL'yi ödediğini ödeme belgeleri ile ispat etmesi gerektiği, davacı ticari defterlerinin 2008 yılı sonu bakiyesi 372.161,76 TL olduğundan alacak miktarının bu miktar kabul edilebileceği (davacı ticari defterlerinin kapanış tasdiki olmadığı, delil kabiliyetinin eksik olduğu ancak davalının 2009 yılı öncesi devir miktarını ispatlayamadığı dikkate alınarak bu bakiye kabul edilmiştir, aksi halde davalının devreden borcu 1.271.497,20 TL olacaktır), dosyaya mübrez icra dayanağı olan alacak listesinden 48.107,25 TL'nin 2003 yılından devir ettiği, ancak davalının 2003 yılı BA formları olmadığı için bu miktarın ispatlanamadığı, buna göre bu miktarın davacı ticari defterlerinde 31/12/2014 tarihi itibari ile kayıtlı alacak bakiyesi olan 347.520,20 TL'den tenzili ile davacı alacağının 299.412,95 TL olduğu, davacının dosyaya sunduğu alacak listesindeki 342.611,14 TL alacak bakiyesine göre (icraya dayanak alacak listesi defter bakiyesinden düşük olduğu için) ise davacı alacağının 294.503,89 TL olduğunun hesaplandığı, davalı 2009 dönemi öncesi ticari defterlerini ibraz etmediği için alım olarak tespit edilen 1.271.497,20 TL'nin nasıl ödendiğini ispat edemediğinden davacının bu miktardan daha düşük alacak kayıtlarının hesaplamaya esas alındığı, bu hesaplamanın dava konusu alacak için 10 yıllık zamanaşımının esas alınması halinde geçerli olan alacak miktarı olduğu, zira 10 yıllık zamanaşımının 01/04/2005 tarihinde başlayacağı dikkate alındığında BA formlarına göre 2005 sonrası dönem için hesaplanan 697.112,00 TL'ye %18 KDV ilavesi ile bulunan 822.592,00 TL, 2008 sonu davacı defter bakiyesi olan 372.161,76 TL'den fazla olduğundan ve küçük olan tutar hesaplamaya esas alındığında sonucun değişmeyeceği, dosyaya mübrez icra takip dayanağı alacak listesine göre 5 yıllık zamanaşımının başlangıcı olan 01/04/2010 tarihinde davacı alacağının 386.550,59 TL olduğu, icra takip tutarının ise 342.611,74 TL olduğu, davacının alacaklı olması gereken tespit edilen tutarın ise 294.503,89 TL olduğu, buna göre 01/04/2010 bakiyesi olan 386.550,59 TL'nin zamanaşımına uğradığının kabul edilmesi halinde matematik ifadesi ile 386.550,59 TL'nin alacak listesinin başından silinmesi halinde icra takip tutarı ve hesaplanan 294.503,89 TL daha düşük olduğu için hesabın eksiye düşeceğini, yani alacak miktarının kalmayacağını, bu durumda davalının borçlu, davacının ise alacaklı olmayacağı, bu hesaplamanın TBK'nun 102. maddesine göre ödemelerin ilk muaccel olan borca mahsup edilmemesi halinde geçerli olacağı, taraf ticari defter kayıtlarının 2009 - 2014 yılları arası devir bakiyeleri hariç birbirini teyit ettiği, davalının 2008 ticari defter bakiyesi 81.389,49 TL'nin davacı ticari defter bakiyesinden daha düşük olduğu, yani bu miktarın nizasız olması sebebi ile takip tarihindeki davalı ticari defter bakiyesi 40.919,29 TL'nin davacı alacağı olacağının değerlendirildiği, dosyaya celp olunan davacıya ait kurumlar vergisi beyannamesi ekindeki bilançolar incelendiğinde davacının 2009 yılında \"alıcılar hesabı\" bakiyesinin toplam 24.013,00 TL olduğunun tespit edildiği, davacının başka alacakları varsa bu tutara dahil olduğu, zira beyannamedeki miktarın toplam alacak tutarını gösterdiği, davacının 2008, 2009, 2010, 2011 yılları ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin olmadığı, delil olma vasfının Mahkemenin takdirinde olduğu, taraf ticari defter kayıtlarının 2009 - 2014 yılları arası devir bakiyeleri hariç birbirini teyit ettiği dikkate alındığında, beyanname devri 24.013,00 TL'nin (bu yıla ilişkin davacının ticari defter bakiyesinin ise 372.161,76 TL olduğu) davalı ticari defterlerine göre 2008'den 2009'a devir bakiyesi olan 81.389,49 TL'den az olması sebebi ile davalının takip tarihi itibari ile borçlu olmadığı, bu hesaplamanın kurumlar vergisi beyannamesindeki alacak miktarı esas alınarak yapıldığı ve alternatif olarak sunulduğu, davacının ticari defterleri ve kurumlar vergisi beyannamesindeki alacak miktarlarının uyumsuzluğu dikkate alındığında davacının alacak bakiyesinin oluşmadığı bildirilmiştir.Ayrıca işbu son alınan bilirkişi raporunda, davacı vekilinin, dosyada bulunan bilirkişi raporlarındaki tespitlerin yeterli olduğunu ve ulaşmanın da zor olduğunu beyan ederek ticari defterlerini ibraz etmediği, davalı tarafından ise 2009-2014 yıllarına ait ticari defter ve belgelerin sunulduğu ve daha önceki raporlarda tespit edilen işlemlerin teyit edilerek farklı bir tespitte bulunulmadığı bildirilmiştir. Uyuşmazlık, takip tarihi itibari ile davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı ile davalının zamanaşımı savunmasının yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Somut olayda, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olması sebebiyle TBK'nun 147/6 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olacaktır. Takip tarihi 01/04/2015 olup buna göre 5 yıllık zamanaşımı bakımından 01/04/2010 tarihi esas alınarak davacının zamanaşımına uğrayan alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarı tespit edilmelidir. Buna göre davacının icra takibine konu ettiği tutarın 342.611,74 TL olduğu, bilirkişi tarafından davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu tutarın ise 294.503,89 TL olarak hesaplandığı anlaşılmakla takip tarihi olan 01/04/2015 tarihinden geriye doğru 5 yıl gidildiğinde 01/04/2010 tarihi itibariyle 386.550,59 TL olarak tespit edilen davacı alacağının zamanaşımına uğradığının tespit edildiği, takip tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem bakımından ise davalının ticari defter bakiyesine göre borçlu olduğu tutarın 40.919,29 TL olarak hesaplandığı ve usuli kazanılmış haklar da dikkate alındığında davacının ancak bu miktar kadar alacaklı olduğunun ve talepte bulunabileceğinin kabulü gerekir. Açıklanan sebeplerle, Dairemizin 25/05/2023 tarih ve 2023/475 Esas 2023/629 Karar sayılı kararı ile, davacının istinaf başvurusu reddedilerek ilk derece mahkemesinin 09/06/2022 tarih ve 2021/232 Esas 2022/441 Karar sayılı kararı kaldırılmadığından yine aynı şekilde karar kaldırılmadan istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/232 Esas, 2022/441 Karar ve  09/06/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b-1 bendi gereğince  esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361/1. fıkrası gereğince iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.09/10/2025 <br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc6cdbafa4bb9d7d","SID":"33bde8ee541160ec"}}