{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>  İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/3283 <br>KARAR NO\t: 2025/1145<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2020<br>NUMARASI\t: 2018/791 Esas, 2020/392 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ : 21/10/2025 <br> Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığına dair menfi tespit  talebine  ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı  vekili,  taraflar arasında  28.08.2013 tarihli bir eser sözleşmesi imzaladıklarını, davalıya ait Kartal ilçesi, ... parsellerde yapılacak \"...Restaurant\"ın kaba inşaatının yapımını üstlendiğini, davalının da  hakediş bedellerini ödemeyi taahhüt ettiğini, bu sözleşmenin ekinde yer alan birim teklif fiyat listesine göre sözleşmeye konu kaba inşaat işleri bedelinin toplamda KDV hariç 1.000.148,00 TL olarak belirlendiğini, sözleşmenin 23.1 maddesinde yazılı \"Yüklenici, sözleşme konusu işler için sözleşme tutarı üzerinden %10 nispetinde işverene verilmek üzere banka teminat mektubu veya %15 tutarında borç senedi düzenleneceği, bu teminatlar geçici kabule müteakip çözülecektir. \" hükmü gereğince davacı yüklenicinin, teminat şartının yerine getirilmesi amacıyla, sözleşme ile aynı tarihte yani 28.08.2013 tarihinde (tanzim tarihi), sözleşme bedelinin %15'i tutarında 150.000 TL bedelli ve ödeme vadesi boş olan bir adet dava konusu senedi düzenleyerek davalı işverene teslim ettiğini,   sözleşmenin imzalanmasından sonra kaba inşaat yapılacak taşınmazın zemini davacı yüklenici tarafından incelenerek zeminin temel atma işlemlerine uygun olup olmadığının kontrol edildiğini, inşaat zemininin denize göre sahil yolunun arkasında kalmakla birlikte denize yakın bir mesafede olduğundan sıvılaşma eğilimi sebebiyle temel çalışmasına başlamadan önce zeminin güçlendirilmesi gerektiği hususunun davacı tarafından davalıya özellikle hatırlatıldığını, bunun üzerine davalı işverenin ... Üniversiteden uzmanları getirerek zemin etüdü yaptırdığını ve güçlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, taşınmazın zemininin davalı işveren tarafından temel kazıkları çakılmak suretiyle güçlendirildiğini, bu güçlendirme işinin 5 aydan fazla sürdüğünü, anılan sözleşme kapsamında olmadığından davalı tarafından ve onun sorumluluğunda yapıldığını, zemin güçlendirme işlemi 5 aydan fazla sürünce 2014 yılına girildiğin ve taraflar arasında imzalanan 28.08.2013 tarihli sözleşmede süreler yönüyle değişiklik yapmak zorunlu hale geldiğinden tarafların ek sözleşme yapmak yerine aynı sözleşmeyi aynı maddelerle ve tarihler yönüyle revize ederek tekraren 03.01.2014 tarihinde yeniden bağıtladıklarını, bu sözleşmenin de 23.1 maddesinde aynı hüküm yer aldığından ve esasen iki sözleşme aynı konuda olduğundan önceki sözleşme anında verilen teminat senedinin değiştirilerek yeniden düzenlenmesine gerek görülmediğini, temel güçlendirme çalışmalarının uzaması ve kış şartları nedeniyle ... zorunluluk olarak (mücbir nedenle) inşaatın temeli en uygun zamanda atıldığını ve sözleşmeye göre en geç 15.07.2014 tarihinde bitirilmesi gereken işin, 30.06.2014 tarihinde yani erken bitirildiğini,  taraflar arasında 07.07.2014 tarihinde hem iş teslimine ilişkin yapım işleri geçici kabul tutanağı ve hem de 1.312.752,94 TL kesin hesap raporu düzenlendiğini, düzenlenen kesin hesap raporunda, yapılan ödemeler düşüldükten sonra bakiye alacağın 265.761,41 TL olduğunun belirtildiğini, davacının, kesin hesap raporundan sonra bakiye alacağı için 08.07.2014 tarihli ve 265.761,41 TL bedelli faturayı düzenleyerek davalıya 11.07.2014'te imza karşılığı elden teslim ettiğini, davalının, kısmi ödemeler yaptığını, ancak kesin hesap fatura bedelinin bakiyesi olan 101.573,96 TL'yi ödemediğini, bu bedelin ödenmesi için davalıya mail iletişim yoluyla defalarca ihtar ve uyarı yazıları gönderildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, bunun üzerine bakiye alacağın tahsilinin yargıya taşındığını ve yargılama neticesinde  İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.07.2018 tarih ve E. 2016/362, K. 2018/732 sayılı ilamıyla bakiye alacak olan 101.573,96 TL'nin ticari reeskont faiziyle birlikte davalı işverenden alınarak davacı yükleniciye ödenmesine karar verildiğini, işbu kararın istinaf aşamasında olduğunu, davacı yüklenicinin sözleşme gereğince taahhütlerini tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğinin tespit edilmiş olduğunu,  bakiye ve nihayet toplam hakediş bedeline hak kazandığının tartışmasız hale geldiğini, sözleşmenin 23.1 maddesi gereğince alınan 150.000 TL'lik teminat senedinin davacı yükleniciye iade edilmesi gerektiğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ilamının İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/21636 esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu ve davalıya icra emri tebliğ edildiğini, davalının işbu ilamı tehir-i icra talepli olarak istinaf ettiğini ve icra dosyasına 178.000,00 TL tutarındaki kapak hesabını (dosya bedelini) 27.08.2018 tarihinde nakden yatırarak tehir-i icra kararı getirebilmek için mehil vesikası aldığını, davalı işveren iade etmesi gereken dava konusu teminat senedini iade edeceği yerde, aksine, davayı kaybetmenin ve ilamlı icraya maruz kalmanın vermiş olduğu hırsla daha da kötünyetli bir hâl alarak icra dosyasına parayı yatırdığı günün tarihini (27.08.2018) senedin vadesi imiş gibi senet metnine yazarak, işbu teminat senedi sanki borç (tahsil) senedi imiş gibi yasal takip işlemi başlatmaya niyetlendiğini ve bu meyanda önce Beşiktaş 28. Noterliğine giderek 29.08.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemle davacıya (senet keşidecisine) \"ödememe protestosu\" tanzimle tebliğe çıkardığını, işbu ödememe protestosunun  davacıya 31.08.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının art niyetli olduğunu beyanla; taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında teminat olarak verilen dava konusu 28.08.2013 tanzim tarihli, 27.08.2018 vadeli, 150.000 TL bedelli senetle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine (İİK md.72/1) ve senedin davacıya iadesine, dava konusu senedin yargılama sonucuna kadar mahkeme kasasına alınmasına, bunun mümkün olmaması halinde ve dava açıldıktan sonra davalının icra takibi başlatması halinde  mahkemece teminatsız olarak veya %15 teminatla açılacak icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve dava sonunda davacının haksız ve kötüniyetle takip yapmış olduğu anlaşılmış olacağından davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere zarar bedeline (tazminata) mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.Davalı vekili, cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece; davacı tarafından icra takibinden önce İcra İflas Kanunun 72. maddesine dayalı olarak davalı aleyhine açılan menfi tespit davasında  Mahkememizde  yapılan yargılama sırasında alınan hükme dayanak teşkil etmeye elverişli bilirkişi raporunda davacı şirket tarafından Davalı şirkete teminat olarak sözleşme bedelinin % 15'i tutarında (1.000.148,00 x 0,15= 150.022,20) 150.000 TL'lık senet verildiği, davacı şirket tarafından verilen senedin düzenlenme tarihinin 28.08.2013 olduğu, taraflar arasında yapılan ilk \"inşaat sözleşmesi\" ile aynı tarihi taşıdığı tespit edilmiş olduğu, ihtaratlı tebligata rağmen davalı yanın inceleme günü gelmediği ve ticari defter ve belgelerini de sunmadığı, davalı tarafından dava konusu senetlerin kendisine teminat senedi olarak verildiği bilinmesine rağmen kötü niyetli olarak iş bu davadan sonra İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün 2018/30200 E. Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı anlaşılmakla davanın kabulü ile davacının 28.08.2013 tanzim ve 27.08.2018 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve senedin davacıya iadesine, koşulları oluştuğundan davalının senet bedelinin %20'si oranında kötüniyet tazminatına mahkumiyetine, ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde dosyaya sunulan teminat mektubunun davacıya iadesine  karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davaya konu senet kambiyo vasfını haiz olduğundan, teminat senedi olduğu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, borca ilişkin senedin, davacı ile yapılan inşaat sözleşmesine istinaden teminaten verildiği iddiasının tarafımızca kabulü mümkün olmadığını,  başlatılan icra takibinin tamamen haklı bir sebebe dayandığını, bu nedenle müvekkili aleyhine hükmedilen kötü niyet tazmiatının şartlarının gerçekleşmediğini, borçlu-davacı tarafından keşide edilen senetler vade düzenleme tarihi, düzenleme yeri, lehtar ve belli bir bedeli ödemek vaadi bulunması karşısında zorunlu unsurları taşımakta olup kambiyo vasfını haiz olup teminat senedi olmadığını  belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, taraflar arasında imzalanan 28.08.2013 tarihli inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davacı tarafından iş bedelinin %15 tutarını oluşturan 150.000,00 TL bedelli teminat senedi düzenleyerek teslim ettiklerini, sözleşme kapsamında edimlerini 15.07.2014 tarihinde teslim ettikleri ve geçici kabul tutanağı ve kesin hesap raporunun düzenlendiğini, bakiye iş bedeli açılan ayrı dava ile ödendiğini,  İstanbul 15.asliye Ticaret Mahkemesi 2016/62 esas sayılı dava dosyasında işin eksiksiz tamamlandığının tespit edildiğini, ancak teminat senedi iade edilmediğini belirterek borçlu olmadıklarının tespiti ile haksız icra takibi sebebiyle kötüniyet tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkeme, davacı yüklenicinin edimini yerine getirerek bitirildiğini ve teslim edildiğini, teminat senedin amacına uygun olarak verildiğini ancak kötüniyetli olarak icra takibine konulduğunu belirterek, davanın kabulüne, kötüniyetli icra takibine konulması sebebiyle %20 kötüniyet tazminatının tahsiline karar vermiştir. Dava dosyasına celp edilen dava konusu İstanbul 27.İcra müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasında, takip alacaklısı davaclı DFK yapı inşaat şirketi , takip borçlusu davacı ... mimarlık şirketi, asıl alacak 150.000,00 TL bedelli 27.08.2018 tarih 28.08.2013 tarihli senet, takip öncesi faiz ve komisyon ile birlikte 151.331,51 TL üzerinden 07.09.2018 tarihinde icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır. İstanbul 15.Asliye Ticaret mahkemesinin 06.07.2018 tarih 2016/362 esas ve 2018/732 karar sayılı ilamı ile, davacı ... şirketi davalı ... yapı şirketine yönelik 29.01.2015 tarihinde, taraflar arasında imzalanan imzalan sözleşme kapsamında bakiye iş bedeli alacağı olan 265.761,41 TL nin bir kısmının ödendiğini ancak 101.573,96 TL kısmının ödenmediğini ancak bakiye kısmının ödenmemesi sebebiyle bakiye iş bedelinin tahsili için açılan davada mahkemece davanın kısmen kabulü ile 101.573,96 kısmın davacıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Mahkeme kararı temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 15 Hukuk Dairesi 2018/5699 esas ve 2019/4392 karar numarası ile mahkeme kararının temerrüt tarihini değiştirmek suretiyle onanmasına karar vermiştir. Karar kesinleşmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 23.1 maddesinde teminat başlığı ile, \" Yüklenici sözleşme konusu işler için sözleşme tutarı üzerinden %10 nispetinde işverene verilmek üzere banka teminat mektubu veya %15 tutarında borç senedi düzenleyecektir. Bu teminatlar geçici kabule müteakip çözülecektir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında 07.07.2014 tarihli geçici kabul tutanağı ile teslim edildiği anlaşılmaktadır.  Bilirkişi raporunda, taraflar arasında imzalanan ilk sözleşme olan 28.08.2013 tarihinde dava konusu senet düzenlendiği, ancak iş bu senet davacı ticari defterlerinde yer alması gerekirken yer almadığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında önce 28.08.2013 tarihinde akabinde süre ve tutar itibariyle sözleşme güncellenerek 03.01.2014 tarihli eser sözleşmesi imzalanmıştır. Her iki sözleşmenin 23.1 maddesinde iş bedelinin %10 oranında teminat mektubu veya %15 oranında teminat senedi düzenleneceği kararlaştırılmıştır.Davalı yargılama aşamasında cevap dilekçesi sunmamış ancak mahkeme kararından sonra istinaf dilekçesi sunmuştur. Davalının istinaf dilekçesi itibariyle dava dosyası incelenmiştir. Davacı dava konusu 150.000,00 TL bedelli senet taraflar arasındaki sözleşme kapsamında teminat olarak davalı şirkete verildiğini, edim tamamlanarak teslim edilmesine rağmen kötüniyetli olarak icra takibi başlatıldığını belirterek senetten kaynaklı alacak yönünden icra takibi itibariyle menfi tespit talep edilmiştir. Davalı istinaf dilekçesinde, senet kambiyo vasfına sahip olduğunu teminat olarak verilmediğini, sözleşmeyle bağlantılı senet olmadığını ve kötüniyetli olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı tarafından yargılamaya konu menfi tespit davası 03.09.2018 tarihinde açılmış, davalı tarafında senet İstanbul 27.icra Müdürlüğünün ... sayılı ilamı ile 07.09.2018 tarihinde yani iş bu dava açıldıktan 4 gün sonra senedi icraya konulduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi TTK 776/1 ve 777 maddesi gereğince bono şekil unsurları taşıdığı sürece sebepten  bağımsız (soyut) bir borç ikrarıdır. Bu durumda senedin kendisi borcu doğurur ve alacaklı temel ilişkiyi ispatlamak zorunda değildir. Ancak borçlu senedi teminat senedi olduğunu iddia ediyorsa, teminat senedi olduğunu ispat etmesi gerekir. Somut olayda, davacı yüklenici senedin teminat senedi olarak verildiğini ispat etmek zorundadır. Dava konusu senet üzerinde teminat senedi olduğu belirtilmediği gibi, taraflar arasında teminat senedi olarak verildiğine ilişkin bir belge düzenlenmemiştir. Ancak yerleşik yargıtay içtihatları gereğine senet üzerinde teminat senedi yazılmamış olması veya sözleşmede senet tam olarak tanımlanmamış olsa bile, temel ilişki taraf iradeleri ile senedin teminat senedi olarak verildiği ispat edilmesi mümkündür. Taraflar arasında imzalanan sözleşme 23.1 maddesinde iş bedelinin %15 tutarında teminat senedi verilmesi yönelik ibare, dava konusu senedin taraflar arasında imzalanan ilk sözleşme olan 28.08.2013 düzenlenmesi, taraflar arasında başka alacak borç ilişkisinin dava dosyasında ispat edilmemesi, sözleşme kapsamında teminat mektubu veya teminat senedi verilmesi zorunlu olması rağmen teminat mektubu verildiği iddiası dahi bulunmaması dikkate alındığında, dava konusu senet teminat senedi olarak verildiği kabulü yönelik mahkeme kararı ve tespiti doğru olmuştur. Sözleşmenin 23.1 maddesi gereği, teminat mektubu veya teminat senedi geçici kabul yapılması ile birlikte iade edileceği kararlaştırılmıştır. Geçici kabul tutanağı itirazsız olarak 07.07.2014 tarihinde imzalanmış olup, davalı iş sahibi tarafından bu tarihte teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediği, iş bu davanın açıldığı 03.09.2019 tarihinden (henüz dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden önce)  4 gün sonra 07.09.2019 tarihinde icra takibine konulduğu anlaşılmaktadır. İstanbul 15.Asliye Ticaret mahkemesinin 06.07.2018 tarih 2016/362 esas ve 2018/732 karar sayılı ilamı ile, iş bu dosya davacısı tarafından bakiye iş bedelin tahsili davasında mahkemece davacı yüklenici edimini tamamlamak suretiyle teslim ettiği geçici ve kesin kabul yapıldığı kabul edilerek bakiye bedel alacağına hükmetmiş, temyiz incelemesi ile mahkeme kararı kesinleşmiştir. Mahkeme karar tarihi 06.07.2018 tarihi olup, Yargıtay 15 Hukuk Dairesi tarafından 06.11.2019 tarihinde onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Davalı, İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/362 esas ve 2018/732 karar sayılı ilamı ile; taraflar arasındaki sözleşmeden dolayı bir alacağının bulunmadığını bilmekte ve yine taraflar arasındaki sözleşme 23.1 maddesi kapsamında geçici kabule rağmen senedi vermemek ve akabinde icra takibi yapmak suretiyle kullanmış olmasından dolayı davalının kötüniyetli olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, davacının davasının kabulü ile davalı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1 - İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2020 tarih ve 2018/791 Esas, 2020/392 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 10.246,50 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.562,30  TL harcın mahsubu ile bakiye 7.684,2 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 21/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.   <br><br>...<br> <br><br><br><br><br>\t\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fb2edd1a2933f98","SID":"37ba5ab5eeba7d59"}}