{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/564 - 2025/1265<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/564 \t\t       (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS<br>KARAR NO\t: 2025/1265                                     HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/01/2023<br>ESAS-KARAR NO\t: 2021/113 E - 2023/34 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 23/10/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/11/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>\tİDDİANIN ÖZETİ<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında  15/10/2012 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını,  5 yıllık sürenin dolmasına bir yıldan az bir süre kala müvekkilinin sözleşme kapsamında satmayı vaat ettiği akaryakıt miktarlarını sattığını, taraflar arasında imzalanan Anlaşmalı Fesih Protokolü ile bayilik ilişkisinin 2016 yılında sonlandırıldığını, Anlaşmalı Fesih Protokolü kapsamında davalının 796.888,54 TL akaryakıt alımından kaynaklı cari hesap alacağı, fesihten kaynaklı 165.880,00 TL cezai şart alacağı ve bu alacakların vadeli olarak ödenmesine karşılık olarak 91.608,39 TL vade farkı alacağı olmak üzere toplam 1.054.376,95 TL alacaklı olduğunun hesaplandığını, davalının müvekkilinden  aynı miktarda toplam 7 senet aldığını, Anlaşmalı Fesih Protokolü'nün 5. maddesinde senetlerin vadelerinde ödenmesi halinde davacıya ait teminat mektuplarının boşa çıkanlarının iade edileceğinin kararlaştırıldığını, ilk senedin müvekkili tarafından ödenmek istenmesine rağmen senedin kaybolduğunun söylediğini, davalının Anlaşmalı Fesih Protokolü'ne uymayarak senet vadelerini beklemeden müvekkili tarafından verilen banka teminat mektuplarının tamamını nakde çevirmek suretiyle 660.000,00 TL tahsilat yaptığını,  davalıya 22/11/2017-22/01/2018 tarihleri arasında toplamda 120.000,00 TL daha ödeme yapıldığını böylelikle müvekkilinden toplamda 780.000,00 TL  tahsil edildiğini, senet vadeleri beklenmeksizin teminat mektupları paraya çevrildiğinden  davalının  vade  farkı  alacağının  olmadığını, müvekkilinin akaryakıt sektöründe yeni olduğundan Anlaşmalı Fesih Protokolü'nü sorgulamadan davalıya güvenerek Protokolü ve senetleri imzaladığı, davalının 165.880,00 TL tutarındaki cezai şart alacağını ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin senetlerin bedeline dahil edilen cezai şart miktarınca borçlu olmadığını, davalının bedelsiz kalan senetlerden son  4 tanesini Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/6919 Esas ve 2017/7276 Esas sayılı dosyalarla icra takibine konu ettiğini, ayrıca Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/7880 E. sayılı dosyası ile faturaya dayalı olarak 41.300,00 TL miktarlı takip başlattığını, takip sonrasında müvekkili tarafından davalıya ödenen 120.000,00 TL'nin borç miktarından düşülmediğini, belirtilen 3 takip dosyası da menfi tespit davasına konu edildiğinden bilirkişi incelemesinde tüm icra takip dosyalarının dikkate alınması ve tarafların ticari defter ve kayıtlarının birlikte mukayese edilmesi gerektiğini, davacının icra dosyalarına konu edilen alacak miktarında bir borcunun olmadığını, müvekkilinin cebri icra baskısı altında süreç içinde davalıya borç yapılandırma ve icra dosyalarına taahhüt vermek zorunda kaldığını, bu yapılandırma ve taahhütlerin cebri icra baskısı altında alındığından müvekkili darda kaldığından geçersiz ve hükümsüz olduğunu, davacının Anlaşmalı Fesih Protokolü'nün  2. maddesinde düzenlenen 91.608,39 TL vade farkı ile aynı Protokol'ün 3. maddesinde düzenlenen 165.880,00 TL cezai şart borcunun olmadığını belirterek 3 icra takip dosyasında senetlere dahil edilen vade farkı ve cezai şart  borcu yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tSAVUNMANIN ÖZETİ<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kısmi menfi tespit davasının açılmasının mümkün olmadığını, vade farkı ve cezai şart alacakları 257.488,39 TL olduğu halde 100.000,00 TL üzerinden harç yatırıldığını, davadaki talebin zamanaşımına uğradığını, tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları fesih protokolü ile davacının borç miktarını belirlediklerini, hem cari hesap alacağı, hem cezai şart alacağı hem de ödemelerin zamana yayılması nedeniyle vade farkı ödemesi yapılmasına davacının serbest iradesi ile imzaladığı protokol ile kabul edildiğini, cezai şart alacaklarının sözleşmenin 6.1.5.2 maddesi ve fesih protokolünün 3.maddesi ile 57.200,00 USD karşılığı 165.880,00 TL olarak belirlendiğini, fesih protokolünün 2.maddesi ile 91.608,39 TL vade farkı ödemesi yapılmasına karar verildiğini, teminat mektuplarının protokol uyarınca davacının ödeme yapmaması nedeniyle yine protokol uyarınca paraya çevirdiklerini, icra takipleri sürmekte iken 09/10/2017 tarihli borç ödeme sözleşmesi imzalayarak ikinci kez borcu kabul ve ikrar ederek ödeme taahhüdünde bulunduğunu, davacının bu sözleşmeye de aykırı davrandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>\tMahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan fesih protokolü ile davalının cari hesaptan kaynaklanan alacağı 796.888,54 TL, cezai şart alacağı 165.880,00 TL ve vade farkı alacağı ise 91.608,39 TL olmak üzere toplam davalı alacağı 1.054.376,95 TL olarak belirlendiği,  davalı alacağının ödenmesi amacıyla 7 adet bononun davacı tarafından düzenlenip davalıya verildiği,  ilk ödemenin 25/07/2016 tarihli  228.496,93 TL bedelli bono ile yapılmasının kararlaştırıldığı, bu bononun 136.888,54 TL'sinin cari hesap alacağının ilk kısmı, kalan 91.608,39 TL'sinin vade farkı alacağından oluştuğu, kalan 137.646,67 TL'lik 6 adet bononun ise 6 eşit taksit ile ödemesine karar verilen 660.000,00 TL cari hesap alacağı ile 165.880,00 TL cezai şart alacağı için düzenlendiği,  bayilik sözleşmesinin 6.1.5.2 maddesinde  bayinin sözleşme hükümlerinden birini ihlal etmesi halinde cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı,  fesih protokolünün 3.maddesi ile her iki taraf serbest iradeleri ile cezai şart ödemesinin yapılmasını kararlaştırdığı, davacının süresinde iradesini sakatlayan haller nedeniyle fesih protokolünün geçerli olmadığını ileri sürmediği gibi davacı şirketin öz sermayesi ve ticari iş kapasitesi dikkate alındığında 165.880,00 TL kadar cezai şart ödemesinin davacının mahvına neden olmayacağı, bu nedenle  davacının cezai şart  ödemesi yapmak durumunda olduğu,  davacının ilk  bonoyu dayanak tutarak düzenlenen ve davalının imzasını taşıyan bir belge ile veya tevdi mahalli tayin ettirmek suretiyle ödeme yapması gerekir iken buna aykırı davrandığı için 25/07/2016 tarihli ilk bononun davacının kusuru ile ödemediği, davalının ilk bononun ödenmemesi üzerine 29/07/2016 tarihinde 80.000,00 TL bedelli teminat mektubunu paraya çevirerek kısmen tahsilat yaptığı, 22/08/2016 tarihli ikinci bononun da süresinde ödenmemesi üzerine davalının  25/08/2016 tarihinde toplam bedeli 580.000,00 TL olan üç ayrı teminat mektubunu da paraya çevirip toplam 660.000,00 TL alacağını ilk iki bono bedelini aşar şekilde tahsil ettiği, davalı alacağının büyük bölümü teminat mektubu ile tahsil edildiği için kök raporda hesaplandığı üzere  91.608,39 TL vade farkı alacağının 20.355,42 TL'sinin davacıdan talep edilebileceği, 71.252,97 TL vade farkı alacağı nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı,  re'sen ayrıntılı olarak yapılan hesaplama sonucu davacının 2017/7276 esas sayılı icra takibi nedeniyle davalıya olan ve icra takibine konu edilmesi gereken asıl alacak miktarının 48.330,64 TL işlemiş faiz alacağının 1.966,88 TL ve komisyon alacağının 144,99 TL kadar olması gerektiği, bu durumda 2017/7276 esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya 180.165,36 TL asıl alacak, 7.332,09 TL işlemiş faiz ve 540,49 TL de komisyon bedeli nedeniyle borçlu olmadığı, davaya konu 2017/6919 Esas sayılı icra takibi 22/12/2016 ve 22/01/2017 tarihli her biri 137.646,67 TL bedelli bonolardan kaynaklanan alacak için açılmış olup, icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle bu takip alacağından mahsubu gereken davacı ödemesi olmadığı, bu nedenle davacının 2017/6919 Esas sayılı icra takibi nedeniyle davalıya takip tarihi itibariyle borçlu olduğu, icra takibinden sonra yapılan ödemelerin ise davacının borçlu olduğu kabul edilen miktarlar esas alınarak yapılacak nihai hesaplamada İcra Müdürlüğü'nde dikkate alınabileceği, davaya konu Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2018/7880 Esas sayılı takip dosyasındaki alacağın ariyet sözleşmesi uyarınca davacıya teslim edilen fakat davalıya iade edilmeyen malzeme bedeline ilişkin olduğu, bilirkişinin 08/10/2021 tarihli raporu, bayilik ve ariyet sözleşmesi ile anlaşmalı fesih protokolünün 5.madde hükmü dikkate alındığında bu icra takibine konu 41.300,00 TL'nin aynen iade edilmeyen ariyet malzeme bedeli olup davacının bu icra takibine yönelik borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinin yerinde olmadığı, davalı vekili her ne kadar taraflar arasında 2017/7276 ve 2017/6199 Esas sayılı icra takipleri için taraflar arasında düzenlenen 09/10/2017 tarihli ödeme protokolünde ödeme planına uyulmaz ise icra dosyalarından indirim yapılmayıp, taleplerin ilk hali ile devam edeceğine ilişkin hüküm olduğu için vade farkı alacağından indirim yapılamayacağını ileri sürmüş ise de; bu kararlaştırmanın menfi tespit davası açılamayacağı, bu şekilde gerçek alacak-borç miktarının belirlenmesine engel olmayacağı, sadece davalı alacaklının bu anlaşma ile kısmen alacağından vazgeçtiği, protokole uyulmaz ise bu vazgeçmeden dönülüp, icra takiplerinin ilk açıldığı koşullarda ve miktarlar için sürdürüleceğine yönelik olması nedeniyle davalının vade farkından indirim yapılmasının mümkün olmadığı şeklinde savunmasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/7276 Esas sayılı icra takibi nedeniyle davacı borçlunun takip alacaklısı davalıya 180.165,36 TL asıl alacak, 7.332,09 TL işlemiş faiz ve 540,49 TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 188.037,94 TL borçlu olmadığının tespitine, fazla miktar yönünden davalı alacaklı icra takibi yapmakta haksız olmakla birlikte kötüniyetli olarak icra takibi yapıldığı kanıtlanamadığı için davacının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteğinin reddine, davacının Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/6919 Esas sayılı ve yine Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/7880 Esas sayılı icra takip dosyaları nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cezai şart alacağından sorumlu olmadıklarını, protokole cezai şarta ilişkin hükmün üstün taraf olan davalı tarafından yazıldığını, müvekkilinin muzayaka halinde ve maddi  sıkıntıları nedeniyle dayatılan cezai şartı deneyimsizliği sonucu kabul etmek zorunda kaldığını, bilirkişi raporunda da cezai şart talebinin yerinde olmadığına dair görüş belirtildiğini, davalının gerçekte alacaklı olmadığı halde haksız haciz nedeniyle %20  haksız haciz tazminatına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece re'sen yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, müvekkili tarafından takiplerden önce tahsil edilen teminat mektuplarının tahsiline ilişkin miktarın hangi alacaktan hangi oranda mahsup edileceği konusunda hata yapıldığını, senetlerin vadesinde ödenmemesi ve süreli teminat mektuplarının süresi geldiğinden hükümsüz kalmamaları için zorunlu olarak teminat mektuplarının nakte çevrildiğini, müvekkilinin nakdi teminatı vadesi gelen alacaklarına dilediği sırada mahsup etme hakkının bulunduğunu, teminat mektubunun nakte dönüşününün tahsilat olarak kabulü halinde dahi hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, red edilen kısım üzerinden lehe eksik vekalet ücreti takdir edildiğini, icra takipleri devam ederken 09/10/2017 tarihinde davacı ile borç ödeme sözleşmesi imzalandığını, taksitlerin zamanında ödenmemesi halinde takip konusu alacağın tamamı üzerinden işlemlere devam edilmesinin kabul edildiğini, bu sözleşmenin davacıyı bağlayacağını, borç miktarına itirazı bulunmadığına dair açık kabul ve ikrar olduğunu ileri sürerek davanın tümden reddine yönelik hüküm kurulmasını istemiştir. <br>\tUYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>\tUyuşmazlık, davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tDava,  menfi tesipt istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tDosyanın yapılan incelemesine göre, taraflar arasında 15/10/2012 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiği, 23/06/2016 tarihinde Anlaşmalı Fesih Protokolü başlıklı protokol  düzenlenerek davacının cari hesap, cezai şart ve vade farkından dolayı borçlu olduğu miktar tespit edilerek ödeme takvimine bağlandığı, tarafların kabulünde olduğu üzere ödeme için davacının toplam 7 adet senedi davalıya verdiği, davalının ilk iki senet vadesinde ödenmeyince elindeki teminat mektuplarını nakte dönüştürdüğü, daha sonra son 4 senedin tahsili için kambiyo takibi başlattığı, ayrıca ariyet bedellerine ilişkin düzenlenen fatura nedeniyle ilamsız icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. <br>\tDavacı taraf protokoldeki vade farkı ve cezai şart bedelinden sorumlu olmadığını, teminat mektubu tahsilatları ve haricen yapılan tahsilatlar nedeniyle borcun takipte talep edildiği kadar olmadığını belirterek menfi tespit isteminde bulunmuştur. <br>\tDavalı tarafından 4 senet nedeniyle Ankara 18.İcra Müdürlüğünün 2017/6919 ve 2017/7276 Esas sayılı dosyaları üzerinden başlatılan kambiyo takibinde takip kesinleştikten sonra  taraflar arasında 09/10/2017 tarihinde borç ödeme sözleşmesi imzalamış olup bu sözleşmede davacının yukarıda belirtilen iki icra takip dosyasındaki borçları nedeniyle borcunu 275.000,00 TL olarak ödeyeceği,  ayrıca 28.000,00 TL vekalet ücreti ödeyeceği, ödemeleri 1 er aylık taksitler halinde sözleşmede belirtilen tarih ve miktarlarda yapacağı, ödemelerin yapılması halinde davalı alacaklı tarafından hacizlerin kaldırılacağı, ödemenin yapılmaması halinde takip konusu alacağın tamamı üzerinden icra takip işlemlerine devam edileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. <br>\tDavacı, kesinleşen icra takiplerinden sonra borcu kabul eder şekilde borç ödeme sözleşmesi imzalamakla artık bu icra takip dosyalarına yönelik menfi tespit davası açamayacağından davanın tümden reddi gerekirken yazılı gerekçe ile re'sen yapılan hesaplamaya göre kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış, kabule göre davacının istinaf itirazlarının reddine, davalının istinaf itirazlarının kabulüne, yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın reddine yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br>3-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/113 Esas 2023/34 Karar ve 23/01/2023 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>3-a)Davacının davasının REDDİNE,<br>  \t b)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin  ve ıslah ile  alınan 4.397,26 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.781,86 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,<br>\t  c)Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca harçlandırılan miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 48.157,14 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>    d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>e)HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>\t\tİstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ; <br>4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>6-Davalı tarafından yapılan 100,00TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>7-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>9-Karar tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 362/1.a.maddesi gereğince kesin  olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.        \t\t\t<br><br>Başkan <br> ¸e-imza<br><br>Üye <br> ¸e-imza<br><br>Üye <br> ¸e-imza<br><br>Katip <br> ¸e-imza<br><br><br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"048029c4bc74a0a7","SID":"f30d5e1d51a83798"}}