{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1698 - 2025/1903<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1698 <br>KARAR NO\t: 2025/1903                                                        T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/383 E.  -  2022/347 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/11/2022 tarih ve 2021/383 E. - 2022/347 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 1997 yılından bu yana farklı tarihlerde tescilli ve yoğun şekilde kullanılan “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, \"...\" ibareli markalar üzerinde müvekkilinin öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, davalı Şirket'in 2020/41198 sayılı \"...\" ibareli 35,41 ve 42.sınıf mal ve hizmetlere ilişkin marka başvurusunun, müvekkilinin markalarının asli unsurunu içermesi nedeniyle aralarında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu,   “...” markasının tanınmış marka olduğunu, bu nedenle davalı başvurusunun her halükarda tüm mal ve hizmetler için reddedilmesinin gerektiğini, marka başvurusunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla kötüniyetle yapıldığını, haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin dava konusu marka başvurusuna itirazını nihai olarak reddeden TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 13.09.2021 tarihli ve 2021-M-7095 sayılı kararının iptali ile 2020/41198 sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin emtialar yönünden gerçekleştiği, bütünsel inceleme ve değerlendirme sonucunda 35.05 sınıfta yer alan 1. sınıftan 25. sınıf dahil olmak üzere işbu emtiaların perakendeciliğine yönelik hizmetlerin tüketicinin ortalama dikkat ve özen düzeyine sahip olduğu, işbu hizmet sınıfı yönünden markaları oluşturan ibarelerin tüketici algısında birbiri ile ilişkilendirilebilecek mahiyette görsel ve işitsel benzerlikler içerdiği, dava konusu markanın davacı markalarından uzaklaşmasını sağlayacak herhangi bir logo, şekil, ayırt ediciliğe haiz başkaca ek unsura sahip olmadığı, 35.05 kapsamındaki hizmetler bakımından davacının “...” ibareli markalarından ve bu marka adı altında sunmakta olduğu hizmetlerden haberdar olan tüketicinin davalı markasının davacıya ait olduğunu, markalarının serisi, yeni bir versiyonu, yeni bir çeşidi, hizmeti sanabilecek, iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebileceği, dolayısıyla 35.05 kapsamındaki müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 1’den 25’e kadar olan emtiaların satışına ilişkin hizmetler yönünden taraf markalarının biçim, düzenleme ve tertip tarzı ile bıraktıkları genel izlenim itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olduğu, bununla birlikte 41 ve 42.sınıf hizmetleri ile 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt grup hizmetleri yönünden ilgili tüketici kitlesinin uygun fiyatlı, hızlı tüketime konu malı alan tüketiciye nazaran daha bilinçli ve yüksek dikkat ve özen düzeyine sahip bilinçli tüketicilerden oluştuğu, bu sebeple markalar işitsel ve görsel olarak benziyor olsa dahi, yüksek dikkat ve özene sahip tüketicilerin spesifik bir hedefe yönelik hizmeti satın alma süreçlerinin daha uzun olacağı, işbu hizmetlerin genellikle karşılıklı sözleşme ile de kurulduğu, bu sebeple tüketicilerin sözleşme kapsamını inceleyerek karar vereceği, tüketicilerin piyasa araştırması yaparak muadilleri arasında kıyaslama yapabileceği, duruma göre hizmeti veren firmanın menşeine kadar detaylı araştırma yapabileceği, işbu sebeple bütüncül değerlendirme neticesinde karıştırılma ihtimali olmadığı, SMK madde 6/5 yönünden yapılan incelemede; dosya kapsamındaki delillerin davacı yanın faaliyet gösterdiği 35.05. Sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi” hizmetlerinde tanınırlığını ispata elverişli olduğu yorumunda bulunulsa dahi davalının başvuru markası kapsamında bulunan 41.sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri.. Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri” ile 42.sınıftaki “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri” dikkate alındığında davacı markası yönünden sulandırılma için gerekli şartların oluşmadığı, tarafların 35.05 sınıfta müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi” hizmetleri yönünden markasal kullanımlarının “... - ...” ibareleri nedeniyle birbirleriyle karıştırılacak düzeyde benzer olduğu, davalının faaliyetlerinin karışıklık yarattığı, davacının tanınmışlığından yararlanma gayretiyle hareket ettiğine dair delil bulunmadığı, haksız rekabet şartlarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile TPMK YİDK'nın 2021-M-7095 sayılı kararın başvuru konusu markanın tescilinin talep edildiği 35.sınıf mal ve hizmetler yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalıya ait 2020/41198 kod nolu \"...\" ibareli markanın başvuru konusu markanın tescilinin talep edildiği 35.sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin itiraza mesnet “...” ibareli markaları ile davalının başvuru konusu “...” markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, \"...\" ibareli markalarının yüksek derecedeki tanınmışlığına karşın 41 ve 42.sınıf hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının kabul edilemeyeceğini, dava konusu markanın 41 ve 42.sınıf hizmetlerde kullanılmasının müvekkilinin markalarının ayırt edici fonksiyonuna zarar verme, haksız yararlanma ve/veya  markaların sulandırılması sonucunu doğuracağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markalar arasında bütünsel olarak benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin  bulunmadığını, SMK'nın 6/4 ve 6/5.maddesi şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\t6100 sayılı HMK.’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.              \tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta da ilk derece mahkemesince, kararın gerekçesinde \"35.05 kapsamındaki müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 1’den 25’e kadar olan emtiaların satışına ilişkin hizmetler yönünden taraf markalarının biçim, düzenleme ve tertip tarzı ile bıraktıkları genel izlenim itibariyle SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olduğu, bununla birlikte 41 ve 42.sınıf hizmetler ile 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt grup hizmetler yönünden ilgili tüketici kitlesi yüksek dikkat ve özen düzeyine sahip bilinçli tüketicilerden oluştuğundan karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, SMK madde 6/5 yönünden yapılan incelemede ise dosya kapsamındaki delillerin davacı yanın faaliyet gösterdiği 35.05.sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi”hizmetlerinde tanınırlığını ispata elverişli olduğu yorumunda bulunulsa dahi diğer hizmetler yönünden SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların oluşmadığı\"  belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında dava konusu YİDK kararının 35.sınıf mal ve hizmetler yönünden iptaline, davalıya ait 2020/41198 sayılı \"...\" ibareli markanın 35.sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilerek, 35.sınıfın tüm alt sınıfları kabul kapsamına alınmış, gerekçe ile hüküm arasında 35.sınıfın 1,2,3 ve 4.alt sınıfları yönünden çelişkiye yol açılmıştır. Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçe ile hükmün çelişkili olmamasına ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde, gerekçe ile hüküm arasında yaratılan çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.<br>Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, hükmün gerekçesi ile hüküm arasında çelişki olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 08/11/2022 gün ve 2021/383 E. - 2022/347 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı  vekilinin ve davalı Kurum vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı ve davalı Kurum tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan taraflara iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5777a1b885960788","SID":"9fdec3096685867f"}}