{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/671 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1585 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2014/600 Esas - 2024/830 Karar<br>TARİHİ: 21/11/2024<br>DAVA: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 02/10/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ... Ticaret Anonim Şirketi arasında 28/06/2010 tarihli ve taşeron sözleşmesi başlıklı ve Amerikan Ordusu'na ait ve Afganistan'ın Shank ve Sharana bölgelerinde inşa edilecek akaryakıt depolama ve dağıtım tesislerin imalat ve montajı edimlerinin yapılmasına ilişkin bir sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme çerçevesinde Türkiye'de müvekkili şirket tarafından mühendislik ve müşavirlik hizmetleri de verilmek suretiyle imalatları yaptırılan malzemelerin Afganistan'a taşınması gerektiğinden, bu amaçla müvekkili şirketin sahibi ...'nın kardeşi ...'ya ait dava dışı ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi tarafından, taşıma işinin davalı şirkete verildiğini ve davalı şirketin davaya konu proje ekipmanlarının Afganistan'a taşınması işini üstlendiğini, bu süreçte 12/10/2010 tarihli elektronik posta ile davalı şirketin yönlendirmesi ile konteynerlerin taşınması işinin, ... alt nakliye ilişkisi içinde ve demir yolu ile fiilen başladığını, 18/10/2010 tarihleri arasında gönderilen ilk parti sevkıyata dahil 7 adet konteynerin, Ankara-Van-İran-Pakistan-Afganistan parkurlarını takip eden güzergahta taşımanın durduğunu ve ilk parti sevkıyat bu 7 konteynerin Pakistan parkuruna gelindiğinde geçiş yapamadığını, teslim adresi Afganistan'a 9 ay gecikme ile vasıl olabildiğini, müvekkili şirketin sorumlu olduğu ana müteahhit ... Ticaret Anonim Şirketi ve alıcı Amerikan Ordusu'na karşı üstlenmiş olduğu sorumluluk ve proje süresinin daralmaya başlaması, sözleşmenin 12. maddesi ile de açıkça belirlendiği üzere 13/04/2011 tarihinde proje süresinin dolacak olması ve sözleşmenin 25. maddesi ile gecikme için beher gün 2.837,00-USD cezai şart da öngörüldüğünden, müvekkili şirket tarafından özel gayret sarf edildiğini ve fakat buna mukabil davalı şirketin asli yükümlü olmasına ve ağır kusuruna karşın, bu aksaklıklara kayıtsız kaldığını, 7 konteynerin Pakistan'dan 9 ay gecikme ile geçebilmesinin yanı sıra, 21/12/2010 tarihinde sevk edilen 2 konteynerin ise Pakistan'dan hiç geçemediğini ve halen Pakistan'da olduğunu, gerek alıcı/işveren Amerikan Ordusu ve gerekse ana müteahhit ... Ticaret Anonim Şirketi karşısında müvekkili şirketin sorumluluğu ve imalattan montaja, Afganistan'da kurulacak olan tesisin belirlenen tarihte hazır etmesi gereği ve ayrıca cezai şart da olması nedeniyle toplamda 9 konteyner muhteviyatı malzemenin büyük bir bölümünün, proje süresine yetiştirilmeme riskine karşı zarureten tekrar imal ettirilmek zorunda kalındığını, yeni yapılan imalatların Türkiye-İran-Türkmenistan-Afganistan güzergahı ile kara yolu ile şantiyeye/Afganistan'a, proje sahasına ... Nakliyat marifeti ile sorunsuz teslim edildiğini, buna göre yeniden imal edilen ve kara yolu ile tekrar sevk edilmek zorunda kalınan ikinci üretim ve nakliye masrafları toplamının 341.852,00-TL yeniden imalat bedeli ve 83.100,00-USD navlun ücreti olduğunu, kara yolu ile gönderilen ilave üretim sevkıyatlarının yanı sıra, işin aciliyetine ve talebe binaen 5 ayrı uçak kargo sevkıyatı yeniden yapılan malzemelerle ilgili imalat ve navlun masraflarının ise toplam 79.231,00-TL olduğunu, Amerikan Ordusu'na ait malzemelere, Afganistan'a girerken vergi muafiyeti uygulanmakta ve vergiden muaf tutulmakta olduğunu, somut olayda ise bekleme/gecikme sürecinde 2 defa vergi muafiyeti alındığını, ancak muafiyet süreleri dolmuş olduğundan 9 ay gecikme ile geçen 7 konteyner için Afgan Hükümeti'ne yaklaşık 4.034.541,00-AFN(yaklaşık 90.000,00-USD) ödenmek zorunda kalındığını, söz konusu zarar tutarlarının, ana müteahhit ... Ticaret Anonim Şirketi tarafından müvekkili şirketin hak edişinden mahsup edildiğini, bu hususa ilişkin uzman bilirkişilerden, ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak olan yerinde inceleme mukabilinde rapor temin edilerek ispat edilebileceğini, tüm bu nedenlerle davalının İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 671.281,00-TL ve 125.400,00-USD bedel üzerinden devamına, takip konusu alacaklarına, takip taleplerinde talep edildiği şekilde TL alacak için avans faizi, USD alacak için 2095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca değişen oranlarda faiz oranının uygulanmasını, takip konusu alacakları olan 1.038.194,90-TL'nin tahsili amacıyla takibin sürdürülmesine ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça da belirtildiği üzere dava konusu taşıma işleri ile ilgili olarak müvekkili şirketin, dava konusu taşıma işleri ile ilgili dava dışı ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi ile anlaşma yaptığını ve davacı tarafla bu hususta akdedilmiş herhangi bir sözleşmesinin bulunmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını ve bu nedenle de pasif husumet ehliyetinin ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketine ait olduğunu, müvekkili şirketin, söz konusu taşımaların fiili taşıyanı da olmadığını, müvekkili şirket tarafından ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi'ne gönderilen 06/08/2010 tarihli e-mail ile fiili taşımanın... Oto Kimya Tekstil Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından gerçekleştirileceğinin bildirildiğini ve ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi'nin de bu hususu kabul ederek taşıma işinin devrini gerçekleştirdiğini, bununla birlikte fiili taşımayı gerçekleştiren nakliye firmasının ise ... Taşımacılık ve Turizm Ticaret Limited Şirketi olduğunu ve bu durumun davacı tarafından da bilinmekte olduğunu, davanın müvekkili şirkete karşı açılabileceği kabul edilse dahi, bu durumda da davacının ancak ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi olabileceğinin görülmekte olduğunu, ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi'nin taşıma işlerinin üstlenildiği tarih itibariyle herhangi bir şekilde davacı şirketin acente, broker vb. sıfatla temsilcisi şeklinde hareket etmediği, taşıma işini davalı müvekkili şirkete tevdi ederken kendi nam ve hesabına hareket ettiğinin de açık olduğunu, davacı tarafça her ne kadar davacı şirketin kardeşinin şirketi tarafından taşıma işinin müvekkili şirkete verildiğinden hareketle, bu tip bir temsil ilişkisinin varlığını ortaya koymaya çalışmakta ise de bu durumun, taşıma işinin üstlenilmesinden aylar sonra müvekkili şirket tarafından öğrenildiğini, davacı şirketin sahibinin kardeşinin bir anlaşma yapmış olmasının, doğrudan o anlaşmanın hak ve borçlarının davacı şirket üzerine doğması sonucunu hukuken doğurmayacağını, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken uluslararası mevzuatın, davacı tarafın iddia ettiği gibi ... B Eki olmadığını; davacı tarafın iddialarının aksine CMR ve ilgili protokoller olduğunu, CMR'nin zamanaşımına ilişkin 32. maddesinde taşımalardan doğacak davaların zamanaşımı süresinin bir yıl olarak düzenlendiğini ve bu sürenin başlangıç tarihinin, gecikmeler için teslim tarihi; tam kayıplarda yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60. günde; diğer durumlarda ise taşıma mukavelesinin akdedilmesinden sonraki üç aylık dönemin sonu olarak düzenlendiğini, teslimi gerçekleşen 7 konteynerin teslim tarihi 21/07/2011 iken, müvekkili aleyhine icra takibinin 28/12/2012 tarihinde başlatıldığını, teslimi gerçekleşmeyen 2 konteyner için de yine taşıma sözleşmesinin 10/12/2010'da gerçekleştirildiği düşünüldüğünde, teslimi gerçekleşmeyen konteynerlere ilişkin tüm taleplerin zamanaşımına uğramış bulunmakta olduğunu, davacının iddiası kabul edilerek ... B Eki'nin uygulanacağı düşünülse dahi, ilgili kuralların 48 maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin, bilinçli bir şekilde davacı aleyhine zarar oluşturan bir eylemde bulunulmadığı sürece 1 yıl olduğunu, teslimatı gerçekleştirildikten sonra gerçekleştirilen sevkıyatın, teslim edilen eşyalarının davacı tarafın tabiriyle atıl kılmayacağının açık olduğunu, davacı tarafın, müvekkili şirketin eşyaları taşımayı geciktirmesi üzerine yeniden imal ettirilerek şantiye alanlarına sevk ettiği iddiasının soyut ve daha ötesi gerçekten uzak nitelikte olduğunu, müvekkilinin sorumlu olduğu iddia olunan taşımalara konu eşyalar ile sair nakliye firmaları üzerinden gerçekleştirilen ve davacının zararı olarak ileri sürülen taşımalardaki eşyaların aynı olmadığının ortada olduğunu, ne taşıma konusu açısından; ne taşınan yük adeti; ne taşınan yükün ağırlı ve ne de taşınan eşyanın maddi değeri bakımından söz konusu taşımaların birbiriyle eşleşmemekte olduğunu, ayrıca davacı şirketin ... İç Ve Dış Ticaret İthalat İhracat Lojistik Uluslararası Taşımacılık Ve Danışmanlık Limited Şirketi vasıtasıyla ilk taşımayı 21/09/2010 tarihinde; yani müvekkili şirket ile taşıma anlaşmasının yapılmasından önce gerçekleştirdiğini, yine davalı müvekkili şirkete taşıma işi verildiği anda eş zamanlı olarak 31/10/2010 tarihinde adı geçen nakliye firmasına taşıma işi yaptırıldığının görülmekte olduğunu, yine aynı şekilde yeniden imalat yaptırıldığı ileri sürülen ... Konstrüksiyon Makina İnşaat Tekstil Turizm Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi tarafından da aynı tarihlerde devamlı surette davacı şirket adına mal imal ettiği göz önüne alındığında, ortada yeniden üretilen bir ürün olmadığı ve gecikme sebebiyle davacının uğradığı bir zararın da oluşmadığının anlaşılacağını, dava olunan 79.731,00-TL'lik kaleme ilişkin arz olunan tüm delillerin tahrifata açık nitelikte olduğunu, yeniden kara taşımasına konu edildiği ve buna binaen yeniden üretildiği iddia olunan yüklere ilişkin üretim fatura suretlerinin de aynı şekilde okunmaz nitelikte olduğunu, ayrıca gerek üretim ve gerekse nakliye masraflarının müvekkiline yükleneceğine dair tek bir ihtarın bulunmadığını, ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi'nin müvekkili şirkete göndermiş olduğu 23/02/2011 tarihli ihtarnamede dahi yeniden eşya üretiminden söz edilmediğini, kendilerinin uğramış olduğu afaki bir zarardan bahsederek, bu zararın neden kaynaklandığını dahi belirtmeksizin zararın büyümemesi adına taşıması üstlenilen eşyaların tesliminin bir an önce sağlanmasının talep edildiğini, taşıma türü ve taşıma rotasının bizzat davacı tarafından belirlendiğini, davaya konu edilen teslimatta iddia olunan gecikmenin vuku bulmasında kusurlu olan tarafın da davacı ve yük alıcısı olduğunu, davacı tarafın atıfta bulunduğu e-mail yazışmalarını makaslayarak, müvekkili tarafından dava konusu taşımalara ilişkin yalnızca tek bir taşıma alternatifi sunduğu ve bu alternatife davacıyı zorladığı şeklinde bir imaj çizmeye çalışmakta olduğunu, ayrıca davacı tarafın, alt taşıyan ... Taşımacılık ve Turizm Ticaret Limited Şirketi ile doğrudan temasa geçerek, müvekkili şirketi sözü geçen taşımalara ve bu taşımalara ilişkin sorunların çözümünde pasifize ettiğini, bu hususun müvekkili tarafından, ancak bu davanın açılması ile birlikte görüldüğünü, davacı tarafın vergiden muaf olmasına rağmen bir vergi ödemesi yapmış olduğunu ispatlaması gerektiğini, bu ödeme vaki olsa dahi ortaya çıkmasında kusurlu olan tarafın davacı ve yük alıcısı olduğunu, teslimi gerçekleşmeyen 2 konteynerin süresinde teslim edilememesinin, müvekkili şirketin önleyemeyeceği bir durum nedeniyle gerçekleştiğini, teslim engeli ortadan kalktığı tarihten itibaren ise zararı büyütmek adına davacı tarafın kasıtlı olarak teslimden imtina ettiğini, müvekkili şirketin bir an için zararların tazmininden sorumlu olduğu kabul edilse dahi, bu sorumluluğun yasal olarak sınırlandırıldığını, davacının iddia ettiği gibi ortada likit bir alacağın bulunmadığını ve bu sebeple icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 21/11/2024 tarih ve 2014/600 Esas - 2024/830 Karar sayılı kararında;\"...Dava, davacı şirket ile dava dışı ... Ticaret Anonim Şirketi arasında akdedilen ve  Amerikan Ordusu'na ait Afganistan'daki akaryakıt depolama ve dağıtım tesislerinin imalat ve montajı edimlerine ilişkin taşeron sözleşmesine istinaden, davalı şirkete verilen taşıma işinin eksik ve gecikmeli yapıldığı iddiası ile uğranıldığı öne sürülen zararların tahsili amacıyla, İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin bulunmaktadır.Eldeki dava dosyası öncelikle İstanbul Kapatılan 35. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/8 esas sırasına tevzi edilmiş ve yargılamaya tekli hakim tarafından başlanmış olup, İstanbul Kapatılan 35. Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyetinin sonra ermesi neticesinde dosyanın, mahkememizin 2014/600 esas sırasına kaydı yapılmış ve yargılamaya mahkememiz heyetince devam olunmuştur.Mahkememizce davacı taraf ile ... Ticaret Anonim Şirketi arasında akdedilen 28/06/2010 tarihli taşeron sözleşmesi ile ekleri, navlun faturalar, konşimentolar, e-mail yazışmaları, taşıma teklifleri, 23/02/2011, 20/07/2011, 08/08/2011, 08/08/2011 ve 26/03/2013 tarihli ihtarnameler, ticaret sicili kayıtları, akaryakıt depolama ve dağıtım istasyonu ile nakliyeye ilişkin görseller, hesap hareketleri, şirketler arası yazışmalar, cari hareket raporları, ticari defter ve kayıtlar, konteyner teslim tutanakları ve CMR senetleri, CIM taşıma senetleri, Nangarhar Gümrüğü'nün 19/07/2011 tarihli yazısı ve vergi ödemesine dair yazı, makbuzlar, gümrük ve nakliye evrakları, malzeme listeleri, İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, uzman görüşü raporları vs. dosyamız arasına alınmış, mali müşavir, lojistik uzmanı ve taşıma sözleşmeleri alanında uzman ticaret hukuku öğretim üyesinden oluşan heyetten rapor, ticaret hukuku öğretim üyesi bilirkişi değiştirilerek ek rapor, heyette yer alan mali müşavirden ... Ticaret Anonim Şirketinin Ankara'da bulunan ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle 2. ek rapor, bilirkişi heyetine metalurji ve malzeme mühendisi dahil edilmek suretiyle rapor; mali müşavir, ulaştırma ve lojistik öğretim üyesi ve taşımacılık uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten rapor ve ek rapor; mali müşavir, gümrük mevzuatı uzmanı, lojistik uzmanı, makine mühendisi ve borçlar hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor; iktisat-ekonometri uzmanı-YMM, lojistik uzmanı, gümrük mevzuatı uzmanı, makine mühendisi ve özel hukuk uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten rapor ve ek rapor; mali müşavir, metalurji ve malzeme mühendisi, taşıma ve lojistik uzmanlığı akademisyeni, gümrük, dış ticaret ve lojistik uzmanı ve öğretim üyesi, makine mühendisliği öğretim üyesi ve borçlar hukuku uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten rapor temin edilmiştir.İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, alacaklı / davacı şirket tarafından 28/12/2012 tarihinde borçlu / davalı şirket aleyhine ilave üretim bedelleri, nakliye ücretleri ve vergilere dayalı 671.281,00-TL ve 204.500,00-USD olarak harca esas değer olan 1.038.194,90-TL alacağın; TL alacak için avans faizi, USD alacak için 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca değişen oranlarda faizi, icra harç ve masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve kısmi ödemelerin BK'nın 100. maddesi gereğince öncelikle faiz ve masraflara mahsup edileceği kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu tarafa 02/01/2013 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 09/01/2013 tarihinde takipte belirtilen şekilde herhangi bir borçları bulunmadığı gerekçesiyle takibe, ödeme emrine, borcun tamamına, faize, faiz oranına ve borcun ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, davacı tarafça, davacı şirket ile dava dışı ... Ticaret Anonim Şirketi arasında 28/06/2010 tarihli ve taşeron sözleşmesi başlıklı ve Amerikan Ordusu'na ait ve Afganistan'ın Shank ve Sharana bölgelerinde inşa edilecek akaryakıt depolama ve dağıtım tesislerin imalat ve montajı edimlerinin yapılmasına ilişkin bir sözleşme düzenlendiği, bu sözleşme kapsamında üretilen malların Afganistan'a taşıması işinin davalı şirket tarafından üstlenildiği, davacı şirket tarafından gönderilen 7 konteyner dolusu malın 9 ay gecikmeli olarak teslim edildiği, 2 adet konteynerin hiç teslim edilemediği, geç teslim edilen ve hiç teslim edilemeyen malların davacı şirket tarafından yeniden üretilerek farklı şirketlere taşıttırıldığı, bu anlamda taşımaya konu malların ikinci kez üretilmesi nedeniyle ilave üretim bedeli ödendiği, taşımaya konu malların ikinci kez üretilmesi sonrası uçak ve karayolu nakliye ücreti ödendiği, yine malların vergiden muaf olmasına rağmen gecikme nedeniyle Afganistan'a vergi ödemesi yapıldığı belirtilerek, malların ikinci kez üretilmesi, ikinci kez taşınması ve vergi ödemesi yapılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebiyle icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça icra takibine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça öncelikle, davalı şirket ile dava dışı ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi arasında taşıma sözleşmesi kurulduğu, bu nedenle davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, pasif husumet ehliyetinin ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi'ne ait olduğu ileri sürülmüştür. Davalı taraf, dava dışı ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi ile aralarında bir taşıma sözleşmesi bulunduğunu ve dava konusu malları taşımayı üstlendiğini kabul etmektedir. Dosya kapsamında toplanan delillerden, ... firmasının taşıma işleri komisyoncusu(Freight Forwarder) olarak sürecin içinde yer aldığı, fiili taşıyıcının ise Astra ve Maxon firmaları olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 879. maddesi gereğince taşıyıcı, kendi adamlarının ve taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumlu bulunmaktadır. Davalı şirketin fiili taşıyıcı olmaması onun sorumluluktan kurtulabileceği anlamına gelmemektedir. Bu anlamda, davalı şirketin eldeki davada pasif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmış, davalı tarafın, pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı iddialarına itibar edilmemiştir. Davalı taraf, davacı tarafın, eldeki davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmektedir. Dosya kapsamında, tarafların da kabulünde olduğu gibi ne davacı ile davalı şirket arasında, ne de dava dışı ... Uluslararası Ticaret Limited Şirketi ile davalı şirket arasında yazılı olarak düzenlenmiş bir taşıma sözleşmesi bulunmamaktadır. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında, taşıma sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiğini düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Yani taşıma sözleşmesi sözlü olarak da yapılabilecektir. Davacı taraf, dava dışı ... şirketinin sadece kendisine taşıyıcı bulduğunu, taşıma ilişkisinin davalı ile kendisi arasında kurulduğunu, taşıma sözleşmesi nezdinde kendisinin taşıtan, davalının taşıyan olduğunu belirtmektedir. Davalı ise, taşıma sözleşmesini dava dışı ... şirketi ile akdettiğini, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını belirtmektedir. Yine davacı, dava dışı ...'nın, davalıya dava konusu işi verirken temsilci olarak hareket ettiğini, bu durumun davalı tarafından da bilindiğini ileri sürmektedir. Davacı tarafça dosyaya sunulan ve delil olarak kabulü gereken 07/12/2010 ve 08/12/2010 tarihli emaillere bakıldığında, 08/12/2010 tarihli emalde gönderinin davalı firma yetkililerinden ... olduğu, iletinin ... yetkilisi ...'ya gönderildiği, gönderinin konusunun davacı ... firmasının sevkiyatı hakkında olduğu anlaşılmaktadır. 07/12/2010 tarihli emailde, gönderinin ana yüklenici ... firması çalışanı ..., alıcının ... yetkilisi ... olduğu, konunun davacı ... firmasının sevkiyatı hakkında olduğu anlaşılmaktadır. Yine sonraki süreçte, davalı firma yetkilisi ... ile davacı firma yetkilisi ... arasında yapılan email yazışmalarında da, davalı firma yetkilisinin davacı ... firmasından, konteynerlerin alınması hususunda yazışmalar yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki tüm delil ve yazışmalardan, davalı firmanın, dava konusu malların taşıtanının ... değil, davacı ... firması olduğunu bildiği, ... firmasının temsilci olarak hareket ettiği, bu anlamda davacının uğramış olduğu zararı talep etme hakkı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, davalı tarafın, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davalı tarafça, talebin zamanaşımına uğramış olduğu ileri sürülmüştür. Dosya kasamındaki beyan ve bilgilerden, taşıma türünün, demir yolu ve kara yolu taşımasının birlikte kullanılması şeklinde kombine(multimodal) taşımacılık olduğu, taşımanın demir yolu taşımasından kara yolu taşımasına geçilemediği anlaşılmaktadır. Bu tür taşıma sözleşmelerine ilişkin uluslararası alanda geçerli kurallar içeren bir konvansiyonun henüz yürürlükte olmadığı ve MÖHUK 29/11 gereği yetkili ulusal hukuk olarak Türk Ticaret Kanunu'nun 902 vd. hükümleri uygulama alanı bulacağı açıktır. Bu nedenle, kara yolu taşımasının başlayamamış olmasından dolayı, uluslararası demiryolu taşımasına ilişkin kuralların (...-CIM) eldeki uyuşmazlıkta uygulanması gerekmektedir. ...-CIM hükümlerinde, 48. maddede taşıyıcının sorumluluklarına ilişkin zamanaşımı düzenlenmiş bulunmaktadır. Söz konusu maddeye göre, taşıma sözleşmesinden doğan davalar (1) yılda zamanaşımına uğrayacaktır. Ancak, böyle bir zararı teşvik etmek niyetiyle, gerekse sonucunu düşünmeden ve bu tür bir zararın muhtemelen doğabileceği bilinci ile yapılan bir eylem veya ihmalden doğan zarar nedeniyle davalarda zamanaşımı (2) yıldır. Yani, taşıyıcının kasti veya pervasızca hareketi sonucunda oluşan zararların veya kayıpların istenmesinde zamanaşımı (2) yıl olacaktır. Taşıyıcı için zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması tam kayıp halinde, kararlaştırılan teslim tarihinin üzerinden 30 günlük sürenin geçmesinden sonra başlayacaktır. Kısmen kayıp, hasar veya geç teslim için zamanaşımı süresi ise, teslimin yapıldığı tarihten itibaren başlayacaktır. Uzun süre Pakistan sınırında bekleyen ve dosya kapsamından 18/07/2011 ve 22/07/2011 tarihinde teslim edilen 7 adet konteyner için bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği açıktır. Ancak, dosya kapsamı ile davalının eylemlerinin kasti ve pervasızca hareket söz konusu olduğu anlaşıldığından, icra takip tarihi 28/12/2012 itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmamış bulunmaktadır. 2 adet konteyner ise hiç teslim edilmemiştir. ... 29/1. maddesi gereğince, tam kayıp halinde kararlaştırılan teslim tarihinin üzerinden 30 günlük sürenin geçmesiyle zamanaşımı işlemeye başlayacaktır. Taraflar arasında teslim için kararlaştırılmış bir süre yok ise, süre kayıp bildirimi tarihiden itibaren başlayacaktır. Dosya kapsamında, taraflar arasında kayıp bildirimine ilişkin bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, icra takip tarihi itibariyle, henüz işlemeye başlamış bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Bu hususlar dikkate alınarak, davalı tarafın zamanaşımı def'inin de yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.  Eldeki dava ile, davacı tarafça, geç teslim edilen ve hiç teslim edilemeyen malların davacı şirket tarafından yeniden üretilerek farklı şirketlere taşıttırıldığı, bu anlamda taşımaya konu malların ikinci kez üretilmesi nedeniyle ilave üretim bedeli ödendiği, taşımaya konu malların ikinci kez üretilmesi sonrası uçak ve karayolu nakliye ücreti ödendiği, yine malların vergiden muaf olmasına rağmen gecikme nedeniyle Afganistan'a vergi ödemesi yapıldığı belirtilerek, malların ikinci kez üretilmesi, ikinci kez taşınması ve vergi ödemesi yapılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talep edilmektedir. Bu durumda, dava konusu malların, daha önce gönderilen ancak geç teslim edilen veya hiç teslim edilmeyen malların yerine üretildiği ve taşıtıldığı hususların davacı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında, daha önce temin edilen raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmesi suretiyle son olarak temin edilen 15/08/2014 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki tespitler de dikkate alındığında, dava konusu olayda 7 konteynerin teslim edildiği, 2 konteynerin teslim edilmediğinin görülmekte olduğu, 10. yükleme ve sonrası yapılan yüklemelerin, geç giden veya teslim edilmeyen konteynerlerin yerine yeniden imal ettirilip gönderilen malzemelere ait yüklemeler oldukları, gümrük beyannamesi ile ekli belgeler arasındaki mal tanımı bilgilerinin uyumsuzluk göstermekte olduğu, beyanname, konşimento ve ihracat faturalarında belirtilen mal bilgilerinin uyumsuz olmasının ayniyat tespiti yapmayı zorlaştırmakta olduğu, 8. ve 9. sevkıyatlara ait 17/12/2010 tarihli beyanname muhteviyatı eşyalar incelendiğinde, 8. ve 9. sevkiyata denk gelen malzemelerin 10.-15. sevkiyatlar arasında yer almadığının görülmekte olduğu, 8. sevkiyata ait ... gtip nolu 1609 adet bağlantı parçaları, ... gtip nolu 1017 adet flanş malzemesi, ... gtip nolu 6 adet tank içi merdivenin daha sonra yapılan sevkıyatlarda yer almadığı, 9. sevkıyata ait ... gtip nolu 1017 adet flanş malzemesi, ... gtip nolu 1609 adet bağlantı parçaları, ... gtip nolu 6 adet tank içi seviye boru imalatları, ... gtip nolu 6 adet tank içi merdiven, ... gtip nolu 298 kap 30’luk çatı merdivenin daha sonra yapılan sevkıyatlarda yer almadığı, 10 numaralı yükleme kapsamında beyannamenin 2. kaleminde bulunan eşyaların, daha önce çıkışı yapılan 9 konteynere ait gümrük çıkış beyannamesinde ismi geçen ... .... Mak. İnş. Teks. Tic. Ltd. Şti. firması tarafından imalatı yapılmış eşyalar olarak tespit edildiği, ilgili eşyalara ait özel bir ayniyat tespiti gümrük beyannamesi ve ekli belgelerinden yapılamadığından, bir önceki sevkıyat kapsamında yapılan sevkıyat olduğunun tespit edilemediği, bir önceki sevkıyatla benzerlik gösteren bir ayniyat tespiti gümrük beyannamelerinde anlaşılamadığından tespit yapılamadığı, nihayetinde ilk dokuz sevkıyat ile daha sonra yapılan altı sevkiyat arasında beyanname, fatura vb. belgeler incelenerek yapılan genel değerlendirmede, eşyaların bazıları tanım olarak benzemekle beraber, birbirlerinin ikamesi ürünler olup olmadıklarının tespit edilemediği, dosya kapsamında teslimi yapılamamış mallara ait bir listenin olmamasından dolayı belirtilen malzemelerin birbirinin ikamesi olduğuna dair bir tespit yapılamadığı,  imalatın tamamlanması için gerekli malzemeler olduğuna dair gümrük beyannamesi ve ekli belgelerinde bir bilgiye rastlanılmadığı, dosya kapsamında bekletilen malların mahrecine iade edildiğine dair bir belgeye de rastlanılmadığı, üretim sürecinin tabiatı gereği teslim alınamayan mallar yerine yenilerinin en kısa sürede talep edilerek üretim süreci devam ettirilmesi gerekirken, 9 ay gibi uzun bir süre beklenilmesinin eksik iki konteyner muhteviyatı malzeme yerine yeni malzemelerin ikame edilmediğini göstermekte olduğu, gümrük tarife istatistik pozisyonu kapsamında 10. ve 15. sevkıyattaki malzemelerin 8. ve 9. sevkıyattaki malzemelerle bir benzerlikler göstermediği, dosya kapsamında yapılan incelemede ekler klasörlerinde bulunan  “21  Aralıkta  yola  çıkıp Pakistan'da  kalan  ve  Afganistan'a hiç  ulaşmayan 2 araç 8 konteyner) “  etiketli  sarı dosyada teslim edilmeyip, Pakistan'da  kaldığı  iddia  edilen ... numaralı koyteyner içerikleri ile yerine  gönderildiği  iddia  edilen, yine  aynı  klasörde mevcut “2. kez  imal  ettirilip kara yolu ile sevk edilen imalatlar” etiketli mavi dosya ... plakalı araçlar ile sevk edilen  malzeme  içerikleri koli listeleri ve sevk faturaları karşılaştırılarak mukayese edildiği, ancak herhangi  bir  benzerlik  bulunamadığı, davacı ve davalı şirketin ticari defterlerinde birbirleriyle ilgili bir kayıt olmadığı, tarafların birbirlerine navlun nakliye faturaları kesmedikleri, bu nedenle aralarında cari hesap oluşmadığı, BA-BS formu ve KDV beyannameleri düzenlemedikleri, davacının, dava dışı ... şirketi ile de herhangi bir cari hesap ilişkisinin olmadığı anlaşılmaktadır. Yine sunulan bilgi ve belgeler dikkate alındığında, dava konusu olay öncesi ve sonrasında da, davalı dışında farklı firmalar aracılığıyla belirtilen bölgeye bir çok sevkiyat yapıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, sonradan gönderildiği belirtilen malların, zaten işin gereği gönderilmesi gereken mallar mı, yoksa önceden gönderilen 9 konteynerde bulunan ve geç teslim edildiği veya teslim edilemediği için üretilen malları olduğu belirli değildir. Konteynerlerin bekleme tarihleri gözönüne alındığında, 7 ay bekledikten sonra teslime yakın ve sonrası tarihlerde yüklemelerin yapılmış olması dikkate alındığında, bu kadar uzun süre bekleyip sonrasında giden 7 konteynerin teslimine yakın zamanlarda yeni malların gönderilmesi de hayatın olağan akışına aykırı bulunmaktadır. Yine, dosya kapsamında, davacı tarafça, malların teslim edilemediği dönemde davalıya bu durumu bildiren, teslim edilmeyen malların yerine yenisinin üretilip gönderileceğini, bu nedenle oluşacak zarardan davalının sorumlu olacağına ilişkin herhangi bir ihtar veya ihbar bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar dikkate alınarak, dava konusu malların, geç teslim edilen veya hiç teslim edilmeyen malların yerine üretildiği ve tekrar taşıttırıldığı hususunun davacı tarafça ispat edilemediği sonucuna varılmıştır. Davacı tarafın, talep ettiği zarar kalemlerinden birisi de, eşyaların geç tesliminden kaynaklı Afganistan devletine ödenen vergilerdir. Türkiye’de ve birçok ülkede NATO ve askeri amaçlı eşyaların ithali özel izin belgeleri ile yapılmaktadır. Amerikan ordusuna veya NATO‘ya ait tüm ihracat ve ithalatlar ve transit işlemler hükümetler tarafından verilen özel izin veya muafiyet belgeleri kapsamında yapılır. Mevcut dosyada da aynı şekilde tüm transit geçişler özel izin belgeleri kapsamında yapılmıştır ve dosyaya göre bu izin belgeleri alıcı tarafından temin edilecektir. Geçiş ülkelerinde izin belgelerinin temin edilmemesinden veya yanlış geçiş noktası verilmesinden kaynaklı oluşan masraf ve gecikmeler alıcıya ait bulunmaktadır. Afganistan gümrük müdürlüğünde gecikmeden kaynaklı çok fazla muafiyet belgesi alındığı ve sonrasında da muafiyet belgesi alınamadığı için ödendiği bahsedilen vergi ödemesi (90000 usd) ile ilgili olarak; eşyalar Amerikan ordusuna ait olduğu için (tüm evraklarda bu alıcı olarak belirtilmiştir) muafiyet belgesinin neden alınamadığı anlaşılamamıştır. Burada belgenin alınamamasını eşyaya birden fazla defa muafiyet belgesi verildiği noktasına bağlamak uygun değildir. Sistem olarak elinizdeki muafiyet belgesinin süresi bitti ise elinizdeki süresi geçen belge ilgili kuruma iade edilip yeni belge alınır. Sonuç itibari ile eşyalar Amerikan ordusuna ait eşyalardır. Dosya incelendiğinde geciken eşyalara muafiyet alınamadığı, ancak sonrasında ve o dönemde gönderilen tüm eşyaların muafiyet kapsamında işlem gördüğü anlaşılmaktadır. Davacı tarafça sunulan ve vergi ödemesine ilişkin olduğu belirtilen belge, bir çek belgesi ve tahsilat makbuzu şeklindedir. Vergi olarak yapılan ödemelerin vergi makbuzu şeklinde olması gerekmektedir. Ancak dosyada tercümesi yapılmış bu şekilde bir vergi makbuzu sunulmuş değildir. Ödenmişse, bu verginin daha sonra muafiyete bağlanıp geri alınması durumunun olup olmadığı bilinmemektedir. Bu nedenle, davacı tarafça, Afganistan devletine vergi ödendiğinin, ödenmişse bu verginin davalı tarafın kusuru nedeniyle ödenmiş olduğu hususunun ispat edilemediği sonucuna varılmıştır. Tüm bu hususlar dikkate alınarak, davacı tarafça açılan davanın ispat edilemediği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafça, cevap dilekçesi ile, davanın reddi durumunda kötü niyet tazminatı talep edilmemiş, davalı vekili son duruşmadaki beyanı ile kötü niyet tazminatı talep etmişse de, davacı tarafın icra takibini kötü niyetli olarak başlattığına ilişkin dosyada bir delil bulunmadığından, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.\" gerekçesi ile, ''1-Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ... İnşaat  ile dava dışı ... arasında 28.06.2010 tarihli “Taşeron Sözleşmesi” başlıklı bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme gereğince ... İnşaat’ın Afganistan / Shank ve Sharara bölgelerinde Amerikan ordusuna ait akaryakıt depolama ve dağıtım tesisleri için sadece Afganistan’daki bu üstlerin konumuna ve ihtiyaçlarına göre tasarlanmış, terzi usulü (tailor made) ürünlerin imalat / tedarik, nakliye ve montajın yapılması işini yükümlendiğini, işbu sözleşme gereğince üstlendiği edimin ifası amacıyla ... İnşaat tarafından imalatçılara özel olarak yaptırılan ya da tedarik edilen malzemelerin Afganistan’a taşınması işinin davalı Savino şirketi tarafından üstlenildiğini,Savino tarafından, 9 konteyner muhteviyatı emtia taşımasının tren ile Pakistan üzerinden olarak belirlendiğini, Ankara - İslamadad taşımasının 13 gün, İslamadad'dan da Afganistan şehirleri için muafiyet belgeleri alındıktan sonra taşımanın 5 - 7 gün süreceği bildirilerek anlaşma sağlandığını, davalı Savino tarafından ilgili belgelerde demir yolu ile taşıma söz konusu olmasına rağmen, deniz yolu taşımalar bakımından Pakistan'a giriş gümrüğü olan Karachi'nin gösterilmesi ve taşıma öncesi ve sonrasında da sürecin basiretli şekilde yönetilmemesi sebebiyle 7 konteynerin  9 ay gecikmeyle teslim edildiğini, 2 konteynerin ise Pakistan'dan hiç geçirilemeyerek teslim edilemediğini ve zayi edildiğini, Müvekkil ... ile ... arasında olan sözleşme madde 25'te gecikilen her gün için 2.837.-USD cezai şart düzenlendiğini, sözleşmeye konu projenin belirli süreli olduğunu, bu sebeple emtia anlaşamaya konu ve mutad süresinde sahaya teslim edilmediğini, davalı Savino'nun müvekkilin güncelleme talep ettiği maillerine, konteynerlerde şekil bozulduğundan tünel geçişlerinde sıkıntı yaşandığı, konteynerlerin Zahnedan'da tamir görmesi gerektiği gibi mesnetsiz ve birbiriyle tutarsız çeşitli, farklı geçiştirmeler ile sürekli olarak bir işlemin bittiği, son işlemin kaldığı gibi oyalama yolunu seçtiğini ve en son pervasız hareketleri ile zarara sebebiyet verdiğini, Taşımaya konu 7 konteynerin 9 ay gecikmeyle sahaya ulaştırılabildiğini, 2 konteynerin ise Pakistan'dan hiç geçirilemediğini, projenin süreli olması ve cezai şart riski de bulunması sebebiyle müvekkil ...'in bu belirsiz süreçte bekleyebileceği azami zaman kadar beklediğini ve en son riskli bir termine girilince, konteynerler muhteviyatı emtia içeriğinden, projeye başlanması için öncelikli ve acil olanların bazılarının yeniden imal ve / veya tedarik ve yeniden nakliye edildiğini, hatta cezai şart riski ve sıkışan zaman sebebiyle hava yoluyla gitmesine gerek olmayacak emtiaların bazıları için hava kargo masrafına dahi katlanıldığını, Anılan sebeplerle müvekkilin davaya konu taşımadan kaynaklı bu zararları ile birlikte, aslında muaf olunmasına rağmen ödenmesi gereken vergi tutarı olmak üzere; taraflarınca 204.500,00-USD ve 671.281,00.-TL alacak olmak üzere toplam 1.038.194,90.-TL harçlandırma değeri üzerinden davalı Savino aleyhinde, İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ve işbu davanın ikame edildiğini,  Ortada hiç teslim edilmeyen 2 konteyner dolusu emtianın zayi olduğu, 7 konteynerin de gecikme ile teslim edildiği ve bu sebeple vergi ödenmek zorunda kalındığı gerçeği varken mahkemece teknik rapor karşısında, gümrük uzmanı bilirkişiler tarafından, \"hayatın olağan akışına aykırı\" denilerek, \"GTIP kod ile anlaşılması mümkün değildir ancak bizce böyle\" denilerek varsayıma dayanan, muğlak ve odağından şaşmış gümrükçüler yorumlarına istinaden, aynı ürün değildir denilerek davalarının reddedilmesinin haksız ve hatalı olduğunu, Konşimento, gtip kod, malzeme tanımları, beyanname isimleri vb konularla bu teknik analizin yapılmasının gümrük tarife cetveli tarife bazında değerlendirildiğinde \"aynı tip birçok eşyayı kapsayacak\" şekilde olmasından ötürü mümkün olmadığını, bunun mümkün olamayacağının mahkemece dayanak yapılan bilirkişi raporlarında şerh edildiğini, Müvekkilin davalı tarafça sürekli oyalandığını, eşyanın teslim edileceği inancına sürüklendiğini, bu sebeple de özel üretim ürünlerin geri gelmesi talimatını verdiğini, fakat davalının yarattığı inanç ve oyalama sebebiyle geri çektiğini, dosyanın gümrük uzmanı bilirkişiler tarafından eksik incelendiği ve yerel mahkemenin gerekçesinin bu yönüyle de eksik olduğunu,  Birbirinin tekrarı olan son 2 bilirkişi raporunda afaki şekilde, \"üretim sürecinin tabiatı gereği en kısa sürede yenilerini talep etmek gerektiğini belirterek\" 9 aylık gecikmenin yadırganmasının manasız ve olaydan kopuk olduğunu, davalı tarafça müvekkilde eşyanın teslim edileceği inancı yaratıldığını ve oyalama yolu seçildiğini, bu hususun dosya içeriği ve 2015 ve 2020 tarihli bilirkişi raporlarıyla da kanıtlı olduğunu, bu malzemelerin tekrar üretilmesi için derhal karar alınabilecek değerde malzemeler olmadığını bedellerinin o yıllar için bile oldukça fahiş olduğunu, dolayısıyla zaten üretilen ve var olan malzemelerin kurtarılması ve alıcı adresine ulaşmasının davalının yarattığı inanç ve oyalamanın da etkisiyle öncelikli hedef olduğunu, gelinen son noktada sözleşmeyle belirlenen termine göre ucu ucuna, akibeti hiç belli olmayan acil ürünlerin yeniden imalatı ve yeniden nakliye edilmesi zarureti doğduğunu,  Yerel mahkemenin \"...bu kadar uzun süre bekleyip sonrasında giden 7 konteynerin teslimine yakın zamanlarda yeni malların gönderilmesi de hayatın olağan akışına aykırı bulunmaktadır.\" şeklindeki gerekçesinin dosya içeriği ve maddi gerçeği ortaya koyan bulgularla taban tabana zıt olduğunu, Uzman Raporunda da görüleceği üzere dosyada karar ittihazında esas alınan gümrükçü bilirkişilerin sistem ve çalışmasından farklı olarak, hiç teslim edilmeyen 2 konteyner muhteviyatı ürünlerin bazılarının \"Bağlantı Parçaları\", \"Seviye Borusu\", \"Tank İçi Alüminyum Merdiven\" ve \"Tesisat Malzemeleri\"nin sonradan gönderilen üretim ve nakliye kargosu içeriğinde var olduğunun tespit edildiğini, nitekim yerel mahkemenin hükme esas aldığı anlaşılan son 2 bilirkişi raporunda dahi eşyaların 2. kez imal ettirildiği ve benzer olduğunun tespit edildiğini, ancak aynı olmadıklarından bahisle varsayımsal yorumla davayı sürüncemede bıraktıklarını, raporun mütalaa bölümlerinin gümrük açısından muğlak ve çelişkili olduğunu, ürünlerin benzer olduklarının tespit edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Hiç teslim edilmeyen 2 konteyner olduğunu, içeriğindeki eşya değerinin sabit olduğunu,, davalının sorumlu olduğunu, gecikmeli teslim edilen 7 konteyner içinse vergi ödenmek zorunda kalındığını, sorumlu olduğu kat'i olan davalı taşıyanın sebep olduğu bu zararı nasıl tazmin edeceğinin anlaşılamadığını, birinci taşımada gecikme zararlarının, ikinci taşımada ise 2 konteyner mal bedelinin tam zayi karinesi gözetilerek tazminat olarak ödenmesi gerektiğini, mahkemece birinci taşıma için zarar ispat edilemediği kanaatine varılmışsa da, ikinci taşımada zararı tespit ile tazminata hükmetmesi gerekirken, her iki taşıma sözleşmesi için aynı kanaate varmasının dosya kapsamına uymadığını, İkame malların birebir aynı olması şartı aranmaksızın, kısmen aynı ve / veya benzer olmasının geciken ürünler için gönderildiği hususunda karine teşkil etmesi gerektiğini, ürünlerin teknik olarak aynı olduklarının da dosyada mübrez tek teknik rapor ile, malzeme ve metalurji mühendisi tarafından hazırlanan 15.03.2018 tarihli teknik raporla da kanıtlı olduğunu, Mahkemede yeniden üretilen ve 2. defa nakliye edilmek zorunda kalınan ürünlerin, teknik raporla \"aynı\" olduğunun tespit edildiğini, hatta mahkemenin itibar ettiği raporlarda bile \"benzer\" oldukları tespit edilmesine rağmen, projenin devamı ürünler olduğu yönünde bir kanaat oluştuğunu, o halde hiç teslim edilmediği kesin olan 2 konteynere ait üretim ve navlun masrafları ile gecikme sebebiyle muafiyet hakkı yitirilen ilk sevkiyattaki 7 konteyner için ödenmek zorunda kalınan vergi tutarının tazmin edilmesi şeklinde kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini, bu yönüyle dahi kararın eksik ve haksız olduğunu, Amerikan ordusuna ait eşyaların vergiden muaf olduğunu, bu hususun yerel mahkeme kararında da belirtildiğini, gümrük uzmanı bilirkişilerin ve bu görüşü kararına dayanak yapan mahkemenin, \"çek ve tahsilat makbuzu gibi denilerek makbuza itibar etmeyip, vergi makbuzu şeklinde olmalıdır, ayrıca neden bir  daha muafiyet alınamadığı anlaşılamamıştır\" gerekçesiyle vergi zararlarını da reddedilmesinin hatalı olduğunu, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında her ne kadar sadece makbuzdan bahsedilse de; Afganistan Gümrükler Daire Başkanlığı'nın 19.07.2011 tarih ve 2676/2431 sayılı yazısı ile 7 konteyner için muafiyetin bir daha temdit edilmeyeceğinin bildirildiğini, taraflarınca vergi ödemesinin yapıldığını, nedeninini dosya içeriği ile kanıtladıklarını, yerel mahkemenin neden tekrar muafiyet hakkından yararlanmadığına dair yaptığı sorgulamanın somut olaydan kopuk, eksik ve hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının taşıma sözleşmesinin tarafı olmaması sebebiyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını ve dava konusu icra takibini başlatmakta kötü niyetli olduğunu, bu sebeple davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,İlk derece mahkemesince verilen hükmün davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden de hukuka aykırı olduğunu, davacının dolar üzerinden davasını ikmal ettiğini, davacının talebinin \" takibin 671.281,00-TL ve 125.400,00-USD bedel üzerinden devamına,\" şeklinde olduğu gerekçeli kararda da açık bir şekilde ifade olunduğunu, davanın kabulü halinde doların bugünkü kuru üzerinden davalı müvekkilden alacak talep edecek olan davacının, davanın reddi sebebiyle ödeyeceği vekalet ücretinin dava tarihindeki kura göre yatırdığı harç emsal alınmak suretiyle hesaplanmasının tarafların yargılamadaki eşitliğine ve dolayısıyla hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. <br>Dava; davacı ile dava dışı ... Ticaret A.Ş. arasında akdedilen taşeron sözleşmesi kapsamında Afganistan/Shank ve Sharana bölgelerinde Amerikan ordusuna inşaat edilecek akaryakıt depolama ve dağıtım tesisleri imalat ve montajı işi kapsamında üstlenilen edimlerin yerine getirilmesi için Türkiye'den Afganistan'a davalının taşıma işleri komisyoncusu (Freight Forwarder) olduğu dava dışı fiili taşıyıcılar nezdinde demiryolu+ karayolu olmak üzere kombine(multimodal) taşıma ile gönderilen 9 konteyner ekipmanın 7 konteynerin planlanan süreden geç teslim edilmesi, 2 adet konteynerin hiç teslim edilmemesi sebebiyle ve üstlenilen edimin süresinde bitirilmesi amacıyla söz konusu ekipmanların yeniden üretilerek sevk edilmesinden dolayı ilave üretim bedeli, nakliye ücreti ve geç teslim sebebiyle vergiden muafiyet hakkından yararlanılmamasından dolayı uğranıldığı iddia edilen zararın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili istinaf sebebi olarak; Mahkemece davalının kasıt veya pervasız hareket halinde olduğu ve sınırsız sorumlu olduğunun kabul edildiği, 2 konteyner ekipmanın hiç teslim edilmediği ve projenin bitirildiği dikkate alındığında bunların yerine yeni ekipmanların üretilerek teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, 2 konteyner ürünün teslim edilmemesi, 7 adet konteynerin geç teslim edilmesi ve vergi muafiyetinden yararlanılamaması karşısında Mahkemece sonradan sevk edilen ürünlerin aynı ürün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 19/09/2022 tarihli heyet raporunda yer alan gümrük bilirkişisinin kesin bir tespit yapamamasına rağmen davacının geciken konteyner için 9 ay gibi bir süre beklemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu tespitini yapması ve teknik inceleme yapılmadan Mahkemece bunun hükme esas alınmasının haksız ve hatalı olduğunu, taraflar arasındaki mail yazışmaları ve 15/03/2018 tarihli raporda da tespit edildiği üzere davalının teslim konusunda davacıda inanç yarattığını ve bu hususun göz önüne alınmamasının 15/03/2018 tarihli teknik raporda sonradan sevk edilen ürünlerin aynı ürünler olduğunun tespit edildiği, 15/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda teslim edilmeyen konteynerlerdeki ürünlerin ikinci sevkiyatta yer almadığı tespit edilmiş ise de dosyaya sunulan uzman görüşünde tam aksinin tespit edildiğini, hükme esas alınan son iki raporda da ürünlerin ikinci kez imal ettirildiği ve benzer olduğunun tespit edildiğini, geciken birinci taşımada ödenmek zorunda kalınan vergi zararının, ikinci taşımada ise iki konteyner mal bedelinin tam zayi karinesi kapsamında ödenmesi gerektiğini, söz konusu istinaf sebeplerine halel gelmeksizin Mahkemece 17/02/2020 tarihli raporda tespit edildiği üzere en azından hiç teslim edilmeyen ikinci sevkiyattaki üretim ve navlun masrafları ile vergi tutarının tazmin edilmesi gerektiğini, geciken ürünler için vergi muafiyetinin kaybedildiği, bu hususa ve vergi ödendiğine ilişkin dosyaya sunulan delillere itibar edilmemesinin  usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri dava dilekçesi, beyan dilekçeleri, bilirkişi raporlarına itiraz dilekçeleri ile ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili tarafından Türkiye'den Afganistan'a  demiryolu+ karayolu olmak üzere kombine(multimodal) taşıma ile gönderilen dava konusu  9 konteyner ekipmanın 7 konteynerin planlanan süreden geç teslim edilmesi, 2 adet konteynerin hiç teslim edilmemesi sebebiyle ve üstlenilen edimin süresinde bitirilmesi amacıyla söz konusu ekipmanların yeniden üretilerek sevk edilmesinden dolayı ilave üretim bedeli, nakliye ücreti ve geç teslim sebebiyle vergiden muafiyet hakkından yararlanılmamasından dolayı uğranıldığı iddia edilen zararın tahsili talep edilmiş olup, Mahkemece de bu talep üzerinden yargılama yapılarak sonuca ulaşılmıştır. Buna göre Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları ve gerekçeli kararda detaylı bir şekilde açıklandığı üzere ilk 9 sevkiyattaki ürünler ile sonraki 6 sevkiyattaki ürünlerin bazılarının tanım olarak benzediği, birbirinin ikamesi olduğuna dair bir tespitinin yapılamadığının belirtildiği, gümrük beyannamelerine göre geciken 7 konteynerin 19/10/2010-25/10/2010 tarihleri arasında, teslim edilmeyen iki konteynerin 17/10/2010 tarihleri arasında sevk edildiği, ilk 7 konteynerin 21/07/2011 tarihinde teslim edildiği, ikame ürün olarak gönderildiği iddia edilen 6 konteynerin sevk tarihlerinin ise 03/05/2011, 06/05/2011, 23/12/2011, 12/01/2012, 22/03/2012, 28/01/2012 tarihleri olduğu,  davacı tarafından üstlenilen işin bitirilme tarihinin 13/4/2011 tarihi olduğu ve ikinci sevkiyatların hepsinin bu tarihten sonra olduğu, yine gecikmeli olarak teslim edilen 7 konteyner ürünün teslim tarihi dikkate alındığında  03/05/2011 ve 06/05/2011 tarihli ikinci sevkiyatlar haricindeki diğer ikinci yapılan sevkiyat tarihlerinin çok sonraki tarihler olduğu, davacı tarafından gecikmeli olarak sevk edilen ürünlerin atıl kaldığını iddia etmiş ise de buna ilişkin delil sunulmadığı, ikinci sevkiyatların işin bitirilme tarihinden ve ilk 9 sevkiyattan çok sonra yapıldığı, bu durumda ikinci sevkiyatların ilk geç yapılan veya hiç yapılmayan sevkiyatlara ikame olarak yapıldığı hususunda şüphe oluşturduğu, iddia edilen sevkiyatların ilk sevkiyatların ikamesi mi yoksa projenin devamı için gerekli başka sevkiyatlar mı olduğu hususunun davacı tarafından kesin bir şekilde ortaya konulamadığı, projenin niteliği gereği her iki sevkiyattaki ürünlerin benzer veya aynı olmasının olağan olup, bu hususun ikinci sevkiyattaki ürünlerin ikame olarak üretildiğini tek başına ortaya koymadığı, kaldı ki 15/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda ürünlerin teknik içerikleri üzerinden karşılaştırıldığında aynı imalatlar olduğunun belirtildiği, davacı tarafından iş bu davada yukarıda belirtildiği üzere geç teslim ve teslim edilmeyen ürünlere ilişkin ilave üretim masrafları, navlun ücretleri ve ödenen vergi bedelinin zarar olarak talep edildiği, ikinci taşımadaki iki konteyner mal bedelinin tam zayi karinesi kapsamında ödenmesinin talep edilmediği, taleple bağlılık ilkesi gereği Mahkemece talep edilmeyen zarar kalemi hakkında karar verilemeyeceği, davalı ile dava dışı fiili taşıyıcı arasındaki mail yazışmalarında muafiyet belgesinin alıcı tarafından düzenlendiği, dava dışı ...'a gönderilen mailde ürünlerin Pakistan'da bekleme sebebi olarak ABD Konsolosluğu'ndan muafiyet onayının gelmediği ve Konsolosluğun sorumlu olarak alıcıyı gördüğünün belirtildiği, bu hususlar dikkate alındığında vergi muafiyetinden yararlanılmamasına davalının sebep olduğunun ispat edilemediği, davacı tarafından dosyaya sunulan Afganistan Nangarhar Gümrük Müdürlüğü yazı içeriğinin tek başına muafiyet kaybına davalının sebebiyet verdiğini göstermediği, yine davacı ile dava dışı işveren taraf arasında düzenlenen makbuz ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Gümrüğü başlıklı bankaya para yatırma dekontu içerikli belgenin vergi ödemesine ilişkin olduğunu kesin bir şekilde ortaya koymadığı ve söz konusu belgelerin apostil şerhinin bulunmadığı, bu haliyle davacının bu yöndeki iddialarının da ispat edilemediği, yine davacının ticari defterlerinde de uğranıldığı iddia edilen zararlara ilişkin bir kaydın ve yeni üretilen ürünlere ilişkin ne kadar bedelli fatura alındığı ve ödeme yapıldığına, dava dışı ...  tarafından iddia edilen zarara ilişkin hak edişinden ne kadar ve neye istinaden kesinti yapıldığının tespit edilemediği dikkate alındığında davacı tarafından uğranıldığı iddia edilen zararın ispat edilememesi sebebiyle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dava konusu ürünlerin davacıya ait olduğu ve taşeron sözeşmesi kapsamında davacı tarafından sevk edildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki mail yazışmalarından bu hususun ve göndericinin davacı olduğunun davalının bilgisi dahilinde olduğu, ürünleri sevk eden davacının gecikmeli teslim ve hiç teslim edilmeyen ürünler sebebiyle zarara uğranıldığı iddiası karşısında iş bu davada aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, Mahkemece zarar iddiası yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi karşısına bu hususun tek başına davacının icra takibi başlatmada kötü niyetli olduğunu göstermeyeceği ve kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı, Mahkemece bu gerekçe ile kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, yine davanın taşıma sözleşmesinden kaynaklı maddi tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 maddesinin\"Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\" hükmünü içerdiği, Mahkemece bu hüküm dikkate alınarak davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi de isabetli olup, davalı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı ve davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacı ve davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı olmak üzere peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye irad kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br> <br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79422cb7088e2b6a","SID":"d8376b763b48e202"}}