{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/170 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1485 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2017/1098 Esas - 2020/666 Karar <br>TARİH: 30/12/2020<br>DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/09/2025                                                        <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  \"... A.Ş.’nin İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı (Yenilemeden sonra ... esas) dosyasından haciz yolu ile takip başlattığını, müvekkilinin e-devlet üzerinden icra takibini öğrenmesi sonrasında 06.07.2012 tarihinde borca itiraz ettiğini, bankanın icra takibine konu alacağını ... Yönetimi A.Ş.'ne temlik ettiğini, davalı şirketin temlik aldığı alacakla ilgili olarak icra takibine devam ederek, itirazın süresinde olmadığından bahisle icra takiplerine devam ederek müvekkilinin ... plaka numaralı aracını haczettirdiğini, müvekkilinin haciz tehdidi altında borcu icra dosyasına 27.12.2015 tarihinde ödendiğini, müvekkilinin icra takibine konu edilen borçtan dolayı herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, kredi borçlusu şirketteki tüm hisselerini 01.10.2019 tarihinde devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, bu durumun şirketin kredi ilişkisi içinde olduğu ...’a şirket ile hiçbir bağının kalmadığını, şirketin kullandığı veya sonradan kullanacağı kredilerden dolayı herhangi bir sorumluluğunun olmadığını Bakırköy 3. Noterliği'nden 16.04.2012 tarih. ...] yevmiye numaralı ihtarı ile bildirdiğini, ... A.Ş.’nin bu ihtara Bakırköy 2. Noterliği'nden 19.04.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile verdiği cevapla tek taraflı kefaletten vazgeçilemeyeceğinin bildirdiğini, müvekkilinin bankanın bu cevabına da Bakırköy 9. Noterliğinden 30.05.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile cevap vererek, kefaletinin olmadığı, hisse devrinden sonra kullandırılan kredilerden dolayı sorumluluğunun olmadığını bildirdiğini, davanın kabulünü, müvekkili tarafından takip dosyasına yatırılan 17.150,37-TL paranın 22/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte istirdadını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraftan alınmasını talep ve dava etmişlerdir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... A.Ş. arasında 13.03.2009 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesinin davacı ... tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığını, bankanın bu kredi sözleşmesine istinaden şirkete kredi kullandırdığını, kredinin kullandırılmasından üç yıl sonra davacının ... A.Ş.’ne 16.04.2012 tarihli ihtarnameyi göndererek hisseleri devir ettiğinden bahisle kefaletlerinin sona erdiğinini bildirdiğini, bankanın bu ihtara 19.04.201 2 tarihinde cevap vererek kefaletten vazgeçme taleplerinin kabul edilmediğini bildirdiğini, tek taraflı kefaletten vazgeçilemeyeceğini, davacının icra dosyasından yapılan ödeme emri tebligatının usulsüzlüğüne ilişkin şikayetinin İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/706 esas sayılı dosyasından reddedildiğini, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacının kefaletinin geçerli olması nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesini istediğini, kefalet ilişkisinin tek taraflı beyanda sona eremeyeceğini, davacının kefil sıfatını sona erdiren herhangi bir neden bulunmaması nedeni ile icra dosyasına ödediği paranın istirdadına yönelik talebin ve davanın reddini ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi  30/12/2020 tarih ve 2017/1098 Esas - 2020/666 Karar  sayılı kararında; \"Davanın; bankacılık işlemlerinden kaynaklı istirdat davasından ibaret olduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmişler, davada; İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına, ticari kayıtlar, keşif, tanık,  yemin, bilirkişi incelemesi vs.deliline dayanmışlardır.Davaya dayanak İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... (  ( Eski Numarası ... Esas ) esas sayılı takip dosyasında; alacaklı ... A.Ş.tarafından, borçlu ... San.Tic.Ltd.Şti, ..., ... aleyhine;  7.531,08-TL asıl  alacak olmak üzere toplam 7.919,79-TL'nin tahsili için 14/06/2012 tarihinde ilamsız genel haciz yoluyla takibe girişildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre davacının, davalı borçludan alacaklı olup olmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınmış, bankacı bilirkişi 08/06/2020 tarihli raporunda: ...’ın 13.03.2009 tarihli 50,000,00-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde ... San. ve Tic, Ltd. Şti.'ne kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçlara verdiği verdiği müteselsil kefaletinin devam ettiği, kredi borçlusu şirketteki hisselerinin devredilmiş olmasının kefaletin sona ermesi sonucu doğurmayacağı, kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne 13.03.2009 tarihli 50.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kullandırılan nakit krediler, kullandırım tarihleri ve kullandırılan tutarlar ile hesap kat tarihindeki kalan ana para tutarlarının bilirkişi raporundaki tabloda gösterildiği, incelenen hesap hareketlerinden, kredi borçlusunun ihtiyaç kredisi taksitlerini kendi kaynaklarından ödemediği, kredi taksitlerinin kredili mevduat hesabından alınarak kapatıldığı, bankanın bu kredi alacaklarından  ... numaralı ihtiyaç kredisinden kaynaklanan alacağı için İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından 14.06.2012 tarihinde kredi borçlusu ile müteselsil kefiller hakkında icra takibi başlattığı, müteselsil kefilin, kefalet limiti içinde kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olacağı, ... numaralı ihtiyaç kredisinden 14.06.2012 takip tarihi itibariyle alacak tutarının; 7.641.05 TL asıl alacak olmak üzere toplam 7.922,62-TL olduğu, icra takibinde toplam alacağın 7,919,79 TL olarak daha az talep edildiği, icra müdürlüğünün de bu tutarı esas alarak 22.12.2015 tarihine göre hesaplama yapmış olduğu için istirdadı gereken fazla bir ödemenin olmadığı, 20/11/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; bankanın ... numaralı ihtiyaç kredisinden kaynaklanan alacağı için İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasından 14.06.2012 tarihinde kredi borçlusu ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... ve ... hakkında icra takibi başlattığı, bu takipte ödenen tutarın istirdadı için huzurdaki davanın açıldığı, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/412 esas sayılı dosyasından açılan davanın ise İstanbul 3. İcra Müdürlügü’nün ... esas sayılı dosyasından yapılan takibe ilişkin menfi tespit davası olduğu, bu dava ile İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/412 esas sayılı dosyasından davaya konu edilen icra dosyalarının farklı icra dosyaları olduğu, bu nedenle kök raporda değişiklik yapılmadığı hususu tespit ve rapor edilmiştir.Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen icra dosyası, tarafların defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere;  taraflar arasındaki hukuki ihtilafın bankanın, ... numaralı ihtiyaç kredisinden kaynaklanan alacağı için İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasından 14.06.2012 tarihinde kredi borçlusu ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... ve ... hakkında icra takibi başlatmış, bu takipte ödenen tutarın istirdadı için açılan dava üzerine çıkmış bulunduğu, ... Çarşı-Bakırköy Şubesi ile ... San. ve Tic. Lıd. Şti. arasında 13.03.2009 tarihli 50.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bu kredi sözleşmesinin .... ... ve ... tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığı, sözleşmedeki bu hükme göre, verilen müteselsil kefaletin süresiz olduğu, kefaletin kapsamına ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin bu kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılmış kredilerden doğmuş ve doğacak borçları ile başkaca her ne sebeple olursa olsun borçlandığı veya borçlanacağı bütün borçların girdiği,..., ... San. ve fıc. Ltd. Şti.'deki hisselerini Bakırköy 3. Noterliği'nin 01.10.2009 tarih ve ... yevmiye sayılı Hisse Devir Sözleşmesi ile ...’a devrettiği, hisse devir keyfiyetinin Ticaret Siciline 14.10.2009 tarihinde tescil edilerek, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 20.10.2009 tarih ve 7421 sayılı nüshasında ilan edildiği, <br>...’ın,13.03.2009 tarihli 50,000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde ... San. ve Tic, Ltd. Şti.'ne kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçlara verdiği verdiği müteselsil kefaletinin devam ettiği, kredi borçlusu şirketteki hisselerinin devredilmiş olmasının kefaletin sona ermesi sonucu doğurmayacağı, kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, bankanın bu kredi alacaklarından 2040-3667111 16-5 numaralı ihtiyaç kredisinden kaynaklanan alacağı için İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından 14.06.2012 tarihinde kredi borçlusu ile müteselsil kefiller hakkında icra takibi başlattığı, müteselsil kefilin, kefalet limiti içinde kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olacağı, icra takibinde toplam alacağın 7.919,79-TL olarak daha az talep edildiği, icra müdürlüğünün de bu tutarı esas alarak 22.12.2015 tarihine göre hesaplama yapmış olduğu için istirdadı gereken fazla bir ödemenin olmadığı hususunun tespit ve rapor edildiği görülmekle, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,  davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin usulüne uygun şirket hissesini devrettiğini; şirket devri anında ...’a  ihtarname ile bildirildiğini,kefaletin sona erdiğinin de ihtar edildiğini; devredilen şirketin hiç bir borcu olmadığını, ...'ın  borcun olmadığını kabul ve ikrar ettiğini ancak buna rağmen ...'ın bilmedikleri   bir sözde  kredi  için müvekkili aleyhine iki ayrı icra takibi başlattığını; mükerrer bu icra takipleri için yani konusu ve tarafları aynı olan bu iki icra takiplerden  birincisi için  menfi tespit davası, diğerine de iş bu davaya konu istirdat davası ikame edildiğini; menfi tespit davasının kabul edildiğini; bu davanın ise red olduğunu,  Şirketin devredildiğinde borcun olmadığını davalının kabul ve ikrar ettiğini, borcun olmadığı dosyadaki mevcut 25.09.2018 tarihli  ... cevabi yazısı olduğunu, müvekkillerinin ... TİC SAN VE TİC LTD ŞTİ'nde ortaklıları bulunduğu esnada pos cihazları/ diğer şirket hesapları için rutin bir işlem olarak davaya konu ... ve diğer bankalar ile çalışmakta olduğunu;  Müvekkili şirketi devretmeden önce şirket adına  kullanılan 5.200 TL bedelli kredinin 30.03.2009 tarihinde tam vade gününde ödenerek kredi kapatıldığını; müvekkilinin usulüne uygun devir ettiği  ... TİC SAN VE TİC LTD ŞTİ'nin devir tarihi olan 01.10.2009 da ...'a hiç bir borcu olmadığını; bunun Denzibank tarafından da kabul ve ikrar edildiğini; 25.09.2018 tarihli ... cevabi yazısında kabul ve ikrar edildiğini; ortada vade tarihleri olan miktarı belirli olan bir kredi sözleşmesi söz konusu olmadığını,  Müvekkil hissedarı bulunduğu İstanbul ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı Bakırköy Vergi Dairesinin... vergi sicil numaralı ile kayıtlı  ... SAN VE TİC LİMİTED ŞTİ hisselerini, Bakırköy 3. Noterliğince tanzim ve tastik edilen 01.10.2009 tarih ve ... Yevmiye numaraları limited şirket hisse devir sözleşmesi ile tüm hisselerini devrettiğini; şirket ortaklığından bu tarihte ayrıldığını; söz konusu şirket ile hiçbir  ilgisinin   kalmadığını, banka bünyesinde bulunan eski evraklara istinaden  kullanılacak olan her nevi kredilerden dolayı hiçbir alakasının olmadığını ...'a ihtar ile bildirdiğini; (... a gönderilen ,Bakırköy 3. Noterliği 16.04.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname dosyada mevcuttur )Muhatap ...'ın cevabi ihtarnamesinde bu durumu -haksız ve mesnetsiz olarak –kabul etmediğini ihtar ettiğini; söz konusu ihtarname ve eklerinde hangi sözleşme/mevzuat hükmünün ne şekilde ihlal ediğine ilişkin herhangi bir açıklama veya belgeye rastlanmadığını; müvekkilin  vadesi geçmiş muaccel hale gelmiş bir borcu şirket devri esnasında bulunmamakta olduğunu; davalı bankanın keşide etmiş olduğu iş bu ihtarnamenin bu hususu ve iddiaları doğrulamakta olduğunu, (Bakırköy 2 Noterliği 19.04. 2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtar )Yine Müvekkilde  Bakırköy 9 Noterliği 30.05.2012 tarih ve ... Yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde kefaletinin olmadığı ve eski ,kapanmış ,ödenmiş bir kredide bulunan  kefaletin şirketin tüm hisselerinin devrinden sonra devralan tarafından kullanılan kredide de tekrar kullanılamıyacağını, bankanın vereceği yeni kredilerden sorumlu olamayacağını ,sonsuza kadar devam eden bir kefalet yükümlülüğünün hukuka, hakkaniyete,Borçlar Kanuna aykırı olacağını tekrar cevaba cevap ihtarı olarak ...'a ihtar ettiğini, müvekkil  hiç bir kredi sözleşmesinden kaynaklanan gerek asil gerek kefil olarak borcu olmadığı halde tüm ihtarnamelere rağmen ...  konusu ve tarafları aynı olan iki ayrı ilamsız takip başlattığını. mesnetsiz bir tek kredi borcundan dolayı mükerrer iki takip söz konusu olduğunu, Bu icra takiplerinin İstanbul 3.icra Müdürlüğünde açılmış olup  ... ve   ... ES sayılı dosyalar olduğunu, haksız ve mesnetsiz bu ilamsız takiplerinden biri olan İstanbul 3.İcra Müdürlüğü eski ... Es yeni ... Es sayılı dosyanın, icra baskısı ile tamamı tahsil edildikten sonra istirdatı için açılan iş bu dava olduğunu, Diğer dosya olan  İstanbul  3. İcra Müd. ... Esas dosyasından ... AŞ tarafından ilamsız takibi başlatılmış bu dosyaya karşı menfi tespit davasının kabul edildiğini, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017-412 Es   ve  2019/514 Karar sayılı gerekçeli karar ile menfi tespit davasının kabul edildiğini; gerekçeli kararda belirtildiği gibi \"……. Dosya içinde bulunan ...'ın cevabından , davacının kendisinden 50.000 TL tutarında kredi kullanmadığı belirtilmiştir. Bunun yanında, davacıların usulüne uygun şekilde devrettikleri şirketin yeni temsilcisi tarafından kullanılan kredi nedeniyle eski şirket ortaklarının sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davalı tarafın davacı ile arasındaki hukuki ilişkiyi kanıtlayamadığı, borcun varlığını ispat edemediği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır…..’ gerekçesi ile kabul edildiğini,  Gerekçeli kararda menfi tespit davası ve o davadaki mükerrer icra takibinden hiç dikkate alınmadığını ve gerekçeli kararda yer verilmediğini; müspet veya menfi bir geekçe olmadığını; konusu ve tarafları aynı olan iki icra takibi söz konusu olduğunu; resen dikkate alınması gerektiğini, müvekkiline  icra takibinde yapılan  tebligatın usulsüz olduğunu, bilirkişi raporunun başlı başına karara esas teşkil ettiğini; oysa kefaletin geçerliliğinın tartışılmadığını; kefaletin geçersiz olduğunu, her ne kadar kefalet söz konusu olmasa da bir an için kefalet olduğu düşünülse dahi kefaletin geçerliliğinin irdelenmediğini, müvekkili şirket ortaklığını devrettiğinde kefaletin kalmadığını açık bir şekilde ...'a ihtar ile bildirdiğini, kanun tarafından müteselsil kefaletin geçerliliği açısından bazı şekil şartları öngörüldüğünü; Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi gereğince aranan şekil şartlarının ilkinin, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması olduğunu; ikincisinin sözleşmede kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin açıkça belirtilmesi olduğnuu; bir diğerinin ise kefilin, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısı ile belirtmesi olduğunu, Kanunun, müteselsil kefalet açısından özel şekil şartları öngördüğünü, bu şekil şartlarını da geçerlilik koşulu olarak belirlediğini; başka bir ifadeyle söz konusu şartların eksikliği ve/veya yokluğu halinde, kefalet sözleşmesinin geçersizliğine hükmedileceğini; bunun sebebinin müteselsil kefaleti kabul eden gerçek ve/veya tüzel kişinin, 3. bir kişinin borcundan dolayı doğan sorumluluğunun oldukça fazla olması olduğunu; son derece ağır sorumluluk altına giren kefilin açık iradesinin sözleşmeye yansıtılması amaçlandığını; bu sebeple Kanunun, kefili korumak için katı şekil şartları ve geçerlilik koşulları öngördüğünü, ancak yerel mahkemenin bu hususları hiçbir şekilde gerekçeli kararında yer vermediğini; asıl borç olmadığı için “asıl borcun geçersiz olduğuna dair” definin gerekçeli kararda yer almadığını, Eğer ödenmiş kredi borcuna ilişkin ise gerekçeli karar bu defada, “asıl borcun tamamen veya kısmen sona ermiş bir borç olduğu” defi dikkate alınması gerektiğini; TBK m. 598/1, “Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.” hükmüne haiz olduğunu; bu kapsamda asıl borcun sona ermesi ile ilgili defi kefil tarafından da kullanılabilmekte olduğunu, hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefilin de borcundan kurtulacağını; somut olayda 5.200 TL bedelli kredi 30.03.2009 tarihinde tam vade gününde ödenerek kredinin kapatıldığını; müvekkilinin  usulüne uygun devir ettiği  ... TİC SAN VE TİC LTD ŞTİ'nin devir tarihi olan 01.10.2009 da ...'a hiç bir borcu olmadığını; ihtar ile de müvekkili kefaletin kalmadığını, borcun olmadığını hisse devri ile sorumluluğun kalmadığını ihtar ettiğini, bu durumda, 4721 Sayılı Kanun'un “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü içeren ve “Dürüst davranma” başlığını taşıyan 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı çerçevesinde çözüme gidilmesi, evrensel hukuk ilkeleri arasında yer alan “hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” ilkesi  göz önünde bulundurulması gerektiğini, İleri sürerek arz ve izah edilen sebeplerle; istinaf taleplerinin kabulüne, usul ve kanuna aykırı Mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne; hukuk davasının yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; İİK'nun 72/7 fıkrası kapsamında icra dosyasına haciz baskısı altında ödendiği iddia olunan paranın istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; dava konusu takip dosyasına dayanak kredinin, asıl borçlu ... Şirketi'ne, kendisi şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra kullandırılmış olduğunu, davacının 2009 yılında şirket ortaklığından ayrıldığını,  şirket ortaklığından ayrıldığını ve ayrıldığı tarihten sonra kullandırılan krediler nedeniyle sorumlu olmayacağını bankaya ihtarname bildirdiğini, ortaklıktan ayrılmadan çekilen kredinin ise ödenmiş olduğunu ileri sürerek, takibe yaptığı itirazın süresinde kabul edilmemesi nedeniyle  aracındaki haczin kaldırılması için icra dosyasına ödediği bedelin faizi ile istirdadını talep etmiştir. Davalı yan; kefaletin tek yanlı sona erdirilemeyeceğini, davacının ortaklıktan ayrılmasının da kefaletten doğan sorumluluğunu sona erdirmeyeceğini, davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında asıl borçlu şirkete kullandırılan ve geri ödenmeyen krediden sorumlu olduğunu davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, genel kredi sözleşmesi, kat ihtarı, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilere ilişkin hesap hareketleri, sicil kaydı dosya arasına alınmış,  dosya bankacı bilirkişiye verilerek düzenlenen rapor ve ek rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; ortaklıktan ayrılması akabinde kullandırılan krediden sorumlu olmadığı, devir tarihinde şirketin hiçbir kredi borcu bulunmadığı mükerrer takip iddialarının dinlenmediği, kefaletin geçerliliğinin irdelenmediği yönündedir. Dosyaya mübrez genel kredi sözleşmesi kapsamından; dava dışı ... Şirketi ile alacağını temlik eden ... A.Ş. Bakırköy Çarşı Şubesi arasında 50.000,00-TL limitli 13/03/2009 tarihli genel kredi sözleşmesi bağıtlandığı, davacının da sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 484 maddesi uyarınca geçerli olduğu, davacının  01/10/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile asıl borçlu şirket ortaklığından ayrıldığı, bu hususun sicile tescil ve sicil gazetesinde ilan edildiği, ne varki ortaklıktan ayrılmanın kefalet sözleşmesini sona erdirmeyeceği, dava dışı şirkete 23/03/2011 tarihinde taksitli ihtiyaç kredisi ile kredili mevduat hesabı kredisi kullandırıldığı, kredilerin süresinde geri ödenmemesi nedeniyle hesabın 21/05/2012 tarihinde kat edildiği ve asıl borçlu ile tüm kefillere kat ihtarının tebliğe çıkarıldığı, kat ihtarının muhataplarına tebliğ edildiğine dair tebliğ şerhinin dosya arasında bulunmadığı, ancak davacının ihtarın kendisine tebliğ edilmediği yönünde bir itirazı mevcut olmadığı gibi, kat ihtarına itiraz ederek bankaya cevabi ihtarname gönderdiği,  öte yandan bu tarihte yürürlükte olan 818 Sayılı BK'nun 487 maddesinde, 6098 Sayılı TBK'nun 586/1 fıkrasından farklı olarak, müteselsil kefilin takip edilebilmesi için asıl borçluya yapılan ihtarın sonuçsuz kalması şartının aranmadığı, temlik eden banka tarafından borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve tüm kefiller aleyhine taksitli kredi kalemi için eldeki dava konusu İstanbul 3 İcra Müdürlüğü'nün ... esas (... eski esas) sayılı takibinin başlatıldığı, kredili mevduat hesabı kredi için ise İstanbul 6 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/412 esas sayılı menfi tespit davasına konu  İstanbul 3 İcra Müdürlüğü'nün... esas (... eski esas) sayılı takibinin başlatıldığı, her iki takibe konu kredi kalemleri farklı olduğundan davacının mükerrer takibe yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacının eldeki istirdat davasına konu takibe yaptığı itirazın süresinde olmadığı gerekçesi ile takibin devam ettiği, davacı tarafından bu hususta icra hukuk mahkemesi nezdinde şikayet yoluna başvurulduğu, İstanbul 12 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/706 esas,  2015/1117 karar sayılı ilamı ile şikayetin hak düşürücü sürede yapılmadığından bahisle reddedildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının aracına haciz konulması üzerine, icra dosyasından kapak hesabı yaptırarak 22/12/2015 tarihinde ihtirazi kayıt ile dosya borcu olan 17.150,37-TL'yi ihtirazi kayıt ile ödediği, akabinde İİK'nun 72/7 fıkrası uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre dolmadan 17/11/2016 tarihinde eldeki istirdat davasını açtığı, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde takip tarihi itibariyle banka alacağının takipte talep edilen tutardan fazla olduğunun tespit edildiği, genel kredi sözleşmeleri çerçeve niteliğinde sözleşmeler olup, bu sözleşmeler ile kredi lehdarının belirli bir limit dahilinde çeşitli tür kredilerin kullanabildiği, kredi çerçeve sözleşmesi devam ettiği sürece limit dahilinde birden çok kez kredi kullanılabileceği, dolayısıyla limit dahilinde çekilmiş bulunan bir kredinin geri ödenmiş olmasının genel kredi sözleşmesini ve bu sözleşme kapsamında verilmiş olan şahsi kefaleti sona erdirmeyeceği, davacının ortaklıktan ayrılmadan önce dava konusu genel kredi sözleşmesi kapsamında çekilen kredinin geri ödenerek kapatılmış olması, devir tarihinde bankaya borcun bulunmaması nedeniyle sorumluluğunun kalmadığına dair istinaf sebebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK2nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6eadbeacce04dee9","SID":"23abe65b531b3de5"}}