{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:28/03/2025<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:29/09/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine Denizli İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla bonoya dayalı icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, ancak davacı müvekkilinin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, takibe konulan bono üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin ev hanımı olduğunu ve davalıyı tanımadığını, hiç bir ticari ilişkisinin de olmadığını, müvekkilinin imzası taklit edilerek takip yapıldığını, imza sahteciliği hakkında şikayetin Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'na 07/07/2023 tarihinde yapıldığını ve ... soruşturma numarasıyla devam etmekte olduğunu, müvekkilinin alacaklıya ödenmemek üzere dosya borcunu depo etmeye de hazır olduğunu, davalı tarafından başlatılan icra takibi nedeniyle işbu menfi tespit davasını açmak zorunda kaldığını beyanla icraya konu olan işlemde müvekkinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, mahkemece belirlenecek teminat karşılığı icra veznesine giren paranın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmesine, müvekkilinden alınmış ve alınacak bütün miktarın kendisine geri ödenmesine, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişen davalı aleyhine takibe konu alacak miktarının %20’sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine, takibe konu olan senedin iptaline ve müvekkili aleyhine hacizlerin kaldırılmasına, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davalı tarafın kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"davacının ileri sürdüğü bono üzerindeki imzanın kendisine ait olmaması iddiasının kambiyo senedinin hükümsüzlüğünü doğuran ve herkese karşı ileri sürülebilen bir mutlak defi olmakla mevcut ATK raporu ile sabit olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>İİK.72/5 maddesinde \"borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın % 20'sinden aşağı olamaz.\" hükmü düzenlenmiştir. Ancak kötüniyet tazminatı yönünden 2004 sayılı İİK' nun 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davası açan borçlu  lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra  takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle  yapılması da zorunludur.<br>Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için menfi tespit istemi kabul edilen davada, alacaklı ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur...<br>Bonodaki keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığının tesbit edildiği, sahtecilik defisinin mutlak defilerden olduğu ve iyi niyetli olup olmamasına bakılmaksızın herkese ileri sürülebileceği yine takip alacaklısı- davalının lehtar olduğu, davalıya bononun ciro ile gelmediği, lehtar olması nedeniyle ve davacının keşideci olması ve davalının lehtar olması ve yüz yüzelik ilkesi dikkate alınarak davalının imzanın davacı keşideciye ait olmadığının bilmemesinin mümkün olmaması nedeniyle davalının icra takibini başlatmakta kötü niyetli olduğu anlaşıldığından davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine; yine davacı tarafından icra dosyasına  yapılan ödemelerin istirdatı talep edilmiş ise de icra dosyasında yapılan incelemede davacı tarafça yapılan herhangi bir ödeme olmaması nedeniyle bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının eşine vermiş olduğu vekaletname ile tüm yetkileri verdiğini, müvekkilinin buna dayanarak senedi aldığını, senedi imzalayanın da ... olduğunu, bununla ilgili Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın  ... soruşturma numarasıyla takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin bu vekalete güvenerek senedi aldığını ve ödenmemesi üzerine işleme koyduğunu, dosyada davacı ...'nin eşi olan ...'nin müvekkilinin çocukluk arkadaşı olduğunu,  müvekkili ile ... arasında araç alış verişi olduğunu, müvekkili ...'den 2020 yılında ... plakalı bir araç satın aldığını, müvekkilinin satın almış olduğu aracın ... adına kayıtlı bulunduğunu, müvekkili ile ...'nin eşi olan ... arasında bir güven ilişkisi olduğunu, müvekkilinin 50.000,00-TL parayı ...'ye nakit olarak verdiğini ve aracı aldığını, ancak ruhsatını üzerine alamadığını, ...'nin bir takım sıkıntılarının olduğunu, aracın devir işlemlerinin sonra yapacağını buna karşılık da müvekkiline 50.000,00-TL değerinde senet verebileceğini söylediğini ve müvekkilinin de bu durumu kabul ettiğini, müvekkilinin almış olduğu aracın resmi olarak ...'nin üzerine kayıtlı olduğunu, ...'nin eşi ...'ye kendi adına tüm resmi işlemleri yapması için vekaletname verdiğini, verilen bu vekaletname uyarınca ...'nin müvekkilinin ... Mahallesi ... Sokak No:... adresinde bulunan ... Tekstil isimli ofisinde eşi ... adına kendi el yazısı ile 50.000,00-TL bedelli senet düzenleyerek müvekkiline verdiğini, müvekkilinin ...'ye böyle bir senet doldurabilmesinin yetkisi olup olmadığını sorduğunu, ...'nin de genel vekaletnameyi gösterdiğini, bir örneğini de müvekkiline verdiğini, müvekkilinin bedelini ödemiş olduğu aracı kendi üzerine geçirmek istediğini ...'ye, ...'nin de aracı ... isimli kişiye verdiğini söylediğini söylediğini, bunun üzerine ...'nin müvekkiline senedi icraya koymasını söylediğini, müvekkili aracı alamadığından için en azından bedelini geri tahsil etmek için ...'nin kendi el yazısı ile düzenlemiş olduğu senedi icraya verdiğini, senedi icraya verdikten sonra ... ve ...'nin müvekkilini hem şikayet ettiklerini hem de menfi tespit davası açtıklarını, müvekkilinin ...'ye güvendiğinden söz konusu icra takibini yaptığını, ... plakalı aracın üzerinde 9 adet haciz bulunduğunu, noterde araç devir işlemleri yapılamadığını, noterde araç devir işlemleri yapılmadan ...'nin müvekkiline aracı verdiğini, müvekkilinin yaklaşık bir buçuk sene boyunca aracı kullandığını, müvekkilinin aracı kullandığı süre boyunca araç üzerine kesilen trafik cezalarını ve vergi borçlarını müvekkilinin ödediğini, Vergi Dairesi'ne ödenmiş olan cezalarını ve vergi borçlarını müvekkilinin ödediğine dair makbuzların da dilekçe ekinde sunulduğunu, ayrıca müvekkilinin 04.02.2021 tarihinde aracı muayeneye götürdüğünü, araç muayeneye girmeden önce egzoz gazı ölçümünü de müvekkilinin yaptırdığını, müvekkilinin aracı kullandığı süre içerisinde aracın sigortasını da yaptığını, aracın trafik sigortasının ... sigorta isimli sigorta şirketinde yaptırıldığını, müvekkilinin aracın resmi olarak yapılması gereken tüm işlemlerini bizzat kendisinin yaptırdığını, bu duruma ne ...'nin ne de ...'nin herhangi bir tepki göstermediğini, bu durumun aracın müvekkiline satıldığını ispatlar nitelikte olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesinin birinci fıkrası; \"Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi istenemez, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.\" şeklinde düzenlenmiş olup istinaf aşamasında yapılamayacak işlemler açıkça ve sınırlı olarak belirtilmiştir.<br>O halde, 6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesindeki hükme göre; Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacak hususlar ile ilk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.<br>Bu açıklamalar kapsamında somut olaya bakıldığında, bağımsız borç ikrarını içeren kambiyo senedinin hüküm ifade edebilmesi için davacı keşideci adına atılı bulunan imzanın davacının eli ürünü olması gerekmektedir. Dosya kapsamında yapılan teknik bilirkişi incelemesi sonucunda bonodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça vekaletname ibraz edilerek, davaya konu senedin davacının eşi tarafından araç alım satımı karşılığında teminat amacıyla ve davacı tarafça eşi adına kambiyo düzenleme yetkisi de içeren vekaletname gereğince düzenlendiği ileri sürülmüş ise de; davalı tarafça davaya cevap dilekçesi sunulmadığı, istinaf aşamasında sunulan vekaletname İlk Derece yargılaması sırasında sunulmadığı gibi yine İlk Derece Mahkemesi yargılaması sırasında istinaf dilekçesinde açıklanan araç alım satımınına ilişkin ispata yarar delil, belge..vs sunulmadığı, HMK'nın 128 ve 322/1. maddelerine göre borcu söndüren ve davacının muvafakat ettiği deliller dışındaki deliller dikkate alınamayacağından ve İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen hususların istinaf aşamasında dinlenemeyeceği hususu da dikkate alınarak davalı vekilinin istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 3.415,50-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 853,88-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29/09/2025\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"baac72dc4c30c575","SID":"c9642e31d6f37ab9"}}