{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/611 <br>KARAR NO\t: 2025/1674<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 26/10/2023<br>NUMARASI\t: 2021/805 Esas - 2023/990 Karar<br>ASIL DAVA<br>DAVACI \t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - Av. ... <br>DAVALI \t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: Alacak (Hisse Devir Sözleşmesi - Aşırı Yararlanma)<br>DAVA TARİHİ\t: 02/11/2021  <br>  <br>BİRLEŞEN DAVA\t: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/859 E. 2022/824 K.<br>DAVACI \t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - Av. ... <br>DAVALI \t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali  (Hisse Devir Sözleşmesi - Aşırı Yararlanma)<br>DAVA TARİHİ\t: 02/11/2022 <br>      <br>BİRLEŞEN DAVA\t: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/860 E.2022/825 K.<br>DAVACI \t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - Av. ... <br>DAVALI \t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... <br> <br><br>DAVA\t: İtirazın İptali  (Hisse Devir Sözleşmesi - Aşırı Yararlanma)<br>DAVA TARİHİ\t: 02/11/2022<br>KARAR TARİHİ\t  : 10/10/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 10/10/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ...'in Metalürji Mühendisi olup 01.07.1997 tarihinde davalının miras bırakanı (babası) ...’nın büyük hissedarı ve müdürü olduğu dava dışı Sistem Teknik Endüstriyel Fırınlar Ltd. Şti.'nde satış mühendisi olarak işe girdiğini, Sistem Teknik Ltd. Şti.'nin alüminyum, diğer hafif metaller ve kompozit malzemelerin işlenmesi için endüstriyel fırınların tasarımı ve üretiminde uzmanlaşmış bir şirket olduğunu, sektörü bakımından Türkiye’nin en yüksek ihracat yapan ilk 500 şirketi arasında olduğunu, 40 civarında ülkeye ihracat yaptığını, davacı müvekkilinin, Sistem Teknik Ltd. Şti.'nde uzun yıllar kurucu ortaklardan ... ile birlikte çalıştığını, 24 yıllık çalışma süresi boyunca işini özveri ile yaptığını, müvekkilinin çalışma süresi boyunca, satış ve sistemi devreye alma işleri nedeniyle  yılda ortalama 30 defa iş için yurt dışı seyahatlere gittiğini, müşteri görüşmelerine katıldığını, yurt dışı şantiyelerde görev yaptığını, davacı müvekkilinin 2012 yılında Sistem Teknik Ltd. Şti.'nin % 5 hissesini 300.000,00.-TL'ye satın aldığını ve aynı zamanda şirketin küçük ortağı olduğunu, şirketin süreç içinde iş hacmini, üretimini, satışlarını, çalışan sayısını, yatırımlarını  ve kârlılığını  sürekli artırdığını, 2019 yılı Ekim ayı başlarında Sistem Teknik Ltd. Şti.'nin kurucularından büyük ortağı ve müdürü ...'nın uzun bir sağlık rahatsızlığı dönemi sonunda vefat ettiğini, onun şirketteki  % 92,5 oranındaki hissesinin mirasçıları eşi ..., kızı ... ve oğlu ...’ya intikal ettiğini, 08.10.2019 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalı ... ve kardeşi ...'nın şirket müdürü seçildiklerini, miras bırakanları ...’nın vefatı üzerine onun hisselerini edinerek şirketin hakim ortağı olan ve şirket yönetimini  üstlenen davalı ile kardeşi ve şirkette hissedar olan annesinin davacı müvekkiline “Sistem Teknik Ltd. Şti.' deki hisselerinin aile üzerinde olmasını arzu ettiklerini, şirketin üretiminin % 70 oranında yurt dışına ihraç edildiğini, ihracatın dış ticaret konusunda ayrı bir şirket kurulup onun üzerinden yapılmasını ticari olarak uygun gördüklerini, müvekkilinin şirketteki %5 hissesinin kendilerine devir edilmesini, buna karşılık dış ticaretle ilgili yeni şirkette davacı müvekkiline asgari % 5 pay verileceğini, dış ticaret şirketinden verilecek hissenin, davacı müvekkilinin Sistem Teknik Ltd. Şti.'nden kendilerine devredilecek 15.000.000.-TL. değerindeki payın gerçek değerini tümüyle karşılayacağını beyan ve taahhüt ettiklerini, pay devir sözleşmesindeki bedelin şirket muhasebesindeki kaydın düzeltilmesi amacıyla davalı ve diğer devir alan annesi ve kardeşi  tarafından belirlendiğini, Sistem Teknik Ltd. Şti.'nin yurt dışı çalışma günleri için evinden, ailesinden uzak kalması nedeniyle mühendislere günlük 100,00 Euro maktu ücret ve yurt dışı masrafları ödediğini, ancak bu amaçla müvekkiline ödenen 70.000,00 Euro'nun şirket hesaplarında hatalı olarak müvekkiline borç olarak kaydedildiğini, davacıya  ödenen primlerde davacıya borç verilmiş gibi muhasebe kaydı tutulduğunu, davalı ve diğer mirasçıların davacı müvekkiline yurt dışı çalışmaları nedeniyle ödenen maktu ücret ve masraf ödemeleri ile primler için eskiye yönelik vergi ödemesi ve düzeltme yapılamayacağını, noterdeki resmi hisse devir bedelinin toplam 2.200.000,00.-TL olarak gösterilmesini talep ettiklerini, hisseyi devir alan davalı ile diğer mirasçıların müvekkiline ödeyeceği bu tutarın müvekkilince Sistem Teknik Ltd. Şti.'ne ödenmesi, böylece yurt dışı seyahat masraf ve ücretleri ile primler nedeniyle cari hesapta şirkete görünen borcun düzeleceğini, müvekkilinin tüm işçilik alacaklarının da hesaplanıp vergileri ile birlikte ödeneceğini  beyan ve taahhüt ettiklerini, davacı müvekkilinin 20 yılı aşkın süre davalının miras bırakanı merhum ... ile birlikte çalışması ve bu süreçte davalı ile annesi ve kardeşini tanıması ve onlara güven duymasından dolayı kendisine verilen sözlerin tutulacağı inancıyla, hiç düşünmeden ve tecrübesizce hareket ettiğini, davacı müvekkilinin, sektöründe öncü ve 2020 yılı sonu itibariyle  değeri asgari 300.000.000,00.-TL olan Sistem Teknik Ltd. Şti.'ndeki  % 5 hissesine tekabül eden 30.000 adet payından 11.250 adet payını 02.12.2020 günü Gebze 16. Noterliğinde 19024 yevmiye no’lu pay devir sözleşmesi ile 825.000,00.-TL bedelle davalı ...’ya devrettiğini, yapılan hisse devrini müteakip davalı ... tarafından davacı müvekkiline noter pay devir  sözleşmesinde yazılı  825.000,00.-TL'si 07.12.2020 günü  havale edildiğini, tarafların edimleri arasında davacı aleyhine objektif olarak çok açık oransızlık bulunduğunu, davalı, annesi ve kardeşi ise müvekkilinin iyi niyetini, kendilerine olan güveni ve tecrübesizliğini kötüye kullandıklarını, bilerek ve isteyerek kendi lehlerine aşırı derecede haksız menfaat temin ettiklerini, davacının hisselerini çok ucuza almayı planlayan davalı, kardeşi ve annesinin, hisseleri devir edilen şirkette yönetici ve hâkim ortak olmalarını kullanarak davacının haklarından vazgeçmesi için davacı üzerinde büyük bir baskı kurduklarını, bu sebeple; BK. 28. madde gereğince, 02.12.2020 tarih ve 19024 yevmiye no’lu Limited Şirket Pay Devri sözleşmesinde yer alan edimler arasındaki aşırı oransızlığın giderilmesini, davalıya devir edilen hisselerin gerçek değerine göre bakiye 3.800.000,00.-TL'nin 02.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek  ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Asıl dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların ve istemlerin hiçbirinin kabul edilebilir nitelikte olmadığını, davacının davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının Çavuşoğlu Mah. Yabangülü Sok. No:9/8 Kartal/İstanbul adresinde ikamet ettiğini, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri olduğunu, davacıya hisse devir bedeli olarak yapılan ödemelerin mahkemece yapılacak olan incelemeler ve yargılama sırasında sunacakları özel raporlar ile de anlaşılacağı üzere şirketin objektif değerlendirmesine uygun bedel olup; edimler arasında iddia edildiği üzere aşırı orantısızlık bulunmadığını, her ne kadar davacının dava dilekçesinde yanıltıcı olarak bir takım yurt dışı şirketlerinden ve başkaca verilerden bahsederek dava dışı şirketin değerinin hisse devir bedellerine konu olan değerlemeden çok daha yüksek olduğunu ifade etmiş ise de zaten mahkemece yapılacak olan incelemede ve yargılama aşamasında ispat olunacağı üzere ve davacının bildiği üzere ya temsilcilik ya da yurt dışında alınan projelerin uygulanabilirliği açısından yasal mevzuat gereği kurulmuş yapılar/şirketler birer artı değer olmayıp yalnızca bu yapıların/şirketlerin varlığından yola çıkarak dava dışı şirketin mevcut değerlemesinin çok daha yukarısında bir değere sahip olduğu ve bu suretle davacının devrettiği hisselerinin bedelinin devir bedelinden daha yüksek olduğu sonucuna varmanın mümkün olmadığını, davacının iddialarının gerçeğe aykırı, inandırıcılıktan ve samimiyetten uzak olduğunu, davacının hisse devrinin ve devre ilişkin olarak yapılan şirket değerlemesinin her anında sürece dahil olduğunu, davacının şirkete en hakim kişi olarak herhangi bir bilgisizliğin ya da deneyimsizliğinden faydalanılması durumu sayılan nedenlerle istenilse dahi mümkün olmayıp, davalı ve ailesinin de bu noktada davacıdan yararlanma iradeleri bulunmadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir. <br> Birleşen 2022/859 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Asıl dosyadaki beyanlarına benzer şekilde beyanda bulunmuş, davalı ve çocuklarının müvekkilinin iyi niyetini, kendilerine olan güveni ve tecrübesizliğini kötüye kullandığını, bilerek ve isteyerek kendi lehlerine aşırı derecede haksız menfaat temin ettiklerini, davalı ve çocuklarının, noter devir sözleşmesinde yazılı  bedelin gerçek bedelden 7 kat düşük olduğunu, edimler arasında açık oransızlık olduğunu ve önce yeni şirketten pay verme taahhütlerini, arkasından cari hesabın düzeltilmesini müteakip gerçek bedele göre hisse bedelini ödeme ile işçilik alacaklarının tümüyle ödeneceği yönündeki taahhütleri olmadığı takdirde davacının bu kadar düşük bedelle hisse devrini yapmayacağını bildiğini, davalı ve çocuklarının, davacının hisselerini planlayarak çok ucuza ele geçirdiğini, arkasından hisseleri devir edilen şirkette hakim ortak ve yönetici durumlarını  kullanarak davacının haklarından vazgeçmesi için davacı üzerinde büyük bir baskı kurduklarını, davacı müvekkilinin 07.06.2021 günü haklı nedenlerle istifa ederek iş akdini de sona erdirdiğini, sözlü görüşmelerden sonuç alamayan müvekkilinin Beyoğlu 1. Noterliği’ nin 07.07.2021 tarih ve 06846 yevmiye no’lu ihtarnamesi ile davalıyı temerrüte düşürdüğünü, davalı aleyhine 02.11.2021 günü Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/27717 E. sayılı icra takibini açtığını, takip talebinde şirket hissesi devir bedelindeki aşırı yararlanma ve edimler arasındaki aşırı oransızlıktan doğan alacak şeklinde alacağın nedeni açıkladığını, davalının 23.11.2021 tarihli itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini,  taraflarınca TTK. 5/A maddesi gereği Dava Şartı Zorunlu Arabuluculuğa müracaat edildiğini,  Davalı ile arabulucu görüşmesi yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığını, 24.10.2022 tarihli “Arabuluculuk Anlaşmazlık Tutanağı” düzenlendiğini beyanla davalı borçlunun haksız itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen 2022/860 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Asıl dosyadaki beyanlarına benzer şekilde beyanda bulunmuş, sözlü görüşmelerden sonuç alamayan müvekkilinin Beyoğlu 1. Noterliği’ nin 07.07.2021 tarih ve 06846 yevmiye no’lu ihtarnamesi ile davalıyı temerrüde düşürdüğünü, davalı aleyhine 02.11.2021 günü Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/27716 E. sayılı icra takibini açtığını, takip talebinde şirket hissesi devir bedelindeki aşırı yararlanma ve edimler arasındaki aşırı oransızlıktan doğan alacak şeklinde alacağın nedeni açıkladığını, davalının 23.11.2021 tarihli itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini,  taraflarınca TTK. 5/A maddesi gereği Dava Şartı Zorunlu Arabuluculuğa müracaat edildiğini,  Davalı ile arabulucu görüşmesi yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığını, 24.10.2022 tarihli “Arabuluculuk Anlaşmazlık Tutanağı” düzenlendiğini beyanla davalı borçlunun haksız itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçelerinde ileri sürdüğü husus ve istemlerin hiçbirinin kabul edilebilir nitelikte olmadığını beyan etmiş, asıl dosyadaki cevaplarına benzer şekilde savunmada bulunmuştur.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Asıl ve birleşen davanın REDDİNE,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmı ile subjektif unsurun gerçekleşmediği kısmı dosyanın somut özelliklerine usule ve yasaya uygun olmakla beraber objektif unsur yönünden gerekçesinin de istinafen incelenerek lehlerine kaldırılmasını, objektif unsura, buna dayanak yapılan bilirkişi raporlarına ilişkin tüm beyanları da dahil olmak üzere tüm beyan ve itirazlarını tekrar ettiklerini, kararın istinafen incelenerek lehlerine kaldırılarak davacının davalılar lehine kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı 2012 yılında dava dışı Sistem Teknik Ltd. Şti. nin %5 hissesini 300.000,00 TL ye devir aldığı ve şirketin küçük ortağı olduğu, şirketin kurucu ortağı ...’nın vefatı üzerine şirketin %92,5 oranındaki hissesi kanuni mirasçıları olan davalılara intikal ettiği, şirketin % 92,5 oranında ortağı olan davalıların 2020 yılı eylül ayı civarında davacının %5 oranındaki hisselerini kendilerine devretmesini istediğini, davalıların şirketin değeri konusunda araştırmalar yaptığı ve davacıya ait hisselerin değerinin asgari 15.000.000,00 TL olduğunu beyan ettiklerini, davalıların hisse devrinin usulü konusunda şirket mali müşaviri ...’e danışmış ve ondan 26.11.2020 günü alınan yazılı görüşe istinaden pay devir sözleşmesindeki bedeli şirket muhasebesindeki kaydın düzeltilmesi amacıyla kendileri belirlediği, davacının, hisseyi devir alanlara duyduğu güven ve kendisine verilen sözlerin tutulacağı inancıyla hisselerini noterden davalılara hiç düşünmeden (düşüncesizce) devir ettiği, istinafa konu kararın (13.) sayfasında yer alan asıl dava ile birleşen davaların  reddi gerekçelerinin yerinde olmadığını, istinaf taleplerinin haklı ve gerekçeli olduğunu, davacının kâr payı alacağı ve öz kaynaklara göre dahi hissesinin değerinin 8.099.573,29 TL olduğunu, tarafların edimleri arasında davacı aleyhine objektif olarak çok açık oransızlık bulunduğunun sabit olduğunu, alınan bilirkişi kurulu ön raporu ve bilirkişi kurulu raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, tarafların edimleri arasında objektif olarak büyük fark olduğunu, davalıların gerçek bedeli ödemeye söz verdiklerini, tanık beyanları ile de sabit olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıların, davacıya ait % 5 hisseyi çok düşük bedelle ele geçirmesinin nedeninin bu hisselerin miras bırakanları tarafından davacıya bedelsiz olarak verildiğine inanmaları olduğunu, şirketin 2019 tarihine kadar müdürünü, kurucu ortağı ... olduğu, 2019 tarihinde davalılar ... ve kardeşi ...'nın şirkete müdür olarak seçildiğini, davacının hisseyi devir alanlara duyduğu güven ve kendisine verilen sözlerin tutulacağı inancıyla hisselerini noterden davalılara düşüncesizce devir ettiğini, davacının kötü niyetli olduğu ve kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiği yönündeki davalı iddialarının haksız, belgelere ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacının, şirketin kuruluşunda kurucular tarafından müdür olarak tayin edilmediği, keza sonradan Sistem Teknik Endüstriyel Fırınlar Ltd. Şti. genel kurulu tarafından da hiçbir zaman müdür olarak seçilmediğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2023 tarih, 2021/805 Esas - 2023/990 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava aşırı yararlanma nedenine dayalı alacak, birleşen davalar aşırı yararlanma nedenine dayalı alacak iddiasıyla başlatılan takipte itirazın iptaline ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının 01.07.1997 tarihinden itibaren davalıların miras bırakanı olan ...’nın ortağı ve müdürü olduğu dava dışı Sistem Teknik Endüstriyel Fırınlar Ltd. Şti.’de satış mühendisi olarak işe girdiği, toplam 24 yıl bu şirkette çalıştığı, 2012 yılında anılan şirketin %5 hissesini 300.000,00 TL bedelle satın aldığı, 2019 yılında davalıların murisleri ...’nın vefat etmesi üzerine davalıların şirketin hissedarları olduğu, davalıların anılan şirketin aile şirketi olmasını istediklerinden kendisine başka kurulacak bir şirkette pay verileceği ve hissesine karşılık gerçek değerin davacıya ödeneceği söylenerek davacıdan anılan hissesinin devrini talep ettikleri, davacının şirkete borçlu olarak gösterilmesi nedeniyle anılan muhasebe kaydının düzeltilmesi için pay değerinin 2.200.000,00 TL gösterildiği, bakiyesinin haricen ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu kapsamda davacının davalılara hisselerini 02.12.2020 tarihinde devrettiği, kendisine daha sonradan 1.000.000,00 TL daha ödendiği, davacının davalıları uzun süredir tanıması nedeniyle iyi niyetlerine güvenerek tecrübesizlik ve düşüncesizlikle hareket ederek anılan satışı yaptığı, şirketteki davacı hissesinin değerinin daha yüksek olduğundan bahisle davalıların aşırı yararlanmaları olduğundan bakiye bedelin tahsili için eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karar karşı tarafların istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Olaya ilişkin yasal düzenlemeler değerlendirilecek olursa; Gabin (aşırı yararlanma) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) aşırı yararlanma başlıklı 28. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenlemeye göre;<br>Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.<br>Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir şeklinde ifade edilmiştir. <br>6098 sayılı TBK'nın 28. maddesinin 2. fıkrasına göre aşırı yararlanmanın söz konusu olduğu bir sözleşmede zarar gören, sözleşmeyle bağlı olmaktan kurtulmak ya da oransızlığın giderilmesini sağlamak istiyorsa, bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her iki durumda da sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıllık hak düşürücü süreler içinde kullanabilecektir. Maddenin 2. fıkrasında, bir yıllık sürenin sözleşmenin kurulduğu tarihten değil, öğrenme veya zor durumun ortadan kalktığı tarihten başlaması kabul edilmiştir. Ayrıca, zarar görenin sözleşmeyle bağlı olmama iradesini diğer tarafa açıklayabileceği beş yıllık azami (mutlak) bir süre öngörülmüş ve bu sürenin başlangıcı bütün durumlarda sözleşmenin kurulduğu tarih olarak benimsenmiştir (Turgut Uygur ; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Ankara 2013,  C. 1,  s. 325-326).<br>Edim ile karşı edim arasında bir oransızlık (nispetsizlik) bulunduğu, çok düşük olan karşı edim için, çok yüksek bir edim veya bunun aksine çok yüksek bir karşı edim için, düşük bir edim taahhüt olunduğu takdirde aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilir (Kenan Tunçomağ, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1, İstanbul, 1976, s. 380). \t<br>Ancak, edimler arasında mevcut olan her açık oransızlık aşırı yararlanmayı meydana getirmez. Zira sözleşme hukukunda geçerli olan irade özerkliği ve sözleşme özgürlüğü ilkeleri gereğince, taraflar sözleşmenin şartlarını dolayısıyla edim ve karşı edim arasındaki denge ve oranı diledikleri gibi kararlaştırabilirler. Kanun, bu konuda edimler arasında bulunması gereken denge ve oran hususunda objektif bir ölçü koymuş değildir. Yalnız, taraflardan biri karşı tarafın içinde bulunduğu zayıf durumdan yararlanarak onu sömürmek isteyebilir. İşte aşırı yararlanmadan bahsedebilmek için edim ve karşı edim arasındaki açık oransızlık, taraflardan birinin diğerinin içinde bulunduğu durumdan yararlanmak suretiyle gerçekleştirilmelidir. Kanun koyucu TBK'nın 28'inci maddesi düzenlemekle sözleşmede zayıf olan tarafa, edimler arasındaki değer ilişkisini gözden geçirme ve şartları gerçekleşmişse aşırı yararlanmaya dayanarak sözleşmeyi iptal etme ya da edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme imkânı vermiştir (Fikret Eren; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2024, s.478).<br>Türk Hukuk Lûgatında da gabin (aşırı yararlanma); “Karşılıklı edimler içeren bir sözleşmede, edimler arasında açık bir orantısızlık varsa, bu oransızlık zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden yararlanılarak gerçekleştiği takdirde zarar gören durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını öbür tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliği öğrendiği; zor durumda kalmada ise durumun ortadan kalkmasından başlayarak bir yıl içinde, her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.” Şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 90).<br>Bu durumda aşırı yararlanma (gabin) durumunun varlığını kabul için gerekli koşullar iki tanedir. Bunlar edimler arasında aşırı oransızlık ve karşı yanın özel durumundan yararlanmadır. Şu hâlde, sadece aşırı oransızlık yetmez. Aşırı yararlanmada edimler arasındaki oransızlığın karşı yanın şahsında var olan durumların istismarından doğmuş olması gerekir. <br>Objektif unsur olarak edimler arasındaki aşırı oransızlık (nispetsizlik) aşikâr olmalı, işten anlayan herkesin gözüne çarpacak yükseklikte bulunmalıdır. Bu hususu saptarken hâkim, edimin sözleşmenin yapıldığı andaki objektif değerini esas almak zorundadır. Sübjektif unsur olarak aşırı oransızlığın (nispetsizliğin), karşı yanın özel durumundan bilerek yararlanma sonucu doğması gerekir. Karşı yanın özel durumu, onun darda kalması (müzayakası), hafifliği (hiffeti) veya tecrübesizliği hâlinde ortaya çıkar. Bu hâller yasada sınırlı olarak sayılmıştır. Öte yandan aşırı yararlanmanın varlığından söz edebilmek için darda kalma, hafiflik ve tecrübesizliğin birlikte bulunmasına gerek yoktur,  bu hâllerden bir tanesinin gerçekleşmesi bile öbür koşullar da varsa yetişir (Kenan Tunçomağ, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1, İstanbul, 1976, s. 381-383).\t<br>Zarar görenin darda kalması hâli (müzayakası), zor durumda kalması, sıkıntılı olma parasızlık anlamındadır. Bu durum ekonomik (maddi) veya şahsi nedenlerden kaynaklanabilir. Gerçek kişiler gibi tüzel kişiler de zor durumda kalma hâlinde olabilirler. Kanun maddesinde amaçlanan düşüncesizlik (hiffet)  bir kişinin genel karakter olarak hafif düşünce ve yapıda olmasını değil, somut olayda yapılan sözleşme yönünden özen göstermeme ve düşüncesizlik hâlini ifade eder. Bu itibarla zarar gören tarafın, belirli bir konuda eksik yetenekli olması veya uzağı görememesi, yaptığı sözleşmenin sonuçlarını gereği gibi düşünememesi TBK'nın 28. maddesi anlamında düşüncesizliktir. Tecrübesizlik (deneyimsizlik) zarar gören kişinin genel hayat ve iş tecrübelerindeki noksanlığını ifade eder. Burada sömürülen tarafın genel bir tecrübesizliği değil, sadece yapılan sözleşmeye ilişkin yeterli bilgi ve deney noksanlığı söz konusudur. <br>Diğer taraftan gabinden söz edebilmek için karşı tarafın, zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ve tecrübesizliğinden bilerek yararlanmış olması, açık nispetsizliğin bu yararlanma başka bir ifadeyle sömürme kastı sonucu bulunması gerekir. Eğer taraf, bu zaaftan yararlanma fikriyle hareket etmemişse diğer unsurlar gerçekleşmiş olsa bile gabinden (aşırı yararlanmadan) söz edilemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/6-906 esas 2025/361 karar sayılı ilamı)<br>Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davacının dava dışı Sistem Teknik Endüstriyel Fırınlar Ltd. Şti.’de olan 30.000 adet hissesinden; 11.250 adedini Gebze 16. Noterliğinin 02.12.2020 tarih, ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile 825.000,00 TL bedelle davalılardan ...’ya, 11.250 adedini Gebze 16. Noterliğinin 02.12.2020 tarih, ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile 825.000,00 TL bedelle davalılardan ...’e, 7.000 adedini Gebze 16. Noterliğinin 02.12.2020 tarih, ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile 550.000,00 TL bedelle davalılardan ...’ya devrettiği, böylelikle davalının şirketteki tüm hissesini toplam 2.200.000 TL bedelle davalılara devrettiği, daha sonra tarafların da kabulünde olduğu üzere 21.12.2020 tarihinde davalı ... tarafından davacıya hisse bedeli olarak 1.000.000,00 TL daha gönderildiği, böylelikle toplam satış bedelinin 3.200.000,00 TL’ye ulaştığı görülmüştür.<br>Yukarıda detaylandırıldığı üzere; aşırı yararlanma (gabin) durumunun varlığını kabul için gerekli koşullar iki tanedir. Bunlar edimler arasında aşırı oransızlık ve karşı yanın özel durumundan yararlanmadır. Mahkemece edimler arası aşırı oransızlığın olup olmadığı araştırılmış, dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporunda, satış tarihindeki davacının hissesinin değerinin 5.751.961,96 TL olduğu, davacıya ise 3.200.000,00 TL ödendiği, bu şekilde edimler arası aşırı oransızlık olduğu anlaşılmıştır. <br>Yukarıda detaylandırıldığı üzere sadece aşırı oransızlık gabin için yeterli değildir. Aşırı yararlanmada edimler arasındaki oransızlığın karşı yanın şahsında var olan durumların istismarından doğmuş olması gerekir. Dosyaya gelen belgelere göre; davacının dava dışı şirkette 01.07.1997 tarihinden itibaren çalıştığı, 2012 yılından itibaren şirkete ortak da olduğu, davacının anılan şirkette genel müdür sıfatıyla bir dönem görev aldığı, şirket müdürü ...’nın verdiği vekaletname ile davalı ... ile şirketi tek başına vekaleten temsil de ettiği, şirket adına bir takım sözleşmelere imza attığı, şirkette görevlendirmelerde de görev aldığına dair şirket kayıtlarının bulunduğu, davacının şirkette ortak olduğu ve genel kurullarda şirketin bilançolarının da görüşüldüğü nazara alındığında davacının şirketin mali durumundan da haberdar olduğu, tanık beyanlarında davacının baskı altına alındığına dair bir anlatımın da bulunmadığı, dosya kapsamından davacının ortak olduğu şirkette aktif çalıştığı, hatta yöneticilik yaptığı, işleri takip ettiği hususları değerlendirildiğinde davalıların davacının düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlandıkları (subjektif şartın) hususunun gerçekleşmediği, aşırı yararlanmanın (gabin) varlığının davacı tarafından ispatlanamadığı,(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/1941 esas 2024/4735 karar sayılı ilamı) davacının davalılar ile uzun süreli tanışıklığının olması ve davalılara güvenmesinin tecrübesizlik, müzayaka hali veya düşüncesizlik olarak da değerlendirilemeyeceği, kaldı ki bunların yanında davalıların davacıyı sömürme kastı ile hareket ettiğine dair bir delilin de dosyada bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi isabetlidir.<br>2004 sayılı yasanın 67/2. maddesine göre; itirazın iptali davalarında takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret olunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Eldeki olayda, davacının birleşen davalara konu takipler yönünden takip başlatmakta kötü niyetli olduğuna dair bir delil bulunmadığından mahkemece kötü niyet tazminatlarının reddine karar verilmesi de yerindedir.<br>Gerekçeli karar başlığında; birleşen davalılar vekilinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,8-TL istinaf karar harcının davalılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 3x187,80-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>5-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-Kararın 6100 sayılı HMK'nın'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br>10/10/2025<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f85f4a297b8f8148","SID":"09be608921ebb384"}}