{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/1776 <br>KARAR NO\t: 2025/1560<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/10/2024<br>NUMARASI\t: 2023/262 Esas -  2024/727 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/10/2025<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  20/06/2007 tarihinde, yaya konumunda bulunan müvekkiline, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plaka sayılı aracın çarpması sonucunda meydana gelen kazada yaralanarak sakat kaldığını, olayla ilgili olarak Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nde (Eski Bursa 5.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2008/267 esas) görülen davada araç sürücüsünü asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, sigorta şirketine 17/02/2015 tarihinde ve 27/04/2015 tarihinde başvuruların sonuçsuz kaldığını, davacının geçirdiği kaza nedeniyle  oluşan kafa travması sebebiyle zihinsel, ruhsal ve davranışsal problemler meydana geldiğini ve ortaokulu bırakmak zorunda kaldığını, eğitimine devam edemeyen davacının genellikle işyerlerinin özürlü çalıştırma zorunluluğundan faydalanarak iş bulabildiğini, 03/04/2012 tarihli özürlü sağlık kurulu raporunda zihinsel, ruhsal, davranışsal özürlülük oranının %70, kazaya bağlı olarak kas iskelet sisteminde %2 oranında özürlülüğün olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, HMK. m.107  gereğince arttırılmak üzere şimdilik 100-TL maddi tazminatın davalıya ilk başvuru tarihinden 8 gün sonrasından işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; poliçeden doğan sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlar için poliçede belirtilen azami teminat limiti ile sınırlı olduğunu, dava konusu kaza ile ilgili  davacı tarafından Bursa 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığını, 2008/85 karar sayılı dosyada davanın reddine karar verildiğini, iş bu kararın HMK.m.303 kapsamında kesin hüküm teşkil ettiğini, dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dosyanın kusur tespiti için Trafik İhtissas Dairesi'ne gönderilmesi, maluliyet tespiti için ise tam teşekküllü bir devlet hastanesinden veya ATK 'dan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2022/1973 Esas - 2023/436 Karar ve 14/03/2023 günlü kararla; \"...Bu halde yerel mahkemece yapılacak iş, davacının protokol-feragat tarihinden önceki ve  sonraki  tüm tedavi evraklarının dosyaya temininin sağlanması, davalı sigorta şirketinden hasar dosyasının getirtilmesi; 08.05.2008 tarihli protokole esas bir maluliyet raporunun ve oranının bulunmadığı göz önüne alınarak, davacının dosyaya ibraz ettiği % 71 oranındaki özür raporu ile dosya kapsamında alınan % 32 oranındaki maluliyet raporunun karşılaştırılması, maluliyet oranları bakımından fahiş fark bulunduğu dikkate alınarak, iki rapor arasındaki bu çelişkinin giderilmesi ile oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilemeyeceği, iki raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı, protokol-feragat tarihi olan 2008'den sonra davacıdaki arazların gelişim gösterip göstermediği hususlarında, kaza tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü  hükümlerine göre Adli Tıp Genişletilmiş Kurulu  veya Üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından, 2 yada 3 nöroloji uzmanının  heyete katıldığı; gerekçeli,denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması ile  oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.\" gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararından sonra mahkemenin 2023/262 esas sayılı dosyasına kayıtlanan davanın yargılamasında ilk derece mahkemesince;  İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı'ndan  davacının feragat tarihinden sonra tedavilerinin devam edip etmediği, maluliyet oranında gelişen bir durum bulunup bulunmadığının ayrıca raporlar arasındaki farklılığın maluliyette artış olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tespiti için rapor aldırıldığı, raporda, davacının tüm vücut sürekli (kalıcı) maluliyet oranının  geçici iş göremezlik süresi bitiminden (20/03/2008 tarihinden) itibaren %35,2 olduğu, davacıda tespit edilen sürekli arazların 20/03/2008 tarihinden itibaren mevcut olduğu kabulü gerektiği cihetle davacıda tespit edilen sürekli arazların  protokol - feragat tarihinden (08/05/2008) sonra gelişim göstermediği, Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi'nin 03/04/2012 tarihli sağlık kurulu raporunda kazaya ait olmayan hafif zeka geriliği (%50) hesaplanarak kişinin özür oranı %71 olarak hesaplanmış olduğu, raporlar arasındaki farklılığın özür/engel oranı ile maluliyet oranı hesaplanırken farklı yönetmelik ve cetvellerin kullanılmasından kaynaklandığının tespit edildiği, davacının usuli kazanılmış hak oluşturan itirazlarına itibar edilmediği, davacının kaza tarihinde gelir getirici bir işte çalışmadığı bu nedenle geçici iş göremezlik zararı bulunmadığı şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; dosyada alınan bilirkişi ve ATK raporlarında çelişkiler bulunduğu, mahkemece BAM kararına aykırı ve eksik inceleme yapıldığı, BAM kararındaki açık belirlemeye rağmen 2024, 2012, 2016 ve 2020 yıllarında alınan raporlardaki farkılıkların yalnızca cetvel farkı olarak açıklandığı, ancak raporların denetime elverişli ve hükme esas almaya uygun olmadığı; ayrıca feragatin etkisinin yalnızca o tarihte var olan zararlar ile sınırlı olduğu, feragat sonrasında maluliyet oranında gelişen bir durumun saptanması halinde yeniden tazminat talep edilebileceği, müvekkilinin 15 yaşındayken maluliyet raporu alınmadan dosyadan feragat edildiği, ancak şuan talep edilen tazminatın feragat anında bilinmeyen ve sonradan öğrenilen zarara ilişkin olduğu, çocuk TBH olgularında nöro-bilişsel/psikiyatrik bulguların yıllar içinde belirginleştiği ancak raporda buna dair bir değerlendirme yapılmadığı, bu nedenle taleplerin esastan incelenmesi gerektiği; üniversiteden alınan raporda geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin hatalı değerlendirildiği, bu giderlerin kazazedenin gelir durumundan bağımsız hesaplanması gerektiği, bu nedenlerle mahkemece verilen kararın kaldırılarak, dosyanın Adli Tıp Üst Genel Kurulu'na gönderilerek denetime elverişli yeni bir rapor alınarak karar verilmesi gerektiğine yöneliktir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan  cismani zarar nedeniyle gelişen durum iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; özellikle yargılama sırasında İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı'ndan aldırılan  2 tane Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi, 3 tane Adli Tıp Uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda Dairemiz kaldırma kararında belirtilen çelişkinin giderilmiş olmasına, dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkilerin ayrıntılı olarak açıklanmış ve davacının maluliyetinde feragat tarihi sonrasında artış olmadığı tespitinin yapılmış olmasına ve mevcut haliyle gerekçeli ve denetlenebilir olması nedeniyle hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile bakıcı gideri talebinde bulunulmamış olmasına göre bu talebinde reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık olmamasına göre davacı vekilinin tüm istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ  / Gerekçe uyarınca,<br>1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL harç peşin olarak alındığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde  bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.20/10/2025<br><br>     <br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e2369cc8b9bc972a","SID":"87b6ed7dea0035cb"}}