{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ: 27/10/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI\t: ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALILAR \t: 1- ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>\t\t2- ........ <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>\t\t3- ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av......<br>İHBAR OLUNAN: ........     <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 27/10/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/10/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.01.2021 günü saat 16:00 sıralarında davalı sürücü ........ idaresindeki ........ plakalı ambulans ........ Caddesini takiben ........ Caddesi yönünden gelip safahat caddesi yönüne doğru seyri sırasında ........ Caddesi kavşağına kırmızı ışık yanmakta iken giriş yaptığı esnada aracının ön kısmı ile solundan ........ Caddesini takiben ........ Caddesi yönünden gelip ........ Caddesi yönüne doğru seyreden ve beyanına göre yeşil ışıkta geçiş yaptığını beyan eden dava dışı ........ idaresindeki ........ plakalı otomobil yolun soluna doğru savrulup karşı yönde kırmızı ışıkta bekleyen dava dışı sürücüsü ........ idaresindeki ........ plakalı otomobilin ön kısmına çarptığını, aynı zamanda ........ plakalı otomobil sağında bekleyen sürücüsü ........ idaresindeki ........ plakalı otomobilinde sol ön köşe kısımlarına çarptığı bunlarla birlikte kazaya karışan davacının yaralanmasının kazanın hangi safhasında gerçekleştiği kaza anında belirlenemediğini, Selçuklu ilçe Emniyet Müdürlüğü'nce alınan ifadeler neticesinde yukarıda ifadelerine başvurulan müşteki, şüpheli ve görgü şahitlerinin ifadeleri doğrultusunda kazanın meydana gelmesinde Ambulans şoförünün kanun ve yönetmeliklerde belirlenen kurallara uymadığı, uyarı sesi ve sirenlerini açmadığı, yine uyarı mahiyetinde olan tepe lambalarının yanmadığı bir halde önce ........ plakalı araca akabinde de davacıya çarptığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurlu olduğunu, yaşanan kaza nedeni ile Konya Şehir Hastanesi Adli Tıp Polikliniği tarafından düzenlenen 02.02.2021 tarihli ve ........ rapor numaralı Adli Tıp raporunda meydana gelen kaza nedeni ile davacının ........'ın yaralanmasına yönelik olarak yaralanmanın, vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan nitelikte olduğu, vücuttaki kırıkların ve çıkıkların hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (5/6) derecede olduğunun belirtildiği anlaşıldığını, davacının  yüzünde ve vücudunun sair yerlerinde kırıklar oluştuğunu, yaralanmalarının olduğunu, ameliyat geçirdiğini belirterek, trafik kazasında davacının bedensel zarara uğraması nedeniyle, toplanacak delillere göre daha sonra arttırılmak üzere şimdilik 250,00 TL geçici iş göremezlik zararına, 250,00 TL sürekli iş göremezlik zararına, 20,00 TL bakıcı giderine, 20,00 TL sağlık giderinin davalılar işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden; sigorta şirketi yönünden ise sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 200.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek avans faizi birlikte davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........ A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuk kurallarına aykırı olduğunu, davacıya ait maluliyet raporunda özür bulunmadığı tespit edildiğinden davanın reddi gerektiğini, Konya Beyhekim Hastanesinden alınan raporun dosyaya kazandırılması gerektiğini, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği'ne  göre rapor düzenlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinden sorumluluğunun bulunmadığını, kusur yönünden de Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, %20'den az olmamak üzere müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini,  başvuru dilekçesinde gelir ile ilgili hiçbir delile dayanılmadığını, davacının SGK'dan gelir sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek, davalı sigorta şirketi yönünden açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, bu mümkün olmaz ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı ambulans şoförlüğü yapmakta olup, 657 Sayılı Kanun'a tabi bir devlet memurudur. Davayı kabul etmediklerini, ilgili kanun maddeleri uyarınca doğrudan ilgili kamu görevlisi aleyhine dava açılamayacağını, önce idari yargıda idare aleyhine dava açılması gerektiğinden davanın husumet yokluğundan ve idari yargının görev alanına girmesi nedeniyle reddini talep ettiklerini, mahkeme aksi kanaatte ise davaya ........'nın dahil edilmesini talep ettiklerini, davalının İl Sağlık Müdürlüğü, İl Ambulans Başhekimliği, Selçuklu.....Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu'na bağlı ........ plakalı ambulansla 08/01/2021 tarihinde istasyondan Doktor ........ ve ATT ........'le birlikte  hasta alımı için yola çıktıkları esnada sirenleri açık, tepe lambaları yanık vaziyette seyir halinde iken kazanın olduğu kavşağa yaklaştığında uyarı sirenini çalarak giriş yaptığını, kavşağa çıkan iki yolda kırmızı ışık yanık vaziyette, bir çıkışta ise yolun boş olması nedeniyle kontrollü olarak kavşaktan geçeceği esnada davacıların içinde bulunduğunu ........ plakalı Tempra marka aracın bir anda belirmesi ile orta kısmına çarptığını, bu şekilde kazanın gerçekleşmesine davacıların içinde bulunduğu araç şoförünün sebebiyet verdiğini,  davalının kusursuz olduğunu, öncelikle husumet yokluğun ve görevsizlik nedeniyle  davanın reddine, aksi takdirde esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........ cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, dava konusu kaza, idari eylemin yürütülmesi sırasında meydana gelmesi nedeniyle doğan zarar hizmet kusuruna ilişkin olup, tam yargı davası yoluyla ileri sürülebileceği bu yöndeki tazminat isteklerinin idari yargının görevi içerisinde kalması sebebiyle davacılar vekilinin istemi yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılarak süresinde değil ise zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın konusunun belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini,   davanın dayandığı maddi olay işaret olunan hukuki durum ve ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, dava konusu olay bakımından tazmin şartlarının gerçekleşmediği ve dolayısı ile tazminat talebinin haksız ve mesnedsiz olduğunu, zira tazminat ödeme yükümlülüğünün doğması için gereken şartlardan, hukuka aykırılık ve ağır hizmet kusuru, uygun nedensellik bağı (zararın idarenin eylem ve işleminden doğmuş olması) şartları, dava konusu olay bakımından gerçekleşmediğini,  yürütülen hizmet ile ortaya çıkan olumsuz durum arasında illiyet bağının mevcut olmadığı bir durumda davalı idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, Bakanlığa atfedilebilecek herhangi bir kusurun olmadığını,  zarar görenin kusurunun da bulunması halinde müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, ayrıca sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini,  ayrıca aynı ambulans ........ A.Ş. ile ihtiyari Mali Mesuliyet sigortası kapsamında sigortalı olduğundan ve de tazminat ödemesi halinde rücu ilişkisi kurulması gerekeceğinden davanın ........ A.Ş.ye ihbarı gerektiğini, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerektiğini, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörüldüğünü, yargı yolu itirazının kabulü ile görevsizlik kararı verilmesine, davanın zamanaşımı/süreaşımı uğramış olması ile reddine, bu taleplerin kabul edilmemesi durumunda davanın ihbarı ile haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; \"Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacının 08/01/2021 tarihinde ........, ........, ........ plakalı araçların karışmış olduğu trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, dosya arasında mevcut kusur durumuna ilişkin allınmış olan raporlarda davacını meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığının belirtildiği anlaşılmakla, dosya kapsamında aldırılan maluliyet raporu, aktüerya bilirkişisinin düzenlediği rapor ve davacının bedel artırım dilekçesi bir arada değerlendirilerek maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Davacının manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede ise; kazanın meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumu, davacının yaralanmasının derecesi, kalıcı maluliyet durumunun bulunması ve oranı, paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ve istenilen manevi tazminatın miktarı ile manevi tazminatın amacı göz önünde bulundurularak, davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile;<br>Davanın KABULÜ ile davacı ........'ın 08/01/2021 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 7.672,77 TL, sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı zarar için 708.998,04 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 18.500,00 TL,  bakıcı tazminatı 3.577,50 TL olmak üzere toplam 738.748,31 TL maddi tazminatın, davalılar ........ ve  ........ Konya İl Sağlık Müdürlüğü'nden kaza tarihi olan 08/01/2021 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi ........'dan temerrüt tarihi olan 05/02/2021 tarihinden itibaren (poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,<br>Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile  200.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve  ........  Konya İl Sağlık Müdürlüğü'nden, kaza tarihi olan 08/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen olayda sürücü ........'in geçiş üstünlüğü hakkını kurallara uygun bir şekilde kullanmaya çalıştığını ancak olan kazanın kaçınılmaz olduğu kanaatine varıldığını, davacının en azından müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini ancak bu hususta hiçbir belirleme yapılmadığını, pasif dönem hesaplamasının eksik ve hatalı yapıldığını, davacının bakiye ömrünün iki farklı tabloya göre 65 ve 74 olduğunu, Yargıtay'ın bir insanın aktif çalışma yaşının 60'da sonlanacağı yönündeki içtihatları gözetildiğinde fahiş oranda hatalı değerlendirme ile açıkça fahiş olarak hatalı bir değerlendirme ve hesaplamada bulunulduğunu, raporun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, müvekkili kurumun harçtan muaf olmasına rağmen peşin harç, tamamlama harcı, karar ve ilam harcı, başvurma harcından diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın müvekkili yönünden reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ........ A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuru yaptığını, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, davacının usulden reddinin gerektiğini, başvuran tarafından dosyaya sunulmuş olan sağlık kurulu raporunun hatalı yönetmeliğin dikkate alınarak hazırlandığını, davanın reddinin gerektiğini, davacının dava konusu kaza nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun ATK 3. İhtisas Dairesi tarafından incelenmesi gerektiğini, dosyaya sunulu sağlık kurulu raporunda uzman hekim değerlendirmesinin mevcut olmadığını, adli tıp uzmanlarının maluliyet raporu düzenlemeye yetkisinin bulunmadığını, kusura ilişkin çelişkilerin giderilmeden hüküm kurulduğunu, kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinden ZMMS ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceğini, bu giderlerin SGK sorumluluğunda olduğunu, bakıcı giderinin net asgari ücret üzerinden hastanede kaldığı günler düşülerek hesaplanması gerektiğini, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, hesaplama yöntemine ve faiz başlangıç tarihine itiraz ettiklerini, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini dilemiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasına karışan ........ plakalı aracın ticari araç olup kullanımın ticari amaçlı olması sebebiyle hükmedilen maddi tazminata işletilecek olan faizin avansa faizi olması gerektiğini, kararın hükmedilen faiz türü yönüyle kaldırılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin maluliyetinin hükme esas alınanın çok üzerinde olduğunu, kararın talepleri şeklinde kaldırılmasını dilemiştir.<br>Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin kamu görevlisi olması ve kazanın görev sırasında meydana gelmesi nedeniyle husumet ve görev itirazlarının dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline isnat edilen kusur oranının hatalı ve eksik incelemeye dayalı olarak tespit edildiğini, davacı ........'ın kazaya ne şekilde karıştığı ve müterafik kusur hususlarının aydınlatılmadığını, maluliyet raporları arasındaki çelişkilerin itirazlarına rağmen giderilmediğini, aktüerya hesabının dayanaklarının da denetime elverişli olmadığını, dosya kapsamında yapılan değerlendirmelerin eksik ve hatalı olduğunu, bunlara dayanan hükmün de hakkaniyete aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını ve müvekkili yönünden davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dilemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi ve  bakıcı  giderlerine ilişkin maddi  ve manevi tazminat  istemine ilişkindir.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan  incelemede :<br>  İDM ce meydana gelen  kazanın ve ödemeye esas olan  poliçe başlangıç tarihinin 01/06/2015 tarihinden sonra olması nedeniyle 01/06/2015 tarihli  genel şartlarda belirtilen usule göre hesaplama yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Ne varki AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>           Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>        Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Öte yandan  icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere  cümle ve maddeye  fıkra eklenmiştir.<br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi 19/06/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br> 2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası 04/12/2021 tarihli resmi gazetede  düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir.<br>Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun   hesaplama yapılması gerekecek ve  yasal düzenleme bu ise de  2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)<br> Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.<br>2918 sy nın 90. Maddesinin son haline göre <br>Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.)<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.<br>(3) (Ek fıkra:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)  şeklindedir.<br>Görüldüğü üzere;son iptal kararı ile ;<br> Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanacağı,<br>Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak  hesaplanacağı,<br>Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak  hesaplanacağı,<br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği,<br> Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>ÖTE YANDAN DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 SAYILI KARARI İLE;<br> Davacı tarafında dilekçesinde belirttiği üzere Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, E:2019/40, K: 2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin \"...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda...\" ibaresi ile \"...ve genel şartlarda...\" ibaresinin iptali sonrasında 90. madde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şekline gelmiş, böylece tazminat hesaplamalarına dair usul ve esasların Genel Şartlar ile düzenlenmesine temel dayanak olan ibareler, iptal edilmiştir.  <br>Bu itibarla; kanuni dayanağı ortadan kalkmış Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğin  dava konusu düzenlemelerinin iptali gerekmektedir.\t<br>GEREKÇESİYLE<br> Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in; 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 1'inde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 1'in, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 2'sinde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Sakatlık Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 2'nin,  4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 3'ünde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 3'ün  İPTALİNE, KARAR VERİLİDİĞİ;<br>YİNE<br>DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 SAYILI KARARI İLE;<br>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 16. maddesinin ve Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 15. maddesi ile değişik \"Ek 2:Sakatlık Tazminatları Hesaplaması\" başlıklı kısmının 6. maddesinin İPTALİNE,<br>KARAR VERİLDİĞİ VE GENEL ŞARTLARIN BU İPTAL KARARLARI İLE BİRLİKTE UYGULANABİLİRLİĞİ İMKANI KALMAMIŞTIR.<br>Bu halde Aym'ce verilen HER İKİ   iptal kararları sonrası VE DANIŞTAYIN İPTAL KARARI GEREĞİ  düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve  bu  genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>Bu halde  Söz konusu belirlemenin  Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>O halde  mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.\t<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre  ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.<br> Keza AYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak  01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>                 Bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre daha önce rapor tanzim eden maluliyet ve tazminat bilirkişilerinin yukarıda açıklanan esaslara uygun olan kısımları dikkate alınarak  hüküm kurulmalıdır.<br>2-Kusur itirazının incelenmesinde :<br>Konya .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında alınan Adli Trafik Bilirkişi raporunda sonuç olarak; ........ plakalı ambulans Sürücüsü ........'in 2918 sayılı KTK'nın asli kusurlarından Madde 71 Geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, bu haklarını kullanırken halkın can ve mal güvaenliğini tehlikeye sokmadan duyulur ve görünür geçiş üstünlüğü işaretini vermek şartı ile kullanırlar kurallarını ihlal ettiği, ........ plakalı otomobil sürücüsü ........'nın ise bu kazada herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı, ........ plakalı otomobil sürücüsü ........, ........ plakalı otomobil sürücüsü ........ ve elektrikli bisiklet sürücüsü ........'ın ise bu kazada herhangi bir kural ihlalinde bulunmadıkları belirtilmiştir. <br>Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasından alınan Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 03/03/2022 tarihli raporunda sonuç olarak; ambulansın olay yeri yaklaşımında sesli işareti çalışır vaziyette ise, davalı sürücü ........'in %25 oranıda kusurlu olduğu,  sürücü ........'nın %75 oranında kusurlu olduğu, ambulansın olay yeri yaklaşımında sekli işaretinin çalışmıyor vaziyette ise, davalı sürücü ........'in %100 oranında kusurlu olduğu,  sürücü ........'nın kusursuz olduğu belirtilmiştir. <br>Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyasından Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı 31/10/2022 tarihli kusur raporunda özetle;  birinci durumda ambulansın olay yeri yaklaşımında, sesli işareti çalışır vaziyette ise davalı sürücü ........'in %25 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ........'nın %75 oranında kusurlu olduğu, ambulansın olay yeri yaklaşımında sesli işareti çalışmıyor vaziyette ise davalı sürücü ........'in %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ........'nın kusursuz olduğu kanaatini bildirmiştir. <br>Davacı vekili davalı sürücünün kusuruna dayanmış olup olaya ilişkin tutulan  kaza tespit tutanağında kusur tespiti yapılmamış mahkemece Ankara trafik ihtisas dairesinden alınan raporda ise ihtimalli rapor verilmiş olup mübayenet giderilmemiştir.<br>İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek 5 kişilik uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin,  denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi   İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti tarafından da ihtimalli rapor verilmesi halinde ise  Raporun ihtimalli gelmesi durumunda Yargıtay 17. Dairesi uygulaması uyarınca taraf kusurlarının %50 kabul edilerek karar verilmesi hususununda göz önünde bulundurulması gerekmektedir. İtirazın kabulü gerekmiştir.<br>           3-Sigorta şirketine  davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı istinafı :<br>2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile  yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü \"Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir\" denilmiştir. <br>Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.<br> 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır\".<br>HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.\" denilmiş,<br> 2.fıkrada ise, \"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.\" düzenlemesi mevcut olup<br> 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. <br>Somut uyuşmazlıkta, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araç nedeniyle meydana gelen trafik kazasın nedeniyle  davacıların, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine belgeler ile birlikte 13/10/2016 tarihli başvuru dilekçesi ile başvurdukları, sigorta şirketinin17/10/2016  tarihli eksik evrak yazısı ile sakatlık raporu,epikriz raporu,kaza tutanağı  gelir durumu belgesi,nüfus cüzdanı fotokopisinİn eksik olduğundan bahisle bunların gönderilmesinden sonra tazminat talebini değerlendireceğini bildirilerek yasal süre içerisinde talebin karşılanmayarak sonuçsuz bırakıldığının davalı vekili cevap dilekçesi ile de sabit bulunduğu, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br> Davalı sigortanın istediği belgeler  Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen belgelerden ise de KTK'nın 96. maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının  B.2. maddesinde geçen bu belgeler sigorta şirketinin ödeme tarihine(temerrüde) ilişkin olup  dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer tüm belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı,davalı sigortanın cevabi ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davalı sigortanın davacıya verdiği cevabın talebi karşılamadığı dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı,bu halde  yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği de açıktır. İstinaf itirazları yerinde değildir.<br>4-Davalı vekilinin geçici iş göremezliğin,bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin  teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. <br>Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; <br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. <br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br> Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan .13/02/2020 tanzim tarihli Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan  Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de  düşünülemez.<br>ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA \" İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE GENEL ŞARTLARDA \" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.<br>Bu halde davalı vekilinin geçici işgörmezlik ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerine değildir.<br>5-Bakıcı gideninin brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmasının yanlış olduğuna ilişkin itirazın incelenmesinde :<br>Kaza tarihinde yürürlükte olan brüt asgari ücret tutarı (tamamı) üzerinden hesaplama yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından itirazın reddi gerekmiştir.(YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2020/1566 E  2020/6103 K)<br>6-Bakıcı giderlerinin istenemeyeceğine   ilişkin  istinaf itirazları yönünden:<br>Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen BK'nın 46. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. <br> Davalı vekili  bakıcı giderine hükmedilebilmesi için maluliyetin gerektiğini  belirtmiş ise de bu durumun hakkaniyet kurallarına aykırı niteliktedir. Şöyle ki kaza sonucu davacıda  alınan  raporda   iyileşme sürecinin  9 ay ve bu süre içerisinde davacının bir başkasının bakımına muhtaç olduğu ve kişiye bu süre zarfında bakıcı gideri oluşması açıktır. <br>İDM tarafından maluliyetin belirlenmesi için  rapor alınmış olup,sunulan 01/02/2019  tarihli raporda davacının kaza nedeniyle 6 aylık geçici iş göremezlik süresinde %100 malul kabul edilerek bakıcı giderine hükmedilmesinde bu süre içerisinde davacının bir başkasının bakımına muhtaç olduğu ve kişiye bu süre zarfında bakıcı gideri oluşmasının açık olmasına ve raporunun dosya kapsamına uygun olunmasına  göre<br>  Davalı sigorta vekilinin buna ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir.<br>Keza Kaza tarihinin 03/11/2013  olmasına göre,  6098 sayılı TBK md. 54 gereğince vücut bütünlüğünün ihlali sonucu ortaya çıkan zararlardan olan geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan faturasız tedavi giderleri  ihlâlin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktığından zorunlu mali sorumluluk sigortası teminat kapsamında olmasına, 6111 sayılı kanunla Karayolları Trafik Kanunun 98. Maddesinde değişiklik yapan düzenlemenin faturalı SGK tarafından karşılanan tedavi giderlerine ilişkin olmasına, olayda bakıcı giderinin diğer 'iyileşme giderleri' kapsamında bulunmasına, bu zararlardan da davalı ZMMS'nın ve dolayısıyla Güvence Hesabı'nın sorumlu olmasına göre bu itirazın yerinde olmadığı görülmüştür.<br>Öte yandan Yargıtay 17 HD uygulamasına göre, bu tür hesaplamalarda, aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerektiğine yönelik içtihatlarının kökleşmiş olduğu, Buna göre; olayda BK.’nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 52) gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamasına göre, davacının gerçek zararından, varsayıma dayalı hakkaniyet indirimi yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmasına göre buna yönelen itirazlar da yersizdir<br>7-Davalı vekilinin Faturalandırılmayan Tedavi giderleri  ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:<br>             2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde belirtilen tedavi  giderleri  yönünden  sorumluluk  Sosyal  Güvenlik Kurumu'na geçmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil ancak söz konusu madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Kanunun 98. maddesi kapsamında olmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten ve işleten hukuki sorumluluğunu yüklenen sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.<br>TBK 50 maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Sağlık kuruluşunda yapılan sağlık hizmeti harcamaları rahatlıkla fatura ve benzeri belgeler ile ispatlanabilir. Ancak bazı giderler var ki her zaman belge temin edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlardaTBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 11 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br>Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlanması yeterli olup ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulunup getirilmesi şart değildir. Hiç bir belge sunulmasa bile ,hakim ,görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK .26/04/1995 ,1995/11-122 E 1995/430 K)<br>   Davaya konu kazadaki yaralanması nedeniyle, davacının %8 oranında kalıcı maluliyetinin bulunduğu ve iyileşme süresinin 6 ay olduğu;Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı başkanlığının  raporuyla saptanmış olup,bu tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerin belgeye bağlanması mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışına göre de davacı taraftan bu yönde bir belgelemenin beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Tedavi sürecinde yapılması muhtemel yol ve ulaşım giderleri, belgeye bağlanamamış tıbbi malzeme, ilaç vs. giderleri olması kaçınılmazdır.<br>Bu nedenle  davalı vekilinin bu hususa yönelik  itirazının reddi gerekmiştir.<br>8-Sgk sorumluluğuna yönelik itirazlar  incelendiğinde :<br>   25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih 6111 Sayılı Yasanın 59. maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı;<br>   Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda, sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının %15'ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 14. maddesinde düzenlenen durumlar için Güvence Hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. Aktarım ile sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının bu teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erer. Hazine Müsteşarlığının   bağlı bulunduğu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu söz konusu tutarı %50'sine kadar artırmaya veya eksiltmeye yetkilidir” hükmü getirilmiştir. 6111 Sayılı Kanunun, yayımı tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1. maddesi ile de. “Bu kanunun yayımlandığı tarihten   önce   meydana   gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet. bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer” hükmü öngörülmüştür.<br>Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, police pirimini ödeyen işleten ile sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinde kuşku yoktur. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.<br>6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. <br>Ayrıca 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa’nın 59. maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre \"trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları  sağlık  hizmet  bedellerinin  kazazedenin  sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı” düzenlenmiş olup davacının talebinin belgelendirilemeyen tedavi giderlerine ilişkin olması nedeniyle davalının bu hususa ilişkin istinaf nedenlerininde reddi gerekmiştir. <br>9-Poliçe limiti ile sorumluluk itirazının incelenmesinde :<br>Kaza tarihi itibariyle kişi başı sakatlık ve ölüm teminatı ile sağlık gideri limitlerinin ayrı ayrı 430.000 TL olduğu, mahkemece poliçe limiti ile sorumlu tutulduğundan itirazın reddi gerekmiştir.<br>10- Müterafik kusur itirazının incelenmesinde :<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde \"belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir\" düzenlemesi yapılmıştır. <br>Koruyucu tertibatlar bakımından yollama yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesinde \"üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması zorunludur\" düzenlemesine yer verilmiştir.(YARGITAY4. Hukuk Dairesi 2021/5029  E 2021/6489 K ) <br>Somut olayda davacının  kullandığı bisiklet Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesinde belirtilen koruma başlığı takma zorunluluğu olan araçlardan olduğu anlaşılmakla bu hususun mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden  itirazın  kabulü  gerekmiştir.<br>11-Husumet itirazının incelenmesinde :<br> Anayasamızın 129/5 maddesi ile; Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabileceği kabul edilmiş,  657 sayılı Kanun’un 13. maddesi de aynı mahiyette düzenlenmiştir. Emredici nitelikteki bu düzenlemelerin amacı, memurlar ile diğer kamu görevlerinin  yetkilerini  kullanırken doğan zararların idare tarafından karşılanması, bu suretle hem memurların ve diğer kamu görevlilerinin dava baskısı altında tutulmadan görevlerinin gereklerini yerine getirebilmelerinin sağlanması hem de zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının tazmini yönünden en üst düzeyde güvenceye kavuşmalarının teminidir.<br>Ancak hemen belirtilmelidir ki, bir özel hukuk ilişkisi yaratılan veya özel hukuk düzenlemesinin bulunduğu ve sorumluluğun da bundan kaynaklandığı durumlarda Anayasanın 129/5. maddesi’nin uygulama alanı yoktur. Çünkü bu gibi durumlarda sorumluluğun kaynağı, memur ve kamu görevlisinin kamu hukukundan aldığı yetkinin kullanılması değildir. Kamu hukukundan alınan yetkinin kullanılması halinde dahi yasa bir özel hukuk ilişkisi oluşturmuşsa durum yine değişmeyecektir. Davaya konu olayın, bir trafik kazasından kaynaklandığı sabittir. Şu halde olayımızda sorumluluğun kaynağı özel hukuk alanına giren bir durum ile ilişkiden meydana geldiğine (haksız fiil) ve kamu görevlisi olan davalının  kamu hukukundan doğan yetkisini kullanması söz konusu olmadığına göre, Anayasanın 129/5. maddesinin uygulanma olanağı yoktur.Bu nedenle  davalı hakkındaki davanın husumetten reddi gerektiği itirazının  usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatine varılmıştır  (YARGITAY 4. Hukuk Dairesi ESAS NO\t: 2019/2096 KARAR NO\t: 2019/4008 )<br>12-Faiz türü itirazının incelenmesinde :<br>Davacı vekilince temerrüt faizi olarak avans faizi istenilmiş, ancak mahkemece yasal faize hükmedilmiştir. Zarara neden olan araç ambulans olup ticari faaliyet sırasında zarara neden olmamıştır. Bu itibarla davada temerrüt faizi olarak t yasal faize hükmedilmesi doğrudur.<br>13-Harçtan muafiyet itirazının incelenmesinde :<br>         492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalı Konya  İl Sağlık Müdürlüğü'nden harç alınmaması gerektiğinden itirazın kabulü gerekmiştir.<br>14 -Manevi tazminat miktarına itirazın incelenmesinde :<br>Kusur durumu netleşmediğinden itiraz şimdilik incelenmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerle taraf vekillerinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi  kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>    \t2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine,  <br>\t4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle  avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yasa yoluna başvuranlar  tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>\t6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>\t7- Konya .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı ........  A.Ş  tarafından sunulan ..... 13/05/2025 tarih, ........ numaralı 1.250.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,<br>\tHMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.27/10/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>.....<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br><br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br><br>.....<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br><br>.....<br>Katip<br>...<br> e-imzalı<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86bfb34edae1e8eb","SID":"0eba8bccbdc2911c"}}