{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 24/10/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 24/04/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACILAR\t: 1- ........ <br>\t\t2- ........ <br>\t\t3- ........ <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI \t: 1- ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI \t: 2- ........   <br>VEKİLLERİ\t: Av...... Av.....<br>DAVALI \t: 3- ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI \t: 4- ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI \t: 5- ........  <br>DAVA\t\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 24/10/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24/10/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 06.10.2021 tarihinde ........'nin sevk ve idaresinde bulunan ........  adına kayıtlı ........ Plaka sayılı araç Köprübaşı Mah. ........ Caddesini takiben seyredip No:...yanında bulunan İşgalaman ........ önüne geldiğinde karşı istikamette ayrılan yolun en soluna geçerek 12 yaşında öğrenci olan müvekkilini indirmek için durakladığını, ancak yolun ters istikametinde duran araç yolcu indirmemesi gereken taraftan müvekkilini indirdiğini ve bu sırada ters yönden indirilen müvekkiline aynı yönden gelen ........ plaka sayılı araç sürücüsü ........'nin de tedbir ve dikkatsiz hareket etmek suretiyle müvekkiline çarpması sonucunda yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, sürücü ........ kazanın meydana gelmesinde, olay yerinde tutulan trafik kaza tespit tutanağında %100 kusurlu olarak tespit edildiğini, olayın meydana gelmesine sebebiyet veren sürücü ........ yolun ters istikametine geçerek yolcu olan müvekkilini indirdiği için Karayolları Trafik kanunun 58. Maddesini ihlal ettiğinden ötürü müvekkilinin  yaralanmasına neden olduğunu,  ayrıca ilgili kaza ile müvekkilinin sürücü ........'den şikayetçi olduğu soruşturma dosyası sonrası Konya ....Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasından ceza davası açıldığını ve ceza dosyasından  sürücü ........'nin tam kusurlu olduğu raporu düzenlendiğini, bu ceza dosyasının derdest olduğunu, müvekkili ........'in kaza sonrası basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını,  bilinci kapalı olarak ambulans ile hastaneye kaldırıldığını, müvekkilinin Konya Şehir Hastanesinde yapılan  ilk tedavisinde vücudu ve yüzünün belirli bölgelerinde çizikler sıyrıklar olduğu ve ön dişlerinde kırıklar ve alt çenede abrazyon oluştuğuna ilişkin kaza sonrası Konya Şehir Hastanesinden verilen 06.10.2021 tarihli ........ İşlem nolu Genel Adli Muayene Raporu  ve sonrasında alınan 05.11.2021 tarih ve ........ Rapor nolu kati rapor  ile \"basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif OLMADIĞI\" yönündeki raporları sunduklarını,  trafik kazasından önce ve kazadan hemen sonra müvekkili ........'in dişlerininin kırıldığı ve çenesindeki çarpmaya ilişkin bozulmaları sıyrıkları gösterir çekilmiş fotoğraflarında dilekçe ekinde yer aldığını, müvekkilinin ilk tedavisinin ardından zorunlu olarak halen tedavilerinin devam ettiğini,  müvekkilinin 12 yaşında olup dişlerini kaybettiğini, çenesinde kaza nedeniyle meydana gelen yere çarpma neticesinde bozulmalar olduğunu  ve öncelikle çene tedavisi olması gerektiğini, ancak kaza sebebiyle diş etlerinde bulunan sıyrıklar düzeldikten sonra Başkent Hastanesi Diş Polikliniğinde öncelikle kırılan ve işlevini tamamen kaybeden üst ön iki diş çeşitli tedavilerle sabitlendiğini ve kırılan diş parçaları yapıştırılarak kaplandığını,  diş etleri tamamen iyileştikten sonra da yine kaza nedeniyle bozulan çene için çene tedavisine başlanacağını, kökten zarar gören ve işlevini tamamen yitiren üst iki diş tedavisi geçici olarak gerçekleştirildiğini, şuan asıl tedavinin yapılamayacağı zorunlu olarak ancak 18 yaşından sonra implant tedavisi ile yapılabileceği doktorlarca diğer davacılar olan ve anne ve babasına bildirildiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle yaşadığı psikolojik travmalar sonrasında geceleri korkudan uyuyamadığını,  müvekkili ........'in anne ve babası olan diğer davacı müvekkillerinin çocuklarının bu durumundan ötürü psikolojik olarak çok etkilendiğini ve çocuklarını Beyhekim Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Psikiyatri bölümüne tedavi için götürdüklerini ve halen psikolojik  tedavisinin devam ettiğini,  bu kazanın etkileri nedeniyle henüz 12 yaşında olan müvekkilinin psikiyatri ilaçları kullandığını, kazada yaralanan müvekkili ........'in aynı zamanda otistik bir çok olduğunu, yıllarca rehabilitasyon merkezinde ayrıca eğitim aldığını, oldukça düzelmiş iken bu kaza neticesinde otizm hastalığındaki bazı sıkıntılarını yeniden yaşamaya başladığını, müvekkilinin tedavileri için  için anne ve babası şimdiye kadar birçok zahmetle, elem ve keder içinde tedavilere devam ettiklerini  ve bundan sonra da 18 yaşına kadar ne zaman sonuçlanacağını bilmedikleri tedavi süreciyle karşı karşıya kaldıklarını, tüm bu nedenlerle öncelikle davamızın sonuçsuz kalmaması için davalılar ........, ...  ve ........  adına kayıtlı araçlar ile kazaya karışan ........ ve ........ Plaka Sayılı araçların 3. Şahıslara devrinin engellenmesi için kayıtlarına davalının asli kusurlu (% 100) olması göz önüne alınarak öncelikle teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, yapılacak yargılama sonucunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik; 10.000 TL maddi tazminatın işleten ........  ve sürücüler ........ ve ...  yönünden olay tarihinden ve sigorta şirketleri yönünden temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, ........ için 30.000 TL manevi, anne ........ için 15.000,00.-TL manevi, baba ........ için 15.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte  işleten ........   ve sürücüler ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>Davalı ........ Aş vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Davanın  yetkili mahkemede açılmamış olup, yetki itirazında bulunma gereği hasıl olduğunu, müvekkili şirketin merkezinin Sarıyer/İstanbul olduğundan bahisle yetkisiz mahkemede açıldığını, bu nedenle itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili İstanbul Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkil şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca ceza davası kapsamında 06.02.2022 tarihli bilirkişi raporu ve 02.06.2022 tarihli ATK raporu ile de müvekkil şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı tespit edildiğini,  iyi niyetli müvekkil şirket tarafından herhangi bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığının tespiti için  mütalaa alındığını,  bu raporda da müvekkil şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığı tespit edildiğini,  kabul etmemekle beraber davacı taraf dava dilekçesinde sürekli iş göremezlik maddi  zarara uğramış olduğunu iddia ettiğinden, söz konusu iddianın ispatı ve oranı için bizzat muayeneye sevki ve sakatlık durumunun Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan  sorularak tespiti gerektiğini, kabul anlamına gelmemek ile beraber müvekkil şirketin dolaylı zararlardan sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirketin, geçici iş göremezlik, efor kaybı, tedavi masrafları ve bakıcı giderlerinden dolayı sorumluluğu bulunmamakta olup, reddi gerektiğini, müvekkili şirketin manevi tazminat talepleri dolayısıyla hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından başvuran yana ödendiğini veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle yetki itirazlarının kabulüne, dosyanın yetkili İstanbul Mahkemelerine gönderilmesine, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın usulden ve esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........ Aş vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Kusur durumunun tespitinin gerektiğini, tazminat hesaplaması aktüer sıfatına sahip bilirkişi tarafından ZMMS genel şartları çerçevesinde yapılması gerektiğini, dosyaya sunulan tedavi evrakları neticesinde diş kırıkları tedavi ile düzeleceği ve çiğneme fonksiyonlarında kalıcı bozukluğa yol açmayacağı tespit edildiğini,  davacının geçirdiği kazada kalıcı maluliyet oluşturacak bir araz tespit edilmediğini, maluliyet oluşmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, yeniden rapor alınması halinde ise maddi tazminat istemine esas alınacak maluliyet raporu 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkındaki yönetmeliği’ne uygun alınması gerektiğini, davacı kaza tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olup gelir getiren bir işte çalışmadığını,  anılan nedenle geçici iş göremezlik zararı oluşmadığını, poliçe tanzim tarihi itibariyle geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve geçici bakıcı tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, anılan nedenlerle bu talebin reddi gerektiğini, davayı kabul anlamında gelmemek üzere, yeniden bir tazminat hesaplaması yapılması halinde, bu hesapta asgari ücretin baz alınarak TRH-2010 mortalite tablosu ile 1.8 teknik faizin kullanılmasın talep ettiklerini, müterafik kusur durumu göz önünde bulundurulması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin şikayetçi tarafından dosyaya sunulması gerektiğini, ilgili evrakların celp edilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağını, tüm bu nedenlerle kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, maluliyet oranı tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini,\ttazminat miktarının aktüer siciline kayıtlı aktüerler tarafından  hesaplanmasına, uzlaşma tutanaklarının dosyaya sunulması sonrasında edim karşılığı uzlaşmanın varlığı halinde başvurunun reddine, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve geçici bakıcı gideri talebinin davacının gelir getiren işte çalışmaması ve ZMMS poliçe teminat kapsamında olmaması nedeniyle reddine, yapılacak olan hesaplamadan başvuranın müterafik kusur nedeniyle  en az %20 oranında indirim yapılmasına, aleyhlerine  hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........  vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Yukarıda esas numarası belirtilen dosyada dava dilekçesi ve tensip zaptı müvekkile Tebligat Kanunun 21/2 maddesi uygulanmak suretiyle tebliğ edildiğini,  lakin Tebligat Kanunun 21/2 maddesinin  uygulanabilmesi için gereken koşulları oluşmamış olup yapılan tebligatlar usulsüz olduğunu,  zira sayın mahkeme tarafından müvekkile dava dilekçesi ve tensip zaptı nın tebliği için 3 adet tebligat gönderildiğini, ilk iki tebligat iade geldiğini  ve 3. Tebligat 21/2 maddesi gereği muhtara tebliğ edildiğini,  bilindiği üzere Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre tebliğ yapılması şartı öncelikle bilinen en son adrese tebligatın çıkarılması ve tebligatın yapılamadan iade edilmesi gerektiğini, şayet bu adres muhatabın bilinen en son adresi değil ise tebliği çıkaran merci  bu konudaki denetim yetkisini yapmadan anılan maddeye göre Yönetmeliğin 79. maddesinin 2. fıkrası uyarınca açık mavi zarfla tebligat çıkartmış ise yapılan tebliğ işlemi geçersiz olacağını, Çünkü Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tebliğ yapılabilme şartı olan öncelikle bilinen en son adrese gönderilmiş bir tebligat olduğunu,  davanın geçersiz tebligatlarla görüşülüp sonuçlandırılması halinde bu husus temyiz incelemesinde bozma sebebi yapılabildiğini,  müvekkilinin bilinen son adresi de mernis adresi olup mernis adresine yağılan ilk tebligatın 21/2 şerhli yapılması usul ve yasaya aykırı olduğunu,  müvekkil iş bu davadan 22.11.2022 tarihinde haberdar olduğunu,  iş bu cevap dilekçesinin  süresi içerisinde olduğunun tespiti gerektiğini, öncelikle ilgili dava açısından zamanaşımı defi mevcut olduğunu, davacı yanın talepleri zamanaşımına uğradığını, Hmk 121 madde hükmü gereğince davacı tarafın dava dilekçesi ile birlikte delillerini taraflarına  tebliğ etmesi zorunlu olduğunu,  delillerin tebliğin sonra verecekleri ayrıntılı cevap hakları  davanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ayrı tuttuklarını, müvekkilinin maliki olduğu aracın sürücüsünün davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, ceza dava/soruşturma dosyasının celbini talep ettiklerini, iş bu kaza sebebiyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma neticesinde Konya .... Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosya ile yargılama devam etmekte olup dosyanın celbi gerektiğini, maluliyet oranlarının ve kaza ile aralarında mevcut illiyet bağının ispatı gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarı fahiş olup faiz istemi de hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkiline tebliği gerçekleşen tebligatların usulsüzlüğünün tespiti istemi ile cevap dilekçelerinin kabulüne, ihbar taleplerinin kabulü ile davanın ........ Anonim Şirketine ihbar edilmesine, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; \" Dava kısmen kabul edilmiş ve davacı taraf yargılamada kısmen haklı bulunmuş olmasına göre, arabuluculuk giderinin davacı üzerinde bırakılmasının mümkün olmadığı, ayrıca davanın taraflarının, dava açılmadan önce, zorunlu olmasa dahi dava açılmasının son çare olduğunu gözeterek uyuşmazlığı gidermek amacıyla ve makul olacak şekilde ihtiyari uyuşmazlık çözüm yöntemlerine başvurmasının ve buna bağlı olarak yaptıkları ihtarname masrafı, ihtiyari arabuluculuk ücreti gibi masraflarını haklılık oranlarına göre eldeki davada talep etmelerinin kabul edilebilir olduğu düşüncesiyle davacı taraf aleyhine bu konuda hüküm kurmanın hakkaniyetli olmayacağı, son olarak, sigorta şirketine başvurmak ile arabuluculuk müessesesinde tarafların çözüm aramasının aynı durumlar olmadığı değerlendirilmiştir;<br>Davalılar ........ ve ........ Aş'ye karşı açılan davanın REDDİNE, <br>Davacı ........ yönünden açılan maddi tazminat davasının talepte bağlı kalınarak KABULÜ ile, 10.000,00 TL'nin ........ Aş (kaza tarihinde geçerli poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt  tarihi olan 08/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ( kendi temerrüdü sonucu ile ortaya çıkan temerrüt faizi ve ferilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) ile davalılar ........ ve ........ 'dan  (kaza tarihi olan 06/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) tahsili tekerrür olmamak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine,<br>Davacıların manevi tazminat davalarının KABULÜ ile;<br>........ için 30.000,00 TL, ........ için 15.000,00 TL, ........ için 15.000,00 TL'nin davalılar ........ ve ........ 'dan kaza tarihi olan 06/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile bu davacılara verilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ........  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; açılan davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiğini, dosyada bulunan bilirkişi ve ATK raporunu kabul etmediklerini, müvekkilinin maliki olduğu aracın sürücüsünün davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, maluliyet oranlarının kaza ile aralarında mevcut illiyet bağının ispatının gerektiğini, davacı tarafın bilirkişi ücretini yatırmadığını, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hususunda hatalı değerlendirme yapıldığını, davacının davasını ispat edemediğini, davanın reddinin gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara tahmilini dilemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi  tazminat  istemine ilişkindir.<br>1-Zamanaşımı itirazının incelenmesinde :<br>Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794).<br>Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 72 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü  hallerde,  tazminat   davasının   daha  önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır.  <br>Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya Güvence Hesabı) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198,2015/1495 ve HGK'nın 16.09.2015 gün, 2014/17-116, 2015/1771, HGK'nın 10.06.2015gün, 2014/17-27,2015/1530 sayılı  kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).<br>\tAçıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 06/10/2021  tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu trafik kazası sonucunda davacı yaralanmıştır. Yaralanmayla sonuçlanan sözkonusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Buna göre eylem için(TCK 89/1) kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde   öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu  dikkate alındığında dava tarihi olan 08/08/2022 tarihinde  zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple buna yönelik itiraz yerinde değildir. <br>2-Kusur itirazının incelenmesinde :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesi'ne etkisi, TBK'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Borçlar Kanununun 74. maddesinde \"Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz\" hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı    ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. O halde bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde  de  kesin  delil  oluşturacağı açıktır (Hukuk Genel Kurulu - 2008/4-564 E, 2008/536 K.)<br> Dolayısıyla manevi tazminatı belirlerken Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü  mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br> Somut olayda Konya .... ASLİYE  Ceza Mahkemesi'nin ... E, ... K  sayılı Ceza mahkemesince   kusur yönünden yargılama sırasında kusur raporu düzenlendiği, davalı sürücü  ..... hakkında mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır<br><br> Ne var ki Somut olayda istinaf yoluna başvuran davalı ........  gerek ceza dosyası, gerekse hukuk dosyasında dosyanın tarafı olmayıp Hukuk mahkemesince daha önce aldırılan  rapor o dosyada taraf olmayan, savunma ve delil sürme imkanının bulunmaması nedeniyle ve açıkça raporu da kabul beyanı bulunmayan davalı belediyeyi  bağlamaz.<br> Somut olayda ceza  dosyasında taraf olmayan davalıya dava ihbar edilmemiş ve davalı bu davada taraf olmamıştır.  Bu nedenle istinafa konu bu dosyada yeni bir rapor alınmadan eski raporların davalıyı bağlaması da kabul edilemez.(Nitekim Yargıtay 17 hd 'nin 2007/3294-2932 sayılı 2012/3103 esas   2012/7097 karar sayılı ve 2016/3309 esas 2016/8437 karar sayılı ilamları)Bu halde davalının gösterdiği hiçbir delil toplanmaksızın ve değerlendirilmeksizin tarafı olmayan dosyadaki kusur raporları esas alınarak karar verilmesi savunma hakkının ihlali anlamındadır. <br>Bu nedenle itirazın kabulü gerekmiştir.<br>3-Maddi tazminat itirazının incelenmesinde :<br>Dava, haksız eylemden kaynaklanan  maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.   <br>Türk Borçlar Kanunu 49/1. maddesi, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”<br>Türk Borçlar Kanunu 50. Maddesi, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. <br>Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.”<br>6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Yukarıda yazılı ilke ve yasal düzenlemeler ışığında somut olayda, davacı küçüğün  dişinin kırıldığı ve bunun için uzman doktor bilirkişi heyetince belirlenen tedavi masraflarının oluşa ve dosya kapsamına uygun olup bilirkişi raporu ile belirlenen zarar miktarının dosya kapsamına ve oluşa uygun olup bu raporun hükme esas alınarak tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalının maddi tazminata yönelik talebinin reddi gerekmiştir. <br>\t<br>4-Yaralanan davacının manevi tazminat miktarı incelemesinde  <br>Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminata karar verilebilmesi için BK 49 (TBK’nun 58) maddesindeki koşulların oluşması gerekir. <br>Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (BK 49). Bunlardan TMK’nın 24. maddesi ile BK’nın 49. maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nın 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; TMK  26, 174, 287); bunların dışında BK’nın 49. maddesi uygulanır.<br>TMK’nın 24. ve BK.49 (TBK’nın 58) maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır.<br> Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. <br>Manevi tazminatın miktarına yönelik değerlendirmede ise; hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. <br>O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>Yukarıdaki düzenleme ve ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davaya konu dişlerin kırılmasına neden olacak nitelikteki yedi yaşındaki küçüğü yaralama eyleminin sabit bulunduğu, olayın gerçekleşme biçimi, yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumlarına ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, hükmedilen tazminat miktarının uygun olup buna yönelik davalı itirazlarının reddine karar verilmiştir. <br>-Davacı anne ve  babanın yansıma ile manevi tazminatına ilişkin; <br>Türk Borçlar Kanunun \"Manevi Tazminat\" başlığı altında düzenlenen 56. Maddesinde, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.<br>    Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.\" denilmektedir. <br>Yaralanma durumunda yakınların manevi tazminat isteminde bulunabilmesi için yaralanmanın maluliyet derecesinde ya da sabit iz bırakacak nitelikte olması ya da bu tür yaralanma biçimi olmasa bile uzun süre yatakta tedavi görme hali ya da parçalı kemik kırığı yaralanması olması durumunda yaralanan kişinin anne babası veya çocukları ve eşine manevi tazminat verilebileceği benimsenmiştir. Bu tür durumlarda \"yakınları\" ibaresi geniş tutulmamaktadır. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/12300 ESAS, 2016/10184 KARAR; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/11929 Esas, 2011/4037 Karar sayılı ilamları)<br>Bedensel zarar kavramına, \"ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı\", \"ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü\" gibi hallerin de girdiği kabul edildiğine göre; eğer bir kimsenin cismani zarara maruz kalması sonucunda, onun ana, baba, eşi, çocukları gibi çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa onlar da manevi tazminat talep edebilirler. Çünkü bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı vardır ve zararlarının niteliği itibariyle onların da ihlal edilen normun (TBK 56) koruma amacı içinde bulunduklarının ve hukuka aykırılık bağının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Başka bir anlatımla, böyle hallerde, yansıma yoluyla değil, doğrudan doğruya zarara maruz kalma söz konusudur. Nitekim aynı husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2014 gün ve 2013/21-2219 Esas 2014/411 Karar sayılı kararında da açıkça ifade edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05.06.2015 Esas 2013/21-2215 Karar:2015/1487)<br> Davacının 12 yaşındaki küçük çocuğunun, davalının fiili nedeniyle dişlerinin kırılmasına neden olacak nitelikteki yaralanması ve  müessir fiilin niteliğine göre, yaralanmasının basit nitelikte olmayıp tedavisi çok uzun süreceğin doktor raporu ile sabit olup davacı babanın yedi yaşındaki çocuğunun yaralanması ve tedavi süreci içinde ona refakat edecek babanın aynı acıyı onun da sürekli yaşayacak olması nedeniyle onun yönünden manevi tazminat şartlarının yukarıda anlatıldığı biçimde oluşması sebebiyle davacı baba için de hükümde belirtilen manevi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itiraz reddedilmiştir. <br>Yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı ........  vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6. maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi  kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatırana iadesine,  <br>4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle  avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>\tHMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.<br>24/10/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>.....<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br><br>.....<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br><br>.....<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br><br>.....<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"99433298b398a1ac","SID":"83d9483e16a1eef9"}}