{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2024/424 Esas<br>KARAR NO\t:2025/673<br><br><br>DAVA:Genel Kurul Kararlarının Yok Hükmünde Olduğunun Tespiti Olmadığı Takdirde Genel Kurul Kararlarının İptali <br>DAVA TARİHİ:19/07/2024<br>KARAR TARİHİ :09/10/2025<br><br>DAVA:Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, davalı şirketin davacı müvekkili ile dava dışı ... ortaklığında 2020 yılında kurulduğunu ve tescil ettirildiğini, şirketin her biri 1000-TL itibari değeri olan 100 adet hissenin 20'si müvekkiline, 80'i diğer ortağa ait olduğunu, şirket kurulduktan dava dışı ortak, işletmeyi tek başına yönettiğini ancak diğer ortağın zamanla tek yönetici olmasını ve payların çoğunluğunu elinde bulundurmasını kötüye kullandığını ve şirketin tek sahibi gibi hareket etmeye başladığını, müvekkili şirketi genel kurul toplantılarından haberdar etmediğini,  yönetim kurulu kararları ile ilgili bilgi vermediğini,  şirketin bilançolarını incelettirmediğini hatta müvekkilini işletmeye dahi sokmamaya başladığını, müvekkiline davet gönderilmeden 19/04/2024 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını,  müvekkilinin anlam veremediği şekilde davalı şirketi sürekli zararda gösteren diğer ortağın, usulsüz toplanan genel kurul kararı ile sermaye artırımı yaptığını, müvekkilinin hisselerini daha da azaltmayı amaçladığını, yapılan genel kurulun usulsüz olduğunu,  alınan kararların da hukuka aykırı olduğunu, genel kurulun müvekkiline çağrı yapılmadan usulsüz olarak toplandığını, müvekkilinin davalı şirkette yüzde %20 oranında hissedarı olduğunu, hissedar olduğu pay defterinde yazılı olduğunu ancak buna rağmen müvekkiline yapılacak genel kurulla ilgili kendisine herhangi bir bildirim yapılmadığını,  TTK'nın 414/1 hükmüne açıkça aykırı hareket edildiğini, TTK madde 414/1 düzenlemesinin emredici nitelikte bir düzenleme olduğunu, şirket ortaklarının uzak tutulmasının ve ortaklık haklarının kullanamaması gibi durumları engellemek için getirildiğini, aksi durumda pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının şirketi toplantıya çağırmaya yetkili kişiler tarafından önemli ölçüde sınırlandırılmasının  söz konusu olacağını, somut olayda da TTK madde 414/1 hükmünde belirtilen çağrı usulüne uyulmadan genel kurul 19/04/2024 tarihinde toplantıya çağrıldığını, yapılan genel kurul çağrısının müvekkiline  bildirim yapılmaması sebebiyle usulsüz olduğunu,  bu genel kurul toplantısında alınan bütün kararların da batıldır olduğunu  ve yok hükmünde olduğunu, 19/04/2024 tarihli genel kurul kanuna uygun çağrı ve bildirim yapılmadan yapıldığını ve alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunu  açıkladığını, ancak mahkememizin  aksi kanaatte olması durumunda ise 2,3,4,5,6,7,8 ve 9 nolu Genel Kurul kararlarının iptalinin gerektiğini, 2 nolu kararda \"toplantı başkanlığının toplantı tutanaklarını hissedarlar adına imzalama yetkisinin verilmesine\" şeklinde karar alındığını, ancak genel kurulun böyle bir karar alma yetkisi bulunmadığını, ortaklar genel kurulda ancak asaleten veya geçerli bir vekaletname ile yetkilendirdiği vekil aracılığı ile temsil edilebileceğini, genel kurul ortağın yerine geçerek imza veya temsil yetkisini üçüncü kişilere veremeyeceğini, 3, 4 ve 6 nolu kararlarda geçmiş dönem yönetim kurulu faaliyetlerinin incelenmesi, tasdiki ve ibraya ilişkin olduğunu, dilekçeleri ekinde sundukları genel kurul tutanağı incelendiğinde bu kararların oy çokluğu ile alındığının görüldüğünü, ancak oy veren tek kişinin aynı zamanda şirketin tek yönetici olan ... olduğunu,  TTK madde 436/2 \"Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.\"  hükmüne rağmen şirketin tek yetkilisi olan ... kendi yönetimini yine kendisi tek başına ibra ettiğini, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 6 nolu karar açıkça kanununa aykırı olarak alındığını, oy yasağı bulunan yönetim kurulu üyesi kendi dönemini ibra ettiğini, diğer 3 ve 4 nolu kararlarda 6 nolu ibra kararı ile bağlantılı olduğundan 3, 4 ve 6 nolu karaların tamamının iptali gerektiğini, 5 nolu genel kurul kararı ile diğer ortak ... yeniden kendisini yönetim kurulu üyesi olarak seçtiğini, ancak yönetici olarak seçilen ortak daha önce de yönetim kurulu üyesi olduğundan usulsüz olarak kendisini ibra ettiğini, ibraya ilişkin 6 nolu maddenin iptali halinde ...'ın yönetim kurulu üyesi olunabilmesinin mümkün olmadığını, yani yukarıda açıkladığı 3,4 ve 6 nolu kararların sonucu olarak 5 nolu genel kurul kararının da iptal edilmesi gerektiğini, 7 ve 8 nolu kararlarda şirket borçlarının ortaklar tarafından karşılanmasına oyçokluğu ile karar verildiğini,  TTK 480/1 \"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, esas sözleşmeyle pay sahibine, pay bedelini veya payın itibarî değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez.\" hükmüne yer verildiğini,  genel kurulda kanun maddesine açıkça aykırı karar alındığını, şirketin borcunun ortaklar tarafından karşılanmasının ancak oy birliği ile mümkün olabileceğini, somut olayda ise oyçokluğu ile ek ödeme yükümlülüğü getirildiğinden iptali gerektiğini, 9 nolu kararda şirket ana sözleşmesinin 6. Maddesinin değiştirilerek şirket sermayesinin 100.000-TL'den 2.000.000-TL çıkarılmasına oybirliği ile karar verildiğinin belirtildiğini ancak 19/04/2024 tarihli genel kurula tüm ortaklar katılmadığından oybirliği ile karar alınabilmesinin mümkün olmadığını, bunun yanında şirketin sermayesini bir anda 20 katına çıkartılmasının tek amacının müvekkilinin paylarını azaltarak söz hakkının tamamen elinden alınması olduğunu,  7 ve 8 nolu kararlarda şirket borçlarının ortaklarca ödenmesine karar verilmişken yeniden sermaye artırımı yaparak ortaklardan yeniden para toplanılmasının açıkça dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek dilekçesinin sonuç kısmında  öncelikle 19/04/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların batıl olduğunun tespitine, aksi kanaatte 2,3,4,5,6,7,8 ve 9 nolu 19/04/2024 tarihli genel kurul'da alınan  2,3,4,5,6,7,8 ve 9 nolu  kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP \t: Davalı vekili cevap dilekçesinde, ... Şirket’i, Türk Ticaret Kanun’u hükümleri çerçevesinde İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün 13.02.2020 tarih ... sayı ile iki ortaklı olarak kurulduğunu, iş bu kurucu ortaklardan birinin davacı diğerinin ise dava dışı ... olduğunu,  Resmi olarak Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde ilan edilmiş olan şirket ana sözleşmesi çerçevesinde dava dışı ... %80 ve davacı ... %20 pay sahibi ve kurucu ortak olduğunu, davalı Anonim Şirket’i birlikte kurduklarını, davacının, müvekkili şirketin  Türk Ticaret Kanun'unun yürürlükteki mevzuata uygun olarak tescilinin sonrasında,  kişisel çıkarları doğrultusunda hareket etmesi hasebiyle, haksız ve mesnetsiz iddialara dayanarak birçok dava açtığını, davacının dava açmasında hukuki bir yararının bulunmadığından dava şartı yokluğu itirazında bulunduklarını, davaya konu olayda  davacı ..., kendisine usulüne uygun olarak yapılan çağrıya rağmen 19.04.2024 tarihli Genel Kurul toplantısına katılmadığını, bu durumun TTK m. 446 kapsamında değerlendirildiğinde önem arz ettiğini,  zira TTK m. 446 uyarınca, \"toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten\" pay sahiplerinin, iptal davası açma hakkına sahip olduğunu, genel kurul kararlarının iptali davası açma hakkının, toplantıya katılım ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesinin şartlarına bağlandığını, bu şartların  hakkın kötüye kullanılmasını önlemeye ve şirket istikrarını korumaya yönelik olduğunu, davacının Genel Kurul toplantısına katılmamasının ve dolayısıyla alınan kararlara muhalefet şerhini tutanağa geçirmemesinin, TTK m. 446 kapsamında iptal davası açma hakkını ortadan kaldırmak olduğunu, bu durumun aynı zamanda davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını gösterdiğini, TTK m. 445 uyarınca davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davaya ilişkin harç ve gider avansı eksikliğine itiraz ettiklerini,  davacının dava dilekçesinde beyan ettiği iddialarının aksine, şirkettin paydaşı olarak genel kurul toplantısına ilişkin davacıya usulüne uygun şekilde çağrı yapıldığını, ancak davacının toplantıdan haberdar olmasına rağmen katılım sağlamadığını, 19.04.2024 tarihinde ve saat 11:00’da, \"... Mah. ... Sok. No:7 ... Binası 34330 ...\" adresinde yapılan müvekkili şirketin  2023 mali yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısına ilişkin Genel Kurul çağrısı 26.03.2024 tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini,  pay sahibi olan davacının  haberdar edildiğini,  Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükümlerine riayet edilerek gerçekleştirilen ve davacı tarafından işbu davaya konu edilen sermaye artırım kararının alındığı 19.04.2024 tarihli Genel Kurul  Toplantısının yine  \"... Mah. ... Sok. No:7 ... Binası ...\" adresinde, ... Ticaret İl Müdürlüğü’nün 17.04.2024 tarih ve E-...-431.03-... sayılı yazısı ile görevlendirilen Bakanlık Temsilcisi Sn. ... gözetiminde yapıldığını, dava konusu olayda  19.04.2024 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısına ilişkin çağrı, kanunda öngörüldüğü şekilde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 26.03.2024 tarih ve 11051 sayılı nüshasında 160 no'lu sayfasında ilan edildiğini, davacıya PTT aracılığı ile ... takip numarası ile \"...\" adresine iadeli taahhütlü mektup gönderildiğini, davacıya ulaşılamaması üzerine, PTT aracılığı ile ... takip numarası ile \"...\" adresine ilgili davet tekrar gönderildiğini, davacıya 29.03.2024 tarihinde müvekkili şirket tarafından gönderilen iadeli taahhütlü mektubun bizzat kendisine teslim almış olmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı olarak huzurdaki davayı ikame ederek gerçeği yansıtmayan iddialarda  bulunduğunu,  Pay sahibinin Genel Kurul toplantısından haberdar edilmesinin yeterli olduğunu, toplantıya katılıp katılmaması kendi takdirinde olduğunu, pay sahibinin toplantıya katılmamasının, alınan kararların geçerliliğini etkilemeyeceğini, dolayısıyla, müvekkili şirket tarafından Genel Kurul toplantısına ilişkin çağrı ve bildirimler usulüne uygun olarak yapıldığını,  davacının toplantıya katılmamasının kendi tercihi olacağını ve alınan kararların geçerliliğini etkilemeyeceğini, Genel Kurul Kararları kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olarak \talındığını,  davacının hiçbir somut ve yasal dayanağı olmadan işbu davayı ikame ettiğini, 19.04.2024 tarihli Genel Kurul toplantısı kanuna uygun çağrı ve bildirim yapılarak gerçekleştirilmiş olduğunu, söz konusu çağrının yapılışına ilişkin açıklamalarını yukarıda dilekçesinde açıkladığını, bu sebepten söz konusu Genel Kurul toplantısında alınan kararların davacının iddia ettiği gibi yok hükmünde olmadığı gibi, iptallerini gerektirecek hiçbir yasal dayanak mevcut olmadığını, TTK m. 445 uyarınca, Genel Kurul kararlarının; kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olduğu takdirde iptal edilebilir olduğunu, ancak somut olayda, müvekkilinin şirketin aldığı kararlar bu hükümlerin hiçbirine aykırılık teşkil etmediğini, genel kurul kararlarının iptali için kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık şartlarından birinin gerçekleşmesinin yeterli olacağını, ancak bu aykırılığın açık ve kesin olması gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi, 2 No'lu Genel Kurul kararında \"toplantı başkanlığının toplantı tutanaklarını hissedarlar adına imzalama yetkisi verilmesi\" kararı alma yetkisizliğinin söz konusu olmadığını, şirketin diğer ortağı olan dava dışı ...'ın  geçerli bir vekaletname ile Av. ...'ı Genel Kurul toplantısına katılma ve kendisini temsil etme hususunda yetkilendirdiğini,  bu vekaletnameyi cevap dilekçesinin ekinde sunduklarını, genel kurul toplantısında vekaletle temsil yetkisinin TTK m. 425 uyarınca mümkün olduğunu, vekaletnamenin geçerli olması halinde, vekilin toplantıda oy kullanmasının ve diğer pay sahipliği haklarını kullanmasının hukuken geçerli olduğunu, 3, 4 ve 6 No'lu kararların oy çokluğu ile alındığını ve oy veren tek kişinin aynı zamanda şirketin yöneticisi olan ... olduğu iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, TTK m. 436/1 uyarınca, pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacağını, TTK m. 436'da sayılan haller dışında, pay sahibinin oy hakkını kullanmasının kısıtlanamayacağını, bu haller dışında pay sahibinin oy kullanmasının  kararın sıhhati açısından bir sorun teşkil etmeyeceğini, somut olayda alınan kararların TTK m. 436 kapsamında olmadığını ve ...'ın oy kullanmasında herhangi bir engel bulunmadığını, 7 ve 8 No'lu şirket borçlarının ortaklar tarafından karşılanmasına yönelik kararın TTK m. 480/1'e aykırı olduğu iddiasının da yerinde olmadığını,  TTK m. 480/1, pay sahiplerinin sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme yükümlülükleriyle sorumlu olduklarının düzenlendiğini, TTK m. 480/1'deki sınırlı sorumluluk ilkesinin, pay sahiplerinin rızaları dışında ek yükümlülük altına sokmaları anlamına geldiğini, ancak pay sahiplerinin gönüllü olarak şirkete finansal destek sağlamalarının bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini, somut olayda alınan karar, pay sahiplerinin gönüllü olarak şirkete finansal destek sağlamasına yönelik olduğunu  ve kanuna aykırılık teşkil etmediğini, davacı, şirketin kurulduğu dönemden itibaren ortak olarak kendisine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmediğini ve şirketin kuruluş aşamasında öz kaynaklarının yetersiz olmasına ve şirketin zarar etmesine sebebiyet vermeye başladığını, iş bu zararların önlenmesini teminen kendisine gönderilen ihtarnamelere karşılıkta .... Asliye Ticaret Mahkemesinde 2021/... E. sayılı davayı açtığını,  şirketin kurucu ortağı değil işçi sıfatına haizmiş gibi beyanlarda bulunarak haksız kazanç elde etmek niyetine girdiğini, şirketin kuruluş yılında şirkete yüksek miktarda yatırım yapıldığını ve bu yatırımın büyük bir çoğunluğu dava dışı ortaklardan ...’ın kendine ait kişisel kaynaklarından destek alınarak yapıldığını, davalı şirketin ilk kuruluş yılı olan 2020 yılını Pandemi koşulları ve davacı şirket ortağı ...’ın payına düşen finansal desteği sağlamaması, şirkete karşı sorumluluk, faaliyet ve görevlerini tedbirli bir şekilde yerine getirmemesi sebebiyle davalı şirket zarar ederek dönemi kapattığını, şirketin kurucu ortaklarından biri olarak da üzerine düşen görevleri yerine getirmediğini ve genel kurul toplantısına katılım sağlamadığını dolayısıyla kendisine usulüne uygun yapılan çağrıya rağmen genel kurul toplantısına katılmayan ve toplantıda alınan kararların iptali talepli olarak huzurdaki davayı müvekkili şirkete ikame eden davacının niyeti şirketin işleyişini durdurmaktan ibaret olduğunu,  şirketin kurucu ortağı olarak hiçbir görev ve sorumluluğunu yerine getirmeyen davacının mesnetsiz iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, sermaye artırımı kararının şirket menfaatlerine uygun olarak yapıldığını, sermaye artırımının yapılmasının \"dürüstlük kuralına\" aykırılığını iddia \tetmenin kötü niyet göstergesi olduğunu, müvekkili şirket  nezdinde gerçekleştirilen 19.04.2024 tarihli olağan Genel Kurulda \"Şirket sermayesinin 100.000,00 (Yüz Bin) Türk Lirası olan sermayesinin 1.900.000,00 (Bir Milyon Dokuz Yüz Bin) Türk Lirası artırılarak 2.000.000,00 (İki Milyon) Türk Lirası’na çıkarılmasına\" oy çoğunluğuyla karar verildiğini, işbu genel kurulda alınan sermaye artırım kararı da...Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce 20.05.2024 tarihinde tescil edildiğini,  20.05.2024 tarih ve 11085 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini,  müvekkili şirket nezdinde 19.04.2024 tarihli Olağan Genel Kurulda alınan sermaye artırım kararının, şirketin ticari hacmini büyütmek ve faaliyetlerini geliştirmek amacıyla alındığını, bu kararların  TTK m. 456 vd. hükümlerine uygun olarak alınmış olduğunu,  kanuna herhangi bir aykırılık söz konusu olmadığını, sermaye artırımının şirketin büyümesi, yeni yatırımlar yapması ve rekabet gücünü artırması için önemli bir araç olduğunu, bu kararın alınmasında şirket menfaatlerinin ön planda tutulması gerektiğini, somut olayda müvekkili şirketin sermaye artırımı kararı almasındaki amacın şirketin ticari hacminin büyümesini sağlamak ve faaliyetlerini geliştirmek olduğunu, bu kararın  şirketin çıkarlarına uygun düştüğünü, şirket gelirlerinin artışına bağlı olarak belirlenecek şirket karının davacının da maddi menfaatlerini artıracağını, sermaye artırımı kararının iptali için, bu kararın şirket menfaatlerine açıkça aykırı olduğunun veya azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiğinin somut delillerle ortaya konulması gerektiğini, somut olayda davacı, sermaye artırımı kararının şirket menfaatlerine aykırı olduğunu veya kendi haklarını ihlal ettiğini somut delillerle ortaya koyamadığını,  sermaye artırımı kararının iptali için gerekli hukuki şartlar oluşmadığından huzurda görülen işbu davanın reddi gerektiğini, TTK m. 461 uyarınca, her pay sahibi, yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkına haiz olduğunu, bu rüçhan hakkının, ancak haklı sebeplerin varlığı halinde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyuyla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir olduğunu, rüçhan hakkının, pay sahiplerinin mevcut sermaye oranlarını korumalarını sağlayan önemli bir hak olduğunu, bu hakkın kısıtlanmasının veya kaldırılmasının ancak istisnai hallerde mümkün olabileceğini, somut olayda, sermaye artırımı kararı alınırken pay sahiplerinin rüçhan haklarının korunduğunu, davacının  kendisine usulüne uygun olarak yapılan bildirime rağmen Genel Kurul toplantısına katılmadığını,  Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 24 Nisan 2024 tarihli ilanın 726.sayfasında rüçhan hakkının kullanımıyla ilgili ilan yayınlandığını,  davacının “... Mah. 2535. Sok. ... Blok No:9/1 .../...” adresine ... takip numarası ile PTT aracılığı ile mektup da iletildiğini, dolayısıyla sermaye artırımı kararının iptali için bir gerekçe oluşturmadığını,  müvekkili şirketin Genel Kurul Kararlarını alırken dürüstlük kurallarına, hukuka ve ahlaka uygun olarak hareket edildiğini,   TTK m. 411 vd. maddelerinde düzenlenen azınlık hakları, pay sahiplerinin korunması amacıyla getirilmiş olduğunu, azınlık haklarının  şirketin işleyişini engellemek veya çoğunluk pay sahiplerine zarar vermek amacıyla kullanılamayacağını, davacının asıl amacının müvekkili şirket ve Şirket yöneticilerinin işleri yapmasını engellemek olduğunu, şirket pay sahiplerinin; Şirket’in amaçlarına, menfaatlerine aykırı hareket etmeme, zarar verici davranışlardan kaçınma, bağlılık, şirket sırlarını koruma yükümlülükleri bulunmasına rağmen işbu dava ile davacının müvekkili şirketin itibarını zedelemeye çalıştığını, davacı tarafından ikame edilen davalardan da anlaşılacağı üzere davacının azınlık pay sahibi olmasından kaynaklanan haklarını istikrarlı bir şekilde kötüye kullandığını, bu minvalde dava dışı ...'ın ticari itibarını zedelemek suretiyle Müvekkili Şirket'e zarar verdiği de gözetilerek Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi başta olmak üzere iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil eden işbu davanın öncelikle kötü niyet denetimine tabi tutulmasını talep ettiklerini, davacının kendisine usulüne uygun tebliğ ve çağrı yapılmış olmasına rağmen müvekkili şirketin 19.04.2024 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısına katılmadığı, şirketin kurucu ortağı olarak üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmemesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı biçimde Genel Kurul toplantısına alınan kararların iptalini talep etmesi hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde; işbu haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ikame edilmiş olan davanın reddini talep etmiştir. <br>DELİLLER VE GEREKÇE \t: Dava, Davalı şirketin 19/04/2024 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul kararının öncelikle yok hükmünde olduğunun tespiti olmadığı takdired    2,3,4,5,6,7,8 ve 9 nolu genel kurul  kararlarının  iptali istemine ilişkindir. <br>Deliller  ; Davalı şirkete ait sicil kaydı ve sicil dosyası, 19/04/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, genel kurul tarihinin tebliği ile ilgili evraklar, ticaret sicil gazetesi sureti, bilirkişi incelemesi. <br>Uyuşmazlık noktaları;  19/04/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olup olmadığı (TTK 447) ayrıca bu genel kurulda alınan 2-3-4-5-6-7-8-9 nolu kararları TTK 445'inci maddesine göre kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı, iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarının tespiti noktalarında uyuşmazlık toplanmaktadır.<br>Davalı şirketin son sicil kaydı alınıp incelendiğinde, yönetim kurulu üyesinin ... olduğu,  münferiden yetkili olduğu ayrıca şirketin merkez adresinin Beyoğlu/İstanbul olması nedeniyle mahkememizin yetkili olduğu tespit edilmiştir. <br>Davaya konu  19/04/2024 tarihinde gerçekleştirilen  olağan genel kuruluna ait toplantı tutanağı ve hazirun cetveli  incelendiğinde, gündemi de ihtiva edecek şekilde toplantı gününün TTSG'nin 26/03/2024 tarihli 11051 nolu sayılı nüshasında ilan edildiğinin , şirket hissedarlarına toplantı gününün iadeli taahhütlü posta ile gönderildiğinin, ...'ın toplantıya katılmadığının  giriş kısmına yazıldığı akabinde hazirun cetveline göre 80 adet hissesi bulunan Ferdi Atat'ın toplantıya katıldığı, ...'ın toplantıya katılmadığı,  toplantıda alınan kararlar incelendiğinde,<br>2 nolu karar incelendiğinde , toplantı başkanlığı teşkili ile ilgili yapılan seçim sonucunda Toplantı Başkanlığı'na ...'ın seçilmesine oyçokluğu ile karar verildiği, oy toplama memuru olarak Mustafa Demirtaş'ı, yazmanlığa Gözde Tanır'ı görevlendirdiği,  Toplantı Başkanlığı'na toplantı tutanaklarını hissedarlar adına imzalama yetkisi oyçokluğu ile karar verildiği, <br>3 nolu  karar incelendiğinde, şirketin 2023 yılına ait bilanço ve gelir tablosunun okunduğu, müzakere edildiği. Yapılan oylama sonucunda oyçokluğu ile tasdik edildiği, <br>4 nolu karar incelendiğinde,  Şirketin 2023 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporunun  okunduğu Müzakereye açıldığı ve söz alanın olmadığı, <br>5 nolu karar incelendiğinde,  Sirketin mevcut yönetim kurulu üyesinin görevinin sonlandırılarak yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimine geçildiği, ..........TC kimlik numaralı ......adresinde ikamet eden ...'ın  Yönetim Kurulu üyeliğine 3 yıl süre ile görev yapmak üzere seçildiği, <br>6 nolu karar incelendiğinde, yönetim kurulu üyesinin ibralarının görüşülmesine geçildiği, yönetim kurulu mevcut ...'ın oyçokluğu ile ibra edildiği, <br>7 nolu karar incelendiğinde, şirketin ortaklarına olan borçları toplamının 1.858.152,41TL olduğu, bu borcun %97,85'inin ...'a , %2,15'inin ...'a ait olduğu, şirketin ortaklık yapısı arınındaki dağılımın şirkete finansal olarak yeterlilik kazandırmada ortaklar tarafından eşit olarak sağlanmadığı, ... tarafından sağlanan finansmanın ortak ...'ın kayıtlı hissesi oranında katılmasının talep edilmesinin görüşüldüğü, ...'ın hissesine düşen 331.630,48TL talep edilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, <br>8 nolu karar incelendiğinde , şirketin 2023 yılında 687.456,60TL zarara uğradığı bu zararın şirket ortaklarınca hisselerinin oranında karşılanmasının talep edilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, ...'ın 549.965,28TL 2023 yılı zararından ortak tarafından karşılanması gereken tutar olduğu, ...'ın ise 137.491,32TL 2023 yılı zararından ortak tarafından karşılanması gereken tutar olduğu, <br>9 nolu karar incelendiğinde ise, şirketin ana sözleşmesinin sermaye başlıklı 6.maddesi görüşmelerine geçildiği, şirketin sermaye başlıklı 6.maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesine oy birliği ile karar verildiği, ortakların tamamının toplantıda hazır bulunmadığından bu defa arttırılan 1.900.000,00TL tutarındaki sermayenin karşılanması için TTK'nun 461.inci maddesi uyarınca rüçhan hakkı için yönetim kurulu kararı alınarak tescil edilmesine karar verildiği, <br>Yeni metin Madde 6 sermaye başlıklı karar incelendiğinde ise , şirketin sermayesi, beheri 500,00 Türk Lirası değerinde 4.000 adet paya ayrıldığı, toplam 2.000.000,00 Türk Lirası değerinde olduğu, bu payların tamının nama yazılı olduğu, önceki sermayeyi teşkil eden 100.000,00TL'nin tamamının ödendiği, bu defa artırılan sermayenin 1/4'ü tescil tarihinden önce ödenmiş olduğu, geri kalan 3/4'ünün ise yirmi dört ay içerisinde ödeneceği şeklinde  kararlar  verildiği görülmüştür. <br>Mahkememizin 28/11/2024 tarihli duruşmasında alınan  ; <br>\"Mahkememiz dosyasının bir mali müşavir bir de ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanına tevdi ile davalı şirketin 2023-2024 yıllarına ait defterlerin HMK 218. Maddesine göre yerinde incelenerek belirlenen uyuşmazlık noktaları konusunda gerekçeli ve denetime el verişli rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, \" karar verilmiştir. <br>Mahkememiz dosyası bir mali müşavir ve birde ticaret hukuku alınanda nitelikli hesaplama uzmanına tevdi edilerek rapor alınmış olup , bilirkişiler tarafından mahkememize ibraz edilen rapor incelendiğinde ; <br>\"A-Davalı Tarafa Ait Toplantı ve Müzakere Defterinin İncelenmesi: Davalı taraf ... firmasına ait Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defterlerine ait bilgiler aşağıdaki gibidir: İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 13.02.2020 tarih ve 493913 işlem numarası ile tasdik işleminin yapıldığı ve Firma ilk kurulurken 100.000 TL sermaye ile kurulduğu belirlenmiştir. Firmanın ilk kuruluşundan bu yana Ticaret Sicil Gazetesinde İlan Edilen Hususlar ve Firma ortak ve yöneticilerinin bu toplantılara katılma durumları ve alınan kararların içeriklerine kısaca baktığımızda; \t19.02.2020 tarihli ilk kuruluş gazetesinde; özetle firmanın 13.02.2020 tarihinde tecil edildiği, 2 kurucu ortak olduğu, bunların ... ve ... olduğu, Yönetim kurulu Başkanı olarak ilk 3 yıl için ... ın seçildiği, 28.05.2021 tarih ve 10337 sayılı sicil gazetesinde; (30.04.2021 tarihli genel kurul karar tutanağı)  firmanın belirlenen gündem maddeleriyle toplandığı, alınan kararlar oy çokluğu ile alındığı, Hazirun cetvelinde ise  ... ın toplantıda hazır bulunduğu, ancak diğer ortak ve davacı ... ... toplantıya katılmadığının görüldüğü, Şirketin gelir tablosunun oy çokluğu ile tasdik edildiği, yönetim kurulu üyesinin ibrasının tek katılımcı olan ... tarafından oy çokluğuyla ibra edildiği, şirketi temsile yetkili kişinin ... olarak oy çokluğuyla tekrar seçildiği, (Ek-1:Hazirun setveli ve 30.04.2021 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağı) 09.02.2023 tarih ve 10766 sayılı sicil gazetesinde;  (21.03.2023 tarihli genel kurul karar tutanağı)  firmanın ekte yer alan gündem maddeleriyle toplandığı, alınan kararlar oy çokluğu ile alındığı, Hazirun cetvelinde ise  ... ın toplantıda hazır bulunduğu, ancak diğer ortak ve davacı ...'ın toplantıya katılmadığının görüldüğü, Şirketin gelir tablosunun oy çokluğu ile tasdik edildiği, yönetim kurulu üyesinin ibrasının tek katılımcı olan ... tarafından oy çokluğuyla ibra edildiği, şirketi temsile yetkili kişinin ... olarak oy çokluğuyla tekrar seçildiği, (Ek-2: Hazirun setveli ve 16.03.2023 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağı) 24.04.2024 tarih ve 11068 sayılı sicil gazetesinde;  (20.03.2024 tarihli YK Kararı ve  19.04.2024 tarihli tarihli genel kurul karar tutanağı)  firmanın ekte yer alan gündem maddeleriyle toplandığı, alınan kararlar oy çokluğu ile alındığı, Hazirun cetvelinde ise  ... ın toplantıda hazır bulunduğu, ancak diğer ortak ve davacı ...'ın toplantıya katılmadığının görüldüğü, Şirketin gelir tablosunun oy çokluğu ile tasdik edildiği, yönetim kurulu üyesinin ibrasının tek katılımcı olan ... tarafından oy çokluğuyla ibra edildiği, şirketi temsile yetkili kişinin ... olarak oy çokluğuyla tekrar seçildiği, 19.04.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısına ilişkin tutanağın giriş bölümü tablo şeklinde gösterildiği,  Buna göre toplantı yapılacağına yönelik bildirimler şirket ortaklarına iadeli taahhütlü mektupla, ikametgahlarına da ayrı olarak bildirimde bulunulduğu, bunlara yönelik posta tebliğ sonuçları dosya içeriğinde ayrı ayrı mevcut olduğu görülmüştür. Şirketin diğer geçmiş dönemlerinde yapılan Genel kurul toplantılarında olduğu gibi, bu dönemde yapılan toplantılara da şirket ortağı ve davacı ...'ın katılmadığı belirlenmiştir. <br>B- Toplantıya Çağrı Açısından Değerlendirmeler; Anonim şirketlerde bir genel kurul kararının oluşabilmesi için usulüne göre toplanmış bir genel kurulun varlığı şarttır. Bir genel kurulun hukuken \"var\" olarak nitelendirilmesi içinse TTK m. 410 vd uyarınca tüm pay sahiplerine usulüne uygun şekilde çağrıda bulunulması gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de 30.03.2001 tarihli ve E. 5873, K. 2618 sayılı kararında çağrının usulsüz yapıldığı yönündeki bir iddianın üç aylık hak düşürücü sürede yapılmadığı gerekçesiyle reddedilme talebinin yerinde olmadığına ve çağrının usulsüz yapılmasının halinde \"yokluk\" söz konusu olacağından, hak düşürücü sürenin uygulanmayacağına karar vermiştir, (Naklen, Karslıoğlu Hasan: Anonim Şirketlerde Genel Kurul, Ankara 2019, s. 157).  Genel kurula çağrının ne şekilde gerçekleştirileceği ise, TTK 414/1 uyarınca \"Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.\" şeklinde belirlenmiştir. Çağrının hukuki niteliği açısından doktrinde yapılan açıklama: \"Toplantı çağrısı kanun veya esas sözleşmeye göre yetkili organ veya kişiler tarafından pay sahiplerine ve/veya temsilcilerine yöneltilen ve genel kurul toplantısına çağrı ile bu toplantının yerini zamanını gündemini ve katılma koşullarını içeren ilan veya mektup şeklinde yazılı bir irade beyanı veya bildirimdir. Bu irade beyanı veya bildirimin pay sahiplerine ve/veya temsilcilerine yöneltilmesi hukuken zorunlu olmakla beraber, bu kimselere ulaşmış olması veya ulaştığının belgelenmesi zorunlu değildir. İyiniyetle ve usulunce yapılmış olan bildirimin herhangi bir nedenle (örneğin ilanı içeren gazetelerin bir bölgeye veya mektupların ilgili kişilerin adresine) ulaşmamış olması çağrıyı sakatlamaz.\" (Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklık Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s. 73-74). <br>Mahkemenin huzurundaki uyuşmazlık kapsamında Davacı Vekili Sn. Av. ... tarafından sunulan 08.09.2024 tarihli \"Delil Dilekçesi\" eklerinden tespit edildiği üzere, 20.03.2024 tarihli ve 2024/001 sayılı davalı şirket yönetim kurulu kararı ile çağrılı şekilde genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiği, genel kurul toplantısına davet kapsamında gündemin belirlendiği, genel kurula davetin 26.03.2024 tarihli 11051 sayılı TTSG'de ilan edildiği, bu kapsamda TTK m. 414/1'de belirlenen 2 haftalık süreye uyulduğu, 27.03.2024 tarihinde genel kurula çağrının ayrıca iadeli taahhütlü şekilde de gerçekleştirildiği bu kapsamda da bir usule aykırılık bulunmadığı, ancak davacının iddiasının söz konusu çağrının kendisine ulaşmadığı yönünde olduğu, doktrinde iyiniyetli ve usulüne uygun çağrının herhangi bir nedenle ulaşmamasının çağrıyı sakatlamayacağı görüşünün bulunduğu tespit edilmiştir.<br>C- İptal Davasında Süre ve Davanın Açılma Şartları Açısından Değerlendirmeler; TTK m. 445 uyarınca \"446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" İptal davasında hak düşürücü sürenin sınırları doktrinde şu şekilde açıklanmaktadır: \"Üç aylık sürenin başlangıcı genel kurul kararının alındığı gün olup, üçüncü ayın bugüne tekabül eden günü tatil saati başlangıcında sona erer.\" Sayın Mahkemenin huzurundaki uyuşmazlık kapsamında; dava konusu genel kurul kararı 19.04.2024 tarihli olup, genel kurul kararının iptaline ilişkin üç aylık hak düşürücü sürenin sona ermesi 19.07.2024 olmaktadır. UYAP üzerinden yapılan incelemede ise, davanın davacı vekili Sn. Av. ... tarafından 19.07.2024 tarihinde açıldığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda davanın TTK m. 445'e uygun olarak süresi içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. <br>TTK m. 446 uyarınca ise ; “a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,<br>c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.” Bu bağlamda TTK m. 446’ya göre iptal davası açabilecek pay sahipleri arasında genel kurula katılanlar ve katılmayanlar ayrımı yapılmıştır. <br>\tMahkemenin huzurundaki uyuşmazlık kapsamında davacının 19.04.2024 tarihli genel kurul toplantısına katılmadığına ilişkin ihtilaf söz konusu değildir. Bununla birlikte, davanın toplantıya katılmayan pay sahibi tarafından açılabilmesi için \"toplantıya çağrının usulsüz\" olması gerekmektedir. Bu kapsamdaki tespitlerimiz az yukarıda \"B. Toplantıya Çağrı Açısından Değerlendirmeler\" başlığı altında yer almaktadır. Dolayısıyla Sayın Mahkemenin görüşü, çağrının usulsüz olmadığı yönünde ise, işbu dava \"iptale ilişkin hususlar açısından\" TTK m. 446'da yer alan taşımıyor olacaktır.<br>\tBu noktadan sonra yapılan iptale ilişkin açıklamalar ise, Sayın Mahkemenin görüşünün TTK m. 446'da kanun koyucu tarafından aranılan şartların taşındığı yönünde olması ihtimaline karşın, sadece usul ekonomisine hizmet etmek adına yapılmaktadır. Ancak bu noktada önemle belirtmek isteriz ki \"butlan\" ve (her ne kadar TTK'da açıkca düzenlenmemiş olsa da) \"yokluk\" yaptırımı açısından, TTK m. 445-446 uyarınca \"iptal\" yaptırımı için aranan şartlar aranmamaktadır. <br>\tD- 19.04.2024 Tarihli Genel Kurul Kararları Açısından Değerlendirmeler; <br>\t2 Nolu Gündem Maddesi: Başkanlık Divanının oluşturulması ve toplantı zaptının imzalanması için Başkanlık Divanına yetki verilmesi TTK m. 419 uyarınca \"(1) Esas sözleşmede aksine herhangi bir düzenleme yoksa, toplantıyı, genel kurul tarafından seçilen, pay sahibi sıfatını taşıması şart olmayan bir başkan yönetir. Başkan tutanak yazmanı ile gerek görürse oy toplama memurunu belirleyerek başkanlığı oluşturur. Gereğinde başkan yardımcısı da seçilebilir. (2)  Anonim şirket yönetim kurulu, genel kurulun çalışma esas ve usullerine ilişkin kuralları içeren, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından, asgari unsurları belirlenecek olan bir iç yönerge hazırlar ve genel kurulun onayından sonra yürürlüğe koyar. Bu iç yönerge tescil ve ilan edilir.\"  Konuya ilişkin olarak doktrinde yapılan tespit toplantı açıldıktan sonra \"... [i]lk iş olarak toplantı başkanlığının oluşturulması hususunda öneriler alınır ve oylama ile toplantı başkanı ve tutanak yazmanı seçilir. Uygulamada oy toplama memuru nadiren seçilmektedir. Toplantı tutanağı toplantı başkanlığı tarafından Bakanlık Temsilcisi Yönetmeliği'nin 4 numaralı ekindeki örneğe uygun şekilde düzenlenir.\" şeklindedir, (Karslıoğlu Hasan: Anonim Şİrketlerde Genel Kurul, Ankara 2019, s. 275). Keza TTK m. 422/1 uyarınca \"Tutanak, pay sahiplerini veya temsilcilerini, bunların sahip oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibarî değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, verilen cevapları, alınan kararları, her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir. Tutanak, toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır; aksi hâlde geçersizdir.\"<br>\tMahkemenin huzurundaki uyuşmazlık açısından değerlendirildiğinde; Sayın Mahkemenin başkanlık divanına verilen yetkinin, TTK m. 422/1 kapsamında toplantı tutanağının imzalanmasıyla sınırlı olduğu görüşündeyse, uyuşmazlık konusu 2 numaralı gündem maddesi hukuka aykırılık teşkil etmeyecektir.  Zira toplantı tutanağının imzalanması  kanundan kaynaklı bir zorunluluktur. Buna karşın, uyuşmazlık konusu 2 numaralı gündem maddesi kapsamında dava dışı ...'a, tüm pay sahiplerini temsil yetkisi tanındığının kabulü mümkün değildir. Zira, dava dosyasında bu kişinin davacı adına herhangi bir şekilde oy kullanma yetkisi bulunduğu yönünde evrak tespit edilmemiştir. <br>\t3 Nolu Gündem Maddesi: 2023 yılı bilanço ve gelir tablolarının okunması tetkiki ve kabulü; 2023 yılı bilanço ve gelir tablolarının şekli açıdan genel kurula sunulduğu anlaşılmış olmasına karşın, dava dosyasında söz konusu hesaplar ve mali tablolar yer almadığından, dosyanın mevcut kapsam ve içeriği açısından ilgili genel kurul kararının hükümsüz olup olmadığı açısından bu aşama tespit yapılamamaktadır.<br>\t4 Nolu Gündem Maddesi: Şirketin 2023 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporu okundu. Müzakereye açıldı. Söz alan olmadı. Genel kurul kararlarının hukuki niteliği doktrinde şu şekilde açıklanmaktadır: “Genel kurul kararları pay sahiplerinin irade beyanı olan oyların belirli bir yönde yeterli sayıda kullanılmasıyla oluşmaktadır. Başka bir ifadeyle anonim şirketin irade beyanı olan genel kurul kararı, pay sahiplerinin veya temsilcilerinin genel kurul toplantısında bir araya gelmeleri ve kullandıkları oylarla meydana gelir.”, (Korkut, Ömer: Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Butlanı, Adana 2012, s. 4). <br>\tUyuşmazlık konusu genel kurulun 4 nolu gündem maddesi incelendiğinde, pay sahiplerinin iradelerini ortaya koydukları herhangi bir oylama yapılmadığı, ilgili gündem maddesinin “müzakere” hususunda olduğu, dolayısıyla alınan bir genel kurul kararı da bulunmadığı, bu bağlamda bahse konu gündem maddesi açısından herhangi bir hükümsüzlük sebebinin söz konusu olmadığı yönünde tespit edilmiştir. <br>\t5 Nolu Gündem Maddesi: Fadi Atad'ın Yönetim Kurulu üyeliğine 3 yıl süre ile görev yapmak üzere seçilmesi  TTK m. 362/1 uyarınca \"Yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa, aynı kişi yeniden seçilebilir.\"  Görüldüğü üzere, kanun koyucu yönetim kurulu üyesinin tekrar seçilmesi için ibra edilmiş olup/ olması hususunda ek bir şart aramamaktadır. Yargıtay11. Hukuk Dairesi'nin 2009/10665 E.,  2011/2943 K. sayılı kararında \"... ibra edilmeyen yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmelerini engelleyen yasa ve anasözleşme hükmü bulunmayıp pay sahibi olmayan kişilerin yönetim kuruluna seçilebileceği...\" belirtilmiştir, (Erişim Adresi: ..., Erişim Tarihi: 19.08.2025). Buna karşın doktrinde bir görüş \"... Kanımca ibra almamış bir YK üyesinin tekrar seçilmesinin TTK 445. madde anlamında objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğu da düşünülebilir.\" şeklindedir, (Çamoğlu, Ersin vd.: Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2019, s. 464). Takdir Mahkemenindir.<br>\t6 Nolu Gündem Maddesi: Yönetim kurulu üyesi ...'ın oy çokluğu ile ibra edilmesi ;TTK m. 424 uyarınca \"Bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur. Bununla beraber, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse onama ibra etkisini doğurmaz.\"  İbra açık olabileceği gibi örtülü şekilde de yapılabilir. TTK m. 424'den hareketle örtülü ibranın şartları doktrinde şu şekilde açıklanmaktadır: \"Örtülü ibranın gerçekleşmesi için şu üç şartın bir arada bulunması gerekir: (1) Genel Kurulun gündeminde ayrı bir ibra maddesi olmaması (2) Bilançonun doğru ve eksiksiz olması (3) Kararda aksine açıklığın bulunmaması. Bu üç şart gerçekleşmiş ise, pay sahipleri bilançoyu onaylarken ibra yönünde bir irade taşımasalar, bilançonun onaylanması sonucunda ibra sonucunun doğacağını bilmeseler dahi ibra sonucu Kanun hükmü gereği doğacaktır. Burada kanun bilançonun onaylanması olgusuna ibra sonucunu bağlayarak bilançoyu onaylayan genel kurulun ibra iradesinin de bulunacağını varsaymıştır... Genel kurulun gündeminde, bilançonun onaylanması dışında ibraya ilişkin ayrı bir madde varsa, artık genel kurulda bilançonun onaylanarak kabul edilmesi TTK m. 424 hükmü kapsamında ibra sonucunu doğurmaz. Böyle bir durumda, ibra ve bilançonun onaylanması olguları birbirinden ayrı ve bağımsız kararlar olarak ortaya çıkar.\", (Okan, Neval: Şirketler Hukuku Şerhi (Editör Kemal Şenocak), C. 2, Ankara 2021, s. 2332-2333). <br>\tMahkemenin huzurundaki uyuşmazlıkta, bilançonun onaylanması ve ibra ayrı gündem maddeleri olduğu için örtülü bir ibra kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Bununla birlikte TTK m. 436/2 uyarınca \"Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.\"  Bu noktada doktrinde yapılan açılama \"... Oydan yoksunluk hükümlerine aykırı olarak alınan genel kurul kararlarının TTK m. 446/1,b uyarınca iptal edilebilirlik yaptırımına tabi olduğu kabul edilmelidir. Diğer yandan iptal edilebilirlik yaptırımı TTK m. 436 hükmüne aykırı olarak kullanılmış oylar çıkarıldığında kalan oylarla karar yeter sayısının sağlandığında gündeme gelebilir. Kalan oylar karar yeter sayısını sağlamıyorsa artık burada kurucu şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık söz konusu olduğundan yokluk yatırımından söz edilebilir.\", (Cenkci, Esra: Şirketler Hukuku Şerhi (Editör Kemal Şenocak), C. 2, Ankara 2021, s. 2476).   <br>\tMahkemenin huzurundaki uyuşmazlıkta; yönetim kurulu üyesi Fati Atat'ın kendi ibrasında oy kullandığı, bu durumun TTK m. 436/2'e aykırılık teşkil ettiği, söz konusu oylar sayılmadığında ise, ibra yönünde kullanılan bir oyun bulunmadığı, dolayısıyla alınan ibra kararının esasen \"yok\" hükmünde olduğu yönünde tespit yapılmıştır.<br>\t7. Nolu Gündem Maddesi: Şirket borçlarının pay sahipleri tarafından ödenmesine oyçokluğu ile karar verilmesi ; TTK m. 480/1 uyarınca \"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, esas sözleşmeyle pay sahibine, pay bedelini veya payın itibarî değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez.\"  Kanun koyucu hükmün gerekçesinde ise \"...Tek borç ilkesi, hükümde 'esas sözleşmeyle paysahibine, pay bedelini veya payın itibarî değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez' şeklinde ifade olunmuştur. Bu hüküm, yan düzenin esas sözleşmeyle düzenlenmesine engel olduğu kadar emredici niteliği sebebiyle yan düzenin bazı hükümlerini sorgulanabilir konuma getirmektedir. Hüküm başka kanunlara engel olucu bir aracı içermemekte, bu görevi sınırlı bir şekilde 340 ıncı maddenin son cümlesi üstlenmiş bulunmaktadır.\" açıklamasını getirmektedir. \"Emredici Hükümler\" başlıklı TTK m. 340 hükmü ise, \"Esas sözleşme, bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir. Diğer kanunların, öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar.\" şeklindedir. Emredici hükümler ilkesine aykırılığın hukuki sonuçları açısından, kanunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu bağlamda doktrinde ortaya konulan görüşler ise, şu şekilde özetlenmiştir: \"Türk hukukunda hakim görüş, anonim şirketlere ilişkin emredici hükümlere aykırılığın nasıl bir sonuç doğurduğunu değerlendirirken, TTK’nın genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünü düzenleyen 445 ve 447. maddelerinin dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle anonim şirketlere ilişkin her emredici hükme aykırılığın butlan sonucunu doğurmayacağını, ihlâl edilen hükmün niteliğine göre iptaledilebilirlik, butlan veya yokluk yaptırımının söz konusu olabileceğini ileri sürmüştür. Buna karşılık Şehirali Çelik, TTK’nın 340. maddesinin amacının aksi açıkça kabul edilmediği sürece anonim şirketlere ilişkin bütün hükümlerin emredici kabul edilmesi suretiyle, başta yatırımcılar ve alacaklılar olmak üzere şirketle ilişki içinde bulunan farklı grupların menfaatlerinin korunması olduğunu, düzenlemenin, uygulama alanının sınırlarının mümkün olduğunca net bir şekilde çizilebilmesini amaçladığını, konuya bu açıdan bakıldığında da, esasen bu amaca fiilen ulaşılabilmesinin ancak hükmün yaptırımının butlan olarak kabul edilmesi halinde mümkün olabileceğini iddia etmiştir. Yazar hükme aykırılığın yaptırımının her olaya ve ihlal edilen hükmün niteliğine ve koruduğu menfaate göre değerlendirilmesinin, hükmün uygulanma alanında esnekliğe ve belirsizliğe neden olacağını ileri sürmüştür.\", (Karasu, Rauf: \"Emredici Hükümler İLkesinin Kaplı Tip Anonim Şirketlerde ve Limited Şirketler Açısından Doğurdu Sorunlar ve Çözüm Önerileri\", TFM, 2015/1, s. 120). Bununla birlikte TTK m. 421 kapsamında \"(2) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin tümünü oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğiyle alınır:  a) Bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar.\"  düzenlemesi yer almaktadır. <br>\tMahkemenin huzurundaki uyuşmazlık kapsamında; 19.04.2024 tarihli davalı şirket genel kurulunun 7 nolu gündem maddesinin  TTK m. 480 ve TTK m. 340'a aykırılık teşkil ettiği bu sebeple hükümsüz olduğu, ancak hükümsüzlüğü şekli açısından kanunda açık düzenleme bulunmadığı gibi doktrinde de görüş birliğinin söz konusu olmadığı, ayrıca ilgili gündem maddesinin esas sözleşme değişikliği olarak gerçekleştirilmek istendiği varsayılsa bile bu sefer de TTK m. 421/2'e aykırı olarak oy birliği ile değil, oy çokluğu ile alındığından gerekli yeter sayı sağlanamadığı, bu açıdan da \"yok\" hükmünde olduğu yönündeki tespitimiz bulunmaktadır. <br>\t8 Nolu Gündem Maddesi: Şirket zararlarının pay sahipleri tarafından hisseleri oranında karşılanmasına oyçokluğu ile karar verilmesi Mahkemenin huzurundaki uyuşmazlık kapsamında; (yukarıda 7 nolu gündem maddesi başlığı altında detaylı olarak açıklandığı üzere) 19.04.2024 tarihli davalı şirket genel kurulunun 8 nolu gündem maddesinin de TTK m. 480 ve TTK m. 340'a aykırılık teşkil ettiği bu sebeple hükümsüz olduğu, ancak hükümsüzlüğü şekli açısından kanunda açık düzenleme bulunmadığı gibi doktrinde de görüş birliğinin söz konusu olmadığı, ayrıca ilgili gündem maddesinin esas sözleşme değişikliği olarak gerçekleştirilmek istendiği varsayılsa bile bu sefer de TTK m. 421/2'e aykırı olarak oy birliği ile değil, oy çokluğu ile alındığından gerekli yeter sayı sağlanamadığı, bu açıdan da \"yok\" hükmünde olduğu yönündeki tespitimiz  bulunmaktadır. <br>\t9 Nolu Gündem Maddesi: Sermayenin artırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliği ;Sermaye artırım kararı esas sözleşme değişikliği gerektirmekte olup, TTK m. 421 \"(1) Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır...\"  İlgili gündem maddesinde her ne kadar \"oybirliği\" yazıyor olsa da davacının genel kurula katılmadığı yönünde taraflar arasında ihtilaf bulunmadığından işbu kararın oy birliği ile alınmış olması mümkün değildir. Buna karşın, işbu kararın oy çokluğu ile alınması, yeter sayılar açısından TTK m. 421/1'e uygunluk göstermektedir. Konuya ilişkin olarak Sayın Mali Bilirkişi tarafından yapılan tespit ise, \"İhtilaf konusu olan Genel Kurulda alınan bir diğer karar olan ve yukarıda 9. Madde de zikredilen Rüçhan Hakkı kullanılması için  Davacı ... da davet edilmiş ve tebligat yapıldığı görülmüştür. Sermaye artırımında 1.900.000 TL lik bir artış öngörülmüştür. Buna ilişkin gazete 24.04.2024 tarih ve ... sayılı gazetede yer almaktadır. ... tarafından rüçhan hakkının kullanıldığı, gerekli sermaye ödemelerinin yapıldığı tespit edilmiştir. Davacı tarafça herhangi bir ödemenin, rüçhan hakkının kullanılmasına yönelik bir talebin de bulunmadığı görülmüştür.\" şeklindedir. Bununla birlikte, sermaye artırım kararının TTK m. 456 ve 462 açısından değerlendirilmesi ve bu bağlamda hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi açısından dosyada bilanço gelir tablosu gibi mali veri bulunmamaktadır. \" diyerek raporun sonuç kısmında ;  ...'nin Karar Defteri İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 13.02.2020 tarih ve .... işlem numarası ile tasdik işleminin yapıldığı ve Firma ilk kurulurken 100.000 TL sermaye ile kurulduğu,  Doktrinde iyiniyetli ve usulüne uygun çağrının herhangi bir nedenle ulaşmamasının çağrıyı sakatlamayacağı görüşünün bulunduğu tespit edilmiş olup, davanın TTK m. 445'e uygun olarak süresi içerisinde açıldığı, mahkemenin kanaatinin  çağrının usulsüz olmadığı yönünde olması halinde ise , işbu davanın \"iptale ilişkin hususlar açısından\" TTK m. 446'da yer alan şartları taşımadığı, zira toplantıya katılarak ilgili kararlara muhalefet şerhi konulmadığı, bununla birlikte \"butlan\" veya \"yokluk\" açısından söz konusu şartların aranmadığı, iptal yaptırımı açısından yapılan açıklamaların usul ekonomisine hizmet amacıyla mahkemenin görüşünün çağrının usulsüz olduğu yönünde olması ihtimaline karşı rapora eklendiğini,  uyuşmazlık konusu genel kurulun 2 nolu gündem maddesine ilişkin lafzı yorumun mahkemede olduğunu, uyuşmazlık konusu genel kurulun 4 nolu gündem maddesine ilişkin olarak herhangi bir hükümsüzlük sebebinin söz konusu olmadığı, uyuşmazlık konusu genel kurulun 5 nolu gündem maddesine ilişkin olarak,  doktrinde iyiniyet ilkesi açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği görüşü bulunmasına karşın, kanunda ibra edilmeden tekrar seçilmeyi engelleyecek açık hüküm bulunmadığını,  uyuşmazlık konusu genel kurulun 6 nolu gündem maddesine ilişkin olarak alınan ibra kararının \"yok\" hükmünde olduğunu , uyuşmazlık konusu genel kurulun 7 nolu gündem maddesine ilişkin olarak alınan kararın kanuna aykırılık teşkil ettiğini, ancak hükümsüzlüğün türünün (iptal/ butlan/ yokluk)  mahkemenin takdirinde olduğunu, uyuşmazlık konusu genel kurulun 8 nolu gündem maddesine ilişkin olarak alınan kararın kanuna aykırılık teşkil ettiğini, ancak hükümsüzlüğün türünün (iptal/ butlan/ yokluk) mahkemenin  takdirinde olduğunu raporlarında belirttikleri görülmüştür. <br>TTK'nun İptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446.maddesinde ; <br>\"(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,<br>b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,<br>c) Yönetim kurulu,<br>d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.\" denilmiştir.  <br>TTK'nun  Butlan başlıklı  447.maddesinde  ; <br>\"(1) Genel kurulun, özellikle;<br>a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,<br>b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,<br>c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.\" denilmiştir. <br>Davacı öncelikle söz konusu genel kurulda alınan ve numarasını bildirmiş olduğu kararların yoklukla malul olduğunun tespitine olmadığı takdirde iptaline karar verilmesini istemiştir. <br>4 nolu gündem maddesi ile alınan bir karar olmadığı sadece yönetim kurulu faaliyet raporunun okunduğu görülmekle, davalı şirketin 19/04/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında 4 nolu gündem maddesiyle alınan bir karar bulunmadığından bu madde yönünden açılan butlan olmadığında iptaline yönelik davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle bu madde yönünden açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davacının diğer gündem maddeleri açısından açmış olduğu kararların batıl olduğu - yok hükmünde olduğu yönünde karar verilmesi ile ilgili değerlendirme yapıldığında ; TTK'nun  Oydan yoksunluk başlıklı 436.maddesinde ; <br>\" (1) Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.<br>(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.\" denilmesine rağmen şirketin yöneticisi olan ...'ın katılımı ve olumlu oyu ile kendi kendini ibra etmesi TTK'nun 436.maddesine açık aykırılık taşıdığından, söz konusu genel kurulda ibra ile ilgili alınan 6 nolu karar açıkça kanuna aykırılık taşıdığından 6 nolu gündem maddesi ile alınan kararın yoklukla malul olduğu anlaşılmaktadır. <br>Genel kurulda alınan 7 ve 8 nolu maddeler değerlendirildiğinde , bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ; <br>TTK'nun 480.maddesinde  ; <br>\"(1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, esas sözleşmeyle pay sahibine, pay bedelini veya payın itibarî değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez.<br>(2) Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden anonim şirketlerde esas sözleşme ile yönetim kuruluna primli pay çıkarma yetkisi tanınabilir.<br>(3) Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına ilişkin hakları saklıdır.<br>(4) Pay devirlerinin şirketin onayına bağlı olduğu hâllerde, esas sözleşmeyle pay sahiplerine sermaye taahhüdünden doğan borçtan başka, belli zamanlarda tekrarlanan ve konusu para olmayan edimleri yerine getirmek yükümlülüğü de yüklenebilir. Bu ikincil yükümlülüklerin nitelik ve kapsamları pay senetlerinin veya ilmühaberlerin arkasına yazılabilir.\"<br>TTK'nun 340.maddesinde  ; <br>\" (1) Esas sözleşme, bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir. Diğer kanunların, öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar.\" denildiğinden , genel kurul toplantısında alınan 8 nolu karar ile şirketin uğradığı zararın şirket ortaklarınca hisseler oranında karşılanması yine şirketin ortaklara olan borcunun rakamsal olarak verilerek bu borcun %97,5'nin ...'a %12,5'inin ...'a ait olduğunu, şirketin ortaklık yapısı oranındaki dağılımının şirketin finansal olarak yeterlilik kazandırmada  ortaklar arasında eşitlik sağlanamadığı belirtilerek ... tarafından sağlanan finansmanın ortak ...'ın hissesi oranında katılmasına ve ...'ın hissesine düşün 331.630,48TL talep edilmesine yönelik ...'ın tek başına aldığı kararların TTK'nun 480 ve TTK'nun 340.maddelerindeki emredici hükümlerine aykırı olduğu , söz konusu maddelere açık aykırılık nedeniyle alınan  kararların yok hükmünde olduğu kanaatine varılarak 19/04/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 6,7 ve 8 nolu gündem maddeleri ile ilgili kararların yoklukla malül olduğu kanaatine varılmıştır. Sermayenin artırılmasına yönelik kararların , Yargıtay 11 H.D.'nin 2023/6913 esas 2025/593 karar ve aynı dairenin 2021/3144 esas 2022/7095 karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, yokluk/butlana tabi olmayıp iptale tabi kararlar olduğu belirtildiğinden , sermaye artırımı ile ilgili gündem maddesi ile diğer gündem maddeleri açısından davacının fazlaya ilişkin butlan/yoklukla malul olduğuna yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Davacının , davalı şirketin 19/04/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2,3,5 ve 9 (4 nolu gündem maddesinde alınan karar bulunmayıp, 6,7,8 nolu gündem maddeleri açısından yoklukla malul olduğu kanaatine varıldığından) gündem maddelerinin iptaline yönelik değerlendirme yapıldığında, davalı tarafından dosyaya sunulan delillerden anlaşıldığı üzere genel kurul gündem maddelerinin ve toplantı yeri ve tarihinin usulüne uygun şekilde davacıya bildirildiği, ticaret sicil gazetesi ile ilan edildiği, davacının toplantıya katılmadığı anlaşıldığından TTK'446.maddesi gereğince çağrı usulüne uygun şekilde yapılmış ve davacıya da tebligat yapıldığından , davacının toplantıya katılarak olumsuz oy vererek muhalefet şerhini de yazdırmasına ilişkin dava şartları da oluşmadığından  ( kaldı ki dava şartı oluşsa dahi sermaye artırımına ilişkin madde ve geri kalan 2,3 ve 5 nolu maddeler yönünden de  davacının toplantıya katılması halinde dahi pay miktarı dikkate alındığında, alınan kararı etkileyecek nitelikte de bulunmadığından  ) bu maddeler ile ilgili iptaline yönelik davacı talebinin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM  : Yukarıda açıklanan nedenlerle  ; \t<br>1-Davalı şirketin 19/04/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında 4 nolu gündem maddesiyle alınan bir karar bulunmadığından bu madde yönünden açılan butlan olmadığında iptaline yönelik davada davacının hukuki yararının bulunmaması nedeniyle bu madde yönünden açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, <br>2-Davacının diğer gündem maddeleri açısından açmış olduğu butlan kararı verilmesine yönelik talebin kısmen kabulü ile;<br>a-Davalı şirketin 19/04/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında 6,7,8 nolu gündem maddeleriyle alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, <br>b-Davacının butlan iddiasıyla açmış olduğu fazlaya ilişkin talebinin reddine, <br>3-Davacının, davalı şirketin 19/04/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2,3,5 ve 9 nolu kararların iptaline yönelik taleplerinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, <br>4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>6-Davacı tarafından yapılan 488,60TL ilk masraf , 20.000,00TL bilirkişi ücreti, 337,00TL tebligat tezkere gideri olmak üzere toplam 20.825,60TL  yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 10.412,80TL'sinin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>7-Davacı tarafından yatırılan 427,60TL peşin karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>8-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce resen ilgilisine iadesine, <br>9-Bu dava sebebiyle 615,40TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden, başta yatırılan 427,60TL harçtan mahsubu ile kalan 187,80TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, <br>Taraf vekillerinin yüzlerine karşı,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.09/10/2025<br><br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ... <br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9037f15c80240cb9","SID":"f1985908265a6079"}}