{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1768 <br>KARAR NO\t: 2025/1042<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/11/2019<br>NUMARASI\t: 2018/889 Esas 2019/1014 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 01/10/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile;  müvekkilinin, davalı tarafın işletmecisi olduğu ... Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleşecek olan; her türlü kongre, konferans, seminer, tanıtım, fuar, seri, konser, çok amaçlı tüm etkinlikler ve organizasyonlarda, her türlü ses, ışık, görüntü sistemleri ile değişen teknoloji ile birlikte çıkmış ve çıkacak bu konu dahilindeki yeni teknolojileri içermek kaydı ile müvekkil tarafından kendi nam ve hesabına temin edilerek tüm sistemin tesisi, işletilmesi, bakımı, ...'a, adı gecenin müşterilerine verilecek hizmetlerin ...'ın gözetimi altında müvekkil nam ve hesabına müvekkil tarafından sağlanması ve gerek sözleşmenin imzası sırasında ...'ın işletmecisi olduğu ... Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerekse ...'ın işletmecisi olmadığı mekanlarda, ... tarafından yönlendirilmiş işlerde müvekkil tarafından verilecek hizmetleri ve bedellerinin tahsilini, tarafların birbirlerine yapacağı ödemeleri ve diğer şartları davalı firma ile karşılıklı üstlendiğini, davalı tarafından sözleşmenin 7.maddesine uyulmadığını, davalının tarafın müvekkilinin fatura karşılığı alacaklarını 3 kişilerden tahsil etmesine rağmen sözleşmeye aykırı biçimde müvekkiline ödemediğini, davacı tarafından davalıya gönderilen Beyoğlu 15.Noterliği ... yevmiye numaralı 23.02.2018 tarihli ihtarla, müvekkilin davalı firmadan, alacağını sözleşmede taahhüt edilen 10 günlük ödeme süresinin üzerinden günler geçmesi ve defalarca yapılan görüşmelere rağmen ödenmemesi,ayrıca davalının alacağı tahsil etmiş olmasına rağmen, müvekkile sözleşmeyi ihlal ederek ödemeyi geciktirmesi nedeniyle, cari hesap tablosuna göre ocak ayı faturaları toplamı dahil 2.716.465,22 TL'nin, ihtarın davalıya tebliğinden itibaren 10 gün içinde müvekkil firmaya ödenmesini ihtar ettiğini, davacının davalıya bu takiple ilgili aralarındaki anlaşmaya istinaden vermiş olduğu hizmetlerden takibe konu faturaların düzenlediğini, davalıya iş bu faturaların teslim edildiğini, akabinde anılı faturalardan kaynaklı  cari hesap alacağının tahsili amacıyla  borçlu şirket aleyhinde İstanbul 27. İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı dosyasında toplam 2.447.655,99 TL alacağın tahlisi iiçn ilamsız icra yoluyla başlatılan takibe davalı borçlu şirketin \" ödeme emrine karşı borca, borcun fer 'ilerine, faize, faiz oranına\"  itiraz ettiğini,ancak aynı gün müvekkili şirket hesabına dosya dışında banka havalesiyle anılan icra dosya numarasını açıklamaya yazarak 27.03.2018 tarihinde 1.000.000,00 TL ödeme yapıldığını, huzurdaki davaya dayanak icra takibi taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu fatura alacağından kaynaklandığını, davalı ile müvekkil arasında işlerin devam etmekte olduğunu, iş bu davaya esas takip borcunu ödemediği gibi yeni işlere ilişkin ödenmeyen alacaklar içinde yasal takibe geçildiğini, neticeten; dava konusu miktar ile sınırlı kaydı ile davalıya ait menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde tedbir isteminin HUMK 101 vd maddeleri çerçevesinde kabulü ile ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, İstanbul 27. İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı icra dosyasına davalı tarafından yapılan takibe, borca, faize, faiz oranına, borcun ferilerine haksız itirazların iptaline, takibin İstanbul 27. İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı dosyası üzerinden devamına, takip konusu borcun temerrüt tarihinden itibaren işlemiş güncel en yüksek ticari temerrüt faiziyle ödemesine, davalı aleyhine takip konusu alacağın % 20 'sin den az olmamak üzere şartları  gerçekleşmiş oluşan icra inkar tazminatın mahkum edilmesine, davalıdan alınıp müvekkile ödenmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin yeni yönetiminin göreve başladıktan sonra yapılan araştırma ve belge incelemelerinde davacı tarafın davaya ve takibe dayanak yaptığı sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müşterilerden hakkında özellikle yüksek fiyat vermesi sebebi ile anlaşmalar yapılmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirketin yüksek fiyat vererek hizmet vermekten kaçınması nedeni ile çok fazla zarara uğradığını, davacının sözleşme gereği görevini tam olarak yerine getirmediğinden ve ayrıca alacak likit olmadığından gerek dava dilekçesinde gerekse takipteki miktarlar oldukça farklı olduğundan ve varlığı iddia edilen alacak miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmayıp reddininin gerektiğini, davacının haksız ve mesnetsiz olarak takib yapmış olduğunu, yargılama aşamasında celp ve tetkik edilebilecek, icra ve dava dosyalarında, bu durumun açıkça görüleceğini, neticeten; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, haksız ve mesnetsiz tedbir talebinin reddine, sayın mahkemece aksi kanaatte olunması halinde davacının yüksek fiyat vererek, müşteri kaybına sebep olması nedeni ile müvekkil şirketin uğradığı zararların değerlendirilerek BK. 182/son maddesi gereğince hak ve nefasete göre karar verilmesini,yine davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, haksız ve mesnetsiz kötü niyetli takip sebebiyle davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, \" Mali incelemede, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibari ile 320.1.1.01.017 no.lu cari hesap ekstresine göre davalının davacıya 2.585.418,81 TL ve 320.1.1.01.024 no.lu cari hesap ekstresine göre davalının davacıya 515.780,25 TL olmak üzere toplamda 3.101.199,06 TL borcunun bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi 16.03.2018 itibariyle davacının davalıdan 3.101.199,07 TL alacaklı olduğu, taraf ticari defterlerinin takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 3.101.199,06 TL alacaklı olduğu yönünde birbiri ile uyumlu olduğu, davacının takip konusu alacağa ilişkin davalıya 2017 ve 2018 yıllarına ait 21 adet toplamda 2.013.985,48TL + 362.697,38TL (KDV) olmak üzere toplamda 2.376.502,86TL tutarında fatura düzenlenmiş olduğu, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 3.101.199,06 TL alacaklı olduğu ise de taleple bağlılık ilkesi gereği davacının davalıdan 2.376.128,00 TL asıl alacak ve 7.698,00 TL tutarında işlemiş faiz olmak üzere toplamda 2.383.826,00 TL alacaklı olduğu, davalının takip tarihinden sonra davacıya yapmış olduğu ödemelerin toplamda 1.150.000,00 TL olduğu ve bu ödemelerin davacının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, BK 100 md karşın davacı ticari defterlerinde davalı ödemelerinin asıl alacaktan mahsup edilmiş olduğundan dava tarihi itibari ile davacının davalıdan 1.226.128,00 TL bakiye asıl alacağının olduğu tespit edilmiştir. Davanın bu miktar üzerinden kabulü gerekmiştir.Davacı yan; 150.000 TL lik ödemenin takibe konu borçla ilgisi olmayıp takip sonrası devam eden ticari ilişki sonucu oluşan borca karşılık yapıldığı ve icra dosyasına mahsuben yapıldığının belirtilmemiş olması karşısında takip konusu borçtan mahsup edilemeyeceğini beyan etmekte ise de; aksi kanıtlanamadığından   BK 102 maddesi gereğince muaccel alacaktan mahsup edilmesine yönelik bilirkişi mütalası yerinde görülmüştür. Ayrıca her ne kadar ödemenin BK 100 maddesi  gereğince faiz ve masraflardan düşülmesi kuralı uygulanır ise de; davacı yan mahsubu asıl alacaktan yaptığından ve talep aşılamayacağından bilirkişilerce doğrudan asıl alacak üzerinden yapılan mahsuplaşma da yerinde görülmüştür. Davalı taraf; davacının müşterilere yüksek fiyat vererek hizmet vermekten kaçındığını ve müvekkilinin zarara uğradığını beyan etmekte ise de; bu yöndeki dava hakkını saklı  tuttuğundan ve huzurdaki davanın konusunu oluşturmadığından huzurdaki davada inceleme konusu yapılmamıştır.Davalı taraf; müvekkiline ait malzemelerin davacı tarafça alınması nedeniyle iş yapılamadığı ve zarara uğradığı, bu zararın tespiti ile indirime gidilmesi talebinde bulunmuş ise de;  davalı taraf takipten sonra dahi ticari ilişkiye devam etmiş olup faturaları defterine kaydetmiş ve bunun yanında davalı savunmasına sözleşmeye aykırılık ve fesih maddesindeki usule uygun işlem tesis edilmediğinden  bu yöndeki savunması yerinde görülmemiştir.Mahkememizce icra edilen yargılama ve tekmil dosya münderecatından edinilen vicdani kanaat gereğince; davanın kısmen kabulü ile; İstanbul 27.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 1.226.128,00TL alacaklı olduğunun tespiti ile, bu miktara vaki itirazın iptaline, bu miktara takipten itibaren yıllık %10,75'i geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi ile birlikte takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, davalı borçlunun likit olan alacak nedeniyle % 20 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine dair  \"  karar verilmiştir<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;  mahkemenin, davalının takip tarihinden sonra (dava tarihinden önce) davacıya yapmış olduğu ödemelerin toplamda 1.150.000,00 TL olduğu, bu ödemelerin davacının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu tespitindeki dayanak gösterilen 150.000,00 TL'nin bu dosya alacağı ile ilgisi olmadığını, müvekkil davacıya 1.000.000.-TL icra takibi  açıldıktan sonra yatırıldığını diğer 150.000,00 TL ise devam eden  iş ilişkisi nedeniyle müvekkil tarafından verilen başka hizmetlere karşılık yatırıldığını,  davalı sadece  27.03.2018 tarihinde açıkça İstanbul 27.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı borcuna karşılık açıklaması ile yatırdığı 1.000.000,00 TL'nin  icra dosyasından mahsup edilmesi gerektiğini, kaldı  ki bu yatırılan 1.000.000,00 TL de asıl alacaktan değil, bu kısım üzerinden borcu davalı borçlu  açıkça kabul ettiğinden BK 100. maddeye göre  icra dosyası borcunun faiz ve masrafından düşülmesi gerektiğini, asıl alacaktan mahsup edilmesi yasaya aykırı olduğunu, davalı borçlu müvekkil hesabına yatırmakla icra dosyasına da aynı günde bildirimde bulunmuş olup 100.000.-TL ve 50.000.-TL konusunda beyanı olmadığını, icra dosyasına yapılan bildirimle de iş bu 1.000.000-TL asıl alacaktan düşülemeyeceğini, icra dosya ve masrafları, harçlar, faiz öncelikle bu miktardan mahsup edildikten sonra toplam alacaktan kalan bedel düşülmesi gerektiğini,Müvekkilim tarafından takibe konulan faturalar 21 adet olup 19.01.2018 e kadar kesilen faturalar olduğunu, müvekkilim 19.01.2018  tarihine kadar biriken fatura karşılığı  2.776.148 ,49 TL'nin ödenmesi için davalıya  ihtar çektiğini ve bu  tarihten sonra davalıya hizmet vermeye devam ettiğinden verilen yeni hizmetlerin bedeli de bu alacağa eklendiğini, müvekkilim  ihtar çektiği 19.01.2018 tarihinden  yasal takibe geçtiği 16.03.2018 tarihine kadar ve halen de davalı firmayla çalışmakta olup bu arada da fatura karşılığı hizmet vermeye devam ettiğini, müvekkil firmanın iş bu takip konusu alacağını takibe koymadan evvel takip konusu 21 adet fatura  dışında, davalıya firmaya  vermeye devam ettiği 19.01.2018 tarihinden başlamak üzere 22.03.2018  tarihine  kadar, 16 adet fatura ile verilen hizmetlerden dolayı davalı firma müvekkil firmaya salt bu tarihler arası dava konusu alacağa ek olarak toplam 900.221,79 TL borçlandığını, davalı bu borcun; 400.000.-TL'sini 05.02.2018 tarihinde, 50.000.-TL'sini 02.03.2018 tarihinde, 4755,40.-TL'sini 07.03.2018 tarihinde, 1457,57.-TL'sini 02.03.2018 tarihinde,100.000. TL'sini 20.03.2018 tarihinde 50.000.-TL'sini 21.03.2018 tarihinde müvekkil hesabına yatırdığını davalı, 19.01.2018 tarihinden 22.03.2018 tarihine kadar aldığı hizmetlere karşılık   (03.02.2018 tarihli fatura ile  başlamak üzere 22.03.2018  tarihine kadar ) raporda tespit edilen 150.000.-TL lik ödeme  de mahsup edildiğinde halen salt 16 adet fatura karşılığı 294.008,82.-TL borçlu olduğunu, ayrıca hükümde ''bu miktara takipten itibaren yıllık %10,75'i geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi ile birlikte takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına,''kararı verildiğini, yıllık faizin 10.75 ile sınırlandırılması yönünde verilen karar yerinde olmadığını, borcun doğduğu  tarihten itibaren güncel en yüksek ticari temerrüt faiz oranı ( o tarihte yıllık % 10.75 ), alacağın tahsil tarihine kadar oran değiştiği takdirde değişen güncel  oranlarda alacak  üzerinden temerrüt faizi işletilmesi olarak hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüştür.Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davacı vekili dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmının 2. maddesinde İstanbul 27.İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile yapılan takibin devamı talep edildiğini, bir başka değişle dava itiraz iptali davası olarak ikame edildiğini, diğer bir yandan harca esas değer olarak 1.400.000,58.-TL belirtilerek ve bu kere fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı mahfuz kalmak kaydı ile şimdilik bu bedel talep edilerek davaya alacak davası niteliği kazandırdığını, bu nedenle ilk derece mahkemesince dikkate alınmayan bu husus dikkate alınması, açılan davanın itiraz iptali mi yoksa alacak davası olup olmadığı belirsiz olduğundan ilgili ilk derece mahkemesi kararının bozularak yeniden inceleme yapılması ve davanın usulden reddedilmesini talep ettiğini, Müvekkil şirketin yeni yönetimi göreve başladıktan sonra yapılan araştırma ve belge incelemelerinde  davacı tarafın davaya ve takibe dayanak yaptığı sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müşterilerden hakkında özellikle yüksek fiyat vermesi sebebi anlaşmalar yapılmadığı tespit edildiğini, müvekkil şirket,davalı tarafın yüksek fiyat vererek hizmet vermekten kaçınması nedeni ile çok fazla zarara uğradığını, buna ilişkin her türlü  talep ve dava hakkını mahfuz tuttuklarını, ayrıca davacı şirketin, davalı şirkette bulunan birçok malzemeyi alıp gitmesi ve işlerin yapılamamasına ve dolayısıyla gelir kaybına neden olduğunu, iddiaya konu alacak, likit bir alacak olmadığından icra inkar tazminatı kararı yerinde olmadığını ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet ilişkisinden kaynaklanan faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul 27. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 18 adet (07/10/2017 ila 12/01/2018  arası muhtelif tarihlerde düzenlenen) faturaya istinaden 2.376.128,00 asıl alacak, 71.527,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.447.665,99 TL  alacağın tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde, iddia ve savunma doğrultusunda ekonomist ..., mali bilirkişi ... ve sektör uzmanı ... marifetiyle inceleme icra edilerek konuya ilişkin alınan  09/08/2019 tarihli heyet raporu ;\"Davacı ... Merkezleri Teknik Prodüksiyon Hiz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. 2017 ve 2018 yıllarına defterlerinin, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan ticari defterleri ile ilgili olarak, davacının 2017 ve 2018 yılları yevmiye, defteri kebir, envanter defterlerinin açılış tasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, 2017 yılı yevmiye defteri kapanış tasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, 2018 yılı yevmiye defteri kapanış tasdik süresi dolmadığından yaptırılmamış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davacının 2017 ve 2018 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi (16.03.2018) itibariyle davacının davalıdan 3.101.199,07 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalı ... Uluslararası Kongre Sarayı Tesisleri İşletmecigi Tic. A.Ş 2017 ve 2018 yılları ait ibraz edilen ticari defterlerini 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2017 yılı ticari defterleri ile ilgili olarak, davalının 2017 yılında e-defter sistemine tabi olduğu, e-defter sisteminde yalnızca envanter defterinin noter tasdikine tabi olduğu, davalının 2017 ve 2018 yılları envanter defteri açılış kasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davalının 2017 ve 2018 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.Davalı yanın incelenen ticari defterlerinde davacı yan ile olan cari hesap hareketlerini 320.1.1.01.017 ve 320.1.1.01.024 nolu iki ayrı hesap kodunda takip etmekte olduğu görülmüştür.Davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi (16.03.2018) itibariyle 320.1.1.01.017 no.lu cari hesap ekstresine göre davalının davacıya 2.585.418,81 TL borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. Davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi (16.03.2018) itibariyle 320.1.1.01.024 no.lu cari hesap ekstresine göre davalının davacıya 515.780,25 TL borcunun bulunduğu tespit edilmiştir.Davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibari ile 320.1.1.01.017 no.lu cari hesap ekstresine göre davalının davacıya 2.585.418,81 TL ve 320.1.1.01.024 no.lu cari hesap ekstresine göre davalının davacıya 515.780,25 TL olmak üzere toplamda 3.101.199,06 TL borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi (16.03.2018) itibariyle davacının davalıdan 3.101.199,07 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi (16.03.2018) itibariyle 320.1.1.01.017 no.lu hesaptan 2.585.418,81 TL ve 320.1.1.01.024 no.lu hesaptan 515.780,25 TL olmak üzere davalının davacıya toplamda 3.101.199,06 TL borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. Taraf ticari defterlerinin takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 3.101.199,06 TL alacaklı olduğu yönünde birbiri ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.Davacının takip konusu alacağa ilişkin davalıya 2017 ve 2018 yıllarına ait 21 adet toplamda 2.013.985,48TL + 362.697,38TL (KDV) olmak üzere toplamda 2.376.502,86TL tutarında fatura düzenlenmiş olduğu tespit edilmiştir.Davalının ticari defterlerine göre yapılan inceleme neticesinde davacının takip konusu alacağın ilişkin olarak davalıya düzenlemiş olduğu 2017 ve 2018 yıllarına ait 21 adet 2.013.985,48TL + 362.697,38TL (KDV) olmak üzere toplamda 2.376.502,86TL tutarındaki faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı dolayısıyla kabulünde olduğu kanaati varılmıştır.Davalının takip tarihinden sonra (dava tarihinden önce) davacıya yapmış olduğu ödemelerin toplamda 1.150.000,00 TL olduğu, bu ödemelerin davacının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.Özetle; davacının takip konusu alacağına ilişkin olarak davalıya düzenlemiş olduğu 2017 ve 2018 yıllarına ait 21 adet yılında 2.013.985,48 TL + 362.697,38 TL (KDV) olmak üzere toplamda 2.376.502,86 tutarındaki faturalardan kaynaklı olduğu, mezkur faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı ve dolayısıyla kabulünde olduğu, davalının takip tarihi sonrası dava tarihinden önce davacıya toplamda 1.150.000,00 TL ödeme yaptığı, ilgili ödemelerin davacının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, dolayısıyla davacı alacağından mahsup edilmesinin gerekeceği, bu itibarla takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 3.101.199,06 TL alacaklı olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği 2.376.128,00 TL tutarında alacaklı olduğunun kabulünün gerekeceği, davalının takip tarihinden sonra yapmış olduğu 1.150.000,00 TL ödemenin anapara alacağından mahsubu neticesinde dava tarihi itibari ile davacının davalıdan (2.376,128,00 TL - 1.150.000,00 TL) ; 1.226.128,00 TL bakiye alacağının olduğu kanaatine varılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 10.maddesinde \"aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlarhükmü bulunmaktadır. Bu hükümler gereğince, davacı alacaklının takip tarihi itibariyle işlemiş faiz talep edebilmesi için davalı borçluyu icra takibinden önce temerrüde düşürmüş olması gerekmektedir.Davacının takip tarihinden önce davalıya ödeme ihtarının bulunduğu mezkur ihtarnamenin 23.02.2018 tarihinde davalı adına ...'e tebliğ edildiği mezkur ihtarnamede \"2.716.465,22.-TL ödemenin muhatap firmaya yapılmış olması nedeniyle bu t oplam bedelin iş bu ihtarın tarafınıza tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde müvekkil firma hesabına ödenmesi hususunun muhataba ihtarı\" şeklinde olduğu dolayısıyla davacının davalıya göndermiş olduğu ihtarnamenin davalı tarafından tebliğ alınmış olduğu hususunun davalının kabulünde olduğu, davacının davalıya düzenlemiş olduğu ihtarnamesinde 10 gün içerisinde ödenmesi talebinde bulunduğu, bu itibarla davalının 05.03.2018 tarihi itibariyle temerrüde düşmüş olduğu,  davacının 2.376.128,00 TL tutarındaki asıl alacağına ilişkin takip tarihi itibariyle işlemiş faiz tutarı 7.698,00 TL olarak hesap edilmiştir. Bu itibarla davacının davalıdan 7.698,00 TL işlemiş faiz talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Takdir Sayın Mahkemeye aittir.Sözleşmenin bağımsızlık başlıklı 8. maddesinde sözleşmenin bir \"Hizmet Sözleşmesi\" olduğu, herhangi bir kira, ortaklık, şirket ve benzeri veya sair bir sözleşme olmadığı açıkça kabul ve beyan edilmiştir. Sözleşmenin uygulanacak fiyatlar başlıklı 6. maddesinde de davacı ... tarafından davalı ... müşterilerine verilecek hizmetlerin fiyatlarının taraflarca birlikte tespit edileceği kabul edilmiş bulunmaktadır. Dosyada mübrez Beyoğlu 15. Noterliği 09.07.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamede her ne kadar davacı Spektrum davalı ...' ın sözleşmeyi ihlal ederek, yazılı onay şartını yok sayarak yazılı onay almaksızın keyfi indirimler yaptığından bahisle maddi kayba uğradığını beyan etmişse de iş bu davada buna ilişkin bir talebi yoktur. Öte yandan davalı ..., davaya cevabında davacının yüksek fiyat vererek, müşterilerin kaybına sebep olması nedeni ile uğradığı zararların değerlendirilerek BK 182/son maddesi gereğince hak ve nesafete göre karar verilmesini talep etmiştir. Ancak bu konuyla ilgili somut bir zarar miktarı belirtmediği gibi talebini bir karşı dava biçiminde de ileri sürmemiştir. Zaten sözleşmenin anlaşmanın ihlali ve fesih / cezai şart başlıklı 19.1.2 maddesinde taraflardan herhangi biri iş bu sözleşmenin veya kanunun herhangi bir hükmüne riayet etmezse, diğer taraf muhalefetin mahiyetine göre azami yedi günlük bir mehil tayin eden yazılı bir ihtarname ile muhalefet eden tarafı bu müddet sonuna kadar anılan hükme riayet etmezse sözleşmeyi bu surette feshedeceği ve zarar ve ziyan talep edebileceği kabul edilmiş olduğundan fakat davada bu kurallara uygun bir işlem yapıldığı ileri sürülmediğinden bu davayla sınırlı kalmak kaydıyla davalının keyfi indirimler yaptığı veya davacının yüksek fiyat verdiği konularında bir değerlendirme yapmaya gerek görülmemiştir.Neticeten, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 3.101.199,06 TL alacaklı olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği davacının davalıdan 2.376.128,00 TL asıl alacak ve 7.698,00 TL tutarında işlemiş faiz olmak üzere toplamda 2.383.826,00 TL alacaklı olduğu, (BK 100 md karşın davacı ticari defterlerinde davalı ödemelerinin asıl alacaktan mahsup edilmiş olduğundan) dava tarihi itibari ile davacının davalıdan 1.226.128,00 TL bakiye asıl alacağının olduğu'' şeklinde beyan ve mütalaada bulundukları görülmüştür.Öncelikle davacı tarafça  2.376.128,00 asıl alacak, 71.527,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.447.665,99 TL  alacağın  tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış, takibe itiraz edilmesi nedeniyle   icra dosyasına yapılan takibe, borca, faize, faiz oranlarına, borcun ferilerine haksız itirazların iptaline, takibin devamına karar verilmesi istemiyle huzurdaki dava açılmıştır. Ancak dava dilekçesinde  harca esas değer olarak fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak ve ileride artırmak kaydıyla şimdilik 1.400.000,58 TL asıl alacak (bilirkişilerce hesaplanacak eksik kalan alacak, masraf, faiz ve yargılama giderleri hariç olmak üzere) gösterilmiş olup peşin harç da 1.400.000,58 TL üzerinden yatırılmıştır. Dava dilekçesinin harca esas değeri ile talep sonucu arasında çelişki bulunduğundan öncelikle bu husus davacı tarafça açıklattırılarak davanın kısmı dava olarak açılıp açılmadığı, diğer bir ifade  davalının yapmış olduğu itirazın, tüm takip tutarı üzerinden mi yoksa harca esas değer olarak gösterilen 1.400.000,58 TL alacak tutarı üzerinden mi iptali talep edildiği sorularak sonucuna göre varsa eksik harcın tamamlanarak karar verilmesi gerekmektedir.Dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında takibe dayanak yapılan 07/10/2017 ila 12/01/2018 arası muhtelif tarihlerde düzenlenen toplam 18 adet 2.376.502,86 TL tutarlı  faturaların (her ne kadar bilirkişi raporunda 21 adet olarak belirtilmiş ise de faturaların toplamında maddi hata yapıldığı anlaşılmakla) hem davacının hem davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu faturalardan kaynaklı bir ihtilaf bulunmadığı görülmüştür. Nitekim takibe dayanak yapılan faturalar dahil takip tarihi itibariyle her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 3.101.199,07 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan takip tarihinden sonra dava tarihinden önce davalı tarafça toplamda toplam 1.150.000,00 TL ödeme yapıldığı, söz konusu ödemelerin davalının defterlerinde; 20/03/2018 tarih \"C/H Mahsuben ödenen\" 100.000,00 TL,  21/03/2018 tarih \"C/H Mahsuben Ödenen\" 50.000,00 TL,  27/03/2018 tarih \"İst. 27. İcra Müd. ... E. Sayılı Borcuna Karşılık\" 1.000.000,00 TL olarak kaydedildiği, bu ödemelerin davacının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece her ne kadar ödenen 1.150.000,00 TL'nin tamamının takibe konu borca karşılık ödendiği tespiti yapılmış ise de defter kayıtlarından da anlaşıldığı üzere 1.000.000,00 TL'nin takip dosyasının borcuna karşılık, geriye kalan 150.000,00 TL'nin ise cari hesaba mahsuben ödendiği görülmüştür. Nitekim takibe konu faturalardan sonra da taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi devam ettiği anlaşılmıştır. Nitekim davacı vekili, davacının iş bu takip konusu alacağını takibe koymadan evvel takip konusu 21 adet fatura  dışında, davalıya firmaya  vermeye devam ettiği 19.01.2018 tarihinden başlamak üzere 22.03.2018 tarihine  kadar, 16 adet fatura ile verilen hizmetlerden dolayı davalı firma davacı firmaya salt bu tarihler arası dava konusu alacağa ek olarak  toplam 294.008,82 TL bakiye alacağı bulunduğunu iddia etmiştir. O halde davaya konu faturalar dışında ödeme tarihine kadan belirtilen tarihlerde davacının başkaca alacağı bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre ödenen toplam 150.000,00 TL'nin mahsubu gerekmediğine karar verilmesi gerekirken söz konusu davalı ödemelerinin asıl alacaktan mahsup edilmesi hatalı olmuştur.Diğer yandan  icra takibine başlamasından sonra itirazın iptal davası açıldığı tarihten önce davalı tarafça yapılan ödemeler TBK 100. maddesine göre öncelikle işlemiş faiz, takip masraflarına mahsup edilmesi gerekmektedir. Davacının söz konusu ödemeleri defterlerine kaydetmiş olması yapılan ödemeleri asıl alacaktan mahsup ettiği anlamına gelmeyecektir. Nitekim davaya konu icra takibinin \"Borçlar Kanunu'nun 100. Maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubuyla tahsili istemi \" ile başlatılmıştır.O halde mahkemece; davalı tarafça yapılan 1.000.000,00 TL ödeme dışında yukarıda izah edildiği üzere  150.000,00 TL ödemenin de  iş bu dosya yönünden kısmı ödeme olarak mahsubu gerekip gerekmediği tespit edildikten sonra davadan önce yapılan kısmi ödemelerin 6098 sayılı TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle takibe konu alacağın faiz ve fer'ilerine mahsup edilmesi suretiyle dava tarihi itibari ile bakiye borç miktarı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan davacı takip talebinde; asıl alacağa işleyecek yıllık %10,75 ticari temerrüt faiz (TTK md.1530/7) ve değişen oranlardaki faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği gözetilerek  temerrüt faizinin, alacağın tahsil tarihine kadarki değişen güncel ticari faizi ile birlikte hükmedilmesi gerekirken yıllık %10.75 ile sınırlandırması da hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmeksizin  davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine, karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/11/2019 tarihli ve 2018/889 Esas 2019/1014 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının iadesine, davacı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine5-Davacı ve davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2025<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a8f58980169d1d34","SID":"706dee5f550ae739"}}