{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2025/201 - Karar No:2025/1037<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/201 <br>KARAR NO\t: 2025/1037<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/174 E-2022/561 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Cezai Şart, Tazminat (Arsa Payı Karşılığı İnşaat \t\t\t   Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 09/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/10/2025<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart ve tazminat davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; müvekkili kooperatif tarafından yapımı üstlenilen ... parseller üzerindeki inşaatın tamamlanması konusunda davalı şirket ile 09.06.2014 tarihli inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin imza tarihinde davalıya her türlü belge ve yer tesliminin yapıldığını , söz konusu sözleşme gereğince davalı şirketin, işi en geç 07.09.2014 tarihinde tamamlayarak müvekkiline teslim etmesi gerektiğini,  sözleşmenin 25. maddesinde söz konusu işin süresinde bitirilmesini sağlamak için cezai şart öngörüldüğünü, buna göre sözleşmede belirlenen 07.09.2014 tarihinde inşaatın davalı yüklenici tarafından bitirilememesi durumunda günlük 1.500 TL cezai şart ödemesi kararlaştırıldığını, ne var ki sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra müvekkili kooperatif tarafından davalıya iş yapması için avans niteliğinde birçok ödemelerin yapıldığını ancak davalının inşaata hemen başlamadığını, bu konuda hemen işe başlanması ve işin zamanında teslimi konusunda 10'dan fazla ihtarname gönderildiğini, müvekkili kooperatifçe davalıya gönderilen ilk ihtarnamenin Ankara 50 Noterliği'nin 07/07/2014 tarih ve 14538 yevmiye nolu ihtarnamesi olduğunu, bu ihtarname ile sözleşmede belirlenen iş bitim tarihine 2 ay kalmasına karşın işin gidişinden süresinde yetişmeyeceğinin görüldüğü hatırlatılarak davalıya bu hususun bildirildiğini, sonrasında Ankara 53. Noterliği'nin 23/10/2014 tarih ve 28654 yevmiyeli başka bîr ihtarname ile sözleşmeye konu işlerle ilgili kooperatifin içerisinde bulunduğu sıkıntının hatırlatıldığını, 10/10/2014 tarihinden sonra şantiyede herhangi bir çalışma olmadığı belirtilerek, gecikme nedeniyle arsa sahipleri tarafından açılacak davalardan dolayı davalının hukuki ve ticari sorumluluğuna gidileceğinin açıkça ihtar edildiğini, bu ihtara rağmen davalı yanca yeniden çalışmaya başlanmadığının görüldüğünü, Ankara 53. Noterliği'nin 20/11/2014 tarih ve 31246 yevmiye no'lu ihtarname ile şantiyede herhangi bir çalışmanın olmadığı, bu durum nedeniyle kooperatifin uğrayacağı zararlardan dolayı davalının hukuki sorumluluğuna başvurulacağının yeniden ihtar edildiğini, bunlara ek olarak müvekkili kooperatif tarafından sözleşmeye konu işlerin zamanında tamamlanması, arsa sahiplerince kira/ gecikme tazminatı davası açılması durumunda buradan kaynaklanacak zararlar için davalıya rücu edileceğinin Ankara 50. Noterliği'nin 16.12.2014 tarih ve 23888 yevmiyeli,  27.02.2015 tarih ve 03574 yevmiyeli, 25.01.2016 tarih ve 0l502 yevmiyeli,  20.09.2016 tarih ve 17820 yevmiyeli ve Ankara 53. Noterliği'nin 15.01.2015 tarih ve 01209 yevmiyeli ihtarnameler ile defalarca kez bildirildiğini, davalı ve müvekkili kooperatif kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağı üzere; sözleşmenin imzalandığı 09.06.2014 tarihinden, işin sözleşmeye göre bitim tarihi olan 07.09.2014 tarihine kadar davalıya sözleşmeye konu işleri zamanında yerine getirebilmesini temin ve bu konuda desteklemek amacıyla toplamda 287.867,47 TL avans niteliğinde ödeme yapıldığını, ne var ki sözleşmedeki cezai şarta ve yapılan avans ödemelerine rağmen davalı tarafından zamanında işe başlanmadığını, davalının gecikmeli olarak imalatlara başladığını  ve sözleşme konusu işlerin ancak 17.11.2016 tarihli geçici kabul tutanağı ile müvekkiline teslim edildiğini, bu teslimden sonra dahi davalının işleri eksik bıraktığının tespit edildiğini ve bu hususun da davalıya ihtar edildiğini, davalının bu eksikleri sonradan da tamamlamadığını, davalının sözleşmenin imzalanmasından sonra işe başlamadığı hususunun Ankara Batı 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/1 D.İş sayılı dosya ile tespit ettirilmiş olup, bu hususun yine noter ihtarnamesi ile davalıya bildirilerek bir an önce işe başlamasının istendiğini, aynı şekilde kooperatif denetçileri tasfiye heyeti tarafından da davalının işe zamanında başlamamış olduğunun yerinde tespit edilerek bu hususunun kooperatif yönetimine bildirildiğini, tüm açıklamalar ve sözleşmenin açık hükmünden anlaşılacağı üzere; sözleşmeye konu  işleri süresinde tamamlamayan davalının müvekkiline işin bitmesi gereken tarih olan 09.07.2014 tarihinden işin bitirildiği tarih olan 07.11.2016 tarihine kadar günlük 1.500 TL cezai şart ödenmesi gerektiğini, bu kalem alacakları için fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı tutularak şimdilik 10.000 TL talepleri bulunduğunu, davalı yanın sözleşme ile üstlendiği işi zamanında tamamlayarak müvekkiline teslim etmemesi nedeniyle arsa sahipleri tarafından gecikme nedeniyle müvekkili kooperatif aleyhine cezai şart/kira alacağı davaları açılmış ve bu nedenle müvekkili kooperatif tarafından arsa sahiplerine yüklü miktarlarda kira bedeli/gecikme cezası ödenmiş olduğunu, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirmemesinden kaynaklanan bu munzam zararlar için de fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı tutularak, şimdilik 10.000 TL talep ettiklerini, söz konusu alacakların ödenmesi amacıyla taraflarınca arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ne var ki davalının herhangi bir ödeme yapmayı kabul etmemesi nedeniyle anlaşma sağlanamadığını bildirerek, 10.000 TL cezai şartın ve 10.000 TL munzam zararın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; dava dilekçesi ile ileri sürülen iddialar ve taleplerin haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple huzurdaki davanın usul ve esastan reddinin gerektiğini, davacının dava dilekçesinde dayandığı 09/06/2014 tarihli sözleşmenin 26.maddesine göre sözleşme ve eklerinin uygulanmasında doğacak her türlü anlaşmazlıkların çözümünde Ankara Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun düzenlenmesi nedeniyle  davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu bildirerek, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde açılmış olup niteliği itibariyle davacı tarafın sözleşmeye bağlı olarak istediği cezai şart ve kooperatif üyelerine ödediğini iddia ettiği kira bedellerinin belirli olması gerektiğini, bu yönüyle davanın belirsiz alacak davası niteliğinde açılmasına muvafakatleri bulunmadığını, davacının sözleşmeden doğan ve munzam zarar olarak belirttiği talepleriyle ilgili zaman aşımı süresinin dolduğunu, dava dilekçesinin 6.bendinde işin bitmesi gereken 09.07.2014 tarihinden işin bitirildiği iddia ettiği tarihe kadar günlük 1.500 TL cezai şart ödenmesi istenildiğini, taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesine bağlı taleplerin TBK 147/6 maddesi uyarınca 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, davacının iddia ettiği alacakların zaman aşımına uğramış olduğunu, bu nedenle davanın zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında birbirinin devamı niteliğinde olan 18.07.2005, 15.10.2008, 10.04.2012 ve 09.06.2014 tarihli 4 adet kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi akdedildiğini, 09.06.2014 tarihli sözleşmeye göre işin bitim tarihi 07.09.2014 olarak belirlendiğini, yani sözleşme tarihinden itibaren yaklaşık 3 ay sonrası işin bitiş tarihi olarak kararlaştırıldığını, davacının da kabulünde olduğu üzere 09.06.2014 tarihli sözleşme eksik işlerin tamamlanmasına yönelik olup, davacı kooperatif tarafından müvekkili firmaya ödemeler zamanında yapılmadığı için 07.09.2014 tarihinde bitirilemeyen işler nedeniyle önce 08.03.2015 tarihine kadar süre uzatım verildiğini, sonrasında 08.05.2016 tarihli kooperatif genel kurul kararıyla 08.05.2016 tarihine kadar süre uzatım verilmesine oy birliği ile karar verildiğini, müvekkili tarafından bu tarihte işlerin tamamlanarak davacıya teslim edildiğini,  davacıya iş teslimi neticesinde hazırlanan geçici kabul tutanaklarında da işin bitiş tarihinin 08.05.2016 olarak belirtildiğini, bu hususun esasen davalı aleyhine açılmış olan alacak davasına sunulan 14.02.2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinin 9. bendinde davacı tarafından da kabul edilmesine rağmen davacının dava dilekçesinde işin bitirildiği tarih olarak 07.11.2016 tarihini göstermesinin haklı hiçbir gerekçesi bulunmadığını, bu yöndeki beyanını kabul etmediklerini, müvekkili şirketin, davacı tarafın işlerini davacı tarafından verilen süre uzatım tarihleri içerisinde yapmış olduğundan somut olayda geç teslimden bahsedilemeyeceğinden cezai şartı  talep edilemeyeceğini,  Yargıtay 15. HD'nin 10.12.2019 tarih ve 2019/1420 Esas- 2019/5088 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere eser sözleşmesinde kararlaştırılan ceza TBK 179/2. maddesi uyarınca ifaya ekli cezai şart olup, iş teslim alınırken ihtirazi kayıt konulmadığından cezai şart hakkının düşmüş olacağını, davacı tarafın kendisine iş teslimi yapılırken herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeden müvekkili  tarafından yapılan işi teslim aldığından  cezai şart  istenmesinin  mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, sözleşmede belirtilen işleri sözleşmeye uygun şekilde tam olarak yerine getirdiğini, bu hususun Ankara Batı l.Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/20 D. İş sayılı dosyası ile yapılan delil tespiti dosyasında kayıt altına alındığını, buna karşın davacı tarafın ödemeleri sözleşmelerde belirlenen sürelerde yapmadığı gibi yapılan işlerin karşılığı olan hakediş bedellerinin ödemesini de eksik yaptığını, müvekkili şirketin haketmiş olduğu ödemelerin yapılmaması durumunda kalan işin kararlaştırılan sürelerde bitirilemeyeceğini, ödemelerin geç yapılması ve bitirilen bazı işlere ilişkin ödemelerin hiç yapılmaması sebebiyle zor durumda kaldığını belirterek 31.12.2014, 24.11.2014 ve 18.06.2015 tarihli ihtarnamelerle davacıdan alacaklarını talep ettiğini, müvekkili şirketin, sözleşmede belirlilen işleri eksiksiz ve zamanında teslim ettiğini, işlerin sözleşmede belirtilen ilk tarihte bitirilememesinin davacının hakediş ödemelerini geciktirmesinden/bir kısmını ödememesinden kaynaklandığını, davacı tarafın da bu durumun farkında olduğundan kooperatif genel kurulunda sözleşme süresinin 08.05.2016 tarihine kadar uzatılmasına karar verdiğini, yine müvekkili şirketin hakedişlerinin eksik ödenmiş olmasına ve hu hakedişlerin bir kısmının ödemesinin gerçekleşmemiş olmasına rağmen bu işleri kendi imkanlarıyla bizzat yaptığını, hakedişlerin eksik ödenmesiyle ilgili Ankara Batı 4.Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/327 Esas sayılı derdest dosyasında davacı aleyhine dava ikame edildiğini  ve işbu davada eksik ödemelerin bilirkişilerce tespit edilmiş olduğunu savunarak, davanın öncelikle usule ilişkin (yetki, belirsiz alacak davası açılamaması ve zaman aşımı) nedenlerle, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, ilk olarak Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/34 Esas sayılı dava dosyası  ile açılmış olup, mahkemece 02.12.2021 tarih ve 2021/406 Karar sayılı kararı ile yapı kooperatifleri ile ilgili davalarda verilen en son Yargıtay İçtihatı Birleştirme kararı gereğince HMK 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince usulden reddine, dosyanın görevli Ankara Batı Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, dosya Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/174 Esasına tevzi edilmiştir. <br>\tMahkemece, dosya kapsamı incelendiğinde davacının, TBK'nın  179/1.maddesinde yer alan gecikme tazminatı değil, TBK 179/2. maddesinde düzenlenen cezai şart (ifaya eklenen ceza) talep ettiği ve bu hususun taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırıldığı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, davacı her ne kadar 07.09.2014 tarihinden itibaren cezai şart isteminde bulunmuşsa da, genel kurulda alınan ve kesinleşen karar gereği sözleşme süresi 08.05.2016 tarihine kadar uzatıldığından sözleşme bitiş (ifayı tamamlama) süresi 08.05.2016 tarihi olarak kabul edilmiş olup, somut olayda ihtamame ve tutanaklara göre her ne kadar sözleşmeye göre işin bitirilmesi gereken tarih 07.09.2014 olarak belirlenmişse de; genel kurulda alınan kararla süre uzatımı dahil işin bitirilmesi gereken tarihin 08.05.2016 olarak değiştirildiği. diğer bir deyişle yükleniciye 08.05.2016 tarihine kadar süre uzatımı verildiği, 07.10.2016 tarihli geçici kabul tutanağına göre işin bitirildiği tarihin 08.05.2016 olarak tespit edildiği, geçici kabul itibar tarihinin ise 17.10.2016 olarak kabul edildiği, her ne kadar Ankara 50. Noterliği'nin 20.09.2016 tarih ve 17820 yevmiye no'lu ihtarnamesinde gecikmeden doğan zararların tazmini için yasal yollara başvurma hakkının saklı tutulduğu belirtilmişse de, geçici kabul tutanağında işlerin gecikmeye dair haklar saklı tutularak teslim alındığına dair bir ihtirazi kayıt konulmadığı, 20.09.2017 tarih ve 18110 yevmiye nolu ihtarnamenin ise 46940 ada, 1 parseldeki 1, 2, 7, 9, 10, 13 nolu dairelerin parkelerinin süresinde yapılamamasından doğan zararlara ilişkin olduğunun anlaşıldığı, davacının ifayı kabul ederken geçici veya kesin kabul tutanaklarına çekince koymaması eseri zımnen kabul ettiği ve cezai şart isteminden örtülü olarak vazgeçtiği anlamına geldiği, kaldı ki geçici kabul tutanağı tarihi 07.10.2016 olmasına rağmen bu tutanakta işin bitirildiği tarih de 08.05.2016 olarak belirtilmekle, hal böyle iken, davacı taraf dava konusu inşaatı ihtirazi kayıtla teslim almadığından ve buna göre gecikme cezası talep edemeyeceğinden cezai şart isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, munzam zarar yönünden ise, davacı her ne kadar 07.09.2014 tarihinin sözleşme bitiş tarihi olduğunu belirtmişse de, genel kurulda alınan ve kesinleşen karar  gereği sözleşme süresi 08.05.2016 tarihine kadar uzatıldığından sözleşme bitiş süresi 08.05.2016 tarihi olarak kabul edilmiş olup, bu durumda temerrüt tarihi olan 08.05.2016'dan sonra teslimin gerçekleştiğini ve bu tarihten sonra oluşan faizi aşan bir zararı davacının ispat etmesi gerektiği, Yargıtay içtihatlarında ve öğretide; alacaklının uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde kanıtlamak zorunda olduğunun belirtildiği (Yargıtay HGK'nın 19.12.2021 tarih ve 2017/(18)5-2800 Esas, 2021/1629 Karar sayılı ilamı, Karadaş İzzet, Eser Sözleşmeleri, Adalet Yayınevi, 4. Baskı, Ankara 2016 ,s.500), dava dilekçesinde davacı, davalı yanın sözleşme ile üstlendiği işi zamanında tamamlayarak teslim etmemesi üzerine arsa sahipleri tarafından gecikme nedeniyle cezai şart ve kira alacağı davaları açıldığı, bu davalar nedeniyle kooperatifin arsa sahiplerine yüklü miktarlarda kira bedeli ve gecikme cezası ödediğini belirttiği, bu hususta davacı taraf 21.02.2020 tarihli delil dilekçesiyle üç adet mahkeme esas numarası ve ödeme dekontları bildirmiş olup, bu davalara ilişkin gerekçeli karar suretleri dosya arasına alındığı, bu dosyaların incelenmesinde; Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/129 Esas- 2017/312 Karar sayılı ilamının 21/08/2008-19/12/2008 tarihleri arasındaki kira bedellerine ilişkin olduğu, Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/132 Esas- 2018/69 Karar sayılı ilamının 19/12/2008-30/04/2015 tarihleri arasındaki gecikmeden doğan tazminat istemine ilişkin olduğu, Ankara Batı 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/210 Esas sayılı dosyasında verilen kararın 19/12/2008-29/06/2015 tarihleri arasındaki kira alacağına ilişkin olduğu, sözleşme bitim tarihinin 08.05.2016 olarak kabul edilmesi karşısında, temerrüt tarihi olan bu tarihten sonra davacının herhangi bir faizi aşan zararı olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde ispat edemediği, ödediği miktarların ve mahkeme kararlarında hükmedilen tutarların sözleşme tarihi ve temerrüt tarihinden önceki tarihlere ilişkin olduğu anlaşıldığından oluşan zararla davacının geç teslimi arasında bir illiyet bağı bulunmadığı, kaldı ki, geçici kabul tutanağı tarihi 07.10.2016 olmasına rağmen bu tutanakta işin bitirildiği tarihin de 08.05.2016 olarak belirtildiği gerekçesiyle, ispatlanamayan bu talebin de reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkili kooperatifin dava dışı arsa sahiplerine ait olacak ... parselde kayıtlı taşınmazlar üzerindeki inşaatların tamamlanması konusunda davalı şirket ile 09.06.2014 tarihinde bir inşaat yapım sözleşmesi imzalamış olup, sözleşme gereğince inşaatın teslim tarihinin 07.09.2014 olarak kararlaştırıldığını, işin arsa sahiplerine teslim edilecek dairelere ilişkin olması ve müvekkili kooperatif ile arasa sahipleri arasındaki sözleşmede işin zamanında teslim edilmemesi durumunda gecikme cezası ödeneceğinin, davalı ile yapılan sözleşmede de işin gecikmesi durumunda gecikilen her gün için müvekkili kooperatife 1.500,00 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşmenin imzalanmasından sonra hemen işe başlamadığını, işi geciktirdiğini, bu nedenle müvekkili kooperatif tarafından işe başlanması, işin zamanında tamamlanması, aksi durumda arsa sahiplerine ödenecek tazminatlar için kendilerine müracaat edileceği konusunda onlarca ihtarname gönderildiğini, son olarak davalı şirket yetkilisinin, kooperatifçe davalının sözleşmesinin feshedilmesi konusunun da görüşüleceği kooperatifin 08.05.2016 tarihli genel kuruluna katıldığını, işlerin büyük ölçüde tamamlandığını az bir işi kaldığını ifade ederek süre uzatımı verilmesini talep ettiğini, bunun üzerine genel kurulca sadece o güne yani 08.05.2016 tarihine kadar davalıya süre uzatımı verilmesinin kararlaştırıldığını ancak genel kurul kararında \"sözleşme maddelerinin tamamı geçerli olmak üzere, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile\" , \"aynı şartlar dahil olmak üzere tüm maddeleri ile  birlikte 08.05.2016 tarihine kadar süre uzatımı verilmesine\" karar verildiğini, davalıya süre uzatımı verilirken  özellikle \"aynı şartlarla\", \"karşılıklı haklar ve yükümlülükler ile\", \"tüm maddeler geçerli olmak üzere,\" vb. ibareler kullanılarak sözleşmede davlıya yükletilen cezai şartın devam ettiğinin ve bu alacaktan vazgeçilmediğinin açıkça vurgulandığını, davalının bu tarihten sonra işleri tamamlama konusunda hızlandığını ve son olarak 17.10.2016 tarihinde işi bitirerek, 17.11.2016 tarihli geçici kabul tutanağı ile teslim ettiğini, davalıya süre uzatımı verilirken ve onun dışında işleri süresinde tamamlaması için gönderilen tüm ihtarnamelerde davalıdan gecikme cezası isteneceği açıkça ifade edilmiş olup, ne süre uzatımı verilmiş olmasının, ne de işin teslim alınırken bu hakkın saklı tutulmamasının müvekkilinin gecikme cezası talep hakkını ortadan kaldırmayacağının açık olduğunu, her ne kadar sözleşmede davalının işi zamanında teslim etmemesi durumunda ödeyeceği günlük 1.500,00 TL için cezai şart ibaresi kullanılmış ise de, burada kastedilenin götürü tazminat olduğunu, zira bu şartın konmasının amacının davalının işi geciktirmesi nedeniyle arsa sahiplerine ödenmek zorunda kalınacak bir gecikme tazminatının davalıdan tahsili olup, sözleşmelerin yorumlanması ve hukuki kavramların tanımlanması hakimin görevi olduğunu, bu nedenle tazminatın konuluş amacı ve şekli dikkate alındığında burada amaçlananın götürü bir tazminat olduğunun tespiti ve konunun TBK 125/1 madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece davalıya 08.05.2016 tarihine kadar süre uzatımı verildiğinin ve bu tarihte de işin bitirildiği kabul edilerek hüküm kurulduğunu, oysa bizzat geçici kabul tutanağında işin 17.10.2016 tarihinde tamamlandığı kabul edilerek, tutanak 17.11.2016 tarihinde imzalanmış olup, bu nedenle de davalının en azından 08.05.2016 tarihinden 17.10.2016 tarihine kadar olan dönem için günlük 1.500,00 TL tazminatı ödemesi gerektiğinin kabulü gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDairemizin 15.01.2025 tarih ve 2023/67 Esas- 2025/21 Karar sayılı geri çevirme kararı ile; Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/327 Esas, Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/132 Esas, Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/129 Esas ve Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/210 Esas sayılı dava dosyalarının gönderilmesi,  kooperatif genel kurulu tarafından yükleniciye süre uzatımı verdiği iddiasına dayanak genel kurul kararının temin edilerek dosya ile gönderilmesine karar verilmiş olup,  mahkemece 19.02.2025 tarihli gönderme formunda kooperatif genel kurul kararı ile birlikte Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/132 Esas, Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/129 Esas ve Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/210 Esas sayılı dosyalarının gönderildiği, Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/327 Esas sayılı dosyasının görevsizlikle geldiği, mahkemenin 2022/731 Esasına kaydedildiği, verilen karar üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'ne gönderilerek 2023/317 Esasına kaydedildiği, anılan dosyanın ilgili BAM dairesinden istenilmesi hususunun bildirilerek, istinaf incelemesi için dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. <br>\tDavacı tarafça, taraflar arasındaki 09/06/2014 tarihli sözleşmede, 07/09/2014 tarihinde işin tesliminin gerektiği ve sözleşmenin 25.maddesinde sürede teslim edilmemesi halinde cezai şart ödeneceğinin öngörüldüğü, teslimin 07.11.2016 tarihinde gerçekleşeceği belirtilerek, cezai şart ile davalının edimini süresinde yerine getirmemesi nedeniyle dava dışı arsa sahipleri tarafından davacı yüklenici aleyhine açılan gecikme tazminatı davaları nedeniyle davacı tarafından ödemek zorunda kalınan bedellerden kaynaklanan zararın  tahsili  talep edilmiştir. <br>\tDavadaki alacak kalemlerinden sözleşmenin 25. maddesinde yer alan \"yüklenici firma kooperatife 07/09/2014 tarihine kadar sözleşmenin konusu olan işleri bitiremezse, günlük 1500 TL (BinBeşYüzTürkLirası) para cezasını ödeyecektir.\" şeklindeki cezai şart, TBK'nın 179/II. maddesi uyarınca ifaya ekli cezai şart olup,  sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça teslimde cezai şartın saklı tutulduğuna dair ihtirazî kayıt konulması zorunludur. Aksi halde cezai şart isteme hakkı düşer. Sözleşmede ihtirazî kayıtsız cezai şartın istenebileceğine dair bir hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır.    <br>\tDiğer yandan, yargılamada maddi vakıaları açıklamak taraflara, davanın hukuki nitelendirmesini ve uygulanacak yasa hükmünü belirlemek ise HMK’nın 33. maddesi ve 04.06.1958 gün ve 5/6 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca mahkemeye aittir. Buna göre hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdüğü maddi vakıalar ve talep sonuçları ile bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleri ile ve onların hukuki nitelendirmeleri ile sınırlı olmaksızın, kanunları resen uygulayarak iddia ve savunmadaki talepleri karara bağlamakla yükümlüdür. Tabi olacakları kurallar ile etki ve sonuçlarının belirlenmesi yönünden, taraflarca dile getirilen taleplerin hukuki nitelendirmesi büyük önem arz eder. Bu kapsamda, davacı tarafça talep edilen diğer alacak kalemi, munzam zarar olarak isimlendirilmiş ise de; davacı vekili, davalı taşeronun teslimde gecikmesi nedeniyle üçüncü kişiler tarafından   müvekkili davacı aleyhine açılan davalar neticesinde  ödenmek zorunda kalınan  gecikme tazminatları  nedeniyle oluşan cezayı aşan zararın tahsilini istemiş olup, bu TBK'nın 180. maddesine kapsamında davalının kusuru olduğu iddiasına dayalı zararın tazminine ilişkindir. <br>\tDairenin geri çevirme kararı ile ikmali istenen 08/06/2016 tarihli genel kurul toplantı tutanağının ve istenen 3 adet dosyanın gönderilmiş olduğu,  istenen dosyalardan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/731 esas sayılı dosyada verilen kararın istinaf edilmesi nedeniyle Dairemizin 2023/317 Esasına kaydının yapıldığının belirtildiği, yapılan incelemede, dosyanın eldeki dosyanın istinaf incelemesi yapılmadan önce  21/05/2025 tarih ve 2025/605 karar sayılı ilamı ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının  HMK'nın 353/1-a-4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenerek karara bağlanmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verildiği ve UYAP üzerinden yapılan incelemede; dosyanın  Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/829 esasına kaydının yapıldığı, 02/09/2025 tarihinde birim kapatma sonucu Ankara Batı 2. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin 2025/349 esasını aldığı ve yargılamanın devam ettiği, duruşmanın 02/12/2025 tarihine bırakıldığı anlaşılmıştır. Dairemizin 21/05/2025 tarih ve 2023/317 E- 2025/605 K sayılı kaldırma kararının incelenmesinde; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/731 Esas sayılı dava dosyasında açılan davanın, aynı sözleşme kapsamında davacı taşeron ....Şti tarafından  yüklenici T.H SS ... Konut Yapı Kooperatifi  aleyhine açılan alacak davası olduğu görülmüştür. <br>\tYukarıdaki açıklamalar kapsamında istinafa konu eldeki davada,  sözleşmenin ifası noktasında tarafların kusur ve temerrütlerinin belirlenmesi sonrasında oluşacak sonuca göre  talep kalemlerinin değerlendirilmesi gerekir. Bu kapsamda yukarıda belirtilen Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/349 esas (Bozmadan önce Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/731 Esas sayılı dosyası) sayılı dava dosyasında taşeron tarafından yüklenici kooperatif aleyhine açılan bakiye alacak davasında yüklenicinin taşeronun hakediş alacağı ödemelerinde temerrüdünün olup olmadığı ve hangi tarafın  önce temerrüde düştüğü hususu değerlendirilerek oluşacak sonuca göre, taşeronun öncelikle temürrüde düştüğü ve kusurlu olduğunun saptanması halinde davalı kooperatifin  08.05.2016 genel kurul toplantı tutanağının  10.maddesinde yer hükümleri de değerlendirilerek, yine  davalı taşeronun savunmalarında belirttiği kooperatif aleyhine açılan Ankara Batı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/327 Esas sayılı dosyasına sunulan (Görevsizlik kararından sonra dosya Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/731 Esası) 14/12/2019 tarihli dilekçenin 9.bendinde yer alan işin teslimine ilişkin beyanların bulunduğu iddiası da incelenip değerlendirilmek suretiyle inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, munzam zarar konusunda hatalı değerlendirmeyle, yine Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/349 (Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/731 Esası) esas sayılı dava dosyasının aynı sözleşmeden kaynaklandığı, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceğinden, eldeki davada kurulacak hükme etkisi açısından HMK'nın 166. maddesi gereğince daha sonra açılan davanın ilk açılan dava ile birleştirilmesi gerektiği hususu dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, davanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.\t <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, \t\t<br>\t2-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2022 tarih ve 2022/174 Esas- 2022/561 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın   ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 341,55 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  <br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b64883f640997af8","SID":"dac340ed46e4e696"}}