{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:15/02/2022<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:29/09/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkilinin alacağının tahsili için Antalya 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu borçlu olmadığını iddia ederek borca, faize ve fer'ilerine itiraz ettiğinden takibin durdurulduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin tüm hükümleri ile devam ettiği halde davalının sözleşme ile yükümlenmiş olduğu edimleri yerine getirmediğini, davalının taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme gereği kararlaştırılmış olan satış mahallini sözleşmeye aykırı olarak davacı şirketin yazılı onayını almadan kapattığını, boşalttığını, bu durumun Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile de tespit edildiğini beyanla itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin sözleşmenin gereği tüm edimlerini yerine getirdiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ... içinde sözleşme süresince bulunan tüm işletmelerin satın aldığı ürünler esas alınması gerekirken davacının sözleşmeye aykırı olarak, hesap dökümlerinde bazı işletmelerin hiç yer almadığını, bazı tarihlerdeki alımların hesaba dahil edilmediğinin tespit edildiğini, müvekkili aleyhine haksız borç çıkartılarak icra takibi başlatıldığını beyanla neticeten haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"Taraflar arasında imzalanan \"Direkt Satış Noktası Sözleşmesi\" uyarınca davacı tarafından davalıya ödenen pazarlama faaliyetlerine katkı payı bedelinin takibe ve davaya konu kısmının (kıstalyevm usulüne göre) ve  ve yine Antalya 1. SHM'nin ... D.İş sayılı dosyası için yapılan yargılama giderlerinin davalıdan iadesinin talep edilip edilemeyeceği, davalının sözleşmeye aykırı davranışının bulunup bulunmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, sözleşmenin miktar bazlı olarak delil tespit tarihi itibariyle sona ermiş olup olmadığı hususlarının  ihtilaflı olduğu belirlenmiştir.<br>Antalya  1. SHM'nin ... D.İş sayılı dosyası fiziken dosyaya temin edilmiştir.<br>Taraflar arasında düzenlenen Direkt Satış Noktası Sözleşmesi, davacı tarafından pazarlama faaliyetlerine katkı payı adı altında düzenlenen KDV dahil 236.000,00 TL bedelli ve KDV dahil 35.400,00 TL bedelli faturalar, davacının vekili aracılığı ile davalıya gönderilen 28 Haziran 2019 tarihli ihtarname, ihtarnamenin alıcıya 03.07.2019 tarihinde ulaştığına dair PTT gönderisi, takip dosyası, tarafların incelenen ticari defterleri ve tüm dosya mündericatından; davalının 40.000 koli miktarında ürünü davacı şirketten satın alarak müşterilerine satmayı taahhüt ettiği,, Sözleşmenin  “Özel Hükümler”bölümünün 3.maddesine göre de; davacının davalının  Satış Noktası’nda şirket ürünlerinin etkin bir şekilde satışını sağlamak amacıyla yapacağı her türlü pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunmak için ve bir defaya mahsus olmak üzere ona fatura mukabilinde (KDV hariç) 200.000–TL(yalnız ikiyüzbin Türk Lirası) ödeyeceğini taahhüt ettiği, ancak Sözleşmenin herhangi bir sebepten ötürü süresinden önce sona ermesi halinde,  davalının, bu meblağın kıstalyevm usulü belirlenecek olan kısmını KDV’si ile birlikte şirkete (davalıya) derhal iade edeceğinin, 4.Sözleşmenin “Özel Hükümler”bölümünün 4.maddesine göre de; Şirket'in (davacı) İşletmeci’nin (davalının)  Satış Noktası’nda şirket ürünlerinin etkin bir şekilde satışını sağlamak amacıyla kullanılacak olan şirket ürünlerine ait görsellerin maliyetine katkıda bulunmak için ve bir defaya mahsus olmak üzere  ona fatura mukabilinde (KDV hariç) 30.000–TL(yalnız otuzbin Türk Lirası) ödeyeceğini taahhüt ettiği, ancak Sözleşmenin herhangi bir sebepten ötürü süresinden önce sona ermesi halinde, işletmeci, bu meblağın kıstalyevm usulü belirlenecek olan kısmını KDV’si ile birlikte şirkete derhal iade edeceğinin kararlaştırıldığı, davacının taahhüt ettiği katkı paylarını ödediği,<br>Sözleşmenin 7.maddesine göre davalının davacının yazılı onayını almadan,  sözleşme ve oluşmuşsa eklerindeki hak ve/veya yükümlülüklerini başkasına devir ve temlik etmemeyi, sözleşme süresince Satış Noktası’nda Sözleşmenin devam ettirilmesine etki edecek hiçbir değişiklik (satış noktasını kapatmak,devretmek,faaliyet türünü değiştirmek vb.)  yapmamayı  kabul ve taahhüt ettiği halde Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığı ile 13.06.2019 tarihinde yapılan tespit ile davalının sözleşmede belirlenen satış mahallinde bulunmadığının, davalıya ait herhangi bir işletmeye rastlanmadığının belirlendiği, davacının bu nedenle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve feshe ve takibe konu etiği alacaklara ilişkin olarak düzenlenen 8 günlük mehil veren ihtarnamenin davalıya gönderildiği, alınan bilirkişi raporuna göre davalının 37.758,53 TL değerindeki katkı payını davacıya iade etmesi gerektiği, davalının 40.000.00 koli malın satışının yapıldığı yönündeki iddiasına ispat edemediği, satışın tam olarak %0,860875 oranında gerçekleştiği, temerrüt tarihi itibariyle 246,80 işlemiş faiz, ihtar  ve d.iş dosyası giderlerinden davalının sorumlu olduğu belirlenmekle davanın kabulüne\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirketin davacı şirkete ait gazlı/ gazsız ürünleri kendisi veya alt işletmeciler vasıtasıyla 40.000 koli miktarında ürünü satma taahhüdü altına girdiğini, sözleşme hükümleri uyarınca akdin herhangi bir süre sınırına tabi tutulmadığını, sözleşmeye konu ürünlerin satış miktarının tamamlanmasıyla kendiliğinden sona ereceğini, buna göre davalı şirketin, davacı şirketin sözleşme konusu ürünlerini herhangi bir süreye tabi olmaksızın bizatihi veya alt işletmeleri vasıtasıyla sözleşmede belirlenen miktar kadar satma yükümlülüğü altına girdiğini, taraflarca sözleşme konusu edimin ifasının \"Satış Noktaları\"nda gerçekleşeceğini, satış noktaları olarak da \"...'nda işletilecek olan tüm satış noktaları\" olarak belirtildiğini, davacı şirketin (2019 yılında yaptırmış olduğu tespiti dayanak göstererek) \"müvekkilin haksız ve sözleşmeye aykırı olarak işletmesini kapattığı\" bu haliyle sözleşmeye aykırı hareket ettiği yönündeki iddialarının mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, sözleşme konusu yerin ... belediye iştiraki ... A.Ş. tarafından Yap İşlet Devret modelinde ihale ile ... San. Tic. Ltd. Şti.'ye 10 yıllık işletilmek üzere ihale edildiğini, davacının davasına dayanak olarak göstermiş olduğu tespit raporunun (Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş) hükme esas alınamayacağını, davalı  şirketin işletim hakkına sahip olduğu alt işletmelerin ticari defterleri incelenmeksizin hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, 18.08.2021 tarihli bilirkişi raporunun eksik incelemelerle tanzim edildiğini, Yerel Mahkemece bu raporun hükme esas alınmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı düştüğünü, yargılama dosyasına ibraz olunan ilk bilirkişi raporunda da alt işletmecilerin ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğinin vurgulandığını, ihale süreci ve ihale bitiş süresine sözleşmede yer verildiğini ve davacının bilgisi dahilinde olduğunu, davalı müvekkilinin işletmesini sözleşmeye aykırı şekilde kapattığı iddialarının haksız ve geçersiz olduğunu, Yerel Mahkemece kurulan hükmün eksik incelemeye dayalı kurulduğunu, alt işletmecilerin ticari defterleri incelenerek bilirkişi raporu aldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin işletim hakkının sonra ermesiyle müvekkiline atfedilemeyecek sebeplerle sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 06.07.2020 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı içtihatı da göz önünde tutulduğu taktirde müvekkili şirketin sözleşmeye konu yeri sözleşmeye aykırı şekilde devrettiğinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının gerek icra takibinde gerekse davada haksız olduğunu, davalı şirketin sözleşme konusu yerdeki yönetim ve işletim hakkının devam ettiği süreçte sözleşmeye bağlı kaldığını, sözleşme ile ifa yükümlülüğü altına girdiği edimi yerine getirdiğini, müvekkilinin yönetim hakkına sahip olduğu sözleşmede satış noktaları olarak tanımlanan alt işletmelerin ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesi halinde bu hususun ortaya çıkacağını, davalı şirketin sözleşme konusu yeri kendi iradesiyle değil ihale koşulları doğrultusunda terk etmek zorunda kaldığını (ifa imkansızlığı), bu hususun henüz sözleşme imzalanırken davacı tarafça bilindiğini, aynı zamanda sözleşmenin 9. maddesinde de bu hususa yer verildiğini, davacının iddia ve taleplerinin haksız olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinin ise hukukumuza egemen ilkelerden sözleşme özgürlüğü ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi TBK'nın 28. maddesi bağlamında aşırı yararlanma oluşturduğunu, bahse konu sözleşme maddesinin TMK'nın 2. maddesi bağlamında dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil ettiğini, davalı müvekkili şirketin iradesi dışında, ihale şartları uyarınca, yönetim ve işletim hakkı olmadığı yer ve zamandan bu denli ağır sonuçlara mahkum edilmesi ve sorumlu tutulması sözleşme özgürlüğü kapsamına alınamayacağından anılan sözleşme hükmünden davalı müvekkilinin her halükarda sorumlu tutulacağı anlamı çıkarılamayacağını, bu sebeple bahse konu sözleşme maddesinin de bu kapsamda geçersiz olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, taraflar arasında imzalanan direkt satış noktası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Taraflar arasında 02/03/2012 tarihli Direkt Satış Sözleşmesi  ve eki özel hükümlerin imzalandığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı tarafın sözleşme gereği edimlerini yerine getirip getirmediği ve sözleşmenin taraflarca ifa edilerek sona erme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında  toplanmaktadır.<br>Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Genel Hükümler başlığının 7. maddesinde \"işletmeci, şirketin yazılı onayını almadan, bu sözleşme ve oluşmuşsa eklerindeki hak ve/veya yükümlülüklerini başkasına devir veya temlik etmemeyi, sözleşme süresince satış noktasında sözleşmenin devam ettirilmesine etki edecek hiçbir değişiklik (satış noktasını kapatmak, devretmek faaliyet türünü değiştirmek vb) yapmamayı kabul ve taahhüt eder.\" denilerek davalı şirketin davacı şirketin yazılı onayını almadan satış noktasını kapatmaması hüküm altına alınmıştır.<br>Sözleşmenin 8. maddesinde işletmecinin, sözleşme ve eklerinde yer alan yükümlülüklerin herhangi birine uymaması halinde davacı şirketin uyarıda bulunması veya süre verilmesine gerek olmaksızın sözleşmeyi tek taraflı feshederek 250.000,00-TL cezai şart talep edebileceği düzenlenmiştir.  <br>Sözleşmenin 3. maddesinde işletmecinin, haksız bir nedenle şirkete iade etmemek koşuluyla toplam 40000 koli ürünü müşterine satmayı planladığı sözleşmenin herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın işbu satış miktarının tamamlanması ile birlikte kendiliğinden sona ereceğine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Sözleşmenin 4. maddesinde işletmenin satacağı ürün ve markalar ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.<br>Taraflar arasında imzalanan 02/03/2012 tarihli (Gazlı ve Gazsız Ürün-Miktar) Direkt Satış Sözleşmesinin Özel Hükümler bölümünde satılacak ürünlerin türü ve niteliklerine ilişkin özel düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre şirketin, işletmeciye ürünlerin etkin satışını sağlamak amacıyla yapacağı her türlü pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunmak için bir defaya mahsus olarak faturaya karşı 230.000,00-TL ödeyeceği, ancak işletmecinin sözleşmede öngörülen yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle süresinden önce sona ermesine sebebiyet vermesi halinde bu meblağın kıstelyevm usulü belirlenecek olan kısmını KDV'si ile birlikte şirkete iade edileceği kararlaştırılmıştır. Bu özel hükümlere göre sözleşmenin 40000 koli ürün alımında sona ereceği kabul edilmiştir. Davacı, davalının sözleşmede belirlenen menfaatleri temin etmesine rağmen, sözleşmedeki asgari alım taahhüdünü yerine getirmeden ticari işletmesini kapattığı iddiasıyla esas sözleşme kapsamında ödemiş olduğu 230.000,00-TL katkı payının 37.758,53-TL'sinin ayrıca 994,70-TL delil tespit gideri, 606,00-TL tespit vekalet ücreti, 9,40-TL ihtarname tebliğ gideri ve 246,80-TL takip öncesi işlemiş faiz alacağının davalı yandan tahsilini istemiştir. <br>Davacı yan, davalının sözleşmeye konu işletmesini kapattığının Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile belirlendiğini, davacı vekili tarafından düzenlenen 28/06/2019 tarihli ihtarı ile iş yerinin kapatılması nedeniyle sözleşmenin haklı  nedenle feshedildiği belirtilerek dava konusu ödemelerin iadesi istenmiştir. Davalı vekili ise sözleşmede belirlenen tüm yükümlülüklerin yerine getirildiği ve sözleşmenin özel hükümlerinde bahsi geçen 40000 koli ürün satış miktarı tamamlanarak sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini savunmuştur.<br>Davalı yan müvekkili şirketin işletim hakkının sonra ermesiyle müvekkiline atfedilemeyecek sebeplerle sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 9. maddesi; \"İşletmeci, ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin ihale makamı tarafından gerçekleştirilen ihale sonucu ...'nın işletme imtiyaz hakkını 31.12.2015 tarihine kadar elde ettiğini, sonrasında bu hakkını İhale Makamı'nın bilgisi ve onayı dahilinde devir sözleşmesi ile kendisine devrettiğini ve gerek ŞİRKET ile işbu Sözleşmeyi gerekse alt işletmecilerle sözleşmeler akdetmeye yetkili olduğunu açıkça kabul ve beyan eder\" şeklindeki hükmü sebebiyle bu hususun davacı yanca da bilindiğini, ayrıca sözleşmenin 10. maddesinde; \"Taraflar, işletmecinin herhangi bir nedenle ...'na ilişkin işletme imtiyaz hakkını kaybettiği gerekçesiyle sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getiremediğini iddia etmesinin haklı bir neden olmayacağı, mücbir sebep olarak da kabul edilmeyeceği ve işletmeciyi hiçbir şekilde sorumluluktan kurtarmayacağı konusunda tam bir mutabakata varmıştır. İşletmeci, bu nedenden ötürü sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirememesi halinde, şirketin uğradığı ve uğrayacağı her türlü kar ve kazanç kaybı ile sair olumlu zarar ve ziyanları derhal temin etmeyi ve ayrıca şirket'e Genel Hükümler 8. maddesinde yer alan cezai şartı derhal ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder.\" hükmünün sözleşme özgürlüğü ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini ve TBK'nın 28. maddesi bağlamında aşırı yararlanma söz konusu olduğundan geçersiz olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Ancak, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde davalının işletme hakkını devraldığı dava dışı şirketin imtiyaz hakkını 31/12/2015 tarihine kadar elde ettiğinin her iki tarafça da sözleşmenin akdedildiği anda bilindiği ve bunun ileri sürülmesinin davalı yanın yükümlülüklerini yerine getirmesine gerekçe olmayacağı hususunun da sözleşmenin 10. maddesinde hükme bağlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı taraf tacir olup, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Davacının imtiyaz hakkının sona ermesi yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmasına bir gerekçe olmayacağı gibi aşırı yararlanma ya da ifa imkansızlığı olarak da değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu sebeple davalı yanın bu hususlara ilişkin istinaf istemi yerinde değildir.<br>Ancak, sözleşmede yer alan menfaat ve promosyonların davacı tarafından davalıya verildiği sabittir. İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre, <br>davacı yanın ticari defter kayıtları, fatura ve irsaliyeler üzerinde yapılan incelemede; davacı yan tarafından davalı yana 34.435 koli ürün satıldığı (diğer bir ifade ile planlanan 40.000 koliden 5.565 koli ürünün satılmadığı)  taraflar arası akdedilen sözleşmede 40.000 koli hedeflendiği dikkate alındığında davalı yan tarafından planlanan satın almanın yaklaşık %86’sının (Tam olarak %0,860875’inin) gerçekleştirildiğinin tespit edildiği, davalı yanın ticari defterlerinin incelenmesinde ise; stok takip defterleri sunulmadığından direk mal alışının tespit edilemediği, var ise alt bayilere satış ve teslimler ile davacının verileri karşılaştırılarak gerçek teslimatın tespit edilmesi gerektiğinin belirlendiği anlaşılmıştır.<br>Davalı yan, sözleşmenin davacı ile ... İnşaat Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedildiği ve  ... İnşaat Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 02.11.2017 tarihli Genel Kurul kararı ile şirket unvanını ve şirketin adresinin değiştirildiğini, bu değişikliklerin Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ilan edildiğini,  Antalya 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı tespitinin şirket merkezi olmayan bir adrese gidilerek yapıldığından kabul edilmediğini, yine ... içinde yer alan 7 adet cafe-bistro, 2 adet genel tuvalet, 6 adet restoran, 1 adet ....Müzesi-Cafe, 3 adet iskele, 3 adet otopark, 3 adet büfe, 2 adet kir kahvesi, 1 adet çay bahçesi vs. diğer tüm ünitelerin yüklenici tarafından işletilmesi veya işlettirilmesi yetkisinin ... San. Tic. Ltd. Şti.'ye verildiğini, davalı şirketin de ...'nda bulunan tüm işletmelerin işletme hakkını elinde bulunduran ... San. Tic. Ltd. Şti.'den işletmelerin yönetim hakkını devraldığını ve ... içerisindeki mekanların (işletmelerin) işletme hakkına sahip olduğunu, alt işletme hakkı mülkiyet sahipliği anlamına gelmediğinden bu durumun davalı şirketin faal olmadığı ya da satış noktalarının faaliyette olmadığı anlamına gelmediğini savunarak davalı şirketin işletim hakkına sahip olduğu alt işletmelerin ticari defterlerinin incelenmesinin talep edildiği, satışlara diğer satış noktasında devam edildiği ve bu şekilde şirket olarak sözleşmede öngörülen miktarda ürünün alındığını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davalının bu savunması üzerinde yeterince durulmadan davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkemenin kabul şekli ve hesap bilirkişisine davalı şirketin işletim hakkına sahip olduğu alt işletmelerin satış noktasındaki satışlara göre hesaplama yaptırılmaması doğru olmamıştır. (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/130 Esas ve 2018/5678 Karar sayılı ilamı)<br>İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirketin işletim hakkına sahip olduğu ve işletilecek tüm satış noktalarını kapsadığı üzerinde durulup, yine davalının satış noktasını terk edip etmediği, bunun sözleşmenin 8. maddesinde yazılı şartlar kapsamında kalıp kalmadığı üzerinde yeterince durulmadan ayrıca sözleşmede yer alan tüm satış noktasındaki satışlar değerlendirilmeden karar verilmiş olması isabetli olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş yukarıda açıklanan eksiklikler giderilmek suretiyle bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuç dairesinde karar tesis etmekten ibarettir. <br>Kabule göre de; davacı delil tespiti masraflarını icra takibiyle talep etmekte ise de, delil tespiti giderleri yargılama giderlerinden olup, alacağa eklenerek talep edilmesi mümkün olmadığından tarafların haklılık durumuna göre hükmedilmesi gerekmektedir. Davacının, davalının iş yerindeki faaliyetinin sona erip ermediğinin mahkeme nezdinde ispatı için dava öncesinde delil tespiti yaptırmakta hukuki yararı olduğu açıktır. Bu nedenle delil tespiti masrafının yargılama gideri olarak değerlendirilerek davacının davadaki haklılık oranına göre hükmedilmesi gerekirken asıl alacağa eklenerek hüküm tesis edilmesi de hatalı olmuştur. <br>Sonuç olarak; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebeplerle  esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 677,00-TL nispi istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, <br>5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.29/09/2025<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a982b99d9448a0b0","SID":"ea197f2ed3d29bac"}}