{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:24/09/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:25/01/2022<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:24/09/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında davalı şirkete ait ...  Otel, ... Otel ve ... Otel'e ilişkin Turizm Teşvik Belgeleri ile Yatırım Teşvik Belgelerinin çıkarılması ve davalıya teslim edilmesine ilişkin olarak sözleşmeler akdedildiğini, bahse konu bu sözleşmeler gereği müvekkili şirketin tüm edimlerini süresinde ve eksiksiz biçimde yerine getirdiğini, bu sözleşme nedeniyle davalı şirketin 40.120,00 TL müvekkili şirkete borçlandığını, davalı şirketin kısmi olarak 25.160,00 TL müvekkili şirkete ödeme yaptığını, geriye kalan kısmı için bir ödeme yapmadığını, davalıya ödemesi gereken miktarın bakiye kısmına ilişkin olarak faturayı gönderdiklerini davalı tarafından bu faturanın Antalya 10. Noterliğinin 21.02.2020 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile iade edildiğini, müvekkili şirkete iade faturası gönderildiğini ve yapılan ödemelerin iadesinin istenildiğini, bunun üzerine Antalya 11. Noterliğinin 28.02.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 15 gün içerisinde belirtilen eksik belgelerin tamamlanması aksi halde müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun kalmayacağının bildirildiği ve davalı tarafından eksiklikler tamamlanmadığı gibi kalan bakiyenin de ödenmediğini, kalan alacağın tahsili için Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalı şirketin borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, öncelikle görev itirazında bulunduklarını ve görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, ihtiyati haciz talebine itiraz ettiklerini, davacı ile Yatırım Teşvik Belgesi çıkartılması ve Turizm Yatırım Belgesi Çıkartılması konusunda anlaşma yapıldığını ve firmaya 25.160,00 TL ödenmesine rağmen, firmanın gerekli işlemleri yapmadığını taraflarına bilgi verilmediğini, davacının sunmadığı bir hizmetin bedelinin taraflarından talep ettiğini, Antalya 10. Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile hem faturanın iade edildiğini hemde fazla ödenen paranın iadesinin talep edildiğini, ihtiyati haczin reddini, haksız davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...Davacının, davalı şirketin işlettiği ... Otel, ... Otel ve ... Oteli için turizm yatırım belgesi ve yatırım teşvik belgesi çıkartması hususunda danışmanlık hizmeti vermesi karşılığında toplam 68.000,00 + KDV = 80.240,00 TL bedelle anlaşmaya varıldığı, davacının davalıya KDV dahil 40.120,00 TL bedelli fatura kestiği, fatura bedeli karşılığı davala yanca 25.160,00 TL ödeme yapıldığı, davacının 18.11.2019 tarihinde  ... Otel için, 02.12.2019 tarihinde ... Otel için, 04.12.2019 tarihinde de ... Oteli için Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü'ne turizm yatırım belgesi ile ilgili olarak başvuruda bulunduğu, her üç başvurunun da Bakanlıkça reddedildiği, ... Otel ve ... Otel'in tapu kayıtlarının bu belgeleri edinmek için uygun olmadığı ve bu durumun bu konuda hizmet veren danışman davacı şirket tarafından baştan beri bilinmesi gerektiği, ... Otel yönünden ise tapu kaydında bir engel hal olmadığı, bakanlıkça bildirilen eksiklerin davalı tarafça tamamlanabileceği ancak bu durumda da taraflar arasında sözleşme akdedildiği tarih itibarıyla otelin fiili olarak çalışıyor olmasının belge alımına engel teşkil edeceği, bu haliyle sözleşmenin konusu olan belgelerin alınmasının baştan beri imkansız halde olduğu ve bu imkansızlıktan borçlunun sorumlu tutulamayacağı, BK 27.maddesi uyarınca konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz kabul edilmesi gerektiği anlaşılmış ve davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilmiş olan kararın  eksik ve hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının gerekçesinin yerinde olmadığını, taraflarınca  bildirilen delillere itibar edilmediğini, hatalı bilirkişi raporları dayanak alınarak hüküm kurulduğunu, yerel Mahkemeye dava konusunun bilirkişinin uzmanlık alanı dışında olduğu belirtildiği ve farklı bir yatırım danışmanı, turizm bilirkişisi ve borçlar hukuku alanında uzman hukukçu bilirkişi olmak üzere bilirkişi heyetinden rapor aldırılması yönünde talepte bulunulduğunu, bu taleplerinin  kabul edilmediğini,  müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında, davalı şirkete ait ... Otel, ... Otel ve ... Otel'e ilişkin Turizm Yatırım Belgesi ve Yatırım Teşvik Belgelerinin çıkarılması ve davalıya teslim edilmesine ilişkin olarak sözleşmelerin akdedildiğini, bahse konu bu sözleşmeler gereği müvekkili şirketin tüm edimlerini süresinde ve eksiksiz biçimde yerine getirdiğini, bu sözleşmeler nedeniyle davalı şirketin, müvekkili şirkete 40.120,00 TL borçlandığını, davalı şirketçe bahse konu borca karşılık gelmek üzere kısmi olarak 25.160,00 TL müvekkili şirkete ödenmişse de, geriye kalan kısma ilişkin bir ödeme yapılmadığını, hükme esas alınan raporun, dosya kapsamı ile uygun olarak hazırlanan bir rapor olmadığını, yerel mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin ve Kütür ve Turizm Bakanlığı'nın yazı cevaplarının incelendiğinin belirtildiği ancak dava konusu olaya ilişkin hatalı birtakım değerlendirmelerde bulunulduğunu, yatırım teşvik belgesi alınabilmesi için Bakanlar Kurulu Kararı gereğince turizm yatırımı belgesi alınmasının ön koşul olup, turizm yatırım belgesi alınmadan yatırım teşvik belgesinin alınmasının mümkün olmadığını , davalı tarafa yöneltilen huzurdaki davaya konu söz konusu fatura ve tutarların sadece turizm yatırım belgesinin alınması işlemine yönelik olduğunu, Kültür Ve Turizm Bakanlığından gelen yazı cevaplarında eksik olduğu belirtilen belgeler listesinde yer alan “kat irtifakı” da dahil bütün eksikliklerin davalı tarafça giderilebilir olup, bu süreçle uğraşmak istemeyen davalı tarafça söz konusu eksikliklerin tamamlanmadığını, davalı tarafın hali hazırda işletmeye açık olması ve bu nedenle turizm yatırım belgesi alınamaması yönündeki değerlendirmenin de hatalı olduğunu, taraflar arasındaki anlaşma kapsamında apart olarak işletilmekte olan yerin turizm tesisine dönüştürülmesinin söz konusu olduğunu, kira kontratı incelendiğinde bu hususun net bir şekilde görülebileceğini, davalı tarafın apart olan işletmesinin turizm yatırım belgesi alınarak otel işletmesine çevrilmesi konusunda çalışma başlatıldığını, müvekkili ile karşı taraf arasında akdedilen sözleşmeler gereği müvekkilinin vereceği hizmetin Turizm Yatırım Belgeleri (Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen) ve Yatırım Teşvik Belgesi (Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından düzenlenen) alınabilmesi adına kuruma gerekli başvuruları yapmak ve başvuru işlemlerinin sonuçlandırılması için ilgili takip işlemlerini yürütmek olduğunu, taraflar arasında hangi şartlarla anlaşıldığı, yapılacak hizmetin konusu ve kapsamı ile bedeli, somut durum ve temin edilmesi gereken belgeler ile ilgili bir çok hususta davalı yan ile görüşme sağlandığı ve müvekkilinin davalıyı en başından gerekli bilgi ve belgelere ilişkin olarak eksiksiz şekilde bilgilendirdiğinin açık olduğunu, müvekkiline başvurulara konu gerek apart olarak işletilen gerekse henüz işletmeye geçmemiş olan otellerin mevcut mülkiyet ve tapu durumlarının incelenmesi ve değerlendirilmesi yönünde bir görev ve sorumluluk yüklenmediği gibi, bu hususta Tapu Müdürlükleri ve ilgili kurumlardan sadece davalıya bilgi ve belge verileceğinin de açık olduğunu, bu yönde müvekkiline hiçbir sorumluluk ve kusur yüklenemeyeceğini, müvekkilinin mevcut mülkiyet ve tapu durumları ile ilgili eksiklikleri bilmesine imkan bulunmadığı ve bu eksiklikleri en başından müvekkiline bildirmeyen davalının bu hususta müvekkiline karşı sorumlu olması gerektiğinin ortada olduğunu, mahkemeye gelen yazı cevaplarından anlaşılacağı üzere birtakım eksiklikler nedeniyle Turizm Yatırım Belgelerinin düzenlenememiş olup, eksik olduğu belirtilen belgeler olmaksızın herhangi bir otel işletmesinin faaliyet göstermesinin de usul ve yasa gereği mümkün olmadığını, davalı tarafın hali hazırda turizm sektöründe faaliyet gösterdiği, başkaca pek çok otel işletmesi olduğu, kanuna zaten hakim olduğu, başlangıçta tamamlaması gerektiğini bildiği eksiklikleri kiralama yaptığı mal sahibiyle yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle yapamadığı, kanuni bir engeli bulunmamasına rağmen söz konusu eksikleri tamamlayamadığı ve bu nedenle kendi kusuruyla müvekkilinin çalışmalarını imkansız kıldığının açık olduğunu, davalı yan tarafından usulsüz şekilde hareket ettiği, eksik belgelerin tamamlanmasının mümkün olmasına yasal bir engel olmamasına rağmen eksiklikler tamamlanmaksızın turizm faaliyetlerinin yürütüldüğü, belirtilen nedenlerle de söz konusu otellerin durumları ile ilgili müvekkilinin yanılgıya düşürüldüğünün açıkça anlaşılacağını, davalı yanın kendi kusur ve sorumluluklarını müvekkiline yüklemeye çalıştığını, bu hususların yerel mahkemece görmezden gelindiğini, yine yapılan başvurular sonrası ilgili kurumdan gelen yazı cevapları doğrultusunda birtakım eksikliklerin olduğu, bu eksiklikler giderilmezse Turizm Yatırım Belgelerinin alınamayacağı hususlarının da müvekkilince davalı yana defalarca kez bildirilmiş olup, bu yöndeki beyanlarının da bilirkişi ve Yerel Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, müvekkilinin yürütmekte olduğu danışmanlık ve aracılık işinin, kendisine  teslim edilen belgeler ile ilgili başvuruları yapmayı ve sonrasında başvuru  sonucunu takip etmeyi kapsadığını, başvuru evraklarında eksiklik olması halinde bu eksikliklerin tamamlanamayacağı ve başvuruların doğrudan reddedileceği yönünde bir yasal düzenleme olmadığını, tamamlanması mümkün olan belgelerin davalının mal sahibiyle arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklı olarak tamamlanmadığını, başvuru işlemlerinin devam etmesine yönelik yasal bir engel bulunmadığı gibi, giderilemeyecek bir eksikliğin  de söz konusu olmadığını, kurum cevaplarının ret kararları olarak değerlendirilmesi ve başvuruların olumlu sonuçlanmamasının sorumluluğunun müvekkiline yüklenmesinin son  derece hatalı olduğunu, Yerel Mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alınmasına rağmen, raporda yer alan \"kurum cevaplarında yer alan eksikliklerin giderilmesi ve istenen belgelerin eksiksiz olarak kuruma iletilmesi halinde yeniden talep ve başvuruda bulunulabileceği ve bu eksikliklerin müvekkilce davalıya yapılan tüm bildirim ve hatırlatmalara rağmen davalı tarafça tamamlanmamış olduğu\" hususlarının yerel mahkeme tarafından adeta görmezden gelindiğini, nitekim taraflar arasında yapılan görüşmelere ilişkin yazılı tutanaklardan görüleceği üzere, davalının edim ve yükümlülüklerinin de net şekilde belirlenmesine rağmen davalı tarafça bu edimlerin yerine getirilmediğini, müvekkilinin, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği, başvuru için gerekli evrakları toplamakla yükümlü olmadığını, müvekkilinin verdiği hizmet gereği, söz konusu başvurulara ilişkin eksik bir evrak olması halinde, bu başvuru işleminde aracı olan müvekkiline bu durumun ilgili kurum tarafından bildirildiğini ve müvekkilinin de başvuruculara bu durumu ilettiğini, ancak, davalı tarafça kolaylıkla tamamlanabilecek eksik belgeler ve temin edilmesi gereken evrakların tamamlanmadığını, gerekli belgelerin müvekkiline teslim edilmediğini, kurumun yazı cevabı gereği davalı yanca ilgili tapu kayıtları ve kira sözleşmesine ilişkin gerekli düzeltmelerin yapılmadığını, eksik olduğu beyan edilen imza sirküleri ve ilgili tüm belgelerin eksiksiz ve doğru şekilde müvekkiline teslim edilmediğini, davalı yanın kendi kusurundan kaynaklı olarak taraflar arasındaki görüşme tutanaklarında belirlenen gerekli belgelerin temin edilememiş ve gerektiği gibi  düzenlenmemiş olmasına rağmen tüm kusur ve sorumluluğu müvekkiline yüklemeye çalıştığını, müvekkilinin mevcut mülkiyet ve tapu durumları ile ilgili eksiklikleri bilmesine imkan bulunmadığı ve bu eksiklikleri en başından müvekkiline bildirmeyen, gizleyen ve buna rağmen müvekkiline sözleşmeler gereği alınması planlanan belgelere ilişkin gerekli başvuruları yapmak üzere talimat veren davalının kusurlu  olduğunun  tüm dosya kapsamı ile sabit olmasına rağmen, bilirkişi tarafından eksik ve hatalı değerlendirmeler neticesinde tüm sorumluluğun müvekkiline yüklenmiş olmasının da kabul edilebilir olmadığını, ifayı imkansız kılan ve başvuruların olumlu sonuçlanmaması sonucunu doğuran şeyin, davalı yanın eksik bilgi ve belgeler ile gerekli  başvuruların  yapılmasına  neden olması ve kurum tarafından iş bu eksiklikler belirtilmiş olmasına rağmen eksikliklerin tamamlanmamış olmasından kaynaklandığını, müvekkilince tüm hizmetlerin, taraflar arasındaki  sözleşme gereği kendi aralarında belirlendiği şekilde yapılmış olup, bu durumun dosyaya gelen müzekkere cevaplarından da net bir şekilde görüldüğünü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü Kontrolörler Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen yazı cevapları gereğince, müvekkilinin turizm yatırım belgelerinin düzenlenmesi adına kuruma gerekli belgeleri sunduğu, başvurularda bulunduğu, işlemleri davalı adına takip ettiği ve sözleşme gereğince edimlerini eksiksiz olarak ifa ettiğini, taraflarınca haklı ve hukuki şekilde izah edilen hususların, somut belge ve delillerin dikkate alınmadığını, yerel mahkemece salt davalı yanın iddia ve beyanları esas alınmak suretiyle ve yanlı bir bilirkişi raporu üzerinden, eksik ve hatalı şekilde hüküm kurulduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasından, Dairemize hitaben yazılan müzekkereden; davalı ... Turizm İnşaat Ticaret Limited Şirketi'nin, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası kapsamında 07/07/2023 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, iflas işlemlerinin Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasında yürütüldüğü, iflas tasfiyesinin basit tasfiye usulüne göre yürütüldüğü görülmektedir.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 191/1 maddesinde \"Borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür.\" düzenlemesi mevcuttur.<br>Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un  226 ncı maddesi uyarınca da, masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Dairesine aittir.<br>Müflis, iflâsın açılması ile hak ehliyetini ve dava ehliyetini kaybetmemiş ise de; masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerektiğinden İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür.<br>Hukuk Genel Kurulunun 09.11.2021 tarihli ve ... E., ... K.; 17.10.2019 tarih ve ... E., ... K; 24.01.2018 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere iflas hukukuna ilişkin düzenlemeler kural olarak kamu düzenini ilgilendirmekte olup İİK’nın 194. maddesindeki davanın durması da kendiliğinden gerçekleşir. Bir diğer ifade ile tarafın iflas ettiği mahkemece bilinmese veya somut olayda olduğu gibi mahkemece uyuşmazlık ile ilgili nihai karar tesis edilmek suretiyle dava dosyasından el çekilmiş olsa bile dava durur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/(13)3-646 E. 2022/1943 K.).<br>İİK'nın 194 üncü maddesine göre, acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları (maddede yazılı istisnalar dışında) durur, ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder.<br>İİK'nın 230 vd. maddeleri gereği, müflisin davalı olduğu davalarda; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki karar, ikinci alacaklılar toplantısında alınır. İkinci alacaklılar toplanması davaya devam edilmesine karar verirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir (Yargıtay 3.H.D.'nin  2023/203 E. 2023/881 K., Yargıtay 3.H.D.'nin  2022/6735 E. 2022/7805 K.).<br>Basit tasfiye usulünde (md. 218), alacaklılar toplantısı olmadığından, iflâsın  açılması ile duran hukuk davalarının, iflâs dairesinin sıra cetveli yapmasına kadar durması gerekir. Çünkü, iflâs müdürü, ancak sıra cetvelini yaparken, dava konusu alacağı kabul edip etmeyeceğini ve dolayısıyla davaya devam edilip edilemeyeceğini anlayabilir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 02/12/2013 tarih, 2013/6042 Esas ve 2013/7632 Karar Sayılı ilamı).<br>Bu itibarla, mahkemece davalı müflis şirket yönünden, iflas dairesine gerekli tebligatlar yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra iflas tasfiyesi basit tasfiye şeklinde yürütülmesine karar verilip ikinci alacaklılar toplantısı yapılmayacak ise de; elde ki davanın sıra cetveli tanzimine kadar duracağı gözetilerek yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilip, sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Söz konusu husus kamu düzeni ile ilgili olduğundan Dairemizce resen dikkate alınmıştır.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/01/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL maktu  istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.24/09/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c04da157f70a7c5c","SID":"a73ef51c39ee861f"}}