{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/986 <br>KARAR NO\t: 2025/883<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 19/06/2025<br>NUMARASI\t: <br><br>İHTİYATİ HACİZ /İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>KARŞI TARAF <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ayıplı  Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 10/06/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 02/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03/10/2025<br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair ara karara karşı talepte bulunan davacı  vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş  olmakla, dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : <br>A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ:<br>Davacı vekili .......  tarihinde sunduğu dava dilekçesinde;  1990 yılından bu yana PVC İzoleli Kablo ve PVC Granül imalatı alanında faaliyet gösteren, sektörünün öncü ve saygın kuruluşlarından biri olan müvekkili şirketim kablo ve üretimde ihtiyaç duyduğu ham maddeleri tedarik ettiği davalı firmadan aralarındaki ticari ilişki kapsamında kablo üretiminde kullanılmak üzere \"LSEVA V90 Polietilen\" adlı ürünü (.... nolu ...tarihli fatura ile 791.883,68 TL bedelle 49,5 ton; .... nolu ....tarihli fatura ile 767.887,20 TL bedelle 48 ton) satın aldığını, söz konusu bu dolgu malzemesinin kullanıldığı kablolarda, üretimden bir süre sonra özellikle yaz aylarının başlaması, havaların ısınması ve ürünlerin güneş ışığına maruz kalmasıyla birlikte, \"kusma ve yağlanma\" şeklinde ciddi problemler baş gösterdiğini, ayrıva henüz üretime alınmamış depoda bekleyen aynı ham maddelerde de belirgin bir \"sararma\" meydana geldiğinin gözlemlendiğini, bu durumun ham maddenin teslim anında basit bir muayene ile anlaşılamayan ancak kullanım ve çevresel faktörlerin etkisiyle sonradan ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olduğunu, müvekkilinin kablolardaki durumu farkeder etmez derhal durumu davalıya önce şifahi olarak bildirdiğini, dolgu malzemesinin kullanıldığı kablolardan ......... tarihinde davalıya numune verdiğini, davalının numunenin yetersiz olduğunu bildirerek inceleme yapmak ve daha fazl anumune almak üzere çalışanı ...müvekkili şirkete gönderdiğini, davalı şirkete ........ tarihli tutanak ile- bir miktar daha numune verildiğini, bundan sonra TBK 223/2 gereği gizli ayıplarda aranan derhal bildirme yükümlülüğünü yerine getirmek adına davalıya .... Noterliğinin .... tarih ve ....yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, söz konusu ihtarnamede satın alınan malzemenin ayıplı olduğunun bildirildiğini ve henüz kullanılmayan 19.755 kg ürünün 3 gün içerisinde davalı tarafından geri alınarak bedelinin müvekkiline iadesinin talep edildiğini, ayıplı ürünler nedeniyle oluşan ve oluşacak zarralar için tazminat haklarıın saklı tutlduunun ve ayrıca ürünlerle ilgili teknik inceleme ve zarar ziyan çalışmalarının devam ettiğinin belirtildiğini, TÜBİTAK'tan alınan 30/09/2024 tarihli analiz raporu ile dolgu malzemesinin ayıplı olduğunun bilimsel olarak da kesinleştiğini, TÜBİTAK raporunun ardından davalıya .... Noterliğinin .... tarih ve .... yevnmiye nolu ihtarnamesi gönderilerek durumun tekrar davalıya bildirildiğini,  ardından ayıbın niteliği ve zararın miktarının tespiti amacıyla ...SHM'nin ... D.iş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti talebinde bulunulduğunu, Kimya mühendisi, SMMKM ve Bağımsız denetçiden oluşan bilirkişi heyetinde ....... tarihinde müvekkilinin iş yerinde keşif yapıldığını ve dava konusu ayıplı ürünler incelenerek ........... tarihli raporun dosyaya sunulduğunu, söz konusu raporda da ürünün ayıplı olduğu belirnerek henüz kullanılmamış depoda bulunan 19.755 kg ayıplı ham maddenin güncel değerinin 316.033,58 TL olduğu, ayıplı ham madde kullanılarak üretilmiş olan ve ayıp nedeniyle satılamayan veya  müşterilerden iade alınan toplam 138.408 metre kablonun bulunduğu, bu kaboların can ve mal güvenliği açısından kullanılamaz durumda olduğu ve güncel satış listesi fiyatları üzerinden hesaplanan değerinin 6.361.655,76 TL olduğu, böylelikle müvekkilinin uğradığı zararın (6.361.655,76 TL +316.033,58 TL olmak üzere) 6.677.689,34 TL olduğunun, ayrıca müşteriye satılmış olan 1.108.658 metre kablonun da yıplı ham madde ile üretilmiş olması nedeniyle ilerde iade riskinin bulunduğu bunun gerçekleşmesi halinde de potansiyel zarar riskinin 52.173.108,99 olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın delil tespiti dosyasına sunduğu itiraz ve ihtarnamelerinde ise özetle sorununun davacı şirket tarafından kullanılan diğer malzemelerdeki DOTP dan kaynaklandığının kendi ürünlerinde DOTP bulunmadığını, ürünün teknik bilgi formundaki (data sheet) uyarılar gereği sorumluluklarının olmadığını iddia etmekte olduğunu, ancak bu iddiaların hem TÜBİTAK raporu hem de Mahkemece atnan bilirkişi heyeti raporu ile çürütüldüğünü, TÜBİTAK raporunun ham maddede ftalat (DOTP) olmadığını teyit etmekle birlikte, yine aynı raporda ayığlı kablodan akan yağın içinde ftalat türevi, mineral yağ ve 2- Etil Hegzanol bulunduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporunun ise tüm bu bulguları değerlendirerek, sorunun kaynağının davalıdan alınan ham madde olduğu sonucuna vardığını ileri sürerek, *öncelikle davalının 614.569,48 TL alacağa yetecek kadar menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, *uyuşmazlık konusu ayıplı ham madde ve bu ham maddeden üretilen ayıplı kabloların bulunduğu müvekkili şirketin ......... adresinde uzman bilirkişiler marifetiyle keşif ve tespit yapılmasına, akabinde müvekkiline ayıplı ürün ile üretilen kabloları hurdaya satılması ya da hurdaya çevrilmesi yönünde izin ve yetki verilmesine, *henüz kullanılmamış 19.755 kg ayıplı hammaddenin teslimi için tevdi mahalli tayin edilmesini, sonuçta; 1-)henüz kullanılmamış ayıplı dolgu malzemelerinin bedeli olarak davalıya ödenmiş olan 316.033 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile bilrikte davalıdan tahsili ile müvekkiline geri ödenmesine; 2-) doğrudan ve dolaylı zararların tazmini talebiyle (tevdi mahalli tayin masrafları da eklenerek) fazlaya ilişkin ve munzam zarar (ticari itibar kaybı vb.) dair hakları da saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.000 TL (müvekkiline hurdaya çevirme yetkisi verilmesi halinde hurda değeri de düşülmesinden sonra)  belirsiz alacak mahiyetindeki maddi tazminatın davalının temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacı müvekkili şirkete ödenmesine, 3-) delil tespiti dosyasında müvekili tarafından yapılan 13.543,90 TL  ve ilgili dosyada tespit edilecek masrafın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine; 4-)  TÜBİTAK tan raporu alınması için müvekkilince ödenen 34.992 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....tarih ve ... Esas sayılı kararı ile;<br>\"Talep; ihtiyati haciz, delil tespiti, ayıplı olduğu iddia edilen malların hurdaya çevrilmesine ve bunun için satışına izin ve yetki verilmesi ile ayıplı mallar için tevdi mahalli tayin edilmesi taleplerine ilişkindir.<br>İhtiyati haciz talebi yönünden dosya incelendiğinde; Davacı vekilinin dava dilekçesi ile dava konusu tazminat talebine ilişkin olarak ihtiyati haciz talebinde bulunduğu, ancak doğrudan ve dolaylı zararlar ile munzam zarara dair zarar kalemlerinin dava dilekçesinde açık olmadığı, dolayısıyla bu zararların olup olmadığının, olması halinde miktarının dosya kapsamından anlaşılamadığı, ancak yargılama sonrasında ortaya çıkabileceği, bu haliyle muaccel bir alacağın varlığından bahsedilemeyeceği, ihtiyati haciz için gereken yaklaşık ispat koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılarak talebin reddine karar verilmiştir.<br>Delil tespiti talebi yönünden dosya incelendiğinde; Davacı vekilinin ayıplı olduğu iddia edilen kablolardan numune alınarak inceleme yapılması için delil tespiti yapılmasını talep ettiği anlaşılmakla; ayıplı olduğu iddia edilen malların kablo olduğu ve miktarının 19.755 kg olduğu, ayrıca daha önce delil tespiti de yapılmış olması hali göz önünde bulundurulduğunda, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolma veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimalinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, gerektiğinde yargılama sırasında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılabileceği kanaatine varılarak davacı tarafın delil tespiti isteminde hukuki yarar olmadığı kanaatine varılarak HMK'nın 400/2 maddesi uyarınca talebin reddine karar verilmiştir.<br>Ayıplı olduğu iddia edilen malların hurdaya çevrilmesine ve bunun için satışına izin ve yetki verilmesi ile ayıplı mallar için tevdi mahalli tayin edilmesi talepleri yönünden dosya incelendiğinde; dava konusunun ayıptan kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla; ayıplı olduğu iddia edilen malların hurdaya çevrilmesine ve bunun için satışına izin ve yetki verilmesi ve tevdi mahalli tayin edilmesi taleplerinin uyuşmazlık konusu olmadığı kanaati ile reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile; \"Davacı vekilinin ihtiyati haciz, delil tespiti, ayıplı olduğu iddia edilen malların hurdaya çevrilmesine ve bunun için satışına izin ve yetki verilmesi ile ayıplı mallar için tevdi mahalli tayin edilmesi taleplerinin ayrı ayrı reddine\" karar verilmiştir. <br>C) İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinafında; yerel mahkemenin ihtiyati haciz, delil tespiti, ayıplı olduğu iddia edilen malların hurdaya çevrilmesine izin ve yetki verilmesi ile ayıplı mallar için tevdi mahalli tayin edilmesi taleplerinin tümünün reddine dair kararının hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haczin koşullarının oluştuğunu, muaccel alacağa ilişkin yaklaşık ispata yarar tüm dellillerin dosyada bulunduğunu ,ayıplı dolgu malzemesi kullanılarak üretilen 138.408 metre kabonun hâlen müvekkili şirketin depolarında muhafaza edildiğini ve mevcut haliyle ancak hurda değerleri bulunduğunu, bu ölçüde büyük miktardaki malların depolama maliyeti yarattığını, müvekkilinin ticari faaliyetleri için büyük öneme sahip olan depo alanlarını işgal etmekte, kira, sigorta ce bakım gibi ek maliyetlere yol açmakta olduğunu, ayrıca bu malların fiziki bozulma riski altında olduğunu, zamanla hurda değerini dahi kaybetme riski bulunduğunu, her ne kadar mahkeme delil tespiti ve ayıplı malların hurdaya çevrilmesi taleplerini hukuki yarar yokluğundan reddermiş ise de aksine hem müvekkilinin hem de davalı tarafın hukuki yararı bulunduğunu, taleplerinin teknik ve fiziki incelemeler için yeterli miktarda numunenin mahkemece görevlendirilecek bir bilirkişi heyeti marifetiyle alınarak mühür altına alınması numuneler aındıktan sonra geriye kalan ve ekonomik değeri sadece hurda olan kabloların yine mahkeme denetiminde hurdaya çevrilmesine izin verilmesi olduğunu, nihayetinde elde edilecek gelirin zarardan mahsup edileceğini, yargılamanın yıllarca sürme ihtimali karşısında malların depo maliyetleri ve fiziki çürüme nedeniyle uğrayacağı zararın ek bir tazminat davasına konu  olacağını bunun da usûl ekonomisine aykırı olduğunu, her ne kadar mahkeme tevdi mahalline ilişkin taleplerini, 'davanın tazminat talebine ilişkin olduğu, tevdi mahalli tayin talebinin uyuşmazlık konusu olmadığı'  gerekçesi ile reddetmiş ise de, eldeki davada ilk taleplerinin sözleşmeden dönme ve bedel iadesi, ikinci taleplerinin de ayıplı hammaddenin üretim süreçlerinde kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm ticari zararın tazminine ilişkin olduğunu, dava dilekçesinin talep sonucu kısmında (5/a) numaralı  parağrafta yer alan taleplerinin sözleşmeden dönme seçimlik hakkına ilişkin olduğunu, TBK'nin 229 md sinde düzenlenen sözleşmeden dönme seçimlik hakkı kullanıldığında satılanı ve satılandan elde edilen yararları satıcya geri vermekle yükümlü olduğunu, satıcının malı geri almaktan kaçınması halinde ise tevdi mahalli yoluna gidilerek alıcının teslim borcundan kurtulması gerektiğini, somut olayda satıcıya söz konusu kullanılmayan ayıplı malları geri almasının ihtar edildiğini ancak davalının bu malları geri almakta kaçındığını, sonuç olarak yerel mahkemece, ihtiyati haciz, delil tespit, ayıplı olduğu iddia edilen malların hurdaya çevrilmesine izin ve yetki verilmesi ve ayıplı mallar için tevdi mahalli tayin edilmesi taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve 1-) 614.569,48 TL alacağa yetecek kadar menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, 2-) uyuşmazlık konusu ayıplı ham madde ve bu ham maddeden üretilen ayıplı kabloların bulunduğu müvekkili şirketin ......... adresinde uzman bilirkişiler marifetiyle keşif ve tespit yapılmasına, 3-) akabinde müvekkiline ayıplı ürün ile üretilen kabloları hurdaya satılması ya da hurdaya çevrilmesi yönünde izin ve yetki verilmesine, 4-) henüz kullanılmamış 19.755 kg ayıplı hammaddenin teslimi için tevdi mahalli tayin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>D) DELİLLER: <br>.... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../.... Esas sayılı dosyası kapsamı.<br>E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>Dava,  davalıdan satın alınan hammaddenin ayıplı çıkması nedeniyle uğranılan zarararın tazmini ve bedel iadesi istemine ilişkindir. <br>Davacı,  öncelikle davalının 614.569,48 TL alacağa yetecek kadar menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, uyuşmazlık konusu ayıplı ham madde ve bu ham maddeden üretilen ayıplı kabloların bulunduğu müvekkili şirketin ......... adresinde uzman bilirkişiler marifetiyle keşif ve tespit yapılmasına, akabinde müvekkiline ayıplı ürün ile üretilen kabloları hurdaya satılması ya da hurdaya çevrilmesi yönünde izin ve yetki verilmesine, henüz kullanılmamış 19.755 kg ayıplı hammaddenin teslimi için tevdi mahalli tayin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece, ihtiyati haciz talebi yönünden, ihtiyati haciz için gereken yaklaşık ispat koşulunun somut olayda gerçekleşmediği; Delil tespiti talebi yönünden, ayıplı olduğu iddia edilen malların kablo olduğu ve miktarının 19.755 kg olduğu, ayrıca daha önce delil tespiti de yapılmış olması hali göz önünde bulundurulduğunda, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolma veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimalinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, gerektiğinde yargılama sırasında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılabileceği bu nedenle davacının delil tespiti isteminde hukuki yararının bulunmadığı; Ayıplı olduğu iddia edilen malların hurdaya çevrilmesine ve bunun için satışına izin ve yetki verilmesi ile ayıplı mallar için tevdi mahalli tayin edilmesi talepleri yönünden ise, dava konusunun ayıptan kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğu,  ayıplı olduğu iddia edilen malların hurdaya çevrilmesine ve bunun için satışına izin ve yetki verilmesi ve tevdi mahalli tayin edilmesi taleplerinin uyuşmazlık konusu olmadığı gerekçesi ile Davacı vekilinin ihtiyati haciz, delil tespiti, ayıplı olduğu iddia edilen malların hurdaya çevrilmesine ve bunun için satışına izin ve yetki verilmesi ile ayıplı mallar için tevdi mahalli tayin edilmesi taleplerinin ayrı ayrı reddine\" karar verilmiştir. Karara karşı yine ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinde bulunan davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf incelemesi, dairemizce 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Öncelikle belirtmek gerekir ki; gerekçeli karar başlığında, hükmü veren Mahkemenin (... Asliye Ticaret Mahkemesi) adının yazıldığı kısma \"1 nolu kalem\" ifadesinin yazılması  ve yine karar başlığında tarafların vergi numaraları ile adreslerinin, davacının vekilinin adresinin  yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliklerin mahallinde her zaman düzeltilebileceğini değerlendiren Dairemiz anılan hususları eleştirmekle yetinmiştir.<br>İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır.<br>\tHMK'nin 406/2. maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilen  ihtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nin 257. Maddesinde; <br>\t\"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.<br>Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>\t1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>\t2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;<br>\tBu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” hükmüne yer verilmiştir.<br>\tİhtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nin 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. <br>\tİİK'nin 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usûl hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Söz konusu hükümdeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın hiç aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>İhtiyati tedbir ise HMK'nin 389 vd maddelerinde düzenlenmiş olup; <br>HMK'nin \"İhtiyati Tedbirin Şartları\" kenar başlıklı 389.maddesinin 1. fıkrası; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü haizdir.<br>Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ancak  taraflar arasında çekişmeli uyuşmazlık konusu hakkında verilebilmesi mümkün olan ihtiyati tedbirin koşulları; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâllerin varlığı olarak belirlenmiştir.  <br>HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390.maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, \"yaklaşık ispat\" kavramından bahsedilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez. <br>Öte yandan, İhtiyati tedbir kararlarında \"Ölçülülük\" ilkesi; Anayasa ile güvence altına alınan bir ilke olup içinde \"elverişlilik\", \"gereklilik\" ve \"orantılılık\" olmak üzere üç farklı alt ilkeyi de barındırmaktadır. Başvurulan tedbir, ulaşılmak istenen amaç bakımından elverişli ve gerekli olmakla birlikte; başvurulan tedbir ile ulaşılmak istenen amaç arasında orantı olmalıdır. Söz konusu ilke, hayatın her alanında uygulama bulmakta olan genel bir ilkedir. İhtiyati tedbir kararı ile ulaşılmak istenen amaç arasında da ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. <br>İhtiyati tedbir ve ihtiyati hacizde tek ölçü yaklaşık ispatın sağlanması olmayıp; verilecek geçici hukuki koruma tedbirinde davanın her iki yanının menfaatinin gözetilmesi gerekmektedir. <br>Yapılan bu açıklamalardan sonra, somut olaya dönüldüğünde;<br>1-) Davacı vekilinin müvekkili şirketin \"..........\" adresinde uzaman bilirkişiler marifetiyle keşif ve tespit yapılmasına yönelik talebi, Mahkemece; 'ayıplı olduğu iddia edilen malların kablo olduğu ve miktarının 19.755 kg olduğu, ayrıca daha önce delil tespiti de yapılmış olması hali göz önünde bulundurulduğunda, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolma veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimalinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, gerektiğinde yargılama sırasında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılabileceği bu nedenle davacının delil tespiti isteminde hukuki yararının bulunmadığı\" gerekçesi ile reddedilmiştir. <br> İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341/1.maddesinde \"İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları c) karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları d) karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları\" hükmü yer almakta olup, delil tespitine ilişkin taleplerin kabulüne ya da reddine ilişkin kararlara karşı istinaf kanun yolunun açık olduğuna ilişkin bir düzenleme de bulunmadığından, Davacı vekilinin, müvekkili şirketin .........\" adresinde uzaman bilirkişiler marifetiyle keşif ve tespit yapılmasına yönelik delil tespiti talebinin reddi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 341 ve  352/1. maddesi gereğince usûlden reddine karar verilmek gerekmiştir. <br>2-)  Davacının diğer geçici hukuki koruma talepleri yönünden ise; Talepte bulunanın iddiaları, dosya kapsamı ve sunulan deliller az yukarıda yapılan  açıklamalar ışığında ele alındığında; davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, mevcut dosya kapsamı, delil durumu ve yargılamanın bulunduğu aşama itibarıyla davacının haklılığını yasaya uygun ve yaklaşık olarak ispat edemediği nazara alındığında, bu talepleri yönünden ilk derece mahkemesince verilen ret kararında usûl ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı kanısına ulaşan Dairemiz, talepte bulunan vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarını yerinde görmemiştir.<br>Bu itibarla,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.  <br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)\t Talepte bulunan davacı vekilinin, bilirkişi marifetiyle keşif ve tespit yapılmasına yönelik delil tespiti talebinin reddine dair ilk derece mahemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 341 ve  352/1. maddesi gereğince USÛLDEN REDDİNE, <br>2-) Talepte bulunan davacı vekilinin ihtiyati haciz, ayıplı olduğu iddia edilen malların hurdaya çevrilmesine ve bunun için satışına izin ve yetki verilmesi ile ayıplı mallar için tevdi mahalli tayin edilmesine ilişkin geçici hukuki koruma taleplerinin reddine dair inceleme konusu İlk Derece Mahkemesi ara kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>3-) Alınması gereken harç peşin olarak alındığından bu konuda karar verimesine yer olmadığına,<br>4-)\tİstinaf yargılama giderlerinin ihtiyati haciz isteyen üzerinde BIRAKILMASINA,<br>5-)\tDairemiz kararının HMK'nin 359/4. Maddesi gereği İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br><br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-f maddesi uyarınca  KESİN olmak  üzere 02/10/2025 tarihinde oybirliği ile  karar verildi.\t<br><br><br><br>Başkan<br>e-imza<br><br>Üye<br>e-imza<br><br>Üye<br>e-imza<br><br>Katip<br>e-imza<br><br><br><br>\t<br><br>*İş bu evrak elektronik imza ile imzalanarak DYS üzerinden gönderilmiştir. Ayrıca fiziki olarak gönderilmeyecektir.* <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"77cdf19679d73ae8","SID":"3dad301dd02045c4"}}