{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/983 - 2025/894<br>                      T.C.<br>                 ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        31. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t    \t\t\t           \t\t\t                 (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)<br>                 (HMK. 353/1-a.6 Maddesi Uyarınca Kararın<br>                                                                                       Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)\t<br><br>ESAS NO\t: 2024/983 <br>KARAR NO\t: 2025/894<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 27/11/2023<br>NUMARASI\t: 2017/719 Esas - 2023/872 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 16/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ    \t: 22/10/2025<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; <br>\tİDDİA\t\t\t\t: <br>\tDavacı vekili; taraflar arasında 28.10.2011 tarihinde, \"Alt Yüklenici Erişim Şebekeleri Bakım-Onarım Sözleşmesi\" akdedildiğini, bu sözleşmeler ile müvekkilinin; Bodrum ve Fethiye Telekom Müdürlüğü Bakım İhalesi Hizmet Sahasında, yerleşim içi ve yerleşim yerleri arasında erişim şebekelerinin bakım, onarım, arıza, ıslah, abone tesis, nakil hat toplama işlerindeki ilave şebeke tesis işlerinin yapılması işlerinin alt yüklenicisi olmayı taahhüt ettiğini, müvekkilinin sözleşmeler dahilinde edimlerini eksiksiz olarak ifa etmesine karşın, davalının sözleşmeye aykırı bir şekilde, müvekkiline \"kesin hesap maliyet yansıması\", \"kesin hesap maliyeti\" ve sair isimler adı altında, kesin hesap çalışmaları sırasında yararlanılan personel giderleri, yararlanılan personellerin konaklama, yakıt ve araç giderleri ile diğer giderlere ilişkin olarak kesin hesap masrafları fatura edildiğini, müvekkiline sözleşme dışı yükümlülükler yüklenerek kesin hesap masrafları ve davalının kendi bünyesinde çalışan işçilerin maaş, vergi, SGK prim borcu ve sair giderlerininin müvekkilinin hakedişinden mahsup edilecek şekilde, müvekkili alacak haklarından mahrum bırakılamayacağını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 100.000,00 TL'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 20/10/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 502.599,38 TL'ye artırarak, davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tSAVUNMA\t\t\t\t  :<br>\tDavalı vekili; davacı şirketin basiretli bir tacir olarak yapmış olduğu iş ve hakkedişler, faturalar dikkate alındığında davalı müvekkilinden alacağının ne kadar olduğunu bilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olmasında hukuki bir yarar bulunmadığını, davacıya herhangi bir borcu olmayıp, müvekkili şirket muhasebe kayıtlarında da görüleceği üzere davacı şirketin müvekkili şirkete borcu olduğunu, davacının dava dilekçesinde kabul etmediği yansıtma giderleri, şantiye masrafları ve ilave sorumluluk olarak nitelendirdiği diğer tüm iddiaları sözleşmede açık olarak davacının ödemekle ve yapmakla yükümlü olduğu masraflar ve işler olup iddiaları tanzim edilen sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu,  taraflarına tebliğ edilen fotokopilerin silik olması ve okunmasının mümkün olmaması bu sebeple delil olarak nitelendirmenin mümkün olamaması sebebiyle beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, müvekkili şirket temerrüde düşürülmediğinden dolayı müvekkili şirketten faiz talep edilmesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ\t       : <br>\tMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; \"Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı alt yüklenicinin hak edişlerinden kesintiler yapıldığı konusunda, taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, kesinti yapılan kalemlerden davacının mı davalının mı sorumlu olduğu ve miktarı ile dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın  tayin ve tespiti bakımından taraflara ait ticari defterler, SGK kayıtları banka ödeme dekontları ve dosyaya sunulan ve getirtilen belgeler üzerinde inceleme yapılarak 11/10/2018 günlü kök ve 17/01/2022 ve 04/08/2023 günlü ek bilirkişi raporları  alınmış nihayetinde davalı tarafından sunulan davacı nam ve hesabına yapılan ödeme belgeleri incelendiğinde 1.738.627,39 TL. fazla kaydın 882.235,58 TL sinin davacı nam ve hesabına yapıldığının belgelendirildiği, 856.031,81 TL. kaydın belgelendirilemediği bu durumda, davacının defter kayıtlarında yer alan 1.384.834,96-TL. alacak kaydı karşılığında, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 882.235,58-TL. davacı nam ve hesabına yapılan ödeme tutarları düşüldükten sonra, davacının (1.384.834,96 – 882.235,58 =) 502.599,38-TL. Tutarında bakiye alacağı olduğu\" gerekçesi ile, davanın kabulüne, 502.599,38 TL alacağın davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, alacağın 100.000 TL'sine dava tarihi olan 18/10/2017 tarihinden, 402.599,38 TL'sine ıslah tarihi olan 18/10/2023 tarihinden itibaren ticari faizi uygulanmasına karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; belirli alacak davalarında kısmi dava veya belirsiz alacak davası açılamayacağını bu nedenle, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın iş süresi boyunca çalıştırdığı işçilerin hak ettiği özlük haklarının ödemelerini yapmadığını, SGK ve 3. kişilere bu işle ilgili borcunun bulunmadığına dair belgelerinin temininin sağlanması da sözleşmede yer alan yükümlülükler arasında bulunduğunu, ancak sözleşme konusu işin ifasından sonra davalının bu hükümlere riayet etmediği ve çalıştırdığı işçilerin ücretlerini ve tazminatlarını ödemediği işçilerin müvekkiline başvurmaları ve bir kısmının açmış oldukları davalar üzerine öğrenildiğini, taraflar arasında aktedilen sözleşmelerin işçi hak ve alacakları başlıklı 12. maddesinde; alt yüklenici işçilerin hak ve alacaklarını zamanında ödemek zorunda olduğu, aksi taktirde işçi alacaklarının alt yüklenicinin hakedişinden kesilerek, yüklenici tarafından sahiplerine ödeyeceği, alt yüklenicinin bu konuda herhangi bir itirazda bulunamayacağı yönünde hüküm bulunduğunu, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda; \"davacı yan, anılan ödemelerin davalının kendi işçilerine yapıldığını iddia etmekte ise de, sözleşmelerin incelenmesinde işin tamamının davacıya verildiği, sözleşmede işçilerin mevzuattan kaynaklanan tüm özlük hakları ve SGK primlerinden davacının sorumlu olduğunun hükme bağlandığı görülmektedir. Bu nedenle, bahse konu işçilik ödemelerinden dolayı davalının, davacı alacağından kesinti yapmasının sözleşmeye uygun olduğu düşünülmektedir.\" şeklinde tespitin isabetli olduğunu, ayrıca davacının bazı işçilerinin alt yüklenicinin isteği ile müvekkili şirket nezdinde sigortalı olarak gösterildiğini ancak, şirket yetkilisinin bu çalışanların bir kısmı için açıkça hakedişlerinden kesinti yapılmasına muvafakat ettiğini, işin tamamı davacı tarafından ifa edildiği için, çalışan işçilerin tamamının davacı tarafça çalıştırıldığını bu nedenle, SGK'dan gelecek hizmet dökümlerinin bu hususta yanıltıcı olabileceğini, şantiye alanında çalışan tüm işçilerin davacı alt yüklenicinin yüklendiği iş için istihdam edildiğini, SGK'ya yapılan ödemelerin davacı adına olup olmadığının tespiti için ilgili kurumlara müzekkere yazılması gerektiğini,  mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE    : <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı alt yüklenici, davalı yüklenicidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı tarafça istinaf edilmiştir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t1- Taraflar arasında 17/11/2011 tarihli Telekom erişim şebekelerinin bakım ve onarımına dair alt yüklenici sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı işi sözleşmeye uygun olarak yaptığını,  ancak davalının hakedişlerden haksız olarak kesintiler yaptığını iddia ederek alacak talep etmiş; davalı ise sözleşmeye uygun hareket ettiklerini davacıya bir borçları olmadığını savunmuştur.  Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hizmet sözleşmesi kapsamında değerlendirilerek inceleme ve değerlendirmeler yapılmıştır. Sözleşmede  erişim şebekelerinin bakım ve onarım işlerinin yapılması kararlaştırılmış olup,  bu işlerin ifası hizmet sözleşmesi kapsamında olmayıp eser sözleşmesi kapsamındadır.  Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir.  Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır. Mahkemece uyuşmazlık eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde TBK  470-486 maddeleri hükümleri dikkate alınarak çözümlenmelidir.<br>\t2- Mahkemece davacı işçilerinin işçilik alacakları nedeniyle açtıkları davalar sonucu, davalı tarafça ödemeler yapıldığı, bunların sözleşmenin 10. maddesi doğrultusunda davacı alacaklarından mahsup edilebileceği  değerlendirilerek, Bodrum İş Mahkemesi'nin 2017/249 Esas ve Ankara 24. İş Mahkemesi'nin 2016/1354 Esas sayılı dosyaları üzerinden verilen kararlar nedeniyle   mahsup işlemleri yapılmıştır. Ne var ki davalı taraf yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde mahkemece mahsubu yapılan bahse konu dosyalar dışında da iş mahkemeleri dosyaları olduğunu bildirmesine rağmen, mahkemece bildirilen diğer  dosyalar getirtilip incelenmemiştir. Söz konusu dosyalar da getirtilip bu dosyalar nedeniyle  bir mahsup işlemi yapılıp yapılamayacağı irdelenmelidir.<br>\t3- 6100 sayılı HMK hükümlerine göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (266/1). Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (281/1). Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir (281/2). Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir (281/3). Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir (HMK 282/1). Raporu serbestçe değerlendirme yetkisi, hâkimin bilirkişinin yerine geçerek hâkimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bir durumda şahsi bilgisi ile karar verebileceği anlamına gelmez. HGK'nın 04/02/2009 tarihli 2008/4-823 Esas 2009/50 Karar sayılı kararında da hakimin kendisini bilirkişi veya bilirkişi kurulu yerine koyamayacağı, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda şahsî bilgisi ile sonuca gidemeyeceği, o konuda bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği belirtilmiştir. Diğer taraftan, Mahkemelerce bilirkişilerin seçimine özen gösterilmesi, bilirkişilerin uyuşmazlık konusu hakkında özel ve teknik bilgi sahibi uzman kişiler arasından seçilmesi gerekir.<br>\tSomut olayda uyuşmazlık, taraflar arasındaki şebeke bakım ve onarım işine dair sözleşmeden kaynaklanmakta olup, mahkemece oluşturulan heyette sektör bilirkişisine yer verilmemiştir. Mahkemece yukarıda ikinci maddede belirtilen eksik dosyalar getirtilip incelendikten sonra, bilirkişi heyetine bir inşaat mühendisi bilirkişi eklenmek suretiyle, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmeli ve bilirkişi heyetinden ek rapor alınmalıdır.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, \t<br>2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/719 Esas, 2023/872 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı  tarafça yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine,<br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t<br><br>Başkan<br> E-imzalıdır<br><br>Üye<br> E-imzalıdır<br><br>Üye <br> E-imzalıdır<br><br>Katip<br> E-imzalıdır<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1d768f46cf9a8a3","SID":"b56d1bba515ab289"}}