{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/124 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1688 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2021/113 Esas- 2022/... Karar<br>TARİH: 18/10/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 16/10/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'den ihraç edilmek şartıyla muhtelif tarihlerde satmış olduğu mallardan kaynaklanan ve ödeme vadesi geçmiş 22.118,73 USD alacağı olduğunu, alacağın bugüne kadar ödenmediğini, ipotek yükümlüsü ...'nun da müvekkili şirket lehine vermiş olduğu ipotek ve ipotek tutarı ile sınırlı olmak üzere bu borcu ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirket tarafından keşide edilen Beyoğlu 47. Noterliğinin 10.01.2020 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 22.118,73 USD'nin ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalılar tarafından borcun ödenmemesi üzerine takip tarihinde TCMB tarafından ilan edilen USD efektif satış kuru üzerinden alacak Türk Lirasına çevrilerek 130.885,00 TL üzerinden İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, müvekkilinin bu alacağının ihtarname tarihinden çok öncesine dayandığını, ilk defasında Beyoğlu 44. Noterliği'nin 26.01.2017 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesinden anlaşılacağı üzere müvekkilinin 46.412,62USD alacağının bulunduğunu, taraflar arasında bir çok mail yazışmasının olduğunu, borçluların bir yandan parça parça ödeme yaparken diğer yandan da Rusya'ya aylar önce ihracı yapılan ve ayıp ihbarı yapılmayan ürünlerin bazılarının defolu olduğunu iddia ederek ihtarname sonrası yaptıkları ödemelerden bakiye kalan 24.118,73 USD borçlarından iade edecekleri sözde defolu ürünlerin bedelinin düşülmesini talep ettiklerini, müvekkilinin iyi niyetli olarak defolu olduğu iddia edilen ürünleri iade alabileceğini ve iade edilecek ürünlere ilişkin ürün bedelli olan KDV dahil 11.574,96 USD'nin borçtan düşüleceğini, bu tutar düşüldükten sonra da bakiye borcun 12.543,77 USD olacağını mail yazışmaları ile ürünleri direkt ihraç ettiğini ve iade faturası kesemeyeceklerini, iade olunacak malların Rusya'dan gelmesi halinde iade faturası kesilebileceğini, ancak malların Rusya'dan geri getirilmesinin zor olduğunu, bunun yerine aynı tutarda reklamasyon faturası kesebileceklerini, ayrıca kendilerinin hesaplarını Türk Lirası üzerinden tutulduğunu, 12.543,77 USD karşılığı yapılacak ödeme için müvekkili şirketin kendilerine fatura kesmesi gereğini bildirdiklerini, taraflar arasındaki mutabakata uygun olarak davalı şirket tarafından KDV dahil 11.574,96 USD karşılığı 44.358,71 TL tutarlı 15.12.2017 tarihli reklamasyon faturası kesildiğini, müvekkili şirket tarafından da 29.12.2017 tarihli fiyat farkı faturası düzenlenerek davalı şirkete gönderildiğini, ancak varılan mutabakata rağmen bakiye borcunu ödemediği gibi Kartal 5. Noterliğinin 12.01.2018 tarih ve ..., yevmiye sayılı ihtarnamesi ile faturayı iade etiğini ve ihtarname içeriğinde borçlarının olmadığını iddia ettiğini, bunun üzerine de müvekkili tarafından da 44.358,71 TL bedelli reklamasyon faturasını Manisa 2. Noterliğinin 18.01.2018 tarih ve 2053 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalıya iade edildiğini ve 24.118,73USD bakiye borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, 18.01.2018 tarihli ihtarnameden sonra 05.09.2018 tarihinde davalı şirket tarafından 2.000 USD daha ödeme yapıldığını ve davalı şirketin borcunun 22.118,73USD'na düştüğünü beyanla, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki tüm ticari ilişkinin Türk Lirası üzerinden gerçekleştiğini, davacının kur farkı alacağının doğabilmesi için alacağını yasaların öngördüğü usulde faturalandırması ve müvekkiline faturayı/faturaları tebliğ etmesi gerektiğini, davacının kur farkı talep etme hakkı olmadığı gibi, hakkı olduğunun kabul edileceği hallerde de hakkın usule aykırı yoldan talep edilmesi ve bu usule aykırılığın kur farkını vaktinde faturalandırıp vergisini de ödemiş olmadığı için davacıyı vergi kaçırmış duruma düşüreceğinin ortada olduğunu, davacı tarafın taleplerinin sadece kur farkından ibaret olduğunu, bunun da davacının mal satışı ile ilgili kesmiş olduğu tüm faturaların üzerindeki bedellerin ödendiğini gösterdiğini, davacının dosyaya delil olarak sunduğu mail yazışmalarının alacağı ispatlayacak nitelik taşımadığını, davacının bir takım yazışmalarla müvekkilini borçlandırmasının hukuken mümkün olmadığını, bizzat davacının kendi beyanı ile alacağın 12.543,77 USD olduğunun maillerde geçtiğini, bu durumda davacının haksız bir alacak oluşturabilmek adına çırpınışının ortada olduğunu, davacının Rusya'ya kadar gönderdiği yetkilileri vasıtasıyla müvekkilinin bahsettiği bozuk malları görüp teslim aldığını, parçalayıp yok ettikten sonra bu malların bedelince kendisi tarafından tek taraflı iradeyle oluşturulan haksız alacağa ilişkin rakamdan düşüp müvekkilinin borcu kabul etmesini istediğini, bunun sebebinin müvekkilinin kendisinden bozuk ve ayıplı malların bedelini istemesini engellemek olduğunu, davacının emri vaki yoluyla kestiği geçmiş tarihli kur farkı amaçlı fakat fiyat farkı içerikli faturaların tümünün müvekkili tarafından reddedildiğini ve iade edildiğini, kesilen faturalar ile takibe ve davaya konu edilen miktarların birbiri ile uyumlu olmadığını, davacının talep ettiği miktarın faturalandırılmadığını, bilgileri dışında faturalandırılmış ise bunu kabul etmediklerini, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının usulünce tutulduğunu, mali tabloları ve vergi açısından bildirimlerini tamamen yasanın emirlerine uygun şekilde yerine getirildiğini, bu sebeple müvekkilinin defter ve kayıtları incelendiğinde davacının alacaklı olmadığının açıkça tespit edileceğini beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih 2021/113 Esas- 2022/... Karar sayılı kararında;<br>\"Dava, ticari satımdan kaynaklı kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözülmesi için tarafların defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davalı defterlerinin incelenmesinden davalının davacıya borcunun bulunmadığı, davacı defterlerine göre ise davacının davalıdan 22.118,73 USD alacağının bulunduğu, davacı alacağının malın teslim tarihi ile tahsilat tarihi arasında geçen kur farkından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davaya konu satış sözleşmesi nedeniyle davacının davalıdan kur farkı alacağı talep edip edemeyeceği hususuna ilişkindir. Kur farkı talep edilebilmesi için taraflar arasında yapılan sözleşmede kur farkı talep edilebileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunması veya alım-satım ilişkisinin döviz üzerinden gerçekleşmiş olması ve asıl faturada açıkça döviz karşılığının belirtilmesi ve döviz karşılığının süresinde ödenmemesi gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/3692 Esas-2021/984 Karar sayılı ilamı).Taraflar arasında kur farkı alacağının talep edilebileceğine ilişkin bir sözleşme bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki satışın USD üzerinden yapıldığı, her iki tarafın ticari defterlerinden anlaşılmış ise de; faturalarda alacağın USD karşılığının gösterilmemiş olduğu, sadece fatura tarihindeki USD kurunun gösterilmesinin faturada alacağın USD karşılığının gösterildiği anlamını taşımayacağı, öte yandan davalı tarafça yapılan ödemelerin kur farkına ilişkin ihtirazi kayıt konulmaksızın davacı tarafça kabul edildiği anlaşılmakla davacı tarafın kur farkı talep etme imkanın bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Tüm dosya kapsamından; davacı tarafça kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiği, yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının kur farkı talep etmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle takibe itirazın haklı olduğu, davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğunun davalı tarafça ispat edilememesi nedeniyle kötü niyet tazminatının yasal koşullarının oluşmadığı sonuç ve  vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın reddine dair verilen kararın, dosya kapsamına, yasal düzenlemelere ve en önemlisi de  bu karara  dayanak teşkil etmek üzere gerekçede yer verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/3692 E.-2021/984 K. sayılı içtihat kararının kapsamına aykırı olduğunu, Yerel Mahkemenin, somut hukuki ihtilafın kendine özgü gerçeklerine, dosya kapsamına ve delillerine göre karar vermek yerine, genelleme yapmak suretiyle dosya kapsamına açıkça aykırı bir  karar vermeyi tercih ettiğini, karara dayanak yapılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/36092 Esas  sayılı kararında,\" kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasındaki alım satım ilişkisinin döviz üzerinden yapılmış olması, asıl faturada açıkça döviz karşılığının belirtilmesi ve döviz karşılığının süresinde ödenmemesi gerekmektedir.\" denildiğini;   Yerel Mahkeme kararında da \"... taraflar arasındaki satışın USD üzerinden yapıldığı, her iki tarafın ticari defterlerinden anlaşılmış ise de...\" şeklinde açık ve net şekilde belirtildiği üzere,  taraflar arasındaki satışın USD üzerinden olduğunun açık olduğunu,  alım satıma konu asıl faturaların tamamında, faturaya esas Amerikan Doları ( USD ) kuru ve satışın ihraç edilmek şartıyla yapıldığının yazılı olduğunu, bilirkişi kök ve  ek raporlarının da bu hususu açık ve kesin olarak teyit ettiğini, kök ve ek bilirkişi  raporunda  belirtildiği üzere, satış sözleşmesinde, satış sözleşmesinin ekleri olan 07.07.2014 tarih-... no'lu proforma faturada ve ödeme taahhütnamesinde, fiyatlandırma -satış bedelinin Amerikan Doları (USD ) olarak düzenlendiğini; Dosya kapsamı ile sabit olduğu üzere, müvekkili şirket tarafından, davalıların 2014 yılından beri ödenmedikleri borcun ödenmesi için 26.01.2017 tarihinde keşide edilen ihtarname ile borcun 46.412,62 USD olduğunun açıkça belirtildiğini ve ödenmesinin talep edildiğini, davalıların bu ihtarnameden sonra müvekkili şirkete ödemeler yaptığını ve ödemelerden sonra borçlarının 22.118,73 USD'ye düştüğünü, bilirkişi raporlarında tespit edilen alacak tutarının da bu şekilde olduğunu, ayrıca davalıların savunmasının aksine,  davalıların borçlarına karşılık yaptıkları son ödemenin Türk Lirası değil, yabancı para cinsinden 2.000 USD olduğunun da bilirkişi raporlarında belirtildiğini;Ayrıca müvekkili şirket çalışanı ... tarafından, aynı zamanda davalı şirket yetkilisi olan davalı ...'ya gönderilen  06 Temmuz 2017 tarihli;\"Tablonun son hali ektedir. ...üst takımların satışından elde edilen 753 USD ve hurda satışından elde edilen  238,94 USD düşüldükten sonra iade edilen ürünlerin tutarı 9.809,29 USD olmaktadır; bu tutara % 18 KDV ilave edildikten sonra rakam 11.574,96 USD olmaktadır. Bu tutar Türkiye'deki şirketiniz üzerinden Valfsel'e fatura edilecektir. Faturanın açıklama kısmının daha sonra netleştirebiliriz. İade tutarı düşüldükten sonra ...e ödemeniz gereken toplam borcunuz 12.543,77 USD olmaktadır. Mutamık mıyız ?\" içerikli maile karşı, Davalı Şirket yetkilisi  Davalı ... tarafından , 10 Temmuz 2017 tarihinde; \"Merhaba ...  bey,  Doğrudur. Bizim muhasebe ile bi görüşeyim. Hesabı  TL tutmuş, kim kime fatura kesecek, onu netleştirlelim.\" şeklinde cevap verildiğini, bu mailden sonra davalı şirket yetkilisi davalı ... tarafından, müvekkili şirkete  gönderilen 15 Kasım 2017 tarihli mailde aynen; \"Merhaba ... Bey, Öncelikle özür dilerim geçikmeli yazdığımdan dolayı Muhasebecimiz ... Bey ile görüştüm. Hesaplamış olduğunuz kur farkı faturasının FİYAT FARKI faturası olarak düzenlemenin daha uygun olduğunu söyledi. Aşağıda belirtiğiniz gibi yazılırsa ( 3065 ibareli ) geriye dönük değişikliği yapamayız der. İade muslukların yerine keseceğimiz Reklamasyon bedeli altında fatura kesebiliriz..\" şeklinde mail attığını, alacak ve borç ilişkilerinin ispatında, mail ve elektronik ortamdaki diğer yazışmaların,  Yargıtay tarafından delil olarak kabul edildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan ve varlığı davalılar tarafından da kabul edilen mail yazışmalarının içerikleri dikkate alındığında da  Yerel Mahkeme kararının yerinde olmadığının ortaya çıktığını; Davanın reddine dair  Yerel Mahkeme kararının gerekçe kısmında; alacağın USD karşılığının gösterilmemiş olduğu, sadece fatura tarihindeki USD kurunun gösterilmesinin faturada alacağın USD karşılığının gösterildiği anlamını taşımayacağı, öte yandan davalı tarafça yapılan ödemelerin kur farkına ilişkin ihtirazi kayıt konulmaksızın   davacı tarafça kabul edildiği anlaşılmakla davacı tarafın kur farkı talep etme imkanın bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.\" şeklinde  belirtilen iki hukuki gerekçenin de dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve  en  önemlisi de  somut gerçek duruma  uygun olmadığının açık olduğunu;Müvekkili şirket tarafından, 06.01.2017 tarihinde keşide edilen ihtarname ile borcun 46.412,62 USD olduğunun açıkça belirtildiğini ve ödenmesinin talep edildiğini, yani müvekkili şirketin, alacağının 46.412,62 USD olduğunu davalılara bildirdiğini ve bu tutarın  ödenmesini talep ettiğini, bu ihtarnameden sonra da davalılar tarafından banka havalesi ile ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin, davalılar tarafından  daha ödemeler  yapılmadan evvel ihtarname ile alacağının USD cinsinden olduğunu ve ödenmesini talep ettiğini, müvekkili şirket tarafından keşide dilen ihtarnameden sonra, davalılar tarafından, borçlarının  46.412,62 USD olmadığı yönünde hiçbir itirazda bulunulmadan veya aksi iddia edilmeden, banka havalesi ile  kısmen TL olarak kısmende USD olarak müvekkili şirkete ödeme yapıldığını; Somut  olayda, müvekkili şirketin aksine davalıların borçlarının USD cinsinden değil, TL cinsinden olduğuna dair itirazı kayıt koymadan ödeme yaptığını, ayrıca, davalılar tarafından yapılan ödemelerin elden değil, banka havalesi ile yapıldığını, banka havalesi ile yapılan ödemeye, banka hesap sahibi tarafından ihtirazı kayıt konulmasının mümkün  olmadığını, kaldı ki, daha  davalılar tarafından ödemeler yapılmadan evvel keşide edilen, Beyoğlu 44. Noterliği'nin 26.01.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile,  müvekkili şirketin, alacağının 46.412,62 USD olduğunu belirtip, ödemesini talep ettiğini, eğer ki  banka havalesi ile banka hesabına yapılan ödemeler yönünden de, itirazı kayıt konulması hukuki bir zorunluluk ise, müvekkili davacı şirketin, keşide etmiş olduğu ihtarname ile bu ihtirazı kaydını peşinen yaptığını ve bu hukuki zorunluluğu yerine getirdiğini, dava konusu olayda, müvekkili şirket değil davalıların ihtirazı kayıt  belirtmeden  ödeme yaptığını, Yerel mahkeme kararının, öncelikle bu yöndeki istinaf sebebi uyarınca kaldırılması gerektiğini;Diğer  taraftan,  dava konusu faturaların tamamında, faturaya esas USD kurunun açık  ve net bir şekilde yazıldığını, ayrıca faturaların üzerinde \"Not : 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu hükümlerine göre ihraç edilmek şartıyla teslim edildiğinden K.D.V. tahsil edilmemiştir\" ibaresi kapsamında, alım- satıma konu işlemin ihracata ilişkin ve döviz üzerinden olduğunun da açık olduğunu, ayrıca, davalılar tarafından gönderilen maillerde de  bu hususun teyit edildiğini; İhracat kaydı içerdiği için zaten KDV içermeyen faturalardaki tutar, faturaların üzerinde yer alan USD kuruna bölündüğü anda, zaten faturanın USD karşılığının açık ve kesin olarak belli olduğunu, faturadan kaynaklı hukuki ihtilafların da, mahkemelerin önüne  binlerce, hatta yüz binlerle ifade edilecek sayıda Türk Lirası olarak düzenlenmiş faturalar geldiğini, bu faturaların hiçbirinde, faturaya esas  USD kurunun yazmadığını, faturaya esas USD kurunun, sadece ve sadece alım ve satımın döviz üzerinden olduğu faturalarda yazdığını, gerek kök, gerekse ek bilirkişi raporunda bu hususun açık ve net bir şekilde belirtildiğini;Yerel Mahkeme tarafından,  bu konuda farklı mali bilirkişilerden defalarca rapor almış olsaydı, tüm mali bilirkişi raporlarında aynı tespit ve değerlendirmede bulunulacağını, çünkü, taraflar arasındaki ticari ve hukuki ilişkinin, dosya kapsamı, mevcut belge ve deliller dikkate alındığında, faturalar üzerinde, düzenlendiği tarihteki USD kurunun yazmasının başka bir hukuki ve mali açıklamasının yapılmasının mümkün olmadığını, Yerel Mahkeme tarafından, mevcut belge ve deliler göz ardı edilerek, hatalı değerlendirmede bulunulduğunu ve neticesinde de hatalı karar verildiğini, Yerel mahkeme kararının, bu yöndeki istinaf sebebi uyarınca da kaldırılması gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme tarafından verilen nihai kararın kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Yerel Mahkemeye geri gönderilmesine, yahut Yerel mahkeme kararının kaldırılarak, yapılacak inceleme ve değerlendirme neticesinde davanın kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, kur farkı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. TBK'nın 99/2. maddesi uyarınca kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak sözleşme veya teamül aranmamaktadır. Somut olayda; tarafların ticari defterleri üzerinde ayrı ayrı yapılan incelemeler neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, aralarında 2013-2014 yıllarında ticari ilişki olduğu, bu ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına faturaların düzenlendiği, her ne kadar dava dilekçesi ekinde sunulan faturaların yalnızca bir kısmının defterlerde kayıtlı olduğu anlaşılmış ve sunulan fatura suretleri okunaklı olmadığından tamamının ne şekilde düzenlendiği anlaşılamamış ise de, Mahkemece alınan bilirkişi ek raporu ile tarafların iddia ve savunmalarından, tüm faturaların TL cinsinden düzenlendiği, faturalarda o günkü USD kurunun gösterildiği, döviz cinsinden fatura düzenlenmesi ancak yasal zorunluluk nedeniyle TL karşılığının faturaya yazılması durumunun söz konusu olmadığının anlaşıldığı, davalı tarafından sunulan ödeme dekontlarına göre ödemelerin 2013, 2014, 2016 ve 2017 yıllarında toplu şekilde yapıldığı, yalnızca 2013 yılında USD cinsinden ödeme yapıldığı, sonraki ödemelerin tamamının TL cinsinden olduğu, davalı tarafça ticari defterlerindeki hesapların TL cinsinden tutulduğu, davacı tarafça sunulan ve bilirkişilerce, tarafların tüm ticari ilişkisinin dayandırıldığı sözleşmenin 2014 yılındaki tek bir satışa ilişkin olduğu ve bu satışa ilişkin USD cinsinden düzenlenmiş bir fatura ve USD cinsinden yapılmış ödemeye dair bir delil sunulmadığı, davacının, davalı tarafça kur farkı alacağı karşılığı olmak üzere 2.000 USD ödeme yapıldığına dair iddiası ve ticari defterlerinde bu tutarın kayıtlı olmasına karşın, davalı tarafın ticari defterlerinde bu şekilde bir ödemenin kayıtlı olmadığı, bu ödemeye ilişkin bir dekont sunulmadığı, her ne kadar davacı taraf, davalı şirket yetkilisi ile yapılan mail yazışmalarında kur farkı alacağının kabul edildiğini iddia etmiş ise de, istinaf dilekçesinde yer verilen maillerin, görüşmelerin yalnızca bir kısmına ilişkin olduğu, devamındaki maillerde davalı tarafça, kendi hesaplarının TL cinsinden olduğu ve bakiyenin bulunmadığı, kur farkı olarak düzenlenen faturanın kabul edilmeyeceğinin bildirildiği, fiyat farkı faturası olarak düzenlenen faturaya onay verildiğine dair bir yazışmanın ise olmadığı, kaldı ki, kur farkı olarak düzenlenen ancak fiyat farkı olarak düzeltme yapılan faturanın davalı tarafça kabul edilmeyerek davacıya iade edildiği, her ne kadar davacı tarafça, 2017 yılında davalıya gönderilen ihtarname ile alacağın USD cinsinden olduğu bildirilmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı iddia edilmiş ise de, davalının söz konusu 26/01/2017 tarihli ihtarnameye, 27/01/2017  tarihli Noter ihtarnamesi ile cevap verdiği ve kur farkı alacağının bulunmadığını, faturaların TL cinsinden düzenlendiğini beyan ettiği, davacı tarafından 2018 ve 2020 yıllarında gönderilen ve alacağın USD cinsinden olduğunu bildiren ihtarnamelere de davalı tarafça aynı şekilde cevap verildiği, buna göre taraflar arasında satışın USD cinsinden olacağına dair bir anlaşma olmadığı gibi, satışların da USD cinsinden değil TL cinsinden yapıldığı ve davacının kur farkı alacağının bulunmadığı, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 16/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c7858e101582af90","SID":"669cf6d2033eb180"}}