{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1749 - 2025/1955<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1749 <br>KARAR NO\t: 2025/1955<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                        K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/349 E.  -  2023/278 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/06/2023 tarih ve 2022/349 Esas - 2023/278 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t Davacı vekili, müvekkilinin  \"...\" ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalı şahsın 2021/134212  sayılı ve \"...\" ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarının yoğun ve yaygın kullanımı ile ayırt edici ve tanınmış hale geldiğini, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da gerçekleştiğini ileri sürerek,  2022-M-10924 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde  hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığını, savunarak, davanın reddin istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Davalının  \"Şekil+... \" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli tescilli markaları   arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,  taraf markaları arasında dava konusu başvuru kapsamında yer alan 9 sınıf mallar yönünde emtia benzerliği şartının da oluştuğu, davacının SMK'nın 6/5 maddesine dayalı iddiasının ise yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile  2022-M-10924 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile  davacının mesnet markaları arasında iltibasa neden olabilecek bir benzerlik bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin uyuşmazlık konusu 9. sınıf mallar bakımından ayırt ediciliğinin oldukça zayıf olduğunu, dava konusu başvurunun bir bütün olarak davacının mesnet markalarından farklı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalarının SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olmadığını, markalarda ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin uyuşmazlık konusu 9. sınıf mallar bakımından tanımlayıcı olduğunu, dava konusu başvurunun bir bütün olarak davacının markalarından farklılaştığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca varıldığını ileri sürerek, ilk derece         mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, 24/09/2021 tarihinde \"şekil+... ...\" ibaresini 9. sınıfta tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davacı itirazının da YİDK'ın   2022-M-10924 sayılı kararıyla reddine  karar verildiği, anılan kararın davacı tarafa 23.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 05.09.2022 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, davacının diğer iddialarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı sadece davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulduğu gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca,, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).  İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.<br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 9. sınıf malların tamamının davacının itirazına mesnet markaları kapsamında da yer aldığından, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. <br>Marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince, dava konusu başvuru \"şekil+... ...\" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurları da \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olarak yer almakta olup, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlıkta buradan kaynaklanmaktadır.  İlk derece mahkemesince \"...\" ibaresinin markalarda ortak olarak yer almasının markalar arasında iltibasa neden olacağı kabul edilmişse de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2021 tarih ve 2020/1635 E.-2021/1566 K. sayılı ilamında da kabul edildiği üzere anılan ibarenin ayırt ediciliği oldukça düşüktür. Her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamları dar değerlendirilmelidir. Diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucu doğacaktır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda da, \"...\" ibaresinin yanında \"...\" ibaresi ile şekil unsuruna yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.  Nitekim, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca varıldığı gibi  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/2653-2025/869 E/K sayılı ilamında \"...\" ibaresinin, 2024/1477-2024/9396 E/K sayılı ilamında da \"...\" ibaresinin davacının \"...\" asıl unsurlu markaları ile benzer olmadığı kabul edilmiştir.<br>Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu \"\"şekil+... ...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında, emtia benzerliği şartı gerçekleşmesine rağmen marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar ..., ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/06/2023 gün ve 2022/349 Esas - 2023/278 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın  REDDİNE,<br>3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 106,00-TL posta masrafı, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan  toplam 844,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalı kuruma verilmesine,  <br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 150,00-TL posta gideri, yatırılan 738,00-TL istinaf yoluna başvurma harcından oluşan toplam 888,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,  <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalı kurum ve davalı şahıs tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde davalı kuruma ve davalı şahsa ayrı ayrı iadesine,  <br>10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 17/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2025          <br>\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e66244a9443497d","SID":"1f31bfe5042f762e"}}