{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>57. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1618 <br>KARAR NO\t: 2025/1952<br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/07/2025<br>NUMARASI\t: 2025/61 Esas, 2025/641 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ: 13/04/2023<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ :14/10/2025<br>Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;                                            <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalının ve ortağı olduğu ...Ltd. Şti'nin çok sayıda bankaya olan borcunu ödediğini ve ... Bankasına olan borçlarını ödemesi kapsamında, davalı borçlunun maliki bulunduğu, İstanbul ili Bakırköy ilçesi, Zeytinlik Mahallesinde kain, ... pafta ... ada ... parselde kayıtlı ... numaralı bağımsız bölüm üzerinde,  ... Bankası Zeytinburnu Şubesi'ne ait, genel kredi sözleşmesini ve bu kapsamdaki  ipotek hakkını, Beyoğlu 48. Noterliği'nin 30/05/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı temliknamesi  ile  devir ve temlik aldığını, geride bırakılan süreçte davalı borçlu tarafından, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle, öncelikle Kadıköy 21. Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ve 28/03/2022 tarihli, hesap kat ve ödeme ihtarı keşide edilmiş, davalı borçlunun ihtara  Beyoğlu 3. Noterliği'nin, 12 Nisan 2022 tarih ve ... yevmiye sayılı  cevabi ile yaptığı afaki itirazı üzerine, yasal takibe geçildiğini, müvekkilinin takibe müstenit 970.730,00TL  alacağı, resmi  kredi sözleşmelerine,  kayıtsız, şartsız para borcu ikrarına ve ipotek akit tablosuna dayalı, likit ve muaccel bir alacak olduğunu, nitekim davalı takip borçlusunun gerek ihtara cevabında gerekse, icra takibine itirazında herhangi bir surette,  ödeme itirazında bulunmadığını ve  kredi ilişkisini inkar etmediğini, takip borçlusu ...  Az Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti yönünden takibin kesinleştiğini, müvekkilinin yine takip borçlularının ... Güneşli Şubesine olan borçlarını ödediğini ve yapmış olduğu ödemeden ötürü borçlular hakkında,   Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ilamsız icra takibini başlatmış konu takibe  de davalı takip borçlusu tarafından hukuka aykırı şekilde itiraz edildiğini belirterek davanın kabulünü, Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki davalı itirazının iptalini ve takibin devamını, haksız ve kötü niyetli davalının, likit ve muaccel olan alacaklarının %20 sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatina mahkumiyetini, her türlü yargılama giderinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ticari iş niteliğinde olduğundan  huzurdaki davada Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, takip dayanağı belgenin müvekkilline tebliğ edilmemiş olup UYAP sistemine yüklü tebliğ mazbatası üzerinde de görüleceği üzere yalnızca \"Ödeme İcra Emri Vardır.\" ibaresinin yer aldığını, davaya konu Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında tarafları lehine karar verildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibi başlattığını, taraflarının hukuka aykırı itiraz ettiğini ve dava haklarını saklı tuttuğunu beyan etmişse de; aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla huzurdaki davanın sıkı surette bağlı olduğu icra takibinin Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası olduğunu,  ... Bankası'ndaki müvekkilinin taşınmazına ait ipotek hakkını ödemelere istinaden hukuka ve usule aykırı bir şekilde temlik alındığını, halbuki müvekkilinin böyle bir borç talebinin olmadığını, buna ilişkin bir delil de olmadığını, ... Bankası'nın temlike ilişkin işleminin de hukuka ve usule aykırı olduğunu, müvekkilinin bu işleme ilişkin ne bilgisinin, ne izninin ne de muvafakatinin bulunduğunu, müvekkilinin bilgisi dahi olmadan temlik işleminin yapılmasının müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, söz konusu temliknamenin haksız ve kötü niyetle alındığını, ipoteğin bir teminat olup para borcunun ödenmemesi halinde kullanılacağını, somut durumda ipoteğin kullanılmasının, ipoteğin para borcuna çevrilerek icra takibine konulmasının hukuken mümkün olmadığını, icra takibine konu borcun gerçek bir borç olmadığını, icra takibinin davacının, müvekkili ile olan şahsi husumeti sebebiyle başlatıldığını, icra takibine konu edilen borcun müvekkilinin şahsi borcu olmadığını, ...Ltd. Şti.'nin borcu olduğunu belirterek davanın reddini, haksız ve kötü niyetli davacının, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dava dosyası ilk olarak Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmüş ve bu Mahkemece verilen görevsizlik kararı üzerine dava dosyası Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir.Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesince; \" 1-Üst Sınır ipoteğinin paraya çevrilmesi yolu ile  Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde takip alacaklısı davacının, takip borçlusu davalıdan 970.730 TL miktarı(asıl alacak, faiz, masraflar ve icra vekalet ücreti dahil olmak üzere) alacaklı olduğu, bu miktarında takip borçlusu tarafından icra dosyasına davanın açılmasından sonra 6.6.2024 tarihinde 2.239.953,69 TL olarak ödenmiş olması sebebiyle davanın konusuz kaldığından karar  karar verilmesine yer olmadığına,2-   alacağın likit olduğu anlaşılmakla takibe konu miktar olan  970.730 TL   toplam alacak üzerinden  hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3- 12.6.2024 tarihinde Mahkememizce verilen tedbir kararının teminat yatırılmadığından kalktığının tespitine\" karar verilmiş olup, bu karara karşı davalı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Huzurdaki davanın itirazın iptali davası olup taraflarınca hem ödeme emrine itirazlarında hem yargılama boyunca dava konusu borcun müvekkili tarafından kabul edilmediğini, davaya konu icra takip dosyasına yapılan ödemenin müvekkilinin borçlu olduğu ve davaya konu olmayan bir başka icra takip dosyası olan Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında, huzurdaki davaya konu taşınmazın satılması ve paylaştırma kararı neticesinde; Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nden, davaya konu icra takip dosyasının kapak hesabı bedelinin müvekkilinin iradesi olmaksızın aktarıldığını, bu ödemenin kesinlikle müvekkili tarafından yapılmadığını ve takip konusu borcun müvekkili tarafından kabul edilmediğini, ancak bu hususların defalarca belirtilmesine rağmen; Yerel Mahkemece esasa girmeksizin yargılama yapmadan 1. celsede yalnızca müvekkilinin iradesi dışında Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü tarafından davayaya konu icra takip dosyasına para aktarılmasına dayanarak, müvekkilinin telafisi güç/imkansız mağduriyet yaşamasına ve zarara uğramasına sebebiyet verecek şekilde davanın konusuz bırakılmasına ve karar verilmesine yer olmadığına haksız ve hukuka aykırı olarak karar verdiğini, Yerel Mahkeme dava konusu icra takip dosyasına müvekkilinin iradesi dışında dava konusu dışındaki başka bir icra takip dosyasından, dava konusu icra takip dosyasına para aktarılmasına dayanarak davanın konusuz kalmasına ve karar verilmesine yer olmadığına karar vermişken; gerekçe kısmında müvekkilini \"borçlu\" olarak nitelendirdiğini, halbuki yargılamada esasa ilişkin inceleme yapılmadığını, müvekkilinin borçlu olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapılmadığını, müvekkilinin iradesi dışında icra takip dosyasına aktarılan para sebebiyle, borcu yargılamanın hiçbir evresinde kabul etmeyen müvekkili hakkında yapılan bu nitelendirmenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin borca itirazlarında haklı olup, yargılamada haklılık durumu dahi araştırılmadığını, \"iradesi dışında\" aktarılan ödeme yüzünden, mağduriyete uğradığını ve bir de haksız olarak aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesiyle bu mağduriyetinin ikiye katlandığını, aleyhe kabul anlamına gelmemekle birlikte, ödemenin müvekkili tarafından yapılmamasının müvekkilinin iradesi dışında icra takip dosyasına başka bir icra takip dosyasından paylaştırma kararına istinaden para aktarılması sebebiyle müvekkili aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin haklı olup olmadığı, gerçekten borçlu olup olmadığının tespiti ancak ve ancak delillerin toplanması, incelenmesi sonucunda yapılabilecekken; yargılamada delillerinin dahi toplanmadığını ve incelenmediğini, yalnızca davacının beyan ve delillerine dayanarak karar verildiğini, verilen bu kararın müvekkilinin savunma ve adil  yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkilinin icra takibine konu edilen üzerinde ipotek bulunan taşınmazını; 10 yıl önce satın alırken, şirketin ...Şirketi'nin kredibilitesini yükseltmek için, müvekkilinin şahsi olarak kullandığı kredi hesabına istinaden 970.730,00 TL'lik kısmına şirket için taşınmazını ipotek ettirdiğini, ...Şirketi'nin dava dışı ... Şirketi'nden 2016-2017 yılından alacaklı olup bu husus ticari defterlerde de görüleceğini, alacak miktarının 3.850.000 $ (12.650.000 TL)' olduğunu, ...Şirketi'nin bu alacağına istinaden ..., ...'nın ... Bankası'nda bulunan kredi borcunu ödediğini, ancak şirketin ticari defterlerine bu hususu,  \"borç ödeme\" olarak değil, alacak olarak ...Şirketi'ne \"borç verme\" şeklinde geçirdiğini, ... Bankası'ndaki müvekkilinin taşınmazına ait ipotek hakkını bu ödemelere istinaden hukuka ve usule aykırı bir şekilde temlik aldığını, halbuki müvekkilinin böyle bir borç talebi olmadığını, buna ilişkin bir delil olmadığını, ... Bankası'nın temlike ilişkin işleminin de hukuka ve usule aykırı olduğunu, ... Bankası'ndaki kredi borcunun ...Limited Şirketi'ne ait olup ...Şti. Bu borcu ödediğinde; ilgili taşınmazdaki ipoteğin kalkacağının da aşikar olduğunu, ...Şirketi'nin tek imza yetkilisi ve münferit sorumlusu davacının kardeşi ... olduğundan müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olması gibi işbu huzurdaki davanın da kötü niyetli olduğunu, icra takibinin müvekkili açısından gerçek bir borca dayanmadığını belirterek öncelikle tehir-i icra taleplerinin kabulünü, istinaf başvurularının kabulünü, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/61 Esas 2025/641 Karar ve 02.07.2025 tarihli kararının kaldırılmasını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsilinekarar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının istinaf başvurusunun esastan reddini, ilk derece mahkemesi ilamının kaldırılmasına karar verilmesi halinde ise, yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Değerlendirme:Dava, Yapı kayıt belgesi masraflarının vekaletsiz iş hukuki sebebine dayalı alacağın tahsili, haksız kullanıma dayalı ecrimisil tazminatı istemi ve paylı mülkiyete tabi taşınmazların bakımı nedeniyle paydaş olan davacı tarafından yapılan giderlerin, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca, payı oranında davalı paydaştan tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulüne karar  verilmiş olup bu karara karşı davacı vekili  süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı HMK'nın  341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi;Borcun kaynağı ne olursa olsun, alacaklının, alacağını bir başkasına (üçüncü kişiye) temlik etmesi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkabilir (Kılıçoğlu, M.A.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Ankara 2012, s. 784). Alacağın temliki, mevcut bir alacağın alacaklısının değişmesi işlemidir. Alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun rızasına gerek olmadan bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesine alacağın temliki adı verilir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 23. Baskı, Ankara 2018, s.1252).Alacağın temliki,  6098 sayılı TBK'nın  m.183 vd.  Düzenlenmiş olup  rızai temliki düzenleyen 183. maddesinde; “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.”, Akdin Şekli başlıklı 184. maddesinde ise; “ Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir.” hükümleri mevcuttur. Şu hâle göre 6098 sayılı TBK'nın 184.maddesinde alacağın temliki sözleşmesinin geçerliliği sadece yazılı şekle tabi tutulmuş olup resmî şekle bağlanmamıştır. Dolayısıyla yazılı şekilde düzenlenmiş olması şartıyla, bir kimse bir başkasından olan alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir, böyle bir sözleşme alacağın temliki hükmünde olup, hukuken geçerlidir.Aynı Kanunun 185. maddesinde; “Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.” İyi niyetle yapılan ifa  başlıklı 186. maddesinde de; “Borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur.”  Borçluya ait savunmalar başlıklı 188. maddesi ise; “Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir.” hükmünü içermektedir.Bu hükümlerden de açıkça anlaşılacağı üzere, alacağın temliki; bir alacağın alacaklı tarafından bir başka kimseye devredilmesidir. Bu suretle borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Aynı zamanda, temlik edilen alacak eski alacaklının malvarlığından çıkarak yeni alacaklının mamelekine dâhil olmakta, alacağı talep etmek hakkı da yeni alacaklıya intikal etmektedir.Eğer alacaklı, alacağını bir başkası vasıtasıyla tahsil ettirmek isterse, bu kimseye tahsil yetkisi verecek yerde alacağını ona temlik eder ki, bu hâlde alacağın temliki tahsil maksadıyla yapılmış olmaktadır. Alacaklı, mevcut bir borcu için teminat olmak üzere alacağını kendi alacaklısına rehnedeceği yerde ona temlik ederse, bu hâlde alacağın temliki teminat maksadıyla yapılmış olur.Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında  HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı  olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay'ca re'sen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde \"Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.\" denilmiştir.Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup bu maddeye göre:“(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.”Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve  nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve  İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar ise,  her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Bu genel kuralın yanında TTK'nın 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2019 tarih,  2017/11-2630 Esas ve  2019/328 Karar sayılı ilamı; 15.06.2021 tarih, 2017/(6)3-979 Esas ve  2021/759 Karar sayılı ilamı ) Öte yandan 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar  Meslek Kuruluşları Kanunu'nun  3. maddesinde, esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. 6102 sayılı  TTK'nın 11/1. maddesine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. TTK'nın 11/2. maddesine göre ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanlığınca çıkarılacak kararnamede gösterilir.  TTK'nın 24 ve devamı maddelerinde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle, esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez. Aynı Yasanın  12. maddesine göre bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. TTK'nın 15. maddesine göre ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Mülga 6762 sayılı TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; \"1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar; 2- Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanlar\"ın tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise  ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. İkinci sınıf tacirler esnaf olarak kabul edilecektir. Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde; dava dışı ...Tüketim Malları San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin dava dışı ... bankasından 17/01/2013 tarihli, 17/06/2016 tarihli ve 03/01/2018 tarihli 10.000.000,00 USD bedelli genel kredi ve teminat sözleşmeleri ile kredi kullandığı ve iş bu ticari krediler için de şirket ortaklarının müşterek ve müteselsil kefil oldukları, aynı zamanda ''İstanbul ili Bakırköy ilçesi Zeytinlik mah. ... ada ... parsel sayılı ... nolu'' bağımsız bölüm üzerine dava dışı banka lehine 26/05/2014 tarih ve 5982 yevmiye no ile 2. Dereceden 970.730,00 TL bedelli ipoteğin konulduğu, davacının Beyoğlu 48. Noterliğinin 30/05/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ''Alacağın ve Alacağın Teminatı Olan İpoteklerin Devir ve Temliki Sözleşmesi'' ile ... Bankasından işbu alacağı temlik aldığı anlaşılmaktadır.  Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ile  dava dışı  ... Bankasından arasında imzalanan temlik sözleşmesinden kaynaklanmakta, yukarıda yer verilen Hukuk Genel Kurulu kararlarında da  değinildiği üzere davacılar ile dava dışı banka arasında imzalanan alacağın temliki sözleşmesi bağımsız mahiyette bir sözleşme olup  ve taraflar açısından kendi başına hüküm ifade eder. Temlik sözleşmesine dayanak kredinin ticari olmasının ve tarafların şirket ortağı olması sonuca etkili değildir. Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK 4. maddesinde sayılan sözleşmeler arasında bulunmayan Türk Borçlar Kanunu'nda da düzenlenen temlik sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu haliyle davanın mutlak ticari dava niteliğinde değildir.Eldeki davada ticaret mahkemesinin görevli olup olmadığının belirlenebilmesi bakımından davanın nispi ticari dava olup olmadığının da tespiti gerekecektir.  Bu durumda  tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın  her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması halinde davada ticaret mahkemesi görevli olacaktır. Dosya kapsamından tarafların tacir olup olmadıkları  anlaşılamamaktadır. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince tarafların da beyanları alınmak sureti ile ilgili ticaret odasından davacının tacir kaydının bulunup bulunmadığının araştırılarak gerektiğinde davacının sözleşme tarihindeki vergi kayıtları ve beyannameleri celbedilip gerekirse ticari defterlerinin de incelenerek  2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararında belirtilen gelir durumuna göre tacir olup olmadığı tespit edilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile işin esası hakkında karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Bu itibarla; davalı vekilinin istinaf talebinin esasa ilişkin istinaf istemleri bu aşamada incelenmeksizin usulen kabulü ile HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen kapsamda öncelikle tarafların tacir olup olmadığı araştırılarak şayet mahkeme görevli ise esasa ilişkin yargılama yapılarak  sonucuna göre karar verilmesi, aksi halde davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek HMK'nın 20 vd maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/07/2025 tarih ve 2025/61 Esas, 2025/641 Karar sayılı kararının  6100 Sayılı HMK m. 353/1-a-3 uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2-Yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine,  3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, gerekli işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,4-İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet taktirine yer olmadığına,5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, 6-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  14/10/2025  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. \t\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68c894a11d10d066","SID":"0a0d31c5eefe70d2"}}