{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/1117 - Karar No:2025/1105<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1117 <br>KARAR NO\t: 2025/1105<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/171 E-2023/440 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 30/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/10/2025<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; müvekkili ile davalı arasında Harfiyat İşleri Taşeron Sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin yükümlülüğünün Kuzey Marmara Otoyolu, Otoyol Güzergahı Yapım İşleri KM: 77+354+80+240 Uskumruköy Kavşağı-Kilyos Kavşağı Bağlantı Yolu 0+000-2+088 arası harfiyat işlerini sözleşme ve teknik şartnamede belirtildiği şekilde gerçekleştirildiğini, davacı şirketin üzerine düşen yükümlülüklerini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirdiğini, davalının, müvekkili şirketin hak ettiği ücreti ödeme konusunda sürekli oyaladığını ve hala hakediş bedellerini davacıya ödemediğini, davacı şirketin ücretlerin kendisine ödenmesini beklerken davalı şirketin 18/09/2015 tarihli fesih ihbari ile kendi işvereninden yeni saha ve ilave iş  teslimi yapılmayacağını, bu itibarla davacı şirkete de bundan sonra ilave iş verilmeyeceğini belirttiğini, sözleşmeyi tek taraflı olarak 18/09/2015 tarihli fesih ihbarıyla haksız fesheden davalı işverenin davacı şirketin hakediş bedellerinden doğan alacaklarının yanında sözleşmenin 16.maddesi uyarınca 500.000,00 USD değerinde cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkilinin sözleşmeye koymuş olduğu şartlar çerçevesinde bir çok araç kiralandığını, işçilerin kalabilmesi adına ve işlerin tamamlanabilmesi adına konteynırlar satın alındığını ve kiralandığını, yine çalışanların sigorta girişlerinin yapıldığını, birçok firma ile de alt taşeron sözleşmeleri imzalandığını, daha sonra davalı tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden sözleşmenin feshedilmesi üzerine müvekkilinin tüm bu kiralamaların ve satın almaların bedellerini fazlasıyla ödediğini, tüm zararların davalı tarafından haksız fesih sebebiyle ödenmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, 2.500,00 TL ödenmeyen hakediş bedeli ve davalı tarafından ödenmesi gereken alacak, 250.000,00 TL cezai şart olmak üzere toplam 252.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; davacı tarafın talep etmiş olduğu alacaklar yönünden zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı şirketin iddia ettiği gibi sözleşmeden kaynaklı davalı şirketten alacaklı olduğu hakediş vb. bir bedel bulunmadığını, davanın esas yönünden de reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine kesin hakediş imzalanarak ve karşılıklı irade ile son verilmişse de davacının 18/09/2015 tarihinde tek taraflı fesih ihbarı ile sona erdirildiğinin iddia edildiğini, ancak davacının sunduğu belgede herhangi bir imza bulunmayıp bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir. <br>\tMahkemece, tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında hafriyat işlerinin yapımına dair eser sözleşmesi kapsamında akdi ilişkinin bulunduğu konusunda niza bulunmayıp davacının taşeron, davalının yüklenici olduğu, davalı tarafından gönderilen 18/09/2015 tarihli yazı ile asıl iş veren tarafından yeni saha ve ilave iş verilmeyeceğinin bildirilmesi üzerine taraflar arasında sözleşmeye konu işlerin tasfiyesi amacıyla 31/10/2015 tarihli üçüncü ve kesin hakedişin düzenlenip imza altına alındığı, 14/04/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporundan davalı tarafından en son 08/01/2016 tarihinde yapılan kısmi ödeme ile birlikte toplam 203.208,28 TL tutarlı hakediş alacağının ödendiği ve yapılan ödemelerden sonra davacının bakiye iş bedeli alacağının kalmayacağı, 6098 sayılı TBK'nın 147/6. madde hükmüne göre eser sözleşmesinden doğan alacak davaları 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, TBK'nın 149. madde hükmü gereğince zamanaşımının, alacağın muaccel olması ile işlemeye başlayacağı, eser sözleşmelerinde sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iş bedeli alacağı eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihte, sözleşmenin feshi halinde ise fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla muaccel hale geleceği, haksız feshe dayalı cezai şart alacağının da fesihle birlikte muaccel olacağı (Emsal: Yargıtay 15. HD.'nin 08/07/2020 tarih ve 2019/1216 E., 2020/2189 K., Yargıtay 15. HD.'nin 21/04/2021 tarih ve 2020/1899 E., 2021/1854 K. sayılı ilamı), taraflarca düzenlenen 31/10/2015 tarihli kesin hakedişe istinaden davalı tarafından yapılan ve TBK'nın 154. maddesi gereğince zamanaşımını kesen 08/01/2016 tarihli ödemeden itibaren, 15/01/2021-27/01/2021 tarihleri arasındaki 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi uyarınca arabuluculuk süreci ile 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasındaki 7226 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi ile 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca Covid-19 pandemisi nedeniyle zamanaşımının durduğu zaman aralığı da nazara alındığında, 08/03/2022 dava tarihinde davacının iş bedeli alacağı ile feshe bağlı cezai şart talepleri yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış nitelendirildiğini, somut olayda müvekkil şirket sadece yapım ve hafriyat işleri gerçekleştirmediğini, davalı adına çalışacak işçilerin bulunması, iş makinelerinin kiralanması ve yakıtlarının alınması dahil birçok iş gerçekleştirildiğini, düzenlenen hakedişler incelendiğinde işçi ve iş makinelerine ilişkin giderlerin doğrudan davalı tarafça karşılandığı, müvekkil şirketin hakedişlerinin bu kalemlere ilişkin kesintiler yapıldıktan sonra yapıldığının görüleceğini, bu edimlerin eser sözleşmesi bakımından yabancılık unsuru teşkil ettiğini, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmayıp, akdedilen sözleşmenin TBK'da tanımlanmış birden fazla sözleşme türünden özellikler barındıran atipik bir sözleşme olduğunu,  eser sözleşmesi olmadığından TBK madde 147'de düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, davalı tarafça usulüne uygun fesih bildirimi yapıldığına dair hiçbir belge sunulamadığını, ancak ilk derece mahkemesinin fesih bildiriminin yapılıp yapılmadığına dikkat etmeden zamanaşımı süresinin hatalı olarak 08.01.2016 tarihinde başlattığını, bilirkişilerin imzasız bir belgeyi geçerli bir fesih bildirimi olarak kabul ettiklerini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini,  raporda yapılan hesaplamaların da hatalı olduğunu beyan etmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasında hafriyat ilişkisini konu alan eser sözleşmesi bulunduğu, taraflarca imza ve içeriğine itiraz edilmeyen 31.10.2015 tarihli kesin açıklamasıyla hakedişin düzenlendiği, hakediş bedelinin en son 08.01.2016 tarihi itibariyle yapılan ödeme ile tamamlandığı, dava tarihi itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361. madde gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 30/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.   \t<br><br>Başkan <br>e-imzalıdır <br> <br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Katip <br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br> <br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"741c324ee2a1858b","SID":"ec3c00cb882328dd"}}