{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/975 - Karar No:2025/1039<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/975 <br>KARAR NO\t: 2025/1039<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/449 E-2023/596 K<br><br><br><br>ASIL VE BİRLEŞEN <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 09/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/10/2025<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan asıl, birleşen davada davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan birleşen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen karara karşı asıl davada davacı/ birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; müvekkili şirketin Türkiye'de farklı şirketlere üretim yaptırıp yurt dışına ihracat yaptığını, bu kapsamda şirkete de 2018-2020 yıllarında üretim yaptırıp ihraç ettiğini, siparişe konu mallar için düzenlenen faturaların ödemesinin sipariş tarihinden önce yapıldığını, ürünlerin üretim sonrası paketlenerek alıcısı yabancı menşeli firmalara müvekkili şirket tarafından teslim edildiğini, ürünlerin monte edileceği yerde sandıkların açıldığını ve bu nedenle hatalı/kusurlu üretim tespitinin ancak bu zamanda yapılabildiğini, açık bakiye usulü çalışma yapıldığından önceden ödeme yapıldığı gibi bakiyenin sonradan da ödenebildiğini, sipariş araca yüklendiğinde fatura kesildiğini, 17.05.2019 tarihli faturada yer alan ürünlerden itibaren davalı tarafından üretilen ürünlerin ayıplı/ kusurlu/ hatalı olarak üretildiğini, davalıya sipariş edilen ve Berlin'de şirket merkezi olan ...'a üretimi yaptırılan ürünlerin davalı personeli tarafından sandıklar halinde teslim alınıp araca yüklendiğini, ürünlerin ayıplı olduğunun sandıkların açılmasıyla anlaşıldığını, üretilen tüm ürünlerin hatalı/eksik/yanlış/ayıplı olduğunun bildirildiğini ve bu durumun video kaydı ile tespit edildiğini, ayıplı malların Almanya'da depoya alındığını ve mahkemece delil tespiti yapıldığını, bu konuda 12.08.2020 tarihli rapor düzenlendiğini, davalının ayıplı malları teslim almayıp yenileri ile değiştirmediğini bu nedenle de müvekkili şirketin aynı ürünleri başka bir firmaya ürettirmek zorunda kaldığını ve zarar ettiğini, davalı şirketin birçok ürününde aynı problemin yaşandığını, 14.10.2019 tarih 855202 no'lu fatura muhteviyatı ünlerin de iade faturası ile birlikte geri gönderildiğini, Federal Almanya Bilirkişi ve Uzmanlar Birliği Raporunda ürünlerin kusurlu ve ayıplı üretildiğinin tespit edilerek tüm ürünlerin komple değiştirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, zararın tazmini için davalıya Ankara 2. Noterliği'nin 15702 yevmiye no'lu ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarname cevabında herhangi bir kusurun bulunmadığı, bu nedenle tazminat talebinin reddedildiğinin bildirildiğini belirterek fazlaya ilişkin alacak ve hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL zarar bedeli ve 9.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin ticari işlerde uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili; davacının süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, zamanaşımı itirazında bulunulduklarını, imal edilen malların hatalı/ ayıplı/ kusurlu/ siparişe uygun olmayan mallar olduğu iddiasının doğru olmadığını, imalatların sözleşmeye ve siparişe uygun yapıldığını, uygun üretilmediği ileri sürülen dönem içinde teslim edilen mallara ilişkin iadesi yapılan fatura bulunmadığını, tüm faturaların kabul edildiğini, herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, ayıplı çıktığı belirtilen ürün için gerekli somut bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığını, davacının bakiye borcunu ödememek adına işbu davayı açtığını, müvekkilinin alüminyum ve pvc dış cephe ve iç bölme üreticisi olduğunu, sipariş üzerine üretim yaptığını, ürünlerin müvekkili şirketin imalathanesinden teslim alındığını ve davacı tarafından ihracatının yapıldığını, davacı firmanın montaj ve yurt dışı nakliyesi yaptığını, üretimin verilen metraja göre yapıldığını, teslim edilen ürünlerin verilen metraja, adede ve kaliteye uygun olduğunu, davacının “ürünleri görmeden Almanya'ya gönderdim” iddiasının ticari hayatın gerçeğine uygun olmadığını, Almanya'da kendilerinin bulunmadığı bir ortamda alınan bilirkişi raporunun gerçekliği ve doğruluğunun bilinmediğini, görsellerden anlaşıldığı üzere imalat ile ilgili sorun olmadığını, sevkiyat ve montajdan kaynaklanan hatalar olduğunu, davacı tarafından yürütülen sevkiyat ile yetkin olmayan elemanlar tarafından ucuza yapılan hatalı montaj sebebiyle müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBirleşen Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/356 esas- 2021/529 Karar sayılı dosyasında;<br>\tDavacı vekili; müvekkilinin alüminyum ve pvc dış cephe ve iç bölme üreticisi olduğunu, davalı ... Tasarım tarafından verilen siparişler üzerine üretim yaptığını ve bu ürünlerin davalı tarafından Almanya'ya ihraç edildiğini, anlaşma gereğince ürünlerin müvekkili şirket imalathanesinden teslim alındığını, montaj ve yurt dışı nakliyesinin davalı tarafından yapıldığını, davalı firmanın müvekkili firmaya cari kayıtlara göre borçlu olduğu 27.502,50 TL'yi ödemediğini, faturalandırmayı ertelediği bir kısım ürünlerinde ödemesi yapmadığını, ayrıca bu borcu ödemekten kaçınmak için Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/449 Esas sayılı dosyası ile alacak ve tazminat davası ikame ettiğini, taraflar arasındaki ticari il 2018 yılında başladığını, davalı tarafından metrajları verilen alüminyum doğrama, pvc, cam, otomatik kapı imalatların talep edildiğini, verilen siparişler üzerine alüminyum pencere ve kapı ürünleri yapıldığını, ürünlerin Almanya'ya ihraç edildiğini, ürünlerin imalathanede davalıya teslim edildiğini, montaj ve yurt dışı nakliyesini davalının yaptığını, sipariş ve teslim sürecinde davalının projesini müvekkili şirkete sunduğunu, müvekkili şirket tarafından bu projeye uygun olarak hazırlanan spektlerin davalının onayına sunulduğunu, alınan onayla imalatın gerçekleştirildiğini, ticari ilişkinin sürdüğü süre içerisinde müvekkili şirkete iletilen herhangi bir hata ve kusur bulunmadığını, sorunsuz olarak devam eden süreçte davalı tarafın müvekkili şirkete 27.502,50 TL borcu biriktiğini, bunun dışında henüz faturalandırmadıkları alacaklarının talep hakkın saklı tuttuklarını, davalı firmanın bu alacakların talep edilmesi karşısında müvekkil irketi oyaladıkları akabinde borçları ödemek istemeyen davalının daha önce ayıp ihbarı yapmadığı halde bir kısım ürünlerin ayıplı/ kusurlu olduğu iddiası ile dava açtığını, davalı yanın ürünlerin montajı ve taşınması sırasında sonradan oluşan ve hiçbir şekilde müvekkili şirketin sorumluluğunda bulunmayan bir kısım soyut iddialar ileri sürerek müvekkili şirketin alacaklarını ödemekten kaçındığını, davalının alacak ve tazminat iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte huzurdaki dava konusu alacaklar bakımından karşı tarafın açmış olduğu davadaki iddialara karşı takas mahsup talebi ile birlikte fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile huzurdaki davanın Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/449 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, 19.04.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; alacağını 26.502,50 TL artırarak, toplam 27.502,50 TL alacağın Ankara 69. Noterliği'nin 05.08.2020 tarih ve 28774 yevmiye no'lu ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte birleşen dava davalısından tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; davacının malları ayıplı olarak teslim ettiğini, asıl davadaki iddialarını yineleyerek davanın reddini talep etmiştir. <br>\tMahkemece, toplanan deliller üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacı yanca sunulmuş olan rapordaki bilirkişinin de tespit ettiği gibi dış cephe doğramalarının boyutlarının pencereler için bırakılan boşluktan biraz küçük olduğunun  net olarak görüldüğü, bilirkişinin raporunda doğramaların boyutlarını belirtmediği dikkate alındığında, doğramaların mimari uygulama projesinden farklı olarak mı yapıldığı için mi yoksa pencereler için bırakılan boşluğun mimari uygulama projesinde belirtilen boyutlardan daha büyük bırakıldığı için hatalı imalat meydana geldiğinin net tespitinin yapılmadığı, sunulan fotoğraflardan hem bazı doğrama profillerinin boylarının olması gerekenden kısa olduğu hem de doğrama profillerinin birleşim noktasında gönye/ takoz kullanılmamasından kaynaklı olarak doğrama çerçevesinde ayrılmalar/ açılmalar olduğunun görüldüğü, binadaki hatalardan genel ifadeler ile bahsedilmekte olup hasarlı/ ayıplı olan imalatların metrekare ya da mt cinsinden ayrıntılı dökümünün bulunmadığı hususlarının tespit edildiği, bu halde davacının doğramaların üretiminde projesine göre bir hata olup olmadığına ilişkin yeterli delil sunamadığı, davacının dayanılan raporda montaj işçiliklerdeki hatalardan da bahsedilmekte ise de, yerinde montaj işçilikleri davacı firma tarafından yaptırılmakta olduğundan montaj hatalarında davalının kusuru bulunmadığının kabulü gerekmekte olup, asıl davada davacı yan  hasarın üçüncü şahıslara yaptırılarak giderildiği belirtilerek delil olarak faturalar sunulmuş ise de,  davacının, davalının 17.05.2019 tarihinden itibaren ayıplı mal ürettiği, bu hususun davalı yana bildirildiği, dava dışı 3.firmanın davacı firmaya 14.10.2019 tarihli iade faturası ile dava konusu ayıplı doğramaları ve ısı camı iade ettiği, davalının ayıplı imalatını düzeltmediği için ayıplı imalatları başka firmalar aracılığı ile giderildiğini ve aynı imalatlar için iki kez ödeme yaptığını belirttiği, yerinde tespit yapan bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi tespit raporunda, hatalı/ ayıplı imalatların boyutlarını ve adetlerini gösterir metraj bulunmadığından, davacı yanca  hasarlı/ ayıplı olan imalatların yeniden yapılmasının delili olarak sunulan/ sunulacak fatura bedellerine itibar edilmesinin de mümkün olmadığı, davacının tüm dosya kapsamından ayıplı olduğunu iddia ettiği mallar nedeniyle ayıp miktarını ve zararının miktarını yöntemince ispat edemediği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davada ise, taraf defter ve kayıtları bilirkişilere incelettirilmiş olup hatalı kayıtların yöntemince irdelenmesi neticesinde birleşen dava davacısının davalıdan 27.502,50 TL alacaklı olduğu hususunun tespit edildiği gerekçesiyle, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDavacı/ birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda;  dosyaya sunulan delillerin esaslı şekilde incelenmeden hatalı hüküm kurulduğunu, müvekkil şirketin karşı tarafın siparişe konu ürünleri ayıplı olarak üretmesi nedeniyle büyük mağduriyet yaşadığını,  Türkiye'de üretilip patpata sarılı şekilde sandıklar halinde teslim alınan ürünlerin yurt dışında montaj için patpatlar açıldığında siparişe uygun üretilmediğinin anlaşıldığını, üretimini yapıp nakliye aracılığıyla Berlin, Almanya’ya gönderilen ürünlerin ...’ye teslimi sonrasında davalı/birleşen davacı tarafından üretilen tüm ürünlerin hatalı/eksik/yanlış/ayıplı olduğu ... tarafından bildirildiğini, üretilen ve ayıplı olan ürünlerle ilgili anında video kaydı çekildiğini ve whatsapp aracılığıyla ürünleri üreten şirket yetkilisine bilgi verilip mağduriyet iletilerek ayıp konusunda ihbarın usule uygun şekilde yapıldığını, ayıplı ürünler yeniden üretilmediği için aynı ürünlerin başka bir firmadan temin etmek zorunda kalındığını, o firmaya da müvekkil tarafından yeniden ödeme yapıldığını, ürünlerin ayıplı olması hususunda Almanya'da mahkemeler için rapor düzenleyen bilirkişi heyetinden ürünlerin ayıpları hususunda bilirkişi raporu alındığını, raporda ürünlerin malların üretimden kaynaklı olarak ayıplı hatalı kusurlu olduğu ve bu haliyle kullanılmalarının mümkün olmadığının beyan edildiğini, dava dosyasına hem video kayıtları, hem bilirkişi raporu ve Türkçe tercümesi, hem yeniden başka bir firmaya ürettirilmek zorunda kalınan ürünlerin faturaları sunulduğunu, ancak mahkemenin Almanya'da alınan raporu yetersiz görerek delil olarak kabul etmediğini ve davanın tümüyle reddine karar verdiğini,  alınan bilirkişi raporunda üretilen tüm ürünlerin kullanılamayacak olduğunun ve yeniden üretilmesi gerektiğinin açıkça tespit edilmiş olmasına ve video kayıtlarında ürünlerin ayıplı olduğunun ispat edilmesine rağmen ispat edilememe gerekçesi ile kurulan bu fahiş hükmün bozulmasının elzem olduğunu, karşı tarafın ayıplı imalatını inkar edip farazi olduğunu ileri sürmesinin kabul edilemez olduğunu, davalı/birleşen davacının sözleşme ile üstlendiği edimi ticari ilişkiye aykırı olarak kusurlu olarak ifa ettiğini, satıcının ağır kusurlu olduğu durumlarda satıcının alıcının süresi içinde bildirim yapmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını beyan etmiştir.<br>\tAsıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı/ birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, asıl davada davacı/ birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Asıl davada davacı/ birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince;<br>\t-Asıl davanın istinafı yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın asıl davada davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t-Birleşen davanın istinaf yönünden alınması gereken  1.878,70 TL istinaf karar harcından peşin alınan 470,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.408,70 TL harcın harcın birleşen davada davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl davada davacı/ birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"56d71797a4c67492","SID":"a492a1e837248a2b"}}