{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/1682 <br>KARAR NO: 2025/1879 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/04/2025<br>ESAS NO: 2024/282 <br>KARAR NO: 2025/398<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 24/10/2025<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 30/04/2025 tarih ve 2024/282 E - 2025/398  K kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhinde Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla davacı ... tarafından, davalı/borçlu ...'ye 24/08/2022 tarihli, ... A. Ş. nezdinde bulunan hisselerin devri için düzenlenen protokol gereği ödenen bedelin iadesi - hisse devri gerçekleşmediği için sözleşmenin feshi ile ödenen bedelin yani edimin iadesi noktasında, ilamsız icra takibi başlatılmış olup, davalı/borçlu tarafından 21/08/2023 tarihinde yapılan haksız itirazı ile söz konusu takip durmuş olduğunu, davalı/borçlunun itirazı, haksız ve hukuki mesnetten uzak olup borçlu itirazında kötü niyetli olduğunu, İtirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekli olduğunu, davacının  ... A.Ş'de %90 hisseye sahip olan, davalı ...'den, hisselerinin %80 i'ni satın almak için, 24/08/2022 tarihinde protokol imzalamış olduklarını, bu protokol gereği davacı ..., davalı ...'ye 3.120.000 TL ödeme yapacak, karşılığında ise protokol tarihinden bir gün sonra olan 25/08/2022 tarihinde ... A.Ş'nin hisseleri davacıya devir olacak olduğunu, ... A.Ş, ünvan değişikliği yapmış olduğunu, yeni ünvanının ... A.Ş olduğunu, bu protokol gereği; davacının, davalıya dekontlardan da, açıkça anlaşılacağı üzere, şirketinin Mali Müşavir Danışmanı olan ... isimli şahıs aracılığı ile;  ... hesabından; ...'ye ait ... No'lu İbana 12/09/2022 tarihinde 500.000 TL Açıklama; ...  Adına ... A.Ş hisse bedeli senet ödemesi 13/09/2022 tarihinde 500.000 TL Açıklama; ... Adına ... A.ş hisse bedeli senet ödemesi olmak üzere toplamda 1.000.000 TL para göndermiş olduğunu, ayrıca davacının, iş bu protokolde yazıldığı üzere, hisse devrine ilişkin ödemenin 1.870.000 TL,  kalan kısmını da gerek söz konusu şirkete nakit olarak göndererek gerekse şirketin birtakım borçları ödemek suretiyle, icra dosyasına dahil olmayan, başkaca ödemelerde yapmış olduğunu, ancak davalı, ödemeleri almış olup, protokol gereği 25/08/2022 tarihinde devir etmesi gereken hisseleri devretmediğini, bunun üzerine davacının Kayseri Genel İcra Dairesi ... Es sayılı dosya ile icra takip başlatarak ödemelerini geri almak istemiş ancak davalı borcunun olduğunu bilerek, kötü niyetli olarak, davacının alacak hakkını sürüncemede bırakmak için, icra takibine itiraz etmiş olduğunu, bunun akabinde İtirazın İptali Davası açabilmek için Arabuluculuğa başvurulmuş olup, ... No'lu Arabuluculuk Dosya Numarası ile arabuluculuk toplantısı yapılmış ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalının kötü niyeti bununla da sınırlı kalmadığını, Davalı ..., bir dönem davacı ...'in şirketi olan ... A.Ş'de müdür olarak görev yapan ... isimli şahsı kendi okulunda işe başlatmış, geriye dönük 10.850.000 TL bedelli senet düzenlettirmiş ve davacının okulu olan ... A.Ş'yi kendisine borçlandırarak, okulun tüm banka hesapları, gayrimenkulleri ve nakiteri üzerine icra şerhi işlettirmiş olduğunu, yapılan bu hukuka aykırı eylem dolayısı ile derhal davalı ve eski müdür aleyhine Savcılı'ğa suç duyurusunda bulunulmuştur ve şikayetin şuanda  Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı 2023/78965 Soruş.No'lu dosyada devam etmekte olduğunu, davalı ve eski müdür ilgili Savcılık Dosyasına verdikleri ifade de 10.850.000 TL bedelli senedin ... A.Ş (Yeni adı ile ... A.Ş) hisselerinin davacının okulu olan ... A.Ş'ye satılması karşılığında düzenlendiğini beyan etmiş olduklarını, ayrıca aynı hisseleri, daha önce davacıya sattığını da kabul etmiş olduğunu, davalı huzurdaki davaya konu olan hisseleri, davacıdan ödemeler alıp devretmediği gibi aynı hisseleri davacının okuluna da satmış gibi göstererek suça konu eylemler gerçekleştirmiş olduğunu, aynı hisseleri birden çok kişiye satmış ancak şu tarih itibariyle söz konusu hisselerin hala kendi üzerinde olduğunu, iş bu hukuka aykırı eylemleri ile davacıyı daha çok mağdur etmiş olduğunu, bu sebeple de davalı/ borçlunun haksız yere itiraz ettiği tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu, davalı/ borçlunun, söz konusu protokol gereği davacıdan ödeme aldığı ancak, hisseleri devretmediği,  göz önüne alındığında, bahse konu itirazın kötü niyetli yapıldığı ve icra takibin durdurulduğunun açık olduğunu, dava konusu icra takibine dayanak alacak, havale yolu ile gerçekleştirilen ve banka dekontları ile ispat edilebilecek ve belirlenebilir bir alacak olduğunu, iş bu sebeple likit bir alacağa karşı haksız itirazı dolayısı ile borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, davalı/borçlu tarafından davacının alacağına kavuşamaması için yapmış olduğu haksız ve hukuki mesnetten uzak itirazı dolayısıyla davacının alacağının tahsili için yapılan haksız itirazın iptal edilerek icra takibine devam edilmesi ve haksız itirazı dolayısıyla %20 den aşağı olmamak şartıyla icra inkar tazminatına karar verilmesi amacı ile iş bu davayı açma zarureti hasıl olmuş olduğunu belirterek, davalı/borçlunun Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasına yaptığı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptaline, takibin devamına ve %20 dan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın hisse devir protokolüne bağlı ödemeler yapıldığını, ödemelerin yapılmasına rağmen hisse devir işlemlerinin gerçekleşmediğini iddia ederek ...'in kendisi adına ödemiş olduğu 1.000.000,00TL'nin iadesini talep etmekle davacı ile müvekkili arasında hisse devir sözleşmesi düzenlendiği bu hisse devir sözleşmesi sonrasında davacının 15.09.2022 tarihine kadar  1.250.000,00 TL ödeyeceğini taahhüt ettiğini davacı tarafça, ödeme gücünün olmadığını belirtmesi üzerine ... tarafından emaneten 1.000.000,00 TL ödeme yapıldığını geri kalan 250.000,00 TL'nin hiç ödenmemesine rağmen davacının eğitimci kişiliği ve sözlerine güvenilerek kalan bedel alındığında hisse devri tamamlanır diye anlaşarak müvekkili tarafından iyiniyetli olarak davacı talebi doğrultusunda %5 hisseyi davacı adına, %5 hisseyi ise davacının yönetim kurulu başkanı olduğu ... AŞ'ye devretmişttiğini ayrıca müvekkilin hissesini devir edeceği ... AŞ'nin okul faaliyetlerinde kurucu temsilciliğini vererek okul şirketin ana faaliyet kolu olan eğitim hizmetlerinde tek yetkili hale getirdiğini müvekkili tarafından davacıya duyulan güven neticesinde şirketin münferiden imza yetkilisi dahi davacı olduğunu, davacının eğitim faaliyetlerini yürütmesi ve şirket hisse devrinden kaynaklı geri kalan borcunu ödemesini beklediklerini, müvekkilinin tüm güven ile şirkete dair banka hesaplarında dahi işlem yetkisine sahip olan davacının, müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında yetkilisi olduğu ve %5 hisseyi adına yaptırdığı ... AŞ'ye 1 yıl içerisinde 960.200,00 TL bankadan para transferi yaptığını, dava dışı şirketin resmi muhasebe kayıtlarında bu borcun gözükmediğini, davacı, ... AŞ'ye para gönderdiği günlerde veya  bir gün sonrasında önce ... AŞ'den gelen parayı uhdesine aldığını sonrasında ise kendi adına müvekkiline ait şirkete sermaye ödemesi açıklaması ise gönderdiğini, şirketin parası ile kendi sermayesini ödediğini, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesine göre şirkete sermaye açıklaması ile ödenen bedellerin müvekkiline ödenmesi gerekmekteyken davacının yanlış yaparak müvekkiline hisse bedeli olarak ödemesi gereken paraları ... AŞ'ye yatırdığını, 6102 Sayılı TTK 342. Maddesi \" Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. \" hükmünü emretmektedir. Yine TTK 358. Maddesi \" Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz. \" hükmünü içermektedir. Davacı ise hileli şekilde kanunen yasak olmasına rağmen ... AŞ üzerinden borçlanmakta olduğunu aynı gün ise aynı miktardaki paraları sermaye olarak ödediğini, TTK 395. Maddesi \" Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.  \" hükmünü içermektedir. Anılan maddi gerekçeler dışında da TTK m.562/9 hükmüne göre, TTK’nin 550. maddesine aykırı hareket edenler, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. TTK m.550’de ise, sermaye tamamıyla taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun veya esas sözleşme hükümleri gereğince ödenmemişken, taahhüt edilmiş veya ödenmiş gibi gösterenler ile sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yetersizliğini bildikleri halde buna onay verenlerin hukuki sorumluluğu düzenlenmektedir. Davacının tüm bu hükümleri ihlal etmesi üzerine müvekkilini davacı ile dava dışı ...'in şahitliğinde görüşme gerçekleştirdiğini, görüşmede davacının edimlerini hileli olarak yerine getirdiği bu durumu maddi zorluklar yaşaması nedeniyle yaptığı ikrar ettiğini, sonrasında ise şirketten almış olduğu bedelin silinmesi karşılığında şirket yetkilerini ve hisselerini devredecek şekilde anlaşma yaptığını, davacının şirket hisselerini devretmesi sözüne güvenen müvekkilini genel kurul ve yönetim kurulu evraklarını şirket muhasebecisine hazırlattığını, kendisi imzaladığını ve acil şehir dışına çıkması gerektiğinden davacıya yolladığını, davacının evrakları inceleyeceğini söylediğini genel kurul ve yönetim kurulu karar defterini kamera kayıtları altında muhasebeciden aldığını, sonrasında davacının kararları imzalayıp defterleri teslim etmesi beklenken davacının defterleri uhdesine aldıktan sonra vermiş olduğu tüm sözleri inkar ettiğini ve defterler ortada olmadığı için müvekkili şirketi karar alma yönünde hareketsiz bıraktığını, müvekkili Kayseri 7. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya ihtar çektiğini ve defterleri teslim etmesini talep ettiğini, davacı ise yönetim kurulu karar defterini uhdesine geçirdikten sonra karar defterinde usulsüz işlemler yaparak ... İl Milli Eğitim Müdürlüğüne dilekçeler vediğini ve okula kayıtlı tüm öğrencileri MEBBİS sistemi üzerinden bir anda hakim hissedarı olduğu ... AŞ'ye nakil ettiğini, yine müvekkilinin hissedarı olduğu ... AŞ'deki tüm öğretmenlerin sözleşmelerini tek taraflı kıdem tazminatı doğuracak ve okulun itibarını zedeleyecek şekilde fesih ettiğini, okula şu anda da yanında çalışan en yakın çalışma arkadaşını çok yüksek maaş ile müdür olarak atadığını, müvekkilinin davacının bu hareketleri üzerine ... İl Milli Eğitim Müdürlüğüne şikayette bulunduğunu, soruşturma açılmasını sağladığını ve davacının Milli Eğitim Bakanlığı müfettiş kararı neticesinde görevi kötüye kullandığını, şirketi kasıtlı olarak zarara uğrattığı gerekçeleri ile görevden el çektirilmesine karar verildiğini, davacının ise görevden el çektirme kararı ile aynı gün ... İl Milli Eğitim Müdürlüğüne okul kapatma dilekçesi verdiğini, davacı görevden bir gün sonra el çektirilmiş olsa dava konusu hisse devrine konu okul şu anda davacının eylemleri ile kapalı olacağını, müvekkili tarafından davacının Milli Eğitim Müdürlüğü nezdinde görevden el çektirme işlemi ile birlikte ticari olarakta yetkilerini kısıtlayabilmek adına Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/761 Esas sayılı dosyası ile genel kurul kararı talep edildiğini, mahkeme kararı sonrasında genel kurulun gerçekleştiği ve davacının ticari olarakta yetkilerine son verildiğini, davacı konumunda olan şahıs bu durum üzerine geriye dönük evraklar düzenleyerek müvekkilinin o dönem yetkilisi olduğu ... AŞ'ye şu anda beraber şirket yönettikleri ... ve veli olan şahsılarla birlikte geriye dönük senetler düzenlediğini ve müvekkilinde ortağı olduğu ... AŞ'ye ihtiyati haciz kararları aldığını, savcılık soruşturma dosyası kapsamında ifadesi alınan velilerin bir kısmı olayı doğrulayarak ...'in geriye dönük senetler üzerinden işlem yaptığını da ikrar ettiğini, ihtiyati haciz kararları nedeniyle  ... AŞ hesaplarında bloke bulunduğunu, tüm bu yaşanan süreçler devam ederken ...'in vermiş olduğu sözleri tutmayarak şirketi batırmaya çalışması üzerine müvekkilinin ... ile bir araya geldiğini, ...'de davacı adına başka borçlarda ödediğini ve hiçbirini alamadığını ve ödeme bedellerini talep ettiğini belirttiği ve müvekkili ...'e hisse devir borcunu ortadan kaldırmak adına ve ... ile de hukuki ihtilaf yaşamamak adına ödemeyi yapan ...'e 1.000.000,00 TL'yi iade ettiğini, sonrasında ... AŞ'nin diğer yetkilisi olan ... müvekkili ile iletişime geçtiğini, ... AŞ ile yapmış olduğu görüşmede şirketten 960.200,00 TL alacağını faizi ile isteyen müvekkile ... AŞ'nin diğer imza yetkilisi ... hisse satın alma talebinde bulunduğunu, aradan geçen süre içerisinde ...'in her türlü eylemine rağmen ... AŞ'nin ... Koleji ile isim hakkı anlaşması yapması 120'den fazla öğrenci kaydı alması ve her iki protokol zamanı arasında resmi enflasyonun dahi %100'den fazla olması nedeniyle hisse değerleri doğal olarak arttığını, davacının hileli işlemler ile ... AŞ'ye para aktarması nedeniyle resmiyette dahi müvekkiline 1.000.000,00 TL civarında borcu olduğundan bu borcunda hisse devri ile ortadan kalkacağının sabit olduğunu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek müvekkilinin hisselerini ... AŞ'ye ilk protokoldeki edimler yerine getirilmediği için ikinci bir protokol ile devrettiğini, dolayısıyla müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmamadığını, öncelikle davacı edimlerini yerine tam olarak getirmediği için hisse devir hakkı bulunmadığını, sonrasında ise kendisi adına ödeme yapan ...'e 1.000.000,00 TL'yi iade ettiğini, işbu sebeple haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının bunca usulsüzlüğe rağmen haklı olduğu düşünülse dahi, müvekkili tarafından davacıya %10 hisse devri gerçekleştiğini ödemiş olduğu tüm bedeli talep edebilmesi hukuki olarak mümkün olmadığındığını davanın reddine karar  verilmesinin talep edildiği görülmüştür.Davacı<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"... her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra davacının ödenen hisse bedelinin iadesi takip alacağı iddiası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti için bilirkişi heyetinden 26/02/2025 tarihli rapor alınmıştır. Davacı adına dava dışı ... tarafından ... Bankası aracılığı ile davalı hesabına ... Aş. Hisse bedeli senet ödemesi adı altında 12/09/2022 ve 13/09/2022 tarihlerinde ayrı ayrı 500.000’er TL para olmak üzere toplam 1000.000,00 TL para gönderildiği sabit olup, taraflar arasında imzalanan ve inkar edilmeyen 24/08/2022 tarihli protokolde de hisse devrine ilişkin taraflar arasında anlaşma olduğu görülmüş ve davacı adına yapılan bu ödemeler gereğince gerekli olan hisse devrinin davacıya yapılmadığı Ticaret Sicil Müdürlüğünün ilgili şirkete ait ( yeni adı ... şirketi) sicil dosyasında belirtilen pay oranları ve alınan rapor ile anlaşılmış, davacıya sadece %5 ve bunun bedeli 195.000 TL hisse değerinde devir olduğundan, ... Şirketi adına yapılan devrin protokol kapsamda davacı hesabına devir sayılmasını gerektirir protokolde hüküm ve dosyada başkaca delil olmadığı görülmüş, davalı tarafın sunmuş olduğu ve dava tarihinden sonra olup 30/12/2024 tarihli düzenlemiş olan ibranamenin davacının alacağını etkilemediği, ibraya davacının rızasının bulunmadığı ve bu hali ile ibranın davacının davalıdan olan alacağını sona erdirmeyeceği değerlendirilmiş ve böylece, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 805.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacak bedeli olan 805.000,00 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 805.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen alacak bedeli olan 805.000,00 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı ve davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında davacı ile müvekkil arasında hisse devir sözleşmesi olduğu, bu sözleşmeye göre müvekkilin bir kısım hisseyi devirden kaçındığı kabul edildiğini ve davanın hissedilmeyen oran nisabında kabulüne karar verildiğini, ancak cevap dilekçesi ve sonraki aşamalarda da ısrarla belirttiği üzere davaya konu bedeli müvekkile davacı değil mali danışmanı ... banka üzerinden ödediğini, sonrasında ... müvekkilden bu bedelin iadesini talep ettiğini ve müvekkil davacı ile ... arasındaki hukuki ihtilafların arasında kalmamak adına parayı kendisine iade ettiğini, söz konusu bedel ile müvekkil iade yükümlülüğünü parayı aldığı kişiye iade ederek gerçekleştirdiğini, kaldı ki ...'in ıslak imzasını taşıyan işbu belge ile davacı şu anda bile dava dışı şahıstan parayı tekrar tahsil imkanına sahip olduğunu, zira ... söz konusu paranın kendisi tarafından iade alındığını ikrar ettiğini, işbu nedenle ilk derece mahkemesinin huzurdaki davayı reddetmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kabul etmesi göz önünde bulundurularak istinafen kaldırılması gerektiğini, ilk derece mahkemesi tarafından müvekkilin davacıya 805,000 TL borçlu olduğu yönünde karar verilmiş olsa da, 28.09.2024 tarihli cevap dilekçemizde de belirtmiş olduğumuz üzere davacının hileli işlemler ile ... AŞ'ye para aktarması nedeniyle resmiyette dahi müvekkile 1.000.000,00 TL civarında borcu olduğundan bu borcunda hisse devri ile ortadan kalkacağını, tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek müvekkil hisselerini ... AŞ'ye ilk protokoldeki edimler yerine getirilmediği için ikinci bir protokol ile devrettiğini, bu hususa yönelik olarakta Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/626 Esas sayılı dosyası ile dava devam ettiğini, tarafların edimlerini tam olarak yerine getirip getirmediği, davacıya ait olan  dava dışı ... AŞ üzerinden davacının müvekkile borçlu olması hususları birlikte gözetilerek davalar arasındaki hukuki irtibat nedeniyle birleştirme veya bekletici mesele kararı verilmesi gerekirken eksik ve hatalı karar ile davanın kabulüne karar verildiğini, ilk derece mahkemesi kabul edilen kısım yönünden de icra inkar tazminatına hükmettiğini, ancak icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması ve ihtilafsız olması gerektiğini, huzurdaki dosyada ise davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği miktar icra takibinde ihtilaflı olarak belirtildiğini ve dosya içerisindeki belge ve bilgilerden de anlaşılacağı üzere ihtilaflı bir hal aldığını, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının icra inkar tazminatına hak kazanabileceği düşünülse dahi bu durumda reddedilen kısım yönünden de kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, zira mahkemenin kabulünden yola çıkarak ne kadar alacaklı olduğunu net olarak bilecek ve fazlasını istememesi gereken bir durumda olup fazladan talep ettiği kısım yönünden kötüniyet ile hareket ettiğini, tüm bu hususlar birlikte gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının istinafen kaldırılması gerektiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.04.2025 tarih ve 2025/398 sayılı kararının istinafen kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. <br>Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından verilen karar usul ve yasaya uygun olmakla birlikte, hükümde reddedilen tutar üzerinde eksik inceleme yapılmış ve hatalı karar verildiğini, yerel mahkeme  tarafından reddedilen tutar, dava konusu hisselerin % 5'lik kısmı olduğunu, ancak bu hisselerin ödemesi, daha önce davacı  müvekkil tarafından  yapıldığını ve dava konusu ile ilgisi bulunmadığını, söz konusu ödemeye ilişkin belgeler tarafımızca sunulmuştur ancak  bilirkişi ve yerel mahkeme'ce, hesaplamada dikkate alınmadığını, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda yapılan incelemede ; Davacının talebi ile bağlı kalınarak 1.000.000,00 TL dava değeri belirtildiği için; davalı tarafından davacıya 195.000 TL tutarında ve yine davacını ortağı olduğu ... kurumuna 195.000 TL değerinde olmak üzere toplam 390.000 TL değerinde hisse devri yapılmış olduğu' tespitinde bulunduğun, bu hesaplama doğrultusunda Yerel Mahkeme tarafından, 1.000.000.00 TL olan talebi, 805.000.00 TL olarak kısmı kabul edildiğini, ancak 390.000 TL karşılığı hisse devrine ilişkin ödeme;  davalıya 13/10/2022 tarihinde davacı müvekkil tarafından nakten ve peşinen ödendiğini, dava konusu şirket olan ... A.Ş'nin yüzde 10 hissesini, davacı müvekkil tarafından,  daha önce bedelini nakden ödemek suretiyle alındığına dair olan ve ödeme belgesi vasfındaki sözleşme, 01/01/2025 tarihinde bilirkişi raporundan önce, Yerel Mahkeme'ye sunulduğunu, ancak Yerel Mahkeme'ce dikkate alınmayan bu belgeler, bilirkişi tarafından da dikkate alınmadığını, davacı taraf olarak, bilirkişi raporuna süresi içinde itirazda bulunulduğunu, taraflar arasında imzalanan ve ödeme belgesi niteliğinde olan sözleşmenin dikkate alınmasını, dava konusu taleplerimizden, ödenmiş bedellerin dışlanarak yeniden hesap yapılmasını talep ettiklerini, ancak, Yerel Mahkemece bu talebi kabul görmediğini, iş bu belge ile;  davacı ... ve dava dışı ... A.Ş'nin dava konusu şirket hisselerinin %10'una tekabul eden hisseler için daha önceden ödeme yaptığı ve huzurdaki dava ile bu hisselerin bir ilgisinin bulunmadığı açık olmasına rağmen hatalı hesaplama yapıldığını ve Yerel Mahkemece eksik ve hatalı karar verildiğini, iş bu şartlarda ; davacı müvekkilim ilgili şirketin % 5 lik kısmı hisse bedellerini,  2 kez ödemiş olacağını, bu durumda müvekkilinin hak kaybı yaşayacağını, davacı taraf olarak Yerel mahkeme'nin kararındaki kısmen kabul kısmına katılmakla birlikte, eksik incelemeye dayalı kısmen reddi kısmının mahkemece kaldırılması gerektiğini, davalı taraf istinaf dilekçesinde 3. Şahıs olan ...'in ibranamesinin borcu sonlandırdığı ve Yerel Mahkeme'ce dikkate alınmadığını savunarak, bu iddiasını istinaf başvurusu için gerekçe yaptığını, söz konusu ibranamenin dava konusuyla doğrudan ilgisi bulunmadığını, zira işbu dava hisse devrine ilişkin olduğunu, ... isimli 3. Şahsın  davalıya verdiği ibraname ise müvekkil adına gönderilen 1.000.000 TL’nin iadesine yönelik olup, hisse devri borcunu ortadan kaldırmayacağını, davalı kendi iradesiyle 3. Şahıs ...'e ödeme yapmışsa, bu müvekkilin sorumluluğunda olmadığını, protokolün ifa edilmemesi davalının kusuru olduğunu, ayrıca 3. Şahıs olan ..., davacı müvekkil adına  davalı tarafa göndermiş olduğu 1.000.000.00 TL için davacı müvekkilim aleyhine icra takibi başlattığını, ancak dosyaya sunulan İbranameden sonra dahi  icra işlemlerine devam ettiğini ve müvekkilinin evini satışa çıkardığını, iş bu durumda 3. Şahıs ... hem davalı ...'den gönderdiği parayı geri almış hemde müvekkil aleyhine icra takibi yaptırarak 2. Kez tahsil yoluna gittiğini, söz konusu ibraname davalı ile 3. Şahıs arasında  rahatlıkla oluşturabilen, muvazaalı bir işlemdir, dosyaya sonradan sunulduğunu ve geçerli bir belge niteliğinde olmadığını, Kayseri 2. Ticaret  Mahkemesinin 2024/282   Esas ve 2025/398   Karar sayılı kararın, mahkemece kabul edilen kısım yönünden ise verilen kararın onanmasına,  ilk derece mahkemesinin kısmen ret yönündeki kararının kaldırılarak, dosya kapsamındaki deliller dikkate alınmak suretiyle bu kısım hakkında da davanın tam kabülüne  karar verilmesini, Şayet Bölge Adliye Mahkemesi, eksik inceleme bulunduğu kanaatine varırsa; bu eksikliğin giderilmesi için kararın yalnızca reddedilen kısım yönünden bozulmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine, yargılama, İstinaf giderlerinin ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili tarafından sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın istinaf başvurusunun reddi ile davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, hisse devri satışı kapsamında ödenen bedelin iadesi istemiyle başlatılan ilamsız icra takibinde borca itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, taraflar arasında düzenlenen protokol hükümlerine göre davacı tarafından talebi konu hisse bedelinin ödenmesine rağmen davalının edimini ifa etmemesi nedeniyle talep edilebilecek alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının ve davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 30/04/2025 tarih ve 2024/282 E - 2025/398  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davacının istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 615,50 TL istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>Davalının istinafı yönünden, Alınması gerekli olan 54.989,55 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 13.748,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 41.241,55 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 23/10/2025  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"406c699abf204108","SID":"956114e8bceeedef"}}