{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İstanbul <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/3409 <br>KARAR NO\t: 2025/1031<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/07/2021<br>NUMARASI\t: 2019/538 Esas, 2021/840 Karar<br>Birleşen İstanbul Anadolu  12. Asliye Ticaret Mahkemesinin   2019/282  E. Sayılı dosyası<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ : 07/10/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Dava; asıl dava eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine  ilişkin olup, birleşen dava ise eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup,  mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair verilen karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı  vekili,  davacı yanın otomotiv sektörüne yedek parça ürettiğini, tedarikçiden temin edilen hammaddenin, davacı tesislerinde işlenerek rutin olarak \"ısıl işlem\" için davalı firmaya gönderildiğini, Isıl işlemden dönen malzemelerin bu sefer davacı firmada taşlama işlemine tabi tutulduğunu, davalıdan gelen \"ısıl işleme\" tabi tutulmuş ürünlerin taşlama sırasında çatladığının görüldüğünü, durun derhal davalı firma yetkililerine bildirildiğini, taraflar arası yazışmalardan anlaşılacağı gibi davalı yanın ısıl işlemin hatalı yapıldığını kabul ettiğini ve malzemeleri bozuk olanlarını piyasadan temin edeceğini ve bedelsiz olarak ısıl işlemlerini yapıp teslim edeceğini ve iade faturası kesilerek kendilerine gönderilmesini istediğini ve bu konuda taraflar arasında bir mutabakat sağlandığını. bu arada davalı firma, mutabık kalındığı üzere, ısıl işlemde bozduğu ürünlerin hammaddesini kendi almayı kabul ettiği için piyasadan temine çalıştığını ancak piyasada peşin para istendiği için hammadde temin edemediğini bildirdiğini ve kendi alması gereken hammaddenin davacı tarafından temin edilip, ısıl işlem için kendilerine teslimini talep ettiklerini, bunun üzerine mutabık kalındığı gibi davacının bu hammaddeleri temin ederek işlemesi için davalıya teslim ettiğini, bu gelişmeler üzerine talep edildiği gibi davacı firma 04.02.2019 tarihli ve ... nolu 20.189,80 TL bedelli iade faturasını kestiğini ve davalı yana gönderildiğini, Fatura bedelinin, taraflar arasındaki hesap ekstresindeki alacak - borç durumuna göre \"20.189,80 TL olarak düzenlendiğini, neticeten mahsuplaşma sonrası davacı yanın davalı yandan alacağının 16,750,60 TL olduğunu, davalı yan tarafından faturanın kayıtlara alınmadığından, davacı yanın davalı yandan 16.750,60 TL alacaklı olduğunun tespiti için huzurdaki davanın ikame edildiğini beyan ederek, 04.02.2019 tarihli ... nolu 20.189,80 TL'lik faturanın mahsubu ile davacı yanın bakiye alacağı olan 16.750,60 TL'nin fatura tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin \"ısıl işlem\" sektöründe faaliyette bulunduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketten alacağı olduğu öne sürülmüş ise de, asıl olarak müvekkili şirketin davacı şirketten 3.442,82 TL cari hesaptan kaynaklı alacaklarının bulunduğunu, İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davacı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu, davacı şirketin müvekkilinden kendi gönderdiği ürünler üzerinde ısıl işlem uygulanmasını istediğini, yapılan ısıl işlem sonucunda müvekkiline teslim edilen 1.2842 adlı düşük kalite yağ çeliği malzemeye ışıl işlem garantisi verilmediğini, bu tarz çelik vakum ortamında proses uygulamaları yapılmadığı bildirilmesine rağmen davacı tarafın ne yapalım piyasadaki en uygun yağ çeliği bunlar dediklerini, her ne kadar malzemelerdeki bozulma, ısıl işlem değilse de o süreçte sırf müşteri memnuniyeti ve işin devamı gözetilerek bozulan malzemelerden sadece 225 kg'nın taraflarınca karşılanacağını bildirdiklerini, ayrıca davacı tarafça faturaya dayalı olarak alacaklarının olduğunu öne sürmüşlerse de, bununla ilgili taraflar arasında ne bir sözleşmenin ne de iddia edildiği gibi mail yazışmalarının mevcut olmadığını beyan ederek, ispatlanamayan davacının davasının reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili; müvekkili firmanın demir çelik sanayisinde ısıl işlem sektöründe faaliyette bulunduğunu, işbu ticari çercevede, davalı firmanın müvekkilinden kendi ürünleri üzerinde ısıl işlem uygulanmasını istemiş olduğunu ve bu hizmetin bedelini de faturalandırarak müvekkili firmaya yansıttığını, bu sürecin karşılıklı olarak tutulan bir CH içinde bugüne kadar devam ettiğini, taraflar arasındaki cari ilişkiye göre, davalının müvekkili şirketi 23/01/2019 tarihi itibariyle 3.447,82 TL borcunun bulunduğunu, bunu üzerine müvekkili firma tarafından bakiye borcun tahsili amacı ile davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden takibe başlanıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili; müvekkili davalı firmanın dünya çapındaki otomotiv sektöründe çok hassas yedek parçalar ürettiğini, tedarikçiden temin ettikleri hammaddenin, davalı tesislerinde işlenerek rutin olarak ısıl işlem için davacı firmaya gönderildiğini, ısıl işlemden dönen malzemelerin davalı firmada taşlama işlemine tabi tutulduğunu, davacı firmadan gelen ısıl işlem görmüş ürünlerin taşlama sırasında çatladığını gözlemlediklerini, bu durumun davacı firmaya bildirildiğini, işbu sebeple İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/538 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme; davanın, eser sözleşmesi kapsamında \"ısıl işlem\" uygulanmak üzere davalıya gönderilen ürünlerde oluşan hasar bedeli için düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu,  dava konusu 590 adet malzemenin taşlama işlemine tabi tutulurken yüzeyde çatlamalar tespit edildiği, ısıl işlemi yapan dönüşüm firmasına bilgi verildiği, davalıya ısıl işlem yapılması için gönderilen dava konusu malzemelerde ısıl işlem sonrası görülen çatlamaların resimlerde açıkça görüldüğü, ısıl işleme gönderilen malzemenin uluslararası sınıflandırmalarda 1.2842 kodlu soğuk iş takım çeliği sınıfında olduğu, piyasada kısaca yağ çeliği olarak ve  ısıl işleme uygunluğu ile bilindiği, davacıya ait ürünler için uygulanan ısıl işlem prosesi sırasında uygulan gerilim giderme işlemini veya sertleştirme sonunda uygulanan menevişleme işlemlerini uygun sıcaklık zaman diagramına göre yapmadığı ve bu uygun olmayan ısıl işlem sonucu yüzey gerilimleri ve çatlaklar oluştuğu, ısıl işlem uygulanan 2842 kodlu yağ çeliğinin fatura tarihindeki hurda değerinin l.sınıf kaliteli hurda olarak değerlendirilen fatura konusu malzemenin çeşitli hurda alımı yapan Çelik fabrikalarının fatura tarihinde alım değerlerine göre 1 TL/Kg olarak saptandığı, faturaya konu ürünün 590 kilo olduğu dikkate alındığında hurda değerinin 590 TL olduğu belirtildiği, davalı işin uzmanı olup Borçlar Kanunu’nun 356. maddesi hükmünce edimini özenle yerine getirmek zorunda olduğu gibi, aynı Yasa’nın 357. maddesine göre de imâl edilen şeyde kullandığı malzemenin iyi cinsten olmaması ve yetersiz olması halinde bu hususta iş sahibine karşı uyarıda bulunmak zorunda olduğu, aksi halde özen borcu ile uyarı görevini yerine getirmeyen yüklenici kusurlu sayılır ve bu kusuru nedeniyle oluşan zarardan sorumlu tutulacağını, ısıl işlem uygulanmak üzere davalıya gönderilen ürünlerde oluşan hasardan davalının sorumlu olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 04.02.2019 tarihli ... numaralı 20.189,80 TL tutarlı \"İade Faturası\" Muhteviyatlı faturanın piyasa rayiçlerine uygun tutarda düzenlendiği, cari hesap bakiyesinden iade faturasının mahsubu ile davacının, 16.750,60 TL alacaklı olduğu, ayrıca  faturaya konu ürünün hurda değerinin 590 TL olduğu, hurda bedelinin davacı alacağından mahsubu sonucu davacının 16.220,60 TL alacaklı olduğu sonucuna varılarak  asıl davanın kısmen kabulüne, Birleşen dosya yönünden   davanın cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalı vekilinin, borca itiraz dilekçesi ve cevap dilekçesi ile davacıdan alacaklı olduğunu beyanla takas defiinde bulunduğu görüldüğü, davalı vekilinin borca itiraz dilekçesi ile takas hakkının kullandığı ve davacının cari hesaptan doğan alacağının sona erdiği anlaşılmakla birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle,  ısıl işleme konu hammadde davalı yana ısıl işlem için gönderilmeden önce müvekkil şirket tarafından işlenmek durumunda olduğunu, bu da işçilik maliyeti ve zaman kaybı demek olduğu, müvekkil şirket işçilik maliyeti, kaybedilen zaman bakımından da zarara uğramasına rağmen sadece hatalı ürünlerin hammadde ve ısıl işlem bedelini talep ettiğini, buna  rağmen hatalı ürünlerin hurda  bedelinin müvekkil şirketin alacağından mahsup edilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu,   ısıl işleme konu malzemenin hurda değerinin de yüksek hesaplandığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, cevap dilekçesindeki ve karşı dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun hatalı tanzim edildiğini, taraflarınca sunulan delillerinin hiçbirinin temin edilmediğini, mahkemenin hatalı bilirkişi raporuna dayanarak verdiği kararın hatalı olduğunu, davaya konuyu borç ve alacakların takas edilmeyerek ayrı ayrı red veya kabul kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca  takasın hukuki niteliği itibari ile bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu, borçlunun takas hakkını kullanma isteğini, alacaklıya bildirmesi gerektiğini, fakat davacı tarafından böyle bir hakkının olduğunu müvekkil şirkete bildirilmediği  belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Asıl davada davacı, tedarikçiden temin edilen ham madde davacı tesislerinde işlenerek ısıl işlemi için davalı şirkete gönderildiğini, ışıl işlemi sonrasında davacı şirket ürüne taşlama işlemi yapıldığını ancak ışıl işleminden sonra gelen ürünlerde taşlama sırasında çatladığını, davalı şirkete bildirildiğini, davalı hatalı işlemi kabul ettiğini, meail ile yazışmalar yapıldığını, 20.189,80 TL bedelli iade faturası gönderdiklerini, mahsup işlemi sonrasında davacı alacağı 16.750,60 TL olduğunu belirterek bakiye kalan alacağın tahsilini talep etmiştir. Asıl davada davalı, Davacı şirkete borçlarının olmadığını, cari hesaptan alacaklı olduklarını ve bu alacak için icra takibi başlattıkların, kendilerine teslim edilen 1,2842 adlı düşük kalite yağ çeliği malzemelerinde bozulma olduğu iddaa edildiği, bozulma ısıl işleminden değil malzemeden kaynaklı olduğunu, müşteri memnuniyeti için 225 kg malzeme bedeli karşılayacaklarını bildirdiklerini, 225 kg piyasa değeri 2.195,00 TL olduğunu, bu bedel ışıl işlem bedeli olduğunu ancak davacı fahiş bedel talep ettiğini, 20.189,80 TL fatura kendilerine tebliğ edilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davacı ... işlem şirketi vekili, davalı ... İmalat şirketi talebi ile ürünlerine ısıl işlemi uygulandığını, iş bedeli itibariyle oluşan cari alacak için 3.447,82 TL alacaklı olduklarını, ödenmemesi üzerine icra takibi başlattıklarını, takibe itiraz ile durması sebebiyle itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. Birleşen dosya davalı ... İmalat şirket vekili, davacı şirkete ısıl işlemi için gönderilen ürünlerin taşlama sırasında çatladığını, davacı şirkete şifai olarak ve meail olarak bildirdiklerini, 20.189,80 TL bedelli iade faturası kestiklerini ve davacı bilerek iade faturasını ticari defterlerine işlemediğini, davacı şirketten bakiye 16.750,60 TL alacaklı olduklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, asıl davada ısıl işlemi uygulanmak üzere davalıya gönderilen ürünlerde oluşan hasar sebebiyle alacak talep edildiği, davacı tarafından gönderilen ürünün düşük kalite çelik olduğu, 590 adet üründe yüzeyde çatlamalar tespit edildiği, bu ürünlerin hurda bedelinin 590,00 TL olduğu, asıl dava yüklenici ... maddesi gereğince teslim edilen ürünün ısıl için uygun olmadığını bildirmesi gerektiği ancak bildirim yapılmadığı, ısıl işlemlerden kaynaklanan zarardan asıl davada davalı sorumlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen 20.189,80 TL iade faturası piyasa rayiçlerine göre uygun olduğu, 590,00 TL hurda bedeli düşülmekle birlikte asıl davada davacının davalıdan 16.220,00 TL alacaklı olduğu, birleşen davada ise; icra takibine yapılan borca itiraz ve cevap dilekçesi ile davacıdan alacaklı olduğunu belirterek takas definde bulunulduğu, davacının takas hakkının bulunduğu cari hesaptan alacağı sona erdiği belirterek birleşen davanın reddine karar vermiştir. Taraflar arasında sözlü eser sözleşme ilişkisi kurulmuştur. Davacı temin ettiği ürünlerin ısıl işlemini yaptırmak için davacı şirkete teslim ettiği, asıl davada davalı şirket ısıl işlemi tamamladıktan sonra ürünleri asıl davada davacıya teslim ettiği anlaşılmıştır. Somut olayda, asıl davada davacı tarafından verilen 1,2842 kodlu soğuk iş takım çeliği davalı yükleniciye ısıl işlemi yapılması için teslim edildiği, teslim edilen ürünlerden bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi 590 adet ürünlerin ısıl işlemi sonrası çatlaklar oluştuğu ayrıca asıl davada davalı tarafın kendi beyanları itibariyle müşteri memnuniyeti ile bile olsa ayıp kabul edilerek bir kısım ayıbın karşılanması talep edilmiş olması itibariyle, ısıl işlemleri sırasında davacıya ait ürünlerde zarar oluştuğu anlaşılmıştır. Eser meydana getirilirken, iş sahibinin sağladığı malzemenin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa yüklenici bu durumu hemen iş sahibini bildirmek zorundadır (TBK md. 472/3)Türk Borçlar Kanunu'ndaki bu hükümle düzenlenen genel ihbar yükümlülüğü (uyarı görevi) yüklenicinin sadakat borcunun gereğidir. Yüklenicinin uyarı görevinin ortaya çıkması iş sahibinin sağladığı malzemenin ısıl işlemi yapılmasına elverişli olmaması  nedenine dayalı da olabilir. Yüklenicinin bu gibi durumlarda sorumluluktan kurtulabilmesi için iş sahibini uyarma görevini yerine getirmiş olması gerekir.  Aksi halde yüklenici bu yükünü yerine getirmemesi sonucu doğacak zararlardan 6098 sayılı TBK'nın 112. maddesi uyarınca sorumlu olur. Yüklenici uyarı görevini yerine getirmiş olmasına rağmen iş sahibinin talimatında ısrar etmesi halinde yüklenicinin sorumluluğundan söz edilemeyecektir. İş sahibinin aksini iddia etmesi halinde, uyarı görevini yerine getirdiğini, ancak iş sahibinin talimatında ısrarı nedeniyle eserin bu şekilde yapıldığını yüklenici ispatlamak zorundadır. Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz (TBK md. 476/1).6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun iş sahibinin seçimlik hakları başlıklı 475. maddesinde eserin ayıplı olması ve bu ayıptan yüklenicinin sorumlu olması hallerinde kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın iş sahibi; eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır (TBK md. 475/1).Bu seçimlik hakların dışında ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması halinde iş sahibinin genel hükümlere göre ayıptan doğan diğer zararlarını istemek hakkı vardır (TBK 475/2). Bu tazminatın genel hükümlerdeki hukuki dayanağı TBK 112. maddede düzenlenmiş olan giderim yükümlülüğü hükmüdür. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; TBK 472/3 madde hükmüne  göre yüklenicinin iş sahibini uyarması gerekmekte olup davalı yüklenici davacı iş sahibini uyardığını, ancak iş sahibinin talimatında ısrar etmesi ile ayıplı ısıl işlemi yapıldığını ispatlayamamıştır. Davalı  uyarı görevini yerine getirmediği için meydana çıkan ayıp nedeniyle sorumludur. Davacı tarafından ayıplı ürün sebebiyle kesilen iade faturası, davacının zararı için oluşturulmuş olup, davalı oluşan bu zarardan sorumludur. Ayrıca davacıda kalan ürünlerin hurda bedeli 590,00 TL olup, bu bedelin davacı alacağından düşülmesi doğru olmuştur. Asıl davada, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacının kesmiş olduğu iade fatura kapsamında davalı alacağı mahsup edilerek bakiye 16.750,00 bedel talep edilmiştir. Birleşen dosyada ise cari hesap alacağı kapsamında bakiye kalan 3.447,82 TL bedelin tahsili talep edilmiştir. Asıl dava 31.07.2019 tarihinde, Birleşen davada ise; icra takibi 10.06.2019 tarihinde açılmış ve yargılamaya konu itirazın iptali davası 01.10.2019 tarihinde açılmıştır. Asıl dava dosyasında dosya kapsamı ve bilirkişi raporu itibariyle davacının 16.220,60 TL alacaklı olduğu, birleşen davada ise takas mahsup talebi itibariyle birleşen dosya itibariyle birleşen dosya davacısının bakiye alacağı kalmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece verilen hüküm doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarih ve 2019/538 Esas, 2021/840 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2- Asıl davada davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı yanca harç peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 4- Birleşen dava yönünden davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 07/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f31c5ce714c81d0","SID":"f245f354e32636ae"}}