{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/236 <br>KARAR NO\t: 2025/1557<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/06/2021<br>NUMARASI\t: 2014/2419 E. -  2021/598 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının bilgisayar ve elektronik ürün üretim ve satışı işi ile uğraştığını, tarafların davacı tarafından üretilen bilgisayarlara kurulmak üzere davalı  tarafından  davacıya  lisans gönderilmesi ve bu lisansların davacı tarafından üretilen bilgisayarlara kurulması için anlaşma sağlandığını,  bu doğrultuda davalı  tarafından  26.07.2011 tarihli, ... seri nolu 316.696,78USD bedelli fatura ile söz konusu lisansların satışının  gerçekleştirildiğini,  davacının söz konusu fatura bedelini taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden mahsup etmek suretiyle ödediğini, ancak davalının bedeli ödenen söz konusu ürünü davacıya hiçbir zaman teslim etmediğini,  dolayısıyla malın bedelinin ödenmiş olmasına rağmen malın zilyetliği ve mülkiyetinin davacıya geçirilmediğini, bu nedenle ödenen bedelin  davacıya iadesi  davalı  aleyhine İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve  %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; tarafların  2007 yılından bu zamana dayanan ticari ilişki içerisinde olduğunu,   davacının Maliye Bakanlığı ile yürüttüğü projede kendi ürettiği bilgisayarlarda kullanmak üzere Microsoft marka bilgisayar programı lisansına ihtiyaç duyduğunu ve davalıdan   3.670 adet lisans talep ettiğini,   tarafların 316.696,78 USD satış bedeli üzerinde anlaştığını ve söz konusu bilgisayar programı lisanlarının satışının davalı yanca davacıya yapıldığını, bu kapsamda davacıya  26.07.2011 tarihli, ... seri nolu ve  316.696,78 USD bedelli fatura kesilip gönderildiğini, davacının  fatura münderecatına itiraz etmediğini, faturayı kayıtlarına işlediğini,  fatura bedelini davalı müvekkiline herhangi bir ihtirazi kayıt veya şart olmaksızın cari hesaplarından mahsup etmek suretiyle ödediğini,  taraflar arasında  davacının da  ikrar ettiği üzere cari hesap ilişkisi bulunduğunu,  davalının davacıya  gönderdiği 31.03.2012 tarihli hesap mutabakatlarına  davacının  herhangi bir itirazda bulunmadığını,  hesap bakiyelerinde mutabık olduğunu beyan ettiğini,  satış işleminin üzerinden iki yıl, takip eden hesap mutabakatlarının üzerinden ise bir yıl gibi uzunca bir zaman geçtikten sonra davacının  17.06.2013 tarihli üst yazı ile satış bedeli tutarında iade faturası keserek davalıya  gönderdiğini,  davacının  üst yazıda ''… nolu fatura ile 6 ay sonra geri almak üzere kesmiş olduğunuz 3.670 adet Maliye Bakanlığı Projesine ait lisanslar, stok kayıtlarımızın düzeltilmesi gerekliliğinden dolayı, 31.05.2013 tarihli fatura ile tarafınıza geri kesilmiş olup söz konusu faturanın kayıtlarınıza alınmasını önemle rica ederiz.''  demekle Maliye Bakanlığı projesinde kullanmak üzere satın aldığı bilgisayar program lisanslarını stoklarına işlediğini, başka bir anlatımla lisans satış işleminin tamamlandığını ve stoklarında kayıtlı olduğunu ikrar ettiğini,  davalının davacıya söz konusu lisansları 6 ay sonra geri alacağına ilişkin herhangi bir taahhütte bulunmadığını,  bu  nedenle  davacı tarafından gönderilen iade faturasının  29.07.2013'te noter aracılığıyla iade edildiğini, davacının iade faturasının 17.06.2013 tarihli üst yazısında açıkça lisansların ürün stoklarında bulunduğunu ikrar etmesine rağmen denemelerinden sonuç alamadığını,  neredeyse 2 yıl sonra 17.06.2013'de,  lisansların süresinin dolmasına çok kısa bir süre kala huzurdaki haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarını gündeme getirdiğini, bu hususun  davacının başlatmış olduğu icra takibindeki kötü niyetini de ortaya koyduğunu, davaya konu microsoft program lisanslarının gayrimaddi mallar olduğunu, klasik anlamda eşya hukukunda tanımlanan zilyetliğin ve mülkiyetin devrine konu olmadığını,  davacının bilgisayar program lisanslarının mülkiyet ve zilyetliğinin kendisine geçirilmediğini iddia ettiğini, önemle belirtmek gerekir ki davaya konu bilgisayar program lisanslarının eşya hukuku anlamında gayrimaddi mallar olduğunu  ve eşya hukuku anlamında klasik olarak tanımlanan mülkiyet ve zilyetliğin devri tanımına niteliği gereği uymadığını, fiziki ortamda elle tutulur formatta CD, disket veya harici disklerle taşınan bir mal da olmadığını,  doğrudan lisans olarak tanımlanan sözleşme konusu gayrimaddi malların bilgisayara kurulan orijinal bir programı aktif hale getirmek için kullanılacak numaralar olduğunu, bilgisayar programları ve bu programları aktifleştirmek için kullanılan lisansların kullanımları üzerinde belirli bir süre ile 3.kişilere hak tanınsa dahi klasik anlamda bir mülkiyet ve zilyetliğin devri gerçekleşmediğini, üretici firmanın somut olayda ... firmasının  programın ve lisansın maliki olmaya devam etiğini, bu anlamda pratikte “lisans” olarak tabir edilen araçların kullanıcıya sadece süreli bir kullanım hakkı verdiğini,  davacının  dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere söz konusu bilgisayar programlarının bilgisayarlara kurulumu ve dolayısı ile aktifleştirilmesinin yine  davacının yüklendiği edimlerden biri olduğunu,  davacının  dava dilekçesinde de ikrar ettiği üzere, bilgisayar ve elektronik ürün üretim ve satış işi ile uğraşan alanında uzman ve tecrübeli bir şirket  olduğunu,  bu kapsamda satın alınan lisans kapsamında bilgisayar programının hangi yollarla kurulacağını, aktifleştirileceğini ve süresini gayet iyi bildiğini,  aksine bir düşünce hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine ve  %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava,  taraflar arasındaki ticari satış sonucu düzenlenen fatura bedelinin ödendiği, ancak ürünün teslim edilmediği gerekçesi ile ürün bedellerinin iadesi için başlatılan takibe itirazın iptali  davasıdır.  Dava konusu edilen uyuşmazlık noktası olan 26/07/2011 faturaya konu program lisanslarının davacıya teslim edilip edilmediğinin ve teslim edilmiş ise ispat külfetinin hangi tarafta olduğu hususlarıdır. Türk Borçlar Kanunun 207/2 \"sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler\" maddesi bulunmaktadır. Her iki tarafta tacir olup, basiretli bir iş adamı gibi davranarak faturaya konu edilen lisans programı uyarınca aksine bir anlaşma olduğu dosya içerisinden anlaşılamamakla birlikte bir taraf para borcunu diğer tarafta emtia borcunu aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. Davacı taraf programın bedelini ödediğine ancak zilyetliğin kendisine teslim edilmediğini belirtiğinden ispat külfeti bilirkişi heyetinin tespitinin aksine davacı üzerindedir. Yani alıcı olan davacı satıcı olan davalıdan lisans programı aldığını, bedelini ödediği lisans programının kendisine teslim edilmediğini ispat etmek zorundadır. Bahse konu satış işlemi her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiğinden ticari bir satış işlemidir. Tarafların tacir olduğu, ticari satım sözleşmelerinde bunun sonucu gereği \"basiretli\" olarak davranılması gerekmektedir. Davacı taraf  26.07.2011 olan faturayı ticari defterlerine işlemiş , TTK 21/2 maddesi uyarınca  sekiz  gün içinde faturanın içeriği  hakkında  herhangi  bir itirazda bulunmamış ardından 17.06.2013 tarihli iade faturası ile takibe geçmiştir. Faturaya sekiz  gün içinde itiraz edilmemesi ispat külfetinin kime ait olacağı bakımından önemlidir. Yanı  faturayı alan ,ticari defterlerine kaydeden ve  sekiz  gün içinde faturaya itiraz etmeyen taraf ispat külfetini üzerine almıştır.  Faturanın davacı defterinde kayıtlı  olması nedeniyle malı teslim aldığına karine oluşturmaktadır. Fatura tanziminden sonra davacı ... Ltd Şti tarafından davalı ... Ltd Şti 'ye  'Mutabakat Cevabı ' gönderilmiş ve 31.03.2012 tarihi  itibariyle mutabık olunduğu davacı şirket yetkisi tarafından imza altına alınmıştır. Taraflarca herhangi bir ihtirazı kayıt getirilmeden imzalanan 'Mutabakat Belgesi ' ibralaşma niteliğinde bir belgedir ( Yargıtay 19 HD 2014/8258 E 2015/5023 K ) Uyuşmazlık konusu edilen \"lisans programı\" konu edilen faturanın tarihi 26/07/2011 olmasına rağmen takip tarihi 02/09/2014 olup aradan geçen bunca zamana rağmen eğer lisans programı satıcı olan davalı tarafından teslim edilmemiş ise basiretli bir tacir olarak zilyetliğin kendisine verilmesini veya bedelin iadesini fatura tarihine daha yakın bir tarihte istemesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur. Davacı tarafın defter incelemesi sonucu faturayı kayıtlarını işlemiş herhangi bir ihtirazı kayıt veya şart koymaksızın bedelini ödemiş olduğundan Yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca emtianın kendisine teslim edilmediği, yanı zilyetliğin geçirilmediği ispat külfetini de üzerine almış ancak bunu ispat edememiştir. Dava konusu faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olması ve yine davacı alıcının defterinde de kaydedilmesi bedelin ödenmesi herhangi bir ihtirazı kayıt olmaması fatura konusunun da teslim edildiğini karine oluşturduğundan aksinin ispat yükü davacı olduğundan ve taraflar arasında 'mutabakat  belgesi' olması, bu belgenin karşılıklı ibralaşma anlamı taşıması, davacı  tarafın lisans programının zilyetliğinin kendilerine teslimini yazılı delillerle ispatlayamadığından ve davacı taraf yemin deliline dayanmak istememesi nedeniyle  açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;davalı tarafından hiçbir zaman müvekkiline  teslim edilmeyen lisansların \"teslim edilmediğini\" ispat yükünün davacı tarafta olduğunu kabul etmenin gerek temel hukuk normlarına gerek yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, gerekçede ''davacı tarafın lisans programının zilyetliğinin kendilerine teslimini yazılı delillerle ispatlayamadığından\" şeklinde yazıldığını, oysa davanın teslim değil teslim edilmemenin ispat edilmediği gerekçesiyle reddedildiğini, kök ve ek bilirkişi raporlarınının aksi yönünde karar verildiğini,  iki defa bilirkişi heyetine tevdi edilen dosyada  aralarında hukukçu bilirkişi de bulunan heyetin kök ve ek raporunda; satıma konu lisansların tesliminin davalı tarafından ispatı gerektiği ancak teslimin ispat edilemediği bu sebeple ürün bedellinin iadesi gerektiği yönünde görüş bildirildiğini,  mahkemenin ise bu raporlarla taban tabana zıt bir karara imza attığını, satıma konu lisanları teslim ettiğini ispat yükünün davalı tarafta olduğunu,  faturanın malın teslimi veya hizmetin ifasını ispata yarar bir belge olmadığını, satıma ilişkin tüm uyuşmazlıklarda fatura yanında sevk irsaliyesi yoluyla malların tesliminin arandığını, davacının faturaya itiraz etmemesinin teslimi kanıtlamadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin E. 2017/4653 , K. 2019/5214  T. 20.11.2019  kararından faturalara itiraz edilmemesinin ve davalıya ait ticaret defterlere faturaların kayıt edilmesinin malların teslimine ilişkin karine teşkil etmeyeceğinin belirtildiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2015/10255 , K. 2016/1919  T. 09.02.2016, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2016/2756, K. 2016/12461  T. 19.09.2016  kararların da bu yönde olduğunu, faturanın ticari defterlere işlenmesinin, mal teslimine yönelik karine sayılması vergi usul kanununa da aykırı olduğunu, mahkemenin bu yöndeki yanlış yorumunun, faturaya itiraz edilmeyerek ticari defterlere işlenmesinin ödemenin de yapıldığı varsayımına götüreceğinin  muhakkak olduğunu, uyuşmazlıkta satıma konu lisansların bedeli peşin olarak cari hesap borcuna mahsup edilerek ödenmiş olduğunu,  ancak bunun uyuşmazlıkta mutabakatın  bir ibra değil bir ödeme belgesi hükmünde olduğunu,  zira hiçbir dilekçelerinde cari hesaba ilişkin bir itirazda bulunmadıklarını, hatta satıma konu lisans bedellerinin cari hesap alacağına mahsuben ödendiğin belirttiklerini,  cari hesap mutabakatının malların teslimini değil, aksine müvekkili tarafından satıma konu malların bedelinin ödendiğini ispat edeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, bedeli ödenen ancak teslim edilmeyen satım konusu malın ödenen bedelinin iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı,  davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının davalıdan 26.07.2011 tarihli, ... seri nolu 316.696,78USD bedelli fatura  ile  satın aldığı  lisansların kendisine teslim edilmediğini ancak fatura bedelinin ödediğini, teslimin gerçekleşmemesi sebebiyle ödenen bedelin iadesi gerektiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı vekili ise, davaya konu microsoft program lisanslarının gayrimaddi mallar olduğunu, klasik anlamda eşya hukukunda tanımlanan zilyetliğin ve mülkiyetin devrine konu olmadığını,  fiziki ortamda elle tutulur formatta CD, disket veya harici disklerle taşınan bir mal da olmadığını,  doğrudan lisans olarak tanımlanan sözleşme konusu gayrimaddi malların bilgisayara kurulan orijinal bir programı aktif hale getirmek için kullanılacak numaralar olduğunu, davacının 17.06.2013 tarihli talep yazısında da  Maliye Bakanlığı projesinde kullanmak üzere satın aldığı bilgisayar program lisanslarını stoklarına işlediğini, başka bir anlatımla lisans satış işleminin tamamlandığını ve stoklarında kayıtlı olduğunu ikrar ettiğini,  davacının lisanların  bedeline ilişkin faturayı da  ihtirazi kayıt koymaksızın ödediğini, yaklaşık iki yıl sonra bu talepte bulunmasının haksız olduğunu savunmuştur.  Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 5.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 316.696,78 USD (686.471,94 TL ) TL alacak yönünden 02.09.2014 tarihinde icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak ''26.07.2011 tarihli ... seri sıra numaralı fatura konusu malların bedellerinin iadesi''nin gösterildiği, ödeme emrinin 08.09.2014 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından 12.09.2014 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.  TBK'nın 207/2 maddesi uyarınca, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Satım konusu malın alıcıya teslim edilmesi, satış bedelinin peşin alındığına karine teşkil eder. Aynı şekilde paranın peşin olarak ödenmesi de  malın teslim edildiği anlamına gelir. Parayı  peşin ödemesine rağmen malın teslim edilmediğini ileri süren malın teslim edilmediğini ispat etmelidir. Bunun yanında, faturanın teslim alınarak ticari defterlere kaydedilmesi ve ödenmesi fatura konusu malın teslim edildiğine karine teşkil eder. Bunun aksini iddia eden alıcının malın teslim edilmediğini ispat etmesi gerekir. Somut olayda, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının davalıdan bilgisayarlarında kullanılmak üzere lisans satın aldığı,  karşılığında davalı yanca düzenlenen   26.07.2011 tarihli, ... seri nolu 316.696,78USD bedelli faturayı defterine kaydederek herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın ödediği,   yaklaşık iki yıl sonra 31.05.2013 tarihli  fatura düzenleyerek ödediği bedelin iadesi için takip başlattığı ve eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Buna göre somut olayda davalıdan lisans satın aldığı anlaşılan ve buna ilişkin davalı yanca düzenlenen faturayı defterine kaydederek ödeyen davacının malın teslim edilmediğini ispat etmekle yükümlü olduğu, ancak davacının bu iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı anlaşıldığından olduğundan mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı yanca sunulan Yargıtay içtihatlarına aykırı karar verildiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, sunulan Yargıtay içtihatlarına konu somut olaylar ile eldeki somut olay farklı nitelikte  olup aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde  görülmemiştir. Davacı vekili bilirkişi raporunun aksi yönünde karar verilmesinin  usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de;  bilirkişi raporu  HMK'nın 282. maddesine göre takdiri delil olup, hâkim, bilirkişi raporunu  diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirerek bilirkişi raporu yönünde veya gerekçesini  de açıklayarak aksi yönde de karar verebilir. Somut olayda mahkemece gerekçesi açıklanmak suretiyle bilirkişi raporundan farklı yönde karar vermiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  02.10.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c367dae3c7277a96","SID":"c773cb34834e2ea5"}}