{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/647 <br>KARAR NO\t: 2025/1527<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/10/2021<br>NUMARASI\t: 2020/395 Esas -  2021/696 Karar<br>DAVANIN KONUSU Trafik Kazasına Bağlı Ölüm Nedeniyle Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİH: 20/10/2025<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br> K A R A R<br>Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin eş ve babası olan ...'nin, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken 14.05.2010 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, kazaya karışan aracın minübüs olması ve taşımanın şehirlerarası yapılması nedeniyle ferdi koltuk kaza sigortası yaptırmak zorunda olduğunu, ancak zorunlu ferdi koltuk kaza sigortası yaptırılmamış olması sebebiyle müvekkillerinin zararından davalının sorumlu olduğunu, dava tarihinden evvel davalıya başvuruda bulunulmuş olmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) poliçe alacağı 10.000,00-TL'nin temerrüt tarihi olan 16.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile miras payları oranında davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 03.09.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesi ile poliçe teminat limiti 125.000,00-TL tazminatın tahsiline, 06.04.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de, tazminat taleplerini 10.000,00-TL'den 125.000,00-TL'ye artırdıklarını belirterek kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava tarihinden evvel müvekkili kuruma usulüne uygun olarak başvuru yapılmadığını, davaya konu kazada 4925 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında yapılan bir taşıma bulunmadığını, taşımanın şehirlerarası yapılan hususi ve arızi bir taşıma olduğunu ve ferdi koltuk kaza sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmadığını, ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası, yolculuğun başlangıcından bitişine kadar, otobüsün içinde veya dışında, otobüs hareket halindeyken veya değilken, yolculuk sırasında veya bekleme, duraklama ve mola yerlerinde karşılaşılabilecek her türlü kazalara karşı, sigortalılar (yolcular, sürücüler ve yardımcılar) yararına taşımacı tarafından yaptırılması zorunlu bir kaza (can) sigortası olduğu, bu sigorta türünden yolcu veya yolcu konumunda olanların yararlanabileceği, Hazine Müsteşarlığı'nın 28/06/2010 tarih ve 2010/8 sayılı genelgesinin 6. paragrafı gereğince il sınırları içindeki taşımalar ile yüz kilometreye kadar olan şehirlerarası taşımaların 01/07/2010 tarihinden geçerli olmak üzere Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası kapsamı dışında bırakıldığı, kazaya karışan aracın geçerli bir taşıma yetki belgesinin de bulunmadığı, davacılar tarafından aracın minübüs olduğu ve ticari taşıma yapıldığı iddia edilmiş ise de, kazaya karışan aracın VW Transporter marka hususi araç olduğu, kazada vefat eden kişinin biletli yolcu veya yolcu sayılan kişiler konumunda olmadığı, davacının murisinin sevk ve idaresindeki  ... plakalı araç içerisinde yine davacı ile aynı soy isimde ve akrabalık bağı olduğu anlaşılan ..., ... ve ...' nin bulunduğu ve bu kişilerin de yaralandığı, buna göre yapılan taşımanın ticari anlamda bir yolcu taşımacılığı niteliğinde bulunmadığının sabit olduğu, kaza anında yolcu taşımacılığı söz konusu olmadığından Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmayan ve yolcu taşımacığılının söz konusu olmadığı kaza nedeniyle, koltuk ferdi kaza sigortası yaptırılmadığı gerekçesi ile davalı Güvence Hesabının sorumlu tutulmasının söz konusu olmayacağı gerekçesi ile;\"Davacının davasının REDDİNE\" karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacılar vekilinin istinaf nedenleri; kazaya karışan aracın ferdi koltuk kaza sigortası bulunmadığı, kaza tarihi itibariyle Hazine Müsteşarlığı'nın 2010/8 sayılı Genelgesi yürürlükte olmadığı için Karayolu Taşıma Yönetmeliği'ne göre kazaya karışan aracın zorunlu ferdi koltuk sigortası yaptırma zorunluluğu bulunduğu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın minübüs ve koltuk sayısının 9 olduğu, kazanın İstanbul ilinden Trabzon iline giderken olması nedeniyle taşımanın ferdi kaza koltuk sigortası teminatı kapsamında olduğu, aracın ... Otomotiv...şirketi adına kayıtlı olmasının ve kullanım amacının yolcu nakli olmasının taşımanın ticari nitelikte olduğunu gösterdiği, sadece ruhsat kaydı üzerinde inceleme yapılmasının hatalı olduğu, taşıma yetki belgesinin olmaması ödememe nedeni olmayıp müvekkillerine karşı ileri sürülemeyeceği, bu durumun araç işletenine karşı rücu sebebi olduğu, taşımanın ücret karşılığında yapıldığına dair bir belgenin dosya kapsamında bulunmasının mümkün olmadığı, Güvence Hesabının sorumluluğunda olan teminat limitinin ödenmesi gerektiği, ferdi koltuk kaza sigortasının meblağ sigortası olması sebebiyle ölüm nedeniyle teminat limitinin tamamının ödenmesi gerektiği, herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı hususlarına yöneliktir.Dava, trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası 25/02/2004 tarih, 25384 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2004/6789 nolu Bakanlar Kurulu Kararı ile ihdas edilmiş olup, 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu hükümleri çerçevesinde yolcu taşımacılığı yapan taşımacıların, yurtiçi ve uluslararası yolcu taşımalarında görevlendirecekleri sürücüler ile bunların yardımcıları ve taşıyacakları yolcular için \"Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası\" yaptırmak zorunda oldukları belirtilmiş, Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası yaptırma mecburiyeti ile ilgili muafiyet ve istisnaların ise Ulaştırma Bakanlığı'nca belirleneceği açıklanmıştır. Daha sonra 13/11/2009 tarih, 27405 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2009/15545 nolu Bakanlar Kurulu kararı ile 2004/6789 sayılı kararda değişiklik yapılmış ve Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası yaptırma mecburiyeti ile ilgili muafiyet ve istisnaları belirleme yetkisi Ulaştırma Bakanlığı'nın görüşü alınmak suretiyle Hazine Müsteşarlığı'na verilmiştir. Karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası yaptırma mecburiyeti ile ilgili muafiyet ve istisnalara ilişkin Hazine Müsteşarlığı'nın çıkardığı 28.06.2010 tarihli Genelgede ise \"01.07.2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, ticari amaçla yapılmayan taşımaların 4925 Sayılı Kanunun 2. maddesinin 2.fıkrası ile kanun kapsamı dışında bırakılan taşımalar ile yine aynı Kanunun 2. maddesinin 3. fıkrasıyla düzenlenmesi ilgili mahalli idarelere bırakılan il sınırları içerisindeki taşımalar ile 100 km'ye kadar olan şehirlerarası taşımaların karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası kapsamı dışında olduğu kararlaştırılmıştır\" ifadesine yer verilmiştir.Dosya kapsamına celbedilen Ünye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010/2106 soruşturma sayılı dosya içeriğinde yer alan, davaya konu kazada vefat eden dava dışı ...'e yönelik olarak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ölü muayene ve otopsi tutanağında, teşhis tanığı ...'un beyanında, dava dışı ...'in Antalya ilinde vefat eden kardeşinin cenazesine katılmak üzere yakınları ile birlikte Trabzon'dan bir münibüs kiralayarak cenazeye gittiği, cenazeden sonra Gümüşhane'ye dönerken Ordu ili Ünye ilçesinde tek taraflı kazanın meydana geldiğini ifade ettiği, kaza tespit tutanağına göre, aracın ...'nin sevk ve idaresinde olduğu, Dairemizce UYAP sisteminden alınan nüfus kayıt örneklerine göre araçta bulunan ... ve ...'nin müteveffa ...'nin kardeşi, ...'nin ise annesi olduğu anlaşılmıştır.Yukarıdaki açıklamalar ile somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar davaya konu kaza, şehirler arası taşıma kapsamında kalmakta ise de, davacıların desteğinin vefat ettiği yolcu taşıma işleminin 4925 sayılı Kanun ve yukarıda yer verilen ilgili mevzuat kapsamında ücret karşılığı yapılan ticari yolcu taşıma faaliyeti olmadığı, bu nedenle taşıyan araç ticari nitelikteki minibüs bile olsa kazanın meydana geldiği tarihteki taşımanın ticari faaliyet taşıması olmayıp akrabalar arası kişisel taşıma olduğu, bu nedenle dava konusu taşıma faaliyeti sırasında aracın zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası bulunma zorunluluğu olmadığı, dolayısıyla sigorta bulunmadığı gerekçesiyle davalı Güvence Hesabının sorumluluğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,<br>1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf eden davacılardan alınması gereken (615,40-TLx2) 1.230,80-TL harçtan peşin yatırılan  80,70-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.150,10-TL istinaf karar harcının istinaf eden davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde  bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.20/10/2025<br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ab8ceabfad7e0b6","SID":"2c5b76d24ebe1466"}}