{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/3002 <br>KARAR NO\t: 2025/3807<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/07/2025<br>NUMARASI\t: 2025/100 Esas - 2025/478 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/10/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi, ... Sokak ...Sokak Kesişimi Büyükçekmece/İstanbul adresinde 05.02.2024 tarihinde davalılardan ... tarafından yürütelen iş kapsamında, taşeron firma  ... Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye bağlı ekipler ve çalışanları tarafından yapılan kazı çalışmaları esnasında müvekkilimize ait tesisler hasara uğradığını, hasar tespitine ilişkin olarak müvekkili şirketin yetkililerince tutulan tutanakların ve belgelerin tümünü dilekçe ekinde sunduklarını, bu zarara ilişkin olarak taraflarına İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden borçlulara ödeme emri gönderilmiş ve ödeme emri borçlulara tebliğ olduğunu, borçlular tarafından ödeme emrine itiraz edilerek takibin durduğunu, davalılar her ne kadar haksız fiilden, zarardan, borçtan ve kusurundan haberdar olsa da borcunu ödemeye yanaşmamış hem de icra takibine itiraz ederek kötü niyetlerini sürdürdüklerini, davalı taraflarca yapılan kazı çalışması esnasında müvekkile ait yer altı şebekeleri, davalıların ekiplerinin ve işçilerinin kusuru sonucu zarar gördüğünü, davalı ... ile diğer davalı arasında imzalanan sözlesme hükümleri gereğince TBK'nın 66. maddesi anlamında adam çalıstıran ilişki olduğunu, davalıların ekiplerinin ve işçilerinin müsebbibi olduğu zarardan sorumlu olduğunu, davalı ...'nin taşere ettiği iş kapsamında sorumluluğu devam ettiğini, ... işçilerin ve ekiplerin kendi bünyesinde bulunan çalışanlar olmadığı gerekçesiyle sorumluluktan kaçamayacaklarını, müvekkilinin altyapı ağında meydana gelen zararın yapılan kazı çalışması dışında bir sebepten kaynaklanması hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalıların ekiplerinin ve işçilerinin yürüttüğü kazı çalışması yapılırken kullanılan kepçenin dışarıdan bir müdahale ile müvekkilinin kablo ve sair yapıya zarar verdiğini, müvekkili şirketçe hasarın bir an önce giderilmesi, müşterilerinin mağdur olmaması adına hasarı ivedi bir şekilde onararak zararı minimuma indirmeye çalıştığını, ancak davalılar müvekkilinini iyi niyetini suistimal ederek ödeme yapmadıklarını, müvekkilinin zararı gerek hasar tespit tutanakları gerekse faturalar ve diğer belgelerle sabit olduğunu, borcun miktarı konusunda bir tereddütün bulunmadığını, tüm bu açıklanan sebepleriyle, davanın kabulüne, davalıların İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptaline ve takibin devamına, %20´den aşağı olmamak üzere davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı  ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Davacı ... A.Ş. tarafından idarelerinin çalışmaları sırasında  tesislerine hasar verildiği iddiası ile  idareleri  aleyhine  İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyasıyla başlattığı  ilamsız takibe itiraz edildiğini, davacı taraf dava dilekçesinde itirazların iptalini, itirazlarının haksız olduğu iddiası ile icra ve inkar tazminatına karar verilmesini, müvekkili  İdare ihale makamı olmakla idare işleri ihale yüklenicisi firmalarca yapıldığını, dava konusu hasarların idare çalışmaları neticesinde verildiği hususunun ispata muhtaç olduğunu,  İBB ve ilgili belediyelerden   gelecek cevap neticesi hasar konusu çalışmanın kim tarafından yapıldığı, hangi kurum ait olduğu ortaya çıkarılacağını, şayet hasara idare yüklenici firma çalışmaları neticesi zarar verildiği ispat olunursa firmalar ile yapılan Yapım İşlerine Ait Sözleşme’nin 22/4. maddesi gereğince sorumluluğun yüklenicide olduğu sabit olduğundan davanın müvekkil İdare yönünden “husumet yönünden reddi” gerektiğini, dava konusu olayın incelenmesi sırasında davacının müterafik kusur durumunun da araştırılması gerektiğini, yani hasar iddiasına konu davacıya ait altyapı tesislerinin projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde inceleme yapılmak suretiyle araştırılmasının gerektiğini, ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonradır ki, hakkaniyete uygun bir sonuca varılabileceğini, davacı vekili dilekçesinde olayın ardından mahallinde hasar tesbit tutanağı düzenlendiğini beyan ettiğini, düzenlenen hasa tespit tutanağı tek taraflı olarak hazırlandığı ve kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yine  davacı vekili reeskont avans faizi talep ettiğini, bunun da kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira dava hasar alacağından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğu, bu tür davalarda yasanan ön gördüğü faizin yasal faiz olduğu, ayrıca bu bir kabul anlamına gelmemek ile birlikte davacı tarafın hasar bedeli olarak istediği meblağ da fahiş olup bu meblağa itiraz ettiklerini, hasar bedelinin tarafsız bilirkişilerce yeniden belirlenmesini, tüm bu açıklanan sebeplerle  davanın  usul ve esastan  reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Elektrik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; Davacı yanın iddia etmiş olduğu zararın ortaya çıkması kendi kusurundan kaynaklandığını,  ... ... Genel Müdürlüğü tarafından ihaleye çıkarılan Avrupa Bölgesi 5.kısım Müteferrik Atıksu,Yağmursuyu Kanalı ve Dere Islahı İnşaatı işi Müvekkili şirket uhdesinde kaldığını, müvekkili şirket uhdesinde  bulunan işi sözleşmesinde yer alanşartlara uygun olarak yürüttüğünü, müvekkili şirket çalışmalarına başlamadan önce davalı ... tarafından kendisine verilen çalışma ruhsatında yer alan alt yapısı bulunan kurumlar ile görüşerek çalışmalarına başladığını, müvekkili şirket uhdesinde olan işi idarenin görüşü ile yürütmekte olduğundan, idarenin vermiş olduğu bilgilere istinaden çalışmalarını gerçekleştirdiğini,  davacı yanın altyapı tesislerinin, projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenmediği ihtimalinin yüksek olduğundan davacı yanın davacı yanın projelerinin yapı tekniğine uygunluğunun incelenmesi gerektiğini, neticeten müvekkili şirket  davalı ...'nin çalışma ruhsatına istinaden çalışmalarını yürüttüğünü, dava konusu olay müvekkili şirketin kusurundan oluşmadığı,  kusur-zarar-illiyet bağı şartlarının bir arada bulunmadığından bahisle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, ayrıca  dava konusu olayın incelenmesi sırasında davacının müterafik kusur durumunun da araştırılması gerektiği, yani hasar  iddiasına konu davacıya ait altyapı tesislerinin projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde inceleme yapılmak suretiyle araştırılmasının gerektiğini, ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varılabilmesinin mümkün olacağını, davacı vekili dilekçesinde olayın ardından mahallinde hasar tesbit tutanağı düzenlendiğini beyan ettiğini, düzenlenen  hasar tesbit tutanağı tek taraflı olarak hazırlanmış olup, kabul edilebilmesi mümkün  olmadığını, yine davacı vekilinin  T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faiz oranına göre işlem yapılmasını talep talep ettiklerini, bunun da kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira  dava hasar alacağından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğunu, bu tür davalarda yasanın ön gördüğü faizin yasal faiz olduğunu, yine bu bir kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın hükmedilmesini talep ettiği tazminata olay tarihinden itibaren faiz istemesi hukuka aykırı olduğu müvekkili idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcunun bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin temerrütü söz konusu olmadığından ancak dava tarihinden sonrası için faiz isteyebileceğini, ayrıca bu bir kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın hasar bedeli olarak istediği meblağ da fahiş olup bu meblağa itiraz ettiklerini, davacı yan hasar gördüğünü iddia ettiği alt yapıyı yeniden yaptırırken sadece hasar gören yeri değil bütün alt yapıyı değiştirerek bütün alt yapının yapım bedelini müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını, Mahkemece hasar bedelinin bilirkişilerce yeniden belirlenmesini, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması sebebiyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"... Somut olayda da yapılan kazı çalışmasının alt yapı sisteminin onarımına ilişkin, davalı idarenin görmekte olduğu kamu hizmetine ilişkin olduğu ve hizmet kusuru olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu sebeple hizmet kusuruna ilişkin idari yargıda dava açılması gerekirken adli yargıda dava açılmasında HMK md. 114/1-b gereğince yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine  ...\" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince;''... kararın miktar itibariyle kesin olduğundan, HMK'nın 346/1.maddesinde \"İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir kararar ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir\" hükmü nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Mahkeme kararı miktar itibariyle kesin olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvusunun HMK'nın 346/1.maddesi gereğince REDDİNE,   ...\" karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince asıl ve ek karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili asıl ve ek karara karşı istinaf dilekçelerinde; Adli yargının görevli olduğunu, usulden red kararlarında dava konusunun değerine bakılmaksızın istinaf yoluna açık olduğu sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : <br>İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>Dava; Haksız eylemden kaynaklanan alacak takibine yönelik itirazın iptali davasıdır. Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 16'ya göre; Kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir.2560 sayılı ... Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, ... Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde  düzenleneceği belirtilmiştir.Bu kapsamda ... Genel Müdürlüğü'nün de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir. Davalının haksız eylem teşkil eden faaliyetinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın da yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir (HGK’nın 21/09/1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823  ile  29/11/1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı kararları).Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle ve usulden red kararlarında miktar itibariyle kesinlik sınırına bakılamayacağından  davanın usulden reddine ve ek kararla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir.Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın esası ve diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile,  İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/100 Esas 2025/478 Karar sayılı, 01/07/2025 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7- Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... Esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 30.000,00 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davacı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/10/2025<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ad215b85477a639","SID":"2828277bca8c06a9"}}