{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   10. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/3198 - 2025/2562<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  10. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>Dosya No\t: 2025/3198 <br>Karar No\t: 2025/2562<br>Karar Tarihi\t: 23/10/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) <br><br>\tTaraflar arasındaki yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince verilen v yukarıda tarih numarası gösterilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, 6100 sayılı HMK md. 352 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde;  <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A)Tarafların İddia ve Savunması:  <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...... Ltd Şti.'nin, .......tesisat numaralı  elektrik aboneliğinin kullanıcısı olduğunu, müvekkiline ait aboneye 04.08.2023 tarihinde 904.504,60 TL tutarında haksız ve hukuka aykırı olarak kaçak fatura tahakkuk edildiğini, davaya konu faturanın haksız ve dayanaksız olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkiline haksız yere kaçak fatura tahakkuk edildiğini, müvekkili şirkete firma yetkililerinin kontrole geldiklerinde bir sıkıntının olmadığını ifade ettikten sonra keyfi davranarak faturaya böyle bir borç yansıtmalarının hukuka aykırı olduğunu, kaçak  elektrik kullanımına dair hiçbir somut emare olmadan 904.504,60 TL borç yansıtmalarının haksız yollarla gelir elde etme amacını net olarak ortaya koyduğunu, iptale konu kaçağın tespitinin eksik ve yanlı olduğunu, kaçak faturasının doğruluğunu ispatlayacak hiçbir belgenin davalı şirketçe sunulmadığını,  müvekkilinin kaçak kullandığına dair herhangi bir kamera veya fotoğraf kaydı bulunmadığını, müvekkilinin kaçak kullandığına dair tek delilin davalı şirketin personelinin tuttuğu haksız ve hukuka aykırı tutanak olduğunu, müvekkiline yalnızca kaçak kayıt dökümü adlı bir belge verildiğini, müvekkilinin davalı şirkete faturada belirtilen borcu bulunmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davaya konu fatura nedeniyle 100,00 TL borçlu olmadığının tespitine,  davaya konu faturanın iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin haksız davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelikteki hükümlere göre düzenlenen Perakende Satış Sözleşmesine göre Elektrik Dağıtım Faaliyetini yürüttüğünü, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine ikame edilen davanın usul ve yasaya aykırı, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddi gerektiğini, kaçak elektrik kullanılmasının aynı zamanda suç niteliği de taşıyan bir haksız eylem olduğunu, görevliler tarafından düzenlenen kaçak elektrik tüketim tespit tutanaklarının aksi kanıtlanmadıkça geçerli olan belgelerden olduğunu, davalının savunmasında bildirdiği hususları kanıtlayabilecek hiçbir delil sunmadığını, esasa ilişkin cevapları, karşı delil sunma hakkını bu aşamada saklı tutmak kaydıyla, davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>B)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:<br>İlk derece mahkemesi tarafından \"...Mahkememizce yapılan değerlendirmede; dava konusu tesisat hakkında hazırlanan  kaçak kayıt dökümlerinde  kaçağa konu husus olan \"şöntleme\"  nedeni ile kaçak elektrik kullanımının tespit edildiği, mevzuat gereğince usulüne uygun düzenlenen bir kaçak tespit tutanağının bulunduğu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği md.42/b gereğince bu kullanımın kaçak kullanım kapsamına girdiği bilirkişinin iptali talep edilen faturaların  ne kadar olması gerektiğine dair sunulan 13/06/2024 tarihli teknik raporun hükme esas alındığı, davalı tarafından söz konusu kaçak kullanım nedeniyle düzenlenen faturaların, yapılan hesaplama uyarınca davacının sorumlu olduğu tutarın bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere; davacının......abone numaralı aboneliğe ilişkin ...... fatura numaralı kaçak elektrik tahahuk nedeni ile kesilen faturanın 12.846,21 TL'sinden davalıya borçlu olmadığı tespit edilmiş ve belirli hale getirilen bedel üzerinden davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\" şeklindeki gerekçeyle \"1-Davanın kabulü ile; davacının .... tesisat numaralı aboneliğe ilişkin 04.08.2023 tahakkuk tarihli ........ fatura numaralı kaçak elektrik tahakkuku nedeniyle kesilen faturanın 12.846,21 TL sinden davalı ........'a borçlu olmadığının tespitine,\" şeklinde karar verilmiştir.  <br>C)İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:<br>Davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirket yönünden kesin olmak üzere karar verilmesi gerekirken istinaf yolu açık olması yönünde karar verildiğini, bu kapsamda hak kaybı olmaması adına istinaf yoluna başvurulduğunu, davacının kaçak elektrik kullanmış olduğunun kaçak elektrik kullanım tutanağıyla sabit olduğunu, davacının dava dilekçesi hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi sayaca müdahale olmadığı yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını, davacıya ait abonede yapılan kontroller neticesinde tutulan tutanakta kaçak tespit edildiğini, müvekkili şirket personelleri tarafından davacıya ait aboneye ilişkin tutulan kaçak tutanaklarının EPDK yönetmeliğinin belirlediği usule uygun eksiksiz ve okunaklı olarak düzenlendiğini, kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli resmi evrak niteliğinde olduğunu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarına itiraz ettiklerini, ancak itirazları hakkında matbu bir gerekçe dışında açıklama da bulunmadığını, bu hususun savunma hakkının açıkça ihlali olduğunu, bilirkişi raporunda yanlış hesaplama mevcut olduğunu, ilgili aboneye tespit edilen kaçak kullanım şekline istinaden tanzim edilen kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağının doğru tespitler halinde tanzim edildiğini, çırçır başlangıç tarihi olan 31.08.2022 tarihinden kaçak tutanak tarihi 11.10.2022 tarih arasına  (41 gün ) hesaplama  yapılmış olup  kaçak tahakkuk ve kaçak ek tahakkuk hesaplamalarının da Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine ait maddeler doğrultusunda ve gerekse yük profili analiz sonucu yapıldığı görülmüş olup işlemlerde herhangi bir hataya rastlanmadığını beyanla usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>D)Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler ve Gerekçe:<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırılık teşkil eden  hususların olup olmadığı değerlendirilerek yapılmıştır. <br>Dava, kaçak elektrik faturası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br> İlk derece mahkemelerince verilen kararlar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Ancak; yerel mahkeme tarafından hükmün verildiği tarih itibarı ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesinde; \"Miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.\" hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında; HMK'nın \"341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298'inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.\" hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır.<br>Öte yandan, 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ya eklenen Ek madde 1/2 gereğince HMK'nın 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüş olduğundan, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile yapılan parasal sınırlar, ancak söz konusu Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.12.2016 tarihi ve sonrasında (2017 takvim yılı başına kadar) verilen ilk derece mahkemesine ait kararlar yönünden esas alınabilecektir. Ayrıca 04.06.2025 ve 7550 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın Ek madde 1/2 gereğince HMK'nın 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı düzenlenmiş olup HMK'nın Ek 1. maddesinin 3. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.<br>7550 sayılı Kanun, HMK'da daha önce değişiklik yapan çok sayıdaki kanundan farklı olarak içerdiği düzenlemelerin derdest davalarda uygulanıp uygulanamayacağı, uygulanacaksa ne şekilde uygulanacağı ile ilgili bir geçiş hükmü öngörmemiştir.<br>Kanun yoluna başvuru hakkı kararı kanun yoluna konu olan mahkemenin nihai kararını verdiği tarihte doğar ve bu hakkın kullanılıp kullanılamayacağı da kararın verildiği tarihte geçerli olan parasal sınıra göre belirlenir. Zira aksine bir düzenleme olmadıkça usul hükümleri Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih itibariyle derhal yürürlüğe girer ve hükmün yürürlüğe girmesinden sonra verilen kararlar için derhal uygulanır (Muhammet Özekes, Tolga Akkaya, Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, Cilt IV, İstanbul Mayıs 2025, 16. Bası, s.3892).<br>7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan ve 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik karşısında dava tarihindeki parasal sınırların mı yoksa karar tarihindeki parasal sınırların mı esas alınacağı konusu irdelendiğinde; Mahkemece verilen karar tarihi itibariyle kanun yolu hakkının doğup doğmadığı değerlendirilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.06.2025 tarihli,  2025/9-356 esas ve 2025/386 karar sayılı ilamı)<br>İstinaf talebine konu olan ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar tarihinin 7550 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 04.06.2025 tarihinden önceki tarih olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte olan düzenleme esas alınarak kanun yolu bakımından karar tarihindeki parasal sınırların esas alınması gerekmektedir.<br>Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. İstinaf kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen değer dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.  Birleştirilen davalarda, istinaf sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, istinaf sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, istinaf sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, hükme karşı sadece vekalet ücreti ve/veya yargılama giderleri yönünden kanun yoluna başvurulmuş ise; kesinlik sınırı, dava değerine göre değil, istinaf edilen vekalet ücreti ve/veya yargılama giderlerinin miktarına göre belirlenir. <br>Buna göre, ilk derece mahkemesine ait 04.06.2025 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar yönünden dava tarihi, öncesinde verilen kararlar yönünden karar tarihi; 02.12.2016 tarihinden önce ise 1.500,00 TL, 02.12.2016 tarihi ve sonrasında ise, (2017 takvim yılı başına kadar) 3.000,00 TL, 01.01.2018 ve sonrasında ise (2019 takvim yılı başına kadar) 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için, 5.880,00 TL, 2022 yılı için 8.000,00 TL, 2023 yılı için 17.830,00 TL, 2024 yılı için  28.250,00 TL, 2025 yılı için 40.000,00 TL olarak uygulanacaktır.<br>Somut olayda, istinaf talebine konu olan ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar tarihinin 7550 sayılı Kanun'un  yürürlüğe girdiği 04.06.2025 tarihinden önceki tarih olması (11/04/2025) nedeniyle kanun yolu bakımından karar tarihindeki (11/04/2025) parasal sınırların esas alınması gerektiği, davacı vekilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davaya konu fatura nedeniyle 100,00 TL borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunduğu, daha sonra 17/10/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 12.846,21 TL'ye yükselttiği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 11/04/2025 tarihinde \"1-Davanın kabulü ile; davacının 3330096 tesisat numaralı aboneliğe ilişkin 04.08.2023 tahakkuk tarihli ......  fatura numaralı kaçak elektrik tahakkuku nedeniyle kesilen faturanın 12.846,21 TL'sinden davalı .......'a borçlu olmadığının tespitine,\" karar verildiği, davalı tarafça istinafa konu edilen miktarın 12.846,21 TL olup kesinlik sınırının altında kaldığı, bir başka deyişle davacı tarafça istinafa getirilen miktar olan 12.846,21 TL'nin karar tarihi (11/04/2025) itibari ile kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL’nin altında kaldığı, kararın davalı yönünden karar tarihi itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2 hükmü gereğince kesin olduğu, davalının istinaf kanun yoluna başvurma hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>HMK'nın 346.maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1. maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür.<br>Bu yasal düzenlemeler karşısında, kanun yoluna başvuru konusu edilen kararın, karar tarihi (2025 yılı) itibariyle istinaf kanun yoluna başvuran davalı yönünden kesin nitelikte olması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 352(1)-b hükmü uyarınca  usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2, 346 ve 352/1 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,<br>2-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan maktu istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352 ve 362/1-a maddeleri gereğince dosya üzerinden yapılan ön inceleme neticesinde KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/10/2025<br><br>Gerekçeli Karar Yazım Tarihi: 23/10/2025 <br><br><br> <br><br>    Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6df77cb5968b942b","SID":"ac955527bdf6d35a"}}