{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1661 <br>KARAR NO\t: 2025/967<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/04/2021<br>NUMARASI\t: 2019/431 Esas - 2021/298 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 17/09/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ... numaralı ...Sigortası Poliçesi ile sigorta teminatı altına alınmış olan riziko adresinde bulunan taşınmazda 31.07.2018 tarihinde vuku bulan yangın neticesinde hasar meydana geldiğini, müvekkili tarafından taşınmazın maliki olan dava dışı sigortalı ...’e hasar bedeli olarak tespit edilen 63.644,00 TL'nin 19.09.2018 tarihinde ödendiğini, ekspertiz raporunda da tespit edildiği üzere; müvekkil sigortalısının zararından davalının sorumlu olduğunu, İstanbul Avrupa Yakasının elektrik dağıtım işini üstlenmiş olan davalının tabi olduğu yasa, yönetmelik ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun şekilde hizmet sağlamadığını, yangının çıkış sebebinden anlaşıldığı üzere, bu durumun yaşanmaması için davalının herhangi bir önlem alınmadığı gibi basiretli bir tacir olmanın gereklerine aykırı şekilde davranılarak kendi kusurundan doğduğu açıkça ortada olan bu zararın giderilmesi için de hiçbir girişimde bulunulmadığını, sigortalı bina yönetiminin de davalıya hasar ihbar ve tazmin talebinde bulunmasına rağmen giderilmediğini, müvekkilinin TTK'nın 1472. ve TBK'nın 183 vd hükümleri gereği sigortalısının haklarına halef olup alacağı temlik aldığından sigortalıya ödenen bedeli tazminle yükümlü olan davalı aleyhine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibe haksız itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından talep edilen tazminat alacağının zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle zamanaşımı ve husumet nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ilgili yazının İşletme Müdürlüklerince incelendiğini ve müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte istenilen tutarın fahiş olduğunu, tesisat üzerinde inceleme yapılmadan oluştuğu iddia edilen hasarın ana taşınmazın etektrik tesisatı ile gerekli önlemleri almayan daire içi elektrik tesisatından kaynaklanabileceği gibi bozulduğu iddia edilen emtiaların malzeme işçilik montaj vs. gibi koşulardan da kaynaktanabileceğini, müvekkili kurumun sorumlu tutulmaya çalışılmasının haksız olup objektif hukuk kaidelerine ve hakkaniyete aykırı olduğunu, elektrik iç tesisatının yapılması ve işletilmesinin abonenin sorumluluğunda olduğunu, kaçak akım rölesi bulunması gerektiğini, gerilim değerlerinin standart değerlerde olduğunu, sınırlar içerisinde kalan gerilim düşmesi veya yükselmesi nedeni ile cihazlarının arızalanmasından elektrik dağıtım şirketi sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ...sigortası poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin tahsiline yönelik olarak, davacı sigorta şirketi tarafından davalı şirket aleyhine girişilen ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkin davada, dava konusu rizikonun (yangın) 31.07.2018 tarihinde gerçekleştiği, davacı sigorta şirketi tarafından davalı şirket aleyhine 21.05.2019 tarihinde icra takibine girişildiği, dava konusu hasara sebebiyet veren yangın (haksız fiil) 31.07.2018 tarihinde meydana geldiğinden ve takip tarihi (21.05.2019) itibariyle huzurdaki dosyaya konu alacak açısından 2 (iki) yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, davalı tarafın zamanaşımına yönelik itirazlarının yerinde görülmediği, davacı sigorta şirketi ...sigorta poliçesi ile sigortaladığı dava dışı 3. kişiye ait işyerinde 31.07.2018 tarihinde meydana gelen ve davalı şirketin sorumluluğunda olan elektrik trafoları ve elektrik şebekesinden kaynaklanan nedenlerle başladığı iddia edilen yangın neticesinde, dava dışı sigortalının uğradığı hasarın ödenmesi sonrasında, sigortalının haklarına halef olarak davalı şirketin yangından, dolayısıyla hasardan sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla ödediği hasar bedelinin tahsili için davalı aleyhine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirketçe takibe yapılan itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla huzurdaki davayı açtığı, davacı sigorta şirketi sigortalısı ...’in sahip olduğu tüm haklara halefiyet ilkesi gereğince sahip olduğundan, mevcut davada davacı şirketin aktif husumet ehliyeti bulunduğu, dosyada alınan bilirkişi kurulu raporunun incelenip denetlendiği, raporun toplanan delillere dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere uygun olduğu görüldüğü, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu saptanarak benimsendiği, dosyada alınan bilirkişi kurulu raporunda da tespit edildiği üzere; dava konusu hasar, sigortalı işyerinin karşı cephesinde bulunan trafo binasındaki kablo kesim çalışmaları esnasında meydana gelen patlama sonucunda sigortalı binanın elektrik panosu içerisindeki kabloların tutuşması sonucunda başladığı, davacı sigorta şirketinin sigortalısına ait mezkur adreste meydana gelen elektrik kaynaklı yangın sonucu oluşan hasarın, davalı ... Dağıtım Anonim Şirketi’nin gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle meydana geldiği ve davalı kurumun dava konusu hasarın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, Yargıtay’ın yerleşik kararlarında tekrarlandığı üzere; elektrik dağıtım şirketleri, gerekli kontrol ve denetim görevlerini zamanında ve etkin bir biçimde yerine getirmezlerse, doğan zararlardan sorumlu olduğu, davalınında İstanbul’un Avrupa yakasının elektrik dağıtım işini üstlenen firma olduğundan davacı şirketin sigortalısının uğradığı zararın doğmasında kusurlu ve sorumlu olduğu, dava konusu yangının ve dolayısıyla hasarın meydana geldiği bina, dava dışı sigortalı tarafından ticari amaçla ve işyeri olarak üçüncü kişilere kiraya verilen ticari nitelikteki iş yerlerinin bulunduğu bir bina olduğu, yangın raporunda davaya ve ...sigorta poliçesine konu binanın kullanım amacı işyeri (konfeksiyon) olarak belirtildiği, dava konusu yangının meydana geldiği bina, içerisinde ticari amaçla faaliyet gösteren konfeksiyon atölyelerin ve bir banka şubesinin bulunduğu bir bina olduğu, dava dışı sigortalı ile davacı sigorta şirketi arasında düzenlenen ...sigorta poliçesi de anılan işyerlerini güvence altına alan bir poliçe olduğu, dava dışı sigortalıya ait 15 Temmuz Mahallesi, ... Caddesi, No:... Bağcılar/İSTANBUL adresinde bulunan ve ticari amaçla dava dışı firmalara kiraya verildiği anlaşılan binada 31.07.2018 tarihinde sigortalı işyerinin karşı cephesinde bulunan trafo binasındaki kablo kesim çalışmaları esnasında meydana gelen patlama nedeniyle sigortalı binanın elektrik panosu içerisindeki kabloların tutuşması sonucu meydana gelen yangın neticesinde binada maddi hasar meydana geldiği, her ne kadar davalı şirket tarafından aksi iddia edilmiş ise de gerek olay sonrası düzenlenen yangın raporu, gerek dosyada alınan bilirkişi kurulu raporu ve gerekse hasar dosyası kapsamındaki belgelere göre yangın başlangıç yerinin sigortalı binanın karşısında bulunan trafodaki elektrik kabloları olduğu, yangının ve bu nedenle oluşan hasarın davalı şirketin sorumluluğunda bulunan ve binaya elektrik sağlayan elektrik şebekesine ait iletken kablolardan kaynaklandığı, bunların işletme, bakım ve sorumluluğunun davalı kuruma (...'a) ait olduğu, oluşan hasarla davalının sorumlusu olduğu yangın arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, dolayısıyla davalı şirketin yangının meydana gelmesinde tamamen kusurlu ve neticelerinden de sorumlu olduğu, dava dışı sigortalı ... ile davacı arasında akdedilen ...Sigortası Poliçesi’nin başlangıç tarihinin 10.11.2017, bitiş tarihinin ise 10.11.2018 olduğu, davaya konu yangının 31.07.2018 tarihinde meydana geldiği ve olay (yangın) tarihi itibariyle dava ve takip konusu hasarın anılan sigorta poliçesinin sağladığı teminat kapsamında kaldığı, davalı sigorta şirketi tarafından 19.09.2018 tarihinde dava dışı sigortalı ...’e dava konusu hasar bedeli olarak tespit edilen 63.644,00 TL’nin ödendiği, böylece 6102 sayılı TTK’nın 1472. maddesine göre gerçek hak sahibine ya da onun gösterdiği kişiye geçerli bir poliçe kapsamında ve poliçe genel/özel şartları ile çelişmeyen rizikonun gerçekleşmesi sonucu ortaya çıkan zarar için ödeme yapıldığı, bir başka ifade ile davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçe ile üstlenilen yükümlülüklerin yerine getirildiği, sigortalı ...’in zararından sorumlu olana karşı sahip olduğu bütün dava ve talep haklarının TTK’nın 1472/1. ve TBK’nın 183 maddelerine göre, kendisine ödediği bedel oranında davalıya intikal ettiği, ödenen hasar bedelinin  rücuen tazminine yönelik olarak halefiyete ilişkin tüm şartlarının gerçekleşmiş olduğu, davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödemiş olduğu ve davalıdan icra takibi ile talep ettiği 63.644,00 TL’nin tutarındaki hasar bedelinin (asıl alacak tutarının) hasar dosyasındaki belgelere uygun ve kadri marufunda olduğu, rücu sorumlusu davalı şirketin sorumluluğu bakımından temerrüt faizinin başlangıç tarihinin davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödemenin yapıldığı tarih olan 19.09.2018 tarihi olduğu, bilirkişi raporunda her ne kadar 19.09.2018 ödeme tarihi ile 22.05.2019 takip tarihi arasında geçen 245 gün için yıllık %19,40 oranı üzerinden 8.446,09 TL işlemiş faiz hesaplanmış ise de; davacı tarafça takip talebinde 8.160,38 TL işlemiş avans faiz talep edildiğinden (davacının talebi ile bağlı kalınarak), talep edilen işlemiş faiz miktarının (8.160,38 TL’nin) haklı, yerinde ve uygun olduğu, sonuç itibariyle davacı sigorta şirketinin davalı şirketten takip tarihi itibariyle 63.644,00 TL asıl alacak ve 8.160,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 71.804,38 TL tutarında alacaklı olduğu, böylelikle davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haksız olduğu, ayrıca kabul edilen alacak miktarı likit ve belirlenebilir olmayıp, miktarı ve haklılığı yargılamayı ve hesaplamayı gerektirdiğinden, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Davanın kabulü ile; davalı şirketin İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında 63.644,00-TL. asıl alacak ve 8.160,38-TL. işlemiş faiz olmak üzere TOPLAM 71.804,38-TL.’ye yönelik itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek (yıllık %19,50 oranını geçmemek üzere) avans faizi uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, Alacak likit ve belirlenebilir olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden, davacı tarafın icra inkar tazminatına yönelik isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; sigortalının tacir olup olmadığı, sigortalı ile davacı şirket arasında ticari ilişkin varlığı tartışılmadan uyuşmazlığın karara bağlandığını, mahkemenin görevi tespit edilmeden eksik inceleme ile uyuşmazlığın karara bağlanmasının hukuka aykırı olduğunu, dava ve taleplerin zamanaşımına uğradığını, denetime elverişli olmayan, yetersiz, yürürlükteki mevzuata açıkça aykırı kök bilirkişi raporu hükme esas alınarak yeni bir bilirkişi heyetinden veya ek rapor alınmasına ilişkin taleplerinin kabul edilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararında belirtilen şekilde müktesep hak doğurucu, hak kaybına sebep olacak şekilde bir kabul, kanunilik ve adil yargılanma ilkesine açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi raporundaki herhangi bir arıza veya kaza olayında Elektrik İç Tesisler Yönetmeliği hükümlerinin bağlayıcılığının olmadığına iliskin değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkilinin iç tesisat ile alakalı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, iç tesisatının tesis edilme ve işletilmesindeki bütün sorumluluğun aboneye ait olduğunu, bilirkişi raporundaki hasar tutarı hususunda herhangi bir araştırma yapılmaksızın, olay tarihindeki piyasa fiyatlarına uygunluk açısından hasar miktarının uygun olup olmadığına ilişkin bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın makul değerler olduğunun belirtilmesinin de hatalı olduğunu, Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin 26/1. maddesi uyarınca müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuru bulunmamasından dolayı da davanın reddi gerektiğini, yasal faiz yerine avans faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sorumlu davalı kurumdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine  ilişkindir. Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı ...'e ait işyeri için 10.11.2017-2018 tarihlerini kapsayan ...sigorta poliçesi düzenlendiği, teminat limitinin bina yangın için 6.000.000,00 TL, demirbaş ecihaz yangın için 30.000,00 TL, makine tesisat yangın 30.000,00 TL olduğu, dava konusu hasarın 31.07.2018 tarihinde meydana geldiği, sigortalıya 19.09.2018 tarihinde 63.644,00 TL ödeme yapıldığı, dava dışı sigortalının 16.09.2025 tarihli Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün yazı cevabı uyarınca bilanço usulü esasına göre defter tutan tacir olduğu, davalının ticari şirket olması da gözönüne alındığında tarafların ticari işletmelerden doğan nispi ticari dava niteliğindeki iş bu uyuşmazlıkta TTK'nın 4. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Davacının ödeme nedeniyle TTK'nın 1472. maddesindeki halefiyet ilkesi gereği aktif husumetin bulunduğu anlaşılmıştır.Davaya konu İstanbul 5. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... Sigorta A.Ş., borçlunun ise ... Dağıtım A.Ş. olduğu, 63.644,00 TL asıl alacak ve 8.160,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 71.804,38 TL üzerinden 21.05.2019 tarihinde başlatılan icra takibinde \"31/07/2018 tarihli hasar sebebiyle 19/09/2018 tarihinde sigortalıya ödenen tazminatın rüen ve alacağın temliki nedeniyle tahsiline ilişkindir\" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 24.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, 27.05.2019 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 72. maddesinde; \"Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.\",TBK'nın 73. maddesinde ise; \"Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar.\" hükümlerine yer verilmiştir.Dava konusu olay 31.07.2018 tarihinde meydana gelmiş, davacı tarafından hasar ödemesinin 19.09.2018 tarihinde yapıldığı, icra takibinin ise 21.05.2019 tarihinde anlaşılmakla 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü ve istinaf sebebi yaptığı zamanaşımı defisine itibar edilmemiştir.EPDK Elektrik dağıtımı ve perakende satışına ilişkin hizmet kalitesi yönetmeliğinin 26. maddesinde ''Kullanıcının kendi hatasından kaynaklanmaması kaydıyla kullanıcıya ait teçhizatta ortaya çıkan ve dağıtım şebekesinden kaynaklanan hasara ilişkin zararın tazmini için kullanıcı tarafından dağıtım şirketine zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren 10 (on) iş günü içerisinde talepte bulunulabilir.'' hükmü yer almakta ise de; düzenlemenin emredici bir hüküm olmayıp, madde metninden de anlaşılacağı üzere zarar görene verilmiş bir ödev değil hak niteliğindedir. Zararın tazmini için başvurulmamış olması hakkın kaybı anlamına gelmediğinden davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Yangın Raporunda; yangının çıkış nedeni olarak bodrum üzeri 6 katlı betonarme binaya elektrik sağlayan, elektrik şebekesine ait iletken kablolarındaki elektrik enerjisinin herhangi bir nedenle (gevşek bağlantı, aşırı yük, faz teması) ısı enerjisine dönüşmesiyle yangın olayının meydana geldiğini, gelişerek elektrik panosu içerisindeki elektrik sayaçlarına sirayet ettiğini, 5 adet elektrik saati, elektrik tesisatı ve ana şalterin kısmen yanmak, bina dâhili islenmek ve ıslanmak sureti ile zarar gördüğünün belirtildiği tespit edilmiştir.Ekspertiz Raporunda; sigortalı işyerinin (...) bitişik nizamda inşa edilmiş, bodrum, zemin ve 3 normal kat olmak üzere toplam 5 kat olduğu, binada 4 adet tekstil firması ile bir bankanın kiracı sıfatı ile faaliyet gösterdiği 31.07.2018 tarihinde saat 12:30 sıralarında, sigortalı bina karşısında bulunan trafo binasında davalı ... ekiplerinin çalışma yaptığı sırada trafo kablolarında patlama meydana geldiği ve kabloların tutuştuğu, aynı zaman diliminde sigortalı bina bodrum katında bulunan bina ana elektrik panosunda da patlama meydana gelerek alevli yangının başladığı, bodrum katın alevlere maruz kalmak diğer katların ise duman sonucu oluşan ise maruz kalmak sonucu hasar gördüğü, elektrik panosunun 3 hücreden oluştuğu, 1. hücre içerisinde ki tüm komponentlerin kavrulmuş olduğu, kabloların erimiş vaziyette olduğu, kablolar üzerinde kısa devre sonucu oluşmuş tomurcuklanmaların bulunduğu, tavandan geçen elektrik kablo izolasyonlarının erimiş olduğu görüldüğü ve alevli yangının elektrik panosu içerisinden başlamış olduğu kanaatine varıldığı, (muhtemelen Faz-Nütr çakışması nedeniyle elektrik panosu içerisindeki kabloların tutuşması neticesinde) .... Elk. İnş. San, Dış. Tic, Ltd. Şti. tarafından düzenlenen fatura kalemleri incelenerek birlm fiyat ve içerikleri makul bulunarak yapılan tazminat hesaplamasına göre; elektrik panasu ve bina elektrik tesisatı malzeme bedelinin 54.627.15 TL, elektrik işçilik bedelinin 11.500,90 TL merdiven sahanlığı boya ve temizlik işleri bedelin 3.000,00 TL olmak üzere toplam hasar bedelinin 69.127,15 TL, elektrik malzeme bedelinden 9410 eskime payı düşülerek hesaplanan tazminat bedelinin ise 63.664,44 TL olarak hesaplandığı ve KDV tazminatının hesaba katılmadığı görülmüştür. Taraflarınca da izlenerek dosyaya eklenen kamera görüntülerine istinaden ilk alevli yangın başlangıç yerinin sigortalı bina karşısında bulunan trafo elektrik kabloları olduğu bildirilmiştir.İlk Derece Mahkemesince elektrik mühendisi, mali müşavir ve sigorta uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 14.09.2020 tarihli raporda:\"...İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan ve dava dosyasına sunulan CD incelendiğinde; Kocasinan İtfaiye İstasyonu tarafından hazırlanan CD'de 11 adet olay yeri fotoğrafının yer aldığı, bu fotoğraflar incelendiğinde itfaiye raporu ve Yangın Ekspertiz Raporunda da belirtildiği gibi Elektrik Dağıtım panolarının kısmen yanmak ve kavrulmak kısmen ıslanmak ve islenmek suretiyle hasar gördüğü, elektrik odasının da yine ıslanmak ve islenmek suretiyle hasar gördüğü, sonuç olarak dosyada mevcut kamera görüntülerine göre ilk alevli yangın başlangıç yerinin sigortalı binanın karşısında bulunan trafodaki elektrik kabloları olduğu, bina girişinde kofra öncesinde tesis edilen, binaya elektrik sağlayan elektrik şebekesine ait iletken kabloların işletme, bakım ve sorumluluğunun davalı kuruma (...'a) ait olduğu, kofra öncesi gerçekleşen herhangi bir arıza veya kaza olayında Elektrik İç Tesisler Yönetmeliği hükümlerinin herhangi bir bağlayıcılığının olmadığı, elektrik dağıtım panosunun dikili tip, sac pano olduğu ve 3 hücreden oluştuğu, 1 hücrenin tamamen kavrulmuş olduğu, diğer hücrelerin kısmen yanmış olduğu, kablo kanalı ve kabloların yanmış ve kavrulmuş olduğu, enerji odasının duvarlarının ve tavanının yanmış ve islenmiş olduğu, sigortalı binanın 5 katlı bir iş merkezi olduğu, binada 4 adet tekstil firması ile bir banka şubesinin faaliyet gösterdiği, gerek panoda akım trafolarının olması, gerekse hasarlı ve hasarsız kablo kesitleri ve kompakt şalter büyüklükleri incelendiğinde sigortalı binanın ve kiracılarının yüksek güç tüketimi yapan aboneler olduğu, bu büyüklükteki bir iş merkezi için tespit edilen hasar ve bu hasarın tadilat ve tamiratı için düzenlenen faturalarda yer alan tüm malzeme kalemlerinin sistemin gereksinimi olduğu, bu malzemelerin adet ve metrajlarının makul değerlerde olduğu, bu malzeme ve imalatları için tespit edilen 54.627,15-TL. tutarında malzeme ve 11.500,00-TL. tutarındaki işçilik bedelinin dava konusu yangının gerçekleştiği tarih ve bölgenin reel fiyatları göz önüne alındığında makul değerlerde olduğu, dava konusu olayda dava dışı ... ile davacı sigorta şirketi arasında akdedilen ... poliçe nolu ...Sigorta Poliçesi bulunduğu, söz konusu poliçenin başlangıç tarihininin 10/11/2017 olduğu, bitiş tarihinin ise 10/11/2018 olduğu, dava konusu olayın 31/07/2018 tarihinde meydana geldiği ve olay tarihinin teminat kapsamında olduğunun anlaşıldığı, davacı ... Sigorta A.Ş.'ye 28/08/2018 tarihinde 100247735 nolu hasar dosyası ile alakalı ödemenin ...'e yapılmasına muvafakat edildiğine dair ... tarafından imzalanan dilekçenin görüldüğü, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı işyerinde meydana gelen hasarlanma sonucu dava dışı sigortalı ...'e 19/09/2018 tarihinde dosya kapsamında yer alan ekspertiz raporuna göre ... Bankası A.Ş. vasıtasıyla 63.644,00-TL. tutarında havale yapılmak suretiyle hasar ödemesi yapıldığı, sonuç olarak dosyadaki bilgi, belge, fotoğraf ve raporların incelenmesi sonucunda dava konusu yangın olayının gerçekleşmesinde davalı kurum ...'ın sorumlu tutulabileceği, ekspertiz raporunda belirtilen %10 eskime payı düşülmek kaydıyla tespit edilen 60.644,44-TL. tutarındaki elektrik panosu ve bina elektrik tesisatı onarım bedelinin kadri marufunda olduğu, 3.000,00-TL. tutarındaki bina merdiven sahanlığı boya ve temizlik bedelinin ise mahkemenin takdirinde olduğu, davacı sigorta şirketinin rücu talebinin yerinde olduğu, davacının ödeme tarihinden itibaren davalıdan faiz talep edebileceği, 63.644,00-TL. asıl alacağa 19/09/2018 ödeme tarihinden 22/05/2019 takip tarihine kadar geçen 245 günlük süre için işleyen avans faizinin (%19,50 oranında) 8.446,09-TL. olduğu, buna göre davacı sigorta şirketinin davalıdan 63.644,00-TL. asıl alacak, 8.446,09-TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 72.090,09-TL. alacaklı olduğu, ancak davacı yanın davaya konu İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki talebi esas alınarak ve talebi ile bağlı kalınarak davalıdan sadece 71.804,38-TL. talep edebileceği,\" şeklinde kanaat bildirilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan \"ağırlaştırılmış\" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...'ın) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları). Türk Borçlar Kanunu'nun Tehlike Sorumluluğu ve Denkleştirme Başlıklı 71. maddesi; \"Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme olduğu kabul edilir. Özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arzeden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arzeden işletme sayılır.Belirli bir tehlike hâli için öngörülen özel sorumluluk hükümleri saklıdır.Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilirler.\" şeklinde düzenlenmiştir. Kusursuz sorumluluğun bir türü olan tehlike sorumluluğu, tehlike arz eden bir işletmenin faaliyeti nedeniyle oluşan bir sorumluluktur. Anılan maddede ifade edildiği gibi bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, buralardan işletme sahibi ve varsa işletenin müteselsilen sorumlu olacaktır. Ancak işletme ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir...Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15). Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir.Somut olayda, yangın raporu, ekspertiz raporu ve mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda benzer şekilde yangının çıkışının elektrik panosuna giden kablolar kaynaklı olduğunun bildirildiği, kofra öncesi bu yer itibariyle iç tesisattan kaynaklı olmayan yangın çıkış noktasına göre davalı ...'ın kusurunun ve sorumluluğunun bulunduğu, süresinden sonra davalı vekilince sunulan itiraz dilekçesindeki ve istinaf sebebi olarak da ileri sürülen iç tesisat nedeniyle yangının çıktığına ilişkin itirazın yerinde olmadığı, fotoğraflar, hasar dosyası ve ekspertiz raporu ile uyumlu bilirkişi heyeti raporundaki tespitler ve denetime elverişli zarar hesaplaması nedeniyle raporun itibar edilebilir olduğu kanaatine varılmıştır.Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 1.226,30 TL harcın mahsubu ile artan 610,90 TL'nin istinaf eden davalı tarafa karar kesinleştiğinde talep halinde iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere  istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.17/09/2025  <br> MUHALEFET ŞERHİ<br>492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu\" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \"(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88a403f5e921ec21","SID":"1507c6f4d6e2882f"}}