{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1673 - 2025/1850<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/1673 <br>KARAR NO\t: 2025/1850<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                             \t                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/309 E.  -  2022/315 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/10/2022 tarih ve 2021/309 E. - 2022/315 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin karekodlu çek raporu gibi finansal raporların verilmesi ve finansal skorlamalara ilişkin ürün ve hizmetleri ülkemizde gerçekleştiren sektörünün lider kuruluşu olduğunu, müvekkilinin faaliyetlerinde \"...\" ve \"...\" ibareli hizmet markalarını kullandığını, bu markalarının finans sektöründe bilinir olduğunu, \"...\" ibareli marka 2014/32071 no ile 36. ve 42. Sınıflarda ve 2016/57434 no ile 01 - 45. sınıflarda müvekkili adına tescilli olduğunu, yaygın ve yoğun ve fasılasız kullanımı sebebiyle \"...\" markası görseli ve markada kullanılan mavi renk görselinin müvekkili şirketin kurumsal rengi olduğunu, hitap edilen tüketici kitlesi nezdinde de ayırt edicilik algısı oluştuğunu, davalı yan başvurusunun da müvekkilinin markası ile aynı renkte düzenlendiğini, davalı yanın 2020/53469 sayılı başvurusuna yönelik itirazlarının hatalı bir şekilde reddolunduğunu, halbuki her iki markanın da “...” harfinden oluştuğunu, renklerinin benzer ve sınıflarının aynı olduğunu, bu durumun işaretler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacağını, müvekkilinin markalarının sektörünün lider markaları olması nedeniyle taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalinin daha yüksek olacağını, müvekkili markalarının aynı zamanda SMK m. 6/5 uyarınca da korunmaları gerektiğini ileri sürerek 2021-M-4755 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu 2020/53469 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının 09. ve 36. sınıf mal ve hizmetleri birebir kapsadığı, SMK'nın 6/1. maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin belirtili emtia yönünden gerçekleştiği, davalının markasının incelenmesinde, ''...'' şeklindeki markanın bir harf markası olduğu, mavi, turkuaz ve beyaz renklerden oluşan markada “...” harfinin stilize bir biçimde, köşe ve kollarının tamamı kavisli/yumuşatılmış çizgilerde tasarlandığı, davacı yanın markalarının ise tamamı yalnızca turkuaz renkten oluşan bir “...” harfi ve bu ... harfinin sağ üst kısmına konumlandırılmış bir konuşma/düşünce baloncuğundan oluştuğu, dava konusu markanın görselinde ''...'' harfinin stilizasyonu ile mavi, turkuaz ve beyaz renklerin kombinasyonu ile oluşturulan görel algının, davacı yanın ''...+şekil'' ibareli bütünsel bir kompozisyonda oluşturulan harf markalarından tamamen farklı bir algı yarattığı, davacı markalarında kullanılan turkuaz renk tonu ile dava konusu markadaki renk tonları birebir örtüşmediği gibi “...” harfleri için kullanılan şekiller de birbirinden farklılaştığı, ayrıca yine davacı markalarındaki “konuşma balonu” figürünün de bütünsel mizanpajı ''...'' ile bütünleşik olarak tamamlandığı, bu haliyle dava konusu markanın bütünsel algısı/imajının, davacı yana ait markalar ile bir benzerlik arz etmediği, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, dosya kapsamındaki delillerden davacı yanın ''...'' harfi şeklindeki markalarının mutlak bir tanınmışlık taşıdığı yönünde bir kanaate varılması mümkün olmadığı gibi taraf markaları benzer görülmediklerinden, dava konusu markanın tescilinin de davacı markalarına ayırt ediciliğine zarar verme ya da haksız menfaat temin etme gibi bir sonuca sebebiyet vereceği yönünde bir kanaate varılamadığı, davacı yanın işlem dosyasına dayanak markası olan 2016/57434 sayılı markasının kullanmama def’i savunmasında değerlendirilebilir bir marka olmadığı gibi taraf markaları nihai anlamda birbirleri ile karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer de görülmediklerinden davacı yanın markalarını kullanıp kullanmadığı hususunda bir incelemede bulunulmasına ihtiyaç duyulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirket tarafından verilmekte olan karekodlu çek raporu ve finansal skorlamalara hizmetlerinin \"...\" markası ile yerine getirildiğini, “...” ve \"...\" markasının halk nezdinde de bilinmesinin sağlandığını, dava konusu \"...\" markasında kullanılan mavi renk görselinin müvekkili şirketin kurumsal rengi olduğunu, \"...\" markasının kaynak gösterme vasfını üst düzeyde yerine getiren  bir marka olduğunu, davalı markasının karıştırılma riskini ortaya çıkardığını, Ülkemizde belirtilen faaliyetleri müvekkili şirketten başka gerçekleştiren olmadığı gibi milyonlarca kişinin doğrudan hizmet aldığı \"...\" ve \"...\" markalarının bilinirliğine dair yeterli delil olmadığı gerekçeleriyle ret kararı verilmesini kabul etmenin mümkün bulunmadığını, itirazların hiçbirisinin dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alfabede bulunan harflerin, tek bir kimsenin tekeline bırakılmasının mümkün olmayacağı, çünkü bunun  o kişi lehine çok geniş bir korumanın varlığı sonucunu doğuracağı, tek bir harften oluşan markalarda korumanın sınırının harfin yazım biçimi, şekli, rengi vs özellikleri ile belirlenmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta da ''...'' harfinin stilizasyonu ile mavi, turkuaz ve beyaz renklerin kombinasyonu ile oluşturulan görel algının, davacı yanın ''...+şekil'' ibareli bütünsel bir kompozisyonda oluşturulan harf markalarından tamamen farklı bir algı yarattığı, dava konusu markanın bütünsel algısı/imajının, davacı yana ait markalar ile bir benzerlik arz etmediği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının \"...\" markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, davacı yanın ''...'' harfi şeklindeki markalarının tanınmış marka olduğu ispatlanamadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından, dava konusu markanın tescilinin de davacı markalarının ayırt ediciliğine zarar verme ya da bu markadan haksız menfaat temin etme gibi bir sonuca sebebiyet vermeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken  615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f8f37d9d6a8ff12","SID":"371661360677bdc1"}}