{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1539 - 2025/1847<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/1539 <br>KARAR NO\t: 2025/1847<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          \t      K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/654 E.  -  2023/562 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/05/2023 Tarih ve 2021/654 Esas - 2023/562 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Jeodezik amaçlı ölçüm cihazlarının satışı, satış sonrası teknik destek ve eğitim temini amacıyla kurulan müvekkili şirketin bu faaliyet kapsamındaki ürünlerin Türkiye içinde satışı ve satış sonrası destek hizmetleri amacıyla ... firmaları ile yetkili temsilcilik anlaşmaları imzalayarak bu firmaların yetkili Türkiye temsilcisi olduğunu, müvekkili şirketin yetkili temsilcilik anlaşmaları imzalanan firmaların ürünlerini internet adresinde açıkça belirtildiğini, müvekkili şirketin bu firmaların ürünlerini satışını / pazarlamasını / bakımlarını / onarımlarını/satış sonrası destek ve servis hizmetlerini ticari kurallara, hukuka ve mevzuata uygun olarak dürüst bir şekilde ve özveriyle yerine getirdiğini ve halen de getirmeye devam ettiğini, müvekkili şirket ile İsviçre’de bulunan ... firması arasında 01.04.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere distribütörlük anlaşması imzalandığını, müvekkili şirketin bu anlaşma kapsamında anılan firmaya ait ürünlerin Türkiye’de satışı/ pazarlanması/ satış sonrası destek hizmetlerinin verilmesi konusunda yetkilendirildiğini, bahse konu ürünlerin Türkiye’de tanıtımı ve pazarlanması ile müşteri portföyünün oluşması için milyonca liralık harcama yapıldığını ve belli bir müşteri portföyünün oluşturulduğunu, davalı şirketin ise ... marka ürünlerin satışı/pazarlanması/satış sonrası destek hizmetlerinin verilmesi konusunda herhangi bir distribütörlük sözleşmesi bulunmamasına rağmen söz konusu ürünlerin satışı konusunda yetkili gibi internet adresinde bahse konu ürünlerin logosunu kullandığını, müvekkili şirketin müşteri potansiyelini haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kendi şirketine çektiğini ve müvekkili şirkete çok büyük miktarda zararlar verdiğini, söz konusu zararların halen devam ettiğini, dosyaya sunulan ekran görüntüsünün davalı şirketin internet adresinden alınan görüntü olduğunu, bu görüntüden açıkça anlaşılacağı üzere davalı firmanın ... firmasının yetkili temsilcisi gibi hareket ederek haksız rekabet yaptığını, bu suretle müvekkili şirketin potansiyel müşterilerini kendi firmalarına yönlendirdiğini, davalı şirketin internet adresinin “hakkımızda” kısmında ... markalı ürünün logosunu kullandığını, böylece sanki bu ürünün temsilcisi ve satıcısı gibi hareket ederek anılan ürünlerin ticaretini yaptığını, bu suretle belirtilen markanın ürünlerinin yetkili temsilcisi olmak için sözleşme imzalayan ve milyonlarca liralık yatırım yapan müvekkili şirketin çok büyük miktarda zararlar verdiğini, davalı şirket tarafından söz konusu ürünlere ait ticari ve sınai haklar ile marka isminin ve diğer sembollerin kullanılması nedeniyle haksız kazanç elde ettiğini, yetkisiz temsil ve reklam dolayısıyla müvekkili şirketin değerinde haksız bir artışa neden olunduğunu, potansiyel müşterilerinin kullanılması suretiyle müvekkili şirketin gelirlerinde ve ticari değerinde kayıplar oluşmasına sebebiyet verildiğini ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesine, müvekkili şirketin uğramış olduğu her türlü maddi zararların, yoksun kaldığı karların, bunun yanında davalı yanın haksız rekabet oluşturan fiilleri nedeniyle elde ettiği haksız kazançlar karşılığında hesaplanacak (fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla) tazminatın karşılığında şimdilik 10.000,00 TL zararın haksız fiil tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili 14/12/2021 tarihli beyan dilekçesi ile talep edilen 10.000,00 TL zarar tazminatı talebinin 2.500,00TL'sinin davalı tarafın haksız rekabet oluşturan fiilleri nedeniyle uğranılan zararlar ve yoksun kalınan kar karşılığı; 7.500,00TL'sinin ise davalı yanın elde ettiği haksız kazançlar karşılığında tazminat istemine ilişkin olduğunu belirtmiş, 22/05/2015 tarihli dilekçe ile davasını ıslah etmiş ve davalı tarafın haksız rekabet oluşturan fiilleri nedeniyle uğranılan zararlar ve yoksun kalınan kar tazminatı talebini 147.857,42 TL'ye artırmıştır.<br>Davalı vekili, müvekkili şirketin 2018 yılından beri sektörde aktif olan haritalama ve konumlama konularında ölçüm cihazlarının satışı, kiralaması ve bu konuda alt yüklenicilik yapan sektörel tanınırlığı ve ticari itibara sahip bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin yurt dışından getirdiği ölçüm cihazlarını Türkiye pazarında pazarlamakta, satmakta ve kiralamakta olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin şuanda aktif olarak 5-6 markanın Türkiye’de arzını gerçekleştirdiğini, ...'nın ise İsviçre menşeli ... şirketinin bir markası olduğunu, müvekkili şirket ile davacının faaliyet gösterdiği alan olan haritalama ve konumlama ölçüm cihazlarının üretimini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin, ... şirketine ait marka hakkını ihlal etmeyen ve doğrudan ... şirketinin başka ülkedeki yasal uzantısı tarafından (doğrudan şubesi veya resmi distribütörü) hukuka uygun olarak arzı gerçekleştirilen orijinal malları satın alan şirketten iş bu davaya konu malları temin etmekte olduğunu, bu malları Türkiye’ye ithal ederek bu malların Türkiye pazarında arzını gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin bu eyleminin tamamen yasaya uygun olup paralel ithalat olarak adlandırıldığını, Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca yalnızca ürün veya hizmeti tanımlamak için makul ölçüde ve gerekli olduğu sürece ticari markanın kullanıma izin verildiğini ve bu dürüst kullanımın marka hakkına tecavüzün istisnai hallerinden birini oluşturduğunu, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 152/1 maddesinde; “Sınai Mülkiyet Hakkı kapsamında konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışındadır” belirtildiğini, özetle markalı bir malın bizzat hak sahibi tarafından ya da başkasına lisans vermesi ile kendi rızasıyla elinden çıkması sonucunda, fikri mülkiyetin sağladığı marka hakkının tükeneceğinin kabul edildiğini, fikri hakların konusu olan bu ürünün, hak sahibinin rızası ile ilk kez piyasaya sürülmesinden sonra fikri hak sahibinin bu ürünlerin artık yeniden satımına veya mülkiyetini devrederek yeniden dağıtımına müdahale edebilme hakkının sona erdiğinin kabul edildiğini, bundan sonra hak sahibinin, bu ürünü satın alan kişilerin yeniden satışa sunmalarına, reklam ve dağıtım faaliyetlerinde bulunmalarına marka hakkına dayanarak karşı çıkamayacağını, bu nedenle ... markası ürünlerinin satışı ve pazarlaması konularında müvekkilinin hukuka aykırı herhangi bir eyleminin söz konusu olmadığını, ... şirketinin ürünlerini kendi izni doğrultusunda piyasaya sürdüğü çin müvekkili gibi üçüncü kişiler tarafından satımına karışma hakkı bulunmadığını, mevzuat çerçevesinde müvekkilinin bu eyleminin yasal olduğunu, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 7. maddesi 5 fıkrası b bendine göre, mevzuata göre markanın üçüncü şahıslar tarafından adil ve dürüst kullanımının marka hakkına ihlalin istisnasını oluşturduğunu, müvekkili şirketin ne kendisine ait web sitesinde, ne diğer resmi belgeler ve tekliflerde distribütör, yetkili bayi, tek satıcı vb. ifadeleri kullanmamaya özen göstererek tüketiciler nezdinde kafa karışıklığına sebebiyet verecek herhangi bir eylemde bulunmadığını, konuya büyük hassasiyet gösterdiğini, müvekkili şirkete ait web sayfasında sadece satış ve pazarlaması yapılan ürünler ve bu ürünlere ait bilgilerin yer aldığını, sadece işbu davaya konu ... markalı malların değil müvekkilinin diğer pazarlama ve satış yaptığı diğer mallarında teşhir edildiğini, dolayısıyla karşı tarafın müvekkili şirketin ... markalı cihazlara ilişkin olarak yetkili temsilci gibi hareket ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, tam tersine müvekkili şirketi web sitesinin ana sayfasında “sattığımız ürünler” başlığı adı altında ... markalarını gösterdiğini, ... markasının sadece satılan ürünler kısımlarında gösterildiğini ve bu da dürüst kullanıma örnek teşkil edebilecek bir uygulama olduğunu, müvekkili şirketin karşı tarafın aksine hiçbir zaman karşı tarafı kötüleyici bir eylemde bulunmadığını, aksine karşı tarafın yetkili distribütör olduğunu müşterilerinden hiçbir zaman gizleme ihtiyacı hissetmediğini, müvekkili şirketin hiçbir zaman kendisi ile gerçek dışı açıklamalarda bulunmadığını, yanıltıcı ifadelerden kaçındığını, bu kapsamda müvekkili şirketin web sitesinde ve diğer dokümanlarının hiçbir yerinde müvekkilinin ... markasının Türkiye distribütörü, resmi satıcısı veya yetkili servisi olduğuna dair bir ibarenin yer almadığını, müvekkili şirketin sadece arzını yaptığı mallara ilişkin olarak açıklama ve bilgi paylaşımı yaptığını, dolayısıyla yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere müvekkili şirketin davaya konu malları hukuka uygun olarak Türkiye’ye ithal etmekte olduğunu, müvekkili şirketin Sınai Mülkiyet Kanunun kendisine tanıdığı yetkiler kapsamında ve haksız rekabet teşkil etmeyecek şekilde davacı ile rekabet ettiğini, davacı tarafın müvekkili şirketin müşterilerini arayarak veya müvekkili şirketten ürün satın alan müşterilere ulaşarak müvekkili şirketin söz konusu ürünleri Türkiye’ye kaçırdığını ve bu ürünlerin orijinal olmadığını (imitasyon olduğunu) iddia ederek gerçeğe aykırı söylemlerde bulunduğunu, davacı tarafın eylemlerinin açıkça haksız rekabet teşkil etmesi üzerine müvekkili şirket tarafından ihtarname keşide edildiğini, burada gerçeğe aykırı olan hususların müvekkili şirketin malları hukuka aykırı olarak Türkiye’de satışa sunduğu ve müvekkili şirket tarafından satışı yapılan ... markalı ürünlerin imitasyon olduğu iddialar olduğu, haksız rekabet teşkil eden bu gerçek dışı ifadelerin sonlandırılması için müvekkili şirket tarafından ihtarname gönderildiğini, davacı ile ... şirketi arasındaki sözleşmenin münhasır olmayan ve davacıya belirli bir bölgenin bile tahsil edilmediği tipte bir distribütörlük sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla her ne kadar somut olayda farklılıkgöstermese dahi davacıya ... tarafından dahi münhasır tek satıcılık yetkisi verilmediğini, ancak davacı şirketin münhasır tek satıcılık sözleşmesinin tarafıymış gibi hareket ettiğini, tüm eylemleri ile müvekkili şirketin pazara girişini engellediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ile İsviçre'de mukim dava dışı ... firması arasında imzalanan distribütörlük anlaşmasının, sözleşmelerin nispiliği ilkesi uyarınca yalnızca sözleşmenin taraflarını bağlayacağı, davalıyı bağlamayacağı, bu nedenle davalının orijinal malları, davacının izni dışında yurtdışından paralel ithalat yoluyla yurda getirip piyasaya sunmasının haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak davalının savunmasında belirtildiği gibi dosyaya sunulan görüntülerden ve bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere, davalı şirketin internet sitesinde \"... ... isimli firmanın Türkiye yetkili bayisi\" ibaresinin bulunduğu, gerçeğe aykırı olarak davalı şirketin ... markalı ürünlerin satış ve pazarlamasını tüketici nezdinde Türkiye'deki yetkili bayisi izlenimi verecek şekilde gerçekleştirdiği eylemlerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesinin 1. Fıkrası a-2 bendi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, ibaredeki ... Makina isminin yazılı olmasının sonuca etkili olmadığı, davacı yanın mahrum kaldığı kar talebi yönünden bilirkişi raporunda dosyaya kazandırılan belgeler gözetilerek davalının 01/10/2020 - 26/04/2022 tarihleri arasında Hindistan üzerinden 210 parça ... marka ürünü Türkiye'ye getirdiği tespit edilerek 276.353,76TL hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplamanın dava tarihinden sonrasını da kapsadığı görüldüğünden davacı vekilince bu husus gözetilerek yapılan talep artırımı dikkate alınarak davacının mahrum kaldığı 147.857,42TL karın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, davacının yoksun kalınan kar talebi kabul edilmiş olduğundan yerinde olmayan davalının elde ettiği haksız kazanca ilişkin yoksun kalınan kar talebinin reddine karar verildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği davalıya ait eylemlerin TTK madde 56 kapsamında davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğundan bu haksız rekabetin önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davacının mahrum kaldığı 147.857,42TL karın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı yanın davalının elde ettiği haksız kazanca ilişkin yoksun kalınan kar talebinin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosyaya giren bilirkişi kurulu raporu ve ek raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 21.12.2022 tarihli uzman görüşünün uyuşmazlığın esası hakkında çok ayrıntılı bilgi ve değerlendirmeler içermesine rağmen gerek bilirkişi kurulunca ve gerekse de mahkemece incelemeye konu edilmediğini, bilirkişi kurulu raporunda, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 152. maddesinde düzenlenen  Parelel İthalat, Tükenme İlkelerine  uygun ithalat yaptığımız, anılan ilkelere uygun surette yapılan  ithalat neticesinde edinilen malların piyasada satılmasına  ve satış sonrası teknik hizmet verilmesine yönelik olarak internet sitesinde marka isminin yazılı olmasının haksız rekabet eylemi teşkil etmeyeceği, davacının ... markalı ürünlerin Türkiye'de tek satıcısı olmadığı, ... markasının Türkiye'de davacıya disribütörlük  yetkisi veren  ...  ... firması adına tescilli olmadığı, marka  hukukuna dayanarak hak talebinde bulunamayacağı savunmalarının  incelenmediğini, haksız rekabetin gerçekleştiği varsayımına dayanak yapılan müvekkil şirketin internet sayfasındaki  görüntünün/ibarenin bir kısmı görmezden gelinerek,  haksız rekabetin oluşup oluşmadığı hususunda eksik bilgi ve belge kapsamı ile  değerlendirme yapılması cihetine gidildiğini, bilirkişi kurulunun yaptığı tazminat hesabına esas alınacak ithalat miktarı belirlenirken de,  davacının dosyaya sunduğu 01.10.2020- 26.04.2022 tarihleri arasındaki ithalat bilgileri esas alınarak değerlendirme yapıldığını, davacının mahkemeye sunduğu hesaplama esas alınarak dava tarihine kadar ki tazminatın hüküm altına alındığı bildirilmiş ise de davacının neye göre ve nasıl bir hesaplama yaptığının belli olmadığını, müvekkilinin 2020 yılı sonundan itibaren  niza konusu ... markalı ürünlerin Türkiye'ye ithalatını yaptığını, müvekkilinin bu eylemleri önceki beyanlarımızdada açıkladığımız üzere tamamen yasal olup, kesinlikle haksız rekabet kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, Sınai Mülkiyet  Kanunun (m.152)  kabul ettiği Ulusal Tükenme İlkesinin nazara alınması durumunda, Türkiyede'ki ithalatçı herhangi bir gerçek yada tüzel kişi  usulüne uygun olarak piyasaya sürülmüş olan orijinal markalı yada patentli malları  hiç bir sınırlamaya tabi olmaksızın  Türkiye'ye ithal ederek, piyasaya arz edebilecek veya Türkiye'den ihraç edebileceğini, Türkiye'de aynı malın yetkili satıcısının herhangi bir engeline muhatab olmadan  alınıp satılabileceğini, davacınında bu şekildeki ticarete itirazı olmadığını, Yasa ile koruma altına alınan Paralet İthalat ve Ulusal Tükenme ilkesinin de bir sonucu olduğunu, müvekkilinin ... markalı malları yurt dışı piyasalarından  ithal ederek Türkiye piyasasına getirerek sattığını, bu durumun  SMK m.152 maddesinde belirtildiği ve Yargıtay kararlarında da  izah edildiği üzere,  haksız rekabet teşkil etmediğini (Y.11.HD., 22.01.2018T. 2017/2676 E., 2018/479K.), bilirkişi ana raporunda ve ek raporunda  parelel ithalata ilişkin savunmaların değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin web sitesinde  ve diğer dökümanlarında   hiç bir yerinde  ... markasının  Türkiye distribütörü, resmi satıcısı  veya yetkili servisi olduğuna dair  bir ibareye yer vermediğini, \".../Türkiye Yetkili Bayisi\"  ibaresinden, davalı şirketin değil, ... Makina'nın ... firmasının yetkili bayisi olduğuna işaret edildiğini, müvekkilinin ... markasının Türkiye'de Distribitörü olan ... Makina Ticaret ve Sanayi AŞ (... Makina) ile görüşmeler yapmış, ... markalı ürünleri Türkiye'de pazarlamak hususunda mutabık kalınmış, ... Makina yetkilisi tarafından 23.03.2021 tarihinde müvekkilim için Bayi Sertifikası düzenlemiş ve müvekkile ibraz edilmiş, ... Makina'nın verdiği bu belgeye istinadende haksız rekabete konu edilen \".../ Türkiye Yetkili Bayisi\" ibaresinin 23.03.2021 tarihinde ilk defa internet sitesinde yayınlandığını, bayilik görüşmelerimizin çok olumlu geçmemesi neticesinde de, iş bu davanın açıldığı  tarih itibariyle de  anılan ibare/görüntünün internet sitesinden kaldırıldığını, haksız rekabet mevcut olmamakla birlikte aksi yönde kanaat oluşması halinde, haksız rekabet tarihi 23.03.2021- 26.08.2021  aralığı kabul edilmesi gerektiğini, davacının distribütörlük anlaşması imzaladığı  ... şirketine ait markanın Türkiye'de anılan şirket adına tescili olmadığını, müvekkilinin parelel ithalat yolu ile ülkeye soktuğu malların orijinal olduğu tartışmasız olduğundan, internet sitesinde hedef kitleye yönelik olarak  hangi markalı cihazları  sattığını ayrıca belirtmesinde, marka hukuku açısından bir sıkıntı olmadığını, davalı şirketin ... markasını internet sitesinde kullanması  SMK m 7/5 gereğince de hukuka uygun bulunduğunu, dosyaya giren ek rapordaki tazminat hasabınında yerinde olmadığını , bilirkişi kurulunca yapılan tazminat hesabının doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın kısmen reddedilmesi ve müvekkili aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06/10/2022 tarih ve 2021/5570 E., 2022/4606 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, bu dava türlerinde iddia edilen taleplerden birinin veya birkaçının reddedilmiş olması tüm kademeli talepler reddedilmedikçe karşı taraf lehine avukatlık ücreti takdirini gerektirmeyeceğini, davanın kısmen reddedilmesi ve müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı SMK'nın 156. maddesi uyarınca, \"Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye ceza mahkemesince bakılır.\" <br>\tSomut uyuşmazlıkta da davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde; \"davalı şirketin ise ... marka ürünlerin satışı/pazarlanması/satış sonrası destek hizmetlerinin verilmesi konusunda herhangi bir distribütörlük sözleşmesi bulunmamasına rağmen söz konusu ürünlerin satışı konusunda yetkili gibi internet adresinde bahse konu ürünlerin logosunu kullandığı, davalı şirket tarafından söz konusu ürünlere ait ticari ve sınai haklar ile marka isminin ve diğer sembollerin kullanılması nedeniyle haksız kazanç elde ettiği, \" ileri sürülmüş, davalı tarafça sunulan cevapta; \"...'nın  İsviçre menşeli ... şirketinin bir markası olduğu, Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca yalnızca ürün veya hizmeti tanımlamak için makul ölçüde ve gerekli olduğu sürece ticari markanın kullanıma izin verildiği ve bu dürüst kullanım marka hakkına tecavüzün istisnai hallerinden birini oluşturduğu, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 152/1 maddesinde; “Sınai Mülkiyet Hakkı kapsamında konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışındadır” hususunun belirtildiği, ... markası ürünlerinin satışı ve pazarlaması konularında müvekkilinin hukuka aykırı herhangi bir eyleminin söz konusu olmadığı, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 7. maddesi 5 fıkrası b bendine göre, mevzuata göre markanın üçüncü şahıslar tarafından adil ve dürüst kullanımının marka hakkına ihlalin istisnasını oluşturduğu, müvekkili şirketin ... markalı cihazlara ilişkin olarak yetkili temsilci gibi hareket ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, müvekkilinin ... markasının Türkiye distribütörü, resmi satıcısı veya yetkili servisi olduğuna dair bir ibarenin yer almadığı,\" savunulmuş, davalı tarafça sunulan istinaf dilekçesinde de; \"6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 152. maddesinde düzenlenen  Parelel İthalat, Tükenme İlkelerine  uygun ithalat yaptıldığı, anılan ilkelere uygun surette yapılan  ithalat neticesinde edinilen malların piyasada satılmasına  ve satış sonrası teknik hizmet verilmesine yönelik olarak internet sitesinde marka isminin yazılı olmasının haksız rekabet eylemi teşkil etmeyeceği, davacının ... markalı ürünlerin Türkiye'de tek satıcısı olmadığı, ... markasının Türkiye'de davacıya disribütörlük  yetkisi veren  ...  ... firması adına tescilli olmadığı, marka  hukukuna dayanarak hak talebinde bulunamayacağı savunmalarının  incelenmediği, Sınai Mülkiyet  Kanunun (m.152)  kabul ettiği Ulusal Tükenme İlkesinin nazara alınması durumunda, Türkiyede'ki ithalatçı herhangi bir gerçek yada tüzel kişi  usulüne uygun olarak piyasaya sürülmüş olan orijinal markalı yada patentli malları  hiç bir sınırlamaya tabi olmaksızın  Türkiye'ye ithal ederek, piyasaya arz edebilecek veya Türkiye'den ihraç edebileceği, bu durumun  SMK m.152 maddesinde belirtildiği ve Yargıtay kararlarında da  izah edildiği üzere,  haksız rekabet teşkil etmediği, ... şirketine ait markanın Türkiye'de anılan şirket adına tescili olmadığını, müvekkilinin parelel ithalat yolu ile ülkeye soktuğu malların orijinal olduğu tartışmasız olduğundan, internet sitesinde hedef kitleye yönelik olarak  hangi markalı cihazları  sattığını ayrıca belirtmesinde, marka hukuku açısından bir sıkıntı olmadığı, davalı şirketin ... markasını internet sitesinde kullanması  SMK m 7/5 gereğince de hukuka uygun bulunduğu\" ileri sürülmüştür. <br>\tSomut uyuşmazlıkta gerek ileri sürülen iddialar, gerekse savunmaların bir kısmının 6769 sayılı SMK kapsamında kaldığı, istinaf dilekçesinde de savunmaların karşılanmadığının iddia edildiği anlaşıldığından davanın fikri sınai haklar hukuk mahkemesinin görev alanına giren bir dava olduğu kabul edilmelidir. Yargıtay'ın emsal niteliğindeki uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. HD.'nin 25.06.2007 gün ve 2006/7056 E.-2007/9647 K., 02.11.2015 gün ve 2015/4432 E.-11344 K.).\t<br>\tGerek davacının talebinin dayandığı iddiaların bir kısmının, gerekse de davalının savunmasının incelenmesi ve değerlendirilmesi, fikri sınai haklar hukuk mahkemesinin görev alanına girdiğinden, mahkemece yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle yazılı şeklide hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu durumda, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden, HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanunun 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın dosyanın görevli Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine, kararın niteliğine göre, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince kabulü ile Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/05/2023 gün ve 2021/654 Esas - 2023/562 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli Ankara Nöbetçi  Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,<br>\t3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-İstinaf kararının neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,<br>\t5-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>\t6-Davalıdan peşin olarak alınan 2.526,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>\t7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, \t \t<br>\t8-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t9-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına, \t<br>\t10-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davalıdan alınan 250.000,00 TL. tutarındaki, ... Şubesine ait 25/07/2023 tarih ve TMDZ23-236023 sayılı teminat mektubunun GERİ VERİLMESİNE, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c6074004e30b1b76","SID":"ef2ff180d5de30bc"}}