{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1465 <br>KARAR NO\t: 2025/1511                                  <br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/04/2025<br>NUMARASI\t: 2025/31 Esas, 2025/408 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:  25/09/2025<br>Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine  yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan,  dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;                                            <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... birlikte 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Pazarcık depremi sonrasında hasarlı yapıların yıkım işini gerçekleştirmek için birlikte çalıştıklarını, bu yıkım işlerini, ihalelerini davalı, kurucusu olduğu ... Tarım Gıda Turizm İnşaat San. Ve Ticaret Limited Şirketi üzerinden gerçekleştirmekte iken müvekkili ...İnşaat Makina Ve Vinç Hizmetleri Sanayiticaret Limited Şirketi üzerinden gerçekleştirdiğini, müvekkili ile davalı arasında daha önce iş yaptıklarına ilişkin kesinlen bir fatura sunduklarını, bu faturadan da anlaşılacağı üzere müvekkili ile davalı arasında yıkım enkazların kaldırılması, bu enkazların belirlenen yerlere dökülmesiyle ilgili birlikte iş yaptıklarını, müvekkil ile davalı arasında ticari iş ilişkisi ve dolayısıyla güven ilişkisi bulunduğunu, davalı ... yeni bir ihale işi aldığını bu yüzden acil paraya ihtiyaç duyduğunu söylemiş ve müvekkilinden borç para istediğini, davalı, müvekkile kendi hesabının vergi incelemesine gireceğini bu sebeple parayı ...'in hesabına göndermesi gerektiğini söylemiş ve ...'e ait İban bilgilerini paylaştığını, müvekkili ise davalı ile iş yaptıkları için ve aralarındaki güven ilişkisine dayanarak 29.03.2023 tarihinde ... ... TR ... İBAN nolu hesabına 198.000,00  TL borç para gönderdiğini, yine ilerleyen zamanlarda davalı müvekkilden yine  ihale işleri için acil paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek borç para göndermesini, kendi hesaplarının vergi incelemesine gireceğini, bu sebeple ...'in hesabına para yollamasını söylediğini, müvekkili ise yine aralarındaki güven ilişkisine dayanarak 02.06.2023 tarihinde ... ... TR14 ... İBAN nolu hesabına \" ... Borç Verilmesi \" açıklamasıyla 500.000,00 TL borç para gönderdiğini, ilerleyen aşamalarda müvekkili davalıdan borcunu ödemesini istediğinde davalı müvekkilinin borcunun bir kısmını banka yoluyla ödediğini, ... ... hesabından müvekkilin ...hesabına 50.000 TL ödemeyi \" ...a verilen borç kapamasıdır\" açıklamasıyla 14.11.2023 tarihinde yolladığını, davalı, kendisine ait ... Tarım Gıda ... Tarım Gıda Turizm İnşaat Sanayi ve Tic. Ait banka hesabından müvekkile ait ...Bankası hesabına 45.000,00 TL ödemeyi \"... borç kapamasıdır\" açıklamasıyla yolladığını, müvekkilin davalıya 500.000 TL ve 198.000,00 TL olmak üzere toplam 698.000,00 TL borç para verdiğini, davalı da bu borcun 50.000 TL ve 45.000 TL olmak üzere toplam 95.000 TL kısmını geri ödemiş kalan bakiye 603.000,00 TL borcu ise ödemediğini, TBK md. 392 kapsamında davalıya gerekli bildirimler yapılmasına rağmen davalı taraf herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini, bunun üzerine zorunlu dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve toplantı anlaşamama şeklinde sonlandırıldığını, taraflar arasındaki ilişkiyi, borcun kaynağını ve yasal süreci detayları ile açıkladığımız üzere müvekkil davalıya ticari işi için havale yoluyla borç para göndermiş ve defalarca borcunu ödemesini istemiş ise de davalı sadece borcun bir kısmını yolladığını, bu sebeple kısmi dava olarak açılan işbu alacak davasının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL'sinin faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince; \"...1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, 2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,...\" karar verilmiş, 13/05/2025 tarihinde kesinleşme şerhi düzenlenmiş,  16/06/2025 tarihli ek karar ile; \"....Davalı vekili AV. ...'e 26/05/2025 tarihli istinaf harç ve masrafların yatırılması için muhtıraya rağmen istinaf harcı ve masraflarını bir haftalık kesin  süre içerisinde yatırmadığından istanaf talebinin bu nedenle REDDİNE ....\"  karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki savunmalarını tekrarla, mahkemece verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya aykırıdır. davaya konu edilen alacak, taraflar arasında geçmişten gelen bir iş ilişkisi kapsamında doğmuş olup, bu ilişkinin niteliği ve ödeme şekli birlikte değerlendirildiğinde ticari mahiyet taşıdığı izahtan varestedir nitekim müvekkil ile davacı arasında zaman içerisinde yapılan işlerin tamamına dair ticari teamüller dâhilinde birtakım mutabakatların sağlandığı, söz konusu iş ilişkilerinin süreklilik arz ettiği, bu çerçevede gönderilen bedellerin salt şahsi ilişkilere dayanmadığı kanaatindeyiz. bu yönüyle ttk m.4 uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği düşünülmektedir. kaldı ki, tarafların gerçek niyet ve iradeleri ancak ayrıntılı bir yargılamayla anlaşılabilecektir. bu husus dikkate alındığında, eldeki davanın esası incelenmeden görev yönünden reddi, hukuki himayenin eksik kalmasına yol açacaktır.4.her ne kadar mahkemece, tarafların tacir olmadığı ve ticari işletme faaliyeti kapsamında işlem yapılmadığı değerlendirilmişse de, yargıtay kararları doğrultusunda tacir sıfatı bulunmasa dahi işin niteliği itibariyle ticari sayılabileceği kabul edilmektedir (yargıtay 11. hd., 2020/2543 e., 2021/3676 k.)....\" şeklindeki beyanlarıyla idm kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Dava,  alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine  karar verilmesi üzerine davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, mahkemenin 17.06.2025 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine dair ek kararla, verilen kesin süre içerisinde istinaf  maktu karar harcının yatırılmadığı gerekçesi ile istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş, davalı vekili tarafından bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı HMK'nın 344/1. maddesi gereğince istinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davanın görev yönünden Reddine ilişkin kararın davalı tarafça süresi içinde istinaf edilmesine rağmen istinaf harcı ve masrafı yatırılmadığından, İlk Derece Mahkemesince HMK’nin 344. maddesi uyarınca davalı vekiline muhtıra çıkarılmış ve  eksik harç ve masrafın tebliğden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlaması aksi halde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği ihtar edilmiştir.Ne var ki mahkemece çıkarılan bu muhtıra usulüne uygun değildir. Şöyle ki; muhtıra içeriğinden harç ve giderlerin mahkeme veznesine yatırılması yerine dosyaya yatırılması istenilmiştir. Mahkemece HMK’nin 344. maddesine dayanılarak çıkarılan muhtıra usulüne uygun olmadığından İlk Derece Mahkemesince verilen  ek kararın kaldırılarak davanın Reddine ilişkin hükmün esas yönünden istinaf incelemesine tabi tutulması gerekmiştir.İDM'nce; \"...6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.”Tarafların tacir sıfatının araştırılması için ilgili vergi dairesi müdürlüklerine yazılan müzekkerelere verilen cevapta; tarafların tacir olmadığı görülmüştür.Bir kişinin şirket ortağı ve/veya yetkilisi olması tek başına tacir olmasını gerektirmeyeceği,(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 30/09/2015 tarih 2015/944 E., 2015/11623 K. sayılı ve 27/03/2013 tarih 2013/1369 E., 2013/5358 K. sayılı emsal kararları), ayrıca davacının ve davalının gelir getiren bir kazancının olmadığı dolayısıyla  tacir sıfatlarının bulunduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlıkta tarafların tacir sıfatının bulunmadığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari nitelikte olmadığı, işbu dava açısından ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyeceği, bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; davanın görev şartı yokluğundan reddi ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir....\" şeklindeki gerekçeyle; \"...1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, 2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,...\" şeklinde karar verildiği, verilen kararın yukarıda belirtili nedenlerle davalı tarafından istinaf edildiği görülmüştür.Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; İlk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından,  davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davalının istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı  lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 25/09/2025  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.     <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1d1a848207b411a","SID":"e936259c1c818fe3"}}