{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.                                                                                          <br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2147 <br>KARAR NO\t: 2025/1430                                  <br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/02/2022<br>NUMARASI\t: 2018/1195 Esas, 2022/52 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:  18/09/2025             <br>Taraflar arasındaki  davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı  verilen karara karşı davalı birleşen dosyada davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan,  dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;                                            <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı ile davalı arasında imzalanan Yönlendirici Danışmanlık Hizmeti Sözleşmesi uyarınca davalının \"...\" ismiyle İstanbul'da oluşturmaya çalıştığı Acıbadem, Kağıthane, ..., ve Nişantaşı mağazalarında kendisi veya çalışanları aracılığı ile tetkik ve tespitlerde bulunarak sözleşme kapsamında \"Yönlendirici Danışmanlık Hizmeti\" sunduğunu, bu hizmet karşılığı olarak davalı iş yerlerinde iyileşmeler oluştuğunu, ancak davalı sözleşmede kararlaştırılan ücretleri ödemediğini, müvekkilleri talep üzerine sözleşmedeki hükümlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkilleri sözleşmeden 2 ay önce çalışmaya başlamış, 07,07.2018' de sözleşme imzalanarak 50.000,-TL ödeme aldığını, sözleşmeden sonrada devam ettiğini, davalı tarafından 07.08.2017 tarihinde ödenmediğini, 2. taksitte ödenmediğini, daha sonra davalı sözleşmeyi haksız olarak fesh ettiğini, bu nedenle müvekkilleri maddi ve manevi zarara uğradığını, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak koşulu ile 40.000 Tl maddi, 10.000.-Tl manevi  tazminatın tahsilini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı iddiaları tevil yollu işi saptıran nitelikte beyanlar olduğunu, davacıyla anlaşmalarına rağmen davacı hiç bir faaliyet göstermediğini, davacı hiç bir iş yapmadan müvekkillerinden 50.000 TL tahsil ettiğini, bu bedelin iadesi için İstanbul 34 icra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına itiraz edildiğinden itirazın iptali davası açtıklarını, bu dosya ile birleştirilmesini talep ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı arasında müvekkilinin sahibi olduğu muhallebici dükkanı ile ilgili mimarlık işleri ile ilgili fiili çalışmalar ve hizmet yapması üzerine sözleşme akdedildiğini, sözleşmeden kaynaklı olarak müvekkilinin 50.000 TL ödeme yaptığını, ancak davalının sözleşme ile yüklenmiş olduğu edimi yerine getirmediğini, bunun üzerine müvekkilinin İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalıdan sebehpsiz olarak zenginleştiği 50.000 TLnin iadesi için icra takibi başlattığını, bu meblag için arabulucuya başvurulmuş ise de yine de anlaşılamadığını, davalı tarafın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1195 Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirkete maddi ve manevi tazminat davası açtığını, işbu davalı ile tarafları ve konusunun aynı olduğunu beyanla gerekirse davanın \"birleştirilmesine\" karar verilmesini ayrıca İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ve takibinin devamı ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince; \"...1-İş bu asıl davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 38.584.-Tl nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat istemi ile fazla istemin reddine, Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 16 ATM nin 2019/540 E ve 2019/712 K sayılı dosyasından dolayı açılan davanın reddine,...\" karar verilmiş, bu karara karşı davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, \"...Raporda da belirtildiği üzere davacının eksik edimleri neticesinde alt taşeronların da işine başlamadığı hususu sübut bulmuştur.... Bilirkişi raporunun 3a maddesinde; davacı iddialarından olan mutfak dizaynı ve düzenlemeleri tespit ederek çizimlerin hazır hale getirildiği yönündeki iddiaların; 3b maddesinde logo ve marka çalışmalarının yapıldığı iddialarının, 4. Maddesinde mutfak gereçleri, personel yenilenmesi, her bir dükkan için yeniden yapılanma, mutfak sistemlerinin yeni dizayn sisteminde kurulması ile montajının yapıldığı yönündeki iddiaların haksız olduğu ve davacı tarafından tüm bu yapıldığı iddia edilen işlerin yapılmadığı hususu bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Buna rağmen sayın bilirkişiler davacı şirkete ödenecek bedeli 95.000 tl olarak değerlendirmiş ve davacı tarafından herhangi yapılan bir iş olmamasına rağmen işin 1/3’ünün yapıldığını belirterek bir hesaplama yapmış ve bu miktara da davacı şirket işveren karını da eklemişlerdir. Bu hesaplamanın hangi kriterlere dayanarak yapıldığı, neden 1/3 olarak değerlendirildiği, neden işveren karının eklendiği tarafımızca anlaşılamamıştır. Davacının yaptığını iddia ettiği tüm edimlerin yapılmadığı bilirkişi raporu ile de sabit olmasına rağmen bilirkişilerin neye istinaden işin 1/3’ünün yapıldığı kanaatine varmış oldukları muallak olup tarafımızca da kabul edilmemekte ve itiraz edilmektedir. Ayrıca yapıldığı iddia edilen çizimlerden müvekkil şirketin haberi dahi bulunmamakta olup söz konusu çizimlerin müvekkil şirkete ulaştırılmadığı aşikardır. Bilirkişi raporunda belirtilen mailleşmelerin hiçbiri şirket yetkilisi veya müvekkil şirkette çalışan bir personel ile yapılmamıştır.  Bilirkişi raporunun muğlak hesaplamalarına karşı tarafımızca itiraz edilmiş ise de itirazlarımız hiçbir şekilde dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olup işbu husus istinaf sebebidir. 2-hükme esas alınan raporda bilirkişiler birleşen dava açısından taleplerimizi hiç bir şekilde değerlendirmemişlerdir. Hükme esas alınan raporda; sayın bilirkişiler birleşen dava yönünden taleplerimizi hiçbir şekilde değerlendirmemişlerdir. Bu yöndeki itirazlarımız hiçbir şekilde değerlendirilmeksizin hüküm kurulmuş olup işbu husus istinaf sebebidir. 3-müvekkil şirketin davacıya 50.000 TL ödeme yaptığı sabit olmasına rağmen birleşen dava yönünden takas mahsup talebimiz değerlendirilmemiştir. Davacının iddiaları ve ek rapordaki hesaplamalar tarafımızca hiçbir şekilde kabul edilmemekle birlikte mahkeme tarafından rapordaki hesaplamaların kabul edilmesi durumunda müvekkil şirket tarafından davacıya 07.07.2018 tarihinde 50.000 TL ödeme yapıldığı sabit olup, ödenen bu tutarın raporda hesaplanan miktardan mahsubu gerekmekte ise de bu husus hiçbir şekilde değerlendirilmeksizin hüküm kurulmuş olup işbu husus istinaf sebebidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/1195 e. 2022/52 k. Sayılı dosyasından verilen 08.02.2022 tarihli esas davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın istinaf incelemesi ile kaldırılarak davanın reddine, birleşen davanın reddine ilişkin kararın istinaf incelemesi ile kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekmekte ve talep edilmektedir....\" şeklindeki beyanlarıyla İDM kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı birleşen davada davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki savunmalarını tekrarla, \"...Öncelikle davalı yan dava dosyasına sunduğu ilk cevap dilekçesinde davacı müvekkilin \"hiç iş yapmadığını iddia etmiş\" akabinde cevaba cevap dilekçesinde ise bu sefer \"her ne kadar bir takım işler yapmışsa da tam yapmamıştır\" denilmiştir. Taraflar arasında çekişmesiz olan husus imzalanan sözleşmenin yürürlüğe girdiği hususudur. Taraflar arasında dava dosyasında da açıkça belirtildiği üzere bir sözleşme imzalanmış ve bu sözleşmeye ilişkin ilk ödeme bedeli olan 50.000-tl ödeme de davacı müvekkile gerçekleştirilmiştir. Akabinde işlerin devamıyla birlikte 2. Ödeme bedeli olana 50.000-tl 'nin müvekkile ödenmesi gereken gün geçmesine rağmen ödeme yapılmamış ve davalı firma yetkilisi tarafından taraflar arasındaki akit şifahi bir şekilde sonlandırılmıştır. Bunun üzerine davacı müvekkil söz konusu sözleşme akabinde edimlendiği işleri yapacağı kişilerle ilgili bir kısım yükümlülüklerini yerine getirememiş ve sözleşmeden kaynaklanan ve kendisine ödenmesi gereken toplamda bakiye kalan 100.000-tl den de mahrum kalmıştır. Huzurdaki dava davacı müvekkilin sözleşme gereğince edimlendiği işleri yapmaya devam ettiği sırada davalı şirket yetkilisinin sözleşmede belirlenen vade ve bedellerdeki ödemeleri yapmaması akabinde müvekkili çalışamaz hale getirmesi sonucunda müvekkilin bundan uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazmini için ikame edilmiştir.yerel mahkemece yapılan yargılama boyunca  dava dosyası 3-4 kez inceleme için bilirkişi heyetine gönderilmiş olup yapılan tüm incelemelerde davacı müvekkilin davalı firmadan alacaklı olduğu açıkça tespit altına alınmıştır. Ayrıca esasen davacı müvekkilin sözleşme ile edimlenmiş olduğu ve uzmanlık alanı olan ve sözleşmenin de temelini oluşturan \"danışmanlık /know how\" hizmetinin değerlendirmesini yapabilecek uzmanlığa ve yetkinliğe sahip bilirkişi de bulunamamış olmasına rağmen inceleme sonuçları davacı müvekkil lehinedir.tüm bunlara rağmen yapılan yargılama sonunda dava konusu ettiğimiz bakiye kalan 100.000-tl ödemeden kaynaklı  müvekkilin yapmış olduğu iş ve işlemlerle ilgili olarak kendisine tazminat ödenmesi yönündeki talebimizle ilgili yerel mahkeme 38.574,00-tl + kdv tutarında bir ödemenin davacı müvekkile yapılmasına karar vermiştir. Davacı müvekkil yargılamanın  3 yıldan fazla sürmüş olması sebebiyle ve esasen sözleşmeden kaynaklanan hizmet bedelinin de bilirkişilerce eksik hesaplandığı (danışmanlık /know-how hizmetine dair inceleme yapılmamıştır.) Açıkça ortada olmasına rağmen yargılamanın daha da uzamaması sebebiyle bu hususta kararı istinaf etmemiştir. Yaşanan süreçte 4 yıl önce belirlenen bedellerin ülke şartlarında her geçen gün eridiği ve paranın satın alma gücünün de günden güne azaldığı düşünüldüğünde müvekkil bu hususta fazlaya dair haklarını saklı tutmuş olmakla birlikte bu aşamada istinaf talebinde bulunmamanın maddi olarak daha doğru olduğuna karar vermiştir. Dava dilekçelerimiz içeriğinde ve ayrıca sunulan delillerle de belli olduğu üzere müvekkil ile davalı arasında imzalanan sözleşmede bir ödeme planı belirlenmiştir. Bu ödeme planına göre davalının, \"davacı müvekkile sözleşmeye göre 50.000-tl peşin ödeme, ilk ödemeden 1 ay sonra 50.000-tl ve 30.10.2018 tarihinde restoran açılımına müteakip 50.000-tl ödeme yapılacağı hususunda mutabık kalınmıştır. Bu ödemelerde geçen 50.000-tl lik ilk ödeme yapılmış ancak imza tarihinden bir sonraki tarih olan 7.8.2018 tarihli 50.000-tl'lik ödeme müvekkile yapılmamıştır. Müvekkilin sözleşme ile kendisine taahhüt edilen 2. Ödeme olan 50.000-tl süresinde alamamış olmasına rağmen  o aşamaya kadar çalışmaya ve iş görmeye de devam etmiştir. Akabinde 10.08.2018 tarihinde yapılan toplantı daki davalının kendi çalışanları ile arasındaki sorunlar sebebiyle toplantıyı terk etmesi sonrasında davacı müvekkilin davalıya ulaşmak isteme yönündeki tüm çabaları davalı tarafından boşa çıkarılmıştır. Davacı müvekkilin iş sahibine ulaşmadan işlerin devamını sağlayabilmesinin mümkün olmadığı ortadadır. Davalı sözleşme gereğince yüklendiği edimleri süresinde yerine getirmemiş (7.8.2018 ve 30.10.2018 tarihli ödemeler) ve bu durum sabittir. Davalı bir anlamda tüm fikri ve teknik bilgi ve işleri davacı müvekkilden almış olup akabinde  söz konusu işleri başkaları tarafından devam ettirerek bir anlamda müvekkilin bilgi ve tecrübesini kullanmış ve bunun karşılığında ödemesi gereken bedelleri ise vermemiştir. Mevcut durum bu iken davalı tarafından sunulan istinaf dilekçesi içeriğinde müvekkilin işlerini yapmadığı, eksik yaptığı, süresinde yapmadığı vb. İsnatların dinlenmesi hukuken  mümkün değildir. Kaldı ki, ilgili dönemlerde müvekkilin sözleşmeye aykırı iş yaptığı yada işleri savsakladığı vb. Yönde davalı tarafından davacı müvekkile yazılı bir ihtar vb. Keşide edilmediği de  ortadadır.  Dava dosyasına sunulan maillerde de görüleceği üzere müvekkil ile davalı arasındaki sözleşme her ne kadar 7.8.2018 tarihinde imzalanmış olsa da çalışmalar mayıs 2018 tarihinde başlamıştır. Söz konusu bu çalışmalar boyunca 4 adet restoranın ekspertiz çalışmaları yapılmış (12 haziran acıbadem, 13 haziran nişantaşı ve ... mağazaları ziyaret edilmiş) 25 haziranda taraflar ... mağazasında bir araya gelmiş sözleşme hazırlıkları yapılmış ve taraflar arasında dava dosyasına konu sözleşme imzalanmış ve ilk ödeme olan 50.000-tl 7.7.2018 tarihinde davacı müvekkile ödenmiştir. Sözleşme sonrasında davacı tarafından davalıya ait olan acıbadem mağazasının yanlış bir ticari yapılanma olması ve kar etmesinin mümkün olmaması sebebiyle kapatılması gerektiği ve ayrıca kağıthane şubesinin de menü ve konsept değişikliğine dair yönlendirici bilgiler verilmiş ve bu direktifler davalı tarafından harfiyen uygulanmıştır. Davacı müvekkil ile davalı 10 temmuz, 16 temmuz, 23 temmuz, 25 temmuz, 7 ağustos, 8 ağustos, 10 ağustos günlerinde yüz yüze toplantılar gerçekleştirmiştir. Davalının ağır şeker hastalığı sebebiyle görme problemi olması sebebiyle yazılı bilgiden ziyade şifahi ve yüz yüze toplantılar talep etmesi sebebiyle çok kısa sürede üst üste bilgilendirme toplantıları yapılmış ve süreçle ilgili davalı sürekli olarak haberdar edilmiştir. Davacı müvekkil kendisine 7.8.2018 tarihli ödenmesi gereken 50.000-tl bedelin ödenmesini beklerken davalı tek taraflı ve ticari teamüllere de uygun olmayan bir yaklaşımla 10.08.2018 tarihli toplantı sonrasında davacı müvekkil ile olan irtibatını kesmiş ve davacı müvekkilin iş yapmasını imkansız hale getirmiştir. Davacı müvekkil sözleşme tarihinden çok önce başladığı çalışmalarını davalının ticari teamüllere aykırı şekildeki tavrına kadar eksiksiz bir şekilde ve olabildiğince hızlı olarak yerine getirmiştir. Sözleşmenin sonlanma tarihinin 30.10.2018 olduğu göz önüne alındığında  10.08.2018 tarihinde iş ve bilgi akışının davalı tarafından kesilmesinden sonra daha 2.5 aya yakın bir zaman olduğu da açıkça ortadayken davalı/birleşen dosya davalısının davacı iş yapmadı, eksik yaptı vb. Şekildeki itirazlarının hukuken dinlenebilir olmadığı görülmektedir. Müvekkil kendisinin iş yapması engellenerek vadesi gelen ödemeleri yapılmayana kadar -ve hatta sözleşme öncesinden başlamak üzere- söz konusu davalı firma ile ilgili tüm edimlerini yerine getirmiştir. Davalı/birleşen dosya davacısının takas ve mahsup talebinin hukuken kabul edilmesi mümkün değildir. Huzurdaki ana davada talebimiz davacı müvekkilin sözleşme kapsamında almış olduğu ilk ödeme olan 50.000-tl dışında kalan ve kendisine ödenmemesi sebebiyle mağdur olduğu kısma ilişkin maddi ve manevi tazminata ilişkindir. Söz konusu işlerle ilgili olarak davacı müvekkilin sadece alt sözleşme imzaladığı şahıslara ödemesi gereken 38.574,00-tl + kdv olarak hesaplanmışken bu bedelin mahsubuna ilişkin talepte bulunulması halinde davacı müvekkilin davalı firma için kendi cebinden ve emeğinden vererek iş yapması durumu ortaya çıkacaktır ki bunun da ne hukuken ne de ticari teamüller gereği kabulü mümkün değildir. Kaldı ki, davalı/birleşen dosya davacısının davasının reddedilmesinin altında yatan temel hukuki gerekçe de budur. Arz ve izah ettiğimiz üzere, davacı müvekkilin maddi ve manevi olarak taraflar arasındaki imzalanmış olan sözleşmede zararının daha fazla olduğu açıkça görülmektedir. Müvekkil sözleşmede kendisine ödeneceği taahhüt edilen bedeller üzerinden alt sözleşmeler imzalamış ve bu kişilere kısmi ödemelerde bulunmuş, akabinde bu kişilerin ve kendisinin sözleşme boyunca alması muhtemel başkaca iş ve kazanımlarını kaybetmişlerdir. Yerel mahkemece hesaplanan bedeller her ne kadar maddi zararları tazminden uzak olsa da yukarıda da belirttiğimiz üzere bu aşamada fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla bu aşamada maddi tazminat yönünden  kabul edilen rakamı istinaf etmemekle sayın başkanlığınızca da hükmün onaylanmaası ve davaalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmekteyiz...\" şeklindeki beyanlarıyla istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Asıl Dava, davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı arasında imzalanan Yönlendirici Danışmanlık Hizmeti Sözleşmesi uyarınca davalının \"...\" ismiyle İstanbul'da oluşturmaya çalıştığı Acıbadem, Kağıthane, ..., ve Nişantaşı mağazalarında kendisi veya çalışanları aracılığı ile tetkik ve tespitlerde bulunarak sözleşme kapsamında \"Yönlendirici Danışmanlık Hizmeti\" sunulduğu, bu hizmet karşılığı olarak davalı-karşı davacı iş yerlerinde iyileşmeler oluştuğu, ancak davalı-karşı davacının sözleşmede kararlaştırılan ücretleri ödemediği, ancak davacı-karşı davalının talebi üzerine sözleşmedeki hükümlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen sözleşmede kararlaştırılan bedellerin ödenmemesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine, Karşı dava ise; davalı-karşı davacı ile davacı-karşı davalı arasında müvekkilinin sahibi olduğu muhallebici dükkanı ile ilgili mimarlık işleri ile ilgili fiili çalışmalar ve hizmet yapması üzerine sözleşme akdedildiğini, sözleşmeden kaynaklı olarak müvekkilinin 50.000 TL ödeme yaptığını, ancak davacı-karşı davalının sözleşme ile yüklenmiş olduğu edimi yerine getirmediğini, bunun üzerine müvekkilinin İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalıdan sebepsiz olarak zenginleştiği 50.000 TLnin iadesi için icra takibi başlattığını, bu meblağ için arabulucuya başvurulmuş ise de yine de anlaşılamadığını, davacı-karşı davalı tarafın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1195 Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirkete maddi ve manevi tazminat davası açtığını, işbu davacı-karşı davalı ile tarafları ve konusunun aynı olduğunu beyanla gerekirse davanın \"birleştirilmesine\" karar verilmesini ayrıca İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ve takibinin devamı ve %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.İDM'nce 10.07.2020 tarihli Kamu Gözetim Kurumu Bağımsız Denetçi/Mali Müşavir ve İZÜ Huk. Fak. Öğr. Örv. Bilirkişiden oluşan bilirkişi heyet raporunda; \"...Bu meyanda yüce Mahkeme Marka/imaj uzmanı bir bilirkişiyi ilerleyen süreçte Bilirkişilik bünyesine dahil etmekte muhfardır. asıl davanın davacısı gerçek kişi kendi edimlerini ifa ettiğini MK 6'da yer bulan ilke çerçevesinde öncelikle ispat mevkindedir. Buna ilikin kanaat uyandıracak veri —kendi uzmanlık alanımız içinde kalarak -dosyada bulunamamıştır. Birleşen dosyanın davacısı tüzel kişinin istemi de fikrimizce, asıl davanın davacısı gerçek kişinin edimini usulünce ifa edip etmediğinin belirlenmesine bağlı olarak kanaat bildirme mevkiüne gelebilecektir...\" şeklinde rapor ibraz ettiği, 12.04.2021 tarihli aynı heyete mimar bilirkişi eklenmesiyle alınan bilirkişi heyet raporunda; \"...»Sözleşme kapsamında yapılacak işlere ait çalışmaların başlayabilmesi için tasarımların tamamlanması gerekmekte olup, ancak tasarımların tamamlanması için de davacı şirket yetkilisi ... ... ve Alt Taşeronlarının mutfak yerleşimlerine ait planı işletmesistemine uygun olarak ... Şti.'ne teslim etmiş olmaları ve sonrasında da 7D'nin tasarımları tamamlayarak, ilgili Belediyeden onarım iznini alması sonrasında da tadilat/yıkım işine geçilmesi gerekecekken,Dosya kapsamında yapılan incelemeden; ... Şirketinin Şişli Belediyesi'ne basit onarım izni müracaatı yaparak, Şişli Beleyesi ve 2 No'lu Koruma Kurulu'dan gerekli izinlerin alınmadığının anlaşıldığı,Yukarıda detaylı izaha çalışıldığı üzere, dosya kapsamında mevcut mailler ile projeler incelendiğinde; ... Nişantaşı Şubesine ait Zemin Kat ve Bodrum Kataait Yerleşim Planı ile Nişantaşı Şubesine ait 1. kat ve zemin kat masa yerleşim planı mevcut olmasına karşın,... ... Şubesi'ne ait planda, Mimarlık Şirketinin maillerinde,Alt Taşeronlardan talep etmiş olduğu hususların yerine getirilmediği, kanaatine varılmış olup,Alt Taşeronluk Sözleşmesi kapsamında da, Alt Taşeronlarım; son kullanıcı ve hizmet alıcı ile direk, en direk bir bağlantısı olmayacağı, bu servis ve hizmetler ... ... tarafından verileceğinin kayda alındığı dikkate alındığında; Davacı ... ... tarafından, ... Şubesine ait mutfak yerleşimlerine aitplanın ... Şirketine eksik/tamamlanmamış olarak teslim edildiği kanaatine varıldığı,Taşeron Sözleşme çalışmalarının, davacı şirket yetkilisi ... ... ile davalı şirketyetkisi olan ...arasında kabul edilerek imza altına alınan Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi'nin konusunu oluşturduğundan, Yukarıda detaylı izahı çalışıldığı üzere, mesleki uzmanlık alanım dışında kalan çalışmalar hariç olmak üzere, davacı Şirkete Ödenecek Toplam Tutar 38.584,00 TLtKDV olarak taktir ve hesap edilmiştir....\" şeklinde rapor ibraz edildiği, aynı heyet 08.12.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; \"...Taşeron Sözleşme çalışmalarının, davacı şirket yetkilisi ... ... ile davalı şirket yetkisi olan ...arasında kabul edilerek imza altına alınan Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi'nin konusunu oluşturduğundan, Yukarıda detaylı izahı çalışıldığı üzere, mesleki uzmanlık alanım dışında kaldığı gibi, ayrıca davacı tarafça sözleşme kapsamında yapılacak yukarıda 4. madde de sözü edilen diğer edimlerin somut olarak bir veriye dayanmadığından, bilinemediğinden, davacı şirkete ödenecek toplam bedel— 38.584,00 TL*KDV olarak taktir ve hesap edilmiş olup, Ek rapora eklenecek başkaca bir hususun olmadığı kanaatine varılmıştır....\" şeklinde ek rapor ibraz ettiği, İDM'nce; \"...Taşeron çalışmalarının davacı şirket yetkilisi ... ... ile davalı şirket yetkisi olan ...arasında kabul edilerek imza altına alınan yeniden yapılandırma sözleşmesi'nin konusunu oluşturduğundan, alt taşeronların sadece davalı şirketin Nişantaşı şubesi'nin mutfak yerleşimlerine ait planında işletme sistemine uygun hizmetleri tamamlamış bulunduğu ve taşeronluk bedellerinin de toplam 95.000,00 TL. olduğu dikkate alındığında ve bu bedelin 1/3'ü kadar çalışmaların tamamlandığı kanaatine varıldığından; Davacı Şirkete Ödenecek Bedel= (95.000,00 TL: 1/3) 31.667,00TL. + % 25 Davacı Şirket İşveren Karı 7.917,00 TL= 38.584,00 TL+KDV olarak davacı alacağının bulunduğu belirlenmiştir. Tüm bu nedenlerle asıl davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 38.584.-Tl nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 16 ATM nin 2019/540 E ve 2019/712 K sayılı dosyasından dolayı açılan davanın yanlar arasında imzalanan sözleşmedeki hizmetlerin bir kısmı yerine getirildiğinden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı Müvekkilin Ticari Ve Şahsi İtibarının “Haksız Sözleşme Feshi ve Yapılan Haksız İcra Takibi”nden dolayı Zedelenmesi Sebebiyle 10.000-TL Manevi Tazminatın davalıdan Tahsilini iste dava açmış ise de Anayasanın 36. maddesinde; herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Hak arama özgürlüğü bu şekilde Anayasal güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Somut olayda; davalılar, yargı mercileri önünde taraf olarak iddia ve savunma hakkını kullanmışlardır. Davalıların davacıya karşı Haksız Sözleşme Feshi ve Yapılan Haksız İcra Takibi”nde görülmekte olan takipte verdikleri dilekçelerde kullandıkları ifadeler iddia ve savunma hakkı kapsamında kalmakta olup davacının kişilik haklarına saldırı içermemektedir.Bu nedenle manevi tazminat talepleri yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle aşağıdaki hüküm kurulmuştur....\" şeklindeki gerekçeyle; \"...1-İş bu asıl davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 38.584.-Tl nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat istemi ile fazla istemin reddine,Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 16 ATM nin 2019/540 E ve 2019/712 K sayılı dosyasından dolayı açılan davanın reddine,...\" şeklinde hüküm kurulduğu verilen kararın davalı-karşı davacı tarafından yukarıda belirtili nedenlerle istinaf edildiği anlaşılmıştır.Yukarıda da belirtildiği gibi,ilk derece mahkemesince alınan yetersiz bilirkişi raporuyla hüküm kurulduğu,bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olmadığı ve denetime açık olmadığı anlaşıldığından İDM kararının yerinde olmadığı sonucuna varmak gerekmiştir.O halde, İDM'nce; sözleşme konusunda uzman bir hukukçu akademisyen profesör bilirkişi ile bir iç mimar ve bir mali müşavir bilirkişi heyetinden rapor alınarak (taraflar arasındaki yönlendirici danışmanlık sözleşmesinin şartları, taraflara yüklediği edimler, danışmanlık ücretinin aylık mı, iş bitimine  karşılık mı belirlendiği, dolayısıyla fesih tarihine kadar hak edilen danışmanlık ücretinin ne olduğu, feshin haksız olması halinde hak edilecek danışmanlık ücretinin ne kadar olduğu, feshin haklı olması halinde fesih tarihinden sonraki dönem için hak kazanılacak ücret bulunup bulunmadığı, yönlendirici danışmanlık sözleşmesi sırasında verildiği söylenen belediyelere müracaatlarla ilgili hizmetin verildiği tarih ve veriliş şekli de nazara alınmak suretiyle tarafların hak ve yükümlülüklerinin ve hak kazanılan danışmanlık ücretlerinin ne kadar olduğu konusunda konusunda uzman bilirkişiden dosya kapsamına uygun, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre hüküm kurulmak üzere dosyanın İDM'ye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davalı-birleşen dosya davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasına, tüm taraf delilleri toplanarak karar verilmek üzere dosyanın İDM'ye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda; davalı birleşen davada davacının istinaf talebinin kabulüne, HMK m.353/1-a-6 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen kapsamda yargılama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;<br>1.Davalı birleşen davada davacının istinaf başvurusunun  KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  08/02/2022 tarih, 2018/1195 Esas, 2022/52 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE gönderilmesine,3.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davalı birleşen davada davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4.Davalı birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine,6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,  Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 18/09/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.\t <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ff8be5a1087a9a2f","SID":"f07f36338b696668"}}