{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/169 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1224<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/02/2021<br>NUMARASI\t: 2017/472 Esas, 2021/156 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 02/10/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortalısının işyerinde 28/03/2016 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiğini, sigortalı işlerinde davalı tarafından kurulan alarm sisteminin kullanıldığını, sigortalı iş yeri müdürünün alarmı 26.03.2016 tarihi saat 19:39 da kurduğu, ancak hasarın gerçekleştiği 28.03.2016 saat 04.31 de pırların devreye girmediği ve alarmın çalmadığının anlaşıldığını, bu nedenle görevini gereği gibi yerine getirmediğini, davalının hasarın oluşmasında % 100 kusurlu olduğunu, müvekkili ile dava dışı sigortalısı arasındaki poliçe kapsamında sigortalının zararının karşılandığını, müvekkilinin TTK 1472. Maddesi gereğince sigortalısının haklarına halef olduğunu, müvekkilinin ödediği bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatılması üzerine davalının itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek davalının itirazın iptaliyle takibin devamına, davalı borçlunun iş bu haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ile müvekkili arasında 23/03/2016 tarihli Güvenlik Hizmeti sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin güvenlik sisteminin teslimi ve kurulumunu eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bu nedenle müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, gerek dava konusu yaşanan olay öncesinde, gerekse olay sonrasında ... tarafından yapılan kontrollerde sistemde yer alan dedektörün çalıştığının tespit edildiğini, müvekkili tarafından yapılan detaylı çalışmalar neticesinde kamera kayıtlarındaki saat ile alarm kayıtlarındaki saatlerin birbirinden farklı olabileceği sonucuna varıldığını, her ne kadar sigortalının kayıtlarından hırsızlığın 4:30 da meydana geldiği görünse de aslında 4:58 de gerçekleştiği ve akabinde Güvenlik sistemi Sözleşmesi uyarınca müşteriye sorunsuz şekilde bildirimde bulunulduğunu, müvekkilinin tam güvenlik hizmeti veren bir şirket olmadığını, müvekkilinin uyarı görevini ifa etse dahi söz konusu zararların meydana geleceğini, müvekkilinin davranışı ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava dışı sigortalının gerekli özen ve dikkati göstermediğinden müterafik kusurunun bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davalının sözleşme ile üstlendiği edimleri yerine getirdiği, davacının sigortalısının hırsızlık olayı öncesinde, cam kapı ve vitrinin kırılmasını önleyecek tedbirleri almayarak, zararın artmasına sebebiyet verdiği, davacı tarafça davalı şirketten sözleşme kapsamında talep edebileceği bir alacağın mevcut olmadığına gerekçesi ile davanın reddine karar karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan raporların eksik inceleme ile oluşturulduğunu ve denetime elverişli olmadığını, müvekkilinin sigortalısı tarafından olaydan sonra maddi hasarı engellemek adına alınan tedbirler açısından da inceleme yapılması gerektiğinde var olan sistemin yetersiz olduğunu, bilirkişiler tarafından somut olay nezdinde davalının hizmet kusurunun bulunmadığı tespitinin hukuka ve somut gerçekliğe aykırı olduğunu, yine olayın gerçekleştiği esnada alarmın hareketi algılamadığı ya da çok sonra algıladığı ortada iken bilirkişiler tarafından somut olay nezdinde davalı firmanın hizmet kusurunun bulunmadığı tespiti hukuka ve somut gerçekliğe aykırı olduğunu,  her ne kadar ilgili raporda dava konusu iş yerinin caydırıcı tedbirler alınması ve cezbedici olmaması yönünde tespitte bulunulmuş ise de, sigortalı iş yerinin motosiklet ve ekipmanları satışını iştigal etmesi ve mezkur hadisenin gerçekleştiği alanın showroom niteliğinde kullanıldığı, dava dışı sigortalının halihazırda işbu mekanı korumak adına davalı firma ile anlaştığı ve belirli noktalara hareketleri algılayacak şekilde sistem kurdurduğu hususunun göz ardı edildiğini, hırsızlık olayına konu kırılan vitrin camının 11,4 m2 (3x3,8) boyutlarına lamine cam niteliğinde olduğu, dosyada mübrez 25.05.2016 tarih ... numaralı raporda da işbu hususun özellikle belirtildiği ve alarm ve darbelere dayanıklı cam koşullarının sağlandığından bahisle hesaplamada muafiyet uygulanmadığı belirtildiğini, bilirkişiler tarafından işbu hususların değerlendirilmediğini, olayın saat 04:31’de gerçekleştiği, gerek bilirkişi tarafından yapılan tespitlerde gerekse de taraf beyanlarından şirket çalışanı tarafından dava dışı sigortalı firma yetkilisine 04:58’de olayın haber verildiği ortada iken bu hususlar incelenmeksizin birbirinden çelişkili tespitler yapıldığını, çelişkili ve net olmayan tespitler içerir söz konusu ek bilirkişi raporuna yerel mahkeme nezdinde dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdiini talep etme yönüyle itiraz edildiğini ancak yerel mahkeme işbu itirazlarını göz önünde bulundurmaksızın söz konusu raporları hükme esas alarak hukuka ve gerçeğe aykırı hüküm tesis ettiğini, ilk derece Mahkemesinin gerekçeli kararının sadece bilirkişi raporuna dayandığını, somut ve açık gerekçeler içermediğinden adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etimşitir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hırsızlık sebebiyle oluşan zarar iddiasına dayalı poliçe kapsamında sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacının, davalı hakkında İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında toplam 74.818,75 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... ve Oto. San ve Tic A.Ş. arasında 09/10/2015-09/10/2016 tarihleri arasında geçerli İşyerim Paket Poliçesi akdedildiği, riziko adresinin \"...Sitesi D Blok No: 21-22 ...Mah Kadıköy İstanbul\" olduğu, 28/03/2016 tarihinde meydana geldiği belirtilen hırsızlık olayı sebebiyle sigortalısının oluşan zararına karşılık davacı tarafından 06/06/2016 tarihinde 69.873,97 TL ödeme yapıldığı ve meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğundan bahisle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.25/05/2016 tarihli hırsızlık ekspertiz raporunda; Sigortalı ile yapılan görüşmede 28.03.2016 tarihinde saat 04:30 sıralarında işyeri önüne 2 motorsiklet ile gelen 4 şahsın, bitişikteki işyeri önünde bulunan ayaklı küllük ile işyerinin giriş camını kırdıkları ve işyerinde bulunan 2 adet sıfır motosikleti çaldıkları beyan edildiği, ekspertiz tarafından kamera kaydının temin edildiği ve kamera kayıtları incelendiğinde olayın beyan edilen şekilde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, hasarın yakın nedeni hırsızlık olarak belirlendiği ve söz konusu hadisenin poliçe teminatı kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Bilirkişi heyetinin 15/04/2019 tarihli raporunda özetle; Dava konusu olayla ilgili kamera kayıtlarının ham halinin dosyada yer almadığı, dosyaya sunulan dijital kayıtların kamera izleme ekranına ait video görüntüleri ve ekran görüntülerinden oluştuğu, dava dışı firma vekilleriyle yapılan görüşme neticesinde ilgili görüntülerin ham haline ulaşılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla görüntülerde yer alan olay saatinin doğruluğunun tespit edilemediği, davalı ... firmasının dosyaya sunduğu belgeler ve dijital materyallerden, olay tarihinde davalı ... firmasının merkezindeki alarm sistemine ilk alarm bildiriminin 28/03/2016 tarihinde saat 04:58’de geldiği, bunun üzerine prosedür gereği ilkin olayla ilgili dava dışı şirket yetkilisi ... ile görüşüldüğü, ...’in aranma saatinin olay günü saat 04:58'den itibaren hemen sonra davalı ... firması yetkilisi tarafından yapıldığı, mekanı kontrol edip edemeyeceğinin kendisine sorulduğu, edebileceğini belirttikten sonra davalı firma çağrı merkezi yetkilisinin polis yönlendirme talebine karşı polis yönlendirmesi istemediğini belirttiği, tüm bu konuşmalara ait ses kaydının yer aldığı DVD'nin içeriğinin boş olduğu, herhangi bir ses kaydının yer almadığı, ilgili ses kaydına davalı vekili tarafından atılan e-posta ile ulaşıldığı, dosyaya sunulan bilgi ve neticesinde olay tarihinin 28/03/2016 olduğu fakat gerçekleşme saatinin tam olarak tespit edilemediği, olay sonucunda, toplam zararın 69.873,72TL olacağı hususlarında görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi heyetine Güvenlik ve Alarm Sistemleri konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişinin dahil edilmesi üzerine alınan 30/04/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamında bulunan CD içeriğindeki iş yerine ait fotoğraflar incelendiğinde; iş yeri kapısının cam olup, kepenk sisteminin olduğu, vitrin camlarının oldukça büyük, kepenk sistemi ve demir parmaklık gibi koruma önlemlerinin olmadığı, iş yeri içerisinde motosikletlerin vc raflarda bulunan aksesuarlarının dışarıdan bakıldığında açık ve net bir şekilde görüldüğü, iş yeri içerisinde kapı girişini ve motosikletlerin bulunduğu alanda hareket sansörü ve kameraların olduğu fotoğrafların incelenmesi neticesinde anlaşıldığını, güvenlik şirketinin sözleşme öncesi iş yerinde yapılan Keşif sonrası riskler değerlendirilerek montaj yapılmak suretiyle sistemin çalışır halde teslim edildiği, hırsızlık olayından önce sigortalı işyerine montajı yapılan malzemelerin yeterli seviyede hizmet verebilecek seviyede olduğu, işyeri içerisinde bulunan iç alanlara yeterli sayıda hareket sensörü (pır) montajının yapıldığı, özelikle iş yerine girişte solda ve sağda, motosikletlerin bulunduğu yerde toplamda 4 adet hareket sensörünün olduğu, iş yerinin alarm güvenliğinin sağlanmasında iş yeri alanı da değerlendirilerek özellikle iş yeri girişi ve motosikletlerin bulunduğu alanda yeterli sayıda hareket sensörü takılarak alarm sistemi güvenliğinin sağlanabileceği, sözleşmenin ilgili maddesi gereği sistemin müşterinin istekleri doğrultusunda yapıldığı, müşterinin sistem kurulumunda belirttiği isteklerin, iş yerinin yeterli alarm sistemi seviyesinde korunduğunun değerlendirildiği, haber verilmesi gereken isimler ve telefon numaraları mevcut olduğu, ... Alarm Merkezi kayıtları incelendiğinde, sistemin aktif olduğu, günlük rutin test sinyallerinin alarm merkezine sorunsuz ulaştığı, 25-28/03/2016 tarihleri arasında sistemin sorunsuz çalıştığı, test sinyallerinin sorunsuz ulaştığı, 28/03/2016 04:58 de \"Motosiklet Pır\" dan alarm alındığı, şikayetçi ifade tutanağında iş yeri sahibi ...beyanında geçen saat ile alarm merkezince alınan sinyal saatinin uyuştuğu, hırsızların iş yerine girmeleri ile birlikte hareket sensörünün hareketi algılayarak alarm paneline sinyal gönderdiği, alarm panelinin GPRS modulü ile ... Alarm Merkezine alarm sinyalini ilettiği, hizmet sözleşmesi gereği haber verilecek kişilerden olan ...' in cep telefonunun ... yetkilisi tarafından aranarak, iş yerinden alarm sinyali alındığı bilgisinin verildiği, iş yerinin ...' e tanımlı şifre ile açılarak alarm sistemini, kendisine haber verildikten 17 dakika sonra kapatıldığı, telefon görüşmelerinden polis yönlendirilmesine ilişkin soruya, gerek olmadığı yönünde cevap verildiği, hırsızlık olayından önce davacının sigortalısının iş yerinde kurulmuş olan alarm sistemindeki hareket sensörlerinin, hırsızlık olaylarında mekana kontrol dışı girişlerin tespiti için hareket algılayıcı özellikte olduğu, sistem kurulurken hareket sensör açılarının yetkili servis personellerince ayarlandığı, dolayısıyla iş yerinin dışında vitrin önündeki hareketi algılamayacağı, iş yeri cam kapısı veya vitrin camlarının kırılması ile içeri girildiğindeki hareketleri algıladığı, iş yeri cam kapısı veya vitrin camlarının kırılması ile olarak detektörlerin ise iş yerine ilk montaj dahilinde takılan hareket detektörlerinden olmadığı, genelde darbe sensörü olarak da bilinen cam kırılma detektörlerinini müşterinin isteklerine göre montajının yapıldığı, hırsızlık olayından sonra düzenlenen servis-montaj formuna göre müşteri onayı ile sisteme 3 adet pır, 6 adet cam kırılma detektörü takıldığı, sonuç olarak,  yeterli seviyede alarm güvenlik sistemi ekipmanları ile kurulmuş alarm sistemi montajı yaparak, sistemi çalışır halde teslim edildiği, Güvenlik Sistemi Hizmet Sözleşmesi gereği edimlerini yerine getirildiği, hizmet kusurunun olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.İlk derece Mahkemesince ek bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalının sözleşme ile üstlendiği edimleri yerine getirdiği, davacının sigortalısının da hırsızlık olayı öncesinde, cam kapı ve vitrinin kırılmasını önleyecek tedbirleri almayarak, zararın artmasına sebebiyet verdiği, davacı tarafça davalı şirketten sözleşme kapsamında talep edebileceği bir alacağın mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.<br>İstinafa konu uyuşmazlık, davacının sigortalısının hırsızlık olayı neticesinde uğradığı zarardan, davalı şirketin alarm güvenlik sözleşmesi kapsamında sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.3. Maddesinde; \"Bu sözleşme hırsızlık, yangın gibi olaylara karşı sigorta hükmünde değildir. Elektronik Güvenlik Sistemlerince korunmuş mekan ve bölgede ... Alarm Merkez'nin sağladığı izleme hizmetine rağmen meydana gelebilecek hırsızlık, soygun, elektronik güvenlik sisteminden kaynaklanmayan arıza ve problemlerden ve benzeri olaylardan ... sorumlu tutulamaz.\" hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, sigortalı işyerindeki hırsızlığın vitrin camının kırılmak suretiyle gerçekleştiği, davacının sigortalısı tarafından davalı ... Hizmetleri AŞ'ye işyerinde kurdurduğu alarm sisteminin olay tarihinde faal ve çalışır durumda olduğu, ayrıca işyerini gören kameralar bulunduğu gibi hırsızlık olayının da kayıt altına alındığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı ... Hizmetleri AŞ tarafından sigortalı işyerine kurulan alarm sistemindeki hareket sensörlerinin hırsızlık olaylarında mekana kontrol dışı girişlerin tespiti için hareket algılayıcı özellikte olduğu, davalı tarafından sigortalı işyerinde yeterli seviyede alarm güvenlik sistemi ekipmanlarının kurulduğu ve alarm sistemi montajı yaparak, sistemi çalışır halde teslim edildiği, hırsızlık anında alınan alarm sinyali üzerine bu durumun gecikmeksizin sigortalı yetkililerine bildirildiği dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Diğer taraftan dava dışı sigortalı şirket yetkilisinin İskele Polis merkezi Amirliğine verdiği 28.03.2016 tarihli şikayetçi ifade tutanağında,  alınan alarmın saat 04:58 de şirket mağaza müdürüne bildirildiğini beyan ettiği, davalı ... Sistemleri A.Ş. nden alınan alarm sinyal kaydı saatinin de 04:58 olduğunun tespit edildiği hususları dikkate alındığında, davalı ... Hizmetleri AŞ'nin, Güvenlik Sistemi Hizmet Sözleşmesi gereği edimlerini yerine getirdiği, bu nedenle meydana gelen hırsızlık olayında kusurunun bulunmadığı tespit edildiğinden meydana gelen zarardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Bir başka deyişle, davacı dava konusu hırsızlık olayında, davalının hizmet kusurunu ispatlayamamıştır. Bu nedenle Mahkemece yargılama sırasında alınan ek bilirkişi raporlarına itibar edilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı Sigorta vekili, maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücretine hükmedildiğinden bahisle kararı istinaf etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesinde, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı belirtilmiş olup Mahkemece bu doğrultuda vekalet ücreti tayin edilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmamış ise de; AAÜT tarifesine göre, taraflar lehine takdir edilecek avukatlık ücreti karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre belirleneceğinden ve kararın kaldırılması halinde yeniden verilen karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT tarifesine göre Asliye Mahkemelerinde takip edilen işlerde maktu vekalet ücreti 30.000,00 TL olduğu dikkate alındığında, istinaf eden davacı Sigorta aleyhine karar verilemeyeceği gözetilerek bu yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/472 Esas, 2021/156 Karar sayılı ve 24/02/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/10/2025<br>\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"abf86650f58c06da","SID":"b57ad14eaf2eeee8"}}