{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ....<br>KARAR TARİHİ\t: 16/10/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t:....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ...<br>TARİHİ\t\t: 05/03/2025 <br>NUMARASI\t\t: .... <br><br>DAVACI\t\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVANIN KONUSU\t: Ziraat Sigortası Kaynaklı<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/10/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin çiftçilik faaliyeti yürüttüğü tarlalardaki ayva ağaçlarına yönelik olarak,  ....(.... ili, ..... ilçesi ...... Köyü, O ada, 2263 parsel) poliçe numarasıyla 16.12.2022 başlangıç tarihli, 30.10.2023 bitiş tarihli,.....(.... ili,..... ilçesi ......Köyü, O ada, 2264 parsel) poliçe numarasıyla, 16.12.2022 başlangıç tarihli, 30.10.2023 bitiş tarihli ve .....(.... ili.... ilçesi ....... köyü O ada, 783 parsel) poliçe numarasıyla, 16.12.2022 başlangıç tarihli, 30.10.2023 bitiş tarihli, doğal afetlerle ilgili (don, dolu, hortum vs) ... Sigorta AŞ den sigorta yaptırdığını,  30.03.2023 tarihinde don olayı meydana geldiğini,  müvekkilinin davalı olan müdürlüğüne durumu anında haber verdiğini,  sigorta şirketi gelip gerekli inceleme ve tesbitleri fotoğraf çektiğini,  bütün tesbit evrakları fotoğraf, görüntülerin davalıda olduğunu,  müvekkilinin don neticesi zarara uğradığını, bu zarar bu güne kadar sigorta kapsamında olmasına rağmen karşılanmadığını, müvekkilinin başvuruları netice vermediğini, belirterek şimdilik 5.000,00 TL belirsiz alacaklarının davalıdan don tarihi olan 30.03.2023 tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile alınmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 20/11/2024 havale tarihli bedel arttırım dilekçesinde özetle,  5.000,00 TL ile talep ettikleri belirsiz alacak davasını 58.980,00 TL olarak arttırdıklarını beyan etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde, açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının ..... İli.... İlçesi .......'de bulunan parselde bulunan ayva bahçelerini  sigortalayan .....  nolu poliçesi olduğunu, yapılan hasar ekspertiz çalışmaları gereğince .... nolu poliçe kapsamında %13 don hasarı tespit edildiğini ve tespit edilen hasar oranına göre sigortalıya 6.804,00  tl hasar tazminatı ödendiğini, ... ve .... nolu poliçeler kapsamında ise delillerle de sabit olduğu üzere sigortalı ürünlerde don hasarına ilişkin poliçe teminatı kapsamında hiçbir hasar emaresine rastlanılmadığını, Meteroloji Genel Müdürlüğünden alınan veriler uyarınca  hasar tarihinde bölgede don hasarına yol açacak bir sıcaklık düşüşü olmadığının açık olduğunu, ayrıca hasar tespiti öncesinde zorunlu olarak yapılan verim tespit çalışmaları gereğince teminat dışı unsurlar nedeniyle (tozlaşma yetersizliği, çiçeklenme dönemi öncesi meydana gelen ani hava değişimleri vb.) nedeniyle oluşan verim düşüşüne ilişkin de zeyilname düzenlendiğini ve sigortalıya prim iadesi yapıldığını,  müvekkil kurum dava konusu hasara ilişkin üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirdiğini, davacı, dava konusu poliçe kapsamında 30.03.2023 tarihinde don hasarı olduğu gerekçesiyle hasar ihbarında bulunduğunu ve tarım sigortaları alanında uzman bağımsız ziraat mühendisi eksperler tarafından 02/04/2023  tarihinde hasar tespit incelemesi yapıldığını,  yapılan incelemede hasar tarihi olarak beyan edilen tarihte ürünün yeşil tomurcuk döneminde olduğu ve bu dönemde don etkisini maruz kaldığı, üründe meydana gelen etkilenmelerini teminat başlangıcından önce meydana gelen etkiler kaynaklı olduğunun belirlendiğini, don hasarı ile fizyolojik dökümün ayırt edilmesi en önemli hususlardan biri olduğunu, poliçe teminatı kapsamındaki zararın karşılandığını, huzurdaki davada don hasarının bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise tazminatın hesabı mevzuata uygun olarak yapılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"ziraat mühendisi, meteoroloji mühendisi ile sigorta bilirkişisine tevdi edildiği, düzenlenen heyet raporunda, davaya konu 30.03.2023 tarihinde hafif don hadisesinin kayıtlarda görüldüğünü, bu hadisenin yaptığı etki nedeniyle zarar oluşabileceği ve bu durumun mücbir sebep olmayacağı, meydana gelen hasarın poliçe teminat kapsam ve limitleri dahilinde olduğu, Poliçelerde ve Genel Şartnamede yazılı muafiyet ve müşterek muafiyetler, prim iadesi  düşüldükten sonra, davacının bakiye 58.980,00 TL tazminat talep edilebileceği tespit edilmiş olup,  bilirkişi heyeti raporunun tüm dosya kapsamına, poliçe hükümlerine uygun düştüğü ve muafiyet oranı ile müşterek sigorta bedeli göz önüne alınarak iade edilen bedel düşüldükten sonra bulunan 58.980,00 TL tazminat miktarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Müvekkilinin zararının doğru ve usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin gerçek zararının 700 bin TL civarında olduğunu, dilekçe ekinde sunulan örnek bilirkişi raporu dikkate alındığında gerçek zararın ortaya çıkacağını, hesaplamada esaslı yöntem yanlışlığı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ..... Ticaret Mahkemesinin ....E, ....K sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesi ile; Davacının; .... İli..... İlçesi .... bulunan Parselde bulunan ayva bahçelerini sigortalayan .....  nolu poliçelerin sigortalısı olduğunu,  yapılan hasar ekspertiz çalışmaları gereğince .... nolu poliçe kapsamında %13 don hasarı tespit edildiğini ve tespit edilen hasar oranına göre sigortalıya 6.804,00 TL hasar tazminatı ödendiğini,  ..... nolu poliçeler kapsamında ise delillerle de sabit olduğu üzere sigortalı ürünlerde don hasarına ilişkin poliçe teminatı kapsamında hiçbir hasar emaresine rastlanmadığını, kaldı ki Meteroloji Genel Müdürlüğünden alınan veriler uyarınca da hasar tarihinde bölgede don hasarına yol açacak bir sıcaklık düşüşü olmadığını, ayrıca hasar tespiti öncesinde zorunlu olarak yapılan verim tespit çalışmaları gereğince teminat dışı unsurlar nedeniyle (tozlaşma yetersizliği, çiçeklenme dönemi öncesi meydana gelen ani hava değişimleri vb.)  oluşan verim düşüşüne ilişkin de zeyilname düzenlendiği ve sigortalıya prim iadesi yapıldığını, müvekkili kurumun dava konusu hasara ilişkin üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirmiş olup haksız davanın reddi gerektiğini, davacının dava konusu poliçe kapsamında 30.03.2023 tarihinde don hasarı olduğu gerekçesiyle hasar ihbarında bulunduğunu, Tarım Sigortaları alanında uzman bağımsız ziraat mühendisi eksperler tarafından 02/04/2023  tarihinde hasar tespit incelemesi yapıldığını, Mahkeme tespiti esnasında poliçe teminatı kapsamında inceleme yapılmadığını, yapılan incelemelerin sigorta poliçesi kapsamında hasarın meydana geldiğini göstermediğini, mahkemeler tarafından yapılan tespitler çiftçinin bütünsel olarak tüm zararını tespit etmeyi amaçlamakla birlikte spesifik olarak poliçe teminatı kapsamında bir değerlendirme yapılmamakla birlikte ilgili mevzuatta düzenlenen özel sayım, ölçüm teknikleri de kullanılmadığını, mahkemelerin ..... tarafından düzenlenen poliçelerin teminat kapsamını veya teminat kapsamında hasarın meydana gelip gelmediğini tespit etme gibi bir amaçları olmadığından, bu içerikte bir incelemede yapılmadığını, yalnızca ürünlerin piyasa bedelleri üzerindeki değişimlerden yola çıkılarak genel bir tespit yapıldığını, başvuru konusu sigorta poliçesi kapsamında hasar tespiti yapmaya yalnızca ... alanında eğitim aldığını  ve .... nezdinde hasar tespiti yapmaya hak kazanmış TOBB siciline kayıtlı bağımsız eksperlerin yetkili olduğunu, söz konusu poliçeli alanlarda üründe yapılan incelemede, hasar tarihi olarak beyan edilen tarihte ürünün yeşil tomurcuk döneminde olduğu ve bu dönemde don etkisini maruz kaldığı, üründe meydana gelen etkilenmelerini teminat başlangıcından önce meydana gelen etkiler kaynaklı olduğunun belirlendiğini, ürünün bu fenolojik evresinden önce meydana gelen her türlü hasarın teminat dışında kaldığını, bu durumun yine Genel Şartlar içerisinde yer alan, başlangıç  dönemi  olarak  açıklanan  ‘pembe/beyaz tomurcuk' öncesinde meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda teminat dışı olarak değerlendirildiği  ve teminat dışı hasarlarda tazminat hakkının bulunmadığını, fenolojik olarak pembe beyaz tomurcuk evresinden önce meydana gelen tüm hasarların teminat dışında olduğunu, pembe gonca döneminden önceki,  tomurcuk döneminde düşük sıcaklıklar kaynaklı tomurcukların zarar görmesinin de bu kapsamda olduğunu, bu bakımdan teminat başlamadan önce oluşan ve verim kayıplarına neden olan tomurcuk dönemi donlarının mevzuatlar gereği teminat dışı haller olarak tanımlandığını, don hasarı ile fizyolojik dökümün ayırt edilmesi huzurdaki davada en önemli husus olduğunu, zira davanın konusu sigorta poliçesi olduğunu,  müvekkili kurumun sorumluluğu sigortalının her türlü zararını karşılamak değil, poliçe teminatı kapsamındaki zararını karşılamak olduğunu, huzurdaki davada don hasarının bulunmadığının açıkça ortaya konulduğunu, fizyolojik dökümün ise poliçe teminatında olmadığını, bu nedenle müvekkili kurumun hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, haksız davanın reddi gerektiğini, ancak kabul manasına gelmemek üzere,  mahkeme aksi kanaatte ise herhangi bir tazminat ödenmesine karar verilmesi durumunda, hesaplamanın mevzuata uygun yapılması  gerektiğini, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun 4. maddesiyle, tarım sektörünü tehdit eden risklerin belirli bir bölümünü teminat altında alan, sigorta primlerinin bir kısmı devlet tarafından karşılanan, tarım sigortalarının ülke genelinde yaygınlaşmasını hedefleyen, tüzel kişiliği haiz.... kurulduğunu, 5363 sayılı kanunun 9. maddesi gereğince, müvekkili şirketin, ... işleticisi olduğunu, .... Kar Amacı Gütmeyen Bir Kuruluş olduğunu, ..... olarak adlandırılan tarım sigortaları sistemi, diğer sigorta sistemlerinden farklı olduğunu, .... diğer sigorta şirketlerinden farklı olarak kar amacı gütmediğini, havuzda yer alan sigorta şirketleri riskin %100’ünü havuza devrettikleri için sistemde kar-zarar ortaklıklarının söz konusu olmadığını, sigorta şirketlerinin hasarın ödenmemesinden doğrudan bir menfaat sağlamalarının söz konusu olmadığını, bu nedenlerle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....E. - .....K. Sayılı kararın bozularak, davanın reddine karar verilmesini ve  yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; taraflar arasındaki Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Sözleşmesinden kaynaklanan ürün hasar bedelinin tahsili amacıyla sigortalı tarafından açılan tazminat istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davacı tarafın istinaf talebinin değerlendirilmesinde;<br> 6100 Sayılı HMK’da (keza 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) \"usuli kazanılmış hak\" kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.<br>Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay HGK. nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı).<br> Eldeki dosyanın incelenmesinden; ilk derece mahkemesince dosyada husumete ilişkin eksiklik tamamlandıktan ve deliller toplandıktan sonra dosyanın bir meteoroloji uzmanı bilirkişi, bir ziraat yüksek mühendisi bilirkişi ve bir sigorta eksperi bilirkişiden oluşan heyete rapor tanzimi için tevdiine karar verildiği görülmüş olup, anılan heyet tarafından tanzim edilen ve hükme de esas alınan bilirkişi raporunun taraf vekillerine gerekli meşruhat ile birlikte tebliğ edildiği, davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesinin bulunmadığı  sadece davalı tarafın rapora karşı beyan ve itirazlarını bildirdiği, mahkemece bu itirazların reddine karar verilerek sunulan alacağı belirli hale getirme dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, istinaf aşamasında ise davacı vekilinin bilirkişi raporunda tespit edilen zarar miktarının düşük olduğu gerekçesiyle kararı istinaf ettiği anlaşılmaktadır.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi halinde itiraz etmeyen aleyhine karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğacağı, usuli kazanılmış hak sahibi aleyhine yeni bilirkişi raporu ya da ek rapor düzenlenemeyeceği, düzenlense dahi mahkemece usuli kazanılmış hak ilkesine riayet edilmesi gerektiği açıktır. Eldeki davada, davacının  bilirkişi raporunun tebliği sonrası bilirkişi raporuna itiraz etmediği, bu durumun davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmakla ve davacının istinaf nedeni olarak ileri sürdüğü hususlarla  ilgili olarak bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunmadığı, bu nedenle bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamaların kesinleştiği görülmekle HMK'nun 357. Maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar isitinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğinden davacı vekilinin  istinaf taleplerinin  reddi gerekmiştir. <br>Davalı vekilinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde ise;<br>İlk derece mahkemesince alınan heyet raporu ile  davaya konu 30.03.2023 tarihinde \"hafif don\" olayının vuku bulduğu,  bu hadisenin yaptığı etki nedeniyle zarar oluştuğu ve meydana gelen hasarın poliçe teminat kapsam ve limitleri dahilinde olduğu, poliçelerde ve Genel Şartnamede yazılı muafiyet ve müşterek muafiyetler, prim iadesi  düşüldükten sonra, davacının bakiye 58.980,00 TL tazminat talep edilebileceği tespit edilmiş olup,  bilirkişi raporunun ve ilk derece mahkemesi kararının davalı tarafça istinaf konusu edilen hususları karşıladığı, raporun hükme ve denetime elverişli olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere göre davalı tarafın istinaf gerekçelerinin de yerinde olmadığı, meydana gelen zararın teminat kapsamında olduğu, bellirtilen tarihte meteoroloji kayıtlarına göre \"hafif don\" olayının meydana geldiği ve meydana gelen donun tam da teminat kapsamında olan çiçeklenme döneminde olduğu anlaşılmakla  ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda yanlışlık bulunmadığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun da HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatindeyim<br>Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/03/2025 tarih, ..... Esas ....Karar sayılı kararına karşı  taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı  HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davacı tarafından alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Alınması gerekli 4.028,92 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.007,23 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.021,69 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>4-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.16/10/2025\t\t\t\t<br>....<br>Başkan<br>.....Üye<br>....Üye<br>....Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5c9da0db914613e","SID":"c2e1b824879c391f"}}