{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/3219 <br>KARAR NO\t: 2025/1029<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2021<br>NUMARASI\t: 2019/177 Esas, 2021/425 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ : 07/10/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine  ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı  vekili,  müvekkili şirketin davalı şirket için fason üretim yapan bir tedarikçi olduğunu ve davalı şirket tarafından kendisine verilen siparişleri zamanında üretip teslim ettiğini, davalı şirketin hiçbir haklı gerekçesi olmaksızın müvekkili şirkete ödemediği 99.944,27 TL cari hesap alacağı için  İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı şirketin müvekkili şirkete herhangi bir borcunun olmadığı, tam aksine 3.400,78 TL tutarında alacaklı olduğu iddiasıyla borca itiraz ettiklerini ve icra takibi durduğunu, başlatılan icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek icra takibinin durmasına ve müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibin devamına, kötü niyetli davalı şirket aleyhine alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,  taraflar arasında delil sözleşmesi bulunmakta olup müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının iş bu sözleşme gereği kesin delil niteliğinde olduğunu, müvekkili şirket ile davacı firma arasında 01/09/2017 tarihli bir ''Satın Alma Sözleşmesi'' imzalandığını,  bu sözleşmede satın almaya konu olacak tekstil ürünlerinin sipariş verilme koşulları, ürünlerin üretim ve teslim şartları, iade koşulları ve uygulanacak diğer hükümlerin ayrıntılı bir şekilde ve açıkça belirtildiğini, davacı firma ile imzalanan sözleşme sonrasında sözleşmeye uygun şekilde müvekkili şirket tarafından ürün siparişlerinin verildiğini ve ürünlerin müvekkili şirkete teslimi gereken tarihlerin açıkça belirlendiğini, müvekkili şirketin söz konusu sözleşmeden kaynaklanan her türlü yükümlülüklerini ifa etmesine rağmen davacı firma tarafından sipariş alınan bazı ürünlerin termin tarihlerinde müvekkili şirkete teslim edilemediğini, bu nedenle sözleşmenin 5.2 maddesine uygun şekilde siparişlerin geç tesliminden kaynaklanan haklar kullanılarak sipariş bedelleri üzerinden sözleşmeye uygun şekilde düzenlenen indirim faturalarının düzenlenerek davacı firmaya gönderildiğini, davacı tarafça bazı siparişlerin teslimine 30 günden fazla bir süre gecikme yaşanması nedeniyle müvekkili davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan haklarını kullanarak davacı firmaya sipariş bedellerinin %30' u oranında zarar tazmin faturaları düzenleyerek davalı firmaya gönderdiğini, taraflar arasındaki delil sözleşmesi gereğince yegane ve kesin delil niteliğindeki müvekkili davalı şirket ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin davacı tarafsa herhangi bir borcunun bulunmadığı aksine alacaklı durumda olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; tarafların ticari defterleri bilirkişi vasıtasıyla incelendiği ve  yapılan incelemede 20 adet fatura dışında ticari defterlerin birbirini doğruladığı tespit edildiği, 20 adet faturanın ise davalının ticari defterlerinde yer aldığı ancak davacının ticari defterlerinde yer almadığı belirlendiği,  davacının ticari defterlerine göre davacının 99.944,27 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğunu, davalının ticari defterlerine göre ise davalının davacıdan 3.400,87 TL alacaklı olduğu tespit olunduğunu, anılan 20 adet faturanın davalı tarafından davacı şirket adına tanzim edilmiş olan iade faturaları ve \"Tedarikçi Gecikme Cezası\" açıklamalı satış faturaları olduğunun anlaşıldığı,  davalının söz konusu iade ve gecikme cezası  faturalarını  kesmekte haklı olduğunu ispat etmesi gerektiği, sözleşmede belirlenen hallerin sınırlı olduğu da dikkate alınarak, hangi ürünlerin geç teslim edildiği ve bu ürünlerin tutarlarının belirlenmesi suretiyle fatura kesilmesinin haklı olup olmadığı, ayrıca, faturaların taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden düzenlenen indirim faturaları veya zarar tazmin faturaları olup olmadığı hususları dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre somutlaştırılmadığı, dolayısıyla, davalı tarafından düzenlenen iade ve gecikme cezasına ilişkin faturaların tanzimine esas alınan ilgili sipariş formlarının/ termin tarihlerinin ve davacının hangi ürünleri geç teslim ettiğine ilişkin teslim tarihlerinin/ teslim belgelerinin ve dolayısıyla geç teslim edilen ürünlerin tutarlarının belirlenemediği, bilirkişi ek raporunda yine tespit yapılamadığı, davalı tarafından düzenlenen 20 adet faturada davalının haklılığı ispatlanamadığını, ayrıca her ne kadar davalı taraf karşı tarafla aralarında delil sözleşmesi bulunduğunu ve davalının ticari defterlerinin kesin delil olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiş ise de, HMK'nın 193/2. Maddesinde düzenlenen  “…taraflardan birinin ispat hakkının kullanılmasını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olacağına” ilişkin hüküm -yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda- dikkate alınarak Davanın kabulüne, alacak miktarı olan 99.944,27-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davacı firma ile davalı arasında delil sözleşmesi bulunduğunu,  müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları nazara alınarak karar verilmesi gerekirken mahkemece  aksi yönde hüküm kurulduğunu,  davaya konu olaya ilişkin iddiaların ispatı açısından da sadece sözleşmede belirtildiği şekilde müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarının dikkate alınması gerekmekteyken ilk derece mahkemesince bu delillerin yeterince değerlendirilmediğini,  mahkemece  seçilecek tekstil uzmanı bilirkişinin de bilirkişi heyetine eklenerek, davalı şirket kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmasını talep ettiklerini, mahkemenin talebin reddine  karar vermesi  savunma haklarını kısıtladığını, davacı ile davalı arasında 01.09.2017 tarihli satın alma sözleşmesi  akdedildiğini, uyuşmazlık konusu, davacı şirketin kendi defterlerine kaydetmediği 20 adet fatura etrafında toplandığını,  akdedilen sözleşme hükümlerine göre davalı  şirketin defter ve kayıtları münhasıran delil olarak kabul edilmekte ve ayrıca hmk 222/3 hükmü gereğince kendi lehine delil olduğunu, söz konusu 20 adet faturanın  geç ve eksik teslim edilen ürünler ile hiç teslim edilmeyen ürünlerden kaynaklandığını, davacının sözleşme hükümlerine aykırı davranması üzerine düzenlenen faturalar, davacı tarafa elektronik tebligat usulüne göre tebliğ edildiğini,  davacının bu faturalara hiçbir itirazı da bulunmadığını, tarafların akdettikleri sözleşme uyarınca her bir ürünün teslim tarihleri, teslim edilecek ürün adetleri termin tabloları ile belirlenmekte olup, ürünlerin belirlenen şartlarda teslim edilmemesi halinde erp sistemi üzerinden hesaplanan tutarda fatura kesildiğini, bilirkişi raporlarına karşı itiraz dilekçelerinin  dikkate alınmayarak, eksik ve hatalı değerlendirmeye dayanan biirkişi raporunun hükme esas alındığını  belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştirTaraflar arasında TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, davalı şirkete yapmış oldukları fason üretim kapsamında verilen sipariş üzerine ürünleri zamanında üretmek suretiyle teslim ettiklerini, ancak davalı taraf 99.9443,27 TL iş bedelini ödemediğini, girişilen icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında delil sözleşmesi bulunmakta olduğunu ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları kesin delil olması kabul edildiğini, davalı ticari defterleri kesin delil olduğunu, satın alma sözleşmesinde ürünlerin üretim ve termin şartları belirtildiğini, sipariş formunda belirtilen termin şartına davacı uymadığını, sözleşme gereği teslim tarihi 30 gün geçmesi sebebiyle %30 zarar tanzim faturası kesilebileceğini, sözleşme 5.2 haklarını kullanarak iade faturası düzenlendiğini belirterek, davalıya borçlu olmadıklarını aksine alacaklı olduklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı ticari defterinde yer alan 20 adet iade ve gecikme cezası  faturasından kaynaklandığını, davalının iade faturası kapsamında gecikme cezası faturaları kesmekte haklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, ancak davalı tarafından hangi ürünler geç teslim edildiği vb. Davalı tarafından ispat edilemediğini, bilirkişi kök ve ek raporu itibariyle davalı 20 adet fatura kesmesinde haklı olduğu hususu ispat edilemediği, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davalı taraf defterleri kesin delil kabul edilmesi kararlaştırıldığı ancak HMK 193/2 hükmü ve yerleşik yargıtay uygulamaları gereğine geçersiz olması sebebiyle davanın kabulüne, icra inkar tazminatının tahsiline karar vermiştir. Taraflar arasında 01.09.2017 tarihli satın alma sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 5. Maddesi Termin uygunsuzluğu düzenlemesinde, \"madde 5.1; her ürün satın alma sipariş formunda belirtilen teslim tarihlerinden teslim edilecektir. Sipariş formundaki teslim tarihi, ürünün üretici firma tarafından 2 KIDS deposuna teslim edileceği tarihtir. Üretici, kalite güvence bölümün hazırlıkları için ürün temrin tarihlerinden en az 7 gün öncesinde 2 KIDS ye yazılı olarak haber vermek zorundadır. Madde 5.2; Termini geçen 1. Kalite ürünlerde gecikme günü ve orantılı olarak aşağıda belirtilen oranlarda indirim uygulanacaktı. 1-5 gün arasında indirim uygulanmayacak, 5-15 gün arasında gecikme için %5, 15-20 gün arasında gecikme için %15, 20-30 gün gecikme için %30, Termin tarihi 30 gün geçmesine rağmen teslim edilmeyen ürünlerde 2 KIDS ürünleri satın almasa bile üretici'ye sapiriş bedelin %30 kadar zarar tazmini faturası düzenleyebilecektir. Üretici bu bedelin alacaklarından kesinleştiğini ve/veya alacağı yeterli değilse talep üzerine derhal nakden ve defaten 2 KIDS e ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder.\" Sözleşmenin 10.8 maddesinde,\" iş bu sözleşme ile ilgili ve/veya sözleşmeden kaynaklanan ihtilafların halinde 2KIDS'nin defter kayıt ve belgeleri Hukuk Mahkemeleri kanunu ereğince yegane ve kesin delil kabul edilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Taraflar arasındaki 01.09.20178 tarihli sözleşmelerin 10.8.maddesinde davalı iş sahibinin defterlerinin kesin delil olduğu yönünde münhasır delil sözleşmesi bulunmaktadır. Yargıtay benzer yöndeki içtihatlarında belirttiği gibi (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3703 esas ve  2025/1529 karar)  tacirler arasında yapılan ve tarafların bilebilecekleri nitelikte olan sözleşmedeki davalı iş sahibi ticari defter ve kayıtların esas alınmasına ilişkin madde; HMK m.193 gereğince geçerli olan bu delil sözleşmesi esas alınarak değerlendirme yapılması gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi ve HMK 193/2 maddesi kapsamında davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalı vekili tarafından dava dosyasına, gecikme sebebiyle kesilen 20 adet iade dosyasına ilişkin sebeplerini ve belgelerini ibraz etmiştir. Ancak bu hususta ayrıntılı bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. O halde mahkemece, dava dosyasına sunulan tüm delillerle birlikte dosya bilirkişiye tevdi edilerek, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan 20 adet iade fatura, bu faturaların usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği, ürün siparişinde belirlenen teslim süresi ve ürün teslimlerin süresinde yapılıp yapılmadığı incelenerek, sözleşmenin 10.8 maddesi kapsamında iade faturalar ayrıntılı incelenerek ve taraflar arasındaki sözleşme 10.8 maddesinde belirtildiği şekilde, uyuşmazlık halinde davalı ticari defterlerin eses alınacağı dikkate alınmak suretiyle alınacak ek rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2021 tarih, 2019/177 Esas, 2021/425 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5- Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/10/2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.<br>AZLIK OYU<br>Taraflar arasındaki 01.09.2017 tarihli sözleşmenin 10.8.maddesinde davalı iş sahibinin defterlerinin kesin delil olduğu yönünde münhasır delil sözleşmesi bulunmaktadır. Buna karşılık, ilgili delil sözleşmesi \"münhasırlık\" kavramını da aşar boyutta düzenlenmiştir. Zira \"münhasırlık\" kavramı, kanunda belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların sadece belirli delil veya delillerle ispat edileceğine ilişkin olup, her iki taraf için de bu imkan tanındığında söz konusu olabilir. Oysa ki olayımızda, bunu aşar boyutta \"sadece iş sahibinin ticari defterlerinin\" esas alınacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla söz konusu delil sözleşmesi münhasırlık kavramını aşarak, taraflardan birinin delil ibrazını engellemiştir. HMK 193/2 maddesi uyarınca, taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersiz olup, yargılama konusu olayda 01.09.2017 tarihli sözleşmede yer alan delil sözleşmesi yükleniciye herhangi bir şekilde delil sunma imkanı getirmemektedir. Bu itibarla yüklenicinin ispat hakkını tamamen ortadan kaldırdığı açıktır. HMK 193/2 maddesi, ispat hakkının kullanımını \"imkansız kılan\" veya \"fevkalade güçleştiren\" delil sözleşmelerini geçersiz sayarken tacirler yönünden ayrık bir düzenleme yapmamıştır. Kaldı ki, taraflardan sadece birine delil sunma hakkı veren, diğer tarafın delil sunmasını imkansız kılan sözleşmeler  -tacirler yönünden dahi- hem Anayasanın \"hukuk devleti\" ilkesine hem de \"kamu düzenine\" aykırı olup, kamu düzenine aykırı sözleşmeler veya sözleşme maddeleri geçersizdir. Diğer yandan tacirlerin normal hukuk öznelerine göre sorumluluğunun daha ağır olduğu alan \"maddi hukuk\" alanıdır. Halbuki delil sözleşmeleri \"maddi hukukun\" değil, \"usul hukukunun\" konusu olup, yasada -ticari alım satımlara ilişkin ayıpların ihtarname ile ispatı gibi- aksi düzenlenmediği sürece \"tacirler\" ile \"tacir olmayan hukuk öznelerinin\" hak ve sorumluluğu aynıdır. Bir başka ifadeyle, \"maddi hukuk\" sahasında olduğunun aksine, tacirlerin sorumluluğunu \"usul hukuku\" sahasında arttıran genel bir düzenleme bulunmamaktadır.Tüm bu sebeplerle, sayın çoğunluk görüşünde belirtilen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3703 E. ve  2025/1529 K. Sayılı kararın anayasaya ve kamu düzenine aykırı olduğu, bu hususta aksi yöndeki Yargıtay 19. HD. 21.11.2012 T. 6268/17422, Yargıtay 11. HD, 07.3.2014 T. 14396/4363, Yargıtay 11. HD. 04.02.2014 T. 9624/1927, Yargıtay 11. HD. 18.10.2017 T. 3231/5473 sayılı kararlarının daha yerinde olduğu düşüncesinde olduğumdam, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmesi kanaatindeyim.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d965bf4fd848c1a7","SID":"c89dcc2268b03488"}}