{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/223 <br>KARAR NO\t: 2025/1558<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/11/2021<br>NUMARASI\t: 2021/132 E. -  2021/845 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının  davalı gerçek kişi ile birlikte  dava dışı ... ... Sistemleri AŞ'nin hem hissedarı hem de yönetim kurulu üyesi olduğunu, yine davalı gerçek kişi ile  davacının  dava dışı ... ... Sistemleri AŞ'nin hissedarı ve yönetim kurulu üyeleri olduklarını, davalı gerçek kişinin aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğunu,  ... ... firmasının yönetim kurulu ve  hissedarları bu iki kişiden oluştuğunu, aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan ...'ün hisse oranın yüzde 85, davacının hisse oranının ise yüzde 15 olduğunu,   ... ... Sistemleri AŞ'nin münferiden tek yetkili temsilcisinin  ... olduğunu, davalılardan ... ... End. Ve Tic. AŞ'nin ise davalı ...'ün hissedar ve yönetim kurulu başkanı olduğu diğer bir şirket olduğunu, davalı ... ... ve dava dışı ... ... firmaları grup şirketleri olduğunu, yönetimleri başta olmak üzere pek çok husus bir ve aynı olduğunu, ... ... End. Ve Tic. A.Ş.'nin de münferiden tek yetkili temsilcisi ... olduğunu, davalı ...'ün eylem ve işlemleri nedeniyle yönetim kurulu başkanı ve münferiden tek yetkili temsilcisi olduğu dava dışı ... ... Sistemleri AŞ'yi çok büyük tutarlarda zarara uğrattığını ve  halen de uğratmaya devam etmekte olduğunu,  davalıların, ... ... firmasını en az 7-8 milyon TL zarara uğrattıkları anlaşılmakta olduğunu, gerçek ve tam zarar tutarı ancak uzman bilirkişi eliyle saptanabileceğini, şirket defterlerinin incelenmesi ve denetlenmesiyle zaten çok kolaylıkla görülecek olan çok sayıda ve halen temadi eden işlemler ve eylemler zinciri söz konusu olduğunu, davacı yan kağıt üzerinde şirkette yönetim kurulu üyesi görünse de şirket üzerinde hiçbir etkisi ve önemi bulunmamakta olduğunu, ... ... Sistemleri AŞ'nin tek başına davalı ... tarafından yönetilmekte olduğunu, zaten yıllardır ne yönetim kurulu toplantısı ne de genel kurul toplantısı yapıldığını,  davalı tarafın   hem kendi şahsı menfaatine hem de diğer davalı ... ...  menfaatine olarak  ... ...'nin zararına işlemlerde bulunduğunu, ticari hayattaki deyişle bu şirketin içinin boşaltıldığını, ... ...'nin malvarlığı ve karı zaman zaman açık zaman zaman örtülü biçimde davalılara transfer edildiğini, örnek olarak  şirkete (... ...) yeni makinalar alındığı halde bu makinaların ...’ün irtibatlı olduğu diğer şirketlerce kullanılmakta olduğunu, bu şirketlerden hiçbir bedel/ücret alınmadığının belirlendiğini, şirketin (... ...)  personeli olup ücretleri de şirketçe ödenen bir kısım personel ...’ün irtibatlı olduğu diğer şirketlerin iş ve işlemlerinde çalıştırılmakta olduğunu, ...’ün irtibatlı olduğu şirketlerden ücret veya bir bedel alınmadığının belirlendiğini ve buna benzer işlemlerin olduğunu bu işlemlerin bilirkişi incelemesi sonucu da ortaya çıkacağını,  tarafların ortak olduğu şirkette uzun süredir ne genel kurul toplantısı ne de yönetim kurulu toplantısı yapılmadığını, davalı ...'ün, deyim yerindeyse  tamamen başına buyruk, kendi başına ve keyfi biçimde şirketi yönetmekte olduğunu, oysa şirket genel kurul de yönetim kurulunda sadece iki kişiden oluştuğunu, her iki kurulun toplanmasının son derece basit ve kolay olduğunu, taraflar arasında pay sahipleri sözleşmesi olduğunu ancak onun da ihlal edildiğini, şirket defterlerinin incelenmesi için davacı yan kanundan doğan haklarını kullanmak istediğini ve bu çerçevede de bazı incelemeler gerçekleştirildiğini, davalının gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek için her tür yola başvurduğunu ve incelemenin sınırlı olduğunu, buna rağmen yine de hukuka ve ticari hayata aykırısı usulsüzlükler az çok saptanabildiğini, davalı işlemleri mali müşavirce düzenlenen raporla da saptandığını, huzurdaki dava davacının ortak olduğu şirketin davalının yönetici olduğu dönemde haksız eylemleri neticesi zarara uğratılması sebebiyle açılan tazminat davası olduğunu,  bilindiği üzere şirketin veya pay sahiplerinin veya şirket alacaklıların zarara uğratılması halinde  şirketi temsilen yetkili bulunan yöneticinin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olduğunu, davalı şirketin de bu eylemlerden fayda sağlayan konumunda olduğunu ileri sürerek, davalıların dava dışı  ... ... Sistemleri AŞ'yi zarara uğrattıklarının tespitine,  şimdilik 100.000 TL tazminatın  zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek reeskont faiziyle beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı ... ... Sistemleri AŞ'ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı ile davalılardan ...'ün  26.04.2014 tarihli protokol ile ortak olarak ... ... Sistemleri AŞ’yi kurmaya karar verdiğini ve işbu protokol uyarınca, davacı-karşı davalı şirketin ana faaliyet konusu olarak saptanan ısı pompalarına ilişkin tüm know-how’ı 500.000,00 TL  bedel mukabilinde davalı gerçek kişiye  devrettiğini, yine işbu protokol ile ... Mühendislik firması üzerinden hiçbir faaliyette bulunmamayı taahhüt ettiğini, yine ... Mühendislik firması üzerinden alınabilecek teşvikleri de devrettiğini, davalı gerçek kişinin  ise melek yatırımcı olarak şirketi 3 sene boyunca ve 3 sene sonunda kendisine geri ödenmek üzere finanse etmeyi taahhüt ettiğini,  davacının ise teknik ortak olarak, kurulacak ... ... Sistemleri AŞ unvalı firmanın üretim süreçlerini yürütmeyi üstlendiğini, davacı tarafın   3 sene sonunda finanse edilen tutarı şirkete geri kazandıramadığı gibi ürettiği ayıplı mallarla şirketin sürekli zarar etmesine sebebiyet verdiğini, yapılan yatırımlar külliyen zarara dönüştüğümü,  davacı tarafın iddiaların   aksine, tüm ortaklık süresinde üretimden bizzat davacı sorumlu olduğu için, gerek alınan malzemeler ve tutulan stoklar, gerekse de yapılan maliyet harcamalarının tamamının kendisinin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiğini, satılan ekipman ve satış faaliyetleri de tamamen kendi denetiminde gerçekleştiğini, davalılardan ...'ün şirketin faaliyet konusuyla ilgili teknik hiçbir bilgisi bulunmadığını, satış veya üretimle ilgili süreçlere karışabilmesi zaten mümkün olmadığını davalı ... ... Endüstri ve Ticaret AŞ'nin ana konusu telekomünikasyon ekipmanları olan data center ve fiber optik alt yapı sistemleri olduğunu, ... ... ürünleri ile hiçbir ilgisi  olmadığını,  nitekim teşvik başvuruları ve dosyaları da teknik ortak olarak davacı tarafından hazırlanmış ve ürün tasarımları ve maliyet gibi hususular bizzat kendisi tarafından hazırlandığını, davacı tarafın iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava dışı ... ... Sistemleri. A.Ş.'nin  davacı ... ile davalılardan...’ün ortağı olduğu, şirketin  ...icil numarası ile Ticaret Sicili’ne kayıtlı olup, 07/07/2014 tarihinde ana sözleşmesi tescil edilerek ticari faaliyetine başladığı, davacı ortağın dava dilekçesindeki bir takım iddialar ile davalı şirket yöneticisinin haksız eylemleri ile şirketi zarara uğrattığı, diğer davalı şirketin ise davalı ...'ün haksız eylemlerinden ötürü menfaat elde eden olduğunu ileri sürerek oluşan zararın davalılardan tazminini talep ettiği; ancak mahkememizce dava dışı şirket ve davalı şirketin yasal ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde alınan ve denetime elverişli bulunup, hükme esas alınan bilirkişi raporu itibariyle davalı yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren ya da doğrudan zarar görmesine yol açacak herhangi bir eylem veya işleminin tespit edilemediği, davacının iddialarını ispata elverişli başka bir delil sunmadığı, davacı taraf bilirkişi raporu doğrultusunda teknik inceleme yapılmasını talep etmiş ise de bahsedilen hususların teknik inceleme ile tespitinin mümkün olmaması nedeniyle usul ekonomisi gereği bu talebin mahkememizce reddedildiği, bu çerçevede davalı yönetici tarafından şirkete verilen ve tazmini gereken bir miktarın  bulunmadığı...\"  gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının ispat hakkının elinden alındığını ve afaki bir yargılama yapıldığını, mahkeme, önündeki davanın ve iddiaların niteliğine vakıf olamadığını, dava sanki alacak davası imiş gibi inceleme ve değerlendirme yapıldığını, Yargıtay'a göre hukuki dinlenilme hakkına aykırılık bir istinaf gerekçesi ve temyizde de bozma sebebi olduğunu, bu durumun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/9-634 K. 2014/143, 26.02.2014 tarihli kararıyla sabit olduğunu, Mahkeme geçici koruma tedbiri olarak icra edilen delil tespiti raporunu sanki davanın ve uyuşmazlığın tümünü ifade eden bir rapor gibi değerlendirdiğini ve fahiş bir hataya düştüğünü, oysa delil tespit raporu sadece defterler üzerinde yapılan ve davanın kaynaklandığı vakalar hakkında hiçbir fikir ve tespit içermeyen bir rapor olduğunu, tek bir mali müşavir tarafından ve sadece defter incelemesine dayanan bir raporun davayı aydınlatmaktan uzak olduğunu, bu tür bir raporun hükme esas alındığını, bunun usul hükümleriyle bağdaşmadığının açık olduğunu, o raporla esas hakkında hüküm kurulamayacağını, HMK'ya uygun bir bilirkişi incelemesinin şart olduğunu, bu konuyla alakalı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/11-30 K. 2021/718,  8.6.2021 tarihli kararının ekli olduğunu,  sürpriz karar yasağının ihlal edildiğini, huzurdaki kararı Türk hukuk uygulamasında herhangi bir şekilde bir yere koymak, anlamak ve kabul etmek mümkün olmadığını, elimizde sürpriz karar yasağının kusursuz bir örneğinin söz konusu olduğunu, ayrıca mahkemenin hakimin davayı aydınlatma ödevini ihlal ettiğini, hâkimin davayı aydınlatma ödevinin, yargılamaya egemen ilkelerden biri olduğunu, yani muhakeme hukukunun temel bir düsturu olduğunu,  mahkemece resen araştırılması gereken hususların da ihmal edildiğini, tahkikat aşamasında isticvap talebinin de reddedildiğini, yol gösterici nitelikteki  (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2020/1345 K. 2021/1219 T. 15.2.2021)  (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2018/4870 K. 2020/2413 T. 5.3.2020) (İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ E. 2019/933 K. 2021/969 T. 24.6.2021) kararlarını dilekçe ekinde sunduklarını,  taraflar arasındaki ilişkiler ve olaylar göz ardı edilerek yargılama yapılamayacağını,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, TTK'nın 553. maddesi uyarınca anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu hükümleri ile haksız fiil hükümlerine göre dava dışı  şirketin uğradığı zararın davalılardan tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dilekçesindeki anlatımlara göre dava, TTK'nın 553 vd. maddeleri uyarınca yönetici sorumluluğu ile diğer davalı şirket yönünden haksız fiil sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.TTK'nın 553. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri kanun veya ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmedikleri takdirde oluşan zarardan ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludurlar ve bu sorumluluğun müeyyidesi tazminattır. Yönetim kurulu üyelerinin vermiş oldukları bu zararlar nedeniyle TTK'nın 553 ve devamı maddeleri uyarınca  ortaklık, ortaklar ve ortaklık alacaklıları tarafından sorumluluk davası açılabilir.  Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa aittir. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Yöneticinin  ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracağından alacaklı ve ortak dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine  değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Dava dışı ... ... Sistemleri AŞ'nin  davacı ile davalılardan ...'ün ortağı olduğu, şirketin  07/07/2014 tarihinde ana sözleşmesi tescil edilerek ticari faaliyetine başladığı, davacı ortağın dava dilekçesindeki bir takım iddialar ile davalı şirket yöneticisinin haksız eylemleri ile bu  şirketi zarara uğrattığı, diğer davalı şirketin ise davalı ...'ün haksız eylemlerinden ötürü menfaat elde eden olduğunu ileri sürerek oluşan zararın davalılardan tazminini talep ettiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince gerek hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriği gerekse sunulu deliller ışığında  davalı yöneticinin dava dışı şirketin  mal varlığını azaltan veya kötüleştiren ya da doğrudan zarar görmesine yol açacak herhangi bir eylem veya işleminin tespit edilemediği, davacının iddialarını ispata elverişli başka bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece, davalı şirket ile dava dışı şirketin ticari defterleri üzerinde Mali Müşavir bilirkişi aracılığı ile inceleme yapıldığı,  yapılan inceleme sonunda  alınan 05.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda, defter kayıtlarında davacının iddialarını kanıtlayacak kayda rastlanmadığı,  dava dilekçesinde belirtilen makinelerin dava dışı şirketin demirbaşında kayıtlı olduğu,  davalı ve dava dışı şirketin muhasebe kayıtlarında makine kullanımı ile ilgili  bir bilgi veya belgeye rastalnmadığı, bu konuda teknik inceleme yapılabileceği,  dışı şirkete ait boyahanenin  davalınının irtibatlı olduğu şirketler  tarafından kullanıldığını  gösteren belge bulunmadığı, bu konuda teknik inceleme yapılabileceği, davalı şirket tarafından dava dışı şirkete 5.142.000 ve 221.000. TL tutarında fatura düzenlediği, bu gaturaların teknik olarak  açılması ve teknik incelemenin yapılmasının faydalı olacağı kanaati bildirilmiştir. Somut olayda, davalı ortak ve yönetici ... yönünden; ilk derce mahkemesince taraflara delillerini sunmaları için olanak tanındığı gibi, davacı talebi doğrultusunda dava dışı şirket ve davalı şirketin yasal ticari defterleri inceletilmek suretiyle alınan bilirkişi raporu dosyaya kazandırılmış, sunulu deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Buna göre, mahkemece davalı ... yönünden davanın reddi  usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiği, eksik inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu içeriği dikkate alınarak hüküm kurulduğu, süpriz karar yasağının ve hakimin aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edildiği  yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak, davacı, davalı ... yönünden TK'nın 553 vd. maddeleri uyarınca yönetici sorumluluğu hükümlerine göre dava açmak konusunda aktif husumet ehliyetine sahip ise de diğer davalı şirketin ve yöneticisinin haksız eylemleri ile dava dışı şirketin uğradığı zararın tespiti ile bunun  davalı şirket tarafından dava dışı şirkete ödenmesini talep etme konusunda aktif husumet ehliyeti yoktur. Tarafların aktif veya  pasif husumet ehliyetlerinin (taraf sıfatlarının) bulunup bulunmadığı hususu resen nazara alınması gerektiğinden, Dairemizce resen yapılan incelemede, davacının davalı şirkete yönünden dava açmak konusunda aktif husumet ehliyeti bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesi kararının, gerekçesi ve hükmünün   davacının davalı şirkete yönelttiği tazminat talebinde  aktif husumet ehliyeti bulunmaması sebebiyle  düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın davalı şirket yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddine   karar vermek gerekmiştir. Açıklanan  bu  gerekçelerle,  davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri  yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının yukarıda açıklanan şekilde gerekçesi ve hükmü resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Yeniden hüküm kurulurken davalı şirket tarafından  istinaf başvurusunda bulunulmadığından  ve hüküm  Dairemizce resen düzeltildiğinden,  mahkemece davalılar lehine  hükmedilen  vekalet ücreti miktarları aynen muhafaza edilmiştir. <br>HÜKÜM   : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;\t<br>HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına,  davanın esası hakkında yukarıdaki gerekçeyle Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın davalı ... yönünden  reddine,2-Davanın davalı şirket yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu harcın, başlangıçta alınan peşin alınan 1.707,75 TL'den mahsubu ile artan 1.092,35 TL harcın, karar kesinleştiğinde talep hâlinde, davacı tarafa iadesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 13.450,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,7- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından  yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,8-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.10.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb026a868e857df3","SID":"f55d9a8dcf2448ec"}}