{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/286 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1309<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/967 Esas 2022/811 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 02.10.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02.10.2025<br><br>\tİzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.11.2022 tarih 2021/967 Esas 2022/811 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacının dava dışı .... Şti.'nde yetkili temsilci olduğunu, dava dışı şirktet nezdinde çalışan Suriye uyruklu işçilerin günlük yevmiye alacaklarına karşılık davacı tarafından şirket adına takibe konu alacaklısı ..., borçlusu .... Şti. olan senetlerin tanzim edildiğini, senetlerde alacaklı olarak görünen kişinin ... olmasına rağmen icra takibinin ...  tarafından yapıldığını, senetlein kambiyo vasfı bulunmadığını, davacının davlıya karşı şahsi herhangi bir borcu bulunmadığı, adının senede sonradan eklendiğini, belirterek; davacı aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacının alacakları nedeniyl borçlular ... ve  .... Şti. aleyhine icra takibi başlattıklarını, ödeme emrinin davalılara tebliğ edildiğini, takibin kesinleştiğini, taşınmazın satış işlemlerine geçildiğini, bu aşamada davacı borçlu tarafından takip ve tebliği tarihinden 1,5 yılı aşkın süre geçtikten sonra  usul ve yasaya aykırı şekilde menfi tespit davası açıldığını, davacı borçlu yapılan takibe karşı imza inkarında bulunmadığını, davacının dava dışı borçlu şirketinin tek sahibi ve tek ortağı olduğunu, çalıştırdığı işçilerin parasını ödemediğinden,  bu ödemeleri davalının yapmak zorunda kaldığını, yaptığı ödemeler karşılığı olarak takip konusu senetlerin verildiğini, davalı tarafından imzalanarak davacı tarafa verilmiş bir belge bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep  etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı borçlunun emre yazılı bonolarda yer alan imzasını inkâr etmediği, bonoların keşide edilirken kendi isminin yer almadığını sonradan davalı tarafından adının eklendiğini, davalı arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, davalının dava dışı şirket işçilerine yapılan ödemelere karşılık bonolarda lehtar olduğunu ve lehtarın ismi ile takip alacaklısının adının aynı olmadığını ileri sürdüğü, davalının ise bononun sebepten soyut olduğunu, bonoların düzenlendiği hali ile takibe konu edildiğini, davacının işçilerine yapılan ödeme sonucu bonoların alındığını savunduğu, takibe ve menfi tespite konu edilen bonoların lehtarın ..., keşidecinin dava dışı .... Şti. avalistin ise davacı olduğu ve bonolarda çift imzanın bulunduğu, belgenin kambiyo senedi niteliğini taşıması için senedi tanzim edenin imzasını içermesinin zorunlu olduğu, aynı Kanunun 701/3.maddesine göre muhatabın ve düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı, senedin üzerinde kefil olarak davacının adının yazılı bulunduğu, bu hali ile davacının keşideciye  aval verdiğinin kabulü gerektiği, her ne kadar adının sonradan eklendiğini iddia etmiş ise de; bonolarda yer alan çift imzaya itiraz bulunmadığından ve keşideci dışında bononun ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılacağı, takip alacaklısı ile bonolarda yer alan lehtarın isminin aynı olmadığını bu nedenle bonoların kambiyo senedi niteliğini taşımadığını iddia etmiş ise de dava dilekçesi ile cevap dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde, takip konusu bonoların dava dışı keşidecinin işçilerine yapılan ödeme için düzenlendiği ve ödemelerin davalı tarafından yapıldığı tarafların kabulünde olduğuna göre takip alacaklısı ile lehtarın isimlerinin aynı olmadığına yönelik iddia hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığı, tedbir kararı bulunduğundan davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği, belirtilerek; davacının davasının reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu,  dava dilekçesi ekindeki yazılı belge ve içeriği ile ilgili bilirkişi incelemesi yapılmadığını, davacının yetkilisi olduğu şirket ve kendi defterlerinin incelenmediğini, soruşturma dosyasının sonuçlanması beklenmeden karar verildiğini, davacı tarafından atılan ikinci imzanın aval niyeti ile atılmadığını, eskiden kambiyo senedinde pul kullanıldığı dönemden kalma pulun üzerine ve hemen yanına açığa iki imza atıldığından davacı tarafından imza atıldığını, dava dilekçemiz ekinde sunulan arapça belge tercüme edilmiş olsaydı bu husus açığa çıkacağını, bu belgenin belge bizzat davalıdan sadır olduğunu, şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olup davacının şahsi sorumluluğu söz konusu olmadığını, davacının davalı ile şahsen kendi adına alacak verecek ilişkisi ticari ilişkisi bulunmadığını, yetkilisi olduğu borçlu şirket nezdinde çalışan işçilerin günlük yevmiye alacaklarına karşılık, davacının yetkilisi olduğu şirket tarafından bonoların düzenlendiğini bonodaki lehdar ile takip alacaklısının aynı kişi olmadığını, senetlerin kambiyo senedi vasfında olmadığını, davacın şahsi sorumluluğu bulunmadığını, belirterek; karqaraın kaldırlmasını talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile davacının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, bonoya dayalı icra takip dosyası kapsamında menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, takibe konu senetlerin dava dışı şirket tarafından davalının alacağına yönelik düzenlenmesine, senet altında şirket kaşesinin yanına davacı tarafından atılan inkar edilmemiş iki imzanın bulunmasına, davacının şirketin yetkili temsilcisi olduğunu beyan etmesine, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için senedi tanzim edenin imzasını ihtiva etmesi zorunlu olup birden fazla imzanın aranmamasına, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imzanın aval şerhi sayılmasına, aval için de sadece imza yeterli olmasına, ayrıca ad ve soyadının yazılmasının gerekmemesine, bonoda imzanın şirket kaşesi üzerine ya da yanına atılacağına dair herhangi bir yasal düzenleme olmadığından şirketi temsile yetkili bir imzanın senedin ön yüzünde bulunmasının yeterli olmasına, şirketin unvanının tam olarak yazılmış olması koşuluyla şirket yetkilisi tarafından bononun ön yüzüne atılacak imzanın keşideci lehine aval olarak kabulünün gerekmesine, bir başka ifade ile sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan bu ikinci imzanın aval olarak değerlendirilecek olmasına (Yargıtay HGK'nun 05.10.2011 tarih ve  2011/480 E.  2011/598 K.), takibe konu senetlerin keşideci bölümünde  şirketin unvanının tam olarak senette yazılı şekilde dava dışı borçlu şirket temsilcisi davacının elinden çıkmış iki imza bulunması nedeniyle açığa atılan diğer imzanın da imza sahibi davacının şahsı adına atılmış olduğu ve bu nedenle avalist sıfatıyla davacının bonodan kaynaklı borçtan sorumlu olduğunun anlaşılmasına, kambiyo senedi uyarınca açılan menfi tespit davasında ispat külfetinin davacı borçluya ait olmasına, senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille kanıtlanması zorunlu olup ispat külfeti üzerinde bulunan davacının senede karşı ileri sürdüğü iddiaların ancak yazılı delille ispatlanması gerekmesine, takibe konu bonoda herhangi bir şekli noksanlık bulunmamasına, lehtarın soy adına yönelik iddianın hakkın kötüye kullanılması nitelğinde olmasına, borcun ödendiğini gösterir herhangi bir yazılı delil sunulmamasına, davacının dayandığı belge fotokopi nitelğinde olup davalı tarafça böyle bir belgenin varlığı kabul edilmediğinden söz konusu belgenin tanık dinlenmesine imkan sağlayan davalıdan sadır olmuş yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olarak kabul edilmeyecek olmasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. \t\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d52a7559593925b9","SID":"2f6efb0bf2f4393b"}}