{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/66 <br>KARAR NO\t: 2025/1575<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/11/2021<br>NUMARASI\t: 2020/362  E. -  2021/1019  K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Sigorta primi alacağı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının talebi üzerine müvekkili sigorta şirketi tarafından 09/02/2016 tarihli ihtarnamede detayları verilen ... nolu poliçelerin tanzim edildiğini, daha sonra yine davalının talebi üzerine  iş bu poliçenin gün esaslı olarak iptal edildiğini, davalının  tahakkuk eden 55.282,66 USD tutarındaki  borcunu ödememesi nedeniyle davalı aleyhine Bakırköy 4 .İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalının takibe ve borca itirazı üzerine  takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamını, davalı tarafın % 20 oranından az olmamak üzere icra/inkar tazminatı ile mahkumiyetini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin sigorta poliçesi tanzimi hususunda bir talebinin bulunmadığını, sigorta prim ücretindeki peşinat ve taksitlerin hiç bir zaman ödenmediğini, sigorta sözleşmesinin yürürlüğe girmediğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının sigorta sözleşmesinden caydığını, prim alacağının muacceliyet günü olan 27/05/2016 tarihinden itibaren üç aylık süre içinde  takip ve dava yoluna başvurulmadığını, müvekkili aleyhine başlatılan takibin haksız, itirazın yerinde olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesi 2017/825 Esas, 2018/942 Karar ve 24.09.2018 tarihli kararı ile; \"...Toplanan deliller ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre ;davacı ve davalı şirket arasındaki sözleşme kapsamında  davalının Somali Liman İşletmeleri rizikoları için 26.05.2016-26.05.2017 tarih aralığını kapsayan poliçe düzenlendiği, söz konusu poliçelerin  07/09/2016 tarihinde iptal edildiği ve 138.738,41 USD bedelli İptal Zeyilnamelerinin düzenlendiği, icra takip tarihinde davacının davalıdan sigorta poliçeleri kapsamında  (194.021,07 USD -138.738,41 USD) 55.282,66 USD alacaklı olduğu, davalı şirketin likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla...\"  davanın  kabulüne, davalı/borçlunun Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibine girişilen  dava ve takip konusu 55.282,66 USD' lik borca vaki itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince takip konusu asıl alacağa - davacının talebi aşılmamak üzere- takip tarihinden itibaren 1 yıl vadeli USD cinsinden mevduata uygulanan faizin uygulanmasına,  Likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı/ borçlunun hüküm altına alınan alacağın % 20'si oranında icra/inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin 2018/1944  Esas, 2020/534 Karar ve 11.06.2020 tarihli kararı ile; \"...  Davacı tarafından dosyaya sunulmuş belgeler incelendiğinde, davalı adına 26/05/2016-26/05/2017 dönemi için 4 adet sigorta  poliçesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacı davasını temel olarak iş bu poliçelerin iptal tarihine kadar dönem için hak sahibi olduğunu ileri sürdüğü prim alacaklarına dayandırmıştır. Davalı ise yenileme poliçelerini ve bu surette sigorta ilişkisini  benimsememiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1423. maddesi   ve Sigorta Sözleşmelerinde  Bilgilendirmeye  İlişkin  Yönetmelik  (SSBİY)  hükümleri uyarınca davacı sigortacı sözleşmenin kurulmasından önce ve sonra karşı tarafı bilgilendirme yükümlülüğü altında olup, dava konusu poliçeler yönünden sigorta şirketince sigortalıya yeterli bilgilendirme yapılıp yapılmadığı, poliçe düzenlendiğinden ve içeriğinden söz edilip edilmediği, poliçenin davalıya teslim edililip edilmediği hususlarının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği gibi, davacının davalı yanca poliçelerin bilgisi dahilinde olduğuna ilişkin delil olarak sunulan  poliçelerin iptaline ilişkin mailde adı geçen ...nin davalı ne tür bir hukuki ilişkisi olduğu hususunda gerekli araştırma yapılmaksızın ve bu surette esasa etkili deliller yeterince toplanmaksızın,  taraflar arasında geçerli bir sigorta sözleşmesi kurulup kurulmadığının TTK'nın 1421. vd. madde hükümleri ile SSBİY hükümleri de dikkate alınarak değerlendirilmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmayıp, kararın HMK 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılarak...\" gerekçesiyle, bu kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Eldeki istinaf incelemesine konu karar, yeniden yapılan yargılama sonucunda verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Dava, İİK 67 md ne dayalı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Celp olunan Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının tetkikinde ; davacı/ alacaklı tarafından davalı/ borçlu aleyhine sigorta prim borcuna dayalı 55.282,66 USD alacağın tahsili istemiyle  22/05/2017tarihinde ilamsız takibe girişildiği, ödeme emrini  26/05/2017 tarihinde tebellüğ eden borçluyu temsilen vekilinin 31/05/2017 tarihinde (süresi içinde ) ibraz ettiği dilekçe ile \"takipte İstanbul  İcra dairelerini yetkili olduğu\"ndan bahisle icra dairesinin yetkisine , ayrıca \"alacaklı görünen tarafa  her hangi bir borcunun bulunmadığı, alacağın zamanaşımına uğradığı\"ndan bahisle borca , faize, faiz oranına ve tüm ferilerine  itiraz ettiği, İİK 66 md gereğince İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, itiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğ edilmediği, alacaklı vekilinin yasal süre içinde mahkememize müracaatla iş bu davayı ikame ettiği anlaşılmıştır.Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen ve davalı rizikosunu sigorta eden dört farklı  poliçenin davalı talimatı ile düzenlenip düzenlenmediği ve bu poliçe bedellerinin davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Davalının söz konusu poliçelerin bilgisi dışında düzenlendiğini beyan etmesi, davacının sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce ve sonra davalıyı bilgilendirdiğine, ve söz konusu poliçeleri  davalıya teslim ettiğine dair her hangi bir yazılı delil sunmaması, poliçenin düzenlenmesi ve teslimine ilişkin mali ile görüştükleri ... ve ... İşlerin davalı çalışanı olduğuna dair sigorta kaydı olmaması, davalının bu kişilerin çalışanı olduğunu kabullenmemesi ve davacı tarafından bu kişilerin davalı çalışanı olduğuna dair delil sunulmaması karşısında davacının sigorta sözleşmesinin kurulması için davalıyı bilgilendirdiğini ve poliçeleri teslim ettiğini ispat edemediği kabul edilmiş bu nedenle bilgisi dışında düzenlenen poliçelerden davalının sorumluluğu kabul edilemeyeceği...\"  gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. <br>Bu karara karşı, her iki taraf vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; <br>Mahkemece bozma sonrası yapılan 16.10.2020 günlü duruşmasının 2 numaralı ara kararı gereğince taraflarından dava konusu poliçelerin davalı şirkete iletilip iletilmediği, içeriğinden davalıya bilgi verilip verilmediği ve davalıya teslim edilip edilmediği yönünde bilgi ve belge sunulması vede poliçelerin iptaline ilişkin mail de ismi geçen ... ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin açıklanması yönünde taraflarına süre verildiğini, Öncelikle belirtmek gerekir ki, 30.11.2020 tarihli dilekçe ekinde kendi internet sayfasından almış oldukları çıktı da da açıkça görüleceği üzere, davalı şirketin 1952 yılında kurulup 30 dan fazla şirketi bünyesinde barındıran ... Grubunun (... Holding A.Ş.) bağlı şirketlerinden biri olduğunu, ilgili yazıdan açıkça görüleceği üzere grubun 20.000 e yakın çalışanı bulunduğunu, ...'nin, ... Grubu sigorta sorumlusu olarak çalıştığını, Poliçelerin teslimine ilişkin olarak ise söz konusu poliçeler için öncesinde teklifler hazırlandığını ve ilgililere sunulduğunu, sonrasında hazırlanan poliçelerin aradaki brokerlık firması olan ... Firması çalışanları ve prodüktörü ... tarafından 25.07.2016 tarihinde ... Grubu genel koordinatörlük görevini ifa eden ... ... 'e mail yolu ile gönderildiğini, öncesinde de poliçelerin yenilenmesine dair tüm sürecin bu iki şahıs arasında gerçekleşmiş olduğunu, ödemelerin yapılmaması sebebi ile kişiler arasındaki maillerde dosyaya taraflarınca sunulduğunu, ancak ... Holding A.Ş. tarafından verilen cevapda açıkça  şahısların şirketlerinde çalışmadığı şeklinde cevap verildiğini, oysa bu şahısların organik bağ içindeki  Holding bünyesinde ki şirketlerden birinde sigortalı olarak çalıştığının hem kullandıkları mail adreslerinden açıkça görülmekte hemde yukarıda arz ettikleri üzere bizatihi davalı şirketin bağlı olduğu grubun internet sayfasında, poliçelerin ilgili olduğu Somali liman işletmesinin yönetiminden sorumlu ... ...'in grubun Afrika Koordinatörü olarak Somali Başbakanın yapmış olduğu ziyarette hazır bulunduğunun ortaya konduğunu ve yayınlandığını, sonrasında taraflarınca tebliğ edilen gerekçeli kararda bu poliçelerin iletilmesi bilgilendirilmesi konusunda delil sunulmadığı ve bahsi geçen kişilerin davalı şirket de çalıştığına dair delil de sunulmadığı beyan edilerek davanın reddine karar verildiğini, yine aynı şekilde söz konusu maillerin ilgili kişilerce gönderilip gönderilmediği bilirkişilerce şirket merkezindeki serverlerde yapılabilecek basit bir inceleme ile de ortaya konulabilecekken mahkemenin hiç bir şekilde konu üzerinde inceleme yapmadan bu şekilde karar oluşturmasının da açık bir hukuka aykırılık olduğunu kararın  hatalı olmasına sebebiyet verdiğini, tüm bunların yanında, yargılama sırasında daha öncede belirttikleri üzere, müvekkili şirket ile davalı şirketin ilk kez dava konusu poliçeler için çalışmadıklarını, dava konusu poliçelerin daha önce davalı adına düzenlenen poliçelerin yenilenmesi ile ortaya çıkmış olan poliçeler olduğunu, daha önceki poliçelerinde aynı yollar ile düzenlendiğini ve bedellerinin ödendiğini, davalı şirketin bilgisi dahilinde yenilenen poliçelerin yine daha sonra ekte sundukları mailde de görüleceği üzere davalı şirket tarafından gönderilen mail ile iptal edildiğini, davalı tarafın davaya karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde açıkça ödeme yapmadığını kabul ettiğini, bu durumu da poliçelerin geçerlik kazanmadığı yönünden ileri sürdüğünü, oysa poliçeler açısından ödeme yapılmamış olmasının müvekkiline risk gerçekleşmesi durumunda ödeme yapmamama imkanı vermesine karşın poliçelerin geçersiz olduğu anlamına gelmediğini, yine davalının poliçede 3 ay içerisinde muaccel hale gelen primler ödenmezse poliçeden cayılmış sayılacağı hükmü olduğunu ileri sürdüğünü, bu şekilde bir hüküm olsa bile mevcut sigortalı  dönem için prim  ödenmemesi anlamına gelmediğinin açık olduğunu, olayda ise poliçelerin davalının talebi üzerine gün bazlı olarak iptal edilmiş olduğunu, iptal edildikleri güne kadarki prim borcunun davalıdan iş bu dava ve icra takibi ve öncesindeki ihtarname ile talep edildiğini, mahkemece dosya kapsamı ve taraf defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenmiş olan raporda talep etmiş oldukları alacak ve miktarın tam olarak hesaplandığını ve doğrulandığını, davalının tüm safhalardaki beyan ve  itirazlarının sadece borcu ödememe amacı taşıdığını ve kötü niyetli olduğunu, tüm bunların ışığında mahkeme kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayanmakta olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyada karar tarihinin 08.11.2021 olup, bu tarihte TCMB'nin açıkladığı USD efektif satış kurunun 9,7168 TL olduğunu,  vekalet ücretine esas değerin 537.170,55 TL (55.282,66 x 9,7168) olduğunu, bu tutar üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin ise 43.908,53 TL olduğunu, HMK'nın 304 maddesi uyarınca hükmün tashihi talep edilmiş ise de İDM'nin bu talebin istinaf incelemesine konu edilmesi gerektiği gerekçesiyle ret kararı verildiğini, iş bu sebeple istinaf başvurusu yapma zorunluluğu hasıl olduğunu belirterek, kararda hükmedilen 23.862,00 TL vekalet ücretinin 43.908,53 TL olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, sigorta pirim alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi tarafından davalı şirket ve dava dışı ... AŞ Şirketine Üsküdar 9. Noterliğinde düzenlenen 09.12.2016 tarihli ihtarnameyi keşide ederek sigorta poliçelerinin 07.09.2016 tarihinde gün esaslı olarak iptal edilmiş olduğunu, söz konusu iptalden dolayı 55.282,66 USD'lik prim tahakkuk ettirildiğini , söz konusu primin tebliğ tarihinden itibaren üç gün içerisinde ödenmesini aksi takdirde TTK 1431 maddeleri gereğince poliçelere ilişkin herhangi bir hasar ve tazminat sorumluluklarının bulunmadığının belirtildiği, davalı şirket tarafından davacı şirket ve dava dışı ... Sigorta .. AŞ şirketine 13.12.2016 tarihinde İstanbul 28. Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile 09.12.2016 tarihli ihtarnameye cevap verildiği, verilen cevapta ,ihtarnamede ifade edilen tüm poliçelerde muhatabın müvekkilinin rizikosunu sigorta etmesinin ön şartı olarak sigorta ücretinin ödenmiş olması koşulunun ifade edildiğini, sigorta poliçelerinde %25 peşin ve 5 ayrı taksitte ödeme şeklinde ifade edilen sigorta ücreti ödeme takviminin mevcut olduğunu, sigorta ücretindeki peşinat ve taksitlerin hiçbir zaman ödenmediğini ve dolayısıyla sigorta sözleşmesinin yürürlüğe girmediğini, davalı sigorta şirketinin müvekkilinin rizikolarını sigorta etmediğini, söz konusu poliçelerde sigorta şirketinin sorumluluğunun primin ödenmesi ile başlayacağının ifade edildiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun hiçbir zaman başlamadığını, gün esaslı olarak iptal ifadesinin yürürlüğe girmeyen poliçede en baştan bu noktada hatalı olduğunu, bunun yanında poliçenin tanzimine dair bir talebinde şirket temsilcilerince verilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin rizikosunun sigorta edilmediği poliçelere ilişkin olarak prim talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve taleplerin karşılanmayacağı belirtildiği, davacı sigorta şirketinin söz konusu ihtarnameye 27.12.2016 tarihli   cevabı ihtarname ile şirketin yasal temsilcisi olan ... Brokerin 27 Mayıs 2016 tarihinde şirketlerine gönderdiği e-mail ile şirketlerince sigortalı/sigorta ettiren sıfatı ile müvekkili ... adına düzenlenen ve detayları verilen tüm sigorta poliçelerinin tekliflerin uygun olduğunu ve poliçelerin tanzimini talep ettiğine dair açıkça yazılı onayı bulunduğunu, TTK ve BK'nın ilgili hükümleri gereğince şirket ve şirket arasındaki sigorta sözleşmesi kurulması ile sigorta şirketinin yasal sorumluluğunun doğduğunu ayrıca ...'ın yasal yetkili temsilcisi ve şirket çalışanı olan ...'nin gönderdiği 07.09.2016 tarihli e-mailde \"Somali Liman İşletmesine ait tüm poliçelerin iptal edilmesini talep ederim\" ifadesi ile şirket adına düzenlenmiş olan tüm poliçelerin hukuki varlığının açıkça kabul ve ikrar edildiğini, bunun üzerine 07.09.2016 tarihli e-maile istinaden derhal şirket adına tanzim edilen tüm poliçelerin gün esaslı olarak iptal edildiğini, dolayısıyla söz konusu iptalden dolayı 55.282,66 USD'lik prim tahakkuk ettiğini belirterek üç gün içinde ödenmesinin talep edildiği, dava konusu sigorta poliçelerinin, klasik ticari paket yangın sigorta, makine kırılması sigorta teklifi, elektronik cihaz sigorta teklifi, kar kaybı sigorta teklifi olduğu, söz konusu sigorta teklifinde sigortanın başlama tarihinin 26.05.2016, bitiş tarihinin 26.05.2017 olarak gösterildiği, acentenin adının ise ... AŞ, sigortalının davalı şirket, riziko adresinin ise Somali'deki adres olarak belirtildiği, sigorta poliçesinde sigorta priminin ödenmesi ve sigortacının sorumluluğunun başlaması ve sigorta ettirenin temerrütü klozu başlığı ile sigorta priminin peşinatının sözleşme yapılır yapılmaz ve  poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerektiği, sigorta şirketinin sorumluluğunun primin peşinatının ödenmesi ile başlayacağı, peşinatın zamanında ödenmemesi durumunda sigorta şirketinin ödeme yapılmadığı sürece sözleşmeden üç ay içinde cayabileceği, bu sürenin başlangıç tarihinden itibaren başlayacağı, prim alacağının muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava ve takip yoluyla istenmemiş olması halinde cayılmış olacağı vb hususlara yer verildiği, sigorta prim ödeme koşullarının %25 peşin  ve taksitler şeklinde belirtildiği, dava dışı ... tarafından Somali Limanı konulu olarak 26.05.2016 tarihinde davacı şirkete mail gönderildiği, söz konusu mailde Somali Limanı poliçe yenilemesi için partajım açılana kadar yenileme teklifinin ... Brokerlik üzerinden yapılmasını, partajım açıldıktan sonra çözümler sigorta acenteliği üzerine alınmasının arz edildiğinin belirtildiği, dava dışı ... davacı şirket adı kullanılan mail ile 07.09.2016 tarihinde Somali Limanı tüm sigortalar konulu yazının gönderildiği, gönderilen yazıda \"... Bey Somali İşletmesine ait tüm poliçelerin iptalinin yapılmasını rica ederim\" mailinin gönderilmesi üzerine davacı sigorta şirketi tarafından talep üzerine dört poliçenin iptal edildiği gerekçesiyle ihtarnameye konu edilen prim alacaklarının  tahsili isteminde bulunduğu, davalının ise itirazı üzerine davacı sigorta şirketi tarafından ihtarnamede belirtilen 55.282,66 USD tutarındaki harca esas değer 200.384,00 TL'nin tahsili amacı ile davalı şirket hakkında Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 22.05.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde; takip dayanağı olan alacağa ilişkin ihtarnameyle cevap verildiğini, takibe konu miktarda herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek, borca, faize ve tüm ferileri ile icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, davacı sigorta şirketi tarafından İİK 67.madde gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 27.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda; taraflarca ibraz edilen 2016-2017 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defter kayıtlarının birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, delil niteliğinde olduğu, davacı tarafından, Brokeri ... Sigorta aracılığı ile davalının Somali Liman İşletmeleri rizikoları için 26.05.2016-26.05.2017 tarih aralığını kapsayan 4 adet 194.021,07 USD bedelli Sigorta Poliçesi tanzim edildiği, sonrasında, 07.09.2016 tarihinde Sigorta Poliçelerinin iptal edildiği ve 138.738,41 USD bedelli İptal Zeyilnamelerinin düzenlendiği, neticede; icra takip tarihinde davacının davalıdan Sigorta Poliçelerinden kaynaklı (194.021,07 USD - 138.738,41 USD) 55.282,66 USD alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerinde, dava konusu edilen Sigorta Poliçelerinin kayıtlı olmadığı ve dolayısıyla davacıya veya Brokeri ... Sigorta'ya herhangi bir borcunun gözükmediği, davacı tarafından, dava konusu Sigorta Poliçelerinin davalı tarafından talep edildiğine veya yenileme talebi olduğuna ilişkin herhangi bir ispat vasıtası sunulmadığı, keza Sigorta Poliçelerinin imza karşılığında davalıya teslim edildiğine ilişkin de herhangi bir ispat vasıtası sunulmadığı, davacı yan, davalının Sigorta Poliçelerini kabul ettiği iddialarında; davalı firmadan ...'nin recep.yüce(9albayrak.com.tr e-mail hesabından, davacının Brokeri dava dışı ... rasikkutlu(....com adresine 07.09.2016 tarihinde gönderilen e-mailde “... bey, Somali Liman İşletmesine ait tüm poliçelerin iptalinin yapılmasını rica ederim” denilmesine dayandığı, davalı yanın, Somali Liman İşletmeleri için 26.05.2016-26.05.2017 tarih aralığını kapsayan dönemde davacıdan Sigortalama hizmeti almadığını/talep etmediğini iddia ettiğinden, Somali Liman işletmesi için 26.05.2016 tarihinden itibaren başkaca hangi firmadan Sigortalama hizmeti alındığına yönelik yapılan incelemelerde; 26.05.2016- 07.09.2016 tarihleri aralığında herhangi bir firmadan Somali Liman işletmeleri için sigortalama hizmeti alınmadığı, 08.09.2016 tarihinden itibaren ise dava dışı ... Sigorta'dan Sigorta hizmeti almaya başladığının görüldüğü, bir diğer ifade ile tam olarak davacının 07.09.2016 tarihinde Sigorta Poliçelerini iptal etmesinden 1 gün sonra dava dışı ... Sigorta'dan Somali Liman İşletmesi için sigorta hizmeti almaya başladığının görüldüğü, yapılan tespitler ışığında,  mahkemenin davacı alacağını kabul etmesi halinde, icra takip tarihinde davacının alacaklı olduğu 55.282,66 USD'nin TL karşılığının, 55.282,66 USD x TCMB Efektif satış kuru 3,6247 TL - 200.383,06 TL olduğu, davacı yanın alacağının dövizli alacaklara uygulanan faiz oranı ile tahsilini talep ettiğinden, 3095 Say. Kan. 4/a mad. Gereğince, 1 yıl vadeli USD mevduatına Kamu Bankalarınca fiilen uygulanan faiz oranının %4,40 olduğu ve değişen oranlarda uygulanması gerekeceği belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek, sigorta poliçesinin tanzimi, yenilenmesinin müvekkili tarafından talep edilmediğini, poliçelere istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığını, ...'in veya ...'nin müvekkili şirket için sigorta poliçelerine onay verme veya sigorta sözleşmesi akdetme gibi yetkileri bulunmadığını ve ikisininde temsilci sıfatı bulunmadığını, aksinin kabulünde dahi müvekkilinin sigorta poliçelerinin tanzim edildiğini, şifahen ödeme talep edildiği zaman öğrendiğini, TTK'nın 1405 maddesine göre sigorta ettirenin verdiği teklifnamenin söz konusu tarihten itibaren 30 gün içinde sigortacı tarafından reddedilmediği takdirde kurulmuş olma halinin düzenlediğini, hiçbir zaman müvekkili tarafından teklif veya talep edilmediğini, herhangi bir teklifname verilmediğini, müvekkili tarafından davacıya yapılan bir teklifin bulunmadığını, söz konusu poliçelere istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının iddiasını ispat edemediğini, bilirkişi raporunda 08.09.2016 tarihinden itibaren müvekkili şirketin dava dışı ... sigortadan sigorta hizmeti almaya başladığını, tam olarak davacının 07.09.2016 tarihinde sigorta poliçelerini iptal etmesinden bir gün sonra dava dışı ... sigortadan hizmet alınmaya başlandığının tespit ve değerlendirmelerinin yapıldığını, davacının müvekkilinin talebi ve bilgisi olmaksızın poliçeleri tam tanzim ettiğini, müvekkili onayının olmadığını, poliçelerin iptali ile müvekkili şirketin bir gün sonra dava dışı sigorta şirketinden hizmet almaya başlamasının gayet doğal olduğunu, müvekkilinin meydana gelebilecek karışıklıkları ve aşkın sigorta yapılmasını önlemek adına temkinli davranarak müvekkili şirket tarafından talep edilmeksizin ve onaya sunulmaksızın tanzim edilen poliçelerin iptalini beklediğini belirterek ek rapor alınmasını, aksi takdirde poliçelerin geçersizliği nedeniyle davanın reddi ile %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 14.09.2018 tarihli karar ile davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Verilen karar yukarıda ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere Dairemizin 2018/1944 Esas, 2020/534 Kararı ile kaldırılmıştır. Mahkeme kararının kaldırılması aşamasından sonra,  bilgi ve belgeler ile davalı şirkete ait sigorta bilgileri ve 2016 yılında sigorta çalışanlarının isimleri dosya içerisine celp edilmiştir. Gelen bilgi ve belgeler sonucunda ve dava dışı ... Holding AŞ'nin 09.09.2021 tarihli cevabı yazısı ile şirketlerinde ... ve ... ... isimli sigorta çalışanının hem geçmişte hem de bu gün itibariyle bulunmadığına dair yazı cevabı üzerine mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.Davacı, davalı talep ve bilgisi ile düzenlenen dört  adet poliçelerinin yine davalı talebi doğrultusunda gün esaslı olarak iptal edildiğini, iptale geçen süre için davalının ödemesi gereken 55.282,66 USD pirim borçlarını ödemediğini ileri sürmüştür. Davalı poliçelerin yenilenmesi talebi bulunmadığını, poliçelerden haberinin olmadığını, ...'in ve iptal mailinde adı geçen ...'nin müvekkili şirketi sigorta poliçesi konusunda temsile yetkili olmadıklarını,  poliçeler için herhangi bir peşin ve taksit ödemesi yapılmadığını, bu durumda poliçe hükümleri ve TTK'nın 1421. maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinin yürürlüğe girmediğini, aksinin kabulü halinde ise TTK'nın 1434/2. maddesi uyarınca sigorta şirketinin sözleşmeden caymış kabul edilmesi gerektiğini savunmuş; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Sigorta poliçesinin düzenlendiğinin iddia edildiği tarihte yürürlükte bulunan TTK'nın 1405. maddede; sözleşmenin yapılması sırasında susma başlığı ile ilk fıkrada, sigortacı ile sigorta sözleşmesi yapmak isteyen kişinin sözleşmenin yapılması için verdiği teklifname, teklifname tarihinden itibaren otuz gün içinde reddedilmemişse sigorta sözleşmesinin kurulmuş sayılacağı; 2.fıkrada, teklifnamenin verilmesi sırasında yapılmış ödemelerin sözleşmenin yapılmasından sonra prim olarak kabul edileceği veya ilk prime sayılacağı bu ödemelerin sözleşme yapılmadığı takdirde kesinti yapılmadan faizi ile birlikte geri verileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 1423. madde ise aydınlatma yükümlülüğüne dairdir. İlk fıkrada; sigortacı ve acentesinin sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildireceği ayrıca poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklayacağı belirtilmiştir. 2.fıkrada; aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde sigorta ettirenin sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemişse sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla yapılmış olacağı aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatının sigortacıya ait olduğu ifade edilmiştir. TTK'nın 1430.maddesinin üst başlığı sigorta ettirenin borç ve yükümlülükleridir. TTK'nın 1430/1.fıkrada; sigorta ettirenin sözleşme ile kararlaştırılan primi ödemekle yükümlü olduğu, aksine sözleşme yoksa sigorta priminin peşin ödeneceği, özel kanundaki hükümlerin saklı olduğu, 2.fıkrada; sigorta priminin nakden ödeneceği, ilk taksitin nakden ödenmesi şartıyla sonraki primler için kambiyo senedi verilebileceği bu halde ödemenin kambiyo senedinin tahsili ile gerçekleşeceği, 3.fıkrada ise sigorta ettirenin sigortacının sorumluluğu başlamadan önce kararlaştırılmış primin yarısını ödeyerek sözleşmeden cayabileceği, sözleşmeden kısmi cayma halinde sigorta ettirenin ödemekle yükümlü olduğu primin cayılan kısma ilişkin primin yarısı olduğu belirtilmiştir. TTK'nın 1431.madde ise ödeme zamanıdır. Maddenin1. fıkrasında; sigorta priminin tamamının taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekeceği, karada ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda sigorta priminin poliçe henüz düzenlenmemiş olsa bile sözleşmenin yapıldığı anda ödeneceği belirtilmiştir. Yasanın düzenlemesi emredici niteliktedir.  TTK'nın 1401.maddede; sigorta sözleşmesi başlığı ile tanım yer almaktadır. TTK 1401/1.fıkrada; sigorta sözleşmesinin sigortacının bir prim karşılığında kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya bir kaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, düzenlenen sigorta poliçeleri üzerinde sigorta priminin ödenmesi ve sigortacının sorumluluğunu başlaması ve sigorta ettirenin klozu başlığı altında sigorta priminin peşinatının sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Davacı şirket tarafından her ne kadar şirkete gönderilen email neticesinde dava konusu prim alacağına esas olan dört adet sigorta poliçesinin düzenlenmiş olduğu ve düzenlenen poliçelerin de davalı şirket yetkilisinin talebi üzerine iptal edildiğini ve dört poliçe nedeniyle tahakkuk edilen prim   alacağının tahsilini talep etmiş ise de yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde, davacı şirkete gönderilen mailin sahibinin davalı şirket çalışanı veya yetkilisi olmadığı, yapılan işlemlere onay verildiğine dair kayıt bulunmadığı, diğer taraftan  davacı sigorta şirketi tarafından davalı şirketin yasada belirlenen şekilde aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğine dair bir belgenin olmadığı, bu hususun yazılı olarak davalı şirkete bildirilmediği, gerek Yasa'nın 1431. maddesinde belirtildiği gerekse de poliçenin genel şartlarında yer verildiği üzere, sigorta şirketinin sorumluluğu sigorta priminin peşinatının ödenmesi ile başlayacağından ve sözleşmenin ancak ilk taksitin ödenmesi durumunda yapılacağı düzenlemeleri karşısında taraflar arasında sigorta sözleşmesinin kurulmadığı ve davacı sigorta şirketinin takibe konu etmiş olduğu prim alacak iddiasının sübuta ermediği sonucuna ulaşılmıştır. Şöyle ki ilk derce mahkemesince Daire kaldırma kararı gerekçesi doğrultusunda yeniden yapılan yargılamada, davalının bünyesinde bulunduğu ... Holding'e yazılan müzekkereye cevap verilmiş ve davacının,  poliçelerin davalı bilgi ve talimatı ile düzenlendiğine dair kanıt olarak  sunulu mail yazışmaları kapsamında adı geçen  ... ve ... isimli kişilerin çalışan olmadığının bildirilmiştir. Bunun dışında ve daha önemlisi davacının sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce ve sonra davalıyı bilgilendirdiğine ve söz konusu poliçeleri  davalıya teslim ettiğine dair her hangi bir kanıt da sunmadığı gözetildiğinde, davacının sigorta sözleşmesinin kurulması için davalıyı bilgilendirdiğini ve poliçeleri teslim ettiğini ispat edemediği sonucu ile kurulan hüküm isabetli görülmüş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;Davalı vekilince ilk derece mahkemesince davanın reddi hükmü ile taraflarına tayin edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, takibin yapancı paraya dayalı takip olup, karar tarihindeki TL karşılığı dikkate alınarak hesaplanacak tutar yönünden vekalet ücreti hesabı yapılması gerektiğini ileri sürerek kararı bu yönden istinaf etmiştir. Mahkeme tarafından reddedilen  miktar üzerinden dava tarihindeki USD'nin TL karşılığı üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdirinde  bir isabetsizlik görülmemiş, bu yöne ilişkin davalı istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, her iki  taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br> HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.10.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81446df22df2aa36","SID":"a061bf24e1301aac"}}