{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/1563 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1778<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t\t : 2019/56 Esas 2022/169 Karar <br>KARAR TARİHİ\t: 17/02/2022<br>DAVA\t\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle) <br>KARAR TARİHİ\t: 09/10/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/10/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi;<br>G E R E Ğ İ     D Ü Ş Ü N Ü L D Ü<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... yönetimindeki aracın....Acentesi isimli firmaya ait olup ...A.Ş. tarafından 410703295385 poliçe numarası ile sigortalı olduğu .... plaka sayılı aracın 04/05/2018 tarihinde davacılardan ... 'ın idaresindeki  ... plaka sayılı motosikletin çarpışması üzerine davacı ...'ın çok ağır yaralandığıno, 6 ay boyunca davacı ... tarafından bakıldığını, kazada  davalı tarafın asli kusurlu olduğunu ileri sürerek  davacı ... Bakımından kaza nedeniyle 6100 Sayılı HMK’un 107.maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000 TL  kalıcı iş gücü tazminatı  ile  şimdilik 2.000 TL geçici iş göremezlik  tazminatının,  davacı müvekkil ... bakımından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000 TL geçici iş göremezlik maddi tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,(sigorta şirketinin poliçe teminat limiti ile sınırlı sorumlu tutulmasına) ;  30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak müvekkili ...’a verilmesine, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak müvekkili ... ...’a verilmesine, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak müvekkili ... ...’a verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacılar vekili 22/09/2021 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat davasından tüm davalılar bakımından feragat ettiklerini beyan etmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hiçbir şekil ve şartta davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla ... plakalı otomobil trafik sicil kaydında müvekkil şirkete ait görünmekle birlikte uzun süreli kiralama yapılması nedeniyle otomobilin işleteni değişmiş olduğundan Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. Maddesi gereği sorumluluğun tümüyle kiracıya ait olduğunu, buna göre yapılan kiralama sözleşmesi ve düzenlenen faturaların işletenin ... Şti. olduğunu göstermekte olup, bu nedenle araç her ne kadar trafik sicilinde müvekkil şirket adına kayıtlı görünse dahi aracın işleteninin kiracı olduğu, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, ... plakalı araç genişletilmiş kasko poliçesi çerçevesinde ... . A.Ş. tarafından ihtiyari mali mesuliyet ve ferdi kaza teminatlarına sahip olarak sigortalanmış olduğundan davanın sonuçlarından etkileneceğinden davanın .... A.Ş. ve işleten sıfatına sahip ... Şti.'ne ihbar edilmesine karar verilmesini, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı  ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarında sigortacı tarafından tazmin edilecek zararın davacının meslekte kazanma gücünün daimi kaybı oranı olmayıp özür oranına denk gelen gerçek maddi zararı olduğu, bu sebeple adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden kusur raporu alınması gerektiği, izah edilen sebepler ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmili ile öncelikle KTK 97.madde gereği yerine getirilmesi icap eden sigorta kuruluşuna başvuru şartının davacı tarafça yerine getirilmemiş olması nedeniyle HMK 115/2 maddesi gereği davanın usulden reddi davayı kabul anlamına gelmemek koşu ile kusur durumunun ve özür oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp İhtisas Dairesine gönderilmesine,  anılan kazada hatır taşıması veya müterafik kusur gibi tazminatta indirim sebebi olacak sair hususların mahkemece resen tespitini, temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasına, hükmolunması halinde müvekkili şirketin sorumlu olduğu azami poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>Dava dilekçesi ve eklerinin davalı ...'a usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olmasına rağmen, davalının davaya cevap vermediği görülmüştür. <br>DELİLLER                                :<br>Kaza tespit tutanağı, hastane raporları ve kayıtları, iş göremezlik raporları, bilirkişi, tarafların mali ve sosyal durum araştırma raporları, sigorta poliçesi,, bilirkişi raporları, İzmir 52.Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2020 kesinleşme tarihli 2019/452E.-2020/106K sayılı dosyası,  tanık beyanları, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; 6098 ayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.maddesinde ağır bedensel zarar yada ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesine karar verilebileceğinin düzenlendiği, davacılar ... ...  ve ... ... 'ın  müşterek  çocukları 02.12.2001 doğumlu davacı ...'ın trafik kazasında yaralanması nedeniyle  duydukları elem ve acı nedeniyle manevi tazminat isteminde bulundukları, Yargıtay 17.HD'nin 13.12.2018 tarih 2016/3674 Esas ve 2018/12183 Karar sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere, bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun (ana, baba, karı, koca, çocukları ve kardeşleri gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal bütünlüğü  bozulmuşsa, onların da manevi tazminat isteyebileceklerinin belirtildiği, somut olayda davacı ... ...'ın  manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne 10.000,00 TL  manevi  tazminatın kaza  tarihi olan 04.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; diğer davacıların müşterek çocuklarının kalıcı maluliyet oluşacak şekilde yaralandığı, yaralanmanın mahiyeti ve iyileşme süresi dikkate alındığında davacı çocuğun anne babası olan davacıların çektiği elem ve ızdırap nedeniyle manevi tazminat talep etme hakkı bulunduğu anlaşılmakla davaya konu trafik kazasında davalı ... %75 oranında kusurlu olması, tarafların ekonomik ve sosyal durumları nazara alınarak davacı anne ... ...  için 3.000,00 TL manevi tazminatın, davacı baba ... ... için 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza  tarihi olan 04.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan  alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacıların tüm davalılar hakkındaki maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesindeki  en büyük etkenin davacı ... ...'ın tecrübesizliği ve dikkatsizliği olduğunu, motorunu hızlı kullandığını, yavaşlaması gereken yerde hızını daha da artırdığını, frene basmadığını, bahse konu hususlar dikkate alınmadan kusur oranı belirlenmesi ve müvekkile %75 gibi haksız bir kusur oranı takdir edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkil ile davacının kanun ve yönetmelikteki hangi maddeleri ihlal ettiklerine ilişkin kanaatın bildirildiğini, ancak yüzdelik kusur oranlarının belirtilmediğini, yüzdelik kusur oranları belirlenmeyen eksik ve hatalı değerlendirmelerle hazırlanan raporlar ile nihai karara varıldığını, bu nedenle de hakkaniyete aykırı olacak şekilde manevi tazminata hükmedildiğini beyan ederek; Mahkeme’nin 17/02/2022 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talep doğrultusunda  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir.<br>G E R E K Ç E <br>Uyuşmazlık, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.<br>İDM'nce davacıların tüm davalılar hakkındaki maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılardan ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir;  HMK'nun 357 inci maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.<br>Bilindiği üzere; trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını, 6098 Sayılı TBK un 49 uncu maddesi gereğince sürücüden,  2918 Sayılı Kanununun 85 inci maddesi uyarınca işletenden ve  motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısından  zararını isteyebilir. Araç işleteni de, sigorta şirketi de zarar görene karşı sürücü ile birlikte  müteselsilen sorumludur.<br>Yine, 6098 Sayılı TBK un  50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine, 6098 Sayılı TBK'nun 56 /1 inci maddesi  gereğince bedensel yaralanan manevi zararlarını zarar verenden isteyebilir.<br>Kural olarak, 6098 Sayılı TBK'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır. (Yargıtay HGK'nun 17/09/2008 tarih, 2008/4/564 Esas, 2008/536 Karar). Ancak, HAGB ilişkin kararlar, maddi olgu bakımından hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekir.<br>Somut olayda; 04/05/2018 tarihinde 17.15 sıralarında davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki arkasında yolcu konumunda dava dışı ...'ın bulunduğu ... plaka sayılı motosiklet ile Mithatpaşa Caddesini takiben Narlıdere istikametinden Urla istikametine doğru seyir halinde iken davalı şirkete ait diğer davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin otoparka girmek için sola manevra yaptığı sırada çarpıştıkları, çarpmanın etkisiyle motosiklette bulunan davacı ...'ın yaralanması,  dava dışı yolcu ...'ın yaralanması ile sonuçlanan yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. <br>Dava konusu olaya ilişkin İzmir 52. ACM'nin 11/02/2020 tarih, 2019/452 Esas, 2020/106 Karar satılı ilamı ile davalı sürücü ...'ın asli kusurla, birden fazla kişiyi taksirle yaralamak suçundan sonuç olarak 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve HAGB'ye karar verildiği, kararın itirazın reddi kararı ile 08/06/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>HAGB kararları, hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değilse de; hukuk hakimi ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek karar verebilecektir. Buna göre; ceza dosyasındaki tespit ve değerlendirmeler ile dosya kapsamına göre, ceza dosyasından alınan uzman bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün asli kusurlu, davacı sürücünün tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, İDM tarafından alınan 30/07/2021 tarihli bilirkişiler kurulu raporuna göre davalı sürücü ...'ın sol şeride geçmenin her ne sebep olursa olsun yasaklandığı ve bunun yer işaretlemeleri ile düz çizgi ile belirlendiği yolda sola kontrolsüz dönüş manevrası  yaptığından asli kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın motosikletinin hızını yol ve trafik durumunun gerektirdiği mahal şartlarına uyarlayarak yaklaşması gerekirken, bu ihlali ile tali kusurlu olduğunun rapor edildiği, raporun kazanın oluş şekline, kaza tespit tutanağına ve toplanan delillere uygun olduğu, İDM'nin davalı sürücüyü %75, davacı sürücüyü %25 oranda kusurlu oldukları kabulü ve davalıyı manevi tazminattan sorumlu tutmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı ... vekilinin kusura ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>      6098 Sayılı TBK'nın \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi; Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen 52.maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Bu duruma yargısal kararlarda en sık rastlanılan örnek; ehliyetsiz ve/veya alkollü sürücünün arabasına/aracına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek zarara önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması da, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir.<br>Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. Bu yolda indirim yapılabilmesi için herhangi bir talebin bulunması da şart değildir. (Yargıtay 17.HD 2015/4610 E - 2018/307 K sayılı 29/01/2018 tarihli kararı)<br>Somut olayda; davacının kaskının takılı olup olmadığı hususunda bir tespitin bulunmadığı,  davacıda meydana gelen yaralanmaların sağ distal femur kırığı, sağ patella kırığı meydana getirecek nitelikte olduğu, kask takmamasının zararın artmasına bir etkisi de olmadığından;  İDM'nin müterafik kusur indirimi yapmamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır. <br>Maluliyet yönünden; davacının meydana gelen kaza nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek  sağ distal femur kırığı, sağ patella kırığı oluşturacak ve 4. Derecede ağır şekilde hayati fonksiyonlara etkisi olacak şekilde yaralandığı,  Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastahanesi Adli Sağlık Kurulu'nun 30/10/2020 tarihli raporuna göre, davacıda meydana gelen yaralanma nedeniyle engellilik oranının %8, tıbbi iyileşme süresinin 149 gün olacağının belirtildiği;  18/02/2021 tarihli Ege Üniversitesi Adli Sağlık Kurulu raporuna göre meslekte kazanma gücündeki azalma oranının  %9.3 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin  149 gün olduğunun rapor edildiği;  30/10/2020 tarihli  raporun olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığı,  her iki raporun davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliğini ve ağırlığını ortaya koyar nitelikte olup, İDM tarafından bu raporlar dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı  bir yön bulunmadığından, bu yöne ilişkin davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br> 6098 Sayılı TBK'nun 56 maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Eldeki davada, olayın meydana geliş şekli, davalının asli kusurlu olması, davacı ...' da meydana gelen yaralanmanın niteliği, ağırlığı, meydana gelen yaralanma nedeniyle duyulan elem ve ızdırap, diğer davacıların ...'ın yakın akrabası olması, manevi tazminatın haksız zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, istenen manevi tazminat miktarının olayın niteliğine göre makul ve ılımlı olması, olay tarihindeki paranın alım gücü gözönüne alındığında; ilk derece mahkemesince meydana gelen kazada yaralanan ... için 10.000,00 TL, diğer davacılar anne ... ... için 3.000,00 TL, baba ... ... için 3.000,00 TL,  manevi tazminata hükmedilmesi  dosya kapsamına uygun olduğundan davalı ... vekilinin, davacılar anne baba için manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiğine ve manevi tazminatların miktarına ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. <br>Beri yandan, davalı ...'a dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen, davaya karşı süresinde cevap vermediğinden 6100 Sayılı HMK un 128 inci maddesi kapsamında davayı inkar etmek kapsamında kalan istinaf nedenleri dışındaki diğer istinaf nedenlerini 6100 Sayılı HMK un 357 inci maddesi kapsamında ileri sürmesi mümkün değildir. <br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalı ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H  Ü  K  Ü  M      : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı ... tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 273,24 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 1.092,96 TL'den mahsubuyla, bakiye 819,72 TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, <br>5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca  09/10/2025 tarihinde KESİN olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a138ff15c56f1ee7","SID":"67f933bcb32a6332"}}