{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: <br>TARİHİ\t\t: <br>NUMARASI\t\t: <br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/09/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı vekili 04.03.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin lastik alım satım işleri ile uğraştığını, davalı şirket ile müvekkili arasında lastik alım-satım işleri olduğunu, müvekkili şirketin ekte yer alan teslim fişi ve faturalara binaen davalıya lastik sattığını, ilgili malların zaman içerisinde davalı şirket tarafından alındığını, çalışanları tarafından teslim fişleri karşılığında alışverişler gerçekleştiğini, son dönemde kesilen 10.08.2022 tarihli, 28.09.2022 tarihli, 26.10.2022 tarihli, 16.11.2022 tarihli, 07.12.2022 tarihli faturalar ve 28.11.2022 tarihli teslim fişi, 24.11.2022 tarihli teslim fişi, 02.11.2022 tarihli teslim fişi, 24.10.20222 tarihli teslim fişi, 14.09.2022 tarihli teslim fişi, 26.09.2022 tarihli teslim fişi, 03.08.2022 tarihli teslim fişi, 05.08.2022 tarihli teslim fişlerinden kaynaklı 75.906,00 TL'nin tahsili için müvekkilinin ........... Müdürlüğü'nün ........... Esas sayılı dosyasından icra takibine başlandığını, davalı-borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunduğunu, borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu sebeple borçlunun itirazının iptali ile takibin tüm ferileri ile birlikte devamına, haksız ve kötü niyetli olan borçlunun asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve borçlunun mal kaçırma kastına binaen malları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın yasal sürede açılmamış olmasından dolayı davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı ile müvekkili arasında iddia edildiği gibi lastik alım-satımı yapıldığını, ancak dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar ve malın teslimine ilişkin teslim fişlerindeki 2.el lastikler hususunda anlaşmamış olduklarını, daha yüksek kalitedeki lastiklerin alım-satımı hususunda anlaştıklarını, bunun üzerine davacının daha düşük kalitede ürünleri müvekkili şirkete verdiğini, taraflar arasındaki anlaşmaya uymaması nedeniyle müvekkili şirketin malları iade etmek istediğini, müvekkili şirketin malların iadesini yapmak adına iade iradesini göstererek iade faturası tanzim ettiğini, davacı yanın müvekkili şirketin kesmiş olduğu iade faturalarına herhangi bir itirazda da bulunmadığını, dolayısıyla  müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı yanın haksız ve kötü niyetli olarak eldeki takibi ve davayı ikame ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini ve davacı kötüniyetli olduğundan alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"İİK.'nun 67-(2) maddesi; \"bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir\" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve 9-838 E, 715 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit  bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nun 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı).  Dava faturadan kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek; davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" Buna göre davacı tarafın başlattığı takibin 35.381,12 TL tutarlı fatura yönünden haksız olduğu kanaatine varılmış ise de, kötüniyeti mahkememizce sabit görülmediğinden davacı aleyhine tazminata hükmedilmemiş ve Davanın KISMEN KABULÜ ile, .... Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasında takibe yapılan itirazın iptali ile takibin 28.525,47 TL asıl alacak olmak üzere ve takipten itibaren yıllık %9 oranında faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Asıl alacak miktarı 28.525,47 TL 'nin %20si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Reddedilen miktar yönünden yasal şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetl;e  davalı şirket ile davacı arasında lastik alım-satım işleri olduğunu, davacı şirketin dilekçe ekinde yer alan teslim fişi ve faturalara binaen davalıya lastik sattığını, ilgili mallar zaman içerisinde davalı şirket tarafından alınmış olup çalışanları tarafından teslim fişleri karşılığında alış-verişler gerçekleştiğini, kendisinin davacının müşterisi olup parça parça bir çok kez ürün aldığını, davalı şirketle eden devam cari alışverişlerde dava dilekçesinde sunulmuş olunan fatura ve teslim fişlerinen kaynaklı icra takibinin yapıldığını, cari hesaptaki fatura ve teslim fişlerine göre toplam bakiye alacaklarının 75.906,00 TL olup bu rakam üzerinden icra takibi yapıldığını, fakat bilirkişi incelemesinde sadece cari hesaptaki fatura üzerinden hesaplama yaptığını, fakat teslim fişlerine binaen yapılan alışverişteki alacaklarını usul ve esasa aykırı olarak alacak hesabına dahil etmediğini, taraflar arasında fatura ve ayrıca teslim fişlerinden kaynaklı bakiye alacak tutarının 75.906,00 TL olmasına karşın usul ve esasa aykırı olarak bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada 28.525,47 TL alacak tespiti yapıldığını beyan ederek tüm bu nedenlerle davalarının kabulü ile; .... Mahkemesinin .... Esas, .... Karar sayılı ilamının ortadan kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, fatura ve teslim fişlerinden kaynaklanan alacağın tahsili için  .... Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan  itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.<br>Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi üzerine reddedilen kısım yönünden davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Ticari davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Bunun yanında ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Buna göre, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır ( HMK 222/2 ). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur ( HMK 222/4 ). Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 222/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu mahkeme kabul edilir.<br>Dosyanın tetkikikinde; alınan bilirkişi raporuna göre; davacının ticari defter ve kayıtlarının lehine delil vasfı taşıdığı, dava konusu faturalardan 07.12.2022 tarihli 35.381,12 TL tutarlı fatura dışındaki diğer tüm faturaların  davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dosya kapsamında faturalara ve içeriğine karşı bir itirazın olmadığı, davacının icra takip tarihi olan 24.02.2023 tarihin de davalıdan 28.525,47 TL alacaklı olduğu, davalınında icra takip tarihinde davacıya 28.525,47 TL borçlu olduğu, her iki tarafın 2022 ve 2023 yılına ait ticari defter ve belgelerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun ve zamanında yapıldığı ve  kendileri lehine delil vasfı taşıdığı, icra takibine esas faturalardan 07.12.2022 tarihli 35.381,12 TL tutarlı fatura dışındaki tüm faturaların davalının resmi defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça iddia olunan iade faturasına ticari defter kayıtlarında rastlanılmadığı, davacı ile davalı arasındaki bu ticari ilişki sonucunda davalının  davacıya 28.525,47 TL borcunun bulunduğu tespit edilmiş olup, bilirkişi tarafından teslim fişleri ile faturaların da  incelendiği bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, mahkeme gerekçesinin  ayrıntılı ve denetime elverişli bulunmasına,  kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine  karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-.... Mahkemesi'nin .... Esas, .... Karar sayılı dosyasında verilen 26/11/2024 tarihli karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.296,50 TL harcın mahsubu ile fazla alınan  681,11  TL harcın  kararın kesinleşmesinden sonra talebi halinde iadesine<br>3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.18/09/2025\t\t\t<br>....  <br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b004416bd8be778e","SID":"d3cb4f237ef81fe8"}}