{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/1183 Esas  - 2025/1020 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1183 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1020<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN  <br>MAHKEMESİ                      : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/06/2025<br>NUMARASI\t\t: 2024/734 Esas 2025/474 Karar<br><br>DAVA\t:  Çağrıya izin<br>DAVA TARİHİ\t: 30/10/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 01/10/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 02/10/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki çağrıya izin istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>\tDAVA <br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %75 payına sahip ortağı, yönetim kurulu üyesi ve başkanı olduğunu, yönetim kurulu diğer üyesinin %25 hisse sahibi olan ve aynı zamanda davacının oğlu olan ... olduğunu, yönetim kurulununda bu iki ortaktan oluştuğunu, yönetim kurulu üyeleri ve aynı zamanda şirket ortağı olan kişiler arasında karşılıklı sorunlar, tartışmalar ve fikir ayrılıkları nedenleri ile husumet oluştuğunu, baba ve oğul arasında savcılık soruşturması dahil çok sayıda dava açıldığını,  dava dışı ortağın şirket taşınmazlarını, araçlarını ve bankadaki paralarını kendisine ait şirkete devrettiğini, ortakların biraraya gelerek yönetim kurulunu toplayamadıklarını, karar alamadıklarını, müvekkilinin, diğer ortağı noterden gönderdiği ihtarname il toplantı çağrısı yapmasına rağmen genel kurul toplantısı yapılamadığını belirterek, mahkemenin atayacağı kayyım tarafından davalı şirketin genel kurulu toplantıya çağırma izni verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın yaşı ve sağlık durumu itibariyle sağlıklı kararlar alabilecek pozisyonda olmadığını, davacı tarafça ikame edilen ve halen derdest olan davalar olduğunu, davacının amacının, davalı şirketi tek başına temsil yetkisini elde etmek amacında olduğunu, basiretli tacir gibi davranmadığını, davacı hakkında, kısıtlanması talepli Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2024/1066 Esas sayılı dava açıldığını belirterek, öncelikle davanın reddine, aksi takdirde davacının talep ettiği kayyım denetim kayyımı olarak değil, yönetim kayyımı olarak tayin edilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>\tMahkemece; davacının davalı anonim şirketin %75 oranında çoğunluk hissesine sahip olduğu, Yönetim Kurulunun davacı ve dava dışı ortak ... olmak üzere iki kişiden oluştuğu, genel kurulun toplantıya çağrılması amacıyla davacının 15/08/2024 tarihinde noter aracılığı ile dava dışı ortağa ihtarname gönderilmesine rağmen, toplantının yapılamadığı, yönetim kurulunun devamlı toplanamadığının görüldüğü, davacı tarafın dosyaya sunduğu delillere göre, şirket olağan genel kurulunu toplantıya çağırma konusunda yetkili olan yönetim kurulunun, yönetim kurulu başkanının çağrısına rağmen  devamlı olarak toplanamadığı, davacının TTK 410/2 maddesi kapsamında genel kurulu mahkeme izni ile toplantıya çağırma şartlarının oluştuğu gerekçesiyle genel kurul toplantısına yönelik davanın kabulüne, TTK 410/2 maddesi gereğince davalı ... İnşaat Anonim Şirketi'nin genel kurulunun toplantıya çağrılmasına izin verilmesine, genel kurulu toplantıya çağırmak üzere Mali Müşavir ...'ın kayyım olarak atanmasına, kayyıma genel kurul toplantı gündemini; \"a) Açılış ve toplantı başkanlığının oluşturulması, b) Yönetim kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi, c) Finansal tabloların okunması, müzakeresi ve tasdiki, ç) Yönetim kurulu üyelerinin ibrası, d)Kârın kullanım şeklinin, dağıtılacak kâr ve kazanç payları oranlarının belirlenmesi,e)Yönetim kurulu üyelerinin ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi hakların belirlenmesi, f) Faaliyet yılı içinde yönetim kurulu üyeliklerinde eksilme meydana gelmiş ve yönetim kurulunca atama yapılmış ise atamanın genel kurulca onaylanması, g) Görev süreleri sona ermiş olan yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi, şayet esas sözleşmede görev süreleri belirtilmemişse görev sürelerinin tespiti, ğ)Yönetim Kuruluna TTK 395 ve 396 maddeleri gereği izin verilmesi hususunun görüşülmesi, h) Dilekler ve kapanış,\" olarak belirleyip TTK ve Anonim Şirketlerin Genel Kurullarının Toplantılarının Usul ve Esaslarını Belirleyen Yönetmelik hükümleri uyarınca çağrı yapma hususunda yetki verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ  <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın HMK'nun 26 ve 297/1-c maddelerine uygun şekilde oluşturulmadığını, davacı yanca TTK'nun 411 ve 412. Maddeleri gereğince karar verilmesi için mahkemeye başvurulmasına rağmen mahkemece TTK'nun 410/2 maddesi değerlendirilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ <br>\tDava, TTK'nın  412.maddesi uyarınca genel kurulu toplantıya çağırmaya izin verilmesi isteğine ilişkindir.<br>\t6102 sayılı TTK'nın anonim şirketlerde genel kurulun toplanmasına ilişkin çağrı usulünü düzenleyen 410. maddesinde, genel kurulun, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabileceği, tasfiye memurlarının da görevleri ile ilgili konular için genel kurulu toplantıya çağırabilecekleri, yönetim kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında mahkemenin izni ile, tek bir pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabileceği ve mahkemenin vereceği kararın kesin olacağı, TTK'nın 411. maddesinde, sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahiplerinin, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilecekleri, esas sözleşmeyle, çağrı hakkının daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabileceği, yönetim kurulu çağrıyı kabul ettiği takdirde, genel kurulun en geç kırkbeş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılacağı, aksi hâlde çağrının istem sahiplerince yapılacağı düzenlenmiş olup, TTK'nın 412. maddesinde ise, pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemlerinin yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin karar verebileceği düzenlemeleri yer almaktadır. <br>\tDüzenlemeler ile birlikte somut olay değerlendirildiğinde, davacı yanca davalı şirketin TTK'nun 412 maddesi gereğince belirtilen gündem maddelerinin görüşülmek üzere genel kurulun toplantıya çağrılması için izin verilmesi istemiyle açılan eldeki davada mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Verilen bu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, 6102 sayılı TTK'nın 412.maddesi uyarınca genel kurulun toplantıya çağrılmasına yönelik izin istemine ilişkin verilecek kabule yahut reddine ilişkin mahkeme kararları kesin niteliktedir (Emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2017 tarih ve 2016/3287 esas 2017/5383 karar sayılı içtihatı). Kesin olan kararlara karşı HMK'nın m.346/1 hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 247).<br>\tTüm bu nedenlerle HMK'nın m.352'deki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle  davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden red kararına karşı  temyiz yolu açık değildir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-İlk derece mahkemesi hükmü 6102 Sayılı TTK'nın 412.maddesi gereğince kesin olduğundan davalı vekilinin istinaf dilekçesinin USULDEN  REDDİNE,<br>\t2-Davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>\t3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar  yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 6102 sayılı TTK'nın 412. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.01/10/2025<br><br>Başkan-            Üye -                      Üye - \t                 Zabıt Katibi -<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03a43b2092a238b9","SID":"a764827fab8a9494"}}